Küçük mavi koylarımız…

Bahar geldi, sezona az bir süre kaldı… Bu yaz nerelere dümen tutacağımızın muhasebesini yaptığımız günlerdeyiz. “Küçük Koylar” yazarımız Ali Boratav Türkiye’nin Ege ve Akdeniz kıyılarını bugüne kadar köşe bucak dolaştı. Nerede iskele var, nereye botla çıkılır, tonoz var mı, market, eczane, plaj nerededir, hangi restoran hangi yemeğiyle ünlü ondan sorulur. Sezon öncesi de dergimize çok güzel bir derleme yaptı ve tam 69 koydan 79 iskele seçti. Hayli uzun olduğu için iki bölümde yayımlama kararı aldık. Bu sayıda Gökçeada’dan Datça’ya 35 iskeleyi okuyacaksınız. Seyir planlarınız için mutlaka incelemeniz gereken güzel bir rehber!

Bu arada dergimiz baskıya girerken kafa karıştıran bir haber geldi. Göcek’in en güzel koylarından Göbün, Küçük Sarsala, Manastır ve Bedri Rahmi koyları C-tipi mesire yeri olarak ihaleye çıkıyor. Sosyal medyadaki yoğun tepkiler ve basında çıkan haberler sonrası açıklama yapan Orman Bakanlığı ihalelerin şeffaf olacağını ve doğanın korunacağını söylüyor ama tesislerin akıbeti meçhul! Boratav’ın sayfa 116’daki değerlendirmesini okuyunca durumun vahametini de anlayacaksınız.

Sezon öncesi bir hizmet de ünlü denizcimiz Tanıl Tuncel’den… Geçen ay “Rota Atlantik-Dilek Ergül” olayı üzerinden yazdığı ders niteliğindeki tespitlerinin üzerine çok sayıda okur mektubu ve tebrik mesajı alan yazarımız bu kez tekneyi yaza hazırlamanın püf noktalarını kaleme aldı.

Yeni tekne hayalleri kuran okurlarımızı da unutmadık elbette. Onlar için 12 metrelik motoryatları araştırdık ve 25 markayı bir araya getirdik. Kamaralı bu tekneler sahip oldukları donanımla denizde her türlü konforu sundukları gibi, orta segmentte oldukları için de nispeten ulaşılabilir fiyatlara sahipler. Konular bunlarla sınırlı değil! En yeni tekneler, yelken yarışları ve röportajlarla dolu dolu bir bahar sayısı sizi bekliyor… 

Hayallerimizi yitirmediğimiz, maviyle, doğayla iç içe ve en önemlisi de herkesin birbirine saygı duyduğu bir ülke olabilmemiz umuduyla… 

Keyifli okumalar… 

Eyup_15

1 comment

  1. Fatih Zeyrek

    Merhaba,
    Evet kücük mavi koylarimiz…
    Türkiyede normal standart gelirli, fakat Deniz ve Su askiyla dolu kisilerin imkanlarinin ellerinin arasindan kayip gittiginide tedirginlikle izliyorum. Son senelerde ne yazikki Tekne almini deyilde, Tekneleri bütcelerine göre nereye baglayacaklarini bilmeyen yelkenci arkadaslarimin Teknelerini istemeyerek ellerinden cikardiklarinida gördüm. Belediye Marinalarinin özelestirilmesi, Türkiyedeki üc bes zengin Marina zinciri sahiplerinin fahis fiyat artirislari bunarin en basinda geliyor.
    Ne yazikki Türkiyede Denizci ve Su Sporcusu olmak artik zengin olmakla es anlama geliyor.
    Oysa bakin Avrupa ve ABD ülkerine, normal calisan ve su sporuyla ugrasmak isteyen her bütceye el verisli imkanlar var. Türkiye Marina Fiyatlari Avrupa ülkelerinin cok üstünde. Özellikle milli geliri göz önünde tutarsak, Standard gelirli insanlarimizin imkaninin cok ama cok üstünde.
    Koylarimiz Beton yiginina cevriliyor sahil seritleri Otel zincirleriyle dolduruluyor, en güzel koylarimiz beton yiginlarina cevrilmek üzere. Oralarda yillardir duran Koy Restoranlari yerle bir ediliyor Oranin insaninin yaptigi herkezin Teknesini baglayacagi iskeleler yikiliyor, ve asil güzelligimizin bunlar oldugunu görmeyen veya göremeyen sahislar yukaridan asagiya emir zinciriyle buralari yok ediorlar. Dogalligimiz ve dokunulmamisligimiz elden gidiyor,cok yazik.
    Ben televizyonda izledigim Evi Deniz olanlar, Deniz yüzlü insanlar gibi belgesellerden esinlenerek yelkencilige gönül bagladim. Fakat hayalini ettigim hayatin artik Türkiyeye döndügümde benim imkanlarimin disina ciktiginida göz ardi etmem mümkün degil.
    Bu gidise bir dur diyecek yokmu?

    Saygilar, Fatih Zeyrek

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.