Seyir Defteri
Yılmaz Öztürk
Nasıl olacak bu işler?

Kamil Bulgurlu isimli okurumuz, İSPARK'ın İstanbul'un çeşitli yerlerine kurmayı planladığı tekne-parklar projesini, deneyimli bir köşe yazarı gibi ayrıntılarda kaybolmadan eleştirmiş. Bulgurlu'nun ifade ettiği bütün düşüncelere katılıyorum, şunun altını bilhassa çizmek isterim: Göllerimizin kurutulup derelerimizin pislik yuvası haline gelmesini halledememişken bir de denize mi...

Nasıl olacak bu işler?

Kamil Bulgurlu isimli okurumuz, İSPARK'ın İstanbul'un çeşitli yerlerine kurmayı planladığı tekne-parklar projesini, deneyimli bir köşe yazarı gibi ayrıntılarda kaybolmadan eleştirmiş. Bulgurlu'nun ifade ettiği bütün düşüncelere katılıyorum, şunun altını bilhassa çizmek isterim: Göllerimizin kurutulup derelerimizin pislik yuvası haline gelmesini halledememişken bir de denize mi el atacaksınız? Aman bırakın, dağınık kalsın!

***

Mustafa Koç, teknesi TT Halas 71 ile Çırağan Sarayı'nın karşısındaki dubaya çarptı; kazada Koç'un ayağı kırıldı. Kendisine acil şifalar diliyoruz. Aldığım bilgilere göre Halas ''perte çıkmış''. Bırakın buzlu denizlere uygun, sağlamlığıyla ünlü Halas'ı, çelik bir tekne de o dubaya çarpsaydı sonuç kötü olurdu.

Bırakın, dağınık kalsın dedim ama soru sormaktan da vazgeçemem: İstanbul Boğazı gibi dünyanın en işlek suyollarından birindeki bir duba nasıl ışıksız bırakılabilir? Tedbirsiz yola çıkmayan bir denizci olarak Koç'un ekibiyle seyretmesi daha kötü sonuçları engelledi, ama ya bu kaza, mesela denizci bir ailenin ya da tek başına giden bir denizcinin başına gelseydi? Peki, Mustafa Koç'un böyle bir kaza yapıp teknesini yitirmesindeki sorumluluk kime ait? Yüz milyonlarca dolara VTS sistemleri kurarken, telemetri ihaleleri açarken, bir dubayı bile sağlıklı biçimde görünür kılmayı umursamayanlar olabilir mi acaba?

Bir soru da basın camiamıza: Bu kazanın ertesi günü çıkan gazetelerden, Hürriyet dâhil hiçbiri Halas'ın gerçek fotoğrafını yayınlayamadı. İki kat yukarı çıkıp ya da bir mail atıp ''Bu mu?'' diye sormayı akıl edemiyorsanız, nasıl olacak bu işler arkadaşlar? Bunu Aralık 2009 sayısında, bizzat Koç'un kaza yaptığı teknesini test etmiş bir yayın yönetmeni olarak sorduğumu belirtmek isterim.

***

Son eleştirim 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti kapsamındaki denizcilik etkinliklerine... Biri 2009'da tamamlanmış yedi projeden oluşan bu etkinliklerden sadece bir tanesi bu coğrafyanın kültürünü besliyor / kültüründen besleniyor: 360 Derece Grubu'nun ''Doğu'dan Batı'ya Tarihe Yolculuk'' projesi...

Bunun dışında, ne içinde bir tek Türk gemisinin bile yer almadığı Boylu Soylu Tekneler Yarışı, ne İspanyol Far Barcelona gemisi ziyaretinin, ne de bir tek Türk bayrağının bile dalgalanmadığı, üstelik nedense geçen yıl yapılan İstanbul Europa Race'in İstanbul kültürüyle ne alakası var? Dahası bize ne kattı, ne katacak bu projeler? Bu topraklarda yaşayan insanların böylesine dar kapsamlı, yaratıcılıktan yoksun projeler ürettiklerine, onların arasından sadece bunların seçilebilecek durumda olduğuna ise, kimse kusura bakmasın, asla inanmam!

***

Yok yok, siz benim gerginliğime bakmayın, emin olun, şubat çok güzel geçecek. E hem fuar var, hem kışın bitişine bir ay daha yaklaşmış olduk; hem de siz Türkiye'nin en güzel dergisini okuyorsunuz. Daha ne olsun?

[ Bize Ulaşın | Künye | Dergi Abonelik ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.