Etiket: Patmos

  • AĞUSTOS AYI ROTA ÖNERİSİ: Ege’nin Kudüs’ü Patmos

    AĞUSTOS AYI ROTA ÖNERİSİ: Ege’nin Kudüs’ü Patmos

    Kimisi için yazın son demleri kimisi için en güzel günleri Ağustos ayı sayısından tüm deniz severlere merhaba! Sizlere, Yunan Adaları’na ailece çıktığımız uzun seyir sonrası, kendimizi en huzurlu hissettiğimiz destinasyonlardan biri olan Göcek’ten yazıyorum. Hazır heyecanımız ve anılarımız tazeyken, temmuz sayısında bizimle Simi’yi keşfeden herkesi bu sefer de Patmos’a götürüyorum! 

    Sırada, özellikle bu sene oldukça popüler olan bu güzel adanın en sevdiğimiz köşeleri, koyları, lezzetlerini anlatmak var. Bana sorarsanız Patmos, dikkatleri yeni yeni üzerine çekip hak ettiği onca övgüyü almakta geç bile kaldı. Yunan Adaları’nı görmek, bu ay seyahat planlarına eklemek isteyen herkese gönül rahatlığıyla öneriyorum. Çocukla deneyimlemesi ayrıca keyifli olan Patmos’a, diğer bir deyişle Holy Island’a (kutsal ada) yakından bakalım. 

    On İki Adalar’ın kuzeyinde, maneviyatı en yüksek olanı Patmos diyebilirim. Hıristiyanlık dünyasının kutsal merkezlerinden birisi olarak görülmesi bu adanın kıymetini farklı bir boyuta taşıyor. Ziyaretçilerin bir kısmı, Kutsal Kıyamet Mağarası (Aziz Yuhanna’nın İncil’in son kısmını yazdığı mağara olarak kabul ediliyor) ve Aziz Yuhanna Manastırı, bir kısmı ise tertemiz suları ve huzurlu ortamı için burayı ziyaret ediyor. Yunan Adaları’nın son zamanlardaki gözdesi Patmos’a Bodrum-Turgutreis’ten direkt feribotla ya da Kos’tan geçiş yaparak ulaşabiliyorsunuz. Kos-Patmos arası iki buçuk saate yakın sürüyormuş. Bizim gibi tekneyle Bodrum’dan yola çıkıp ziyaret etmek isterseniz, şahane Ege sularında, yaklaşık altı yedi saatlik bir seyir gerçekleştiriyorsunuz. Tabii ki bu çıkış yaptığınız limana göre değişecektir.

    GİTMEDEN ÖNCE BİLMENİZ GEREKENLER

    Patmos’a ilk defa gidecekler ve seyir öncesi araflt›rma yapmay› sevenler için ayr›ca deneyimlerimi eklemek istedim. 

    ∗ Patmos gezmesi çok keyif alacağınız bir ada. Ne çok ıssız ne çok kalabalık. Bence Patmos, çabasız güzelliğiyle, huzurlu ve sakin ama bir o kadar da deneyim kazanmaya açık bir tatil planıyla verimli geçebilir. Hem denizinde, koylarında, dar sokaklarında plansız bir gezinti yapmanızı hem de efsanelerini, yıllar öncesinden fısıldayan hikâyelerine kulak vermenizi öneririm. Tarihi yerlerini gezmeden sadece yüzmek için giderseniz, Patmos’a haksızlık etmiş olacağınızı düşünüyorum. 

    ∗ Adanın merkezi Patmos’ta karşınıza muhtemelen ilk Skala çıkacak. Butikleri, hediyelik eşya, takı ve yerel ürünleri bulabileceğiniz mağazalarıyla burası adanın en canlı yerlerinden. Alışveriş yapmanın çok keyifli olacağını önden söylemiş olayım. Eğer adaya feribotla gelecekseniz Skala’ya yanaştıktan sonra buradaki sevimli kafelerde Yunan adası klasikleri olan frappe (buzlu kahve) içmenizi de öneririm. 

    ∗ Patmos’un Chora Köyü özellikle ailece görülmesini tavsiye ettiğim bir yer. Yaz sıcağında tırmanmak zor olabileceği için scooter tercih ederek mis gibi kokan okaliptüs ve çam ağaçları eşliğinde yolu çıkabilirsiniz. Ayrıca Patmos Adası’nda ada içi ulaşım sistemi diğer çoğu Yunan Adası’na göre oldukça gelişmiş. Buradaki toplu taşımaların sefer saatlerini öğrenip bu şekilde de ulaşım sağlayabilirsiniz. Dilerseniz bizim gibi Skala’dan araba kiralayıp adayı dolaşabilirsiniz.

    ∗ Adada yapılacak aktivite arıyorsanız Patmos’ta muhteşem manzaralara karşı yürüyüş yapmanızı kesinlikle öneririm. Burada tam sekiz adet yürüyüş rotası var. Günün her saatinde rüzgârın, ada renklerinin ve kekik kokularının eşliğinde Chora’ya, Grikos’a, Livadi Geranou’ya yürüyebilirsiniz. 

    ∗ Çocuğunuzla Patmos’u ziyaret ettiyseniz muhtemelen onun kumdan kale yapabileceği, güvenle yüzebileceği ve gölgede dinlenebileceği bir plaj arayışına gireceksiniz. Size tavsiyem, Kampos Plajı. Ağırlıklı olarak kumlu yapıdaki bu plaj yavaş derinleşiyor ve su sıcaklığı çok ideal seviyede. Buradaki tavernalarda dinlenebilir, yemek yerken huzurlu atmosferin tadını çıkabilirsiniz. Adanın merkez bölgesi Skala’ya neredeyse 6 kilometre mesafede. 

    Devamı Ağustos sayımızda…

  • PATMOS lezzetleri

    PATMOS lezzetleri

    Patmos, hemen yanı başımızdaki komşu adalarımızdan en güzeli ve en kalitelisidir bana göre. Sakin esen rüzgârı saçlarınızı okşayıp geçerken, lezzetli Yunan yemekleri masanızda gün batımına dalıp gidersiniz elinizde bir kadeh uzo ile…

    Yalnızca 34 kilometrekarelik bir ada olan Patmos’un Türkçedeki ismi Batnaz. Bana göre Patmos daha kulağa yatkın. Türkiye’de de kimsenin Patmos için Batnaz dediğini duymadım zaten. Bu küçük adada son nüfus sayımına göre yalnızca 2 bin 973 kişi yaşıyor. Kuru bir iklimi var. Kuzey rüzgârlarına kendini kaptırmış, çorak bir ada. Adanın en tepesine konuşlanmış Manastır nedeniyle kutsal bir ada olarak tanımlanan Patmos, UNESCO tarafından Dünya Mirası listesine alınmış, Coesima Interreg 3 programı tarafından desteklenen, Avrupa’nın yedi hac merkezinden biridir. 

    Bu nedenle ada, eğlence hayatının olmaması sebebiyle sakinliğini korurken, bu sakinlik de ister istemez bir huzur ve romantizm ile sarar etrafınızı. O nedenle Patmos, Hıristiyan dünyasına göre kutsal, bize göre ise romantik bir adadır. 

    Adanın kutsallığı ve tarihi konularını önceki yazılarımı kurcaladığınızda bulursunuz. Ancak ben size bu yaz adanın tarihinden değil, lezzetlerinden ve atmosferinden bahsetmek istiyorum. 

    YENİLENEN GELENEKLER

    Patmos’a pandemi döneminden beri hiç gitmemiştik. Bu yıl uğradığımızda ise adada birçok yeni mekân açıldığını, adanın daha da şıklaştığını gördük. Şıklık derken, aklınıza Mikonos gibi bir lüks gelmesin. Pahalı dekorasyona sahip restoranlar, şaşalı oteller, dünya markaları burada yok. Ama şıklık tanımı da bu değil zaten. Şık derken, tertemiz, hoş, mütevazı ama daha derli toplu mekânlardan bahsediyorum. Şık işte.

    Adanın merkezinde Skala Meydanı’nda ismi Madam’ın Yeri olan geleneksel kahve dükkânı, birkaç yıl önce yerini Houston Cafe’ye bırakmıştı. Houston Cafe, Yunan kahvesi geleneğini sürdürmeye devam ediyor ama menüsünü yenilemiş. Artık yalnızca kahve değil, modern kahvaltılar, salatalar, patates kızarması-bira gibi bir bistro menüsünün de keyfini çıkarabiliyorsunuz. “Yunan kahvesi vs. Türk kahvesi” meselesine ayrıca değinmek lazım. Esasen kahve bizim ama onlara da mal olmuş ne diyelim. Tadında da hiçbir fark yok. 

    LÜKS, KONFORLU VE ŞIK RESTORANLAR

    Aynı meydandaki süpermarketin yerine ise hoş bir kokteyl & şarap barı açılmış. Sarampelau Cafe & Wine Bar da bu yeniliğe eşlik ediyor. İçerilere doğru yürüdükçe, içlerinde suşi restoranı da olan birkaç yeni mekânla karşılaşıyorsunuz. Meydan şenlenmiş. Hediyelik eşya dükkânları biraz daha lüksleşmiş. Skala sahiline doğru yürüdüğünüzde ise ıstakozlu makarnası ile ünlü olan meşhur restoran, yerini bir başka kokteyl bara bırakmış. İsmi Thalami On The Rocks. Kötü elektronik müzikler de çalmıyorlar. Hoş müziklerle, akşam üstü yemek öncesi birer içki içmek isteyenler için ideal. 

    Bunun dışında Ela isimli bir başka şarap barı daha var. Biraz uzakta, Kampos ile Lampi Beach arasında ama hoş vakit geçirmek için değer. Kampos’ta ise Mikonos’lara yaraşır bir beach açılmış. Şık, konforlu, ama Mikonos’tan ucuz. Bir şezlong 15 Euro. 

    ADAYA HAS LEZZETLER

    Yine bu yıl rastladığım yeniliklerden biri ise, Skala Meydanı’nda arka sokaklardan birinde olan dondurmacının kapanması ama ön caddeye çok daha başarılı bir başka dondurmacı açılmış olması idi. Dondurmacının ismi Daphne’s. Dondurma âşığı biri olarak belirtmeliyim ki yediğim dondurma kabının içine düşmek istedim, öyle lezzetliydi. Ayrıca çok da şık bir pastane idi ama geleneksel Yunan tatlıları değil, daha modern ürünlere sahip olduğunu söyleyebiliriz. 

    Geleneksel pastaneler ise halen duruyor. Christodoulos ve adını yazamadığım Yunan harfleri ile dolu olan diğerleri. Nedense Latin harfli versiyonunu hiçbir yere yazmamışlar.  Christodoulos’ta Patmos’un geleneksel tatlısı “Pougi”yi deneyebilirsiniz. Geleneksel hamur işlerinden bir diğeri de Patmos’a özel “Patiniotiki Tiropita” isimli üstüne tarçın serpilmiş peynirli paydır. Kahve yanında, kahvaltıda ve bazı özel içeceklerle de tercih ediliyor. Bu içeceklerden biri de “Dasogalo” isimli tamamen Patmos’a has bir bademli içecektir. 

    Bu sayfalara Yunan mutfağını daha önce de defalarca yazdım. Yunan mutfağı, bizim mutfağımızla yarışıyor safsatalarını bir kenara bırakmalıyız çünkü dünyadaki bütün mutfaklar kardeştir. Bunca benzeşmemizin sebebi aynı suyu paylaşıyor olmamız, kültürlerimizin yüzyıllardır birbirini doğuruyor olmasıdır. O nedenle Yunan ve Türk mutfağı demek yerine benzerliklerle bezeli bu mutfağa Ege mutfağı demeliyiz. 

    Buna göre Ege mutfağında bizde zeytinyağlılar olduğu gibi, onlarda da var. Biz de balıkları aynı şekilde kızartır, ızgaralar, çorbasını yapar, salamurasını çıkarır yeriz. Sebzeleri, otları aynı şekilde pişirir, domatesli salatalarımızı masamızdan eksik etmez, peynir ve şaraplarımızı üretiriz çünkü iklimlerimiz de aynıdır. Ege mutfağı denilince akla hep balık gelir ama esasen hem Yunan hem Türkiye’nin Batı Trakya ve Ege’sinde et de çokça pişirilir. Özellikle Yunan toprakları halen keçi-oğlak etini yemeyi sürdürüyor. Bizde pek kalmamış o gelenek.  

    Patmos’a has lezzetlerden bahsetmek gerekirse başta Mizithra, Kalathoto gibi Yunanistan’ın başka yerlerinde de olan peynirlerden söz edebiliriz. Rakı sever biz Türkler için Yunan adaları denilince aklımıza Uzo gelir fakat Patmos’un kendi şarap bağları da vardır. Alexandria’nın muskat üzümünden yapılan şaraplar, Patoinos şarap bağlarında üretilir. Şarapla peynire kim hayır diyebilir ki?

    SOKAKLARDA, KOYLARDA AKDENİZ / EGE MUTFAĞI

    Patmos’ta geleneksel restoranlar da halen varlığını sürdürmekte. Örneğin Skala Meydanı’ndaki Pantelis Restoran, 1950’den beri en lezzetli Yunan yemeklerini sofrasına koyuyor. Padelis Gryllis tarafından kurulan restoran, taze balık, ızgara etler, geleneksel ev yemekleri ve salatalarla Akdeniz / Ege mutfağının kalbini size sunuyor. Tam bir sokak üzeri lokantası. İmza yemeği ise, meşhur Yunan balık çorbası Kakavia. Yemek kitabım Islak menü’de de hikâyesini okuyabilirsiniz. Hemen akabinde ise Tzivaeri restoran var. Burası da eski yerinden yeni yerine yani Skala’ya taşınmış bir başka geleneksel sokak üzeri lokantası. Hoş bir atmosferi var. 

    Lampi Koyu’na gittiğinizde de Lampi Restoran sizi karşılar. Lampi zaten başka da bir şeyin olmadığı bir ıssız koydur. Lampi restoran 55 yıldan fazladır geleneksel Yunan mutfağı, taze ıstakoz, balık ve ızgara etler sunuyor. Sebzeler de kendi arka bahçelerinden. Kışlık tarafı bile var, havalar biraz soğuduğunda tercih edilen. Öğlen yemeği için pırıl pırıl denizine dalıp oradan da masaya zıplamak için ideal bir restorandır. 

    Manastır’ın konuşlandığı kartal bakışı tepe Hora’nın dar ve otantik sokaklarında ise daha şık birkaç restoran bulabilirsiniz. Eskiden beri Hora’nın hâkimi Jimmy’s Balcony ismiyle ün yapmış Dimitris’in restoranı idi. Bu yıl teknik nedenlerle kapalı. Onun yerine modern bir mutfak sunan Vaggelis, Hora’nın şık restoranlarından biridir. Vaggelis’te deniz ürünlü bir musakka yemeniz mümkün. Üzerine de Messolonghi’ye özgü bottarga rendeleyerek taçlandırıyorlar. 

    “ÖZLEDİĞİMİZ MİDYE LEZZETİNE TAVERNADA KAVUŞTUK!”

    Arka sokaklarda her zaman Yunan fast-food’u diyebileceğimiz Gyros ve Souvlaki bulabileceğiniz yerler de var. Nedir Gyros? Döner ekmek, ki biraz farklı olarak pita ekmeğine sarıp içine patates kızartması da koyuyorlar. Akşamdan kaldıysanız ideal bir junk! Peki nedir Souvlaki? Bildiğin şiş kebap. 

    Bunun dışında meydanın Grikos tarafına hemen çıkışında, feribot iskelesinin yanında son 5-6 yıldır yeni bir restoran var. Bizim için midyesi ile ünlenmişti. Esas adını söylemek zor olduğundan adına midyeci diyoruz. Esas ismi “To Tsipouradiko mas”. Zaten üçgen, kare, eşkenar dörtgenden oluşan bir alfabeye sahip bir ülke için daha kolay bir isim bulabilirlermiş ama… neyse. 

    Midye haricinde çok lezzetli tabaklar da var menüsünde. Ancak bizim için son birkaç senedir midyenin taze taze geldiği günü kollayıp midye yemeye gittiğimiz bir restorandı ve her gün midye bulunmazdı ama bu sene nedense her gün midye var. Biraz şüphe uyandırıcı. Üstelik “buharda midye” dediğiniz zaman, masanıza gelecek lezzetin gerçekten kendi deniz kokusunda pişmiş, suyunu salmış, suyuna ekmek banmaya doyamadığınız bir kazan midye olmasını beklersiniz. Yani midye, sarımsak, şaraptan başka bir ürün kullanılmamalıdır. Ancak bu kez yediğimiz midye biraz hayal kırıklığı idi. Suyunu koyulaştıracak bir şey, bir meyane eklemişler, ama onu Fransız Moules Mariniere haline dönüştürecek bir krema da değildi. Pelte gibi bir kıvama sahip suyu ile, yemesi pek keyifli olmadı. 

    Ancak özlediğimiz midye lezzetine otelimizin hemen altındaki tavernada kavuştuk! Patmos’un en şık oteli Aktis’tir. Onun yanında da bir taverna var. İsmi Plefsis. Taverna derken aklınıza Türk versiyonu gelmesin. Klavye müziği yapılan mekânlar değildir ya da Yunan tavernası deyince de tabak kırılan sirtaki yapılan yerlerden değildir her taverna. Esasen taverna, bizim lokantadır! 

    Bu taverna da sessiz sakin hem öğlen yemeğinde hem akşam yemeğinde sizi mutlu eden, şef olarak söylüyorum ki falsosuz lezzetlere sahip müthiş bir lokanta. Yani bir tane bile falsosu yok. Lezzet, menüdeki her üründe tam kıvamında! Menü geleneksel ama fava, adam gibi fava, kabak kızartması yıkılıyor. Yunan salatası, balıklar, salatalar, mezeler, hepsi öyle. Bir ahtapot geliyor, bacağı bacağım kadar! İşte en hakiki midyeyi de orada yedik. Suyu, içinde yüzme isteği uyandırıyor! Yeterince tuzlu, yeterince lezzet fışkırtan. Üç gün boyunca bize güzel yemekleri sunan Dimitris’e de buradan teşekkür ediyorum. 

    Madem bahsettik, işte buharda midye tarifi. Herkese lezzetli Patmos’lar.☸

  • Patmos yolları taştan

    Patmos yolları taştan

    Bazen kendini hiç tahmin etmediğin bir zamanda, hiç gitmeyi planlamadığın bir yerde, daha önce hiç okumadığın bir hikâyenin içinde bulursun. Gülümsüyorsan, zaten doğru yerdesin demektir. Patmos’tayım…

    Nerede Patmos? Bodrum’dan çık, kuzeybatıya doğru 50-60 deniz mili git, köşedeki tavernadan sola sapınca hemen sağında! Şakası bir yana (60 mil aşağı yukarı doğruydu) Kiklad Adaları yani Mikonos, Santorini gibi popüler adaların dışında kalan adalardan yani Kos, Leros, Kalimnos, Simi gibi ülkemize yakın Yunan Adaları’ndan biri olduğu için Patmos, Türk deniz severlerin de sıklıkla gitmeyi tercih ettiği adalardandır. Hani elini sallasan elli Türk tekne sahibine demir atarsın desek yalan olmaz.

    Sıkıcı tarih öğretmenlerine benzer bir halim olmadığı için size adanın geçmişinden, hangi medeniyetlere ev sahipliği yapmış, kimleri kılıcından geçirmiş, hangi aşklara şahit olup şiirler şarkılar yazdırmış olduğundan bahsedemem. Ancak bilinmesi gereken şey; Yeni Ahit’te yazdığına göre Yuhanna bu adada sürgündeyken İsa kendisine göründüğü için Yuhanna’ya adanmış, adanın en yüksek yerine konuşlanmış, ah keşke ben de burada sürgünde olsaydım dedirtecek bir manzaraya sahip, UNESCO tarafından 1999 yılında Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiş olan Aziz Yuhanna Manastırı ve Yuhanna’nın İsa’yı gördüğü iddia edilen Apokalipsis mağarası, adanın ziyaretçilere açık olan tarihi zenginlikleri.

    Bir ara Osmanlı hâkimiyetinde olan ada, 1912’de İtalya’ya geçip, ancak 2. Dünya Savaşı’nın sonunda yeniden Yunanistan’a kalmış. Beni ilgilendiren kısmı ise elbette ki yemek kültürü. Acaba ada İtalyanların ya da Türklerin elindeyken bu kültür etkileşimi yemeklere yansımış mı dersek, çok spesifik bir değişiklikten söz edemem. Ada zaten çılgın, popüler bir ada değil; bozulmamış güzellikte. Böylece milyon tane restoran da açılmamış. Neyse o.

    Uğramadan geçmemeniz gereken iki yer var. Biri, Manastır ile aynı lokasyonda yani tam tepeye kartal yuvası gibi konuşlanmış restoran Jimmy’s Balcony. Adından da anlaşılacağı gibi Jimmy kendisine öyle bir balkon yapmış ki, dünyada o güzellikte manzarayı zor bulursunuz. Yemekler bizim damak tadımıza da birebir! Lezzetli, klasik Yunan mutfağı. Jimmy’nin tanımadığı Türk neredeyse yok. Elbette ki Türkiye’de zevk sahibi ne kadar Türk varsa (özellikle tekne sahibi olanlar) Patmos onların Yunan Adaları içindeki ilk adres ve elbette ki hepsi Jimmy ile dost, ahbap. Jimmy de onlarla.

    İkinci mekân biraz romantik… Benetos. Patmos’un en tatlı koylarından birinde, denize sıfır küçük bir restoran. Küçük ama gurme Patmos ziyaretçileri için büyük bir adım. New York’ta ya da Roma’da göreceğiniz Michelin yıldızlı restoranlar gibi bir şıklıktan bahsetmiyorum. Çünkü Patmos’a geldiğinizde aradığınız şıklık o değil zaten.

    İşte Benetos, bu tatlı Yunan adasında, denizin esintisi, şarapların güzelliği, yemeklerin lezzeti, tabakların şıklığı ile size başınızı döndüren bir atmosfer yaratıyor. Tabii eğer tam karşınızda gözlerinizin içine bakarak başınızı döndüren biri de varsa, gecenin melodisini tamamlayabilirsiniz… ☸

  • Ege’nin Kudüs’ü PATMOS

    Ege’nin Kudüs’ü PATMOS

    Tepedeki haşmetli kilise 1995 yılındaki jurnale çizdiğim resim gibi hafızama çiziliyor. Arki’ye seyir, Patmos’tan yokuş aşağı, sırtına yaslanıp keyfini çıkaracağın seyirlerden. 7-10 knot kuzey rüzgârı Kelebek ve yolcusunu 4-5 knot süratle Arki’ye taşıyor. Çay ve çörekle kokpitte oturmuşum maziye, Kelebek III’ün log’una bakıyorum, şükrediyorum 20 yıl sonra yeni bir log’a bir şeyler çiziktirme şansını bulduğuma. Hayat muhteşem, bakmasını bildiğimiz sürece…

    Gece, daha doğrusu sabaha kadar Pandeli’deki dünya evine giren mutlu çifti, sirtaki yorgunluğuyla baş başa bırakıp demir alıyorum, onlar ersin muradına, biz çıkalım kuzeye. Dümen arızasından kursağımda kalan Patmos’a ikinci denemede ilk adımım biraz küçük. Doğrusu kalabalıktan kaçıp, biraz uyumak, dinlenmek için bir kuzeydeki koy Alindi’ye geçeceğim. Rüzgâr 20-25 knot meltem (KB).

    Bodrum’dan gelen için, Kalimnos-Leros arasından batıya geçip Lakki limanında giriş yaptıktan sonra Patmos’a geçmek mesafe olarak daha kısa, yalnız rüzgârın gözüne gitmek garanti. Ben arıza yüzünden çıkış yapamadığımdan, giriş yapmayacağım ve Lipsi’ye uğramak istediğimden Leros’un doğusundan tırmanmayı tercih ediyorum.  Alindi doğu hariç her yöne kapalı büyük bir koy. Hava şartları müsait olmadığında Leros’un alternatif feribot limanı. Meltemde koyun KB köşesinde demirleyebilirsiniz veya bize yakın adalarda moda olan, kıyıdaki tavernaların attıkları tonozlardan birine bağlanabilirsiniz. Şamandırada hangi tavernanın olduğu, yani akşam nerede yemek yiyeceğiniz yazıyor. Dip çoğunlukla erişte. Alindi’nin yüksek tepelerden inen sağanaklarıyla da kötü bir şöhreti var. Sağanaklardan korunmak, daha doğrusu tam yolu üzerinde olmamak için, eğer seçme lüksüm varsa, demir yerimi kıyıdaki vadicikler, yani nozulun tam karşısında değil, tümseklerin karşısında seçerim ama burada kıyıya çıkacağım yere yakın öyle bir yer yok. Kıyıya yakın bir yerde dipte bir kumluk yama bulup demiri bıraktım. Kum yamaları küçük olduğunda tek başınayken, sert rüzgârda başüstüne gidene kadar kaçırabiliyorsun, ben bu durumda kumluk yamayı, geçtikten sonra tekne geriye kayarken demiri bırakıyorum. Sağanaklar 30’u geçince benim Ultra dipteki erişteyi kökünden koparttı. Hazır taramışken kıyıya yakın, boşalan tonozlardan birine şamandıradan sonra tekneye alacağın “penant” halat olmadığından başarısız üç deneme yaptım sonuncusunda rüzgâra karşı fıtık olmama az kalmışken botun kancasını bırakmak zorunda kaldım. İnadım inat tornistanla gidip kancayı kurtarma operasyonundan sonra yakalayabildiğim tonozun halatı rüzgâr yüklenip gerildiğinde su altında olan yaralı kısmı su yüzüne çıktı, halatın üç kolundan biri kopmuş.

    Demir tararsa tekne yavaş sürüklenir ve tekrar tutma şansı var ama tonozun halatı koparsa uyanıp bir şeyler yapmaya vaktin olmayabilir. Bu kadar uğraştan sonra bayağı müstehcen kelimelerle halatı bırakıp tekrar demirledim. Devamı Mart 2016 sayımızda.

    1.Pandeli Lira Lipsi koyu

    Patmos island, Dodecanese, Greece. Unesco heritage site
    Patmos island, Dodecanese, Greece. Unesco heritage site