Seyir Defteri
Yılmaz Öztürk
Hevesimizi kırmayın kardeşim!

Teoman Arsay, bir sohbetimiz sırasında ilginç bir hikâyecik anlatmıştı. Yıllarca dünyanın her tarafında sürdürdükleri gezilerini, aldığı son model tekneyle Kemer'de tamamlayan Fransız çift, yelkenliyi satmak için eşe dosta haber salar. Laf dönüp dolaşıp bu güzel ve normal fiyatından oldukça ucuz tekneye bir türlü alıcı bulunamadığına gelince Fransızca ''Bu güzel yelkenliyi isteyen bir amatör çıkar herhalde'' şeklinde bir cümle sarfederler...

''Amatör kelimesini sıfat olarak mı kullanıyorsunuz?'' diye sorar Arsay. Fransızların yanıtı çok çarpıcıdır: ''Yo, kelimenin tam karşılığıyla kullanıyoruz, yani seven, heves eden, özenen, meraklı anlamında...''

Türkiye'nin en yetkin ''amatör'' denizcilerinden, ustalarımızdan (ve Amatör Denizcilik Federasyonu'nun da başkanı) Teoman Arsay'ın bu anısına hafif hüzünlü, hafif sevinçli, birazcık endişeli gülümseyerek tepki verdim. (Benden olmaz ama, Mona Lisa gibi yani!) Yat sahipliği ve yatçılık kavramının hem hükümet ve bürokrasi, hem toplum, hem de bizzat denizciler, yatçılar tarafından nasıl da tuhaf ve çarpık olarak algılandığını bir kez daha düşündüm.

Buna yol açan, elbette, toplumsal olarak otomatik biçimde sınıflandırma, kendinden farklı ilan etme ve mutlaka eleştirilecek bir tarafını bulma saikıyla düşünme tarzımız. Yat dendi mi devlet ona zenginlerin oyuncağı (dolayısıyla kullanıcılarına yolunacak kaz), toplum ulaşılamayacak, dolayısıyla manasız bir hayal, yatçı da üstün niteliklere sahip bir ırk gibi bakıyor ve de işler çığırından çıkıyor. Bu bakış açısı ortada sevmek, heveslenmek gibi masum isteklerle hareket eden pek az kişi bırakıyor.

Oysa bir tekne, bir yat satın almak ve/veya yatçı olmak, aslında son derece kişisel bir zevki tatmindir. İster hobi için, ister spor amaçlı, isterse gösteriş, insanlar en küçük kayıktan megayatına kadar bütün teknelere, tamamen kişisel zevklerini tatmin için sahip oluyor.

E bunda kınanacak bir şey var mı? Kime ne denizde gezmek isteyenden? Haydi diyelim ki bir lüks tüketim malzemesine uygulanan normal vergiler neye yetmiyor ki hâlâ fazladan bir şeyler alınmaya çalışılıyor? Bir ayıbı kaldırıp (MTV'yi) başka bir ayıbı (harç) koymanın gereği ne? Birilerini muaf tutup birilerini yükümlü kılmak neden? Zevkimizi tatmin edeceğiz, sevdiğimiz, istediğimiz şekilde yaşayacağız diye cezalandırılmamız mı gerekiyor?

Yatçılar ve yat sektörü için gündemin en önemli konusu MTV'nin kaldırılıp yerine boylara göre harç getirilmesiyle ilgili yasa hakkında tarafların görüşlerini bu sayımızda bulacaksınız.

Bu ay beğeneceğinizi umduğumuz bir ek hazırladık. Bu ek, şık, kaliteli ve en önemlisi hayallerinizi süsleyecek rotalar çizmenize yardımcı olacak nitelikli bilgilerle donatmaya özen gösterdiğimiz Ege'nin 50 Cenneti... Yacht Türkiye olarak ''seveni'', ''heves edeni'', ''amatörü'', yani siz sevgili okurlarımızı teşvik etmesini amaçlıyoruz. Bu yaz rotanızı Ege'nin 50 Cenneti ile çizin, pişman olmazsınız!

[ Bize Ulaşın | Künye | Dergi Abonelik ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.