Etiket: Boat

  • MAR.CO R-EVOLUTION X36 İtalyan devrimi

    MAR.CO R-EVOLUTION X36 İtalyan devrimi

    Sert tabanlı şişme botlar artık lüks motoryatlardan farksızlar. Sundukları konfor, yüksek hızları ve manevra kabiliyetleriyle göz dolduruyorlar. Sularımızda daha sık görmeye başladığımız bu eğlenceli deniz araçlarına son olarak MAR.CO eklendi. Türkiye’ye bu sene giren 50 yıllık İtalyan tersanenin 60 knot hıza ulaşan amiral gemisi R-Evolution X36 ile test seyrine çıktık. Test Yazısı: Eyüp Özel, Fotoğraflar: Çiğdem Yurtsever

    Büyük yatların yardımcı teknesi olarak tasarlanan sert tabanlı şişme botlar (Rigid Inflatable Boat-RIB) yıllar içerisinde müthiş bir dönüşüm yaşadı. Tekneden karaya, bir koydan diğerine hızlı bir şekilde ulaşım aracı olmanın ötesinde, konforlu birer yata dönüştüler. Boyları büyüdü, kamaralar, banyolar eklendi. Her türlü lüksü barındıran RIB’ler marin dünyasında büyük bir pazar oluşturdu. Bu pazarın sağlam ve öncü oyuncularından birisi de İtalyan MAR.CO (Marine Costruzioni). Botlara rollbar, T-top ekleyen ve infüzyon tekniğiyle üretim yapan ilk isimlerden olan MAR.CO yaklaşık 50 yıllık bir firma. Bugün Milano’da Como Gölü civarındaki tersanesinde 5,10 metre ile 10,73 metre aralığında “Open”, “Cabin” ve “Gamma Fisherman” serileriyle 13 farklı model üretiyor. Artık üçüncü kuşağın iş başında olduğu aile tersanesinde “custom made” yani kişiye özel botlar üretiliyor. Tüpler, yastıklar, gövde ve diğer tüm fiberglas bileşenler için renk seçimi dışında T-top, rollbar gibi yapısal donanımlar da kişiselleştirilebiliyor. Markanın ülkemize giren ilk botu R-Evolution X36 da bu anlayışla, Türkiye distribütörü HNF Yatçılık’ın istekleri doğrultusunda özel olarak donatıldı. Devamı Eylül 2020 sayımızda…

  • Denizde Uzakdoğu Rüzgarı ASYA

    Denizde Uzakdoğu Rüzgarı ASYA

    Hollandalı tersane Heesen Yachts’ın  47 metre serisinde, Frank Laupman imzalı modern ve gelenekseli bir araya getiren modeli Asya, Dünya Süperyat Ödülleri’nin finalistlerinden… 

    Yazı ESRA MAKARA, Fotoğraflar DAVID CHURCHILL

    İlk yatını suya indirdiği 1978’den beri dünyaya denizcilikte Hollanda kalitesini kanıtlayan Heesen Yachts, Mayıs 2016’da Floransa’da sahiplerini bulacak olan Dünya Süperyat Ödülleri’ne tam üç finalistle aday oldu. Son dönemde suya indirdiği Ann G, Sibelle ve Asya ile ödüle aday olan tersane yatlarının pek çoğunda Omega Architects tasarımcılarından Frank Laupman ile birlikte çalışıyor. Ödüllere 42 ila 46,9 metre deplasman motoryat kategorisinde aday olan Asya da dış tasarımında Laupman’ın imzasını taşırken, iç tasarımında Bannerberg & Rowell firmasının izlerini barındırıyor. Cam kullanımına ve ferahfeza dış yaşam alanlarına büyük önem verilen megayatın iç mekânlarında Dieter Rams, Frank Lloyd-Wright ve Tadao Ando çalışmalarının yer aldığı bir Uzak Doğu teması mevcut, zaten yatın adı Asya da buradan geliyor. Devamı Mayıs 2016 sayımızda…

    22/04/2015, Porquerolles Island (FRA,83), Heesen Yachts, M.Y. ASYA
    22/04/2015, Porquerolles Island (FRA,83), Heesen Yachts, M.Y. ASYA
    M/Y ASYA - BANNENBERG + ROWELL DESIGN - HEESEN YACHTS
    M/Y ASYA – BANNENBERG + ROWELL DESIGN – HEESEN YACHTS

    GMR_ASYA_1800-1920x1170

  • Geleneksel zarafet ONLY ONE

    Geleneksel zarafet ONLY ONE

    Yat üretiminde 160 yıllık bir geleneği sürdüren Baglietto tersanesi İtalyan tasarımcı Francesco Paszkowski ile ayrılmaz bir ikili olmayı sürdürüyor. Bu kez Only One adlı 46 metrelik yata imzasını atan ikilinin çalışması her şeyiyle gerçek bir İtalyan… Üstelik hâlâ sahibini arayan megayat World Superyacht Awards’ın da  finalistlerinden… 

    Yazı ESRA MAKARA, [email protected], Fotoğraflar NORTHROP AND JOHNSON ARŞİVİ

    Only One İtalyan tersane Baglietto’nun 160 yıllık tarihinin modern dünyayla buluşması ve tasarımcı Francesco Paszkowski’nin yat sektöründe sürdürülebilirlik anlayışının bir sonucu olarak ortaya çıktı. Denizlerde sessiz seyir ve doğa dostu ilkeleriyle tasarlanıp üretilen 46 metre uzunluğundaki yat, La Spezia’da suya indirildikten sonra 2015 Cannes Yachting Festival’da ve ardından da Monaco Yacht Show’da boy gösterdi. Teknenin taş ve ahşap uyumunu bir araya getiren iç yaşam mahallerinde Paszkowski, Margerita Casprini ile birlikte çalışarak “bir megayat kadın ve erkek için nasıl uyumlu hale getirilir?” sorusunun cevabını aradı.

    Çelik ve alüminyumdan inşa edilen yat dış yaşam mahalleriyle denizdeki keyfi bir kat daha artırırken, iç dekorasyonda ahşabın farklı halleri, el yapımı elmas aynalar, mobilyaların retro stili ve özellikle toprak tonlarındaki döşemeler dikkati çekiyor. Yaşam mahallerinin geçmiş günlerin kasaba evlerine götüren zemini ve banyolardaki Kudüs kireçtaşı da dekorasyonu eşsiz kılan özelliklerden… Devamı Nisan 2016 sayımızda…

    324868 325509 325510

  • Manhattan’da marinada yaşamak

    Manhattan’da marinada yaşamak

    Öteden beri “madem yelkenciyiz, Manhattan’da da yelkenliyi ev yapıp, yaşamalıyım” gibi “araştırılmaya muhtaç” bir duygum vardı. Kışın ortasında, yolum Kanada ve Amerika’ya düşünce, hepsi birbirine komşu Montreal’den Toronto’ya ve Philadelphia’dan New York’a, “buralarda hayatımı demirlemeye kalkarsam, nerelere demir atarım” diye karadan çıkarma yaptım.

    Artık hastalık oldu. Karadan ya da havadan bile bir yerlere seyahat etsem, muhakkak marinalarını-limanlarını geziyorum. Günün birinde teknemle yolum düşer diye yokladığım, denizciliğin dünyayı yönettiği yıllardan kalma, o kadar çok tarih kokulu liman var ki! Hepsini teknenle gezmeye kalkmaya Jules Verne’in bile ömrü yetmez!

    Cenova gibi “hâlâ fahişe ve suç kokulu kirli denizci limanları”…

    Asıl güzelliği yanı başındaki pastel renkli evleriyle görsel şölen olan Murano-Burano adaları olan Venedik…

    Monet’nin tablolaştırdığı Fransa’nın med-cezirli Etretat’ı en başta gelmek üzere, asla es geçmemeniz gereken, “Le Havre la kuvvete” dedirten Normandiya sahilleri…

    İspanya’nın İbiza ve Mayorka adalarına nazır Barcelona sahilleri…

    Tepedeki kumarhanelerin dibindeki, lüks yatlardan yelkenlilere yer kalmayan Monaco Marinası…

    Romantizmin zirve yaptığı şarkısıyla ünlü Portofino ve yanı başındaki asıl güzellik Camogri…

    Tüm bu “yelkensiz” gittiğim yerlerde de, “Hakan Çelebi’nin seyahatnamesi” sayılabilecek deniz notları alıyorum.

    Bu öyle bir hastalık ki, liman bulamazsam da, mutlaka tarihi bir iskele ya da dalgakıran bulup, üstüne çıkıyorum.

    Geçen yıl California sahillerine uzadığımda, Los Angeles’ın yanı başındaki güzellikler olan, “Forest Gump” filmiyle ünlü karidesci Bubba Gump restoranının üzerinde bulunduğu Santa Monica iskelesi ve sisli bir gecede kazık çakılı sahiline yengeç teknelerinin sirenler çalarak yaklaşmaya çalıştığı, muhteşem yengeç lokantasıyla ünlü Santa Barbara iskelesi gibi…

    Bu yılın başında yolum birbirine komşu kuzeydoğu Kanada ve Amerika kentlerine düşünce de, kar kış demeyip, acaba sıcak aylarda yolum düşer mi diye, marinaları-limanları gezdim. Soğuk diyarların sıcak aylarının hayallerini kurdum.

    İtiraf etmeliyim ki, öteden beri hayallerimden biri de, New York’un göbeği olan Manhattan Adası’nda yelkenlimi marinaya park edip, Times Square’inden Soho’suna, Chinatown’ından Fifth Avenue’suna kadar, tüm Manhattan’ı içselleştirip, kendimi “New York’un yerlisi bir denizci hissedeceğim bir hayatım olur mu” diye düşünmemdir. Devamı Yacht Türkiye Mart 2016 sayısında…

    GettyImages_149649338-2 montreal-yacht-club_23770 northcove marina-3