Scirocco’nun ilk neslini 1974-1982 yılları arasında üreten Volkswagen, ikinci neslinin üretimini 1982-1992 arasında gerçekleştirdi. Marka uzun yıllar sonra 2009’da Scirocco’nun üçüncü neslini piyasaya sürdü. Bugün ise makyajlanan Scirocco, 2015 model olarak karşımıza çıkıyor. Yeni Scirocco, makyajlanmış hali ile birlikte boyut anlamında değişim yaşamadı. Tasarımı ele alınan otomobilin baskın özellikleri daha da dikkat çekici hale getirildi. Araca önden baktığınızda tampon, ızgara ve far yapısı üzerindeki değişim keskin hatlarla kendini fark ettiriyor. Yeni far yapısı üzerindeki değişiklikler yeni Scirocco’ya daha karakteristik bir görünüm sağlıyor. Arka tasarımda ise tampon üzerindeki değişiklikler ve stop grubunun yeni hali kendini belli ediyor. Scirocco Türkiye’de, 1,4 ve 2 litrelik benzinli üç motor seçeneğiyle piyasada. 1,4 litrelik benzinli motorlar 122 ve 160 beygir güç üretiyor. 2 litrelik benzinli motoru ise 211 bg güç ve 280 Nm torka sahip. Yeni Scirocco, altı ileri manuel veya otomatik şanzıman seçeneklerine sahipken, 2 litrelik motora sahip modelinde yedi ileri DSG seçeneği de mevcut.
Yazar: MURAT ÖKSÜZ
-

Mulder’den 30 metrelik motoryat
Hollandalı Mulder’in 1992’den beri geliştirmeye devam ettiği flybridge serisinin altıncı ve en büyük yatı Mulder 98 Flybridge’in dünya prömiyeri 2-7 Eylül’de düzenlenen HISWA Amsterdam in-water Boat Show’da yapıldı. Rus sahibinin isteği üzerine başta 26 metrelik olması planlanan 98’in boyu daha sonra 30 metreye çıkarıldı. 17 bin litrelik yakıt, 3 bin litrelik de su kapasitesine sahip 7 metre genişliğindeki yatın iki adet 1685 beygirlik Caterpillar motorlarla seyir hızı 18, yüksek hızı ise 22 knot. Dış tasarımında Guido de Groot Design’ın imzası bulunan Mulder 98 Flybridge’in iç tasarımı Omega Architects’e ait. www.hnfyachting.com
-

Hayat veren nehirler
Nehirler kahverengi suyu, taşıdığı ağaç kütüğü gibi tehlikeleri yanında, çocukça bir macera hevesi midir nedir, bana çekici gelir. İspanya ve Portekiz’i birbirinden ayıran Guadiana Nehri’nde de aynı duyguları yaşadım. Bu nehrin kıyısındaki Sanlucar de Guadiana köyünün güzelliğini duymuştuk. Annette ile bakıştık, harita gibi “gereksiz şeylerimiz” yok ama “haydi gidelim” dedik.
Bonanza bugün ismine layık. Tuz kaplı şişman karınlı balıkçı tekneleri, Cadiz Körfezi’nden, Kanarya Adaları’ndan, Afrika’dan, ölü dalgayla yuvarlanarak limana, yüklü oldukları hazineleri boşaltmaya geliyorlar. Denizin cömertçe doldurduğu ağlarını ter içindeki tayfalar sandık sandık, şakalaşa, küfrede boşaltıyorlar, açık artırmacı mikrofonu bağırtarak balık halinde gruptan gruba dolaşıyor. Açık arttırmadan sonra balıkçının gideceği yer bir, en yakın bar. Bir yandan içkisini yudumlayıp diğer yandan “tek kollu haydut”ta (slot machine) üç meyveyi bir araya getirmeye çalışırken barı dolduran gürültünün üzerinden birbirlerine seferin hikâyesini aktarmaya çalışıyorlar. Tabii ki barmen daima eski günlerde daha büyük avlar görmüştür, bu da bir şey mi? Bonanza “nehirlerin kıralı Guadalquivir”in ağzında Atlantik’e karşı oturmuş denize gönderdiği evlatlarını bekleyen bir ana gibi devamlı ufku tarar sanki. Marina dâhil bütün kasaba balık kokar.
Guadalquivir nehri ‘Cazorla’ dağlarında 1350 metre yükseklikte, La Cañada de las Fuentes’teki küçük bir pınardan başladığı 660 km’lik yolculuğu sırasında Roma köprülerinden, modern hidro-elektrik santrallarından, Moor’ların su değirmenlerinden geçerek, Endülüs’ün tarihinden yaptığı yolculuğunu Atlantik’in kucağında bitirir. Zamanın başlangıcından beri bölgenin kan damarı olan nehir Yunanlar tarafından “Tartessos”, Romalılar tarafından “Betis”, daha sonra “Nahr Qurtuba” (Curtuba nehri) nehri olarak anılıp 12. yüzyılda Wadi al-Kabir (Büyük nehir) adını alır ki bu gün ki isim buradan doğmuştur. Bugün Sevilla’ya kadar (75 km) Gemiler tarafından ulaşılabilen nehir eskiden Cordoba’ya kadar seyre uygundu. Türkiye’ye gelirken Sevilla’ya kadar nehirden yelkenle gitmiştik, bu sefer sadece bir günlüğüne Bonanza’da durup, Huelva’ya yolumuza devam ediyoruz. Hâkim rüzgâr tam kafadan, 4 mil kıyıdan ayrılmamıza rağmen okyanus, nehrin sularıyla kahverengi, kim bilir “şüphesiz ömrümüzü uzatmayacak” ne maddeler taşıyor okyanusa. Devamı Aralık 2014 sayımızda…
-

XC 35 ABD’de yılın teknesi seçildi
ABD’de yayınlanan Sail Dergisi, Danimarkalı X-Yachts’ın Xc 35 modelini 31-40 feet aralığında “2015 Yılın Teknesi” olarak seçti. Xc 35’in önümüzdeki yıl için iki adaylığı daha bulunuyor. Bunlardan ilki, kazananı Ocak ayında Boot Düsseldorf’ta açıklanacak olan “2015 Avrupa’da Yılın Teknesi” ödülü, diğeriyse 31 Ocak-8 Şubat arasında Göteborg Boat Show’da sahibini bulacak olan “Yılın Yelkenli Teknesi 2014/2015” ödülü. www.x-yachts.com.tr



