Yazar: MURAT ÖKSÜZ

  • Denizlerin yeni parlayan yıldızı: Custom Line 50

    Denizlerin yeni parlayan yıldızı: Custom Line 50

    İtalyan Custom Line’nın yeni amiral gemisi Custom Line 50, mühendislik altyapısı ve estetik tasarımıyla dikkatleri çekiyor. 50 metre uzunluğundaki megayat, Piero Ferrari liderliğindeki Stratejik Ürün Komitesi ile Ferretti Grubu Mühendislik Departmanı arasındaki iş birliğinin sonucu.

    Yazı İLKE YILMAZ – [email protected]  Fotoğraflar CUSTOM LINE ARŞİVİ

    Tamamı alüminyumdan inşa edilen ve Custom Line’ın ilk 50 metrelik megayatı olan Custom Line 50, 500 GT altındaki metal yat segmentinde ilk kez sahneye çıkıyor. Megayat dört güverte boyunca uzanıyor, birçok inovatif yapı ve tasarım çözümüne ev sahipliği yapıyor. 

    Custom Line 50’deki yaşanabilir alanlar, 324 metrekaresi dış mekân olmak üzere toplamda 800 metrekareyi kapsıyor. Genellikle çok daha büyük teknelerde bulunan cömert hacimler, tekne sahibine ve misafirlere maksimum mahremiyet sağlamak amacıyla yapılan dikkatli tasarım süreçlerinin neticesi olarak karşımızda. Tükiye’de Dentur Yat’ın temsil ettiği İtalyan markanın bu 50 metrelik yatının dış tasarımında Filippo Salvetti imzası, iç mekânlarda Studio ACPV Architects’ten Antonio Citterio Patricia Viel’in parmak izleri bulunuyor. Devamı Şubat 2025 sayımızda.

  • Yatçılar karada buluşuyor…

    Yatçılar karada buluşuyor…

    Yılın ilk büyük buluşması 15-22 Şubat tarihlerinde Yeşilköy’deki İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açacak Bosphorus Boat Show ile gerçekleşecek. Yat ve Tekne Endüstrisi Derneği (YATED) tarafından düzenlenen fuarda 250’den fazla katılımcı yer alacak ve 500’e yakın tekne sergilenecek. YATED’in ön ayak olmasıyla yaklaşık iki yıl önce tek çatı altında toplanan boat show’ların birisi denizde diğeri bu ay olduğu gibi karada düzenleniyor. İstanbul’a bir deniz ve bir kara fuarının yeterli olduğunu ve yüksek katılımı sağlayarak sadece bu iki fuarın organize edilmesinin faydalı olacağını yıllardır bu köşeden yazıyorum. Umarım iki büyük fuar da yoluna uzun yıllar devam eder ve uluslararası kimliği de güçlenerek her geçen yıl daha da büyür. Her sene olduğu gibi bu boat show’da da görmeniz gereken tekneleri “Kılavuz” sayfalarımızda bir araya getirdik, fuara gitmeden önce mutlaka göz atın…

    Bu ay kapağımıza İtalyan Ferretti Grubu’nun niş yat markası Custom Line’ın en büyük modelini taşıdık. Planing ve Navetta serilerindeki sekiz modelden sonra Aluminium Alloy serisinin ilk üyesi olarak filoya katılan Custom Line 50, markayı da bir üst lige taşıyor. Bir diğer özel tekneyi de Refit bölümünde okuyacaksınız. Hollandalı Royal Huisman bünyesindeki Huisfit tarafından yenilenen 37 metrelik klasik yat Atlantide 100 yıllık bir centilmen… Cömert mekânlarıyla maviliklere davet eden Lagoon 60 da bu ayın teknelerinden. Denizde uzun seyirler için donatılan yelkenli katamaran, çift gövdeli tutkunlarını cezbedecek. Geçen ay Boot Düsseldorf’ta ilk teknesinin dünya prömiyeri gerçekleştirilen en yeni Türk markası Aiata ile ilgili tüm detayları da sayfalarımızda bulacaksınız…

    En yeni teknelerle birlikte yelken yarışları, denizcilik söyleşileri ve marin dünyadan son haberlerle hazırladığımız Şubat sayımızda “Seyir Defteri”ne tek tek konularını sığdıramayacağım ama ilginizi çekeceğine emin olduğum yazılarıyla Tanıl Tuncel, Süha Umar, Cem Gürdeniz, Deniz Kurt, Bünyamin Sürmeli, Alper Günoral, Mehmet Bezdan, Miray Süleymanoğlu Öncü, İnanç Işıl Yıldırım ve Mehmet Acar sizleri bekliyor… 

    İyi fuarlar, keyifli okumalar…

  • YENİ YILDA “MÜKEMMEL ROTA” ÇİZMENİN SIRLARI

    YENİ YILDA “MÜKEMMEL ROTA” ÇİZMENİN SIRLARI

    2025 yılının ilk sayısından merhaba! Umarım bu sene de tutkusu deniz olan herkesle birlikte aşılmadık deniz, gidilmedik rota bırakmayız. Yılın ilk ayında size keyifli bir seyrin ilk adımını anlatmak istedim: Rota belirleme! Pergel, cetvel ve kâğıt haritalar hazırlansın, kusursuz bir rota planının olmazsa olmazlarını konuşacağız.

    Bir yandan planla hareket etmeye bayılan, diğer yandan karşıma çıkan olası değişikliklere kendini özgürce bırakan adaptasyon yeteneği sağlam bir denizciyim ben. Eğer sadık bir okursanız, benim hakkımdaki bu bilgiye siz de az çok sahipsinizdir. Ne sorumluluğu tamamen elden bırakmayı ne de plana gereğinden fazla sadık kalmayı severim. Bence en güzeli, sıkı bir hazırlıkla sizi bekleyen deneyime kendinizi bırakmanız. Hazırsanız, şimdi bu hazırlığa geçiyoruz!

    Bir varış noktası belirlemek karada, havada, suda, hiç fark etmez, çok büyük önem taşıyor. Rotası olmayan kaybolur, nereye gideceğini bilmeyen savrulur. 

    Sonrasında gönlünüzce değişiklikler yapacak olsanız bile, yola çıkarken attığınız o ilk adımda, nereye varacağınızı bilmelisiniz. Tabii bu yeri seçmek o kadar kolay değildir, size hak veriyorum. Bu yüzden karar vermenize yardımcı olacak, benim de çok sevdiğim bir soruyu kendinize sormanızı önereceğim:

    “Bu yolculuğun bana ne hissettirmesini bekliyorum?” 

    Yoğun tempodan sıyrılıp nefes aldığımı mı, sıkıldığım rutinlerime inat yeni deneyimlerin heyecanını mı? Suyun, güneşin, yelkenin tadını çıkardığım bir dinlenme alanı mı, farklı yerler gördüğüm bir keşif dünyası mı? Hangisi sizi daha hayal ederken bile mutlu edebiliyor? İşte bu sorulara cevap verdikçe, kendinize de bir varış noktası seçtiğinizi hissedeceksiniz. Buna aslında, bir seyir için sizi harekete geçiren içsel motivasyonunuz diyoruz. Tabii en az iç dünyanız kadar önemli bir başka etken de var: Dış etkenler.

    Eğer seyirden beklentinizi belirlediyseniz, yapmanız gereken ilk şey, bu seyir için ne kadar vakit ayırabileceğiniz. Dinlenme amacınız varsa ama elinizde iki günlük bir hafta sonu kaçamağı varsa, lokasyon seçerken bu süreyi göz önünde bulundurarak plan yapmalısınız. Yakın, sakin, verimli vakit geçirebileceğiniz bir yer olmalı. Örneğin Yunan Adaları. Eğer elinizde uzun bir tatil yapma şansı varsa ve amacınız yeni deneyimler edinmekse, rotanızı buna göre seçmelisiniz.

    SENİN ROTAN NERESİ? 

    YAKIN YERLER, UZAKLAR, BELKİ BİR DÜNYA TURU?

    Herkesin şartları farklı elbette. Siz belki sadece hafta sonu için hızlı bir kaçış planlıyorsunuz. O zaman rotanızı yakın sulara çevirin. Örneğin Bodrum’dan Kos’a kısa bir atlayış, Göcek’ten Simi’ye sakin bir rota, iki üç günde taze deniz havası ve sessiz bir kaçamak mümkün. Uzun soluklu bir tatil mi planlıyorsunuz? O halde Yunanistan’ın İyon Denizi’ne açılıp Korfu’dan Kefalonya’ya, oradan ana karaya yakın sessiz koylara süzülmek veya Kikladlar’ın keşfedilmemiş köşelerine yelken açmak sizin işiniz. “Neden daha da öteye gitmeyeyim?” diyenlerdenseniz, belki bir dünya turunun ilk adımını bu sene atmanın vakti gelmiştir. Şüphesiz her şey hayalle başlar ama unutmayalım: Hiçbir hayal rotasız kalmamalı!

    KENDİ TEKNEN Mİ, KİRALAMA MI?

    Rota planlarken karar vermeniz gereken önemli bir konu da budur. Eğer kendi tekneniz varsa, avantajınız büyük. Teknenizin kapasitesini, rahatlığını, sınırlarını bilirsiniz. Bakımını, güvertesini, donanımını tanırsınız. Aileniz bu yaşam tarzına alışmıştır, çocuklar teknede güvende hisseder. Bununla beraber kendi tekneniz yoksa da üzülmeyin. Günümüzde kiralama seçenekleri o kadar geniş ki! Kısa süreli bir kaçamak için kaptanlı bir yelkenli, uzun soluklu bir aile seyri için konforlu bir gulet, ya da maceracı ruhunuz varsa kaptansız bir katamaran kiralayabilirsiniz. Her ikisinde de rota planlarken dikkat etmeniz gereken, teknenizin hızı, yakıt kapasitesi, ekipman durumu, mürettebat sayısı ve tabii ki ailenizin konfor beklentileri.

    KİRALAMA İÇİN ÖNERİLER

    Kiralama yaparken öncelikle aracı firmayı iyi seçin. Profesyonel, güvenilir ve ihtiyaçlarınıza uygun tekneleri sunan bir yer bulun. Erken rezervasyon yaparsanız hem indirimlerden yararlanır hem de istediğiniz tarihlerde teknede yer bulursunuz. Eğer ilk kez kiralıyorsanız kaptanlı bir çözüm daha rahat olabilir. Bu sayede rota planlarken yerel tavsiyeler, gizli koylar hakkında ipuçları alabilirsiniz. Bu, özellikle Yunan sularına ilk kez açılıyorsanız size büyük kolaylık sağlayacaktır.

    ROTA PLANLARKEN FAVORİ YAKLAŞIM VE UYGULAMALARIMIZ

    Gelelim teknolojinin nimetlerine. Artık rota belirlemek eskisi gibi yalnızca kâğıt haritalara, pusulalara ve rasatlara kalmadı. Elbette o yöntemlerin tadı ayrı ama günümüzde telefonunuzdaki bir uygulama size hava durumundan demirleme noktalarına kadar her şeyi sunuyor.

    Hava tahmini: Windy veya PredictWind kullanın. Bu sayede bölgedeki rüzgâr yönlerini, hava basıncını, dalga boylarını önceden öğrenerek rotanızı optimize edebilirsiniz.

    Sosyalleflme ve keflif: Yeni çıkan SeaPeople uygulamasıyla yakındaki teknelerle iletişim kurup, bölgedeki favori koylar, restoranlar ya da demirleme alanları hakkında anında bilgi alabilirsiniz.

    Navigasyon: Navionics gibi uygulamalarla güncel harita bilgilerine, derinlik ölçümlerine ve diğer denizcilerin yorumlarına ulaşırsınız.

    Bu dijital yardımcılar, rotanızı planlarken size hem pratiklik hem de esneklik kazandırır.

    GENEL ÖNERİLERİMİZ

    Rota belirlemede en önemli şey denizlerin değişkenliğine saygı duymak. Hava durumu, bölgesel kurallar, kalabalık limanlar, beklenmedik tamir ihtiyaçları… Bunların hepsi planınızı etkileyebilir. Bu yüzden her zaman bir B planı oluşturun. Ekipmanlarınızı sezona girmeden kontrol edin, çocukların güvenliğini sağlayın, çevre dostu olun (atık yönetimi, plastik azaltma), yerel halka ve kurallara saygı gösterin. Unutmayın ki bu bir macera, bir yolculuk. Her ufukta yeni bir hikâye var.

    ŞİMDİ YOLA ÇIKMA ZAMANI!

    Şimdi pergelinize, cetvelinize, haritalarınıza yeniden bakın. Bu sene hangi hissi tatmak istiyorsanız o duyguya giden en iyi rotayı seçmek elinizde. İster yakındaki bir adaya hafta sonu kaçamağı yapın ister İyonya’nın derinliklerine uzanın ister Kikladlar’ın rüzgârlı geçitlerinde yeni maceralara yelken açın. Önemli olan, kendinizi ve sevdiklerinizi mutlu edecek, hayallerinizi besleyecek bir rota bulmanız. 2025 yılının size denizlerde yepyeni anılar, tatlar ve hikâyeler getirmesi dileğiyle! 

    Bu yıl da pruvanız neta, hayat kolayınıza olsun.  Bizim yeni rotalarımıza ortak olmak isterseniz ve tüm sorularınız için, keyifliyim Instagram hesabından bize ulaşabilirsiniz.☸

  • “Cangarda” Türkiye’de

    “Cangarda” Türkiye’de

    ABD Yaldızlı Çağ’ın son sitimli yatı Cangarda. Bazı yatlar vardır, ilk görüşte âşık olur, gözünüzü alamaz, hayallere dalarsınız. Hasköy’de Rahmi M. Koç Müzesi’nde 16 Kasım 2024 öğleden sonra S/Y Cangarda ile karşılaştığım an işte bu duyguları yaşadım. 

    Rahmi M. Koç Müzesi, Sayın Rahmi Koç liderliğinde dünya çapındaki sitimli ve seçkin gemiler koleksiyonuna kanaatimce bu gemi ile en büyük mücevheri kattı. Dünya çapında bir şöhrete sahip Cangarda artık Türk sularında. Geminin çizgileri, tekne çalımı, kıç kuruzu, cıvadrası, direkleri, kıç bayrak gönderi, manikaları, mataforaları, bronz ile maunun görsel kardeşliği, can filikalarının bakmaya doyamayacağınız güzelliği karşısında büyülendim. Cangarda’nın da envantere katılmasından sonra Rahmi M. Koç Müzesi’nin dünyanın en büyükleri arasında yerini aldığını söyleyebilirim. 

    WINTIGRAM TASARIMI, 1901 YAPIMI

    Cangarda, ABD’de 20. yüzyıl başında inşa edilen ve faal olan en eski iki sitimli yattan biriydi. 1904 İskoçya/Glasgow yapımı olan diğer yat Medea, halen San Diego Deniz Müzesi’nde sergileniyor. Cangarda aynı zamanda ABD’de son olarak inşa edilen sitimli yat olarak da tarihteki yerini almış durumda. Yat, ismini 1901 yılındaki ilk sahibi Michiganlı kereste tüccarı Charles Canfield’in soyadının “Can” eki ile eşi Belle Gardner’ın soyadının “Gard” ekinden türetilen Cangarda’dan alıyor. ABD, Delaware eyaletinde Wilmington’da bulunan ve 1959 yılında kapanan ünlü Pusey & Jones Tersanesi’nde inşa edilen çelik gövdeli yat, 42,06 metre boyunda, 4,33 metre eninde ve 135 ton deplasmana sahip. H.C Wintrigham tarafından tasarlanan yat, 1901 yılının şubat ayında kızağa kondu, aynı yılın Nisan ayında denize indirildi ve Haziran’da sahibine teslim edildi. 175 devirde, 22 metre uzunluğundaki şafta bağlı beş kanatlı pervanesi ile 12 knot yapabilen yatın hafif uskuna yelken donanımı da mevcuttu.

    Edward Dönemi’nin son sitimli yatı olarak kabul edilen bu soylu teknenin halen korunan orijinal mütenavip 300 hp gücündeki sitim makinesi aynı yıllarda New York’ta John W. Sullivan tarafından yapılmış. Güvertenin üretiminde kullanılan ağaçlar Küba’dan özel olarak getirtilmiş. Ana güverte altında dört büyük kamarasında toplam dokuz kişiyi rahatlıkla ağırlayabilecek biçimde tasarlanan teknenin asıl amacı, boydan boya tente ile korunan uzun açık güvertesinde misafirleri ağırlarken, düşük su çekimi nedeniyle yakın sularda deniz gezileri icra etmek ve yelken yarışlarında seçkin gözlemcileri güvertesinde bulundururken, bir yandan da hakem teknesi görevi yapmaktı. Teknede hâlâ kıç tarafta bulunan ve yelken yarışı startı için kullanılan bronz top başlı başına bir değer.

    SİYASİ FİGÜRLERİ AĞIRLADI

    Charles Canfield 1904 yılında, Cangarda’yı Kanadalı kimyager, iş insanı ve senatör George Taylor Fulford’a sattı. Geminin ikinci sahibi olarak ismini değiştiren Fulford, Mary olan karısının ilk iki harfini George, Dorothy ve Martha isimli çocuklarının da isimlerinin ilk iki harflerini alarak yatın adını “Magedoma” koydu. Ancak yeni teknesinde bir sene dahi geçiremeden, Kanada tarihinin ilk ölümlü otomobil kazasında kullandığı aracın başka bir araç ile çarpışması sonucu 53 yaşında hayatını kaybetti. Devamı Ocak 2025 sayısında.