Yazar: MURAT ÖKSÜZ

  • Yacht Türkiye Ekim 2014 – 104

    Yacht Türkiye Ekim 2014 – 104

    ALESTA

    Fountaine Pajot MY 37, Turpmepa, Beneteau, Solaris 50, Sealine S330, SeaRay 230 SLX, Aegean Yachting Fest, Tempus Fugit, Barcelona Boat Show, Bilgin 164 DUSUR, Contest 67 CS, Azimut Yachts, Deniz Yatçılık, Depar Motor, D-Marin World, Ege Yat, Esen Yacht, Farr 280, Ferretti 960, Greenpeace Rainbow Warrior III, Bavaria, NorthStar 910S, Oxygene Yachts, Enma Marine, Prestige 750, Sanlorenzo

    ÇARŞI

    Webasto, Steiner Navigator Pro, SeaBlaze Mini, West Marine, Raymarine termal kamera, İşbir Yatak, Raymond Weil, Korkmaz, Karaca, Sail Racing

    TAKVİM

    Fuarlar, yarışlar, organizasyonlar ve her tür denizci etkinliği… Rüzgâr takvimiyle birlikte…

    CİBALİKAPI BALIKÇISI

    Malta’ya doğru seyre hazırlanan Behzat Şahin’in yolu bu kez West İstanbul Marina’ya düşüyor…

    KILAVUZ

    Yelkenliden motoryata, trawler’dan katamaran en yeni 20 Fransız teknesi…

    KAPAK KIZI

    Ters bodoslamalı ikinci Türk megayatı Bilgin 147 Elada…

    HAYALİMDEKİ TEKNE

    Ankara’da doğup büyümesine inat tam bir deniz tutkunu olan Hande Subaşı, yelkenlileri tercih ediyor… 

    YACHT KEŞİF

    Akdeniz’e özgün tasarlanan İngiliz Fairline’ın Targa 48 Open modeli… 3D illüstrasyonla…

    YACHT KEŞİF

    Bodrumlu Ada Yacht Works’ün tamamen kendi üretimi olan Süreyya, trawler tanımına yeni bir yorum getiriyor…

    SEKTÖR

    Trio Deniz, Hanse’den üst üste iki yıl en iyi bayi ödülü aldı…

    KÜÇÜK KOYLAR

    Ali Boratav’ın Lefkas, İthaki ve Kefalonya sularındaki Güney İyon Denizi yolculuğu… 

    DENİZİN ÇAĞRISI

    Tanıl Tuncel’in çok tercih edilmeyen denizlere yaptığı seyahatler dizisi başlıyor. İlk yazı, Cebelitarık…

    MACERA

    Prof Dr. Talat Kırış, Turgutreis’ten Atina’ya uzanan 600 millik Ege yolculuğunu anlatmaya, ilk durağı olan Leros’tan başlıyor…

    FIRTINA KUŞU

    Kitab-ı Bahriye’nin dümen suyunda ilerleyen Süha Umar, Sisam’dan sonra Sakız Adası’nı keşfe çıkıyor…

    TRAMOLA

    Ekstreme Sailing Series, Alvimedica Cup’ışalım mı?, Arkas Milta Marina Cup, Loryma Yaz Kupası, PWA Windsurf Dünya Kupası, Çeşme Opti Week, Class 1, Göcek Yarış Haftası, Kadınlar Yelken Haftası… 

    TRAMOLA SÖYLEŞİ

    Volvo Ocean Race başlıyor. Start öncesi tüm dümencilerle görüştük…

    HAVANIN KOKUSU

    Bünyamin Sürmeli, kapalı alanlardaki hava kirliliğine dikkat çekiyor!

    AUTO TEST

    YAT MARKET

     

     

  • Sezonu bitirirken…

    Sezonu bitirirken…

    Sezonu artık geride bırakıyoruz. Şimdi gelecek planları yapmanın, yeni tekneleri incelemenin, yeni marinalara göz atıp, yeni fırsatları araştırmanın zamanı. Eylül yoğun bir fuar dönemiyle geçti ancak boat show’lar ekimde de sürüyor. Barselona ve en önemlisi Cenova fuarı görülmeye değer.

    Dergiyi baskıya verdiğimiz günlerde ise Pendik Marina’da, ülkemizdeki tek deniz fuarı olan İstanbul Boat Show kapılarını açmıştı. Fuara katılan yat firmaları Avrupa’daki boat show maratonun ardından Türk denizseverlerle yine birçok yeni modeli buluşturdu. İstanbul Boat Show’da öne çıkanları ve fuardaki lansmanları bir sonraki sayımızda okuyacaksınız.   

    Dünyanın en önemli yat markalarının Türkiye temsilcileri 2014’te de en iyi bayi ödülleri almaya devam ediyor. En yeni modeller, geçen iki yılda olduğu gibi prömiyerlerinin üstünden bir ay bile geçmeden Türkiye’ye geliyor. Bir kısmının dünya lansmanı burada yapılıyor ve bu yönde haberler de gelmeye devam ediyor. 2015’te İstanbul yine prömiyerlere ev sahipliği yapacak.

    Yani yatçılık ülkemizde yükselen yıldız olmaya devam ediyor.

    Öte yandan Türkiye’nin en büyük sermaye grupları yüksek maliyetlerle marina yatırımlarına giriyorlar. Yelken yarışları, regattalar, festivaller Marmara’dan Ege ve Akdeniz kıyılarına kadar her yere yayıldı. Bu alanda da sponsorluklar son dönemde önemli ölçüde arttı. Bir Türk firması, Alvimedica, teknesinde Türk bayrağı ile dünyanın en önemli deniz mücadelesi Volvo Ocean Race’e katılıyor. Bu bile başlı başına büyük bir olay ki yakın zamana kadar hayal bile edilemezdi.

    İspanya’da Alicante’den 11 Ekim’de start alacak mücadelede ekipler dokuz ay boyunca 10 limanı ziyaret edecek ve toplam 39 bin 379 deniz mili katedecekler. Yarış öncesi tüm dümencilerle görüştük, hepsi hazır, hepsi iddialı ama bizim gönlümüz Alvimedica’dan yana. Yacht Türkiye olarak bu büyük mücadelede Team Alvimedica’ya başarılar diliyoruz. Pruvaları neta, rüzgârları kolaylarına olsun…

    İyi bir ekim geçirmeniz dileğiyle…

    Keyifli okumalar… 

  • Yepyeni bir trawler yorumu SÜREYYA

    Yepyeni bir trawler yorumu SÜREYYA

    Bodrumlu Ada Yacht Works’ün, Ağustos 2014’te suya indirdiği 20,80 metrelik trawler’ı son derece sade çizgiler barındırırken kullanıcısına da stabil bir seyir deneyimi vadediyor. Süreyya adı verilen üç kamaralı tekne tasarımından üretimine tamamen tersanenin kendi ürünü…

    Ada Yacht Works, 2007’den bu yana Bodrum Tavşanburnu’ndaki tersanesinde ürettiği 15 ila 47 metre boy aralığındaki yatlarına bir yenisini daha ekledi. Ağustos 2014’te suyla buluşan 20,80 metrelik Süreyya adındaki trawler’ın iç ve dış tasarımının tamamı firmanın kendi ekibine ait. Üretim aşaması bir yıl süren ve tamamıyla çelik gövdeden inşa edilen tekne sahibine özel olarak tasarlanabiliyor. Siyah gövdesiyle öne çıkan Süreyya, geniş bir flybridge’e, sade iç yaşam mahallerine ve dengeli sürüş özelliğine sahip. Devamı Ekim 2014 sayımızda…

    Sureyya ext 02 Sureyya int 02

  • MURAT BEKİROĞLU: Türkler büyük tekne seviyor

    MURAT BEKİROĞLU: Türkler büyük tekne seviyor

    Hanse Group’un merkezinin de bulunduğu Almanya’nın Grefiswald kentinde 25-27 Ağustos’ta düzenlenen “Hanse Bayi Toplantısı”nda markanın Türkiye temsilcisi Trio Deniz’e, “Büyük Tekneler” kategorisinde en iyi bayi ödülü verildi. Trio Deniz bu ödülü üst üste ikinci kez alıyor. 

    Hanse Group çatısı altındaki Hanse ve Moody yelkenlileri ile Sealine motoryatlarının Türkiye temsilcisi olan Trio Deniz, üst üste iki yıldır Hanse yelkenlilerinin dünya genelindeki en iyi distribütörü seçiliyor. Bünyesindeki Hanse, Dehler, Moody ve Varianta yelkenli markalarıyla dünyanın en büyük yelkenli üreticilerinden biri olan Hanse Group, özellikle son beş yılda Dehler, Moody ve Sealine’ı da satın alarak sektördeki konumunu daha yukarılara çıkardı.

    Önümüzdeki yıl 10. yaşını kutlayacak olan Trio Deniz ise satış öncesinde, esnasında ve sonrasında 30 kişilik bir ekiple İstanbul ve Bodrum’daki merkezlerinde hizmet veriyor. Firma, Hanse Group markaları dışında Amerikalı Bayliner, Sloven hibrit tekne üreticisi Greenline ve İtalyan megayat üreticisi Sanlorenzo’nun da Türkiye temsilcisi.

    Trio Deniz’in kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Murat Bekiroğlu ve Satış ve Pazarlama Müdürü Deniz Özçakır ile Hanse’den aldıkları ödülü ve bu alandaki başarılarıyla Alman markanın Türkiye’deki durumunu ve hedeflerini konuştuk.

    “Beşinci yılda hedefe ulaştık”

    Yılın bayisi ödülünü üst üste ikinci kez alıyorsunuz. Bu ödül için aranan kriterler neler?

    Deniz Özçakır: Bu ödülü kazanmak için iki önemli kriter var. Satış sonrası hizmetler ve müşteri memnuniyeti konusunda belli kriterleri tutturamayan bayiler değerlendirmeye dâhil bile edilmiyor.
    İkinci ve en belirleyici faktör ise satış başarısı. Biz geçen yıl hem genel kategoride hem de büyük tekneler kategorisinde ödüle layık görülmüştük. Bu sene büyük tekneler kategorisinde yine yılın bayisi olduk. Hanse şu an Türkiye’nin en çok satılan ilk iki yelkenli markasından birisi. Biz 2009’da bayiliği aldığımızda bu hedefi kendimize koymuştuk ve beşinci yılımız dolmadan bu hedefe ulaştığımız için çok mutluyuz. Hanse’nin izleyeceği politikaya göre önümüzdeki beş yıl için liderliği bile yakalamamız mümkün.

    Önceki sene Türkiye’de büyük bir atılım yaptı Hanse. Ne oldu da Türkler Hanse almaya başladı?

    Murat Bekiroğlu: Bu atılım birkaç önemli faktörün bir araya gelmesiyle oldu. Hanse tecrübeli ve köklü bir marka olmasına rağmen Türkiye bayiliği konusunda Trio’dan önce sorunlar yaşamış. Birçok kez bayi değişmiş, bunlardan bazıları gerekli niteliklerden çok uzak. Biz 2009’da Hanse’yi aldığımızda öncelikle var olan Hanse müşterilerine destek olup onları memnun etmeye çalışmakla işe başladık. Daha sonra programlı, hedefli bir tanıtım ve pazarlama programıyla markayı anlatmaya çalıştık. Hanse’lerin kolay ve tek başına kullanım özellikleri Türk teknecisinin ihtiyacını çok iyi karşılıyor. Biliyorsunuz, Türk insanı olarak bizim çok misafirimiz olsa da tekneyi genelde tekne sahibi tek başına kullanmak zorunda kalıyor. Ferah, konforlu mekân tasarımları ve düz, çaparizsiz güverte dizaynı bizim zevklerimize ve ihtiyaçlarımıza çok uygun. Hanse’ler diğer yandan çok da performanslı tekneler. Hem kolay kullanılabilen hem de ciddi yelken yapmak isteyen kişilerin bu talebine cevap veren bir tekne yaptığınızda kazanan formülü bulmuş oluyorsunuz. Bu sırada Hanse de 2011’de Almanya’nın önemli yatırım gruplarından birisine satıldı ve yeni, dinamik bir yönetim iş başı yaparak bizim Türkiye’de yaptığımız işlerin farkına vararak ciddi destek verdiler. Yeni modellerde bizim pazarımızın taleplerini dinlemeye başladılar.
    Ama her şeyden önemlisi ve müşterilerimizin en çok önemsediği konu da fiyat-kalite performansı…

    “En çok Türkiye’de satıldı”

    2014’ü nasıl geçirdiniz Hanse Türkiye olarak?

    D.Ö.: 2014, geçen yılın ikinci yarısından başlayıp devam eden sıkıntılarla başlamıştı ve genelde de tüm endüstri için 2013’ün gerisinde kaldı. Fakat biz buna rağmen Hanse’nin Türkiye’deki çıkışını sürdürecek bir satış grafiğini sağladık ki bu da Hanse’nin artık Türk yelkenli tekne alıcıları açısından tamamen kabul gördüğünü işaret ediyor.

    Hanse’nin en çok hangi modelleri talep görüyor Türkiye’de?

    D.Ö.: Biz Türkiye de en çok 45 feet ve üzeri ürünleri satıyoruz. Hatta iki senedir Dünya’da en fazla Hanse 575 satılan ülke Türkiye. 2014’te buna Hanse 505 de eklendi. Bu durumu başlarda Almanlar çok şaşkınlıkla karşılıyordu. Çünkü 30-40 feet arası model satışlarında Türkiye dünyada ilk ona giremezken 50 feet ve üstü modellerde hep birinci.

    Hanse ve diğer başlıca yelkenli üreticileri son dönemde daha büyük modeller inşa etmeye başladılar. Hanse’nin de yeni bir H675 projesi var. Ne zaman suya inecek bu yelkenli?

    D.Ö.: Aslında Hanse’yi H675 konusunda cesaretlendiren faktörlerden birisi Türkiye pazarının gücü ve büyük teknelere gösterdiği rağbet. İlk Hanse 675 de Türkiye’ye satıldı. Hatta tekne sahibi ve Trio olarak biz tasarım konusunda birebir müdahiliz. Artık büyük tekneler konusunda birçok Avrupalı tersanenin öncelikli pazarı Türkiye. H675, 2015 yaz aylarında suya inecek ve dünya lansmanı İstanbul’da yapılacak.

    Üretici Hanse Türk kullanıcılardan gelen feedback’leri de göz önünde bulunduruyor mu?

    M.B.: Demin de söylediğimiz gibi özellikle büyük tekneler Türk pazarı ve daha geniş anlamda Akdeniz pazarları göz önünde bulunarak tasarlanıyor. Hanse 575’e baktığınızda geniş ve çok kullanışlı bir kokpit, her santimini eğlence ve dinlence için de kullanabileceğiniz bir ön güverte, 40 knot’a ulaşabilen bir tender için özel garaj, sınıfının en ferah salon ve master kamarası ve belki inanmakta zorlanacaksınız ama tek başınıza ve dümenden ayrılamadan rahatlıkla kullanabileceğiniz bir tekne görüyorsunuz. Teknenin performansı ve Alman mühendisliği ve işçiliğinin sağladığı kalite ve güven de cabası. Tekne, Türkiye’den bir grup oluşturulup tasarlanmış gibi.

    Ana firma Hanse’nin Türkiye’ye bakışı nasıl, hedefleri neler? Sizin önümüzdeki sezon için beklentileriniz ne yönde?

    M.B.: Türkiye Hanse Group’un en önemli pazarlarından birisi. Aynı anda hem tatmin edici bir hacme sahip olduğu hem de hâlâ ciddi anlamda büyüme gösteren bir pazar. Hanse Group; son yıllarda Moody, Dehler ve Sealine gibi markaları bünyesine katarak global anlamda ve her segmentte iş yapan bir teknecilik grubu olma yolunda ilerliyor. Her yeni marka alımı öncesinde de bizimle fikir teatisi yaparak bu markanın Türk pazarındaki geleceğini bizimle sorguluyorlar. Eskiden büyük grupların CEO’ları Türkiye’deki fuarlara davet edilseler bile gelmezlerdi, şimdi birebir gözlem yapmak ve fikir danışmak için yılda birkaç kez randevu talep edip kendileri bize geliyorlar.

    “Büyüme kalıcı”

    Türkiye’deki yelkenli merakının artmasını neye bağlıyorsunuz? Sizce bu trend devam edecek mi?

    D.Ö.: Teknecilik ve yatçılık, dünyanın en eski ve hiçbir zaman eskimeyen “moda”larında bir tanesi. 1900’lu yılların başından bu yana devam eden bir fenomen. Şu bir gerçek ki denize bir şekilde bulaştıktan sonra kimse ayrılamıyor. Ben kendi tecrübeme istinaden söyleyebilirim ki bir kere tekne alıp da daha sonra teknecilikten temelli vazgeçen birisini hiç görmedim ama her iki üç sene de bir teknesini değiştiren yelkenliden motoryata, ondan katamaran’a vs geçen çok gördüm. Türkiye’nin dev grupları marinalara yatırımlar yapıyor, önemli markalar yelken takımlarına sponsor oluyor, her geçen gün sahil şehirlerimizdeki yelken okulları sayısı ve amatör denizci belgeli kişi sayısı artıyor. Bunların hepsi bu büyümenin kalıcı olduğunun göstergeleri.

    Bir distribütör olarak Türkiye yat sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

    M.B.: Biz ülke olarak yüzümüzü daha yeni denizlere dönüyoruz. Yolun çok başındayız. Kısa zamanda ciddi bir büyüklüğe ulaştık. Sadece biz değil, birçok rakibimiz de kendi markaları tarafından yılın bayisi seçiliyor. Bu bize büyük bir keyif veriyor. Sektörün sorunları çok boyutlu. İğneyi kendimize batırmamız gerekirse, hâlâ tekne bayisi, satıcısı olduğunu iddia edip dişe dokunur bir satış sonrası ve teknik ekibi ve operasyonu olmayan birçok firma var ve tekne sahiplerine satış sonrasında kötü tecrübeler yaşatıyorlar. Biz bu konuda ciddi yatırımlar yapıyoruz ve potansiyel alıcılara da bunun önemini anlatmaya çalışıyoruz. Finansman imkânları, konut ve araba sektörüyle karşılaştırınca hâlâ çok limitli. Biz Trio olarak bu konuda önderlik ederek Burgan Leasing ile piyasadaki en ileri imkânları sunuyoruz ama bunun genele yayılması lazım. Diğer yandan, marinalar ve genel anlamda bağlama kapasitesi, bu konudaki ciddi yatırımlara rağmen, hâlâ çok eksik ve pahalı. Birçok marinada fiyatlama konusunda küçük boylu teknelere karşı negatif ayrım söz konusu. İstanbul gibi su ile çevirili bir şehirde dahi römork üzerindeki teknenizi suya atacak rampalar yok denecek kadar az, olanlar da değnekçilere emanet edilmiş. Daha kısıtlı bütçelerle tekne sahibi olmak isteyenlerin önünde hâlâ birçok engel var. Hukuki altyapıda da ciddi eksiklikler var. Türk bayrağı düzenlemesi yıllardır bekleniyor. Şu anki durum bence sürdürülebilir değil. Vergi oranları düşürülerek yapılacak bir Türk bayrağı düzenlemesi sektöre büyük katkı sunacak. ☸

    505_Ext_Web_AMM9832_v2-5b553 (1)