Seyir Defteri
Yılmaz Öztürk
Geziler ve tekneler dünyası

Temmuz ve ağustos sayılarımızda verdiğimiz Ege Adaları 1 ve Ege Adaları 2 kitapçıkları büyük ilgi gördü. Birçok okurumuz önemli bir kaynak olarak her iki kitapçığı...

Temmuz ve ağustos sayılarımızda verdiğimiz Ege Adaları 1 ve Ege Adaları 2 kitapçıkları büyük ilgi gördü. Birçok okurumuz önemli bir kaynak olarak her iki kitapçığı da saklayacaklarını belirtti. Kitapçıkların içeriği gibi boyutları da özellikle övgü aldı. Zaten bizim amacımız da okurlarımızın nereye koyayım, nasıl taşıyayım diye düşünmeyeceği bir kitapçık hazırlamaktı.

Ege Adaları 1 ve 2 kitapçıkları hakkındaki sohbetler, ilginç sonuçları da ortaya serdi. Başta Yacht Türkiye'nin sürekli okurları, binlerce kişinin Ege Adaları'nı keşif hayali olduğunu gördük. Bunu zaten biliyorduk elbette; hatta bu yayınımızın amacı bu hayali besleyecek, gerçeğe dönüştürmeye yardımcı olacak bir kılavuz hazırlamaktı. Ancak bu konuda derli toplu, zaman kaybettirmeden ve okuyucuyu hayalinden soğutacak kadar çok teknik ayrıntının arasında boğmadan bilgi veren ilk yayın olduğumuzu düşünmemiştik.

Okurlarımızdan bu yönde kutlamalar gelince araştırdık ki evet, ilk ve tekiz. Ne mutlu bize! Türkiye'nin en çok satan ve en çok okunan yat-deniz kültürü dergisi olarak bize yakışanı yaptık. Ayrıca önümüzdeki sayılar için de kendimize yeni bir rota belirlemiş olduk. Yani haberiniz olsun, size bütün hayallerinizi ve hayatınızı renklendirecek yepyeni rotalar hazırlamaya başladık bile!

Ege Adaları demişken, bu sayıda Ali Boratav'ın, Bodrum'dan başlayıp Kos, Pserimos, Kalimnos, Leros diye devam eden ve geri dönüp yine Bodrum'da sonuçlanan yolculuğunun ikinci bölümünü okuyacaksınız. Boratav'ın notları, Ege Adaları kitapçıklarımızda da yer alan bu adaların ''yaşanmış hali'' ve tabii ki çok daha doyurucu ve birçok zengin ayrıntı içeriyor.

İlginç bir tesadüf eseri aramıza yeni katılan yazarımız Emir Kunt da yaklaşık olarak aynı konudan beslenen bir yazı kaleme aldı. Kunt'un başta kıyasıya bir eleştiri gibi algılanabilecek yazısını, ben kara mizah olarak yorumladım. Çünkü yazarımız da bizzat buraları dolaşmış, dalga geçtiği olay ve yaklaşımları yaşamış biri. Neyse, eğer bu yönde sorular ya da eleştiriler gelirse Emir Kunt yanıtlar zaten. Benim dikkat çekmek istediğim asıl konu, Boratav'ın çizdiği resmin bir de arka planı olduğu ki Kunt da bunu yapmış.

Dergi işleri gereği o tersane senin bu tekne benim dolaşırken, zaman zaman durup derin bir nefes alarak her şeyi gözden geçirmeye çabalıyorum. Acaba yoğunluk algılaması Yacht Türkiye'ye duyulan güven doğrultusunda yapılan, projelendirilen her şeyi ülkemizin referans dergisiyle paylaşma isteğinden mi kaynaklanıyor, diye soruyorum. Yoksa acaba bütün bu yoğunluğun kaynağında gerçekten de işlerin yeniden toparlanması ve iyi gitmesi mi var? Tüketiciler güvenlerini yeniden kazanıp tekne almaya başladılar mı? Türk üreticinin ihraç çıtası yükseldi mi?

Aldığım derin nefes işe yarıyor doğrusu, net bir saptama yapabilirim. Henüz 2007'deki kadar iyi durumda değiliz ve bu sadece Türkiye için değil bütün dünya için böyle. Küresel krizin etkileri tam olarak atlatılamadı, çünkü dünya yat piyasasına yön veren Batılı ülkelerde alınan önlemlerin işe yarayıp yaramadığı belli değil. Megayat piyasasını kendine özgü koşulları dolayısıyla hesaba katmayalım ve doğrudan küçük ve orta boy tekne pazarına bakalım. Önümüzdeki iki sene boyunca bu pazarda, özgün tasarımlar ve tüketicinin talebine doyurucu yanıtlar veren ürünler tercih edilecek gibi görünüyor. Yani markalar üretim ve satış stratejilerini yeniden gözden geçirmek zorunda! Bir de standart ''opsiyon listelerini''... Çünkü yat tüketicisi eskisinden çok çok daha bilinçli artık.

[ Bize Ulaşın | Künye | Dergi Abonelik ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.