Uzun zamandır dizilerde rastlayamadığımız Tardu Flordun, oyunculuk kariyerine sinema ve tiyatroda devam ediyor. Şu sıralar “Silsile” filmi ve “Kim Korkar Hain Kurttan” tiyatro oyunuyla gündemde olan Flordun’un denizle ilişkisi şimdilik uzaktan ama denizin tuzunu küçüklükten almış. Yazı: NESLİHAN BÖLE / [email protected] Fotoğraflar: PINAR GEDİKÖZER
Yazar: MURAT ÖKSÜZ
-

TARDU FLORDUN “Teknede deli partiler peşinde değilim”
Tiyatro temelli oyuncu Tardu Flordun, bu yıl sinema ve tiyatro işleriyle gündemde… Dizilerden özellikle uzak duran aktör, şimdilik bu halinden çok memnun görünüyor. Biz de dergi ekibi olarak bu durumdan çok memnunuz çünkü eğer kendisi bir dizide rol alıyor olsaydı, biz bu röportajı büyük bir ihtimalle yoğunluğundan dolayı yapamayacaktık… Başarılı oyuncuyla güzel ve güneşli bir günde Fenerbahçe Marina’da buluşuyoruz. Bu ayki çekimi, sayfalarımızın konuğunun istediği şekilde bir yelkenlide yapacağız. Teknemizi Top Leisure’ın değerli ekibi ayarlıyor. Jeanneau Sun Odyssey 44 DS model tekne, boy aralığı olarak Flordun’un ilgisini çekiyor. O da ileride 12 metrelik böyle bir yelkenli alabileceğini söylüyor. “Vira bismillah” deyip marinadan ayrılıyoruz ve Tardu Flordun ile oyunculukla denizin iç içe geçtiği bir söyleşiye başlıyoruz. Devamı Nisan 2014 sayımızda… -

Hanseatik performans HANSE 505
Alman Hanse Yachts’ın Eylül 2013’te dünya tanıtımını gerçekleştirdiği yeni yelkenlisi Hanse 505, tek kişinin rahatlıkla kullanabileceği kadar pratik bir tekne olmanın yanı sıra, özenle tasarlanmış iç yaşam mahalleriyle de gezi seyirleri için iyi bir alternatif… Yatta göze çarpan sağlam Alman işçiliğinin ise altını çizmekte fayda var. Yazı: ESRA MAKARA Fotoğraflar: MICHAEL AMME
Alman firma Hanse, markanın Türkiye temsilcisi Trio Deniz’e “Yılın Bayisi” ödülünü vermiş ve Almanya’da düzenlenen ödül töreninde firmanın CEO’su Jens Gerhardt “Türkiye pazarının markamızın kendi pazarı olan Almanya’nın bile önüne geçmesinin mümkün olduğunu görüyorum” şeklinde konuşmuştu. Yapılan araştırmalarına göre, 15 metre uzunluğundaki yelkenlilerin pazar payı yüzde 19,5’e yükselirken, Hanse Yachts’ın da bu yükselişte büyük etkisi olduğu söyleniyor. Tersane, satış rekorları kıran Hanse 575’in ardından, Ağustos 2013’te suya inen ve Eylül 2013’teki Cannes Boat&Yacht Show’da dünya ile buluşan yeni Hanse 505 ile de adından çokça söz ettiriyor. Dış tasarımı Judel/Vrolijk’e ait olan yatın iç tasarım detaylarında Watervision & Schnasse Interior Design’ın çalışması yatıyor. İnce düşünülmüş havuzluk tasarımıyla öne çıkan teknenin güçlü flok yelkeni, uzun su hattı boyu ve dinamik gövde hatları Hanse 505’in iyi bir performans yelkenlisi olmasını da sağlıyor. Devamı Nisan 2014 sayımızda…
http://www.hanseyachts.com/tr/modeller/505.html -

TURGUT TOPLUSOY: “Tekne benim hayatım”
Ünlü kadın giyim markası Roman’ın patronu Turgut Toplusoy, hızı seven denizcilerden… 11 yıldır Ferretti 68 model bir motoryat kullanan işadamı, yelkenliye ısınmak için bir de Jeanneau Sun Odyssey 509 almış. Yazı: Neslihan Böle
Geçen yıl aldığı yelkenliyi oğlu Buğra Toplusoy ile birlikte kullanan işadamı, hızı sevdiği için aslında bu zamana kadar hep motoryatı tercih etmiş. Tekstilin yanı sıra gayrimenkul ve inşaat işleriyle de ilgilenen Toplusoy, yelkenlileri sevdiğini ama işten geriye çok vaktinin kalmadığını söylüyor. Yelkenli almak ve dünyayı gezmek onun için emeklilik planı… Bir de 35 metreden aşağı yelkenli düşünmediğini söylüyor. Yani konforuna da düşkün. Doğma büyüme Çekmeköylü olan Turgut Toplusoy, Kalamış’ta ve Caddebostan’da da bir dönem yaşamış. Tekne alırken çok titiz davranan, beğendiği tekneyi uzun yıllar kullanan Toplusoy, 11 yıldır Ferretti 68 model motoryatından vazgeçmemiş. Roman’ın Çekmeköy’deki genel merkezinde buluştuğumuz işadamıyla tekne ve deniz tutkusu üzerine söyleştik.Denizle ilk tanıştığınız an nerede ve kaç yaşındaydınız? Annem Pendikli. Anneannemler orada oturuyordu ve ben çocukken bütün yazlarımı ananemle birlikte geçiriyordum. Pendik motor iskelesinde balık tutar, vapurlardan denize atlar, vapur saatleri dışında da yaşıtlarımla Pendik sahilinde denize girerdik. Orada bulunan bostanlardan denize düşen patlıcan ve salatalıkları kuma gömüp, sonra onları bulmaca oyunu oynardık.Satın aldığınız ilk tekne nasıldı? Gençliğimde bir sürat motorum vardı. 4,50 metrelik 35 beygir Jonson marka bir sürat motoru… Teknesi olan beş altı arkadaşla Heybeliada Çam Limanı’na gider ve orada su kayağı yapardık. İlk tekneme ise, 28 yıl önce sahip oldum. 15,50 metre boyunda, Riva Superamerica diye bir tekne vardı. Onun aynısını Tuzla Nuh Tersanesi’nde yaptırdım. O kadar güzel oldu ki, yüzerken teknemi hayranlıkla seyrediyordum. İlk tekneme oğlum Buğra’nın adını verdim. Flybridge’li çok güzel bir motoryattı. Neredeyse bütün çocuklarım o teknede büyüdü. Bir süre sonra bir arkadaşıma verdim ve o tekne hâlâ onda duruyor. Tekneyle ilk uzun seyahatimizi Marmara Adası’na yapmıştık. Kalamış Marina yapıldığında teknemi oraya çektim. Sonra Boğaz, Adalar, Çam Limanı, Çınarcık, Marmara Adası, Avşa’ya seyahat ettik. 1985-86 yıllarına kadar teknem Kalamış Marina’daydı. Marmara kirlenmeye başladığında, kalabalık bir tekne grubu olarak Göcek’e gittik ve Club Marina’ya demirledik. Ve bütün çocuklarım yazlarını burada geçirdi.Sonra başka tekneler de aldınız mı? 2001’de İtalya’dan Ferretti 68 model bir motoryat aldım. Şu anda da zaten onu kullanıyorum. Tekneyi İtalya’dan teslim aldım, 25 gün boyunca Zadar, Split, Dubrovnik, Korfu, ve Atina’yı gezerek geldim.
Uzun zamandır sizinle yani… Benim teknem 11 yaşında ama yeni tekneden daha iyidir. Çünkü çok bakımlı ve pırıl pırıl bir tekne… Ne evime, ne arabama o kadar özen gösteririm ama tekne benim hayatım. 18 yıldır aynı kaptanla seyahat ediyorum.
Neden Ferretti tercih ettiniz? Ferretti 68, küçük teknelerin en büyüğü, büyük teknelerin en küçüğü… 20,73 metre boyunda… Benim için ideal bir tekne olduğu için aldım. Sonra inanılmaz sattı. Ferretti’nin en çok satan teknesidir. Demek ki ben doğru bir seçim yapmışım.
Motoryatınızın ismi Sea Lion. Sizin için özel bir anlamı var mı? Sea Lion denizaslanı demek… Çünkü oğlum ve eşim aslan burcu. Onun için bu ismi koydum.
Tekneniz hep Göcek’e mi bağlı? Neden Göcek’i tercih ediyorsunuz? 2004’ten bu yana Port Göcek’teyim. Bodrum’da Turgutreis ve Karaada Marina’da da kaldı teknem ama en çok Göcek’te kışlama yapıyorum. Hem daha sakin hem de arkadaşlarımın tekneleri orada… Yazın da oradan göçmen kuşlar gibi Bodrum ve Yunan Adaları’na doğru yol alıyorum.
Bir de yelkenliniz var, Sun Odyssey 509… Evet. Geçen yıl tekneyi oğlumla beraber Barselona’dan getirdik. 35 knot rüzgârda bile yelken açtığımızı söyleyebilirim. O rüzgârda yelken açılmaz ama biz açtık. Çok riskli bir şey. Tam Mikonos’tan çıktık, Patmos’a gelirken büyük dalgalara yakalandık. O bölgede üç kere, Sardinya’da iki kere broş yedik. İlk yelkenli tecrübemdi. Oğlum da yelken dersi aldığı için nasıl kullanılacağını biliyordu. Süratli gitmek çok keyifli ve heyecanlıydı. Ama sağımızda solumuzda başka tekneler de vardı. O yüzden çok korkmadık.
Önce motoryat, sonra neden yelkenli? Şimdiye kadar hep motoryat kullandım çünkü zamanım yok. Ama şu sıralar yelkene geçiş yapmayı düşünüyorum. Motoryatın yanında yelkenli almamın sebebi de yelkenliye alışabilecek miyim diye denemek istemem. Çünkü çok ağır yol alıyorsunuz. Ferretti ile 27 knot hızda gidiyorum. Her yere çabuk ulaşabiliyorum. Kaldığınız koyda mesela bir bakıyorsunuz rüzgâr ters esmeye başlıyor. O zaman hemen rotamı değiştiriyorum. Bu yüzden bana hızlı bir tekne lazım. Hızı sevdiğim için bugüne kadar motoryat kullandım ama yelkenliyi de seviyorum. Yaşlılığımda mutlaka bir yelkenli de alacağım.
Hayalini kurduğunuz bir tekne var mı? Fransız bir tersanede, özel üretim olan 35 metrelik büyük bir yelkenli almak istiyorum. Motoryat olursa da Sanlorenzo 94 olabilir.
Türkiye’de en çok sevdiğiniz koy neresi? Göcek’te Panço Koyu. Çok eskiden Binlik Koyu’nu da çok severdim.
Yurtdışında tekneyle gittiğiniz ve sevdiğiniz yerler? Simi’yi çok seviyorum. Rodos’taki Halki ve Alimia adalarını çok seviyorum. Milos’taki koyları ve Dalmaçya sahillerini de beğeniyorum ama Türkiye’nin denizini hiçbir şeye değişmem.
Teknede ne kadar vakit geçirebiliyorsunuz? Kışın o kadar iş yoğunluğum var ki, tekneye gidemiyorum. İstanbul’a da bir tekne getirmek istemiyoruz. Her iki teknemiz de şu an Göcek’te. Karada bakımları yapılıyor. Ben çok titiz olduğum için kışın tekneyi karaya çekiyorum. Yazın ise, yaklaşık iki ay Yunan Adaları’nda olurum. Gitmediğim Yunan Adası kalmadı neredeyse. Bir Girit kaldı, ona da yakında gideceğim.
Tekneyi kendiniz kullanır mısınız? Teknede olduğum zaman ben kullanırım zaten. Kaptana vermem.
Teknenizin en çok neresinde vakit geçirirsiniz? Teknenin ön güvertesi hariç her yerinde vakit geçirmekten hoşlanıyorum. Önde güneşlenmeyi çok sevmiyorum.
Peki, kimlerle tekne gezisine çıkmayı tercih ediyorsunuz? Ailemle… Çünkü ailem olduğu zaman sıkılmıyorum. Çocuklarım da denizi en az benim kadar seviyorlar. 28 yaşındaki oğlum Buğra neredeyse Göcek’te büyüdü. Kardeşimin de teknesi var. Uzun seyahatlere çıktığımız zaman o da bizimle geliyor. Ailece kalabalık gidince çok zevk alıyoruz. O zaman üç tekne oluyoruz.
Bir işadamı olarak Türkiye’de amatör denizciliği ve tekne kültürünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Şu anda bütün marinalar dolu. Tekneler yer bulamıyor. Demek ki Türk toplumu son zamanlarda tekneciliği daha çok sevmeye başladı. Ben artık kimin teknesi, neyin teknesi bilmez oldum. Eskiden kimin teknesi neydi, nasıldı biliniyordu. Bir de bizim gibi eski tekneciler yeni teknecilerden uzak duruyor çünkü tekne ve deniz kültürünü bilmeyen arkadaşlarımız da tekne aldı. Koyda bir bakıyorsunuz yüksek sesle müzik çalıyor, bir bakıyorsunuz jeneratör çalıştırıyorlar. Bunun değişmesi gerekiyor. ☸
-

Ev gibi tekneler…
Bahar geldi, içimiz de kıpırtılar da başladı… Yeni sezon için yeni rotaların çizileceği, tekne eksiklerinin listeleneceği, belki yeni teknelere kavuşmanın heyecanının yaşanacağı günlere geldik. Dergiyi hazırladığımız mart ayı boyunca ülkede yaşanan gerilimli hava da umarım siz bu satırları okurken dağılmış olur…Pozitif ve güzel günler yaşamayı düşlediğimiz bu ay için bizim de bir katkımız olur umuduyla yazarlarımızla sizi küçük bir dünya turuna davet ediyoruz. Tanıl Tuncel ile Güneydoğu Asya’ya, Prof. Dr. Talat Kırış ile Antarktika’dan Cape Horn’a, Hakan Aygün ile Galapagoslar’a, Süha Umar ile Napoli kıyılarına, Ali Boratav ile de Ege ve Akdeniz’e açılacaksınız… Her bir yazıda bir yandan yeni ufuklara seyir yaparken bir yandan da çok kıymetli bilgiler edineceksiniz…
Dosya konumuzsa 15 metre üzeri motoryatlar. Boyları 15 ila 24 metre arasında değişen tam 25 motoryatı bir araya getirdik. Bu boy aralığını seçme nedenimizi ise başlığa yazdım.
Elbette her boy ve her çeşit teknede yaşanabilir. Herkesin ev tanımı da farklı olabilir. Daha büyük, daha küçük… Genel olarak biz Türkler 15 metreye ancak sığıyoruz (tabii kullanım amaçları farklı olan tekneleri genellemeye katmıyorum). Bu yalnızca motoryatlar için de geçerli değil. Son yıllarda yeni yelkenli tasarımlarında trendin daha büyük modeller olduğunu siz de gözlemliyorsunuzdur.
Eğer söz konusu olan bir motoryat ise geniş bir havuzluk, güneşlenilecek bir ön güverte, lebiderya bir flybridge; özellikle kadınlar için de yüksek tavanlı kamaralar, bol depolama alanları, ferah banyolar olmazsa olmaz kriterlerdir bizim denizlerde… Yok eğer teknenin modeli hardtop ise de alabildiğine ferah ve havadar olmalı. Tekne çeşidine göre kriterleri çoğaltmak mümkün elbette ama en can alıcıları bunlar…
İşte bu ay hazırladığımız dosyada tüm bu isteklere cevap verebilecek tekneleri görecek, kendi sınıfındakilerle karşılaştırma fırsatı bulacaksınız.
Herkesin düşlediği tekneye kavuşması dileğiyle… Keyifli okumalar…
