Etiket: Ali Boratav

  • Gökova’dan Kekova’ya MAVİ YOLCULUK REHBERİ

    Gökova’dan Kekova’ya MAVİ YOLCULUK REHBERİ

    Denizcilerin kitaplıkları zengin ve güncel bir gezi rehberi için özel bir yer açıyor. Deneyimli gezgin-yazar Ali Boratav tarafından titizlikle hazırlanan “Gökova’dan Kekova’ya Türkiye Kıyıları ve 12 Adalar Mavi Yolculuk Rehberi” geçen ay rafa çıktı. Yazı AYÇA GÜÇLÜTEN

    Yaz sezonu için geri sayım başlarken, dünyaca ünlü kıyılarımız mavi yolcularını bekliyor. Bu yolcuların kimi popüler rotaları seçiyor, kimiyse yeni ve bir bilenin tecrübesiyle anlatılmış olanları keşfetmeyi tercih ediyor. 2007 yılından bu yana kesintisiz olarak Yacht Türkiye dergisinde denizcilik ve mavi yolculuk deneyimlerini, 2009 yılından beri de Tempo Travel dergisinde dünya gezilerinden izlenimlerini kaleme alan Ali Boratav’ın Denizler Kitabevi tarafından yayımlanan yeni kitabı “Gökova’dan Kekova’ya Türkiye Kıyıları ve 12 Adalar Mavi Yolculuk Rehberi” her iki mavi yolcu profilinin ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılayan bir çalışma.

    1300 FOTOĞRAF, 260 HARİTA

    Her yıl çok sayıda gezi kitabı yayımlanıyor. Kimimiz gitmesek de, görmesek de hayal etmeyi seviyoruz; ne de olsa hayal kurmak serbest. Ancak bazı kitapların insanı hayalden gerçeğe sevk eden ısrarlı ve karşı konulamaz bir çağrı niteliği taşıdığı inkâr edilemez. Ali Boratav’ın yeni kitabı da buram buram yaşanmışlık kokan, özendirmenin de ötesine geçerek oldukça kıskandıran ve yüzünü bir an önce rüzgâra dönme arzusu uyandıran bir içeriğe sahip. Görsel zenginlikle güncel ve doyurucu bilginin bir arada yer aldığı rehber sayısının az olduğu da ilgili okurun zaten bildiği bir gerçek.

    Kitapta 1300 fotoğraf ve 260 harita yer alıyor ki, bu derinlikte bir çalışma amatör denizciler için paha biçilmez bir paylaşım. Mavi kıyılarımızın uzak-yakın tarihinde, güncel bir bakış açısıyla, sakin bir seyre başlamak içinse tereddütte bırakmayacak denli kapsamlı, ciddi ve tatminkâr. Buradan da bir kez daha anlıyoruz ki, mavi yolcu kalmasın!

    İNSAN VE ÇEVRE ODAKLI

    Ali Boratav’ın kitabı, birçok benzerinin aksine kuru bir dili reddeden bir üslupla okura deniz kokusunu, teknedeyken rüzgârın yaşattığı o tarifsiz hissi sunuyor. Sadun Boro, Nükhet Anadol Tatari, Rod Heikell, Cemal Süreya, Azra Erhat ve Bedri Rahmi Eyüboğlu gibi sanatçıları ve denizcileri yad eden sunuş bölümünün ardından (altını çizmeye kıyamayacağınız bir formda olan kitabı elinize aldığınızda bir de kalem ve not defterini yanı başınızda tutmanız tavsiye edilir) ilgili okurun bilgisinin ve bilgili olanların ilgisinin artacağına şüphe yok. Öte yandan, zaten temel bilgilere sahip olduğunu düşünen ve denizcilikle ilgili kılavuz kitapları neredeyse ezber etmiş okura da hitap ettiğini vurgulamadan geçmek olmaz. Boratav’ın kitaba dair giriş metninden de bunu anlıyoruz.

    “Elinizde tuttuğunuz bu kitapta, zaten kütüphanemize kazandırılmış ve her amatör denizcinin seyirde elinin altında bulundurması gereken bu bilgileri yinelemektense, yaşam kültürüne, bölge tarihine, amatör denizcilerin bazen can dostu, bazen öğretmeni olmuş kıyı insanlarına, deniz ve çevre sorunlarına ağırlık vermeyi tercih ettim.”

    VE YOL BAŞLIYOR

    Nasıl bir kitabı elinize aldığınıza dair sağlam bir girizgâh etabından geçtikten sonra nihayet mavi bölümlere geçiyorsunuz. Ali Boratav “Türkiye’nin denizi temiz, sezonu uzun, doğa ile baş başa kalabileceğiniz beş klasik mavi yolculuk bölgesi var” diyor. Başlangıç, elbette Gökova, kitaptaki tanımıyla “Mavi yolculuğun Başladığı Cennet”. Rota seçenekleri, bölge rehberi, tipik gulet rotaları, favoriler derken bölgedeki küçük koylarla ilgili detaylı bir anlatımla baş başa kalıyorsunuz. Fotoğrafların ve haritaların eşlik ettiği öyküleme, bugünün panoramasını da gözler önüne seren gerçekçi bir -coğrafya notlarının yanı sıra tarih bilgisi de içeren- belge niteliği taşıyor.

    EGE İLE AKDENİZ’İN ARASINDA

    Gökova’nın ardından, Ali Boratav’ın “mavi yolculuk kıyılarımızın son zamanlarda en popüler gezi noktası” olarak nitelediği Hisarönü-Yeşilova bölümü başlıyor. Ve sırasıyla Marmaris Körfezi, Fethiye Körfezi, Kalkan-Kaş, efsanevi Kekova, 12 Adalar… Yazar bizi kıyılarımıza yabancılaşmaktan, tarihi unutmaktan, sorunlarımızı görmezden gelmekten alıkoyan bir kurgu tasarlamış. Muadili birçok kitaptaki “Gezelim görelim” çerçevesini derinleştirerek yaptığı yolculukları, kazandığı deneyimleri bilgiyle harmanlarken doğaya da insana da olabildiğince yaklaşmış.   

    TÜKENEN ORFOZ, DENİZ KESTANESİNİN SIRLARI

    Kitabın zenginliğinde iştah kabartan, az bilinen, merak edilen lezzet ve mutfak notları da önemli ölçüde yer tutuyor. “Deniz kestanesinin sırları”, “Datça balının öyküsü”, “Ahtapotun karizması”, “Ölüdeniz ve Belceğiz’in pancar motorlu gözlemecileri”, “Mutfak sanatlarında Ege-Akdeniz sentezi” gibi başlıklar altında hem bilgi hem de püf noktaları cömertçe paylaşılıyor. Boratav’ın gastronomiye olan ilgisi ve doğrusu bu alandaki bilgisi etkileyici. Okurları, yazarın dergi yazılarından da bu alandaki bilgisini iyi bilirler. 

    “BİR RENKTEN ÇOK DAHA FAZLASI”

    Geçen ay raflarda yerini alan “Gökova’dan Kekova’ya Türkiye Kıyıları ve 12 Adalar Mavi Yolculuk Rehberi” tam 530 sayfa. “Mavi yolculuğun dünü ve bugünü arasında kayda değer farklar oluştuğunun tanığıyım” diyen Ali Boratav gezip gördüğü yerleri, artan kirliliğin ve iklim değişikliğinin yarattığı tahribatı, tanıştığı özel lezzetleri ve bazılarının hikâyelerini, tanıştığı değerli, ilham veren insanları, canını sıkanları, ruhunu okşayanları kayıt altına alarak kıyılar tarihimize ve belleklerimize önemli bir katkıda bulunuyor.

    Cemal Süreya’nın “Mavi, bir renkten daha fazlası” dizesini de hatırlatan Boratav, şöyle bir yorum da getiriyor:

    “… ‘Mavi yolculuk’ daha da fazlası olabilir. İnsanın kolundan saatini çıkardığı, zamanı unuttuğu bir yolculuktur. Oysa arkada bir yerlerde zaman işlemeye hep devam eder… (…) bugün hâlâ, mavi denizlerimizde yaşanacak çok güzel günler olduğu kesin. Mavi, hâlâ bir renkten daha fazlası…”

    Amatör denizcinin kitaplığı önemli bir bilgi hazinesi daha kazandı. Kitaplığınızdaki eksikleri tamamlamak için Ali Boratav’ın son kitabını hazırlarken başvurduğu kaynakçayı incelemeniz yeterli. Sonrası… İyilik, güzellik, en mavisinden… ☸

  • Zamanın  durduğu ada HALKİ

    Zamanın durduğu ada HALKİ

    Halki zamanın durduğu harika bir Ege adası. Sanki Cittaslow (Sakin Şehir) kavramı bu limanda doğmuş gibi. Araba, scooter, karbon monoksit yok. Her yere yürümek zorundasınız. Ama yürüyerek gideceğiniz yerler de zaten 15 dakika mesafede. Lüks, marka, şatafat yok. İtalyan pizzacısı, Fransız bistrosu yok. Duty-free yok. Dev motoryatların bağlanıp jeneratörlerini çalıştırabileceği dev iskeleler, rıhtımlar yok… Harika… Tam her şeyi unutup dinlenmelik bir ada!

    Bir arkadaşımız davet etti. Biz de Ramazan Bayramı izdihamı başlamadan bir Hisarönü-12 Adalar gezisi yapalım dedik.  İki alternatif rotamız var: Rüzgâra göre ya Bozburun’dan çıkıp batıya korsanların adası Astifalya’ya ya da güneye zamanın durduğu ada Halki’ye kadar gideceğiz. Ya da ikisine birden…  16 Haziran sabahı hava tahminlerine baktık. Ertesi akşam Gündönümü Fırtınası başlıyor ve rüzgâr iki buçuk gün boyunca esiyor ve durmaksızın esiyor. Kos-Astifalya arasındaki koridor kıpkırmızı… Neden kendimizi zora sokalım? Simi’den giriş yapıp ertesi gün hemen Halki’nin yolunu tuttuk. Ertesi gün sert rüzgâr bizimle birlikte Halki’ye kadar ulaştı. Ve üç gün boyunca esti durdu. Biz de üç gün boyunca tembellik yapıp Halki’de kaldık. İyi de oldu. Zaten minicik ada, her köşesini gezdik. Devamı Ağustos 2017 sayımızda…

  • Göcek’te tam bir değişim fırtınası

    Göcek’te tam bir değişim fırtınası

    2017 sezonuna adım atarken ilk gezi izlenimlerinde “Gökova’da değişim rüzgârları” başlığını kullanmıştım. Ardından Göcek’te küçük bir gezi yaptık. Burada değişim rüzgârı, fırtınaya dönmüş durumda. Tüm yat mola noktaları baştan aşağı yenilenmiş. Ben biraz eski kafalı, romantik, gülü severken eline diken batmasına aldırış etmeyen bir insanım. Bu tesislerin eski hallerini de çok severdim. Ama restorasyondan geçmiş Göcek Yat Mola Noktaları’nın deniz severlerin -özellikle kadın denizcilerin- büyük beğenisini toplayacağına eminim.

    Haziran başında dört beş gün amatör denizciliğimizin kraliçesi Göcek sularında seyir yaptık. Geçen ay Yacht Türkiye yazımın başlığı “Gökova’da değişim rüzgârları” idi. Göcek’teki değişimi anlatmak için ‘rüzgâr’ sözcüğü az gelir, tam bir ‘fırtına’ söz konusu. Göcek’te mini turumuza Irmak Yachting’in Demir San isimli Bavaria 37 New Cruiser’ıyla çıktık. Geçen yıl lanse edilen iki dümenli yeni nesil bu tekneyi çoktandır test etmek istiyordum. Hem ekonomik olması, hem de kolay kullanılabilirliği nedeniyle 37 feet tekneler özellikle yalnız denizcilerin gözdesi. Bavaria 37 hakkındaki düşüncelerimi de kısaca paylaşacağım. Ama önce… Göcek’te değişim fırtınası… Devamı Temmuz 2017 sayısında.

  • Gökova Dertleri

    Gökova Dertleri

    Yacht Türkiye 2017 Şubat sayısında detayları ile yazmıştım (dergimizin internet sayfasında okunabilir), Muğla ili mavi yolculuk kıyılarımızda çok önemli bir Doğal SİT Alanları- Koruma Statüleri yeniden tanımlama süreci yaşanıyor.

    2012 tarihli yeni yönetmeliğe göre yapılan “4 mevsim ekolojik temelli bir bilimsel araştırma” ile tüm kıyılarımızda koruma statülerini düşüren bir öneri paketi söz konusu. Yeni öneriler Özellikle Gökova, Datça, Hisarönü, Göcek-Fethiye ÖÇK Bölgelerinde çok radikal değişiklikler içeriyor. Üstelik, bugün koruma statülerini belirleyecek bu bilimsel araştırmanın bir gayrımenkul yatırım danışmanlığı şirketi tarafından yapıldığı skandalı da ortaya çıktı.

    Gökova’da durum vahim. Örneğin 2010 yılında Gökova’da ilan edilen 6 Balıkçılığa Yasaklı Deniz Koruma Alanı’nda bile bu yeni rapora göre ciddi statü kayıpları söz konusu. Son yolculuğumuzda Okluk’ta, bu koruma bölgelerindeki denetim ve incelemeleri AB fonlarıyla 7 yıldır sürdüren  Akdeniz Koruma Derneği görevlileriyle karşılaştım. Akbük, Akyaka ve Gökova liman Bölgesi, Çamlı Koy, Boncuk Koyu (Kum Köpekbalıkları üreme alanı olarak bilinir), İngiliz Limanı (Değirmenbükü) ve Bördübet (Amazon) Koyları’nda geçtiğimiz 6 yılda balık popülasyonunun 10 kat arttığını anlattılar.  Ama yeni koruma statülerine esas teşkil edecek raporda, balıkçılığın bile yasak olduğu bu 6 deniz koruma alanının hepsinde, koruma statüsünü 2’inci ve hatta 3’üncü derece, yani sürdürülebilir turizm konumuna geriletme önerisi yer alıyor.

    Çalışmalar bitmedi ama… Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü henüz Muğla ili koruma statüleri çalışmalarının tamamlanmadığını; Çevre bakanlığı kurul ve uzmanlarının yeni bilimsel raporu değerlendirme sürecinde olduklarını ifade ediyor ama….

    Ama, Gökova’da bu öneriler temel alınarak ilk düzenlemeler ortaya çıkmaya da başladı. 4 Mayıs 2017 tarihinde, Adalıyalı (Alakışla Bükü) ve Okluk (Cumhurbaşkanlığı Yazlık Konutu Alanı’na ilişkin) 1/1000’lik Nazım Plan değişiklikleri Muğla’da askıya çıkarıldı.

    Adalıyalı: Gökova’nın girişinde kuzey kıyıda yer alan bu küçük koyumuz Hellenistik ve Bizans dönemi kalıntılarıyla eskiden 1. Derece Arkeolojik ve Doğal SİT Alanı idi. George E. Bean sekiz Leleg kentinden biri olan Theangela’nın gümüş sikkelerinin bu kumsalda bulunduğunu yazıyor. MÖ 5’inci yüzyılda Mausolos Bodrum Yarımadası’nda bulunan sekiz Leleg kentinin altısını Halikarnassos bünyesinde birleştirir. Sadece Myndos (Gümüşlük) ve Theangela bağımsız kent devletleri olarak kalır. Adalıyalı Koyu da muhtemelen Theangela’nın limanıdır. (Bean,  Eskiçağda Menderes’in Ötesi, s.127)

    Arkeolojik özellikleri yanısıra çam ormanı ile kaplı bu koyumuz şimdi bir turizm yatırımına kurban edilmek üzere. 1/1000’lik yeni planda ormanın ve arkeolojik kalıntıların tam ortasına devasa bir otel kondurulmuş.

    Deniz Ticaret Odası Bodrum Şubesi’nin girişimi ve Muğla-Bodrum Belediyeleri’nin desteğiyle Adalıyalı’nın ortasındaki kayalığa ‘Gökova’ya açılan kapı’ gerekçesi ile bir Sadun Boro anıt heykeli konacak. Sanatçı Ufuk Boy’un tasarladığı heykelin açılışı 3-4 Haziran’daki Sadun Boro Anma Etkinlikleri’nde planlanıyor.

    Bakalım Adalıyalı’ya yerleştirilecek bu soyut heykel denizcilerin Gökova’ya girişini süsleyen bir anıt mı olacak, yoksa yeni bir 5 yıldızlı otelin denizcilere kapatacağı kıyılarımızda bir utanç abidesi mi?

    Bunu zaman gösterecek!

    Okluk: Okluk Koyu’nu tüm ülkemize tanıtan ve Özel Çevre Koruma Bölgeleri’nin kurulmasında önemli rolü olan Turgut Özal’ı sevelim sevmeyelim, rahmetle anıyoruz. Şu anda o günlere göre çok farklı güvenlik konseptleri söz konusu ve bugünkü Cumhurbaşkanlığımız için Okluk Yazlık Konutu yeniden dizayn ediliyor.

    Şimdilik bildiğimiz ve gördüğümüz şu:

    Çam ormanları içindeki cumhurbaşkanlığı konukevi arazisi yaklaşık 4 kat büyütüldü. Bu alan sınırlarında 6-8 metrelik bir orman tıraşlandı ve 4-5 metre yüksekliğinde bir beton güvenlik duvarı inşa ediliyor.

    Öğrendiğimiz bir ikinci nokta, cumhurbaşkanlığı konukevi için bir sahil düzenleme planı yapıldı. (Bu Proje Tanıtım Dosyası, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı e-çed web sayfasında Mart 2017’de yayınlandı).

    Bu sahil düzenlemesine göre, yaklaşık 15 milyon m3 çakıl-kum dolgusu ile üç hilal formunda bir plaj inşa edilecek. Mega yatların yanaşabilmesi için 50 metre uzunluğunda bir sabit iskele yapılacak. Ayrıca Okluk’un Malderesi Koyu’na büküm noktasına da süper yatlar için fore kazık üstüne 170 metre uzunluğunda ve 10 metre genişliğinde bir rıhtım inşa edilecek. Bu mega projenin doğa etkileri ve hidro dinamik-statik sorunlarını uzmanların görüşüne bırakalım. Denizciler açısından Okluk’taki bu yeni düzenlemede öncelikle şunu merak ediyoruz:

    Acaba Gökova’daki en güvenilir sığınaklarımız olan Okluk Koyu, İngiliz Limanı, Hırsız Koyu gibi doğal limanlarımızı kullanmaya devam edebilecek miyiz?

    Bunu da zaman gösterecek!