Yazar: MURAT ÖKSÜZ

  • Yat üreticileri için yeni fırsat VR başlıklar

    Yat üreticileri için yeni fırsat VR başlıklar

    Artırılmış gerçeklik (AR), karma gerçeklik (XR) ve sanal gerçeklik (VR) çözümleriyle donatılan özel VR başlıklar, yatların değerini artırırken özel olarak tasarlanmış uygulamalarla entegre edilerek kullanıcılara kişiselleştirilmiş ve özel deneyimler sunma imkânı veriyor… Mehmet Acar [email protected]

    Yat üreticileri artık, teknelerini sadece lüks bir araç olmaktan çıkarıp, kullanıcılarına benzersiz ve unutulmaz deneyimler sunan bir platforma dönüştürebilirler. Artırılmış gerçeklik (AR), karma gerçeklik (XR) ve sanal gerçeklik (VR) çözümleriyle donatılan özel VR başlıklar, yatların değerini ve cazibesini artırarak yat üretiminde rekabete yeni bir boyut getirmeyi sağlayacak. Bu başlıklar, üreticiler için özel olarak tasarlanmış uygulamalarla entegre edilerek, müşterilerine kişiselleştirilmiş ve özel deneyimler sunma imkânı veriyor. 

    “Deniz seyahatlerinde kullanılabilecek en yararlı Xr başlık uygulamalar” ve “Yelken ve tekne eğitiminde sanal gerçeklik” olmak üzere bu ay sizler için iki ayrı konu başlığı hazırladım.

    DENİZ SEYAHATLERİNDE XR BAŞLIK UYGULAMALARI

    Yat için XR/AR uygulamas›: Kullanıcılar, yatın gözlüklerini takarak yatın farklı bölgelerine baktıklarında, gözlükler üzerinden bilgi alabilirler. Bu bilgiler arasında yatın özellikleri, kullanım talimatları, tamir ipuçlar› ve acil durum prosedürleri bulunur. Örneğin, bir cihaz bozulduğunda kısa yolda nasıl tamir edileceğini gösteren rehberler veya yatın içindeki düğmelerin ve uygulamaların ne işe yaradığına dair açıklamalar.

    IMAX boyutunda ve hissinde sinema deneyimi: Kullanıcılar VR başlığı ile geniş ekran bir sinema deneyimi yaşayabilirler. Netflix veya diğer streaming servislerinden en sevdikleri filmleri ve dizileri izleyebilirler.

    Sanal golf: Yatın güvertesinde sanal golf oynayabilirler. Bu, özellikle golf tutkunları için çekici ve eğlenceli bir seçenek.

    Egzersiz ve fitness uygulamaları: VR başlığı ile çeşitli egzersiz ve fitness programlarına katılabilirler. Yoga, pilates veya diğer fitness aktiviteleri yapabilirler.

    Sanal ofis ve toplantılar: Kullanıcılar işlerini yatta da devam ettirebilirler. VR başlığı ile sanal bir ofis ortamında çalışabilir veya toplantılara katılabilirler.

    Canlı yayın ve konserler: Canlı yayınlara ve konserlere katılabilirler. Bu, yatta bile en sevdikleri sanatçıları ve etkinlikleri takip etmelerini sağlar.

    Meditasyon ve mindfulness: Kullanıcılar VR başlığı ile meditasyon ve mindfulness uygulamalarına katılabilirler. Bu, seyahat sırasında rahatlamalarına yardımcı olur.

    Sanal eğitim ve kurslar: Farklı konularda online kurslara ve eğitimlere katılabilirler. Bu, seyahat ederken bile yeni bilgiler öğrenmelerini sağlar.

    Sosyal etkileflim: Kullanıcılar VR başlığı ile arkadaşları ve aileleri ile sanal olarak buluşabilir ve etkileşimde bulunabilirler.

    Şehir turları: VR başlığı ile dünya genelinde farklı şehirleri sanal olarak gezebilirler. Bu, yeni yerler keflfetmelerini ve kültürel deneyim yaşamalarını sağlar.

    Bu uygulamalar yat üreticisinin müflterilerine sunduğu VR ve AR başlıklarının değerini artıracak ve onların seyahat deneyimlerini zenginleştirecektir. 

    YELKEN VE TEKNE EĞİTİMİNDE SANAL GERÇEKLİK 

    Teknoloji, denizcilik sektöründe eğitimi ve deneyimi yeniden tanımlıyor. Sanal gerçeklik (VR), bu alanda devrim niteliğinde yenilikler sunarak yelken eğitimini dönüştürüyor. Bir Meta Quest uygulaması olan MarineVerse’ü de sizin için inceledim.

    VR yelken eğitimi: MarineVerse’ün sunduğu VR yelken kursu, Meta Quest başlıkları üzerinden erişilebilen tamamen sürükleyici bir deneyim sağlıyor. Bu eğitim programı, gerçekçi fizik ve ilk kişi bakış açısı kontrolleri ile donatılmış, böylece kullanıcılar gerçek yelken koşullarını simüle edebiliyor. VR teknolojisi, kullanıcıları sanal bir yelken teknesine yerleştirerek çeşitli manevraları ve yelken tekniklerini uygulama imkânı tanıyor.

    Eğitim ve eğlence: Kurs, eğitim modüllerinin yanı sıra yarış etkinliklerini de içeriyor. Bu iki yönlü yaklaşım, kullanıcıların hem teorik hem de pratik becerilerini geliştirmelerini sağlıyor. Eğitici modüller, kullanıcıların temel yelken bilgilerini öğrenmelerine ve uygulamalarına yardımcı olurken, yarış etkinlikleri de eğlenceli ve rekabetçi bir ortam sunuyor.

    Gerçekçi simülasyon: VR yelken kursu, gerçek yelken deneyimini simüle eden detaylı grafikler ve fizik motorları ile donatılmış. Bu, kullanıcıların denizdeki gerçek koşulları ve manevraları en iyi şekilde deneyimlemelerini sağlıyor. Rüzgâr yönü, hız, yelken açma ve kapama gibi unsurlar, gerçek hayatta olduğu gibi VR ortamında da büyük önem taşıyor ve bu da kullanıcıların daha etkili bir şekilde öğrenmelerine olanak tanıyor.

    Tekne çeşitleri ve yarışlar: Uygulama içerisinde farklı tekne türleri bulunuyor, bunlar arasında küçük eğitim teknelerinden büyük yarış yatlarına kadar çeşitli seçenekler var. Kullanıcılar, sanal ortamda düzenlenen online yarışlara katılabiliyor. Bu yarışlar, dünya genelindeki diğer kullanıcılarla rekabet etme imkânı sunuyor ve izleyiciler tarafından da takip edilebiliyor.

    Güvenli ve maliyet etkin eğitim: Gerçek bir yelken teknesinde eğitim almak genellikle maliyetli ve riskli olabilir. Ancak VR teknolojisi, bu riskleri ortadan kaldırarak kullanıcıların güvenli bir şekilde pratik yapmalarını sağlıyor. Aynı zamanda, eğitim maliyetlerini de önemli ölçüde düşürür, çünkü sanal ortamda öğrenmek için pahalı ekipmanlara ihtiyaç duyulmaz.

    Uygulamaya erişim: MarineVerse VR yelken kursuna erişmek oldukça kolay. Meta Quest başlığınızı takın ve Meta Quest Store üzerinden Nau MarineVerse uygulamasını indirerek anında kullanmaya başlayın. Uygulama, hem eğitim hem de yarış modülleri sunarak kapsamlı bir yelken deneyimi sağlıyor.

    Sanal gerçeklik, yelken eğitiminin geleceğini şekillendiriyor. Hem yeni başlayanlar hem de deneyimli denizciler için ideal bir araç olan bu teknoloji, eğitim süreçlerini daha erişilebilir, etkili ve eğlenceli hale getiriyor. VR yelken kursları, denizcilik sektöründe yenilikçi bir adım olarak, geleceğin kaptanlarını yetiştirecek gibi görünüyor.☸

  • Honda Marine dıştan takmalı deniz motorları, Migros’larda satışa sunuldu

    Honda Marine dıştan takmalı deniz motorları, Migros’larda satışa sunuldu

    Anadolu Motor’un 5 yıl garantili olarak satışa sunduğu Honda dıştan takmalı deniz motorları,Migros’larda yerini aldı.

    Anadolu Grubu’nun otomotiv çatısı altında faaliyetgösteren şirketi Anadolu Motor’un  38 yıldır distribütörlüğünü yaptığı Honda Marine markası, dıştan takmalı deniz motorlarında satış kanalını genişletti. Honda Marine’in; 2.3 hp, 20 hp, 30 hp, 40 hp ve 50 hp güçlerindeki dıştan takmalı deniz motorları, Migros mağazalarında; 2.3 hp dıştan takmalı deniz motoru ise aynı zamanda Migros Sanal Market’te satışa sunuldu.

    5 yıl garantili olarak satışa sunulan Honda dıştan takmalı deniz motorları; tekne tutkunlarından ticari ve hobi balıkçılığına kadar oldukça geniş bir kitleye hitap ediyor.

    Müşteri deneyimini artırmayı hedefliyor

    Dıştan takmalı deniz motorlarında; üstün performans, güvenilirlik ve yakıt tasarrufu sunan Honda Marine, geniş ve güçlü satış kanallarıyla da müşteri deneyimini artırmayı hedefliyor.

    Şirketten yapılan açıklamaya göre, müşteriler Migros kasalarından veya Migros Sanal Market’ten gerçekleştirecekleri satın alma işlemi sonrasında kendilerine verilen PNR kodu ile Honda Marine’in 0850 222 68 67 numaralı müşteri hattını arayarak veya [email protected] adresine mail atarak ürününün siparişini verebilecekler. Sipariş verilen ürün en yakın Honda Marine satış noktasından teslim alınabilecek. Ürün teslim alındıktan sonra ise kurulumu için en yakın Honda Marine yetkili servisine başvurmak yeterli olacak. Şirket, dıştan takmalı deniz motorlarının ilk montaj hizmetini de ücretsiz verecek.

    Anadolu Motor Hakkında

    Anadolu Grubu’nun otomotiv çatısı altında faaliyet gösteren şirketi Anadolu Motor, 50 yılı aşkın motor üretim, pazarlama ve satış tecrübesiyle sektörün öncü firmaları arasında yer almaktadır. Lombardini lisansı ile başlayan motor üretimini kendi markası ANTOR’la devam ettiren Anadolu Motor, aralarında İtalya’nın da bulunduğu 50’ye yakın ülkeye ihracat gerçekleştirmektedir.

    Anadolu Motor, üretimini yaptığı ANTOR markalı motorların yanı sıra üretim ve ithalatını gerçekleştirdiği; çapa makineleri, motopomplar, benzinli ve dizel motorlu jeneratörleri kapsayan geniş ürün portföyünü ANTRAC markası ile sunarken Honda Güç Ürünleri ve Honda Marine dıştan takma deniz motorlarının da distribütörlüğünü sürdürmektedir.

    İleri teknolojiyi kullanarak müşterilerinin hayatını kolaylaştırmayı hedefleyen Anadolu Motor, Türkiye’nin 81 ilinde 200 bayisi ve 400 anlaşmalı servisi ile hizmet vermektedir.

  • SALTY DOGS

    SALTY DOGS

    Gündemdeki sokak köpekleri konusu, deniz köpeklerini hatırlattı. Bizim çok tecrübeli, yıllanmış denizciye yakıştırdığımız “deniz kurdu”, “kurt denizci” ünvanı batı dünyasında “salty dog”. Orada köpek aşağılamak için değil, tuttuğunu koparan, sadık, fedakâr, dayanıklı gibi sıfatları karşılıyor.  Bizim beraber okyanus aştığımız “Fancy” gibi denizlerde tuzlanmış, ekibin bir parçası olan köpeklere gelmeden önce salty dogs nereden çıkmış ona bakalım…

    1200’lerden beri, her yeni keşfedilen dünyayı paylaşmak istemeyen İspanya, Portekiz, İngiltere, Fransa ve Hollanda deniz aşırı kolonilerin zenginliklerini kapışmak için boğuşuyordu. Keşifler devrinde Afrika ve Hint Okyanusu’nda (neredeyse rutin gibi), önce Portekizli kâşifler keşfeder, ardından daha güçlü Hollanda donanması gelir el koyar, daha da sonra deniz gücü sayesinde ufuklarında güneş batmayan bir imparatorluk kuran Birleşik Krallık yağmalanan ülkeyi Hollanda’nın elinden alırdı.

    Amerika’ya gelince Atlantik’te at oynatan en güçlü krallık muhteşem armadasıyla İspanya’ydı. Her yıl Orta ve Güney Amerika’dan yağmalanan mücevherleri bir filo İspanya’ya götürüyordu. 

    Altına bir gemi çeken her gözünü karartmış korsan ağzı sulanarak bu açık büfeden pay almak için canları pahasına savaşıyordu.

    Hollywood’un romantize ettiği Karayip Korsanları Errol Flynn’den Johnny Depp’e kadar beyaz perdede önümüze ne hayaller koydu, çocukken ne maceralara uçtuk o korsanlarla. (“Errol Flynn de kim?” diyenlere, benim çocukluğumdaki beyaz perdenin belki de ilk korsanıydı.)

    KRALİÇE I. ELIZABETH’İN DENİZ KÖPEKLERİ

    Hayalden gerçeğe indiğimizde, korsanların dünyasını yanılmıyorsam daha önce yazmıştım, şimdi tuzlu köpekleri size sunmak istedim. İngilizcede “pirate” yanı sıra “privateer” denilen lisanslı (veya fermanlı diyelim) bir korsanlık türü oluştu.

    Aradaki fark; alelade korsan kanun dışı, soyduğu kendine ama soygunda yakalanmadan kurtulsa da, kendi ülkesinde de kanun dışı, yakalandığında asılıyor. İspanya’nın muhteşem “Armada”sına karşı İngiltere bire bir savaşta kazanma şansının fazla olmadığı bildiğinden yeni bir korsanlık şekline başvurdu. Privateer’ler de korsan ama özel bir gurup hiç değilse İngiltere’de kanun dışı değil. Kral veya Kraliçe’nin izniyle savaşta olmasalar bile rakip gemileri, limanları yağmalayabiliyorlar, yağmanın bir kısmını vergi gibi verip geçinip gidiyorlardı.

    Bu özel korsanların içinde, özelin de özel bir gurup Kraliçe I. Elizabeth’in “sea dogs” deniz köpekleriydi. Bu köpekler resmen bir savaşa girmeden İspanyol gemilerini limanlarını vuruyordu, Kral veya Kraliçe’nin izni “Letter of Marque” olduktan sonra kendi otoriteleri tarafından problem yoktu. Modern dünyamızın terör grupları gibi. (İlk korsanlık izni 1243’te III. Henry tarafından verilmiş).

    Kraliçe’nin köpeklerinden en ünlüsü şüphesiz 1581 yılında kendi gemisi Golden Hind’in güvertesinde Kraliçe’nin önünde diz çökerek şövalye olan Sir Francis Drake’ti. Drake, 23 yaşındayken Amerikalara ilk seyrini gerçekleştirdi. Hatta Pasifik kıyısındaki günümüz San Francisco’suna kadar akınlar yaptı. Dünyayı dolaşan ilk İngiliz denizcidir. (Okullarda dünyayı ilk dolaşanın Magellan olduğu öğretilirse de Magellan Filipinler’de öldürüldü, filodan kalan bir gemiyi İspanya’ya Juan Sebastian Del Cano getirdi. Bu da onu ilk Avrupalı yapar.) Fermanlı fermansız günümüzde korsanlara, maçoluklarına Hollywood’un yarattığı bir hayranlık varsa da bunların esir ticareti yaptıkları filmlerde görünmez. Atlantik korsanları (fermanlı, fermansız) bir üçgen kurmuşlardı. Tekstil, rum ve mamul malzeme Afrika’ya, Afrika’dan alınan esirler Amerika’ya, Amerika’dan tütün, pamuk ve şeker İngiltere’ye.

    İNGİLİZ-TÜRK KONSANLIK ORTAKLIĞI

    I. Elizabeth’in ölümünden sonra 1604’te İspanya’yla sulh olunca bazı deniz köpekleri “Barbary” olarak bilinen Cezayir korsanlarına katıldı. Cezayir korsanları bize yabancı değil, en güçlüleri Barbaros Kardeşler. 

    İngiliz korsanlarıyla Cezayir korsanlarının avlandıkları ortak saha Katolik Avrupa’ydı. Bu gruba Avrupa’nın Katolik olmayan Hollanda gibi devletlerinin korsanları da katıldı. Din kisvesi altında (aslında korsanların motivasyonu her zaman para idi) Katolik ülkelerin limanlarına, gemilerine saldırıp esir ticaretini devam ettirdiler. Bir yanda Papa’nın birleştirdiği Katolik Papalığın donanması, diğer yanda Müslüman ve anti Katolik grubu korsanlık zanaatını devam ettirdiler, sonrası bildiğiniz gibi Barbaros Cezayir’i Kanuni’ye hediye etti, bizim korsanlar da lisanslı oldu.

    Bu arada lisanslı korsanlık 17. yüzyıl sonlarına kadar devam etti İngiliz Kralı III. William zamanımızda filmlere, kitaplara konu olan meşhur Kaptan Kidd’e “Letter of Marque” verdi. 

    KORSAN OLMAYAN TUZLU KÖPEKLER

    Kraliçe’nin tuzlu köpeklerinden kalan lakap günümüzde çok deneyimli deniz insanlarına ulaştı. Biz İstanbul’a döndüğümüzde benim çocuklar da Kalamış’ta “welcome salty dogs” diye karşılamıştı. Biz ünvanları, methiyeleri seviyoruz, şimdi üstat, duayen gibi yenileri var.

    Bizim de Kelebek’te yoldaşımız tuzlu bir köpeğimiz vardı. Fancy bir süs köpeği değildi, onun görevi tekneyi korumaktı ki görevini çok iyi yapıyordu. Bizim yanımızda demirli tekne soyulurken Kelebek’e cesaret edemediler. 

    Fancy safkan bir Avustralya çoban köpeği. Koyun değil sığırları güdüyor, gerçi bizimki hep denizde yaşadı, hayatında sığır görmedi ama onun işi DNA’sında programlanmış. Sürüyü toplamak, bir arada tutmak. Bizim tekneye gelen misafirlere ses çıkarmaz ama biz izin vermeden göndermezdi. 

    Eski teknesinde Bahamalar’da tekneye hırsız girmiş, tekne sahibi dönünce görüyor ki Fancy giren iki hırsızı güvertede esir almış, adamların ayak bileği kanıyor, bırak gidelim diye yalvarıyorlar. (Bu köpeklerin diğer adı Blue Heeler, sığırların ayak bileklerini ısırarak hizaya sokuyor.)

    Dolaşırken diğer köpek olan teknelerle ortak yanımız olduğundan kıyıya tuvalete götürdüğümüzde, yüzmeye götürdüğümüzde, ahbaplık kuruluyordu. Zaten hep öyle değil mi? Çocuklu olanlar, köpekli olanlar birbirlerine yakın olurlar.

    Bir de shkipper gibi iş köpekleri var, Hollanda’da motorsuz devirde kanallarda tekneleri çeken atların peşinde havlayarak onları idare ediyorlar.

    Sanırım “süs köpekleri” de dahil köpekler enerjik hayvanlar, bir köpek sahibi olmak isteyene tavsiyem, onun bir oyuncak olmadığını, haklarına ihtiyaçlarına saygı gösterilmesi gereken ailenizin bir ferdi olduğunu düşünmeniz ki, bu fert hayatını idame ettirmesi için size muhtaç. Önüne mama su koymak ötesinde, rutin olarak tuvalet ihtiyacını, enerjisini harcama ihtiyacını düşünmelisiniz. Fancy, labrador gibi su köpeği olmamasına rağmen çok iyi yüzerdi. (Yeni Zelanda’da yüzme yarışı bile kazandı.) Enerjisini karaya çıkma imkânımız olmayan yerlerde böyle harcıyorduk. Annette’le Kelebek’in etrafında tur atarlardı. Tuvalet de günde iki defa sahile çıktığımızda halloluyordu (cebimizde her zaman iki plastik torba taşırdık bu iş için) uzun seyirlerde Kelebek’in bastonuna götürürdük (ki kötü denizlerde bayağı heyecanlı zamanlar olurdu). Ama bu eziyetin bedeli, karşılıksız sevgi anlatılamaz, Fancy bizim için canını verirdi eminim.

    Ha bir de köpeğin GPS öncesi şahane bir seyir aleti özelliği var. Alçak, atol gibi adalara yaklaşırken biz daha karayı görmeden Fancy kokusunu alır, kokpitte gözünü diker otururdu. Tabii bu ekstra hayvani hassaslık etrafımıza yunuslar geldiğinde veya uzakta bir balina püskürttüğünde kuru güvertede ayakları patinaj yaparak koşuşurken teknede kaostu. 

    Tuzlu köpeklerin bize bir hediyesi daha var. 

    Paul Sperry bir gün buz üstünde koşan köpeğinin neden kaymadığını merak etti. Önce tırnakları sayesinde zannetti sonra anladı ki parmaklarının tabanındaki ince kesikler gibi oluşum sayesinde kaymıyor. İşte bu keşif “Sperry deck shoes”un ünlü olmasına bizim de ıslak güverteye sağlam basmamıza neden oldu.☸

    Fancy dingide yüzmeye gidiyoruz
  • SPARTA Stiletto kadar zarif ve atletik

    SPARTA Stiletto kadar zarif ve atletik

    Geçen sene Cannes’daki World Yacht Trophies’te kendi sınıfında en iyi dış tasarım ödülünü alan 67 metrelik Sparta, Heesen Yachts’ın bugüne dek inşa ettiği en büyük çelik gövdeli megayat olarak bir bakışta ayırt edilen sıra dışı silueti ile girdiği her limanda ilgiyi üzerine topluyor.

    Yazı İLKE YILMAZ  [email protected] Fotoğraflar DAVID CHURCHILL, WINCH DESIGN

    Hollandalı megayat üreticisi Heesen Yachts imzalı Sparta’da hidrodinamik gövde ikiz Rolls-Royce MTU motorla birleştirilmiş. Bu teknik donanım megayatı kendi kategorisinde özel bir konuma taşıyor. Heesen ile iç ve dış tasarımda imzası bulunan Winch Design iş birliği, mekânlar arasında benzersiz bir uyum yaratmış. Megayat pek çok açıdan özel deneyim alanlarına ev sahipliği yapıyor. İçinde jakuzinin bulunduğu Japon esintili geniş SPA’sı, özel yapım mobilyalar, gölgelendirme sistemleri, eşsiz bir manzaraya ev sahipliği yapan güneşlenme terası, geniş kapalı salonu, açık havada konumlandırılmış havuzu, okyanusun derinliklerine inen beach club basamakları gibi pek çok detay söz konusu. Adını bir Antik Yunan şehri olan Sparta’dan alan megayat, o dönemin bir dizi karakteristik özelliğini taşıyor. Devamı Temmuz 2024 sayısında…