Etiket: gezi

  • BANU DÖKMECİBAŞI Gezi okyanus geçişine hazır

    BANU DÖKMECİBAŞI Gezi okyanus geçişine hazır

    Türkiye’den Kasım 2014’te 30 yaşındaki metal tekneleri Gezi ile Akdeniz’e yelken açan Banu Dökmecibaşı ve Deniz Güman şu anda Kanarya Adaları’nın altındaki Cabo Verde’de okyanus geçişi öncesi son hazırlıklarını tamamlıyorlar. Bugüne kadarki yolculukta neler yaşadıklarını, Gezi’nin hikâyesini Dökmecibaşı’dan dinledik… Yazı Kıvanç Kozdal

    Banu Dök’mecibaşı ve Deniz Güman doğa ve deniz âşığı bir çift. Her ikisi de çevre aktivisti. İlk kez gönüllü olarak görev aldıkları bir projede tanışmışlar. 13-14 yıldır teknelerinde yaşayan Dökmecibaşı ve Güman Kasım 2014’te “ucu açık” bir geziye çıktılar. 30 yaşındaki 40 feet’lik metal tekneleri Gezi ile Akdeniz’e yelken açan çift, Yunan Adaları’nda duraklayarak Yunanistan’ın güneyinden dolaşıp, İyon Denizi’ni geçip Sicilya’da sert kışı atlattıktan sonra 2015 baharında Malta üzerinden Tunus’a geçti. Tunus’ta Kanada yapımı Gilbert Caroff tasarımı teknelerinin karadaki bakımını yapan çift ve köpekleri Çika, bahar sonunda Sardinya, ve Balear Adaları’nda biraz zaman geçirip Cebelitarık’tan Tarifa’ya geçti ve oradan Kanarya Adaları’na vardı. Kanaryalar’da teknede çıkan aksaklıklar yüzünden altı ay geçiren ikili ardından okyanus geçişi öncesi son durakları olan Cabo Verde’ye indiler. Cabo Verde’de teknelerini okyanus geçişine hazırladıkları sırada sorularımızı yanıtlayan Banu Dökmecibaşı’na denizle olan ilişkisini, yaşadıklarını, deneyimlerini ve tüm merak ettiklerimizi sorduk. Devamı Mayıs 2016 sayımızda…

    OLYMPUS DIGITAL CAMERA
    OLYMPUS DIGITAL CAMERA
    Los Cristianos harbor in Tenerife, Canary Islands
    Los Cristianos harbor in Tenerife, Canary Islands
  • 20 YIL SONRA Amorgos

    20 YIL SONRA Amorgos

    Kikladlar’ın en doğu adası Amorgos’a Bodrum ve güneyindeki limanlardan meltem mevsiminde gitmek oldukça zor olabilir. Meltem bize 20 yıl önce olduğu gibi bu yıl da hiç yüz vermediğinden, bildiğiniz gibi Astipalaia’a inmiştik. Güney adalar üzerinden Milos’a ulaştıktan sonra kuzeye çıkıp Kikladlar’ı saat yönünde bir daireyle geziyoruz. Şimdi doğuya doğru seyrimizde Kikladlar’ın ilginç bir adası olan Amorgos’a adeta arka kapıdan gireceğiz.

    Schoinousa’nın küçük Mersini Koyu’nu milyonerlere bırakıp geniş, güzel demir tutan güney koyuna geçtik. Bizi milyonerler gibi, hava alanında özel uçağımız beklemediğinden bu koyun bizim için bir esprisi yok. Naxos’un güneyindeki adalar grubunda her akşam bir taverna önüne bağlamaya ara vermek, kendin pişir kendin ye keyfi yapmak isteyenlere güzel ve melteme korunaklı, demir yerleri var. Gök hava raporunu doğrularcasına grileşiyor, akşama doğru mevsimin ilk bulutları toplanmaya başladı.bAkdeniz ve Ege’ye özel, yaz aylarının lekesiz mavi gökyüzünde oluşan bulutları seyrediyorum.

    Göğün süsü olan bulutlar, halen olan biten kadar olacağın da habercisidir. Anlayana ne olacağını anlatır. Her yörenin deniz adamı kendi yöresinin bulut, daha doğrusu gök dilini bilir. Akıllı telefonlardaki bin bir kehanet programları öncesi göğe çizilen bu tablonun, barometre eşliğinde bize söylediklerine çok daha dikkatli kulak kabartırdık. Artık biz de laçkaladıysak da denizdeyken göğün anlattıklarını anlamaya çalışıyorum.

    Gece bu yılın ilk yağmur çisentileri Kelebek’i sadece biraz ıslattı, rüzgâr hava raporunun söylediği gibi çok hafif güney. Oldu olacak güçlü bir yağmur yağıp Kelebek’i yıkasaydı iyi olurdu. Rüzgârın lodosa dönmesi bu koy için kuvvetlenirse rahatsız olabilir ama bize uyar. Gideceğimiz Amorgos’un limanları kuzey kıyısında, havanın zamanlaması çok iyi. Devamı ocak 2016 sayımızda.

    Günün en güzel saati, sabah erken plaj bos Katapola da Katapola demirde

  • ZEUS’UN ADASINA YOLCULUK-2 Santorini ve Girit

    ZEUS’UN ADASINA YOLCULUK-2 Santorini ve Girit

    Akdeniz’de beşik gibi sallanan teknemizde masallar, yakamozlar, müzik… Hayatı yavaşça okşuyoruz… Girit yolunda Kos, Astipalaia ve İos Adası’nı geride bıraktık ve önce Santorini ardından Girit’e uzandık… Girit’in en doğu limanı Sitia’dan yola çıkıp Karpathos, Simi, Datça, Bodrum yoluyla Didim’e dönüşün hikâyesi ise sonraki sayıda…

    Geçen sayıda Seyyale’yi İos Adası’nda tonozda bırakıp öğlen 12.00 feribotuyla Santorini’ye doğru yola çıkmıştık. Ege’deki Yunan Adaları’ndan söz eden herhangi bir kitap ya da yazı, mutlaka Santorini’den bir fotoğrafla süslenir. Bu adayla ilgili bir şeyler okumaya başladığınızda ilk dikkati çeken adanın adındaki karmaşa. Rehber kitaplarda ve yelkencilikle ilgili internet sitelerinde adanın adı Thira, oysaki dünya âlem Santorini diye biliyor. Mesele şu: Dorlar MÖ 8. yüzyılda adaya geldiklerinde ismini Thira koyuyorlar. MS 13. yüzyılda adayı ele geçiren Venedikliler ise Azize İrene’ye atfen Santa İrene-Santorini’ye çeviriyorlar.

    Ege Denizi’nin ortasındaki bu ada ne olursa olsun bir doğa harikası. Feribot iskelesinden minibüse atlayıp keskin virajlı, yokuşlu yollardan merkez kasaba Fira’ya ulaşıyoruz. Öğlen sıcağı çökmüş turist işgali altındaki ada kesinlikle cazip değil. İrem her zaman her yerde olduğu gibi en esintili lokantayı tespit ediyor, kendimizi tahta sandalyelere bırakıyoruz. Lokantacı yaşlı adam, menüde doğrudan dana gulaşı tavsiye ediyor. Ettiği kadar da var. Öğlen sıcağı demeden uzoyu da
    açınca masadan kalkasımız gelmiyor. Hava serinleyince hafif çakırkeyif Fira’yı dolaşmaya başlıyoruz. Gerçekten müthiş bir coğrafya. Tepeden, volkanik adaların serpiştirildiği bir krater gölünü andıran büyük körfez, her köşe başında başka bir açıyla, başka bir manzarayla arz-ı endam ediyor karşımızda. Öbür yanda da adanın kubbeli kiliseleri ve beyaz evleri. Mavi kubbesi ve beyaz çan kulesiyle adanın simgesi haline gelmiş olan 18. yüzyıl kilisesi Agiou Mina’ya bir selam verdikten sonra volkanik taşlardan yapılmış bilezik, kolye işlerine giriyoruz ve akşam feribotuna yetişiyoruz. Devamı Aralık 2015 sayımızda…

    DSC05814 DSCN2820

    Chania. Crete.
    Chania. Crete.
  • Katamaranla Atina’ya

    Katamaranla Atina’ya

    Vardiyadaki Ertuğ (Kantaroğlu), “Kusursuz Fırtına gibi değil mi?” dedi. Bunu, “Ne güzel, iyi ki buradayız” dercesine söyledi. Yağmur bulutlarıyla kaplı karanlık bir gece. Marmara Denizi’nin ortasındayız. Etrafımızdaki dalgalar Ertuğ’un gönderme yaptığı filmdeki kadar olmasa da oldukça büyük ve kırılanlar yüzünden denizin üstü beyaza kesiyor. Teknede beş kişiyiz. Ben, Ertuğ, Sarp (Güneş), İsmail (Tezdiker) ve Yiğit (Özşener). Havuzluk masasında mezelerin son lokmaları duruyor. Arada rakımızı yudumluyoruz. Altımızdaki tekne 48 feet Leopard yelkenli katamaran.

    Hikâye şöyle başladı. İsmihan, yaşamaya devam edeceğimiz teknenin bir gün katamaran olmasına karar verdi ya, artık neredeyse fuarlarda sadece katamaranları inceliyoruz. Pendik Marina’daki tekne fuarında da hayalimizdeki katamaranı aramaya yoğunlaştık. Solo Deniz’in temsilcisi olduğu Leopard’ı gezerken, verdiği güven duygusu İsmihan’ı pek etkiledi. Dolayısıyla beni de. Üstelik tekne charter için yapılmış en sade olanlarındandı. Birkaç yıldır tanıştığımız Solo Deniz’in sahipleri Özlem-Rebi Akadurak çifti, her zamanki samimiyetleriyle “Durun sizi Sarp’la tanıştıralım. Tekneyi Atina’dan o getirdi, en iyi o anlatır” dediler. Sarp Bodrum’da yaşıyor. Ortak arkadaşlarımız çıktı. “Fuardan sonra tekneyi Atina’ya geri götüreceğim. Hadi siz de gelin, denizde daha iyi anlarsınız tekneyi” deyince, İsmihan, “Sen git, ben işlerle ilgilenirim” dedi.

    Ertesi gün Cibalikapı Haliç’te Yiğit’le karşılaştık. Hep “Bir gün denize çıkalım” diyorduk da lafta kalıyordu. Atina yolunu bekliyormuşuz, “Ben de varım” dedi. Devamı Kasım 2015 sayımızda…

    091_YAT115_BEHZAT IMG_3529 IMG_3727