Akbük’ten Okluk’a, Gökova’da sarı yaz

Halatlar yoruldu, cıvatalar gevşedi. Bir yandan “kış uykusu”na hazırlanırken, diğer yandan “sarı yaz”ın keyfini denizin üstünde çıkarmak hayatımda ilk kez bu eylül-ekime nasip oldu. Yazın yoğunluğunda uzak durduğum ama merak ettiğim Gökova koylarını gezme projem, ilk kez gittiğim Akbük’le aşk…

İNCİRLİ-NİSİROS Şimdi ağustos, şimdi “incir tatma” zamanı

Ege’nin uluslararası sularındaki “olağanüstü hal”e, olağanüstü değişken rüzgârları ve teknede üst üste gelen olağanüstü aksilikler eklenince, Adem ile Havva gibi incir yapraklarının arkasına saklanmak şart oldu. İyi de oldu; namı, ağustos ayında tüm Ege’de boy gösteren incirle birlikte yürüyen Nisiros-İncirli’yi…

Manhattan’da marinada yaşamak

Öteden beri “madem yelkenciyiz, Manhattan’da da yelkenliyi ev yapıp, yaşamalıyım” gibi “araştırılmaya muhtaç” bir duygum vardı. Kışın ortasında, yolum Kanada ve Amerika’ya düşünce, hepsi birbirine komşu Montreal’den Toronto’ya ve Philadelphia’dan New York’a, “buralarda hayatımı demirlemeye kalkarsam, nerelere demir atarım” diye…

Gökova’nın giriş-çıkış kapısı: Çökertme-Ören

“Mandıra Filozofu”nun peşinde kış rüyası Yakında kış uykusundan uyanacağız. Bu yaz kısmetse Gökova’dan intikamımı fena alacağım. Ana üssüm muhtemelen Gökova’nın başlangıç durağı, yakın arkadaşlardan “denizci kolonisi” de oluşturduğum Çökertme olacak. En başında da “Mandıra filozofu” lakabını taktığım, babamın adını taşıyan…