Etiket: yat

  • EĞİTİMLİ MÜRETTEBAT mutlu yat sahibi demektir!

    EĞİTİMLİ MÜRETTEBAT mutlu yat sahibi demektir!

    Yeni bir sezon başlıyor. Bu kıtada yaşayan bizler için en önemli sezonun zamanı: “Akdeniz yat sezonu”.

    Türk yat sahipleri ya yeni yaptırdıkları gıcır gıcır yatlarını suya indirmeye ya da yıllardır kullandıkları, sevdikleri yatlarına yeni ekip üyeleri seçmeye, bütün yaz vakit geçirecekleri bu en sevdikleri oyuncaklarına iyi bir mürettebat alarak yattaki konforlarını garanti altına almaya başladılar. Çünkü tam tabiriyle iyi bir “yatçı”, özellikle 30 metre üzerinde yatı olan bir deniz tutkunu, bu büyüklükte bir yatın hakkının ancak iyi bir ekiple çekip çevrildiğinde verildiğini iyi bilir. AtlantiCo Yachting olarak bugünlerde yeni bir yatın crew temininin sağlanmasından tutup, yat suya inene dek tüm sisteminin oturtulması işiyle uğraşıyoruz. Nedir bu sistem oturtma? Yat yönetimi dedikleri şey mi? Hayır değil.

    SİSTEMLİ VE ÇÖZÜM ODAKLI

    Yat yönetimi, bir yatın kaptanı dahil denetlenmesini sağlayan bir sistemdir. Genellikle ekibi seçmek, yatın içine koymak, ekip bordrolarını yapmak ve sonra da her ay yakıttan diğer satın alımlara dek denetim ve tekne sahibine raporlamadan ibarettir. Elbette ki faydalıdır, özellikle charter’a çıkan yatlarda. Çünkü bu büyüklükte yatlar eğer denetlenmezse, takım olarak çalışılan bir profesyonel sisteme değil, amiyane tabirle sadece kaptanın borusunun öttüğü monarşik bir yapıya dönüşür. Maalesef bütçe aşmalar, ego kaynaklı hatalar, teknik sorunlar çoğalmaya başlar. Ancak elbette her yatta bu sorunlar vardır ya da yat yönetim firması olmadan bu sorunlar oluşacak demek değildir. İşlerini çok iyi yapan, profesyonel kaptanlar üzerine alınmasın. Zaten profesyonel bir kaptan da, bir yat yönetimi firmasıyla birlikte çalışmanın işini hafifleteceğini, yat yönetim firmasıyla birlikte daha sistemli ve daha çözüm odaklı çalışabileceğini bilir.

    Sunduğumuz hizmet, bir yat yönetimi hizmeti değil; daha ziyade operasyonel destek, bir sistem kurma, bir crew oluşturup eğitme işi. Özellikle yeni yapılan yatlardan söz edersek eğer, özene bezene büyük bütçelerle inşa edilmiş bu güzelim yatların suya inmeden önce gerçekten böyle sağlam bir desteğe ihtiyacı vardır. Her yat sahibinin zevki başka, alışkanlıkları başka, yaşam biçimi ve yediği içtiği başka, dini-medeni-ülke alışkanlıkları başkadır. Yatlar, yat sahibinin ikinci evi, özel yaşamıdır! Yata seçilecek crew da ona göre olmalıdır. Sakin bir yaz geçiren, aile hayatı seven çoluklu çocuklu bir tekneye yerleştirilecek crew başka; sporunu eksik etmeyen, arkadaşlarıyla vakit geçiren bir yata yerleştirilecek crew başka; yaş ortalaması yüksek bir ailenin teknesine yerleştirilecek crew bambaşkadır. Nerelerde seyir edileceği de çok önem taşır.

    “GÜZEL ÇALIŞAN” KİM?

    Sadece crew seçimi ile de bitmez; yatın mutfak ve servis ekipmanlarının yerinde seçimi, doğru yapılmış, eksiksiz ancak bütçeye zarar vermeyen listeler, ilk seyrinde yatı doğru bir yemek ve içki tedariki ile doldurmak büyük para kayıplarını önler. Öyle ki; yurtdışındaki bazı firmalarda dahi, yeni yapılan yatlara destek veriyoruz derken köstek olunduğuna şahit oldum. Kendimi şanslı bulduğum taraf, hem yat sahibi hem yat firması hem de yatta çalışan gözüyle neler olup bittiğine şahit olmuşluklarım çok olduğundan, şimdi işimde daha rahat ediyorum. Örneğin; mutfağın dolap boyutlarına bakmadan ekipman siparişinin verildiğini, bu nedenle 500 kişiye pilav yapacak kadar büyük tencerelerin ısmarlanıp ödendiğini ve bizim onları yata sığdıramayıp depolara koyduğumuzu bilirim. Yanlış sipariş, yanlış yerleştirme hatta daha da öncesinde yanlış inşa nedeniyle dahi gıcır gıcır görünen ama fonksiyonu sıfır ürünler, ekipmanlar ve benzeri birçok hata ile yat sahibinin ruhu bile duymadan binlerce doların harcatıldığına şahit oldum. Cebe atmak için de değil üstelik, iş bilmemekten! Çünkü yata temin edilen crew ya da yatlarda daha önce hiç çalışmamış ancak dışarıdan destek veren firma, bu sistemi iyi bilemiyor olabilir ya da daha önce hiç yepyeni bir yatı yiyecek-içecekle doldurmamış bir şef, daha önce hiçbir yatın sezona başlamadan önce ön hazırlıklarını gerçekleştirmemiş olan biri olabilir çalışılan crew. Bu aşamada da, dünyadaki bütün süperyatlarda işleyen ve her zaman çalışan bu sistemi yata getirmek, bilenler olarak bizlerin işidir. Biz sistemi kurar ve crew’a aktarırız. O da aynı sistemi hakkıyla devam ettirirse, işte o yat  hakkında “aynı yurtdışındaki gibi hizmet veriyor”, “inanılmaz güzel çalışıyorlar”, “biz teknede keyif yaparken ortada görünmüyorlar bile, her işlerini telsizle sessizce hallediyorlar”, “acil bir durum olduğunda, alarm çaldığında panikle bağıra çağıra değil, profesyonelce yapılması gerekeni yapıyorlar’ diye konuşulan, yat sahibinin ve konukların memnun olduğu profesyonel yata, profesyonel crew’a dönüşür.

    Bana göre yatlar için dışarıdan alınacak hizmet (çoğunlukla mutfak tasarımlarında dahi) yatta çalışmış, yaşamış, potansiyel hataları zamanında kendi deneyimlemiş kişilerden alınırsa, crew seçimi de doğru yapılıp, yat adabı diyebileceğimiz profesyonellik açısından ya da eksik oldukları düşünülen tarafları eğitilirse, crew mutlu, yat sahibi mutlu, herkes mutlu olacaktır. İnandığım, hem crew için verdiğimiz ve umarım zaman içinde başka fimaların da bu anlayışla vereceği hizmet ve eğitimlerle bu zihniyet zamanla oturacak, beklenen modernlik karşılanacak, hem de sektöre yeni katacağımız crew adaylarının profesyonelliği ile Türk yat sektörü de yüzü tamamen değiştirecektir. Herkese mutlu sezonlar. ☸

  • TÜRK BAYRAĞINA GEÇTİK Marinalar bu mevsim gelincik tarlası gibi

    TÜRK BAYRAĞINA GEÇTİK Marinalar bu mevsim gelincik tarlası gibi

    Bayrağımıza geçiş süreci üzerine çok yazıldı çizildi. Kararname nasıl çıktı, yapılacak işlemler nedir vs… Ben de bayrağımıza geçme işlemini bizzat yapmış olarak, kamera arkasına, artıları-eksilerine ve daha çok, “büyük resme” dikkat çekmek istiyorum.

    Sonunda Kelebek IV, Kelebek-4 olarak gönderindeki ABD bayrağını güzel bayrağımızla değiştirdi. Kelebek III ile 30 yıl dünyanın uzak köşelerinde dolaşırken tanıştığım yatçıların beni görünce hayret edip “Türkler denizci değil” lafını sık sık işitmekten illet olup hep Türk bayrağı altında o denizcilere caka satmak istemiştim. İstanbul’da dostlara yazıp “yahu bir torpil yapılamaz mı? Hiç değilse geçici registration veya sahtesine bile razıyım” demiştim, ama olamadı. 30 yıl bayrağımızı iskele gurcatada “owner’s flag” olarak dalgalandırmakla ve balon yelkende şişirmekle yetindim. Balon her bastığımda büyük sükse yapmıştı. Örneğin Güney Afrika’da ilk defa bir Türk yelkencisi görüyorlardı. Yelken kulübü benden Türk bayrağımı alıp orada kaldığım sürece kulübün direğinde dalgalandırdılar. Ne güzel şeylerdi bunlar…

    Kelebek III’ü Malezya’da satınca, yeni sahibi benden Ata’nın imzası dahil her şeyin aynı kalması için izin istemişti, bizim balon herhalde ay yıldızıyla yine Uzak Doğu’da bir yerlerde şişiniyordur. Yurda döndüğümde aldığım dördüncü Kelebek de, Delaware eyaletine kayıtlı, ABD bayraklı idi. Ben de öyle devam ettim. İkinci el tekne istese de “ülkemiz hurda teknelerle dolacak gerekçesiyle!” Türk bayrağına geçemiyordu. Ta ki Türk bayrağına geçişi teşvik -geçmezsen de tehdit- kararnamesi çıkana kadar. (Keşke marinalarda kekamoz bağlayan, birinci el lüks tekneler yerine, denizlerimiz asıl denizlerde dolaşacakların satın alabileceği o “hurda tekneler”le dolsa.)

    Teknelerde ne kadar çok Türk bayrağı olursa o kadar denizci olacağımız gibi bir düşünce var. Şimdi marinadaki pontonlar gelincik tarlası gibi, bu hesaba göre denizciliğimizde bir patlama yaşanıyor. Psikologlar sporda kırmızı renkli formanın oyuncuları agresif yönde etkilediğini söyler, eğer doğruysa, artık Türk bayrağı altında olunca cesaretlenecekler, marinalardan çıkıp, kendi başlarına Ege okyanusunu aşıp, Yunan Adaları’na, Akdeniz’in diğer limanlarına gidecekler, korkmadan gece seyri bile yapacaklar. Marinalarda uslu uslu oturanları kırmızı beyaz boyasan denizciliklerine bir etkisi olacağını pek sanmıyorum ama yanılıyorsam da en çok sevinen ben olacağım. Maceracı Türk yelkencisi artık dünya denizlerinde, gizli ajan gibi ABD bayrağı altında dolaşmak zorunda kalmayacak. Bu da dışarının bize bakışını değiştirebilir. Sahibi Türk olan teknelere yüzde1 KDV ile bayrağını değiştirme imkânı elbette bir fırsat da, hedef denizciliğimizin artması ise, denizcinin daha uygun fiyatlarla tekne satın alabilmesi imkânının devamlı olması daha iyi olur diye düşünüyorum. Devamı Haziran 2017 sayımızda…

  • Heyecan verici tasarım GALEON 500 FLY

    Heyecan verici tasarım GALEON 500 FLY

    Boat show’larda kendini gösteren yeni sezonun yatları, ister kuzeyli ister güneyli olsun, dış yaşam alanlarını vurguluyor. Polonyalı Galeon Yachts’ın yeni modeli 500 Fly da onlardan biri… Bir parti teknesi tanımına yaraşan tekne, açılır bordası ve hareketli havuzluğuyla yenilikçi yönünü ortaya koyuyor…

    Yazı ESRA MAKARA, [email protected],  Fotoğraflar GALEON YACHTS ARŞİVİ

    Polonyalı Galeon Yachts, Gdansk şehrindeki 26 bin metrekarelik tersanesinde 1982’den bu yana 25 metreye kadar motoryat üretiyor. Tüm deneyim ve çalışmalarını motoryat alanındaki yeniliklere adayan tersanede 500’ün üzerinde çalışan görev alıyor. İngiliz Tony Castro gibi mühendisliği dünyaca ün yapmış isimlerle yoluna devam eden tersane, kuzeye yaraşır sağlamlıkta yatlara imza atıyor. Markanın Eylül 2015’te Cannes Yachting Festival’da dünya prömiyerini gerçekleştirdiği 500 Fly da Castro’nun bir eseri… Açılabilir borda ve kıç küpeştesiyle yaşam alanlarını olabilecek en büyük hacme ulaştıran yat 2016 Avrupa Yılın Yatı adaylığının sonuçlanmasını bekliyor. Ayrıca tekne Şubat’ta İstanbul’da CNR Avrasya Boat Show’da olacak. Devamı Ocak 2015 sayımızda.

    _MG_0718w _MG_0751 _MG_9249

  • Duruşuyla çağı yakalıyor AUSTIN PARKER 64 FLY

    Duruşuyla çağı yakalıyor AUSTIN PARKER 64 FLY

    İtalyan tersane Austin Parker’ın 2014’te yılın yatı seçilen 64 Fly’ı, 2015’te yenilenen iç tasarımı ve zamansız çizgisiyle yeni sezonda da kendini gösteriyor. Fulvio De Simoni’nin bir çalışması olan teknenin yerleşimi kendinden büyük yatları aratmayacak nitelikte…

    İtalya’nın 10-21 metre aralığında spor tekne üretimi yapan tersanesi Austin Parker’ın konforlu seyir ve mavi turlara uygun nitelikteki yatı 64 Fly, 20,40 metrelik boyuyla geniş yaşam alanları sunuyor. 54 ve 72 Fly arasında ara boy olarak 2013’te lanse edilen model çok geçmeden, 2014 Eylül’de değişen iç yaşam mahalleri ile yeniden suya indirilmişti. Aynı yıl ekim ayında Cenova Uluslararası Boat Show’da Vela e Motore dergisinin düzenlediği yarışmada tekne, motoryat kategorisinde yılın yatı seçildi. Açık alanları ve yerleşim düzeniyle Akdenizli sınıfına giren yat, tasarımcı Fulvio de Simoni’nin bir eseri… Devamı Aralık 2015 sayımızda…

    _MG_0779 _MG_0792

    SONY DSC
    SONY DSC