Yazar: MURAT ÖKSÜZ

  • Sultaniye Kilitbahir ve Bozcaada

    Sultaniye Kilitbahir ve Bozcaada

    “Alçak kır yirlerdür. Yüce yerü hemân yıldız tarafında bir sivri boz depe vardur. Üzerine çıkdukda kırk mil mikdâr denizde yürüyen gemiler fark olunur. Ve gemide olanlar da otuz, kırk mil denizden ol depeyi bir çadır resminde görürler. Denizden Bozca Ada’nun alâmeti, zikr olan Boz Depe’dür” der Piri Reis.

    Baba Burnu’nu dönüp yıldıza rota tuttuğumuzda biz de hemen, bugün haritalarda “Göztepe” olarak geçen bu boz tepeyi gördük. Demek doğru rotadayız!

    Bozcaada’ya bu adı Piri Reis mi vermiş bilinmez ama bu adın ilk kez Reis’in haritalarında kullanıldığı anlaşılıyor. Eski adı, Tenedos’tur. Bu adı, mitolojik kahraman Tenes’den alır. Gökçeada (İmroz) ile birlikte, uluslararası diplomasi jargonunda, “Boğaz Önü Adaları” diye bilinir. Bozcaada’nın tarih boyunca önemi de bu konumundan gelir. Bugün de Çanakkale Boğazı’nın o çok yoğun gemi trafiği, Bozca Ada’nın iki tarafından geçer. Ada bu trafiğin denetimi açısından önemlidir. Yine bu trafik nedeniyle küçük teknelerin gece seyir yapacakları yer değildir!
    Dikkatli olunsun.

    “Halifelik merkezi olan İstanbul’dan Akdeniz’e çıkan kimseler bilmelidirler ki, Çanakkale Boğazı’nda bulunan Sultaniye ve Kilitbahir kalelerine bu adadan yakın ada yoktur” diye girer söze Piri Reis.

    Burada bir ara verip önce şu iki kaleden söz edelim ki her bir konu tamam, sonra anlatacaklarımız açık olsun. Çanakkale Kalesi’ne “Sultaniye ”demelerinin nedenini, “Şehzade Sultan Mustafa’nın babası olan Fatih Sultan Mehmet Gazi” tarafından yaptırılması ile açıklayan Reis, Kilitbahir’in, Boğazın Rumeli tarafında olduğunu ve “yukarıdan-Karadeniz’den” gelen gemilerin Akdeniz’e açılmak için bu kaleden izin almaları nedeniyle bu adla anıldığını da yazar. “Denizin Kilidi” demektir. Ancak, Kilitbahir önleri “akındulu yerdür. Hem derindür.” Büyük gemiler yanaşamaz. O nedenle arz edilmiş ve Fatih Sultan Mehmet iznin, “iki tarafu hûb vâsi limanlar- güzel, geniş liman” olan Sultaniye Kalesi’nden alınmasını uygun görmüştür. Devamı Nisan 2014 sayımızda…

    UMR_9170 UMR_9480

    UMR_9364

  • Türkiye kıyılarında 63 küçük mavi koy, 79 güzel iskele

    Türkiye kıyılarında 63 küçük mavi koy, 79 güzel iskele

    Aşağıdan yukarı, soldan sağa tek tek saydım. Ne yazık ki, uzun Türkiye sahillerinde yelkenli gezginlerin uğrayabileceği, konaklayabileceği, keyifli günler geçirebileceği 100 iskele çıkmadı. Olmazsa olmaz birkaç mendirek, ancak bot ile çıkabileceğiniz iskelesi olan bazı küçük koyları da ekledim ve sonuç: 79 irili ufaklı rıhtım ve iskele saydım. Ama siz siz olun bu 79 iskeleyi görmeden ve bu iskeleyi kuran, yaşatan insanları yeterince tanımadan ‘bu denizleri bitirdim’ demeyin. Bu sayıda Kuzey Ege-Bodrum-Gökova-Datça’daki 35 iskele ve rıhtım, mayıs sayısında ise Hisarönü-Marmaris-Fethiye ve ötesi…

    Dünyanın pek çok ülkesinde dört mevsim yok! Üç ve hatta iki mevsim bile olabiliyor. Örneğin Hindistan’da ‘Kuru aylar, Muson yağmurları ve Bahar’diye üç mevsim var. Amazonlar’da ise yağışlara göre suların yükselmesi ve alçalmasıyla tanımlanan iki mevsim yaşanıyor. Aynı şekilde Galapagos Adaları’nda da mayıs-kasım arası soğuk, rüzgârlı ve sisli Garua mevsimi; diğer aylarda ise sıcak-sakin mevsim yaşanıyor. Denizciler için de iki mevsim tanımlanabilir: Tekneler karada mevsimi – tekneler denizde mevsimi. Geldik yine bir nisan ayına, yani denizlere açılma mevsimine…

    Arya Yatçılık’ın ortaklarından Rüştü Tezcan, ‘Mavi yolculuğun gayıkları ve teğneleri’ isimli makalesinde Bodrum Ticaret Odası’nın 2005 yılında yaptığı bir araştırmadan aktarıyor; Bababurnu’ndanFaselis’e kadar Türkiye kıyılarında yatçılığa uygun 239 koy saptanmış. Ancak bu 239 koyun 98’i tam anlamıyla kullanılabilir durumda. Yoğun yapılaşma, balık çiftlikleri gibi nedenlerle 43’ü tamamen kaybedilmiş, geri kalanlar da ciddi risk altında. (İskeleye Yanaşan, s.274, İletişim Yayınları, 2013)

    Denize açılınca karar verilmesi gereken en önemli şey ertesi akşamın nerede geçirileceğidir. Bir haftalık bir deniz tatilinde insan üç-dört gece ıssız koylarda geçirirse, diğer akşamlarını da bir iskeleye yanaşıp, dışarda yemek yiyerek, kendini şımartarak geçirmeyi istiyor. Neticede iskele demek, acil gereksinimlere bir çözüm; bazen elektrik, su, bakkal-market, mazot ve gençler için de Wi-Fi demek.

    2015’te denize açılacaklar için ben de bir iskelelerimiz envanteri yapmaya kalktım. Eksiklerim, atladıklarım, bilmediklerim olabilir, ama çoğuna karayolu ulaşımı olmayan 63 koy ve bük ile küçük-büyük 79 iskelelik bir liste çıkardım. (Bazı koylarda konaklanabilecek birden fazla iskele var.)

    Devamı Nisan 2015 sayımızda…

    GOKCEADA iStock_000053216724_Medium Bodrum Turkey hayıt-bu güzel iskeleyi yıktılar

  • Orta Doğu’nun en prestijli fuarı: Dubai International Boat Show

    Orta Doğu’nun en prestijli fuarı: Dubai International Boat Show

    Bu yıl 23’üncüsü düzenlen Uluslararası Dubai Boat Show’a 54 ülkeden 800’ün üzerinde firma katıldı. 430 teknenin sergilendiği fuarın ziyaretçi sayısı 26 binin üzerindeydi.

    Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinin en önemli yatçılık fuarı olan Dubai Boat Show, bu sene 54 ülkeden 800’ün üzerinde yerli ve uluslararası firmanın katılımıyla 3-7 Mart tarihlerinde düzenlendi. 430 teknenin sergilendiği Mina Seyahi’de yer alan Dubai International Marine Club’da organize edilen fuarın ziyaretçi sayısının da 26 bini geçtiği açıklandı.

    Balıkçılık, su sporları ve tekne ekipmanlarının da sergilendiği fuarda her boy ve tipte tekne ziyaretçilerle buluştu. 

    Gulf Craft, Al Shaali Group gibi Birleşik Arap Emirlikleri’nin önemli yat firmaları dışında fuarda dünyanın her yerinden önemli marka yer adı. Dubai Boat Show, Avrupa’nın en önemli megayat üreticileri için de kendilerini gösterebilecekleri önemli bir sahne oldu.

    Fuarda en çok dikkat çekense megayatlardan sonra spor balıkçı teknelerine olan ilgiydi. Amerikalı Avrupalı, Avustralyalı sport fisher üreticileri en yeni modelleriyle fuarda yer aldı. Fuarda katamaranlara da ilgi az değildi ancak tek gövdeli yelkenliler yok denecek kadar azdı.

    Boat show’un son günü olan 7 Mart’ta fuar katılımcılarından üst üste satış bilgileri gelirken, boat show organizatörü toplamda 50 milyon dolarlık satış gerçekleştiğini duyurdu.

    Fuar esnasında 4 Mart’ta Westin Hotel’de uluslararası Arap yat dergisi The World of Yachts & Boats dergisinin Arap Deniz Endüstrisi Birliği (AMIA) ile birlikte düzenlediği ve Officine Panerai’nin de sponsor olduğu gecede; Gulf Craft, ART Marine, Al Shaali Group, Mourjan Marina, Dubai Offshore
    Sailing Club gibi Birleşik Arap Emirlikleri’nin önde gelen şirket ve kurumlarıyla Princess Yachts Orta Doğu temsilcisine ödül verildi.

    www.boatshowdubai.com

    1 (1) 1 (2) 1 (10)

  • FERRUCCIO ROSSI “Türkiye ideal bir pazar”

    FERRUCCIO ROSSI “Türkiye ideal bir pazar”

    İtalyan Sanlorenzo Yachts, her daim genç kalmayı başararan köklü bir marka. Ekim 2014 itibarıyla Sanlorenzo Yachts Genel Müdürü olarak göreve başlayan Ferruccio Rossi, projelerini ve denize inecek yeni modellerini anlattı…

    Dünya yat sektöründe ikinci sıradaki yerini koruyan İtalya’nın kişiye özel yatlar tasarlayıp üreten tersanesi Sanlorenzo Yachts, yoluna yeni Genel Müdürü Ferruccio Rossi ile devam ediyor. Uzun yıllar bankacılık sektöründe çalışırken denizciliğe merak duyan, hobisini işi haline getiren, önce Riva’nın, ardından da Ferretti’nin CEO’luğunu üstlenen Rossi ile Şubat 2015’teki CNR Avrasya Boat Show’da buluşarak sektöre dair konuştuk.

    Önceki deneyimleriniz ışığında, Sanlorenzo’ya dair ilk izlenimleriniz neler?

    Sanlorenzo, çalışan sayısına baktığınızda küçük çaplı ama ortaya koyduğu işleri düşündüğünüzde dünya çapında bir şirket. Açıkçası, çok kalabalık bir yapıda olan Ferretti’den sonra Sanlorenzo’da çalışmayı ve buradaki herkesi tanıyor olmayı sevdim. Teknelerin teknik departmanından satışına kadar tersanenin tüm çalışanları kendini bu markanın bir parçası hissediyor. Hem birbirimizi tanıyor hem de elimizdeki ürünleri çok iyi biliyor olmamız bizi farklılaştırıyor. Ferretti’de farklı markaların yer alması işleri biraz zorlaştırıyordu. Ama Sanlorenzo tek bir tersane, tek bir marka ve 16 bin değil de 2 bin çalışanı olan bir şirket.

    Bu durumda her detayı inceleyip, ince eleyip sık dokumak da işin bir parçası oluyor…

    Elbette. İşimizin bizim sevdiğimiz yanı da bu aslında. Küçük detaylara belki de gereğinden fazla özen gösteriyoruz. Güne insanlarla başlıyor ve yine insanlarla bitiriyoruz. Yat sektörünün doğası gereği de ofiste oturmak doğru bulduğumuz bir şey değil. Sürekli dışarıda, insanlarla diyalog içerisinde olduğumuz sürece varız. Sanlorenzo’nun yıllardan beri dile getirdiği gibi, “biz tekneyi bir terzinin üzerinize takımı dikmesi gibi inşa ediyoruz.” Devamı Nisan 2015 sayısında…

    04 - Sanlorenzo SD112 05 - Sanlorenzo SL118