Etiket: kekova

  • Yakamoz, kazan patates ve ıskaroz! KEKOVA

    Yakamoz, kazan patates ve ıskaroz! KEKOVA

    2021 deniz sezonunu açmak için en iyi adres sorusuna ilk yanıtım Kekova. Kabul ediyorum, biraz yol yapmak gerekiyor. Ama pandemiyle bunaldığımız kış aylarında denizi özleyenlere biraz yolculuk da iyi gelir. Üstelik sıcaklar bastırmadan Simena, Üçağız, Batık Şehir ve Aperlai’nin sırlarını keşfetmek harika bir fikir olabilir. Bu arada Kaleköy’ün her yıl biraz daha güzelleşen daracık patikaları ve binlerce yıllık merdivenleri arasında dolaşmak, Kekova’ya özgü, yani kıyılarımızda başka hiçbir yerde bulunamayacak bazı lezzetleri keşfetmek de mümkün. 

    Heyecan dorukta. 2021 deniz sezonu için geri sayım başladı. Her şeyden önce Yunanistan’ın turizm açılımı denize tam olarak nasıl yansıyacak sorusunun net yanıtı bekleniyor. Görünen o ki, şu ya da bu şekilde sezonun sıcak aylarında pek çok tekne Ege Adaları’na geçecek. Zaten Ege Adaları için ideal zaman temmuz-eylül ayları. Peki, sezon başlangıcı için en iyi adres neresi?

    Birkaç yıl önce olsa “kesinlikle Göcek” derdim. Ama Mayıs ayında işittiklerimize bakılırsa, Göcek şimdiden kapasitesini doldurmuş durumda. Gerçi kış aylarında biraz nefes aldığı için eminim deniz henüz oldukça temizdir. Ama geniş açılı koltuk halatlarıyla 400-500 teknenin şimdiden koyların en güzel köşelerine konuşlandığına eminim. Hem de yaz sonuna kadar kıpırdamamak üzere. Gökova henüz yeterince ısınmamış olacak. Hisarönü her zaman güzel. Bence Haziran’da en iyi adres kesinlikle Kekova! Üstelik, Kekova’da zifiri karanlıkta yakamozun, dolunayda gece manzarasının keyfine doyum olmaz.

    GERÇEK BİR MAVİ YOLCULUK

    Fethiye-Kekova arası 70 dm yol. Bu bölgede bulunanlar ve tabii kiralık tekne ile denize çıkanlar için Yedi Burunlar ve Patara geçişleri biraz yıpratıcı olsa da klasik bir parkur. 80 dm mesafedeki Antalya tarafından gelenler için de klasik. Ama özellikle Bodrum merkezli tekneler için biraz uzun bir yoldan söz ediyoruz. Marmaris’ten yola çıkıyorsanız yola bir 60 dm daha ekliyorsunuz, Bodrum’dan yola çıkıyorsanız 80 dm daha. Dolayısıyla Kekova gezisi Fethiye çıkışı haricinde iki-üç hafta olarak planlanması gereken bir yolculuk. Ama uzun da olsa, gerçek bir mavi yolculuktan söz ediyoruz. Halikarnas Balıkçısı’nın öğrettiği, Azra Erhat’ın isim anneliği yaptığı “mavi yolculuk”un efsanevi durakları Knidos, Bozukkale, Gemile Adası ve Limanağzı bu rotanın doğal sıçrama noktaları.

    KEKOVA’DA HAZİRAN AVANTAJLARI

    Sıcaklık… Kesinlikle birinci sırada ısı faktörü var. Kekova’ya Haziran ya da en erken Eylül sonu gidilir. Sıçak Koyu’nda durup Aperlai’ye yürüyeceksiniz, Kaleköy’de kayalıklara tırmanacaksınız, Üçağız’dan Kale’ye lahitlerin dibinden Likya Yolu’nu takip edeceksiniz. Gece terlemeden, boğulmadan uyuyacaksınız. Tenhalık… Yaz ortasında 5 dm uzunluğundaki Kekova Ölü Denizi içinde yaklaşık 200 günübirlik gezi teknesi tur atar, Akvaryum diye anılan Karakol Adaları arasındaki boşlukta öğle saatlerinde en aşağı 15 tekne ve 500 kişi denize giriyor olur. Bu mevsimde Karakol Adaları’nda üç-beş tekne ile karşılaşırsınız, gezi teknelerinin sayısı da üçte birdir. Arılar… Geçen yıl Temmuz-Ağustos’ta Karaloz’da Geyikova Limanı’nda arı saldırıları nedeniyle demirleyenlerin 10 dakika içinde açık denize kaçtığını dinledik. Aslında bunun basit bir nedeni var. Arılar yaz ortasında tatlı su nedeniyle teknelere hücum ediyorlar. Temmuz’da kuraklık başladığında ortaya çıkıyorlar Eylül ortası ilk yağmurlardan sonra da tekneleri rahat bırakıyorlar. Yeşillik… Temmuz ortasında Kekova’da yeşil renk kayboluyor. Sadece dağdaki bayırdaki otlar sararmıyor. Manavda da patates, soğan, domates dışında bir şey kalmıyor. Soğuk hava zinciri ile Üçağız’a gelen kıvırcık salata teknenize varmadan, yani 20 dakika içinde ancak keçilerin yiyeceği bir pörsüme yaşıyor. Ara sıra yeşillik, taze zeytinyağlı sebze yemek gibi bir alışkanlığınız varsa, bu bölgede Haziran ayında son fırsatlarınızı kullanırsınız.

    DOĞA-DENİZ FAVORİLER

    Kitap üstünde Kekova’da 15 durak noktası var. Bunların çoğu gece de konaklamaya müsait korunaklı koylar. Fakat şunu da unutmamalı: Bu koyların pek çoğu dar ve kıyıları kayalıktır. Yani kazara gece hava bir patlarsa ciddi riskler yaşanabilir. Kekova’da gece karanlığında yer değiştirmek de zordur. Çok sayıda sürpriz sualtı kayası bulunur. Haziran ayı ikinci yarısındaki Gündönümü ve ay sonundaki Yaprak fırtınaları bu kıyılara batı ve karayelden vurur ve koy içlerinde x2 sağanaklara neden olur. Kekova’da dört-beş gün, bir hafta zaman geçirecek denizcilerin geceleri sağlam bir yerde demirleyip gündüz saatlerinde koy koy dolaşmaları her zaman daha emniyetli olur. Bu çerçevede zinciriniz kopmadıkça 70 dm rüzgâr bile esse teknenizin selametle sabahı göreceği üç bölge vardır: Sıçak Koyu (Polemos), Üçağız İç Denizi ve Gökkaya Limanı. Gelin biraz daha iddialı olalım, bu kadar küçük bir coğrafyada bu kadar güvenli üç alarga mevki Türkiye’de hiçbir körfezde bulamazsınız. Üçünde de derinlik en fazla 8-10 metre, dip inanılmaz tutucu bir balçık. Bu üç alarga mevkiinin bir diğer önemli özelliği de tümünün çok geniş alanlar olmasıdır. Üçünde de aynı anda 20’den fazla tekne birbirine mesafeli olarak demirleyebilir. Üçağız İç Denizi’nde benim en sevdiğim nokta, yerlilerin Kalealtı dediği Lykia lahit mezarlarının tam önündeki sığlıktır. Botla köye alışverişe gitmek için de yakındır. Gökkaya Limanı’nda ise dip çok iyi demir tuttuğu için en sert havalarda bile güvenle kıçtankara bağlanarak kıyıya yakın da demirlenebilir. Diyelim ki hava tahminleri fevkalade, Karaloz Koyu’nda yıldızların altında bir ıssız gece geçirmek için lütfen tereddüt etmeyiniz. Salyangoz anlamına gelen Karaloz’un üç dip köşesi vardır ve diyelim ki bu köşelerde bazı arkadaşlar gelip sizden önce konuşlanmış. Gidin koyun tam ortasına 15 metrelere demirinizi sallayın. Belki açık denizin biraz soluganı gelir, hafifçe sallanırsınız ama muhteşemdir.

    TARİHLE YAKIN TEMAS

    Çok kolay! Kekova’da sağdan sola dönerken insan bir tarihe çarpıyor zaten. Kitabi olmak gerekirse; dört durak, dört Lykia antik yerleşim merkezi var. Bunlara antik kent denemez, ama Lykia Birliği’nin zaman zaman çok önem kazanan küçük üyeleri arasında yer aldıkları da bir gerçek. Aslında en iyi bilinenleri Kaleköy mevkiindeki Simena ve Kekova Adası’ndaki Batık Şehir, yani Dolisitche antik yerleşimleridir. Bana en ilginç gelen öykü ise, en ihtişamlı günlerinde bölge merkezi olarak da anılan Aperlai antik yerleşimi. Hatta oldukça büyük bir yerleşim merkezi, bir antik kent olarak da anılabilir. M.Ö. 300’den M.S. 700’e, yani Arap akınlarına kadar bölgedeki en önemli yerleşim merkezi olan Aperlai’nin (yani 1000 yıl boyunca ve nüfusunun bazı dönemler 1000’in üstüne çıktığı tahmin ediliyor) bu önemi Purpur isimli bir minik deniz kabuklusundan (Murex-deniz salyangozu) kaynaklanıyor. Roma İmparatorluğu döneminde uygarlık merkezlerinin en önemli ticari değerlerinden biri heykellerin, tabloların, freskoların renklendirilmesinde kullanılan mor boya. Kırmızı, sarı, mavi yeşil boyalar pek çok bol bulunan doğal malzemeden üretilebiliyor. Ama kalıcı mor boyanın en önemli hammaddesi Purpur ve Aperlai çevresinde bol bulunuyor. Deniz salyangozlarının fırınlanması ile en canlı kırmızı-mor boya üretiliyor. Aperlai de çorak tabiatına karşın o yüzyıllarda geliştikçe gelişiyor.

    PATATES KIZARTMASI VE ISKAROZ İLE YAKINLAŞMA!

    Aperlai, Kekova Ölü Denizi’nin batı ucunda. Ziyaret etmek için iki yöntem var. Eğer hava sakinse Kaş’tan gelirken Akar Boğazı öncesinde Asar Koyu’na giriyorsunuz. Burası zaten Aperlai’nin ticari limanıdır. Çok dibe girerseniz antik mendireğin kalıntılarına oturma riski bile var. İkinci yöntem Kekova’daki Sıçak Koyu’na demirleyip ya da Yörük Ramazan’ın (0539.295 29 45) restoran iskelesine yanaşıp 45 dakikalık muhteşem bir yürüyüşle antik kente ulaşmak. Her iki ulaşımda da iyi bir kayalık zemin yürüyüş ayakkabısına ve su matarasına ihtiyacınız var. Orta zorlukta bir keşif parkurudur. Bu arada Kekova’ya kadar gittikten sonra Yörük Ramazan’da patates kızartması ve köfte yenmeden de dönülmez. Patatesin nefaseti, kıyılarımızda odun ateşi üstünde koca bir kazanda 10 litre günlük ayçiçeği yağı ile kızartılan son örnek olmasından kaynaklanmaktadır. Aperlai maalesef bir restorasyon çalışması yapılmamış bir antik yerleşim alanı. Oysa koyun kuzey yamacındaki Helenistik dönem kale Simena’nın iki katı büyüklüğünde. Bu yamaca tırmanırken abartmadan söylüyorum yüzlerce lahit mezarın etrafından dolaşıyorsunuz. Biraz hüzünlü, çünkü tamamına yakını kaymış, devrik, kırık… Bastığınız yere de dikkat etmelisiniz, çünkü yamaçta 40 antik dönem su sarnıcı var. Anlatmakla bitmeyecek bir tarihi miras, maalesef kaderine terk edilmiş durumda.

    Bölgedeki olmazsa olmaz ikinci durak Simena, Kaleköy. Biz bu durakta on yıllardır Likya Restaurant iskelesine bağlanırız. İsmail-Hasibe Demir ailesinin 30 yıl önce kurduğu ve bugün oğulları Mehmet’in işlettiği restoran. Telefon ederseniz (0532. 451 68 82) her zaman güzel balık da bulunur. Doğru pişirilirse Iskaroz (papağan) balığı muhteşem bir lezzet kaynağıdır (Kleopatra’nın Antonius’u baştan çıkarmak için bu balığın iç organlarının ızgarasını yaptığı rivayet olunur). Likya Restaurant, Iskaroz ızgarasında sanırım Türkiye’deki en deneyimli işletmedir. Sonra akşamüstü, hava serinleyince Kaleköy’ün her yıl daha da güzelleşen daracık patikaları kaya merdivenlerinden kaleye tırmanmak vazgeçilmez bir ritüeldir. Kaleköy iskeleleri ve patikaları öğlen saatlerinde günübirlik ziyaretçiler nedeniyle biraz kalabalıktır. Ama sakin saatlerde bu kaya evler arasında gezinmek insanı bir başka gezegene uğramışçasına ferahlatıcıdır. Sonra bir sabah erken saatte kalkarsınız, henüz ortalıkta kimse yokken, deniz tahta gibiyken, dibi 20 metreye kadar cam gibi görünürken, Batık Şehri bir uçtan diğerine tavaf edersiniz. Kekova macerası biter!☸

    www.maviyolculukrehberi.net

    created by dji camera
    created by dji camera
  • Korona günlerinde mavi yolculuk – Körfezlerde durum ve favori duraklarımız

    Korona günlerinde mavi yolculuk – Körfezlerde durum ve favori duraklarımız

    2020 sezonuna bilinmeyenlerle adım atıyoruz: Seyahat yasakları kalkarsa mavi gezginleri nasıl bir hayat bekliyor? Kıyı tesisleri açılırsa hangi koşullar altında hizmet verecekler? Mavi yolcular lojistik gereksinimlerini nerelerde daha kolay karşılayabilirler? Pandemi koşullarında hangi körfezlerde yaşam daha kolay? Lojistik gereksinimlerin karşılanması için özel nitelikleri olan koylar hangileri? Bazı öngörülerimiz var. Ama yaz aylarında ne gibi koşullarla karşı karşıya olacağımızı hep birlikte yaşayıp göreceğiz.

    Haziran ayı itibarıyla seyahat yasaklı kentlerde kademeli özgürleşme bekleniyor. Buna bağlı olarak deniz tutkunları da teknelerine kavuşabilecekler. Bazı bilinmeyenle birlikte. Örneğin…

    -Seyahat yasağı olan kentten Muğla’daki teknesine giden kişi 14 gün marinada karantinada kalmak zorunda bırakılabilir mi? Örneğin, Marmaris Kaymakamlığı kendi evine gidenlere 14 gün karantina uyguluyor.

    -65+ ve 20- yaş grupları için kısıtlamalar kaldırılacak mı? Ek tedbirler olacak mı?

    -Körfezlerde hizmet veren sıvı atık alım tekneleri çalışacak mı? Hangi koşullarda çalışacaklar?

    -“Ticari yat” olarak değerlendirilen mürettebatlı ya da mürettebatsız kiralık teknelerin ve guletlerin seyir yasağı kalkacak mı? Nasıl kurallar gelecek?

    -Yelken ve denizcilik eğitimi veren kurumlar 2020 sezonunda çalışmaya devam edebilecekler mi? Hangi koşullarda?

    -Uluslararası deniz turizmi açılacak mı? 

    Yunanistan’ın Ege Adaları limanlarına özel teknelerin giriş yapmasına yazın ilk günlerinde izin vermesine kesin olarak bakılıyor. Peki, Türkiye çıkışlara izin verecek mi? Adalara giriş-dönüşlerde 14 gün karantina uygulanacak mı? Bu bilinmeyenler kamu yönetiminin yanıtlayacağı konular. Bir de denizcilerin yanıt bulması gereken konular var. Seyre çıkan özel tekneleri korona günlerinde nasıl bir hayat bekliyor?  İlk konu aşağı yukarı belli: Seyre çıkan özel teknelerde muhtemelen sahibi ve sınırlı sayıda yolcu (büyüklüğüne göre 2-4 kişi) bulunmasına izin verilecek.

    İKİNCİ KONU LOJİSTİK GÜÇLÜKLER

    Rahatlıkla şu söylenebilir: Bugüne kadar rahat ve tembellik odaklı mavi yolculuk yapanlar, korona günlerinde bir dünya turu yapıyormuşçasına “denizci” olacaklar; denizde kendi kendine yeten şekilde yaşamayı öğrenecekler. Demir kayaya takılırsa çağır limandan dalgıcı çıkarsın, impeller yırtılırsa çağır bir motor ustası, wc’nin check valfı yıpranmış “imdat tekneyi sarı su bastı” dönemi kesinlikle zorlaşacak. Kıyılarımızdaki ustalar eğer ceplerinde aylık harçlıkları varsa, Yunan meslektaşları gibi biraz ağırdan almaya başlayabilirler. Çünkü girdikleri her tekneyi bir hastalık riski olarak görür hale gelecekler. Daha da önemlisi (paranoya gibi görünmesin ama) denizde kayığıyla gezip ekmek-yumurta satan yerel girişimcilerin azaldığını göreceğiz. Bugüne kadar her yaklaşan tekneye gel gel yapan kıyı tesislerinin bazı caydırıcı önlemler aldığını göreceğiz. İskelelerde teknelerin sosyal mesafesi olacak, bedava elektrik-su imkânları azalacak. Öyle ki; sezon ortasında teknesine yedek su deposu, jeneratör veya su yapıcı taktırmak isteyenler, yüksek talep nedeniyle astronomik fiyatlarla karşı karşıya kalacaklar. (Stoklar şimdiden azalmış.)

    Muhtemelen bazı bölgelerde “kurumsal” tedarikçiler artacak. Örneğin Göcek’te zaten var olan tekne marketler tıpkı büyük kentlerde kuryeli satışların artması gibi çok daha organize alışveriş imkânı sunar hale gelecekler. Ayrıca bugüne kadar bu tür hizmetler bulunmayan körfezlerde bu tür girişimler (örneğin Bozburun, Selimiye, Datça, Karacasöğüt, Kekova-Üçağız gibi merkezlerden) ortaya çakarsa da şaşmamak lazım. 

    TESİSLERDE KORONA KOŞULLARI

    Denizcilerin kıyılardaki dostları, yani koy tesisleri, restoranlar için büyük bir belirsizlik söz konusu. Birincisi, deniz turizmi okulların tatil olmasıyla canlanır. Bu tarih haziran sonuna ertelendi ve yaygın deniz turizmi fiilen Temmuz’a ötelenmiş oldu. Sezon kısalıp, müşteri potansiyeli de düşünce tüm tesisler daha az personelle hizmet vermeyi düşünmek zorunda kalacaklar. Bunun, kıyılarımızda yeni yeni oturan hizmet kalitesi üzerinde olumsuz bir etkisi olacağını düşünebiliriz. İkinci bir konu, bu tesislerin yüksek kaliteye meraklı olanları bahar aylarında sezon için yerli deniz ürünü stoklar ve dondururlar. Örneğin mart ayı ikinci yarısında ahtapot avı mevsimidir, nisan kalamar toplanır. Mayıstan itibaren balıkçılardan yerli balıklar alınır ve bunların tümü şoklanıp derin donduruculara, soğuk hava depolarına istiflenir. Bu yıl belirsizlik nedeniyle kimse mal depolamadı. Bu çerçevede eğer tesisler açılırsa bile daha kısıtlı bir mönü ile hizmet vermek durumundalar. Her şey bir yana… Geçtiğimiz günlerde turizm belgeli oteller için 30-40 sayfalık bir “yeni düzen” yönetmeliği yayınlandı. Her koridorda bir sterilizasyon kutusu, bir kişinin kullandığı masaya ikinci müşteri dezenfeksiyon işlemi sonrası oturacak. Güneşlenenler arasında bilmem kaç metre mesafe, havuza denize giren izole şekilde yüzecek. Açık büfe yok. Tesis içinde koruyucu maske ile gezilecek. 132 maddelik bir kurallar listesi…  Benzer kuralları denizcilerin ünlü uğrak noktalarından birinde 45 derece sıcaklık altında hayal edebiliyor musunuz? Ben etmeye kalkıştım ve hem tesis çalışanları hem de müşteriler cephesinden aklımda inanılmaz fantastik görüntüler beliriverdi. Hemen hayal kurmayı bıraktım. Sanırım bu yıl her şey hayli farklı olacak…

    GÖZDE ROTALAR – ÖZEL KOYLAR

    Bu koşullarda denize açılacaklar mavi gezi parkurlarını belirlerken kendine yeterli olabilmeyi ve gerektiğinde temel alışveriş gereksinimlerine daha kolay ulaşabilecekleri rotaları tercih etmek isteyecekler. Peki, pandemi koşulları açısından körfezlerimizi kaba hatlarıyla değerlendirsek tablo nasıl? İkincisi özel yaşam imkânları sunan koylarımız var. Nispeten iyi alışveriş imkânı olan, kısmen uzun süreli konaklamaya müsait, bazen iskelelerde mesafeli şekilde soluklanma şansı sunan koylar. Bunların bazılarında su ve elektrik ikmali olanağı da olabiliyor. Bu özel koylar uzun süreli seyre çıkma düşüncesindeki denizciler için özellikle önem taşıyor. Peki, bu özel nitelikteki koylarımız hangileri?

    Gökova

    51 mil derinliğinde bir kocaman körfez. Kuzey kıyıları Bodrum Liman Sahası, güney kıyıları Datça Liman Sahası ve Tuzla Burnu’ndan doğusu de Marmaris Liman Sahası’na bağlı. Bu nedenle bakir doğa alanı Gökova’da seyir yapacak teknelerin öncelikle limanlar arası kısıtlamalara dikkat etmesi gerekecek. İkincisi Gökova eşsiz doğal yapısına karşın pek az “medeniyet noktası”na sahip. Yiyecek-içecek ikmal olanakları Çökertme ve Akbük’te az, Karacasöğüt’te nispeten daha iyi. Ören ve Akyaka da zorlu ikmal noktaları olarak listeye eklenebilir. Akyaka’da çarşamba, Mazı’da cuma sabahı semt pazarı kurulur. Su ve elektrik Karacasöğüt’teki marinetlerde var. Akbük ve Çökertme iskele ve tesislerinde de kısmen elektrik ve su temin edilebilir. Çamlı Liman ve Karacasöğüt zorunlu koşullarda Marmaris’e karayolu ulaşımı için en elverişli duraklar.

    Gökova’da en önemli ikmal noktası oldum olası Karacasöğüt’tür. Marketler ve ekmek fırını bir yana ilkyaz günlerinde bulunabilecek nefis tarla domatesi bile hayli kışkırtıcı bir fikir. Mayıs ayında bile burada alargada konaklayan 4-5 tekne mevcuttu. Raca Restaurant paket servis yapıyor. Ama yaz aylarında sorun kısıtlı iskelelerinde yer bulmak olacaktır. En büyük kapasiteye sahip olan MUÇEV İskelesi sonbaharda boşaltıldı. Haziran’da yeniden hizmet vermeye başlaması bekleniyor. Hâlâ net değil. Öte yandan MUÇEV İskelesi’nin batı kıyısında hâlâ kıçtankara demirlenecek yer de bulunabilir. Gökova’nın en yüksek lojistik imkânlara sahip durağı olan Gökova Yelken Kulübü için de henüz belirsizlikler sürüyor. Eğitimler için Spor Bakanlığı’nın düzenlemeleri bekleniyor. Keyifli restoranı açılacak mı? Halen belirsiz. Kışlayan teknelerin pek çoğu bu yıl hareket etmeyecek gibi görünüyor. Bu durumda yaz aylarında kısa süreli konuklar için yer bulunabilecek mi? Bunlar henüz yanıtsız sorular. Gökova’nın özellikle Longöz, Tuzla, Yediadalar, Bördübet, Balıkaşıran, Büyük-Küçük Çatı, Gölyeri doğa cenneti parkurunda mavi geziye çıkmak isteyenler, kendilerini her zaman olduğu gibi vahşi doğa ile baş başa koşullarına hazırlamak zorundalar. Yediadalar Küfre Koyu’nda tesis açık olursa su ikmali de biraz iptidai koşullarda mümkün olabilir. Amazon’da ekmek ve zaruri ihtiyaçlar orman içindeki tesisin koşulları müsait olursa edinilebilir. Okluk müdavimleri artık büyük ölçüde Büyük Çatı’da konaklıyorlar. Bu korunaklı limanımız biraz kalabalık. Ama buradan 20 dakikalık bir yürüyüşle Datça-Marmaris karayoluna ulaşılabilir ve toplu ulaşım ile ilçe merkezlerinde alışveriş imkânı denenebilir. Çökertme, Akbük, Akyaka, Çamlı Liman ve Karacasöğüt’teki marketler açık, restoranların akıbeti henüz belirsiz. Ama muhtemelen bu merkezlerde ilk fırsatta yeme-içme servisi başlar.

    Gökova için son bir not: Fazla ihtimal yok ama eğer temmuzdan sonra denizlerdeki yoğunluk hoşunuza gitmeyecek bir seviyeye çıkarsa, bu yıl Güllük (Mandalya) Körfezi de kısa bir mavi gezi seçeneği olabilir. Hem yaz sıcağında serin olur. Hem de bu yıl nüfus hareketliliği ve sınai-tarımsal üretimdeki azalma nedeniyle bu eşsiz güzellikteki kıyılarımızda deniz biraz temizlenmiş olabilir. İassos (Kıyıkışlacık) ve Kazıklı Limanları, Güllük Körfezi’nin favori duraklarıdır.

    Hisarönü-Yeşilova Körfezleri

    Datça Yarımadası güney kıyıları… Zor ve doğa severler için güzel bir parkur. Market imkânı da olan Kurucabük’te Aktur yerel pazarı pazartesi, çarşamba, cuma günleri kuruluyordu. Bu yıl belki iki gün kurulacak, henüz belli değil. Pazar günleri de Palamutbükü yerel pazarı var. Onun dışında Datça Limanı’nda her türlü imkân bulunuyor; su takviyesi, çarşı-market. Çarşamba ve Cuma günleri Datça merkezde semt pazarı kuruluyor. Datça Limanı mayıs ayında pandemi limanı olarak hizmet vermiyordu. Ama yurtdışı seferlerin açılması halinde, ilçe merkezinde bir devlet hastanesi de bulunduğu için yeniden işlemlerin başlaması mümkün görünüyor. Palamutbükü’nde barınağa girerseniz su-elektrik-yakıt ikmali mevcut. Güvenilir havalarda köy önünde alargada kalıp botla sahile çıkıldığında da açık restoranlara ve marketlere ulaşılabilir. Hisarönü Körfezi’nin dip noktalarında Selimiye ve Orhaniye temel ikmal noktaları olarak öne çıkıyor. Özellikle Orhaniye (Cumartesi) yerel pazarı çok güzel bir alışveriş merkezi. Pazar günü Turgut’ta, Çarşamba günü Selimiye’de yerel pazar kuruluyor. Selimiye’nin güzel restoranları Mayıs ayında tadilattaydı. Haziranda paket servis mi yapacaklar, yoksa “yeni normal”e göre masada oturarak servis mi yapacaklar şu anda belli değil. Bu bölgede su ikmali için Selimiye’ye kıtlık olmadığı müddetçe bel bağlanabilir. Ya sonrası… Bir soru işareti. Körfezde her türlü lojistik servisi bulunan Orhaniye Marina dışında su ve elektrik için tek garantili adres Turgut ve Orhaniye’deki küçük iskeleler. Kocabahçe, Dirsek ve Kuzbükü tesislerini işleten aileler Nisan ayında koylara gittiler. Tamirat ve sezona hazırlık yapıyorlar. Ama deniz turizmine yeşil ışık yanarsa ne yapacakları konusunda tam bir belirsizlik var. Kara ulaşımı olmayan bu koylar deniz trafiğine göre mutfaklarını açıp açmamaya karar verecekler. Stabil olmayan bir deniz hareketliliği bu küçük işletmeler için büyük malzeme zaiyatı anlamına gelebilir. Aksi taktirde de mutfakta donmuş gıdalar ön plana çıkmak zorunda kalabilir. Bunu da hiçbiri istemiyor. Yeşilova Körfezi’nde Bozburun temel ikmal merkezi. Sağlık kontrolü imkânı bulunmadığı için bu yıl muhtemelen sınır kapısı açılmayacak. Su ikmali ve elektrik desteği için eskiden olduğu gibi Bozburun Barınağı ve Söğüt-Octopus iskelesi kullanılabilir. Her iki merkezde de randevulaşmak kaydıyla tankerden yakıt ikmali de yapılabilir. Bozburun ve Söğüt’te yiyecek içecek ikmali yapılabilir. Pazartesi günleri Söğüt’te, Salı günleri Bozburun’da yerel pazar kuruluyor. Dikkatinize. 

    Bozburun’da Adaboğazı, Dat Bükü, Kerti Bükü, Burgaz Koyu gibi uzun süreli konaklamaya müsait çok sayıda küçük koy var. Buralara deniz market servisi başlayabilir. Bozburun’un tek kurumsal konaklama noktası olan Bozburun Yacht Club ise hem eğitim programları, hem tesis hizmetleri için resmi izinleri bekliyor. Bozburun Yacht Club çok sayıda denizcinin uğrak noktası olmasına karşın metrekare olarak oldukça dar bir alan. Bu nedenle pandemi koşullarının gerektirdiği hijyen sınırlamaları uygulanınca 2020’de oldukça sınırlı kişiyi ağırlayabilecek gibi görünüyor. 

    Marmaris Körfezi

    Oldukça zorlu bir alan. Birincisi Marmaris koca bir şehir. Marinalarda bağlı olduğunuz süre içinde risk açısından ha İstanbul’dasınız, ha güneyde pek bir fark yok. Tek çare olarak merkezde alışveriş yapacaksanız bir büyük şehre girmek zorundasınız. Marmaris’ten tekneye binecekler eminim yaz boyunca hızla kendilerini açık denize atma gayreti içinde olacaklar. Tıpkı Fethiye’de olduğu gibi kent kıyılarında elektrik ve su ikmali olanağı ancak ücretli marinalar da var. Turunç’ta pazartesi, İçmeler’de çarşamba günleri semt pazarı kuruluyor. İçmeler Barınağı kentten kısa süreli lojistik takviye için kullanışlı bir seçenek olabilir.

    Bu arada… Marmaris Limanı bir pandemi limanı, yani burada uluslararası giriş çıkış yapılabiliyor. Marmaris Körfezi’nde kapsamlı alışveriş ve su-elektrik imkânı sunan en önemli koyumuz Çiftlik. Dört adet büyücek iskelesinde konaklamak mümkün. Restoranlar açılırsa her birinin geniş bahçesi var. Masalar kolaylıkla seyrek nizamda yerleştirilebilir. Birkaç market var, restoranlar da her zaman denizcilere malzeme tedarik ederler.

    Körfezin uç noktalarında Serçe şu anda açık. Ama restoranı kapalı. Bozukkale’deki üç tesisimizde de sezon hazırlıkları yapılıyor. Her şey yolunda giderse Haziran’da yeni kurallara göre açmayı planlıyorlar. Bu arada tanıyanlar için bir de müjde vereyim. Ali Baba’ya güleç yüzlü Dursun bu sezon geri dönüyor. Kayınbiraderi Can ve mutfakta Nedim Usta ile birlikte denizcileri ağırlamaya devam edecekler. Körfezin batı yakasında Kumlubük Yacht Club alışveriş imkânı olmasa da elektrik-su takviye edilebilecek bir tesis. Rahmetli Ahmet Özkal’ın eşi Şirin Hanım’ın yönetimindeki restoran da gastronomi meraklıları için açık denizde bir vaha olarak nitelendirilebilir. Şirin Hanım “Bu yıl kimsenin Çin’in Ç’sini duymaya mecali yok” diyor ve Çin mutfağı yerine küçük ama farklı bir deniz ürünleri mönüsü hazırlayacağını söylüyor. Marmaris bölgesinde benzer özelliklere sahip, yani su-elektrik ve gastronomi durağı olabilecek ikinci durak, körfezin doğu yakasındaki Ekincik My Marina. My Marina’da oldukça gelişkin bir market de mevcuttur.  Ayrıca Ekincik Balıkçı Barınağı’nda konaklayıp ya da koy dibinde alargada kalıp köyden market alışverişi yapmak da mümkün. Marmaris’te limana yakın gezenler için bir diğer gastronomik seçenek de Yıldız Adası kuzey kıyılarında Küçük Kargı Koyu’nda Cook’s Club (Adaköy Marina) olabilir. Restoran müşterileri için iskeleyi kullanmak serbest. Gastronomik duraklardan bu kadar söz ettik ama özellikle My Marina ve Kumlubük Yacht Club gibi turizm belgesine sahip özel tesislerin açılıp açılmayacağı, hangi birimlerin, ne koşullarda hizmet vereceği kamu yönetiminin özel kurallarına bağlı olacak.

    Fethiye-Göcek

    Göcek pandemi koşullarında deniz tutkunları için kesinlikle en kolay rota. Hem deniz marketleri, yat mola noktalarında hazır yemek imkânları; hem de Göcek’te limana ve marinalara çok kısa mesafelerde mükellef alışveriş merkezleri, yaygın teknik servis ağı imkânlarıyla denizciler için en rahat seyir alanı burası. Korona koşullarına adapte olan ilk kıyı tesisleri de Göcek’te Göbün ve Bedri Rahmi Yat Mola Noktaları oldular. Dalaman Kaymakamlığı’ndan aldıkları izinle daha Nisan ayında bu tesislerimiz paket servise başladılar. Göcek’te pazar, Fethiye’de salı-cuma günleri semt pazarları kurulur. Marinalarda yeri olmayan tekneler için elektrik takviyesi güçtür. Ancak su ikmali artık Göbün, Bedri Rahmi, Manastır gibi pek çok yat mola noktasında da sağlanabiliyor. Fethiye Merkez bu bölgede seyir yapacaklar için “kalabalık” bir lojistik merkez olabilir. İlçe merkezinde alışveriş imkânı sonsuz. Ancak Akdenizli halkın sosyal mesafe kurallarını ne kadar umursayacağı ciddi bir soru işareti. Ayrıca Fethiye bölgesinde su ve elektrik ikmali için ücretli marinalar ve marinetler dışında sadece Turunçpınarı seçeneği var. Turunçpınarı’nda işin başında halen Balıkçı Osman Aydın’ın oğlu Deniz ve eşi Adile var. Duyduğuma göre 15 Haziran’da açılacak olan tesis bu kış biraz yenilenmiş. Hatta tadilat hâlâ sürüyormuş. Kıyılarımızda “yenilik” kelimesi beni hep korkutur. Ne kadar yenilendi, bilmiyorum. Gidip göreceğiz artık… Neyse ki, bu eşsiz koyumuzdaki tesiste 40 yıldır tüm yenilikler hep ölçülü ve doğa dostu yapılmıştır. Umudumu koruyorum! Göcek-Fethiye parkurunda içinden tesis bulunan pek çok koy var ama denizcilerin domates, üç-beş sebze, peynir su, gibi acil ihtiyaçlarına yanıt veren tek tesis Karacaören Koyu’nda. Eh o da iyi bir seçenek. Çünkü ‘biraz yol yapayım’ deyip Ölüdeniz tarafına geçenler de deniz üstünde acil gereksinimlerini böylelikle karşılayabilecekler. Aksi takdirde tek seçenek, Belcekız Kumsalı ya da Kabak Koyu önünde kaba dalgalı sularda tekneyi alargada bırakıp uzunca bir yürüyüşle her ürüne ulaşabileceğiniz marketlere yollanmak olacaktır. 

    Fethiye’den doğuya Kekova…

    Herhalde kuralların en az değişeceği bölge. Zaten zor bir parkurdu; pandemi koşullarında da zorlu bir mahrumiyet alanı olarak deniz severlerin huzurunda. Kalkan-Kekova yollarında sıcak iklim koşullarında taze bir kıvırcık salata bulmak her zaman şansa kalmıştır. Bu yaz da değişen bir şey yok. Denizden gelen ziyaretçi her zaman az olduğundan, gelenler geçmiş yıllarda ne için geliyorlarsa 2020’de de aynı amaçla gelecekler: Tarih-doğa-deniz! Ve kendi kendilerine yeterli olmaya çalışacaklar. Kalkan ve Kaş Limanları’nda her türlü lojistik imkân var. Tabii biraz kalabalık alanlar. Üstelik limanlar kentin tam ortasında hayli konforsuz beton kütleler. Buralarda konaklamak zaruret dışında biraz zevksiz. Ama Kalkan’da perşembe, Kaş’ta da cuma günleri yerel pazar kurulur. Kaş çevresi kısa geziler için elverişli. Açıktaki adalarda Çukurbağ Yarımadası kıyılarında harika bir deniz var. Bayındır Limanı’nda birkaç iskelede de su ikmali yapılabilir. Uzun süre konaklamaya elverişlidir.

    Kaş-Kekova yolu tamamen bakir bir parkur. Doğa ile baş başasınız. Sadece Fakdere ve Sıçak koylarında küçük restoranlar var. Yazın muhtemelen hizmet verecekler. Üçağız su-elektrik tedariki ve market açısından iyi sayılabilecek olanaklar sunar. Kekova Bölgesi’nde gezen teknelerin küçük market alışverişi açısından bir uğrağı da tarih kokulu Simena-Kaleköy olacaktır. Kaleköy iskele-restoranları hizmet vermeye başlayınca bölgedeki en hoş deniz ürünleri sürprizlerini sunabilirler.

    Korona günlerinde mavi yolculuk rotalarımızın genel panoraması böyle. Tekneye binerken maskelerimizi ve kolonya şişelerimizi unutmayacağız.☸

  • Hisarönü’nden Kekova’ya 44 İskele

    Hisarönü’nden Kekova’ya 44 İskele

    Yacht Türkiye’nin Nisan 2015 sayısında Gökçeada’dan Datça’ya, Ege’de uğranabilecek 28 küçük koy ve 35 iskele vardı. Bu sayıda da Hisarönü’nden Kekova’ya kadar Akdeniz kıyılarındaki 44 iskele ile temel bölgeleri tamamlıyoruz. Türkiye kıyılarındaki bu 79 iskele aslında keyfine düşkün gezginlere yönelik bir seçki. Bir hafta tatile çıkıp da günde üç öğün yemek hazırlama, bulaşık yıkama koşturmasından sıkılanlara; su, elektrik, mazot, market, eczane gibi gereksinimlerine çözüm arayanlara… “Issız sakin bir kuytuya demirleyeyim, su ve kuş sesinden başka şey istemem” diyenler için elbette iki-üç katı sayıda nefis küçük koyumuz daha var.

    Neden iskeleleri ıssız koylardan daha çok önemsiyorum?

    Yani, Çanakkale’den Kekova’ya dantela gibi işlenmiş mavi yolculuk kıyılarımızda, iki çivi çakılmış da olsa, büyük-küçük bir iskele, düzgün-yamuk bir rıhtım ne fark yaratıyor? Örneğin…

    Değerli biliminsanı Azra Erhat, Cengiz Bektaş’ın “Bedri Rahmi Nakışlı bir Deneme” isimli mavi yolculuk kitabına yazdığı önsözde diyor ki; “Mavi yolculuk hem doğaya, hem de insana karışmaktır.” Azra Erhat mavi yolculuk hakkındaki tüm yazılarında “Tarihe, kültüre de karışmaktır” der. Onu da ekleyelim. Ama bence burada kilit sözcük ‘insana karışmak’… Herhalde bu sözcükle kastettiği, teknenizi paylaştığınız en yakın dostlar değil…

    Bu yoldan biz de geçtik. Zaman içinde, mavi yolculuklarımızda çok farklı insanlar tanıdık. Onlar deniz insanlarıydı! Victor Hugo’nun “Deniz İşçileri”, Ernest Hemingway’in “Yaşlı Adam ve Deniz”, Richard Bode’nin “Ustam Rüzgar”, Bernard Moitessier’nin “Uzun Yol” romanlarında; ya da ülkemizden örnek düşünelim, Halikarnas Balıkçısı’nın “Aganta Burina Burinata”sında, Sadun Boro’nun kıyılarımızda gezerken elimizden düşürmediğimiz “Vira Demir”inde, Selçuk Uraz’ın “İstanköy Altı Bodrum” eserlerinde anlattıkları, tam da bu deniz insanlarıdır. Devamı Mayıs 2015 sıyısında… f-turunçpınarı g-kucuk sarsala3 kekova3g-gobun m-bozukkale2