Etiket: Yacht

  • Geleneksel zarafet ONLY ONE

    Geleneksel zarafet ONLY ONE

    Yat üretiminde 160 yıllık bir geleneği sürdüren Baglietto tersanesi İtalyan tasarımcı Francesco Paszkowski ile ayrılmaz bir ikili olmayı sürdürüyor. Bu kez Only One adlı 46 metrelik yata imzasını atan ikilinin çalışması her şeyiyle gerçek bir İtalyan… Üstelik hâlâ sahibini arayan megayat World Superyacht Awards’ın da  finalistlerinden… 

    Yazı ESRA MAKARA, [email protected], Fotoğraflar NORTHROP AND JOHNSON ARŞİVİ

    Only One İtalyan tersane Baglietto’nun 160 yıllık tarihinin modern dünyayla buluşması ve tasarımcı Francesco Paszkowski’nin yat sektöründe sürdürülebilirlik anlayışının bir sonucu olarak ortaya çıktı. Denizlerde sessiz seyir ve doğa dostu ilkeleriyle tasarlanıp üretilen 46 metre uzunluğundaki yat, La Spezia’da suya indirildikten sonra 2015 Cannes Yachting Festival’da ve ardından da Monaco Yacht Show’da boy gösterdi. Teknenin taş ve ahşap uyumunu bir araya getiren iç yaşam mahallerinde Paszkowski, Margerita Casprini ile birlikte çalışarak “bir megayat kadın ve erkek için nasıl uyumlu hale getirilir?” sorusunun cevabını aradı.

    Çelik ve alüminyumdan inşa edilen yat dış yaşam mahalleriyle denizdeki keyfi bir kat daha artırırken, iç dekorasyonda ahşabın farklı halleri, el yapımı elmas aynalar, mobilyaların retro stili ve özellikle toprak tonlarındaki döşemeler dikkati çekiyor. Yaşam mahallerinin geçmiş günlerin kasaba evlerine götüren zemini ve banyolardaki Kudüs kireçtaşı da dekorasyonu eşsiz kılan özelliklerden… Devamı Nisan 2016 sayımızda…

    324868 325509 325510

  • Kadınlar ne ister? BAVARIA CRUISER 51 STYLE

    Kadınlar ne ister? BAVARIA CRUISER 51 STYLE

    Bavaria Yachts, her sezon denizseverlerden gelen önerileri değerlendirerek ya yeni bir modeli piyasaya sürüyor ya da fonksiyonelliği biraz daha artırıyor. Yeni “Style” serisinde kadın denizcilerin beğenilerini dikkate alan firma, teknelerin içini baştan aşağı değiştirdi. 

    Yazı ESRA MAKARA, Fotoğraflar JEROME KELAGOPIAN / BAVARIA YACHTS ARŞİVİ

    Alman Bavaria Yachts’ın 2014’te prömiyerini gerçekleştirdiği Bavaria Cruiser 51 iki yıl sonra yeniden yorumlandı ve bu kez markanın ‘Style’ serisinde yerini aldı. Design Unlimited ve Farr Yacht Design işbirliğinde tasarlanan yeni model özellikle Türk kadınlarına hitap ediyor. Şöyle ki, markanın Türkiye temsilcisi Gena Yacht aracılığıyla tekne sahiplerinin, özellikle kadınların tekneyle ilgili beklentileri Alman tersaneye ulaştırılıyor ve yeni modeller bu beklentiler doğrultusunda şekilleniyor. Peki, kadınlar ne istiyor? Daha ferah iç yaşam mahalleri, büyük mü büyük buzdolabı… Bu istekler sadece kadına özgü değil elbette, seyir vaktini hesaplayıp da dümeni ele alan hemen herkesin dileyeceği türden yenilikler.

    Bu sezon Boot Düsseldorf’ta dünya tanıtımı gerçekleştirilen ve ardından CNR Avrasya Boat Show’da Türk denizseverlerin beğenisine sunulan bu yeni modelin temel özellikleri Cruiser 51 ile bire bir aynı. 2014 Nisan ayında Alaçatı’da test etme şansı bulduğumuz Cruiser 51 ile yaklaşık 10 knot’lık rüzgârda keyifle seyretmiştik. Dümen konsolunun önünde bulunan Trim Control panelinin seyir kolaylığı sağladığı bir gerçek. Bavaria’nın fonksiyonellik çabası burada da göze çarpıyor ve tekne az mürettebatla dengeli ve konforlu bir seyir sağlıyor. Sıraladığımız bu özelliklerin tamamı ve hatta fazlası Cruiser 51 Style’da mevcut. Devamı Mayıs 2016 sayımızda… 

    C51_Style CR51_1A0176_3_rgb_neu Panorama_bearb

  • Manhattan’da marinada yaşamak

    Manhattan’da marinada yaşamak

    Öteden beri “madem yelkenciyiz, Manhattan’da da yelkenliyi ev yapıp, yaşamalıyım” gibi “araştırılmaya muhtaç” bir duygum vardı. Kışın ortasında, yolum Kanada ve Amerika’ya düşünce, hepsi birbirine komşu Montreal’den Toronto’ya ve Philadelphia’dan New York’a, “buralarda hayatımı demirlemeye kalkarsam, nerelere demir atarım” diye karadan çıkarma yaptım.

    Artık hastalık oldu. Karadan ya da havadan bile bir yerlere seyahat etsem, muhakkak marinalarını-limanlarını geziyorum. Günün birinde teknemle yolum düşer diye yokladığım, denizciliğin dünyayı yönettiği yıllardan kalma, o kadar çok tarih kokulu liman var ki! Hepsini teknenle gezmeye kalkmaya Jules Verne’in bile ömrü yetmez!

    Cenova gibi “hâlâ fahişe ve suç kokulu kirli denizci limanları”…

    Asıl güzelliği yanı başındaki pastel renkli evleriyle görsel şölen olan Murano-Burano adaları olan Venedik…

    Monet’nin tablolaştırdığı Fransa’nın med-cezirli Etretat’ı en başta gelmek üzere, asla es geçmemeniz gereken, “Le Havre la kuvvete” dedirten Normandiya sahilleri…

    İspanya’nın İbiza ve Mayorka adalarına nazır Barcelona sahilleri…

    Tepedeki kumarhanelerin dibindeki, lüks yatlardan yelkenlilere yer kalmayan Monaco Marinası…

    Romantizmin zirve yaptığı şarkısıyla ünlü Portofino ve yanı başındaki asıl güzellik Camogri…

    Tüm bu “yelkensiz” gittiğim yerlerde de, “Hakan Çelebi’nin seyahatnamesi” sayılabilecek deniz notları alıyorum.

    Bu öyle bir hastalık ki, liman bulamazsam da, mutlaka tarihi bir iskele ya da dalgakıran bulup, üstüne çıkıyorum.

    Geçen yıl California sahillerine uzadığımda, Los Angeles’ın yanı başındaki güzellikler olan, “Forest Gump” filmiyle ünlü karidesci Bubba Gump restoranının üzerinde bulunduğu Santa Monica iskelesi ve sisli bir gecede kazık çakılı sahiline yengeç teknelerinin sirenler çalarak yaklaşmaya çalıştığı, muhteşem yengeç lokantasıyla ünlü Santa Barbara iskelesi gibi…

    Bu yılın başında yolum birbirine komşu kuzeydoğu Kanada ve Amerika kentlerine düşünce de, kar kış demeyip, acaba sıcak aylarda yolum düşer mi diye, marinaları-limanları gezdim. Soğuk diyarların sıcak aylarının hayallerini kurdum.

    İtiraf etmeliyim ki, öteden beri hayallerimden biri de, New York’un göbeği olan Manhattan Adası’nda yelkenlimi marinaya park edip, Times Square’inden Soho’suna, Chinatown’ından Fifth Avenue’suna kadar, tüm Manhattan’ı içselleştirip, kendimi “New York’un yerlisi bir denizci hissedeceğim bir hayatım olur mu” diye düşünmemdir. Devamı Yacht Türkiye Mart 2016 sayısında…

    GettyImages_149649338-2 montreal-yacht-club_23770 northcove marina-3

  • Megayata bir kala SANLORENZO SL86

    Megayata bir kala SANLORENZO SL86

    Cannes Yachting Festival 2015’te dünya prömiyeri yapılan 27 metrelik SL86, bu sonbaharda lanse edilecek küçük kardeşi SL78 ile birlikte İtalyan markanın yeni başlangıç yatı olacak. Sanlorenzo bu modellerle megayat segmentine geçmek isteyenlere megayat karakteri taşıyan ama daha kolay idare edebilecek bir alternatif sunuyor. Yenilikçi tasarımı dışında 32 knot’lık performansıyla dikkatleri üzerine çeken SL86’yı Cannes’da test ettik. 

    Test EYÜP ÖZEL Fotoğraflar SANLORENZO YACHT ARŞİVİ

    Yıl içerisinde aldığı siparişler ve ürettiği teknelerin toplam boyu ile dünyanın en büyük ikinci yat üreticisi konumunda olan Sanlorenzo neredeyse her yıl yeni modellerle karşımıza çıkmaya devam ediyor. Geçen eylülde hem 43 metrelik explorer megayatı 460EXP’yi hem de 27 metrelik SL86’yı lanse eden İtalyan üretici bu eylülde de performanslı spor teknelerden oluşan SL serisinin en küçüğü olacak SL78’i suyla buluşturmaya hazırlanıyor.  SL serisinin yeni üyesi SL86 ise yerini aldığı SL82’den 2,50 metre daha büyük. Ama değişiklik sadece boyda değil. Officina Italiana Design’ın elinden çıkan yat Sanlorenzo’nun yeni tasarım anlayışının izlerini taşıyor. Yeni gelecek modeller için de fikir veriyor. Dış yaşam alanlarının genişliği, özellikle flybridge’i ile öne çıkan SL86’ın iç yerleşimi ve dekorasyonunda ana güvertedeki büyük pencereleri ve salondan flybridge’e çıkan merdivenlerin iki cam panel arasına monte edilmesi gibi yenilikçi çözümler dikkat çekiyor. Biri master olmak üzere toplam dört lüks kamaraya ilave olarak iki de mürettebat kamarası bulunan yatın ulaştığı en yüksek hızsa tam 32 knot.  Henüz tasarım aşamasındayken dokuz adet sipariş alan SL86’dan şu an sadece iki tane üretildi. Türkiye’den de iki sipariş alan yat ile dünya prömiyerinin yapıldığı Cannes Yachting Festival’de test seyrine çıktık.   Devamı Mart 2016 sayımızda…