Yazar: MURAT ÖKSÜZ

  • İzlanda, buzullar, küresel ısınma…

    İzlanda, buzullar, küresel ısınma…

    Dünya’nın doğal bir döngüsü, ısınma ve soğuma evreleri var. Biz ısınma evresindeyiz ve bu ısınma sürecini rutininin üzerine çıkartıp var gücümüzle hızlandırıyoruz. Havayı ısıtıyoruz, bunun karşılığında ekstrem kışlar görülüyor. Buzulları eritip volkanları patlatıyoruz, patlayan volkanlar güneş radyasyonunu engelleyip soğumaya neden olabiliyor. Ülkemizde aktif bir volkan olmasa da, dünyanın herhangi bir yerinde yeterince büyük bir patlama olduğunda bizim de bundan payımızı almama ihtimalimiz yok.

    Siz de baharı hayalinizde canlandırıyor musunuz? Yoksa aklınız hâlâ kış da mı kaldı? “Yaa ne kadar güzel kartpostallık manzaralar oluştu, kara doyduk” diyenlerden miydiniz? Ya da tersi “Nereden dediysem ‘Allah’ım şöyle adam akıllı bir kış yaşayamadık’ diye, dilimi eşekarısı soksun” diye söylenenlerden misiniz? Sert diyebileceğimiz bir kıştı. Soğuk, karlı, ara ara fırtınalı. Sadece bizde sert geçmedi kış, ABD’de geçen seneki polar vorteks olayını biliyorsunuz, bu sene de ona benzer bir kış yaşandı, rekor kar dalgaları görüldü. Daha önce size polar vorteksten bahsetmiştim. Geçen sene ABD’yi zorlayan kışın nedeni, kutupların ısınmasıyla jet akımlarının gevşemesi ve kutuptaki havayı (bize göre hâlâ dondurucu soğuklukta olan havayı) aşağı enlemlere taşımasıydı. Kutuptaki ısınma dediğim zaman olayın yine küresel ısınmaya bağlanacağını tahmin etmişsinizdir herhalde :). Ama bu defa başka, keskin sirke küpüne zarar, fazla ısınma soğumaya yol açabilir, ona bakacağız. Umarın dikkatleri çekebilmiş, alıcıları açabilmişimdir. O zaman sağ taraftaki kolu ileri doğru itiyorsun ve tam gaz ilerliyoruz. Konumuz; küresel ısınma ile volkan patlamaları arasındaki ilişkiyi yakalayıp, volkanlardan da soğumaya doğru adım adım ilerleme. Nasıl?

    İlginç mi? E o zaman buyurun!

    Eyjafjallajökull patlaması

    Eyjafjallajökull’u hatırlıyor musunuz? “Ne hatırlaması, ben o yazıyı okuyamıyorum bile” diyenlere minik bir paragraf açayım. Hani İzlanda’da 2010 yılında patlayan,adını telaffuz etmekte güçlük çektiğimiz bir volkan vardı ya, küllerden Avrupa’nın neredeyse tamamının hava sahası kapanmıştı, 10 binlerce uçuş iptal edilmişti. Bakın yeni bir çalışma, küresel ısınma nedeniyle İzlandaüzerindeki buzulların eridiğini ve bunun sonucunda da İzlanda’nın altındaki yer kabuğunun yükseldiğini söylüyor. Bağlantıyı kurdunuz mu? “Bunun Eyjafjallajökull’la ne alakası var?” diyen de olabilir, her görüşe saygımız var, hemen açalım biraz. Araştırmacılar yer kabuğundaki bu yükselmenin volkanik aktiviteleri tetiklediğini söylüyor. Bir trambolin düşünün, üzerinde yük varken aşağı doğru çöker, üzerindeki yükten kurtulduğu zamanda yükselerek eski haline döner. İşte yer kabuğu da aynen bu mantıkla çalışıyor. Üzerinde ağır buzul kütleleri varken aşağı çöküyor, buzullar eriyince de yukarı doğru yükseliyor, bu yükseliş nedeniyle de volkanik aktiviteler artıyor.

    Sadece karalarda değil, sualtı volkanlarında da aynı sistem işliyor. Yani buzullar eriyip deniz seviyesi yükseldiği zaman karalar üzerindeki yük azalıyor ve volkanik aktiviteler artıyor. Ama bu defa denizlerde su miktarı ve basıncı artmış oluyor, dolayısıyla denizlerdeki volkanların aktivitesi düşüyor. Buz örtüsü genişleyip deniz seviyesi düştüğü zamanlarda da karalardaki yük artıyor ve volkanik aktiviteler zayıflıyor, aynı zamanda düşen okyanus basıncı nedeniyle sualtı volkanlarının aktivitesi artıyor. Anlayacağınız öyle ya da böyle, deniz altında ya da üzerinde o volkan bir aktivite yaşayacak.

    O yıl yaz yaşanmadı!

    Tabii bizim ülkemizde aktif volkan bulunmadığı için genelde volkan konularını çok fazla düşünmüyoruz. Ama volkan patlamaları en basit haliyle uçak seferlerini engelliyor. Eyjafjallajokull patladığında Avrupa’nın batısındaki uçak seferlerinin tamamen durduğunu hatırlarsınız. Çok daha önemli ve ilginç etkileri de var: 1815’te Endonezya’da patlayan Tambora Yanardağı nedeniyle 1816 yılının, İber Yarımadası’nda yaz mevsimi yaşanmadan geçtiğini biliyor muydunuz? Düşünün, Endonezya’da volkan patlıyor ve siz etkilerini bir yıl sonra Avrupa’da görüyorsunuz. Volkan patlamasını duyunca insanın aklına sıcak bir hava geliyor değil mi? Peki, neden yaz mevsimi oluşmadı sizce? Şöyle; Tambora Yanardağı o kadar şiddetli bir şekilde lav püskürttü ki, bu patlama sırasında çıkan gazlar, küller ve tozlar stratosfere kadar ulaştı. Stratosfer tabakasının başlangıcı (Stratosfer ile Troposfer arası) yerden yaklaşık 9-12 km yükseklikte bulunuyor, patlamanın şiddetini hayal edebiliyor musunuz? Patlamayla stratosfere kadar ulaşan partiküllerin yapabileceği bir şey vardır: Yere ulaşan güneş radyasyonunu azaltmak. İşte bu etki nedeniyle İber Yarımadası güneş radyasyonunu yeterince alamadı ve yaz sıcaklıkları o sene
    için 15 °C’yi aşamadı. Mesele sadece yaz mevsiminin tadını çıkaramamak değil; yaz gelmeyince, sıcaklık düşük kalınca, yağış fazla olunca yiyecek sıkıntısı baş gösterdi, tarım ürünlerinin kalitesi düştü. Besin kalitesi düşünce salgın hastalıklar ve yayılma hızı arttı.

    Bizi de etkiler

    Yani kısacası Endonezya’da 1815 yılında patlayan volkan nedeniyle Avrupa’da ve Akdeniz ülkelerinde 1820’ye kadar büyük bir sosyoekonomik sıkıntı yaşandı. Bu nedenle, ülkemizde aktif bir volkan olmasa da, volkan konusu önemli çünkü dünyanın herhangi bir yerinde yeterince büyük bir patlama olduğunda bizim de bundan payımızı almama ihtimalimiz yok.

    1873’de yine İzlanda’da yanardağ patlıyor, orada netice daha dramatik, çok fazla ölüm vakası var.

    Şimdi tekrar dönüyorum küresel ısınmaya. Biliyorsunuz Dünya’nın doğal bir döngüsü, ısınma ve soğuma evreleri var. Biz ısınma evresindeyiz ve bu ısınma sürecini rutininin üzerine çıkartıp var gücümüzle hızlandırıyoruz. Havayı ısıtıyoruz, bunun karşılığında ABD’de ekstrem kışlar görülüyor. Buzulları eritip volkanları patlatıyoruz, patlayan volkanlar güneş radyasyonunu engelleyip soğumaya neden olabiliyor.

    Bir konuyu daha geniş kitlelere ulaştırmış olmanın haklı gururuyla huzurlarınızdan ayrılıyorum, gelecek ay yine görüşelim, ben buralarda olacağım, sağlıcakla kalın. ☸

    iStock_000012916624_Large iStock_000058601316_Full

  • Yeni Sanlorenzolar geliyor

    Yeni Sanlorenzolar geliyor

    Lüks İtalyan yat üreticisi Sanlorenzo’nun performanslı yatlardan oluşan “SL” serisinin bu yaz suya inecek yeni üyeleri 76 ve 86’nın tanıtımları 19 Şubat’ta CNR Avrasya Boat Show’da yapıldı. Sanlorenzo İstanbul’un fuardaki özel standında yapılan tanıtıma katılan markanın satış ve pazarlamadan sorumlu başkan yardımcısı Marco Segato teknelerin özelliklerini Türk yatseverlerle paylaştı. Fiberden üretilen ve Officina Italian Design’ın tasarladığı yatlardan SL86’nın boyu 26,45, genişliği 6,35 metre. Selefi olan SL82 modelinden 2,50 metre daha uzun. Büyük flybridge’i ile öne çıkan yatın salonu da önceki modele göre daha geniş tasarlanarak büyük pencereler yerleştirilmiş. MTU’nun üç ayrı beygir gücünde opsiyonları ile sunulacak teknenin hızı 31 knot’a kadar çıkabilecek. Eski modellerden SL 72’nin yerine üretilen SL76 da modern ve geniş yaşam mahalleriyle dikkat çekiyor. Her iki yatın da dünya prömiyerleri Eylül 2015’te Cannes Yachting Festival’de yapılacak. SL86’nın 2016 CNR Avrasya Boat Show’da da sergileneceğini belirtelim. www.triodeniz.com

    02-SanlorenzoSL86

  • Esen Yacht BAYK Kış Trofesi

    Esen Yacht BAYK Kış Trofesi

    Bodrum’da fırtına dinmiyor

    7-8 Şubat’ta koşulan Esen Yacht BAYK KIŞ Trofesi’nin ikinci ayağında hafta sonu boyunca dört mevsim yaşandı. Güneşli ve keyifli bir havada tamamlanan ilk gün yarışlarının ardından ikinci gün fırtına nedeniyle oldukça zorlayıcıydı. YAzı ve Fotoğraflar Çiğdem Yurtsever

    Esen Yacht BAYK Kış Trofesi’nde rüzgârsız başlayıp fırtınanın karada koptuğu ilk ayaktan sonra değişen başhakemle birlikte ikinci ayak yarışları tamamlandı. Yağmur ve değişken rüzgârın yanı sıra kaçaklarla birlikte fırtına koparan havada yapılan ikinci yarış, hem hakem komitesi hem de yelkenciler için yorucu ve zorlayıcıydı. Yarışların ilk günü B grupları ile Destek grubu offshore rotada yarışırken, A grupları ise iki şamandıra yarışı yaptı. 7-8 knot’larda start alan B ve Destek grupları, 17 millik Kargı Adası rotalı yarışı tamamladılar. 15 knot’a kadar çıkan rüzgârda yarışan ekiplerden Lady Deniz, Iceberk Ice Yachting, Shiraz Bonou ekipleri sınıflarında birinci oldu. A gruplarının şamandıra yarışı ise üç turlu sosis rotada yapıldı. B gruplarının ardından A2- A3 grupları ilk startı yaptı. A0 ve A1 gruplarının startında ise fazla sayıda fodepar olunca genel geri çağırma yapıldı.

  • Bu yıl çok kış yapmış

    Bu yıl çok kış yapmış

    Herkes havalardan şikâyetçi. Bu sene pek bir kış yapmış. Evet, Malta’da.Eskiden şubat dedi mi bahar başlar, yağmur dediğin de şöyle bir serpiştirip geçermiş.

    Bunlar konuşulurken İstanbul’da okullar tatil edilmesine karşın hayat felç olmuş, toplu taşıma araçları çalışamaz hale gelmiş, insanlar saatlerce yollarda sefillik çekmiş…

    Sesimizi çıkarmadık tabii.

    Üstelik buralıların yakındığı havalar tam da tadına varılacak cinsten. En şikâyetçi oldukları soğuklar, İstanbul’da herkesin kendini sokağa attığı tatlı-serin bahar aylarına denk. Ama evet, neredeyse her hafta fırtına var.

    Düşünsenize fırtına var ve biz güvenli bir limandayız. Çok çok soluganlardan dolayı sallanıp duruyoruz.

    Eh, tekne güvenli limanda olunca fırtınanın seyrine doyum olmuyor.

    Malum Malta, Akdeniz’in ortasında bir ada devleti. Hava nereden eserse essin yüzlerce mil öteden kopup gelen dalgaların o devasa boyut ve enerjisi adanın her yerinden gözlenebiliyor. İşte bu, benim için inanılmaz bir seyirlik. Kırmızı şarap eşliğinde. En çok nesi beni etkiliyor tam bilemiyorum. Haşmetine diyecek laf yok tabii ki de “iyi ki şimdi orada değiliz” düşüncesi de seyrin keyfini artırıyor olmalı. Devamı Mart 2015 sayımızda…

    ay¦-n marinas¦-11 IMG_0256