Yazar: MURAT ÖKSÜZ

  • Susuzluk riski ve denizler

    Susuzluk riski ve denizler

    Bir yandan buzullar eriyor, deniz seviyeleri yükseliyor; öte yandan kuraklık nedeniyle içme suyu sıkıntısı yaşanıyor. Garip değil mi? “Madem buzullar eridikçe açığa tatlı su çıkıyor, tatlı sular artıyor, neden hâlâ içme suyu sıkıntısı yaşıyoruz?” diye düşünülebilir. Peki denizlerdeki tuzlu suyu nasıl tatlı suya çevireceğiz? Bu mümkün müdür? İşte bu ay bunu konuşacağız…

    100. sayımızda sizlerle, sizlerin de bizlerle olmanız en azından bizim için şeref. Bunun nişanesi olarak sizlere bu ay önümüzde bizi bekleyen susuzluk riskine dikkat çekme maksatlı bir yazı hazırladım. 🙂 Gülümsemem 100. sayı nişanemden dolayı, yoksa suyla ilgili durumumuz çok gülümsetecek noktada değil. Neyse suyumuz var, suyumuz yok, şu kadar günlük kaldı, bu kadar gün sonra biter diye onlarca haber izlemiş, yazı okumuşsunuzdur. “O kadar deniz var, niye arıtarak kesin sonuçla bu defteri kapatmıyoruz?” düşüncesi ve söyleminde olanlara konuyu biraz açmak istedim. Her gün buzulların eridiğine, deniz seviyelerinin yükseldiğine dair yeni haberler duyuyorsunuz. Bir sonucu da 100. sayımızda benden duyun, efendim en son haber 2014 Nisan ayına ait, yani iki ay öncesine. Gözünüzde canlanması için şekle bakın lütfen.

    Geçtiğimiz Nisan ayında Arktik bölgede deniz buzu örtüsünün genişliğinin, 1981-2010 periyodu ve son beş yılın ortalamalarından daha düşük olduğu gözlendi. Aynı zamanda kayıtların tutulduğu tarihlerin başlangıcından bu yana yaşanan en sıcak nisan oldu 2014 Nisan’ı. Buz sıcak paralelliğinden de anlamışsınızdır zaten. Bunun nedenini artık hepimiz çok iyi biliyoruz: Sera gazlarının neden olduğu küresel ısınma ve iklim değişikliği. Sadece Kuzey Kutbu değil; Güney Kutbu’nda, Antarktika’nın batısında da benzer durum söz konusu. Mesela Batı Antarktika’nın en önemli altı buzulundan (Pine Island, Thwaites, Haynes, Smith, Pope ve Kohler) denize akan buz miktarı, 1973’ten 2013’e kadar yüzde 77 oranında arttı. Buzullar eridikçe deniz seviyelerinin yüksekliği de artıyor tabii ki. Sadece Antarktika’daki bu altı buzulun tamamen erimesi durumunda, deniz seviyelerinde 1,2 metrelik bir artış görülebileceği belirtiliyor. Devamı Haziran 2014 sayımızda…

    Biological water treatment plant with a round settlers
  • Burada Keçi ve İstanköy Adaları anlatılır…

    Burada Keçi ve İstanköy Adaları anlatılır…

    Kitabı- Bahriye’nin Dümen Suyunda 13

    Hafif hafif esen gündoğusu neredeyse pupadan geliyor. İskelede İstanköy. İskele baş omuzlukta, Piri Reis’in, “Keçi Adası” dediği, bugünün Pserimos Adası var. Adanın poyraz kıyısına paralel seyrederken, Piri Reis’in neden, “Mezkûr ada bir kara dağdur…” dediğini anlıyoruz. Bir Yunan balıkçı tirhandili, kıyıya yakın paragat döşüyor. Arkasında kara bir tepe! Keçi Adası’nın etrafını dolaşıp, Bodrum’a dümen tutacağız. Bakalım Reis bu ada için daha neler demiş?

    Odağın İstanköy’e karşı bulunan kıyıları güzel demir atma yerleridir. Yüz parça gemi poyraz ve yıldız günlerinde rahatça yatarlar… Mezkûr adanın İstanköy’e karşı olan kenarına varurlarsa, orada bir adacuk var. Ol adacuk ile Keçi Adası’nun arasından geçüp nerede olur ise demir koyalar…” Piri Reis’in asıl beğendiği demir yeri ise adanın günbatısındadır.

    “Amma mezkûr adanın asıl yatağı günbatısı tarafında bir adacuk var, Kabrutis dirler…” diye bu limana giriş yapar. “Küçük Keçi” anlamına gelen bu ada, bugün haritalarda Plati Adası diye geçer. Keçi Adası’nın batısına düşer. Uzun, alçak bir adadır. Doğu kıyısında, bir şapel, karayel yönünde ise avuç içi kadar, isimsiz bir ada vardır. Piri Reis bir solukta, “Keçi Adasına “Kabrus2” dirler. Amma Efrenç tayifesi (Avrupalı denizciler-Umar) Apsarmo dirler” diyerek isim konusunu bağlar. “Apsarmo”nun, “Pserimos” sözcüğünün Osmanlı ağzında aldığı şekil olduğunu herhalde anlamışsınızdır. Devamı Haziran 2014 sayımızda…

    UMR_5955 UMR_6077

  • Seyyale’nin Ege’yle buluşması

    Seyyale’nin Ege’yle buluşması

    Bir yıldır Seyyale hem İstanbul civarında, hem de Çınarcık, Trilye, Şarköy gibi Marmara Denizi’nin yakın rotalarında dolaştı. Tek uzun yol tecrübesi, Bozcaada’ya niyetlenip ani bastıran yağmurlu, şimşekli lodos fırtınası sonrası can havliyle girebildiğimiz Çanakkale oldu. Ama Seyyale bir Akdeniz kızı. Buralar dar geldi kendisine ve bu sene artık Ege’yle buluşma zamanı geldi. Sert hava, zincir sorunu, jeneratör problemi, pervaneye dolanan halat derken Urla’ya kadar biraz maceralı ama güzel bir seyir yaptık.

    Genel yayın yönetmenimiz Eyüp Özel, Yacht Türkiye’nin 100. sayısını hazırladıklarını söyledi. Ben dergimizin yazı ailesine biraz geç katıldım. İlk yazım 55. sayıda çıkmıştı, ama ilk çıktığı andan itibaren derginin ilgili bir okuyucusuyum. Değişik kategorilerdeki teknelerle ilgili hazırlanan dosyalar, her biri rehber niteliğindeki gezi yazıları, yat market, ayın 28’inden itibaren dergiyi merakla beklememe neden oluyordu (hâlâ da oluyor). Her ay yerli yabancı altı-yedi yat dergisi alan bir okuyucu olarak -biraz da yazarı olmam sebebiyle gururla- söyleyebilirim ki kalitesi oldukça yüksek bir dergi, başta Eyüp Özel olmak üzere tüm emeği geçenleri kutlarım. Devamı Haziran 2014 sayımızda…

    Marmara adasi cinarli köyünde kayiklar Marmara adasi MArmara adasina yanasirken

  • Kazaya rağmen birinci geldi

    Kazaya rağmen birinci geldi

    Extreme Sailing Series’in (ESS) 3. Ayağı 1-4 Mayıs’ta Çin’in Qingdao kentinde gerçekleştirildi. 25 knot’lık sağanak rüzgârların tekneleri mücadeleye sürüklediği yarışlar esnasında Red Bull Sailing Team, 15 knot hızla gittiği bir anda Alinghi teknesine çarptı. Yaşadığı bu talihsizliğe rağmen yarışı toparlayan Alinghi ayağın birincisi olurken, genel klasmandaki puanını da 28’e çıkararak birinciliği elden bırakmadı. Genel sıralamada ikinci ekip 26 puana sahip The Wave Muscat, üçüncü 24 puandaki Emirates Team New Zealand ve dördüncü ise 22 puana sahip Reamteam by Realstone… www.extremesailingseries.com