Yazar: msahin

  • Yatçılığın nabzı yine Düsseldorf’ta tutulacak

    Yatçılığın nabzı yine Düsseldorf’ta tutulacak

    2026’nın ilk ayında yat dünyasının pusulası yine kuzeyi, Almanya’nın Düsseldorf şehrini gösteriyor. 17-25 Ocak’ta 57. kez kapılarını açacak dünyanın en büyük “kara fuarı” Boot Düsseldorf, 200 binin üzerinde ziyaretçiyi binden fazla tekneyle ve su sporları ekipmanıyla buluşturacak. Avrupa’da yılın yatlarının da belirlendiği bu önemli organizasyonda dünya prömiyerini yapacak 25 modeli detaylarıyla sayfalarımıza taşıdık. Bir yandan da yatçılığın nereye gittiğini görmeye çalıştık.

    Denizcilikte artık “daha büyük”, “daha hızlı” ya da “daha pahalı” olanın tek başına bir anlamı olmadığını söylemek mümkün. Bu ay, Alper Günoral’ın incelediği 100 feet’lik trimaran Anahita bunun iyi bir örneği. Modern mühendisliğiyle teknik bir başarı olmasının ötesinde, denizde farklı düşünmenin mümkün olduğunu hatırlatıyor. Bu sayının “keşif” teknelerinde Riva 58 Capri ve Viknes V10’a yer vererek Akdeniz zarafetiyle kuzey disiplinini yan yana getirdik. Biri sportif duruşuyla Akdeniz ruhunu temsil ederken diğeri işlevselliğiyle ödülleri neden topladığını gösteriyor.

    Kapakta ise göz alıcı bir “mücevher” var: Diamond Binta. İtalyan Tankoa Yachts’ın 58 metrelik megayatı butik yatçılığın ve kişiselleştirilmiş lüksün geldiği noktayı anlatıyor. Yatlar artık birer güç gösterisi olmaktan çıkıp sahiplerinin karakterini, yaşam biçimlerini ve beklentilerini yansıtan kişisel alanlara dönüşüyor. Yani, İnanç Işıl Yıldırım’ın bu ayki yazısında vurguladığı iç mekânlarda kullanıcı odaklı tasarımın yükselişi tesadüf değil.

    Kışın ortasında olsak da farklı coğrafyalardan ilginç rotalarla sizi keyifli yolculuklara çıkarmaya devam ediyoruz. Müzisyen ve prodüktör Emirhan Çelikbilek’in Norveç’in soğuk sularındaki büyülü seyriyle kuzey ışıklarına uzanıyoruz. Talat Kırış’ın Moby Dick’le kurduğu kişisel bağı anlattığı yazısında Güney Okyanusu’na selam veriyoruz. Deniz Kurt ile Lizbon’un yokuşlarından Atlantik’e bakıp, Özgür Cengiz’le Endonezya’da geleneksel Pinisi ile Baharat Yolu’na açılıyoruz. Sadun Boro’nun ardından dünya turu yapan ikinci Türk denizci Tanıl Tuncel ile bu kez “gitmeseniz de olur” dediği rotaları konuşuyoruz. Çünkü denizcilik romantik olduğu kadar gerçekçi olmayı da gerektiriyor.

    En yeni tekneler, denizcilik söyleşileri, marin dünyadan son haberler ve “Seyir Defteri”ne sığdıramadığım daha birçok ilgi çekici konuyla dolu dolu bir sayı sizi bekliyor. Hayallerinizin peşinden gideceğiniz güzel bir yıl geçirmeniz dileğiyle; mutlu yıllar, keyifli okumalar…

  • Maviliklerde açık hava keyfi!

    Maviliklerde açık hava keyfi!

    Sezonun en canlı dönemi temmuza, dopdolu bir sayıyla merhaba diyoruz…

    Dosya konumuzu “10 metre üstü open motoryatlar” ile denizin üzerinde sınırsız manzarayla açık hava keyfi sunan açık tasarımlı modelleri araştırdık. Sadece hız ve performansla değil, estetik çizgileri ve kullanım konforuyla da öne çıkan bu tekneler geniş güverteleri, manzaralı sosyal yaşam alanlarıyla yani Akdenizli yapılarıyla bizim sularda yaz aylarının vazgeçilmezleri arasında. Bu segmentteki yenilikleri, bir araya getirdiğimiz 15 motoryatta detaylıca inceleyebilirsiniz…

    Geçen ay suya indirilen Bodrumlu Ada Yacht Works’ün 50 metrelik megayatı Legasea, kapağımızı süsleyen Hollandalı Heesen Yachts’ın 57 metrelik ödüllü megayatı Santosha, İtalyan Novamarine’in 10 metrelik RIB’i Black Shiver 100 ve daha önce ünlü top model Adriana Lima’ya ait olan ve refitten geçen Zeelander Z44; yeni modeller, lansmanlar, ödüllü tasarımlar ve daha fazlasını bulacağınız temmuz sayımızın öne çıkan tekneleri arasında…

    Deniz insanlarının hikâyelerini anlatmaya bu sayıda da devam ediyoruz. Cem Gürdeniz, rekortmen denizcimiz Erden Eruç’u “Okyanusta yalnız bırakılmış bir Türk” diyerek anlatırken, Golden Globe Race hazırlıklarını sürdüren Eruç’la Alper Günoral da özel bir söyleşi gerçekleşirdi.

    Yazarlarımız İnanç Işıl Yıldırım teknelerin iç mekân tasarımlarındaki kimlik arayışını, Deniz Kurt da Türk yat sektörünün mürettebat sorununu inceliyor. Teknoloji sayfalarımızda Mehmet Acar, son dönemde baş döndürücü bir hızda artan yenilikleri sıralıyor. Bünyamin Sürmeli ise yapay zekânın dijital su ayak izine dikkat çekiyor. Mehmet Bezdan’ın “Denizcilerin tanrıçası Aphrodite” yazısı mitolojik esintilerle bizi mavi kıyılarımıza götürüyor…

    Tekneler ve mavi portreler dışında bu sayıda denizlere çağıran rotalar da sizi bekliyor. Alüminyum yelkenli Boreal 47.2 ile Biscay Körfezi geçişini kaleme alan Prof. Dr. Talat Kırış kendi teknesi Narval’ın hikâyesini yazmaya bu ay kaldığı yerden tekrar başlıyor. Bu yazısında ise arkadaşının Boreal’iyle Lizbon’a yaptıkları seyir var. Süha Umar da Kitab-ı Bahriye’nin izinde Kıbrıs’ı anlatmaya ikinci bölümle devam ediyor. Miray S. Öncü’nün detaylıca anlattığı Ege’nin karşı kıyısındaki huzurlu yeşil ada Samos ise bu yazın gözdesi olmaya aday. Her biri, başka bir mavilikte başka bir ruh haliyle sizi denizlere davet ediyor…

    İyi bir temmuz geçirmeniz dileğiyle, keyifli okumalar…

  • Yatırımcıların gözü Londra’da

    Yatırımcıların gözü Londra’da

    Dünyada enflasyon riski artmışken, tarihsel olarak enflasyona karşı bir hedge enstrümanı olan emlak alanına olan ilgi de artıyor. Emlak yatırımcılarının gözde şehirlerinden biri de Londra.

    Dünya, gümrük vergisi ve ticaret savaşlarına hazırlanırken bu savaşın kaçınılmaz etkisi olarak fiyat artışlarının ve enflasyon baskısının tüm dünyayı etkileyeceğini tahmin etmek zor değil. Bu ortamda, yatırımcıların gözü yeniden emlak alanına yöneldi zira emlak tarihsel olarak, enflasyona karşı bir koruma aracı kabul edilir. Dünyanın finans ve kültür başkenti olarak tanıdığımız Londra da emlak yatırımcılarının gözdesi konumunda bulunuyor.

    Londra, yalnızca Birleşik Krallık’ın değil, aynı zamanda dünyanın en önemli finans, kültür ve eğitim merkezlerinden biri ve yüksek yaşam kalitesi, köklü tarihi ve küresel bağlantıları sayesinde bu şehir, yüzyıllardır yatırımcıların radarında olan bir kent. Dünyanın her yerinden Londra’ya eğitim almak için gelen öğrencileri, bu şehirde iş fırsatlarını değerlendirmek isteyen iş adamlarını ve her yıl milyonlarca turisti ağırlayan Londra, dünyanın en büyük ekonomik faaliyetlerine ev sahipliği yapıyor.

    Dahası, emlak yatırımcıları için Londra’nın emlak piyasası, uzun vadeli istikrarı ile biliniyor. Ekonomik dalgalanmalara rağmen, başkentteki gayrimenkul değerleri genellikle yukarı yönlü bir eğilim gösteriyor. Bu durum, yatırımcılara hem sermaye kazancı hem de kira getirisi açısından önemli avantajlar sunuyor.

    Londra’da konut mu yoksa ticari emlak yatırımı mı?

    Londra, hem konut hem de ticari mülklerde yüksek kira getirisi potansiyeline sahip bir şehir. Şehrin bazı bölgelerinde kira gelirleri, mülk değerine oranla oldukça caziptir. Ayrıca, İngiltere’deki bazı vergi düzenlemeleri, doğru planlama yapıldığında yatırımcılara avantaj sağlayabilir. Özellikle kurumsal yatırımcılar için çeşitli vergi teşvikleri bulunduğunu da unutmamak gerekiyor.

    Ancak elbette bu yatırım sırasında profesyonel emlak danışmanlığı almak da büyük önem taşıyor. Nursel Gündeş tarafından kurulan emlak danışmanlığı şirketi NGIML bu alanda Türkiye’den ve dünyadan Londra’da emlak yatırımı yapmak isteyen yatırımcılara 5 yıldır danışmanlık hizmeti veriyor. NGIML, konut alım, satış, kiralama ve yönetim alanlarında kişiye özel danışmanlık hizmetleri sunuyor.

    Aynı zamanda Birleşik Krallık’ın önemli emlak şirketlerinden biri olan Berkeley Group’un Premier Club acentesi olan NGIML, Berkley Group’un Londra’daki ve Güney İngiltere’deki önemli emlak projelerinin satışını da gerçekleştiriyor.

    NGIML’nin hizmetleri arasında şunlar yer alıyor:

    Pazarlama

    • Alım sürecinde yapım firmalarıyla sıkı pazarlık
    • İlerleme güncellemeleri için düzenli toplantılar
    • Beklenen kira getirisini sunma  
    • Doğru kiracıyı seçmek için yerel emlakçılarla iletişime geçme
    • Muhtemel kiracı adayıyla kirayı müzakere etme ve anlaşma
    • Beklenen satış fiyatını sunma

    Mülkiyet Yönetimi

    • Kiracı giriş ve çıkış sürecini yönetme     
    • Kiracı anlaşmazlıklarıyla ilgilenme           
    • Düzenli mülk denetimleri gerçekleştirme           
    • Olası tamirat ve tadilatları organize etme           
    • 7/24 ulaşılabilir destek

    Ağ Oluşturma

    • Yatırımcıyı mortgage, hukuk ve vergi alanında uzman profesyonellerle bir araya getirmek.

    NGIML’in temsilciğini yaptığı Berkeley Grup projelerinden bazıları ise şunlar:

    TwelveTrees Park, West Ham

    3.800’den fazla yeni konut, 12 dönüm yeşil alan ve West Ham’da yeni bir istasyon girişiyle 22 yıllık büyük bir dönüşüm projesi. Beş büyük ulaşım hattı ile Canary Wharf’a sadece birkaç dakika uzaklıkta.

    Oval Village, Oval

    Nine Elms ve Battersea’nin yanındaki önemli bir dönüşüm bölgesinde yer alan şık daireler koleksiyonu. Northern & Victoria hatları ile mükemmel ulaşım bağlantılarına, özel spor salonuna ve çatı bahçesine sahiptir. NGIML, 2024 yılında Oval Village projesinin en çok satış yapan acentesi seçildi

    Poplar Riverside, Poplar

    CanaryWharf’a sadece dört dakika mesafede, 2.800’den fazla yeni konuttan oluşan proje seçkin bir topluluk içeriyor. Projenin sakinleri 20 metrelik yüzme havuzu ve spor salonu gibi dünya standartlarında sosyal alanlar ile sahil yaşamının tadını çıkarıyor.

    NGIML hakkında daha fazla bilgi almak ve iletişim kurmak için aşağıdaki linkleri kullanabilirsiniz:

    Web: www.ngiml.com
    Email: [email protected]
    Telefon: +44 7762 574 877

    Bu bir reklamdır.

  • Borusan Oto İstinye’de BMW imzası: Retail Next

    Borusan Oto İstinye’de BMW imzası: Retail Next

    Borusan Oto İstinye, müşterilerine kişiselleştirilmiş bir showroom deneyimi sunmak için BMW’in geliştirdiği yeni nesil satış konseptiyle baştan aşağı yenilendi.

    Borusan Otomotiv, 1984 yılında kurulan grup şirketi Borusan Oto ile otomotiv sektöründe çıktığı yolculuğun 40. yılını, BMW Group’un geliştirdiği yeni nesil satış konsepti Retail Next konseptiyle yenilenen Borusan Oto İstinye’nin açılışıyla birlikte seçkin bir davetli topluluğunun katıldığı özel bir etkinlikle kutladı.

    Dijitalleşmeyle birlikte değişen tüketici alışkanlıklarına göre BMW Group tarafından geliştirilen Retail Next konsepti, otomobillerin tek başına yıldız olduğu bir anlayışı geride bırakarak müşterilerle otomobillerin sahneyi birlikte paylaştığı bütüncül bir anlayışa geçişi temsil ediyor. Retail Next konseptiyle yenilenen Borusan Oto İstinye, sunduğu fijital yolculukla müşterilerin güncel beklenti ve ihtiyaçlarına uygun pürüzsüz bir deneyim alanı sunuyor.

    Etkinlikte konuşan Borusan Otomotiv İcra Kurulu Başkanı Hakan Tiftik “Bundan tam 40 yıl önce 47 kişilik bir ekiple çıkılan bu yolda, bugün Borusan Otomotiv Grubu olarak 7 grup şirketi ve BMW, MINI, BMW Motorrad, Range Rover, Defender, Discovery ve Jaguar olmak üzere dünyanın önde gelen 7 otomotiv markasının distribütörlüğüyle Türkiye otomotiv sektörünün en önemli oyuncularından biri konumunda olmaktan gurur duyuyoruz. Bizlere bırakılan mirası, bağlı olduğumuz ilkeler ve yenilikçi vizyonumuzla geleceğe daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için kararlılıkla yol alıyoruz.” dedi.

    Otomotiv sektörünün büyük bir dönüşüm geçirdiğini, sürdürülebilirlik ve dijitalleşme kavramlarının premium otomobil dünyasında satın alma alışkanlıklarını ve satış noktalarının yapısını değiştirdiğini söyleyen Tiftik, sözlerine şöyle devam etti “Borusan Otomotiv olarak biz de 40 yıllık köklü birikimimizle bu değişimi yakından takip ediyor, sektörde öncü adımlar atmaya devam ediyor ve showroomlarımızı çağın gerekliliklerine göre yeniden tasarlıyoruz. Bu bağlamda BMW Group tarafından geliştirilen Retail Next konsepti, satış ve hizmet anlayışımızda köklü bir dönüşümün başlangıcını simgeliyor. Bu dönüşüm sadece fiziksel bir yeniliği değil, müşteri deneyimini mükemmelleştirme ve üst seviyelere taşıma hedefimizi de yansıtıyor. Sürdürülebilir lüks odaklı müşteri deneyimini ön plana çıkarırken müşterilerimizle kurduğumuz bağın daha da güçleneceğine inanıyoruz. Perakendenin geleceğine ışık tutan Retail Next konseptinin bütüncül yaklaşımıyla otomobilin showroom’da tek başına yıldız olduğu bir anlayışı geride bırakarak, artık müşterilerimizle otomobillerin sahneyi birlikte paylaştığı, fiziksel ve dijital deneyimlerin iç içe geçtiği, fijital bir ortam sunuyoruz. Borusan Oto İstinye tesisimiz de bu yaklaşımın en son örneği. Bu akşam Borusan Otomotiv’in ve dolayısıyla Borusan Oto’nun da 40. yılını kutladığımız ve Retail Next konseptiyle yenilenen Borusan Oto İstinye’nin açılışını gerçekleştirdiğimiz bu özel anı sizlerle paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum.”

    Borusan Oto İstinye Hakkında
    Faaliyetine 2001 yılında başlayan, teknolojiyi sanatsal bir çizgiyle harmanlayan ve Retail Next konseptiyle yenilenen Borusan Oto İstinye 34.375 m² kapalı ve 8.195 m² açık alan kullanımına sahip. Showroom alanlarında 18 BMW, 5 MINI ve 3 BMW Premium Selection olmak üzere toplam 26 otomobil sergileme kapasitesi bulunuyor. Ayrıca, Yeni BMW Motorrad showroomunda 15 motosiklet sergilenecek.

    Yalnızca tasarım değişiklikleriyle sınırlı kalmayan Retail Next dönüşümü, sunduğu fijital yolculukla müşteriler için kişiselleştirilmiş bir showroom deneyimi sağlıyor. Detaylara gösterilen özen, showroom kokusundan personel eğitimine, her şeyin BMW marka değerleriyle uyumlu olmasını ve müşteri deneyimini daha da iyileştirmesini sağlıyor.

    Açılışa özel sergilenen modeller hakkında

    BMW 3.0 CSL
    BMW M tarihinin en ikonik modellerinden BMW E9’a ithafen, sadece 50 adet üretilmiş BMW 3.0 CSL aerodinamik gövde parçaları, sıralı 6 silindirli motoru ve manuel şanzımanıyla BMW markasının en özel modellerinden biri olma unvanına sahip.

    BMW M departmanıyla özdeşleşmiş renklerden oluşan gövde çıkartmaları otomobilin farklı yapısına katkıda bulunuyor.

    Agresif gövde tasarımına katkıda bulunan ve BMW’nin imzası niteliğindeki dik hizalanan böbrek ızgaralar bu özel otomobilde alışılmış tasarımdan daha farklı bir dizayna sahip. 21 inç boyutundaki arka jantları çevreleyen çamurluk tasarımı BMW 3.0 CSL’e kaslı ve agresif görünüm kazandırıyor.

    BMW 3.0 CSL, BMW tarafından şimdiye kadar üretilmiş en güçlü sıralı 6 silindirli motora sahip. Bu ünite çift turbo beslemesi sayesinde 560 beygir güç ve 550 Nm tork üretiyor.

    BMW Concept Skytop
    BMW’nin Z8 ve 503 modellerinden ilham alan ve 2024 yılında tanıtılan BMW Concept Skytop, dünyada sadece 50 adet üretimle sınırlandırılmış iki kişilik bir konsept otomobildir.

    Atletik ve kaslı duruşuyla dikkat çeken bu iki kişilik konsept otomobil, klasik lüks özelliklerini yüksek teknoloji detayları ve hassas işçilikle birleştirerek benzersiz bir tasarım sunuyor. BMW Concept Skytop, 625 beygir gücünde çift turbolu 4.4 litrelik V8 motoruyla 0’dan 100 km/s hıza 3,3 saniyede ulaşabiliyor. Manuel olarak çıkarılan çift panelli targa tavanı, otomobile estetik bir görünüm kazandırırken sürüş keyfini de artırıyor.

    BMW Vision Neue Klasse
    Geleceğin mobilite vizyonunu temsil eden ve yakın gelecekte üretime geçmesi planlanan bir konsept otomobildir.

    Altıncı Nesil BMW eDrive teknolojisiyle donatılan BMW Vision Neue Klasse; önceki versiyonlarına göre %30 daha fazla menzil, %30 daha hızlı şarj ve %25 daha yüksek verimlilik sunuyor. Dijitalleşme alanında Panoramik Görüş Ekranı donanımı ve sezgisel iDrive sistemiyle sürücülere yenilikçi bir deneyim sağlıyor.

    BMW Neue Klasse; kaynakları koruyan üretimi, ikincil ham madde kullanımının artırılması ve yüksek verimlilik sunan tamamen elektrikli sürüşü sayesinde yaşam döngüsü boyunca karbon ayak izini azaltıyor.

    Zamanının çok ilerisinde olan Yeni BMW Vision Neue Klasse, yeni bir çağa hızlı bir geçişi temsil ediyor.

    BMW M Hybrid V8
    BMW M Hybrid V8, BMW M Motorsport tarafından geliştirilen ve 2023 sezonunda IMSA serisinin GTP sınıfında yarışmaya başlayan bir LMDh prototip yarış aracıdır. 640 beygir gücünde P66/3 kodlu çift turboşarjlı 4.0 litrelik V8 motoru ve ek elektrikli tahrik sistemiyle toplamda 680 beygir gücü üretmektedir. Şasi, İtalyan yarış otomobili uzmanı Dallara ile iş birliği içinde geliştirilmiştir. BMW M Hybrid V8, 2024 sezonunda FIA Dünya Dayanıklılık Şampiyonası’nda (WEC) da yarışarak Le Mans 24 Saat yarışına geri dönmüştür.

    BMW M Hybrid V8, Amerikalı Ressam Julie Mehretu’nun “Everywhen” adlı tablosundan aldığı ilhamla tasarladığı görüntü motifini, BMW M Hybrid V8’in dış hatlarına yüksek çözünürlüklü bir görüntü olarak aktarmasıyla sanat eserine dönüşerek BMW Art Car Koleksiyonu’ndaki 20. ve en yeni otomobil olarak yerini almıştır.

    BMW Z8
    İki tonlu renk düzeniyle ikonik bir tasarıma sahip olan BMW Z8, benimsediği retro-fütüristik yaklaşımla 1956 model BMW 507’ye atıfta bulunarak klasik çizgileri ve modern tasarım unsurlarını birleştiriyor. 1999-2003 yılları arasında imal edilen BMW Z8, 4,9 litrelik V8 motoruyla 400 beygir güç üretiyor.

    İki tonlu tasarımda gövdenin ana rengiyle kontrast oluşturan tavan, yan ayna kapakları veya belirli detaylarla dinamik bir görsel efekt sağlanırken ikiz dairesel farlar ve BMW markasının imzası niteliğindeki böbrek ızgarasıyla benzersiz bir tasarım sunuluyor. İç mekanda ise alüminyum detaylar ve gösterge panelinin direksiyon simidi merkezine yerleştirilmesi, klasik ve yenilikçi bir his yaratıyor.

    MINI Recharged x Lakwena
    2021 yılında, IAA Mobility Otomobil Fuarı sırasında Münih’teki bir binanın cephesini boyayarak yarattığı “BIG LOVE” duvar resmiyle yaşam sevincini ve MINI’nin temel sloganını duyuran Londra doğumlu sanatçı Lakwena Maciver’in, 1986 model MINI’yi BIG LOVE teması çerçevesinde yeniden tasarlamasıyla ortaya çıkan MINI Recharged x Lakwena, renk ve desenlerle özelleştirilmiş elektrikli bir sanat eseridir. Kendisi bu otomobili “Farklı kültürlerin oluşturduğu bir renk festivali.” olarak tanımlamaktadır.

    Mevcut motoru, MINI İş Ortağı Recharge Heritage Ltd.’ye ait yeni bir elektrikli motorla değiştirilerek MINI Recharged projesinin temsilcisine dönüştürülen MINI Recharged x Lakwena, İngiliz moda tasarımcısı Paul Smith’in tasarımının ardından sanat eserine dönüştürülen ikinci MINI Recharged olma özelliği taşıyor.

    Bu bir reklamdır.