Etiket: Ali Boratav

  • Ege’nin batı yakası: Kiklad Adaları, Kitnos-Sifnos-Despotiko

    Ege’nin batı yakası: Kiklad Adaları, Kitnos-Sifnos-Despotiko

    Kiklad Adaları’nda bir yaz gezisi pek kolay değil. Tatiliniz, ünlü rüzgârlarıyla bir anda her türlü planınızın altüst olduğu bir kâbusa dönüşebiliyor. Ama rüzgârsız dönemini yakalayabilirseniz denizi, insanları, yemekleri, tabiatı harika bu adaların keyfine doyum olmuyor. Ege’nin hippileri de bu adalarda, Avrupa jet-set’i de… Bizim tatile gelince… Kısaca, “cenneti de, cehennemi de yaşadık” diyebilirim. Bu sayıda, rüzgârlı günleri geçirdiğimiz Kitnos, Sifnos ve Despotiko adalarını yazıyorum. Gelecek ay, çarşaf gibi denizi ve cenneti bulduğumuz Paros ve Anti Paros izlenimlerimi aktaracağım…

    Bu yılın ilk uzak rotasını Ege’nin batı yakasında Kuzey ve Merkez Kiklad Adaları’nda; Lavrion-Paros hattında, kabaca 200 millik bir parkurda yaptık.

    Bardağın bir boş tarafı varsa, ille de bir de dolu tarafı oluyor. Yolculuğumuzun ilk yarısında 50 knot rüzgâr ve 4-5 metrelik dalgalar arasında minik çaplı bir cehennem yaşadık. Ama ikinci yarısında, huzur dolu sakin bir deniz, hafif yelken keyfi, kısa mesafelerde zig-zag seyirler, ihtişamlı ada yaşamları, yani tam anlamıyla cenneti gördük… Dolayısıyla mutlu anılarla geri döndüğümüzü söyleyebilirim.  Tersi olsaydı… Yani yolculuğumuzun ilk yarısı huzur, ikinci yarısı fırtına; “Allah yazdıysa bozsun, o denizlere gitmeyin. Kazara gittiyseniz de bir an önce çıkın, kaçın” der işin içinden çıkardım.

    kitnos kolones 2 kitnos mariaka liman paros livadhi liman

  • Çeşme’de üç günlük bir test kaçamağı

    Çeşme’de üç günlük bir test kaçamağı

    Bavaria Cruiser 41’in test sürüşü için Çeşme’den denize açıldık. 41 hakkındaki izlenimlerimi okuyacaksınız. Ama hemen, Çeşme’nin Göcek-Gökova parkurundan sıkılanlar için harika bir seçenek olduğunu söylememe izin verin. Lezzet var. Güzel deniz var. Güzel yelken koşulları var. Alaçatı-Aya Yorgi geceleri var… Yunan Adası olarak çevrede Sakız-Samos-Midilli var… Peki ama daha ne olsun?

    Aslında bu yazıya “test bahane, gezmek şahane” başlığı daha uygun düşerdi. Ama hayatımın ilk test sürüşünü yapıyorum, o yüzden konuya en azından başlık aşamasında ciddi başladım. Yine de bu kibar başlangıç, yazının sonuna kadar ciddi kalacağım anlamına da gelmez!

    Evet… Bavaria Türkiye temsilcisi Taner Gümüş’ün bizim için hazırlattığı, Cruiser 41’in testini, dergimizin Genel Yayın Yönetmeni sevgili Eyüp Özel ile birlikte, Çeşme Alaçatı’dan denizlere açılarak yaptık. Maksat hem gezmek, hem test etmek. Böylece bir gezi-test yazısıyla dergi okuyucularımızın huzurundayız. Devamı Haziran 2015 sayımızda…

    alacati1 Dalyan_ServetDilber_ATLAS_CESME_5634 nergis papatya2

  • Türkiye kıyılarında 63 küçük mavi koy, 79 güzel iskele

    Türkiye kıyılarında 63 küçük mavi koy, 79 güzel iskele

    Aşağıdan yukarı, soldan sağa tek tek saydım. Ne yazık ki, uzun Türkiye sahillerinde yelkenli gezginlerin uğrayabileceği, konaklayabileceği, keyifli günler geçirebileceği 100 iskele çıkmadı. Olmazsa olmaz birkaç mendirek, ancak bot ile çıkabileceğiniz iskelesi olan bazı küçük koyları da ekledim ve sonuç: 79 irili ufaklı rıhtım ve iskele saydım. Ama siz siz olun bu 79 iskeleyi görmeden ve bu iskeleyi kuran, yaşatan insanları yeterince tanımadan ‘bu denizleri bitirdim’ demeyin. Bu sayıda Kuzey Ege-Bodrum-Gökova-Datça’daki 35 iskele ve rıhtım, mayıs sayısında ise Hisarönü-Marmaris-Fethiye ve ötesi…

    Dünyanın pek çok ülkesinde dört mevsim yok! Üç ve hatta iki mevsim bile olabiliyor. Örneğin Hindistan’da ‘Kuru aylar, Muson yağmurları ve Bahar’diye üç mevsim var. Amazonlar’da ise yağışlara göre suların yükselmesi ve alçalmasıyla tanımlanan iki mevsim yaşanıyor. Aynı şekilde Galapagos Adaları’nda da mayıs-kasım arası soğuk, rüzgârlı ve sisli Garua mevsimi; diğer aylarda ise sıcak-sakin mevsim yaşanıyor. Denizciler için de iki mevsim tanımlanabilir: Tekneler karada mevsimi – tekneler denizde mevsimi. Geldik yine bir nisan ayına, yani denizlere açılma mevsimine…

    Arya Yatçılık’ın ortaklarından Rüştü Tezcan, ‘Mavi yolculuğun gayıkları ve teğneleri’ isimli makalesinde Bodrum Ticaret Odası’nın 2005 yılında yaptığı bir araştırmadan aktarıyor; Bababurnu’ndanFaselis’e kadar Türkiye kıyılarında yatçılığa uygun 239 koy saptanmış. Ancak bu 239 koyun 98’i tam anlamıyla kullanılabilir durumda. Yoğun yapılaşma, balık çiftlikleri gibi nedenlerle 43’ü tamamen kaybedilmiş, geri kalanlar da ciddi risk altında. (İskeleye Yanaşan, s.274, İletişim Yayınları, 2013)

    Denize açılınca karar verilmesi gereken en önemli şey ertesi akşamın nerede geçirileceğidir. Bir haftalık bir deniz tatilinde insan üç-dört gece ıssız koylarda geçirirse, diğer akşamlarını da bir iskeleye yanaşıp, dışarda yemek yiyerek, kendini şımartarak geçirmeyi istiyor. Neticede iskele demek, acil gereksinimlere bir çözüm; bazen elektrik, su, bakkal-market, mazot ve gençler için de Wi-Fi demek.

    2015’te denize açılacaklar için ben de bir iskelelerimiz envanteri yapmaya kalktım. Eksiklerim, atladıklarım, bilmediklerim olabilir, ama çoğuna karayolu ulaşımı olmayan 63 koy ve bük ile küçük-büyük 79 iskelelik bir liste çıkardım. (Bazı koylarda konaklanabilecek birden fazla iskele var.)

    Devamı Nisan 2015 sayımızda…

    GOKCEADA iStock_000053216724_Medium Bodrum Turkey hayıt-bu güzel iskeleyi yıktılar

  • Göcek Koyları’nda büyük bir soru işareti!

    Göcek Koyları’nda büyük bir soru işareti!

    Dergimizin baskıya girdiği günlerde sürpriz bir haber geldi. Yeni yetkili Orman Bakanlığı, eski sözleşmeler iptal. Göcek’in gözbebeği Göbün, Küçük Sarsala, Manastır ve Bedri Rahmi koyları C-tipi mesire yeri olarak ihaleye çıkıyor. Her yıl 10 binlerce denizciye hizmet veren tesislerin akibeti meçhul.

    Göcek’te yat turizmimizin ana durakları olarak nitelendirilebilecek Göbün, Bedri Rahmi, Manastır ve Küçük Sarsala koylarındaki işletmeler Büyükşehir Yasası ile 2013 yılında İl Özel İdaresi’nin yetki alanı olmaktan çıkıp Orman Bakanlığı’na bağlandı. Orman Bakanlığı, yaklaşık 30 yıldır bu koyları işleten; kara ve deniz temizliğini yapan, çöpleri toplayan, koylara elektrik ve su sağlayan, deniz kültürünü koruyan ve yaşatan, yat turizmine sayısız katkıları, fedakârlıkları bulunan bu ailelerin İl Özel İdaresi ile 1998’den bu yana bulunan sözleşmelerini tanımadığını bildirdi.

    Dergimizin baskıya girdiği günlerde bu koylar için C Tipi Mesire Yeri olarak 29 yıl geçerli ihale yapılacak. Bakanlık’ın 2013 tarihli Tebliği’nde C-Tipi Mesire Yeri “kır lokantası, kahvesi, büfe, piknik alanı” gibi pek çok özelliğiyle tanıyor, ayrıca bakanlık bu ihalenin şartnamesinde 12 metrekarelik bir ibadethane bile tanımlamış. Ama yat turizminin göz bebeği sayılacak bu koylarda bir iskele yapılıp yapılmayacağı şartnamede yok.

    Bu koyları 30 yıldır işleten ailelere bile haber verilmeden yangından mal kaçırırcasına düzenlenen bu ihale için örneğin Göbün’de 10, Bedri Rahmi’de 35 aday dosya almıştı. 80-120 bin TL arasında muhammen bedel ile düzenlenen ihalenin, açık artırma bölümünde fiyatın en aşağı 250 bin, hatta fantastik olarak 500-600 bin TL’ye bile çıkabileceği tahmin ediliyordu.

    Rakamların nereye ulaşacağını ihaleyi düzenleyenlerin önüne bir mahkeme kararı çıkıp çıkmayacağını ancak dergimiz yayınladıktan sonra öğreneceğiz. Ancak mantık belli, bunun sonuçlarının ne olacağı da belli.

    1- Bu koylar fahiş fiyatlarla yıllık kiraya verilirlerse,

    2- Bu koyları zaten 30 yıldır orada yaşamakta olan Yörük aileleri değil de dışardan getirilecek ve barınma imkânı bile olmayacak personelle işletmeye kalkarlarsa,

    3- Varolan tesislerin hiç de küçümsenmeyecek satın alım ya da yeniden kurulum maliyetleri gündeme gelirse…

    Sonuçta bu aşırı yüksek maliyetin, bu tesislerden oldukça mütevazı bedellerle yararlanmakta olan yerli ve yabancı müşterilere, yani yatçılara yansıtılması gerekeceği açık! Ticari olarak bu işin altından kalkılır mı? Bilemem. Şu an tek bildiğim, Göcek’in tesis kapasitesinin yüzde 75’ini oluşturan, her yıl 10 binlerce denizciye hizmet veren bu dört harika koyun akıbeti meçhul!

    Muğla yat turizmini yakından izleyen bir yerel gazeteci ile sohbet ediyorduk, dedi ki; “Anlaşılan bu koyları da deniz kültüründen, denizcinin isteklerinden, ihtiyaçlarından habersiz birilerine verecekler. Sonra da yat turizmini Yunan Adaları’na kaptırıyoruz diye hep birlikte ağlaşmaya devam edeceğiz!”

    Ben de eski defterleri karıştırırken buldum. 2008 yılında Yacht Türkiye’de yayınlanan bir yazımda “En büyük korkum, bu güzel koyun, bir ihalede daha yüksek fiyat teklif eden bir müteşebbisin egemenliğine geçmesidir. Göbün Koyu’nun yarı amatör aile işletmesi, ‘para her şey değil’in canlı bir kanıtıdır” demişim.

    Bakalım bu badireyi atlatabilecek miyiz?

    P1030007 P1070108