Yazar: MURAT ÖKSÜZ

  • Sert koşulların SUV’u Nissan X-Trail 1.6 dCi

    Sert koşulların SUV’u Nissan X-Trail 1.6 dCi

    Tüm hatlarıyla yenilenen X-Trail, önceki jenerasyona kıyasla çok daha kaslı ve sağlam bir duruşa sahip. Otomobilin genelinde oval bir tasarım hâkim. Önden baktığınızda ise agresif ve sportif çizgiler dikkat çekiyor. Uzun LED farlar, sis farlarının konumu ve ön tampon kombinasyonunun farklı yapısı onu rakiplerinden farklı kılıyor. Aracın genelinde kulanılan krom detaylar ve alaşımlı jantlar, araca şık bir görünüm veriyor. Konforlu iç mekâna geçtiğimizde, bej renkli kokpit ve döşemeler sizi ferah bir alana açıyor. Moonroof tamamen açıkken aracın içerisi hayli aydınlık. Kaliteli malzeme kullanılırak her şey elinizin altında olduğu kokpit ise detaylı olarak tasarlanmış. Ön koltuklar rahat, arka koltuk alanı ise daha geniş tutulabilirdi. Tabii bunda yedi kişilik olması da ayrıca bir etken. Test ettiğimiz araçta 1598 cc hacminde, 130 beygir gücünde dizel motor bulunuyor. Sessiz çalışan motor, zorlanmadan X-Trail’i her yere taşıyor. 320 Nm’lik tork sayesinde kalkışlarda ve ara hızlanmalarda herhangi bir problem bulunmuyor. X-Tronic şanzımanın motor ile uyumu başarılı. Vites geçişleri sorunsuz.

    Şehir içİNDE 100 KM’DE 5,7 lt gibi ekonomik bir yakıt tüketimine sahip.

  • Zirvenin sahibi Porsche Ice Force 2015

    Zirvenin sahibi Porsche Ice Force 2015

    Porsche, kış mevsiminin farklı, heyecanlı ve bir o kadar da güzel bir başka yönünü, model gamında yer alan spor otomobilleriyle birlikte gösterdi. Bunun için de kuzey kutup dairesinin kuzeyinde yer alan, neredeyse yılın 200 günü sıcaklığın donma noktasının altında olduğu, Finlandiya’nın Levi şehrindeki çok özel bir tesisi kullandı. Kış mevsiminin popüler tüm sporlarına ev sahipliği yapan, 43 kayak pistine sahip, 531 metre yükseklikteki bu lokasyonda, kar ve buzun üzerinde Porsche’nin ürün gamında yer alan spor otomobilleri test edildi.

  • FRANCESCO PASZKOWSKI “Eskiz tasarımcıya özgü bir dil”

    FRANCESCO PASZKOWSKI “Eskiz tasarımcıya özgü bir dil”

    Mesleki yaşamında 20 yılı geride bırakan Francesco Paszkowski, portföyündeki Heesen Yachts, CRN, Sanlorenzo, Canados, Isa Yachts ve Tankoa Yachts gibi markalar için yaptığı süperyat tasarımlarıy isminden çokça söz ettiren başarılı bir tasarımcı. Paszkowski’nin başarılı tasarımları arasında Eylül 2014’teki Monaco Yacht Show’un gözdesi Heesen Yachts imzalı 50 metrelik Monaco Wolf da yer alıyor. Bir yatın, sahibinin yaşam anlayışını yansıtması gerektiğine inanan İtalyan tasarımcıya tasarımın inceliklerini, en özel tasarımlarını ve öne çıkan çalışmalarını konuştuk.

    Tasarımla yolunuz nasıl kesişti?

    Çocukken taşındığı ve uzun süre yaşadığı Floransa’ya rağmen hâlâ doğduğu şehir Milano’yu kalbinde taşıyan bir adamım. İtalyan sanatının çok önemli bir dönemine ev sahipliği yapan Floransa’da yaşamak da son derece heyecan verici… Kendimi bildim bileli elimde bir kalem taşıyor ve çok erken yaşlardan beri çiziyorum. Çizim ve tasarıma duyduğum tutku bana bir grafik tasarımcı olan babamdan miras. Bir keresinde onunla Giorgetto Giudiario sergisine gitmiştik. O sergide tasarımcı olmak istediğime karar verdim. Bu süreçte birlikte çalıştığım Pierluigi Spadolini’nin üzerimde büyük emeği vardır. Devamı Şubat 2015 sayımızda. 

    Sanlorenzo-40Alloy-(5)_17_04_2012_16_13 Saramour mp-83

  • Neden geldik Malta’ya?

    Neden geldik Malta’ya?

    Ocak ayının sonları. Bu yazıyı bir restoranın Saint Julian Koyu’na bakan terasında, kırmızı şarap eşliğinde yazıyorum. Bisikletimle buraya gelirken koyda yüzen birisi vardı. Parklar, kafeler dolu. Kimisi tişörtle dolaşıyor.

    Soğuk zamanları da olmadı değil. Önümüzdeki zamanlarda da olacak. Ama çok soğuk değil, bilemediniz birkaç derece daha az.

    Ada. Dört bir yanı hep ihtiyaç duyduğum tertemiz deniz. Her yer neredeyse yürüyerek ya da bisikletle ulaşabileceğim mesafede. Kimsenin acelesi yok.

    Yüzlerce yıllık sokaklarda dolaşabiliyorsunuz. Bir şehirden diğerine yürüyerek, en uzaktakine bir çeşit belediye otobüsüyle gidebiliyorsunuz.

    Çok güvenli. Neredeyse suç işlenmiyor. Ölümlü bir trafik kazası, günlerce ülkenin en önemli konusu olarak gazetelerin manşetinden inmedi.

    Akdeniz’in ortasında. Halkında Akdenizli sıcakkanlılığı. Buraya acelesiz yaklaşık iki ayda ulaştık. Yol boyunca yeni yemekler tadıp yeni malzemeler tanıdım. Bir tarafı Sicilya, bir tarafı Tunus. Fırsat buldukça yemek ve malzeme avına gidebiliyorum.

    Her şey güllük gülistanlık değil tabii. Yerel mutfakta pek iş yok. Restoranların çoğunda da. En geleneksel yemekleri tavşan, onu bile doğru düzgün yapamıyorlar. Dört bir yanı deniz, doğru dürüst yenecek balık yok. Neyse ki kabuklular fena değil. Şarapları da. Bir de gerçek bahçe rokası bulabiliyorum. Laf aramızda, Malta’da en lezzetli yemeği Arif’in (Önder) teknesi Megalodon ile bizim Adventure’da yiyoruz desek yeridir. Bu kadar kusur da olsun.

    Neden mi Malta? Neden olmasın! Devamı Şubat 2015 sayımızda…

    anayaz(2) anayazı.gzira maltese falcon