Etiket: Kıbrıs

  • Kitab-ı Bahriye’nin Dümen Suyunda -58- KIBRIS 2

    Kitab-ı Bahriye’nin Dümen Suyunda -58- KIBRIS 2

    “Bu fasıl Kıbrız nam cezirenin Biyanko Burnu ötesini beyan ider.” Bu söylem benimdir. Piri Reis de Kıbrıs Adası’nı benim gibi iki bölümde anlatsaydı herhalde ikinci bölüme böyle başlardı diye düşündüm. Bir kusur işledimse affola vesselam.

    Reis, “Kavu Biyanko bir ak burundur. Ol burunun gün doğusu canibinde bir koltuk var. Eyü demür yeridür” diye girer bu bölüme ve devam eder: “Bir de tatlı su var. Yaz, kış akar. Ol suyun iki mil gündoğusu tarafında bir göl var. Pisuri dirler. Ol gölün önleri yaz gününde eyü demür yeridür.”

    AK BURUN YALOVA KÖRFEZİ

    Piri Reis’in Biyanko Burnu (Ak Burun)dediği burun, Kıbrıs Adası’nın güneyinde, İstihali (Düzkaya) Dağı’nın ucundaki burundur. Burnun hemen gündoğusundaki, Reis’in “koltuk” dediği küçük koy, korunaklıdır. Reis’in sözünü ettiği, yaz kış akan tatlı su da burnun gündoğusunda denize kavuşan çaydır. Bu çayın iki mil gündoğusu tarafında, Piri Reis’in Pisuri dediği küçük göl, Baf ile Limassol arasındaki Pissouri Köyü’nün önündeki göldür. Reis gölü ve yerini yazmış ancak haritasında göstermemiştir. Ak Burun ile Kedi Başı Burnu arasındaki körfez bugün haritalarda, Yalova (Episkopi) Körfezi olarak kayıtlıdır.

    “Bu gölden yirmi mil keşişleme tarafında Kavu de Gata -Kedi Başı Burnu vardır. Bu yumru bir burundur. Uzaktan tıpkı bir adaya benzer. Bu burunun batı tarafında bir sığlık vardır. Bu sığlık, bir mil kadar, karayel yönünde uzanır. Burunun kıble tarafında ise küçük bir ada vardır. Bu adacığın on mil kadar yıldız tarafında bir kule bulunmaktadır. O kulenin önünde bir köy vardır. Bu köye Lemaso (Limassol) derler. Oraya iskandil ile gelirler ve oniki kulaç su derinliğini bulunca, demir atarlar.”

    LİMASSOL KALESİ

    Piri Reis’in Kavu de Gata dediği burun bugün de haritalarda Kedi Başı Burnu (Cape Gata) olarak kayıtlıdır. Burnun hemen arkasındaki Akrotiri kasabasının yakınında, adadaki iki İngiliz üssünden biri olan Akrotiri Üssü vardır. Reis’in, burnun kuzeyindeki kulenin önünde olduğunu söylediği Lemaso köyü, bugün Limassol diye bilinir. Antik Çağ, Lemessus yerleşim yeridir. Limassol’dan altı mil gündoğusu yönünde, eski ve harap bir kale olduğuna işaret eden Piri Reis kaleden iki mil ileride, dört mil genişliğinde bir ak burun olduğunu not eder. Bu dört milin önünün, demirlemeye uygun ak yerler yani temiz kıyılar olduğunu söyler. Reis’in eski ve harap kale dediği, Kıbrıs Kralı, Luzinyanlı Guy tarafından 1193 yılında inşa edilen Limassol Kalesi’dir. Luzinyanlı Guy (Guy de Lusignan), 1186-1192 yılları arasında kralı olduğu Kudüs Krallığı’nı, Hittin Savaşı’nı kaybederek Selahattin Eyyubi’ye kaptıran Fransız, Haçlı (Hastane) Şövalyesi’dir.   

    VASİLU POTİMO, MEZUTA BURNU, KAVU KİTE 

    Piri Reis seyrine ve anlatmaya devam eder: “Gün doğusu yönünde bu ak yerleri geçince, Vasilu Potimo’ya gelirler. Vasilu Potimo’dan altı mil gündoğusu tarafında Aya Tanasiyu denen bir kilise vardır. Bu kiliseden altı mil ileride, karşıdan iki çatal gibi görünen, alçak bir burun vardır. Adına Mezuta derler. Bu burundan oniki mil gündoğusu-keşişleme tarafında beyaz bir burun daha var. Ada gibi, karadan ayrı görünür. O buruna, Kavu Kite dirler. Bu burunun ucunda, üç mil kadar açıkta, sığlıklar vardır. Burunun gündoğusu tarafına dolaşınca, yıldız yönünde tuzla önüne gelirler.” dedikten sonra devam eder, “Tuzla azmağının gündoğusu tarafına geçince Eli Kes’e varırlar. 

    Ancak azmak önünden bir mil kadar uzaktan geçsinler çünkü sığdır. Eli Kes’e gelen gemiler tuz yüklerler. Orada kuleye karşı, Aya Lazaro dedikleri bir kilise vardır. Gemiler kilisenin önünde, yedi kulaç suda yatarlar. Ancak demir attıkları yer oniki kulaçtır. İyi demir tutar.”      

    Piri Reis’in Vasilu Potimo dediği, bugün Larnaka olarak bilinen yerleşim yerine yakın küçük bir limandır. Emin değilim ama bugünün haritalarında, Zyyi olarak geçen yer veya yakınında olabilir. Zyyi ile Kavu Kite arasında, Reis’in Aya Tanasiyu dediği kiliseyi bulamadım ama Mezuta Burnu’nun bugün haritalarda Mazotos olarak geçen yerleşim yerinin önündeki burun olduğu anlaşılıyor. “Karadan ayrı, ada gibi görünür, beyaz burun Kavu Kite” bugün haritalarda Kitti olarak kayıtlı köyün önündeki burun olmalıdır. Köyün ve burnun adı, Fenikelilerin Kıbrıs Adası’na hâkim oldukları dönemde, adanın kontrol merkezini oluşturan Citium yerleşim yerinin, İncil’de Kitium olarak geçen adından gelir. Kıbrıs Adası Antik Çağ’dan bugüne, bir yolgeçen hanı olmuştur. Gelenin geçenin sayısı belli değildir. Tarih boyunca Akdeniz çevresinde yaşayan onlarca halk ve kurulan, yıkılan devlet için yaşamsal olan deniz ticaret yolu üzerinde olmasının bunda büyük etkisi vardır. Ada bugün de Akdeniz hâkimiyeti açısından önemini koruyor.

    ELİ KES LARNAKA

    Piri Reis, Kavu Kite’yi gündoğusu tarafına dolaşınca, yıldız yönünde gelinen tuzlanın önünden gündoğusu tarafına geçince varıldığını söylediği Eli Kes her ne kadar Kitab-ı Bahriye’nin benim temel aldığım, Kültür Bakanlığı baskısında -ki en güvenilir kaynaktır- “Magosa”nın güneyinde küçük bir liman olarak açıklanmışsa da kanımca bu doğru değildir. Piri Reis’in Eli Kes ve Tuzla hakkında verdiği bilgiler, Eli Kes denen yerin, bugünün Larnaka kasabası olduğuna işaret eder. Her şeyden önce, Kavu Kite’den Magosa’ya daha epey bir yolumuz var ve Reis’in bu rota üzerinde sözünü ettiği, aşağıda belirteceğim yerler, bu saptamamın doğruluğunu gösterir. 

    Reis’in gemilerin Eli Kes’den tuz yüklediklerinden ve Tuzla Azmağı’ndan (Deniz Kulağı) söz etmesi ve Kıbrıs Adası’nın ikinci büyük tuzlasının Larnaka Tuz Gölü olduğu dikkate alınınca, Eli Kes’in Larnaka olduğu bir kez daha doğrulanmaktadır. Bütün tuz göllerinde olduğu gibi, Larnaka Tuz Gölü’nde de flamingolar dolanır.

    SAN CORCİ BURNU 

    “Bu yerden (Eli Kes) oniki mil kıble keşişleme yönünde bir burun vardır. Bu buruna San Corci Burnu derler. Önleri derin olduğu için bu buruna istedikleri kadar yakın yürüyebilirler. Burunun önünde demir atarlarsa, derinlik oniki kulaçtan yirmi kulaca kadardır” diyen Reis’in bu anlatımında küçük bir sorun vardır ama ben bunun Reis’ten değil, metin eski yazıdan yeni yazıya geçirilirken yapılan bir yanlıştan kaynaklandığını düşünüyorum. Bu paragraftaki “kıble-keşişleme yönünde” ifadesinin, “gün doğusu-keşişleme yönünde “ olması daha doğrudur çünkü San Corci Burnu, Larnaka ile daha doğudaki Poyraz Burnu arasında, Poyraz Burnu’na yakın, Aya Napo yerleşim yerinin batısındadır. 

    Reis, “Bu burunun -San Corci Burnu- altı mil gündoğusu tarafına yani yıldıza dolaşınca bir kilise var. Bu kiliseye karşı küçük gemiler yatar çünkü limanı sığlıktır” dedikten sonra “ol limancukdan Kavu Kiriga oniki mildür, gündoğusu-şuluk üzerine. Mezkûr Kavu Kriga, Kıbrız Adası’nun şuluk burnudur. Kavu Kriga’dan Magusa yiğirim mildür, karayel üstüne. Amma bu yolda sığlı yirler vardur. Bir bir beyan idelüm” diye devam ederken artık Kıbrıs Adası’nın çevresini dolanmayı tamamlayıp, başladığı noktaya, Girne Limanı’na rota tutmaktadır.  

    Reis’in sözünü ettiği Kavu Kriga, bugün haritalarda Cape Greco olarak geçen ancak daha yaygın olarak, Poyraz Burnu diye bilinen burundur. Kıbrıs Adası’nın keşişlemedeki son burnudur. Poyraz Burnu’nu karayel yönünde dönünce artık rota Magusa-Gazi Magosa’dır. Bakalım Poyraz Burnu’nu ve Magosa kenarlarını nasıl anlatmış Reis?

    KAVU KRİGA POYRAZ BURNU

    “Poyraz Burnu adeta dört köşeli bir adaya benzer. Bu buruna yarım palamar uzunluğu kadar yakın yürüsünler. Poyraz Burnu’nda Magosa tarafına dönerlerse iki palamar mesafeye kadar olan yerler iyi yataktır. Buralarda palamarı karaya bağlarlar, demiri gün doğusu tarafına, yirmi kulaç suya atarlar. Buradan (Poyraz Burnu’ndan) ileride, Magusa yönünde iki küçük adacık vardır. Bu küçük adalara, İpsiladya derler. (Burada) Oniki kulaç yerde demir atarlar. Küçük adalardan üç mil karayel tarafında, tepeleri sivri dağlar vardır. Bu sivri, küçük dağlara, Aya Külbe derler. O dağların kıyıları da, kıyıdan üç mil uzaklığa kadar sığlıktır. Oradan (Adacıklardan) üç mil mesafede, Kalındı ve Yeti’ye gelirler. Buradan karayel tarafında, altı mil sonra Sığlar Adası’nı bulurlar. Orada taşlar vardır. Buraya Vudayu- Santa Katerine derler. O taşlardan br palamar uzaktan geçsinler çünkü sığlıklar vardır.”  

    Reis’in İpsiladya dediği küçük adalar, Magosa Limanı’nın önündeki iki küçük adacıktır. Bu adalardan üç mil karayel yönünde, Reis’in Aya Külbe dediği sivri, küçük dağlar Girne Dağları’dır. Bu adacıklardan Sığlar Adası veya Vudayu-Santa Katerine 9 mildir. Reis’in bu rotada sözünü ettiği Kalındı ve Yeti’nin nereler olduğunu bulamadım. Ne de olsa aradan 500 yıl geçmiş. İsimler de değişmiştir. Hele de isimlerin duyulduğu haliyle, üstelik eski Türkçe yazıyla yazıldığını düşünürseniz bana hak verirsiniz vesselam.

    SANTA KATERİNE MAGOSA

    “Santa Katerine’nin girişinin derinliği onbir karıştır. Munyiye’ye kadar hep sığlıktır. Munyiye’nin ağzından girmek isterlerse, Moya Muza’ya doğru yürürüsünler. Onun yıldız tarafında da sığ yerleri vardır. Bu boğazın içinin derinliği onsekiz karış sudur. Eğer büyük ağızdan geçerlerse, Muyamu’dan uzak geçsinler. Dört palamar mesafeden yıldız tarafına dolaştıktan sonra demir atarlar. Eğer rüzgâr uygun eserse, o sığlığın kıble tarafından gitsinler. Burada bulunan kuleye doğru gelip, Maliye’ye yönelsinler. Orada demir atarlar. Eğer büyük gemilerle gelirlerse, Mala’nun önünde iki taraftan da demir atarlar. Mala, Magosa’nın dış limanının önleridir.” 

    Reis’in bu anlattıkları daha önce yazdığım bazı açıklamalar konusundaki kuşkularımı daha da artırdı. “Acaba Reis, Magosa Limanı’ndan ilerisini hiç anlatmaya gerek duymadı mı?” diye düşünmeye başladım. Aslında böyle yapması oldukça akla yakın çünkü Magosa’dan sonrası Karpaz Yarımadası’nın neredeyse dümdüz poyraza doğru uzanan kıyılarıdır. Anlatılacak pek bir özelliği yok. O nedenledir ki Santa Katerine’nin Magosa Limanı’nın bulunduğu yer olduğu inancım giderek arttı. Evet, Reis tam da böyle yapmış. Zaten öyle yapmamış da olsa pek bir şey değişmezdi çünkü Reis bugün Magosa Limanı ve çevresini görse “ben yanlış mı geldim?” diye düşünebilir. Beni doğrulayan satırları, Reis’in Kıbrıs Adası’nı anlatan son paragrafında buldum.

    “Magusa gün doğusuna karşu bir güzel hisardur. Ol hisarın önünde iki kat (iki bölüm) limanı var. İçli dışlı limandur. Kıbrız Adası’nun Magosa’dan asıllı (önemli) yeri yokdur. Magosa’dan Kavu San Andirya elli mildür, gün doğusu-poryaz üzerine. Kavu San Andirya’dan Girine yüzon mildür. Şöyle ma’lûm oluna vesselam.” 

    İşte görüyorsunuz Reis bile Magosa’dan, Karpaz Yarımadası’nın en ucundaki (Apostolos Andreas) San Andreas Burnu’na kadar olan elli milde ve oradan da Girne’ye kadar yüz on milde anlatacak bir şey görmemiş. Ben Piri Reis’ten daha mı iyi bileceğim?  

    Magosa’nın Yunanca adı Famagusta, Antik Çağ’daki adı “Ammakhostos” sözcüğünden gelir. 1492 yılında Venedikli Nicolao Foscarino tarafından yaptırılan Magosa Kalesi, bugün Othello Kalesi olarak ünlüdür. Bu ününü, Shakespeare’in Othello piyesine ilham veren Kıbrıs Valisi (1505-1508) Christoforo Moro’ya borçludur.       

    Kıbrıs Adası’nın, Ak Burun (Kavu Biyanko)-Girne arası böyle bilinsin vesselam.☸

  • Kitab-ı Bahriye’nin Dümen Suyunda -57- KIBRIS ADASI (1)

    Kitab-ı Bahriye’nin Dümen Suyunda -57- KIBRIS ADASI (1)

    “Bu fasıl Kıbrız nam cezireyi1 beyan ider.” Piri Reis Kıbrıs Adası’nı uzun anlatmış. Denizci tayifesi sabırsız olur. Biz iki kısımda anlatalım ki sıkılmayalar. 

    Piri Reis söze “Mezkûr Kıbrız Adası hakikatde sayir Cezayir2 gibi degüldür” diye girer Kıbrıs Adası’nı anlatırken. “Çünkü” der Reis, “bu adanın cümle çevresinde Anadolu kıyıları, Şam kenarları ve İskenderiye kıyıları hep müslümandır” diye devam eder ve “Cezire-i mezbûrun heman bütün bu cümlenün ortasında tereddüdde kalmışdur (Bu ada bütün bunların ortasında şaşkın vaziyette kalmıştır)” diye devam eder. Ve ben bu tanımlama karşısında Reis’in anlatım güzelliğine bir kez daha hayranlık duyarım. 

    Piri Reis son günlerde pek de hayırlı olaylarla gündeme gelmeyen Kıbrıs Adası için güzel laflar eder. “Özellikle çok verimli ve bayındır bir adadır. Çevresi altı yüz mil kadardır. Dağları, suları çok boldur. Hatta yedi bin adet köyü olduğu söylenir” der ama hemen arkasından ilave eder: “Ama bir tarihte, padişahın savaş gemileri ile dolaşırken, bu adaya gelip yanaştığımızda, adanın tanınmış kişilerinden, adanın yedi bin köyünün olup olmadığını sorduğumda, ‘önceleri vardı ama şimdi köylerin sayısı dört bindir’ diye cevap verdiler. Her köyünde çeşitli meyveler, turunç ve şeker imalathaneleri çoktur.” 

    KARPAZ DAĞLARI TUZLA 

    Piri Reis haklıdır. Kıbrıs Adası narenciye yetiştirmeye çok uygundur. Başta, İskenderun’u işaret eder gibi, sipsivri uzanan Karpaz Yarımadası boyunca uzanan Karpaz (Girne) Dağları olmak üzere, (Reis’in tabiriyle) tepeleri sivri, yüksek dağları vardır. Dereleri, suları boldur. Zaten biz de Kıbrıs’ı “Yeşil Ada” diye biliriz. Adanın bir şeyi daha ünlüdür: Kıbrıs Eşeği.

    Reis, Ada’nın kıblesinde bir tuzla bulunduğunu, gemilerin gelerek oradan her yıl tuz yüklediklerini not ettikten sonra, “Bundan sonra denizcilere gerekli yerlerini anlatalım” der. Piri Reis çizdiği haritada, sözünü ettiği tuzlayı, bugün Limasol (Lemesos) Akrotiri Körfezi olarak bilinen körfezin kıyısında göstermiştir. Kıbrıs Adası’nın en büyük tuz gölüdür. Adanın daha küçük olan ikinci tuz gölü de adanın keşişlemesinde, Larnaka’dadır. İkisi de bütün tuz gölleri gibi, pembe kanatlı, uzun bacaklı flamingoların yaşam alanıdır. Sığ, tuzlu sularda bugün de salına salına dolanırlar. 

    ALA KUSİYE GİRNE KALESİ  

    Reis, “Kıbrıs Adası büyük bir adadır ancak adanın yıldız tarafında gemi yatacak yeri azdır. Bu tarafta, Girne Buferi dedikleri bir kale vardır. Bu kalenin önünde küçük bir liman vardır. Bu limana, Ala Kusiye derler. Adanın yıldız tarafında, ondan daha ünlü bir liman yoktur” diyerek Girne Kalesi’ni ve kalenin eteğindeki küçük ama şirin limanı anlatır. Reis haklıdır. Kıbrıs Adası’nın Anadolu’ya bakan, kuzeyli rüzgârlara açık, uzun kıyısında gemilerin sığınabileceği yer azdır. Yeri gelmişken yazayım. “Ala Kusiye” Girne Limanı’nın değil Girne Kalesi’nin Orta Çağ’daki adıdır. Ancak liman kaleye bitişik olduğu için büyük olasılıkla kalenin adı ile anılıyordu. Girne Limanı bugün de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin en önemli limanıdır. Ala Kusiye, Kıbrıs’ın eski adı Akadca Alashia veya Ugaritce, Alasiya sözcüğünden gelmektedir. Kıbrıs Adası, Geç Bronz Çağı’nın, Alasiya veya Alashia Krallığı’dır. “Buferi” sözcüğünün kökenini bulamadım ama Kıbrıs Fatihi Lala Mustafa Paşa’nın Kıbrıs’taki vakıflarının gelir getiren malı mülkü arasında, “Buferi toprağı. 20 Dönüm” diye bir not var. Böyle bilinsin vesselam. 

    Reis, Girne’den günbatısı rotasında seyre devamla, “Bu limanın (Girne) kırk mil günbatısı tarafında, adına Pendiye dedikleri bir körfez vardır. Bu körfezde döküntüler bulunmaktadır. Bu döküntülerin poyraz tarafından içeri girerler. Küçük gemiler yatar” diyerek, bugün Güzelyurt kasabasının önündeki Güzelyurt (Morfu) Körfezi’ni anlatır. Güzelyurt’un tepeleri Erenköy, Kıbrıs Barış Harekâtı öncesinde, bir bölümü Türkiye’deki okullarını bırakıp, vatanlarını savunmak için gizlice Kıbrıs’a dönen Kıbrıslı genç üniversite öğrencilerinin, EOKA ve Kıbrıs Rum silahlı çetelerinin saldırılarına günlerce direndikleri bir noktadır. Bu kahramanlar arasında, sonraki yıllarda Türk ve İngiliz basınında kendisine yer yapacak, gazeteci dostum sevgili Metin Münir de vardı. Yıllar sonra, Piri Reis’in dümen suyunda Kıbrıs’a gittiğimde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni birlikte dolaştık. Reis’in anlattığı dağlarına, kalelerine çıktık, kıyılarında yüzdük. Mülkiye’deki ve sonra Ankara’da aynı daireyi paylaştığımız güzel günlerimizi andık. Ne yazık ki Metin artık aramızda değil. Işıklar içinde uyusun.

    HACISOFU KÖRFEZİ

    “Bundan sonra Furna Kanto Burnu’nu batı tarafına dolaşınca Pendaya Körfezi’ni bulurlar. Bu körfezin içinde bir ırmak vardır. Bu ırmağın karayel tarafında Pendaya’nın küçük bir adası vardır. Bu küçük ada ile Kıbrıs Adası’nın arası ufak gemiler için iyi limandır. İçme suyuna ihtiyaç duyulduğunda, bu adanın karşısındaki Kıbrıs kıyısından bulunur” diyerek devam eder Piri Reis. “Furno Kanto” Burnu, “Kokkino Burnu”i adı Pentageia sözcüğünden gelen Pendaya Körfezi ise Yeşilyurt (Pallis) kasabasının önündeki Hacısofu Körfezi’dir. 

    Piri Reis “Bundan sonra, “Santofan Burnu, Kıbrıs Adası’nın günbatısı tarafındaki Yıldız Burnu’dur. Bu burnun bir mil karşısında, küçük bir ada vardır. Bu ada ince uzun bir adacıktır. Tıpkı kadırgaya benzer. O küçük ada ile burnun arası, onaltı kulaç sudur.” diye devam eder. Santofan veya Yıldız Burnu, bugün haritalarda, Arnavut Burnu olarak kayıtlıdır. Kıbrıs Adası’nın,  kuzey kıyılarının en batı ucudur. 

    “Mezkûr Kavu Santofanu’nun yigirim mil kıble tarafında bir küçük limancuk var. Ol limancuğa Eli Keser dirler. Mezkûrun önünde iki adacuklar vardur. Yassıca adacuklardur. Ol adacuklardan tekrar on mil kıble trafnda bir adacuk dahi var. Terapite dirler. Anun beri yanında bir körfez var. Ol körfez demir yeridür. Hem içecek suyu bulunur.”

    DALGALARIN KÖPÜĞÜNDEN DOĞAN AŞK TANRIÇASI 

    Piri Reis’in bu paragrafta anlattığı kıyılar, Yıldız (Arnavut) Burnu’ndan kıble yönünde seyirle geldiği Drepano Burnu, burnun önünde, Reis’in büyük olasılıkla yine Drepano sözcüğünden bozma Terapite Adası, Drepanu Limanı ve çevresidir. Son yıllarda Antik Çağ’dan Bizans dönemine kadar ticari, dini ve stratejik bir merkez olan Drepano Burnu kazılarında önemli eserler bulunmuştur. Bu da doğaldır çünkü Kıbrıs, Antik Çağ’dan beri birçok halkın gelip yerleştiği ve iz bıraktığı, arkeolojik açıdan zengin bir adadır. Unutmadan yazayım. Mitolojinin güzeller, güzeli, heykellerinin sayısını kimselerin bilmediği Aşk Tanrıçası Afrodit’in Güney Kıbrıs’ta dalgaların köpüğünden doğduğu bilinir.  

    GAZİ BAF SIĞLIKLARI

    Piri Reis adanın günbatısı kıyıları boyunca güneye doğru iner. “Bu körfezden (Drapanu Limanı) on mil kıble doğrultusunda gidilirse, Bafa Burnu’na gelinir. Bafa Burnu alçak bir burundur. (O nedenle) Bu burna bir palamar3 kadar yakın geçmeleri uygundur. Eğer burnun kıble tarafında demir atarlarsa, yirmi kulaç derinlik iyi demir atma yeridir” der ve devam eder: ”Eğer Bafa’ya varmak dileseler, Bafa lodosa karşu bir köydür. Ol köyün önünde deniz kenarında iki birgoslar (Kuleler) vardur. Ol birgosların önü yatakdur. Mezk’ûr yirün şuluk (keşişleme) tarafında üç balamar uzunu (üç palamar uzunluğunda) sığlık yir vardur. 

    Ol sığun üzerinde on yedi karış su var. Birgosla mezb’ûr sığun ortasında (arasında derinlik) dört kulaç sudur. Zikr olan (sözü edilen) ol sığdan gayri ol sığun yanunda bir sığ dahi (daha) vardur. Bu sığdan ol sığ, bir balamar uzun yirdür (uzaklıktadır). İki sığın ortasında (arasında) üç kulaç su vardur. Ve lâkin (ama) evvelki sığ gibi sonraki sığ üzerinde de onyedi karış sudur (Derinlik onyedi karıştır)” diyerek, bu kıyıyı neredeyse karış karış anlatır, topukları (sığlık) dikkatle not eder. Piri Reis, su yüzeyinde görünmeyen, ama üstünde çok az su bulunan bu tür sığlıkların gemiler için ne denli tehlikeli olduğunu bilir. Bu özeni ondandır. Piri Reis’in kıyılarını bütün ayrıntısı ile anlattığı Bafa bugün Gazi Baf (Paphos) diye bilinen kasabadır.  

    MULİNE ADALARI

    Reis seyrine ve anlatmaya şöyle devam eder: “Fakat bunlardan başka Bafa’nın üç mil keşişleme tarafında, Muline denilen iki küçük ada vardır. Bu küçük adaların günbatısı tarafında bir sığlık bulunur. Bu sığlığın üzerinde altı karış su vardır. Gündoğusu tarafında üç palamar uzunluğunda bir sığlık daha vardır. Bu sığlık su içinde görünür. O küçük ada ile Kıbrıs’ın arasındaki derinlik, üç buçuk kulaçtır. Eğer Bafa’dan Muline’ye gelmek isterlerse, bir mil kadar denizden (açıktan) dolaşsınlar ki, bu sığlıklardan kurtulmuş olsunlar Eğer Muline’ye gelip yatmak isterlerse, bütün bunların gündoğusu tarafında küçük bir adacık var. O adacığın lodos tarafındaki sığlıklardan bir palamar uzak geçsinler. O zaman beş kulaç derinlikten geçebilirler. O küçük adanın gündoğusu tarafına yarım palamar uzak geçerek, altı kulaç derinlikte demir atsınlar. Buranın karşısında bir burun vardır. O buruna karşı demir atarlarsa, derinlik iki kulaçtır. Bu küçük adacıktan altı mil gündoğusu tarafında da bir burun varır. O burnun ucu sığlıktır. Bu burnun üzerinde, adına İstihali dedikleri kayalık bir dağ vardır. Bu dağ tıpkı puhu kuşuna benzer. Ondan ileride, altı mil gündoğusu tarafında tek bir dağ daha vardır. Bu dağa da Petira Tulsi derler. Oradan on iki mil gündoğusu-keşişleme yönünde Biyanko Burnu bulunur.”

    Kıbrıs Adası’nın yıldızdaki Ala Kusiye (Girne) Kalesi’nden adanın kıblesindeki Biyanko Burnu’na kadar olan kıyıları ve denizleri böyle bilinsin vesselam.☸