Etiket: Akdeniz

  • Fethiye’nin doğusunda nefes kesen koylar

    Fethiye’nin doğusunda nefes kesen koylar

    Sonbaharın gelişini, sırtı çekerek yakaladığım palamut haber verdi. Akdeniz’in palamudu, bizim “çingene”ye benzemiyor. Ton balığında hallice oluyor. Palamut, adeta “sezonun son keyiflerini çıkar” diyor. Bu “ilahi” uyarıyı dinleyip, Göcek’ten Fethiye’nin ötesine doğru yelken bastık. Rota, Karacaören Koyu, Gemiler Adası, Kayaköy, Ölü Deniz, Faralya Köyü’nün eteklerindeki kaplan kelebekleriyle ünlü Kelebekler Vadisi, ve “top secret” Kabak Koyu. Rüzgâr tam arkadan, pupa yelken! Şimdi artık benim gibi Göcek kaçaklarının hafta sonu seyrinin niye Turunçpınarı yönü olduğunu biliyorum!

    Siz bu satırları okurken, muhtemelen hava müsaade ederse Kaş-Kekova ve Meis tarafına doğru uzun bir seyirde olacağım. Biraz da bu uzun seyrin provası olarak, Fethiye’den ötesini yarı yola kadar denemek peşine düştük. Turunçpınarı’nı duymayan kalmamıştır. Fethiye Körfezi’ni geçtikten sonra doğudaki en uzak seyir noktam Balıkçı Osman’ın yerinin bulunduğu Turunçpınarı olmuştu. Bu sefer yelkenlimle hiç uğramadığım noktalara gitmek istediğimden, ilk durak Şahin Burnu’nu geçtikten sonra Turunçpınarı’nı es geçerek direkt Karacaören Adası ve koyu!

    Rüzgâr bu kadar mı güzel olur. Bölgedeki yaz meltemi, tam rotaya uygun esiyor. Gelirken de giderken de tramolasız bir seyir vadediyor. Muhteşem bir parkur. Valla, bu sezonun ilk adam akıllı pupa yelkenini yaptık. Rüzgâr yelken için nefis, 15-16 esiyor. Dalga boyu neredeyse yok gibi. Devamı Ekim 2015 sayımızda…

    IMG_0929 IMG_0946 IMG_6180

  • Herkese Hediye “Atina’dan Cebelitarık’a Avrupa’da 50 Durak” kitabı…

    Herkese Hediye “Atina’dan Cebelitarık’a Avrupa’da 50 Durak” kitabı…

    Bize gezmeyi, keşfetmeyi sevdiren ve o öğreten Sadun Boro’nun aziz hatırasına…

    Denizcilerimize Türkiye kıyıları dar gelmeye başlayalı çok oldu… Dergimiz Yacht Türkiye’de uzak sulara seyir planları yapan, hayaller kuran okurlar için çok uzun zamandır gezi yazıları, rota önerileri yayımlanıyor. Bu kez bu rotaları ve destinasyonları bir araya getirerek bir rehber hazırlamak istedik.

    Dergimizi takip edenler biliyordur. Bugüne kadar benzer kitaplar hazırladık ama rotamız ya Türkiye kıyıları oldu ya da Yunan Adaları. Şimdi elinizde tuttuğunuz kitap ile Avrupa’ya yelken açıyoruz.

    Ege Adaları ve Türkiye kıyılarını yukarda anlattığım gibi çokça işlediğimizden bu kez es geçtik. Atina’dan Cebelitarık’a uzanan uzunca bir rotada 50 durak seçtik. Bunun 10 katı durak bulunup yazılabilirdi elbette ancak bu sularda mutlaka görmeniz gerektiğini düşündüğümüz duraklara yer verdik. Bunu yaparken yine Avrupa’nın Atlantik kıyıları ile kuzey denizlerini de bir başka kitapta derlemek üzere şimdilik es geçtik.

      Avrupa’da 50 Durak kitabımızda seçtiğimiz duraklarda “teknenizi nereye bağlayacağınızı, nerelere demir atabileceğinizi, karada görmeniz gereken yerleri, nerede ne yenir”e kadar bulacaksınız. Ayrıca uzak noktalar için de charter hizmeti alabileceğiniz firmaları bile not ettik. Size sadece kitabı elinize alıp yelkenlerinizi doldurmak kaldı…

    Yaz boyunca size kılavuz olacak bu kitabı, 5 Haziran 2015’te sonsuz maviye uğurladığımız efsane denizcimiz Sadun Boro’ya ithaf ediyoruz. İyi seyirler…

    EYÜP ÖZEL

    Kitap Temmuz 2015 sayımızla herkese hediye…

  • Hisarönü’nden Kekova’ya 44 İskele

    Hisarönü’nden Kekova’ya 44 İskele

    Yacht Türkiye’nin Nisan 2015 sayısında Gökçeada’dan Datça’ya, Ege’de uğranabilecek 28 küçük koy ve 35 iskele vardı. Bu sayıda da Hisarönü’nden Kekova’ya kadar Akdeniz kıyılarındaki 44 iskele ile temel bölgeleri tamamlıyoruz. Türkiye kıyılarındaki bu 79 iskele aslında keyfine düşkün gezginlere yönelik bir seçki. Bir hafta tatile çıkıp da günde üç öğün yemek hazırlama, bulaşık yıkama koşturmasından sıkılanlara; su, elektrik, mazot, market, eczane gibi gereksinimlerine çözüm arayanlara… “Issız sakin bir kuytuya demirleyeyim, su ve kuş sesinden başka şey istemem” diyenler için elbette iki-üç katı sayıda nefis küçük koyumuz daha var.

    Neden iskeleleri ıssız koylardan daha çok önemsiyorum?

    Yani, Çanakkale’den Kekova’ya dantela gibi işlenmiş mavi yolculuk kıyılarımızda, iki çivi çakılmış da olsa, büyük-küçük bir iskele, düzgün-yamuk bir rıhtım ne fark yaratıyor? Örneğin…

    Değerli biliminsanı Azra Erhat, Cengiz Bektaş’ın “Bedri Rahmi Nakışlı bir Deneme” isimli mavi yolculuk kitabına yazdığı önsözde diyor ki; “Mavi yolculuk hem doğaya, hem de insana karışmaktır.” Azra Erhat mavi yolculuk hakkındaki tüm yazılarında “Tarihe, kültüre de karışmaktır” der. Onu da ekleyelim. Ama bence burada kilit sözcük ‘insana karışmak’… Herhalde bu sözcükle kastettiği, teknenizi paylaştığınız en yakın dostlar değil…

    Bu yoldan biz de geçtik. Zaman içinde, mavi yolculuklarımızda çok farklı insanlar tanıdık. Onlar deniz insanlarıydı! Victor Hugo’nun “Deniz İşçileri”, Ernest Hemingway’in “Yaşlı Adam ve Deniz”, Richard Bode’nin “Ustam Rüzgar”, Bernard Moitessier’nin “Uzun Yol” romanlarında; ya da ülkemizden örnek düşünelim, Halikarnas Balıkçısı’nın “Aganta Burina Burinata”sında, Sadun Boro’nun kıyılarımızda gezerken elimizden düşürmediğimiz “Vira Demir”inde, Selçuk Uraz’ın “İstanköy Altı Bodrum” eserlerinde anlattıkları, tam da bu deniz insanlarıdır. Devamı Mayıs 2015 sıyısında… f-turunçpınarı g-kucuk sarsala3 kekova3g-gobun m-bozukkale2