Etiket: Alican Kaynar

  • ALİCAN KAYNAR Başarının tesadüf olmadığının kanıtı

    ALİCAN KAYNAR Başarının tesadüf olmadığının kanıtı

    Kararlı, disiplinli, azimli, tutkulu, cesur…  Fenerbahçe Doğuş Yelken sporcusu, Milli Takım’da Türkiye’yi Finn sınıfında temsil eden Alican Kaynar, yelkende başarılı olabileceğimizi dünyaya duyurmuş ve dereceleriyle kanıtlamış bir sporcu. Yelkene altı yaşında başlayan ve yılın 365 günü sıkı bir programla Olimpiyatlar’a hazırlanan Alican Kaynar’dan madalya beklentisi büyük.

    Fotoğraflar ALİCAN KAYNAR ARŞİVİ, ROBERT DEAVES

    Alican Kaynar’la 2020 Tokyo Olimpiyatları öncesinde Enoshima’da düzenlenen altı günlük “Test Yarışı” dönüşü buluştuk. Aslında yelken, Türkiye’nin olimpik madalya beklemediği bir branştı fakat Fenerbahçe Doğuş’un başarılı yelken sporcusu Alican Kaynar sayesinde düşüncelerimiz değişti. Ülkeyi yelkende Finn sınıfında temsil eden Kaynar, ilk olarak 2012’de Londra’daki Olimpiyatlar’a katılmıştı. Londra’da deneyimledikleri, gözlemledikleri ve yaptığı karşılaştırmalar sonucunda kendini nasıl daha ileriye taşıyacağını anladığını söylüyor. Aslında tek bir cümleyle geçmişten bugüne çalışma grafiğini açıklamak gerekirse; başlangıçta bir çalışıyorken, o zamandan beri 10 misli fazla çalışıyor. 2016’daki Rio Olimpiyat Oyunları’na da katılan Kaynar, Tokyo’da madalya almayı hedefliyor. Dahası var. Kaynar, dünyada ilk kez yapılacak ve FIFA’nın yelkene uyarlanmış hali olacak Star Sailors’ League’te, Türkiye’nin takım kaptanlığına seçildi. Elbette Kaynar’a sorulacak çok soru var…

    Londra Olimpiyatları sonrası duygun neydi?

    İlk 10’a giremeyeceğimin farkındaydım. Türkiye yelkende gerideydi, biliyordum ama konuyu henüz tam çözemiyordum. Yarıştan sonra neden madalyaya oynayacak seviyede olmadığımızı sorguladım. “Madem madalyaya oynamıyoruz, o zaman neden Olimpiyatlar’a geliyoruz?” diye sordum kendime. İlk seferdi, tecrübe kazanmıştık ama plan neydi? Türkiye’de Olimpiyatlar’a gidenlere başarmış gözüyle bakılıyordu ve oraya gidince iş bitiyordu. Bense devam etmek, ilk 10’a, beşe ya da üçe girmek istiyordum. Döner dönmez hiç ara vermeden uygun antrenör aramaya başladım.

    Kendin çabaladın yani.

    2014’te eşimle bir seneliğine İspanya’ya taşındık. O zaman İspanya’da iyi bir antrenman grubu vardı ve olimpik sporculara yakın olabildim. Laser’da iki madalya almış Slovenyalı sporcu Vasilij ŽZbogar ile birlikte çalıştık. Sonra o Rio’da üçüncü madalyasını aldı, hem de Finn’de ve 42 yaşındaydı. Profesyonel bakış açısından, çalışma disiplininden ve feragat ettiklerinden etkilenmiştim. Başka türlü başarıya ulaşamazsın zaten.

    Yaşadığın olumsuzluklardan bir örnek paylaşabilir misin?

    Çok yalnız kaldığım oldu. Yabancıların peşinden koştum, beraber antrenman yaparız da bir şeyler kaparım diye. Ve beni reddettikleri bir dönem geçirdim. 2016 Rio Olimpiyatları’na hazırlanırken, dünya şampiyonalarında 25-30 arasıydı skorlarım. Antrenman grupları vardı; İsveçli, Finlandiyalı, Fransız birlikte çalışıyorlardı örneğin. “Ben de gelebilir miyim?” dediğimde, hepsi bir diğerine sormaları gerektiğini söyleyip beni soğutuyorlardı. 

    Ya şimdi?

    Son iki senedir, bütün bu bahsettiğim grup Yunanistan’da bizim antrenmanlara katılıyor. Yaklaşık 15 partnerimiz oldu ve herkes gelmek istiyor. Anlıyorum, iyiler iyilerle olmak istiyor ve değişime seviniyorum.

    2020 TOKYO OLİMPİYATLARI’NA DOĞRU

    Başlarda bütçelerin az olmasından nasıl etkileniyordun?

    Önceleri kamplara tek başıma gidiyordum mesela. 2017’de tekneyi arabanın üzerine koyup İstanbul’dan dört günde İspanya’nın en batı ucundaki kampa gitmiştim. Aslında o sezon çok iyi geçmişti. Kamptan sonra Palma’da Princess Sofia Yarışları’nı üçüncü bitirmiştim. Devamında Fransa’da Dünya Kupası’nı kazanmıştım. Tabii zor zamanlarım oldu ama özellikle ikinci Olimpiyatlar’dan sonra, Fenerbahçe Doğuş’un büyük desteğiyle bazı şeyler düzelmeye başladı. Bir kere ülkenin artık yelkenden madalya ümidi doğdu.

    Tokyo’daki Test Yarışı’ndan biraz bahseder misin?

    Olympic Test Event her olimpiyattan önce yapılır. Bizim kapalı denizlerin dalgasıyla okyanustaki dalga tipleri apayrı. Ölü dalga dediğimiz, kaba ve büyük dalgalar oluyor. Gel-git, akıntılar vs. gibi sonucu etkileyecek bir sürü unsuru bilmek lazım. Test sayesinde yarışçılar yarışın yapılacağı yeri görüyor ama organizasyon ekibi de kendini test etmiş oluyor; 5-6 parkur, 10 sınıf var çünkü. Ben orada yedinci bitirdim. Olimpiyatlar’da ise hedefim madalya.

    Yarışın yanı sıra Tokyo’dan aklında neler kaldı?

    Çok sıcaktı, inanılmaz nem vardı. Öyle olduğunda denizde de çok yüksek performans gösteriyorsun. Vücut sıcaklığında büyük artışlar ve düşüşler oluyor. Kontrolünü ise şöyle sağlıyorlar: Sporculara bir hap veriliyor ve hap bütün gün vücutta kalıyor. Akşam vücut taraması yapılıyor, tüm sıcaklık değişim bilgileri bilgisayara kaydediliyor. Sonra doktorlar verileri inceleyip, sporcunun vücut sıcaklığı nasıl daha stabil tutulabilir diye soğuk buz banyosu, soğuk yelekler, uygun içecekler gibi öneriler sunuyor. Bu profesyonel yaklaşım fitness antrenmanında, malzemede, teknede, her şeyde geçerli.

    2020 STAR SAILORS’ LEAGUE

    Star Sailors’ League’le de bizi heyecanlandırdın…

    Star, olimpik sınıfların en prestijlilerindendi ama 2012’den sonra kalktı. Bütçeleri epey yüksekti, ancak belli başlı ülkeler sürdürebilirdi. Şimdi, bir grup yelkenci, Star Sailors’ League’i kurdular. Star burada, istenirse Star tekneleriyle yarışılabileceğini söylüyor hem de dünyanın en iyi yelkencileri, yani yıldızlarını temsil ediyor. Geçen üç dört senede, en iyi finnci, lazerci ve 470’çilerin hepsi Bahamalar’da yapılan büyük finalde yarıştı. Bu bir adım öteye taşınıyor; 2020’de ilk defa 11 kişilik ülke takımları büyük teknelerde birbirlerine karşı yarışacaklar. Yatta şöyle bir durum vardır: Fransız da gelir tekneye İngiliz de, ama adı Türk ekibi olabilir. Bütün ekip yabancı, sadece Türk bayrağı olsun yeter. Star Sailors’ League’le düzen değişiyor. 2020’de ilk kez bir teknede sadece bir ülkenin vatandaşları yarışacak.

    Ekibe girme sistemi nedir?

    Star Sailors’ League sıralaması diye bir şey çıkardılar. Bu da ilk defa yapılan bir şey, dünyanın bütün yelkencilerini bir klasmanda topluyorlar. America’s Cup’a katılan yelkenci, olimpik sınıflarlarda yarışan lazerci, optimistte yarışan optimistçi veya J70’te yarışan bir yatçı aynı klasmanda sıralanıyor. Herkesin gittiği yarışlar ve o yarışlardan topladıkları puanlar bir klasmanda toplanıp bir dünya sıralaması yapılıyor. Nations Cup dediğimiz SSL’de bu sıralamalarda ülkenin en iyi sporcusu olan, otomatik takıma giriyor. Bu şekilde beş sporcu seçiliyor.

    Diğerlerinde takım kaptanı mı devreye giriyor?

    Öyle. Büyük ihtimalle kilo limiti olacak. Sıralamalardan gelecek kişileri bilmiyoruz. Ve yatta farklı pozisyonlar var. Pozisyonları doldurmakla dengeyi sağlamak benim görevim. Lojistik gibi kısımları da üstleniyorum.

    Kaptanlar yarışabiliyor mu?

    İsterlerse evet. Benim yaşım genç ama bazı ülkelerin takım kaptanları 50-60 yaşlarında. 3-4 olimpiyat madalyaları var, onlar daha çok menajerlik şeklinde kaptanlık yapacaklar. Bizde ben yarışacağım. Pozisyonumu henüz bilmiyorum. Takımın durumuna göre beraber karar vereceğiz. Bu konuda Deniz ve Ateş Çınar da bana yardımcılar. Neticede onların da büyük tecrübeleri var. Oğuz Ayan da bize destek olacak. Türkiye’nin en deneyimlilerinden ve abi niteliği taşıyor, takımı toplayabilir. Fakat henüz net değil.

    GELECEK PLANLARI

    Yabancı yelkencilerden kimleri beğeniyorsun?

    Brezilyalı lazerci Robert Scheidt’ı beğeniyorum. Dört olimpiyat madalyası var. 46 yaşında ve altıncı olimpiyatına hazırlanıyor. Yaş sınırını şu an o belirliyor. Bu yaşa kadar bu seviyede bu işi yapan hiç olmamıştı. 

    Seni ileride yat yarışlarında görebilir miyiz?

    Yat yarışçılığı insanların hobisi olmaktan ziyade şirketlerin yelken takımları altında gelişiyor. Şirketlerin bu işe girmesini tabii ki çok faydalı buluyorum. Yine de gerçekten hobi, spor olarak yapıldığına şahit olmak istiyorum. Zaman gerekiyor bunun için de. Beni de görebilirsiniz, neden olmasın.

    Tokyo sonrası için motivasyonun nedir?

    Fiziksel performansım el verdiği kadar olimpik sporcu olmaya devam edeceğim. Olimpiyatlar’a katılan insanların profesyonelliğini seviyorum ve bundan besleniyorum. Farklı ülkelerle rekabet ediyor, en son teknolojiyi görüyorsunuz. Eğitmenlik de yapacağım tabii. Hem ülke hem Fenerbahçe Doğuş bana müthiş bir destek verdiler. Bilgi birikimimi ülkeye yayabildiğim kadar yayacağım. Bu da benim borcum…

    Alican Kaynar’a önümüzdeki yıl için hem Tokyo’da hem de Star Sailors’ League’de başarılar diliyoruz.☸

  • Türk takımı SSL GOLD CUP’ta

    Türk takımı SSL GOLD CUP’ta

    2021’in Ekim ayında SSL Gold Cup başlıyor, tabii erteleme olmaza. Covid-19 salgını ve Olimpiyatlar’ın ertelenmesi nedeniyle bu yarışın da daha ileri bir tarihte yapılma olasılığı söz konusu. Ne olursa olsun, yarışa davet edilen 20 ülkeden biri olduk. Takım kaptanı da başarılı yelkencimiz Alican Kaynar.

    SSL yani Star Sailors League (Yıldız Yelkenciler Ligi) dünyanın en iyi yelkencileri tarafından yelkenciler için tasarlanmış bir seri yarış olarak 2013’te başladı. Dennis Conner’in başkanlığında gelişen SSL; Coutts, Grael, Schüman, Ainslie, Peyron, Scheidt, Cammas, Percy, Goodison, Williams ve daha nice birbirinden iyi yelkencinin katılımıyla 2017 yılında “Dünya Yelken Federasyonu Özel event (Special Event)” statüsü almış yedi yarıştan biri haline geldi. Bu arada diğer yarışlar; Amerika Kupası, Dünya Match Race Turu, SailGP, Okyanus Yarışı, PWA Windsörf, GKA Dünya Kite Turu. 

    SSL yelken şampiyonlarının basit, etkin ve uygun bütçeli bir küresel platformda kendilerini kanıtlayabilmeleri için dizayn edilmişti. Eski ve yeni şampiyonları yüceltip, geleceğin şampiyonlarının önünü açmak ve yelken sporunu popüler kültürün bir parçası haline getirmek hedefleri dahilindeydi. Star sınıfı olimpik yelkenlilerde iki kişilik ekiplerle düzenlenen bu yarışlar, 2013’te ilk yapıldığı günden beri çok çekişmeli müsabakalara sahne oldu. SSL, tenis şampiyonalarının prensiplerinden modellenerek yıl içinde gerçekleşecek dört büyük turnuva ve bu turnuvaların kazananları arasında gerçekleşecek büyük finalden oluşuyor. Şimdi bunun üzerine bir de SSL Gold Cup çıktı. 

    YELKENİN “DÜNYA KUPASI”

    Geçen sene bu tarihlerde açıklanan bu yeni formata davet edilen ilk 20 ülkeden biri de Alican Kaynar kaptanlığındaki Türkiye oldu. Gold Cup’ın amacı SSL’den edinilen tecrübeleri kullanarak tek tip (one design) kurallarına uygun ve hızlı dokuz kişilik yatlarda en yetenekli yelkencilere, kendileri gibi en iyilerin yarıştığı üst düzey bir yat yarışı platformu sağlamak. Bunu yaparken teknelerdeki ekiplerin en az yarısının hâlihazırda ülkelerinde ve uluslararası yarışlarda başarılı sporculardan seçilmesiyle, hareketli salma sınıflarından gelenlerle yatçılık tecrübesi olanları dengeliyorlar. Uluslararası sıralamaya göre kurulan takımlar sayesinde kıyasıya mücadeleler izleyeceğimizden şüphem yok. Bir de tabii son yıllarda yelken yarışlarının görüntülenmesinde çok büyük ilerleme kaydedildi. Bu sayede Dünya Futbol Kupası izler gibi yelkenin dünya kupasını izleyebileceğiz. Ancak yarışı benzerlerinden farklı yapan en önemli boyutu, SSL Gold Cup takımlarının milli yelkencilerden oluşması.  Genellikle TP52, Amerika Kupası, SailGP, Extrem Yelken Serisi gibi müsabakalardan alışkın olduğumuz, milli olmayan karma takımların profesyonel yarışı değil. Organizatörler milli takım olarak yapılacak bu yarışların ülkelerde milli gurur sayesinde yelkene ilgiyi artıracağını öngörebiliyorlar. Bir de gerçekten en iyi yelkenci ülkeler gözler önüne serilecek. Şu an yarışta kullanılacak iki tekne, seçilen takımların ücretsiz olarak İsviçre’nin Neuchatel Gölü’nde antrenman yapması için sunuluyor. Hatta Dünya Yelken Federasyonu’nun listesine girmiş olan ülkelere 30 güne kadar ücretsiz tekne kullanımı bile sunuyorlar. SSL47’ler, koç botları ve SSL antrenman tesislerinin tüm imkânları katılımcılara ücretsiz olarak verilecek. Son yıllarda yelkende gösterdiği üstün başarılar neticesinde Alican Kaynar kaptanlığında kurulan takımımız da dünyayı donduran bu kriz geçer geçmez antrenmanlarına başlamak için plan yapıyor. Finn sınıfında dünya sıralamasında 6.’lığa kadar yükselen ve Olimpiyat madalyası için yıllardır canla başla çalışan Alican’dan Gold Cup ve takımımızla ilgili tüm detayları aldım.

    52 ÜLKE KATILIYOR

    Çok klasik bir soruyla başlayalım, bu takıma kaptanlık edeceğini öğrendiğinde neler hissettin?

    Öncelikle ilk 20 ülkenin içine seçilmiş olmak çok büyük bir gurur oldu. Son yıllarda olimpik sınıflarda aldığımız başarılar bizi bu noktaya getirdi. Diğer takım kaptanlarının tümü Olimpiyat şampiyonu. Son 30-40 yılın en iyi yelkencileri orada. Onların arasında olabilmek büyük bir ayrıcalık. Hem Amerika Kupası, hem VOR da yarışmış çok kıymetli yelkenciler var. Ayrıca bu yarış hızla, gelişmekte olan Türk yelkenciliğinin çok ilerlemesine yol açacak diye inanıyorum. 

    SSL Gold Cup’a hangi ülkeler katılabiliyor?

    Her ülke katılabilir. Katılmak isteyen ülkenin yelkencileri online başvuru yapıyorlar; başvurularını takım kaptanı, dümenci veya ekip seçenekleri ile gerçekleştiriyorlar. Olimpik yelkencilerinden kurulu SSL Gold Cup Yönetim Kurulu, o ülkeden yeterli yelkenci başvurmuş ve yelkenciler uluslararası yarışma düzeyinde ise o ülkeyi kabul ediyor ve takım kaptanını belirliyor. Daha sonrasında takım kurulumu prosedürü başlıyor. Şu an 52 ülkenin katılımı netleşti.

    Takımlar kimlerden oluşuyor?

    SSL kendi bünyesinde bir ranking sistemine sahip. World Sailing Ranking’in aksine burada bütün yelkenciler puan alıp bir sıralamada yer alıyor. One Design yarışan tüm sınıflar bu sıralamaya girebiliyor. Yani Olimpiyat şampiyonu, ülke şampiyonasında yarışan bir optimistçi veya j70’te yarışan yelkencilerin hepsi kendini SSL Ranking’de bulabilir. Takımlarda yer alacak altı sporcu bu ranking’den seçilecek. Belirtilen tarihlerde ranking’de ülkesinde ilk sırada yer alan sporcular da otomatik olarak takıma dahil oluyor. Geri kalan dört sporcuyu ise kaptan belirliyor.

    ERTELENME OLASILIĞI

    Takıma girmek isteyen sporcular ne yapmalı?

    Öncelikle SSL Ranking’de sıralamalarını öğrenmeliler, daha sonra katılacakları yarışlarda aldıkları puanlarla burada yükselmeleri gerekiyor. Listeye girdiğinizde ülke filtresini kullanırsanız Türkiye’deki sıralamanızı da öğrenebilirsiniz. Ranking’den gelecek sporcular sonucunda kilo, pozisyon ve tecrübe değerlendirmelerini yaptıktan sonra takımın geri kalan üyelerini seçeceğim. Takıma vinççi bulmak  için ayrıca kondisyon testleri yaparak sporcu seçmeyi planlıyoruz.

    Bütçeniz nedir?

    SSL organizasyonu zaten tekneleri ve gerekli malzemeleri temin ediyor. Bizim antrenmanlar için konaklama ve lojistik desteği, bir de iyi bir antrenör bulmamız gerekiyor.

    Şu anki takviminiz nedir?

    Türk Takımı 2020 sonu ve 2021 başında antrenmanlarına Neuchatel Gölü’nde devam edecek diye plan yaptık. Normal takvimde 2021’in Ekim ayında Gold Cup başlıyor fakat malum Covid-19 ve Olimpiyatların ertelenmesi Gold Cup’ın da 2022’ye ertelenme ihtimalini doğurdu. Haziran ayında ertelenip ertelenmeyeceği belli olacak. Her şey ona göre daha netlik kazanacak.

    “ANTRENÖR ARAYIŞIMIZ DEVAM EDİYOR”

    Takımımızı biraz anlatır mısın?

    Neuchatel, İsviçre’de yapılan ilk antrenmana Deniz Çınar, Ecem Güzel, Oğuz Ayan, Kıvanç Sevinç, Onur Bilgen, Doğa Arıbaş, Berkay Abay katıldı. İlk antrenman çok güzel geçti, tekneye hızlı uyum sağladık. Olimpik takımın son yıllarda yoğun bir şekilde vakit geçirmesinden dolayı birbirini tanıması iyi bir antrenman ortamı sağladı. Kıvanç Sevinç’in TP52 tecrübesi tekneyi anlamamıza çok yardımcı oldu. Oğuz Ayan’in da milli sporculuğu, yat yarışçılığı, takım kurma ve antrenörlük tecrübesi çok yararlıydı. Olimpik takım sporcularımız Ecem Güzel ve Deniz Çınar da önemli roller üstleniyor. Onur Bilgen ve Doğa Arıbaş’ın da hem hareketli salma hem yatçılıkta istikrarlı başarıları, takımımızı iyi bir düzeye getiriyor. Ayrıca Dünya Gençler Laser Şampiyonumuz Yiğit Yalçın Çıtak antrenmana olmasa da takımıza katıldı. Ama bu yarış formatına alışkın, iyi bir antrenör arayışımız da devam ediyor. Kafamdaki plan, bizle başından sonuna kadar olacak bir antrenör, bir de ara sıra klinik yapmaya gelen ve tekneyi daha hızlı götürmemize yardımcı olacak bir antrenör olması. Yıllık bir haftayla sınırlanan antrenman haklarını, ülkeleri eşitlemek adına açık tutmaya başladılar. Bu bizim için büyük fırsat. Tekne üzerinde bir arada yeterince vakit geçirebilirsek rakiplerimizi zorlayabileceğimize inancım tam. Yarış esnasında tekne üzerinde dokuz sporcu oluyor. Ancak takımlar yedekleriyle beraber 11 kişiden oluşuyor. Takımımız genç ve uluslararası arenada başarı sahibi sporculardan oluşacak gibi gözüküyor. Tabii ki çok tecrübemiz olmayan bir teknede yarışacağız. Fakat önümüzdeki dönemde yapacağımız antrenmanlarla bu açığı kapatıp turnuvaya hazır bir şekilde katılmayı hedefliyoruz. Olimpik branşlardaki başarımızın buraya da yansıyacağına inanıyorum.

    Yarışlarda kaç tekne olacak? Nasıl bir yarış formatı göreceğiz?

    16 tane SSL47 hazırlanıyor. Bu tekneler RC44’lerin modifiye edilmesiyle yapılıyor. 52 ülke dörder gruplar halinde eleme usulüyle yarışacak. Aynı anda iki tane dört teknelik filo orsa-pupa rotada yaklaşık 45-70 dakikalık yarışlar yapacak. Yarışlardan önce sahilde teknelerinin önünde takımların milli marşları söylenecek. Tam anlamıyla yelkenin “Dünya Kupası” olacak. Daha anlatacak çok şey var ama bu aylık bu kadar. Türk yelkenciliği için çok yararlı olacağına inandığım bu yeni macerada Alican ve ekibine hep beraber destek olmalıyız. Bize şimdiye kadar yelkende en büyük başarıları sağlamış bu sporcuların bir araya gelerek tarihte ilk defa yapılacak bu yarışa katılımının tüm denizcilik camiamıza gurur kaynağı olacağına şüphem yok. Salgında sporcularımız karantina halinde evlerinde kondisyon antrenmanlarına devam ettiler. Gençlik Spor Bakanlığı’nın izniyle mayıs ortasından itibaren denize de çıkan sporcularımız Olimpik hedeflerinden sapmadan bir Gold Cup’a da hazırlıklarını sürdürüyorlar. Hepinize ailelerinizle sağlıklı ve güzel maceralar dolu günler dilerim. ☸

  • ALİCAN KAYNAR Başarının tesadüf olmadığının kanıtı

    ALİCAN KAYNAR Başarının tesadüf olmadığının kanıtı

    Kararlı, disiplinli, azimli, tutkulu, cesur…  Fenerbahçe Doğuş Yelken sporcusu, Milli Takım’da Türkiye’yi Finn sınıfında temsil eden Alican Kaynar, yelkende başarılı olabileceğimizi dünyaya duyurmuş ve dereceleriyle kanıtlamış bir sporcu. Yelkene altı yaşında başlayan ve yılın 365 günü sıkı bir programla Olimpiyatlar’a hazırlanan Alican Kaynar’dan madalya beklentisi büyük.

    Alican Kaynar’la 2020 Tokyo Olimpiyatları öncesinde Enoshima’da düzenlenen altı günlük “Test Yarışı” dönüşü buluştuk. Aslında yelken, Türkiye’nin olimpik madalya beklemediği bir branştı fakat Fenerbahçe Doğuş’un başarılı yelken sporcusu Alican Kaynar sayesinde düşüncelerimiz değişti. Ülkeyi yelkende Finn sınıfında temsil eden Kaynar, ilk olarak 2012’de Londra’daki Olimpiyatlar’a katılmıştı. Londra’da deneyimledikleri, gözlemledikleri ve yaptığı karşılaştırmalar sonucunda kendini nasıl daha ileriye taşıyacağını anladığını söylüyor. Aslında tek bir cümleyle geçmişten bugüne çalışma grafiğini açıklamak gerekirse; başlangıçta bir çalışıyorken, o zamandan beri 10 misli fazla çalışıyor. 2016’daki Rio Olimpiyat Oyunları’na da katılan Kaynar, Tokyo’da madalya almayı hedefliyor. Dahası var. Kaynar, dünyada ilk kez yapılacak ve FIFA’nın yelkene uyarlanmış hali olacak Star Sailors’ League’te, Türkiye’nin takım kaptanlığına seçildi. Elbette Kaynar’a sorulacak çok soru var…

    Londra Olimpiyatları sonrası duygun neydi?

    İlk 10’a giremeyeceğimin farkındaydım. Türkiye yelkende gerideydi, biliyordum ama konuyu henüz tam çözemiyordum. Yarıştan sonra neden madalyaya oynayacak seviyede olmadığımızı sorguladım. “Madem madalyaya oynamıyoruz, o zaman neden Olimpiyatlar’a geliyoruz?” diye sordum kendime. İlk seferdi, tecrübe kazanmıştık ama plan neydi? Türkiye’de Olimpiyatlar’a gidenlere başarmış gözüyle bakılıyordu ve oraya gidince iş bitiyordu. Bense devam etmek, ilk 10’a, beşe ya da üçe girmek istiyordum. Döner dönmez hiç ara vermeden uygun antrenör aramaya başladım.

    Kendin çabaladın yani.

    2014’te eşimle bir seneliğine İspanya’ya taşındık. O zaman İspanya’da iyi bir antrenman grubu vardı ve olimpik sporculara yakın olabildim. Laser’da iki madalya almış Slovenyalı sporcu Vasilij ŽZbogar ile birlikte çalıştık. Sonra o Rio’da üçüncü madalyasını aldı, hem de Finn’de ve 42 yaşındaydı. Profesyonel bakış açısından, çalışma disiplininden ve feragat ettiklerinden etkilenmiştim. Başka türlü başarıya ulaşamazsın zaten.

    Yaşadığın olumsuzluklardan bir örnek paylaşabilir misin?

    Çok yalnız kaldığım oldu. Yabancıların peşinden koştum, beraber antrenman yaparız da bir şeyler kaparım diye. Ve beni reddettikleri bir dönem geçirdim. 2016 Rio Olimpiyatları’na hazırlanırken, dünya şampiyonalarında 25-30 arasıydı skorlarım. Antrenman grupları vardı; İsveçli, Finlandiyalı, Fransız birlikte çalışıyorlardı örneğin. “Ben de gelebilir miyim?” dediğimde, hepsi bir diğerine sormaları gerektiğini söyleyip beni soğutuyorlardı. 

    Ya şimdi?

    Son iki senedir, bütün bu bahsettiğim grup Yunanistan’da bizim antrenmanlara katılıyor. Yaklaşık 15 partnerimiz oldu ve herkes gelmek istiyor. Anlıyorum, iyiler iyilerle olmak istiyor ve değişime seviniyorum. Devamı Ekim 2019 sayımızda…

    Ready Steady Tokyo – 2019 Olympic Test Event, Enoshima, Japan

    Ready Steady Tokyo – 2019 Olympic Test Event, Enoshima, Japan

  • Olimpik milli sporcularımızın başarıları

    Olimpik milli sporcularımızın başarıları

    6-14 Mayıs tarihleri arasında San Remo-İtalya’da düzenlenen 470 Avrupa Şampiyonası’nda Olimpik Milli sporcularımız Deniz Çınar ve Ateş Çınar dördüncü oldu. 18 ülkeden 52 ekibin katıldığı şampiyonada Çınar Kardeşler 7 yarış sonunda elde ettikleri 38 net puanla bu önemli dereceyi kazandılar. Bu önemli yarışta İsveç’ten Anton Dahlberg-Fredrik Bergstrom Avrupa Şampiyonu olurken, İspanya’dan Jordi Xammar-Nicolas Rodriguez ikinci ve Fransa’dan Kevin Peponnet-Jeremie Mion üçüncü sırada yer aldı. Bir diğer güzel haber ise Yunanistan’dan geldi. 10-18 Mayıs tarihleri arasında Atina’da düzenlenen 2019 Finn Avrupa Şampiyonası’nda Olimpik Milli Sporcu Alican Kaynar, 98 net puanla dördüncü oldu. Şampiyonada Giles Scott Avrupa Şampiyonu olurken, ikinciliği Macaristan’dan Zsombor Berecz, üçüncülüğü ise Hollanda’dan Nicholas Heiner elde etti. Diğer bir Olimpik Milli Sporcu Can Akdurak ise şampiyonayı 44. sırada tamamladı. www.tyf.org.tr