Hayat veren nehirler

Nehirler kahverengi suyu, taşıdığı ağaç kütüğü gibi tehlikeleri yanında, çocukça bir macera hevesi midir nedir, bana çekici gelir. İspanya ve Portekiz’i birbirinden ayıran Guadiana Nehri’nde de aynı duyguları yaşadım. Bu nehrin kıyısındaki Sanlucar de Guadiana köyünün güzelliğini duymuştuk. Annette ile bakıştık, harita gibi “gereksiz şeylerimiz” yok ama “haydi gidelim” dedik.

Bonanza bugün ismine layık. Tuz kaplı şişman karınlı balıkçı tekneleri, Cadiz Körfezi’nden, Kanarya Adaları’ndan, Afrika’dan, ölü dalgayla yuvarlanarak limana, yüklü oldukları hazineleri boşaltmaya geliyorlar. Denizin cömertçe doldurduğu ağlarını ter içindeki tayfalar sandık sandık, şakalaşa, küfrede boşaltıyorlar, açık artırmacı mikrofonu bağırtarak balık halinde gruptan gruba dolaşıyor. Açık arttırmadan sonra balıkçının gideceği yer bir, en yakın bar. Bir yandan içkisini yudumlayıp diğer yandan “tek kollu haydut”ta (slot machine) üç meyveyi bir araya getirmeye çalışırken barı dolduran gürültünün üzerinden birbirlerine seferin hikâyesini aktarmaya çalışıyorlar. Tabii ki barmen daima eski günlerde daha büyük avlar görmüştür, bu da bir şey mi? Bonanza “nehirlerin kıralı Guadalquivir”in ağzında Atlantik’e karşı oturmuş denize gönderdiği evlatlarını bekleyen bir ana gibi devamlı ufku tarar sanki. Marina dâhil bütün kasaba balık kokar.

Guadalquivir nehri ‘Cazorla’ dağlarında 1350 metre yükseklikte, La Cañada de las Fuentes’teki küçük bir pınardan başladığı 660 km’lik yolculuğu sırasında Roma köprülerinden, modern hidro-elektrik santrallarından, Moor’ların su değirmenlerinden geçerek, Endülüs’ün tarihinden yaptığı yolculuğunu Atlantik’in kucağında bitirir. Zamanın başlangıcından beri bölgenin kan damarı olan nehir Yunanlar tarafından “Tartessos”, Romalılar tarafından “Betis”, daha sonra “Nahr Qurtuba” (Curtuba nehri) nehri olarak anılıp 12. yüzyılda Wadi al-Kabir (Büyük nehir) adını alır ki bu gün ki isim buradan doğmuştur. Bugün Sevilla’ya kadar (75 km) Gemiler tarafından ulaşılabilen nehir eskiden Cordoba’ya kadar seyre uygundu. Türkiye’ye gelirken Sevilla’ya kadar nehirden yelkenle gitmiştik, bu sefer sadece bir günlüğüne Bonanza’da durup, Huelva’ya yolumuza devam ediyoruz. Hâkim rüzgâr tam kafadan, 4 mil kıyıdan ayrılmamıza rağmen okyanus, nehrin sularıyla kahverengi, kim bilir “şüphesiz ömrümüzü uzatmayacak” ne maddeler taşıyor okyanusa. Devamı Aralık 2014 sayımızda…

179293709 488262275

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.