Etiket: bodrum

  • Denizlerimiz kontrolsüz

    Denizlerimiz kontrolsüz

    Denizlerimiz ve kıyılarımız büyük bir karmaşa içinde. Hangi birini sayalım? Can ve mal emniyetini yok sayan yüzlerce tekne, yat sahibi olmakla denizci olduğunu sanan dikkatsizler ve bilgisizler; deniz çevresine ve doğaya zarar verenler; koy ve büklere yüksek sürat ve gürültülü müzikle giren tekneler ve daha niceleri…

    Bu yaz Ege ve Akdeniz kıyılarında özellikle süratli intikal araçlarının (tender ve RIB) karaya oturması sonucu oluşan ölümlü ve ağır yaralanmalı kazalar medyada yerini aldı. Ancak medyatik kişiler söz konusu olduğunda haber olabilen bu kazalar, gerçekte buzdağının ucu. Denizlerimizde ve özellikle deniz turizmi ile amatör denizcilerin yoğun faaliyet gösterdiği alanlarda yaşanan emniyetsizlik ve doğaya verilen zararların boyutu sınır tanımıyor. 

    RAKAMLAR YÜKSELİYOR AMA…

    Türkiye’de deniz turizmi gelişiyor. Bu güzel bir tespit. Amatör denizci ve deniz turizm tekne sayısı hızla artıyor. Bağlama kütüğü istatistiklerine göre, ülkemizde irili ufaklı 150 bin tekne var. Diğer yandan 2021 itibarıyla açık denizlere çıkabilecek ve Ege ve Akdeniz’deki nadide koy ve bükleri kullanacak vasıfta 4.000 civarında gulet ve ticari yat; 2000 günübirlik turist gezi teknesi, 500 özel yat; 13.000 (9 metre üzeri) motorlu ve yelkenli amatör denizci teknesi ve 2.400 ticari/eğlence teknesi var. Bu sayılar dışında marinalarımızda 10 metre üzeri 6000 adet yabancı bayraklı amatör denizci teknesi var. 

    Özellikle iki yıllık Covid 19 salgın döneminin doğaya ve denizlere açılımda çok büyük rolü oldu. Denizlerimiz özellikle mavi tur ya da koy turizmine yönelik tekneler de sayıca çok büyük artış gösterdi. Gerek doğaya yöneliş gerekse yeni zenginlerin statü sembolü olarak tekne sahipliği öne çıktı. Ancak bu sahiplenme görgü ve kültür ile uyumlu yürümedi. 

    DENİZİN İSTİKLAL CADDESİ GÖCEK

    Diğer yandan devlet bir türlü denizcileşemediğinden ve yıllardır teknelerin barınma sorununu kamu yararına marinalar ve bağlama limanları üzerinden çözemediğinden amatör denizcilik de piyasa kurallarına uydu. Halkın kullanabileceği, barınma masrafı düşük marinalar yok.  Marinalar ateş pahası olduğundan, yeni tekne sahipleri koy ve büklerde kendilerine yeni habitatlar oluşturdu. Dünyada eşi olmayan koy ve büklerde kapasite sonuna kadar zorlanıyor. Örneğin, Göcek Koyu’nun demirleme ve bağlama yerlerinin tekne kapasitesi 800 civarında olmasına rağmen 2023 bahar ve yaz aylarında neredeyse her gün 1800 civarında tekne Göcek koylarını kullandı. Göcek adeta denizin İstiklal Caddesi durumunda. Amatör denizcilerimizde alarga kültürü de gelişmediğinden kıyılar otopark haline dönüşmüş durumda. Bazı alanlarda kıçtan halat vererek demirleyen tekneler arası mesafenin 10 metreye kadar düştüğünü gördüm. 

    Çanakkale’den, Antalya’ya uzanan kıyı şeridinde gulet tipi büyük tur teknelerin kullanabileceği kabaca 150 civarında koy mevcut. Yaşanan artış zaten kapasite sınırına dayanan koylarımızda sürdürülebilirliği zora sokuyor. 1950’li yıllarda sadece Gökova’da gulet ve büyük teknelerin demirlemesine ve kalmasına uygun 55 koy veya bük varken, bugün bu sayı yapılaşma ile yarı yarıya düştü. Koy ve büklerde demirleme ve bağlama sorunları sadece artan amatör denizci ve gezi/tur teknelerinin sayısı ile değil, betonlaşma ve arsız yapılaşma ile de artıyor. Bu gerileme tüm Ege’de yaşanıyor. En temel sorun da şu: Kıyıları devlet de halk da koruyamıyor. Kazanma hırsı acımasızca ve kuralsızca çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceğini çalmaya devam ediyor. Kıyı şeridinin anayasaya ve kıyı kanununa göre işgali; denizler üzerinde yüzme emniyeti bahanesi ile çok geniş alanların mantar ve şamandıralar ile seyre engel teşkil edecek şekilde kapatılması sıradan vakalar arasında. 

    NİTELİKSİZ AMATÖR DENİZCİLİĞİN ETKİLERİ

    Tekne, marina ve koy kapasiteleri arasında bir denge mutlaka sağlanmalıdır. Gerek demirleme ve tonoza bağlama gerekse kıçtankara olmak suretiyle bu tip koy ve büklerde aşırı kullanımın, koyların doğal dengesini bozmasını önlememiz gerekiyor. Her koyun veya bükün bir kapasite planı yapılmalı, kalış süreleri buna göre düzenlenmelidir. Aksi takdirde aynı anda kapasitesi 2000 olan bir koya 4000 tekne yığılırsa deniz çevresinde yaratacağı tahribat kontrol altına alınamaz, doğa kendini yenileyecek fırsatı yaratamaz. 

    Teknelerin uzun süre aynı mevkide kalması zaten yarı kapalı deniz statüsünde olan Göcek gibi bu kıymetli koyların kirlenmesini de önemli rol oynuyor. Zira atık alım teknelerinin özellikle yüksek sezonlarda binleri bulan teknelere yetişmesi söz konusu bile değil. Bu durumda Göcek başta olmak üzere, kıymetli koy ve körfezlerin kirlenmesi kaçınılmaz oluyor. Bazı koylarda durum daha da vahim. Örneğin, Türkbükü Kesire mevkiinde Mayıs ayından Ekim ayına kadar hiç hareket etmeden 250’yi aşkın yat ve megayatın sabit olarak kaldığı biliniyor. 

    Amatör Denizci Ehliyeti alanların sayısı 2020 Mart ayında 765 bine erişti. Ulaştırma Bakanlığı hedefin 1 milyon olmasını amaçlıyor. Ancak teknesiz ve barınaksız ama en önemlisi niteliksiz amatör denizciliğin denizciliğe katkısını sorgulamamız gerekir. Sadece ehliyet sınavıyla denizci toplum yaratılamıyor. 

    BOTLARA MÜDAHALE GEREK

    Başta da belirttiğim üzere, denizde yüksek sürat nedeniyle ölümlü kazalar yaşanıyor. Pek çok koy ve bükte 10 metre üstündeki intikal araçları (tender) çok yüksek süratlerle bölgede ciddi emniyetsiz durumlar yaratıyor. Kural tanımdan gerek kıyıda bağlı gerekse alargadaki teknelerin yanında 20-30 mil ile geçenler oluyor. Maalesef bu botlara müdahale eden yok. Kaptanlar ve tekne sahipleri misafirlerini yakındaki lüks restoranlara, barlara, eğlence yerlerine sabaha kadar getirip götürüyorlar. Kaldırdıkları deniz umurlarında bile değil. Kıyıdaki teknelerin kuzinelerinde ocakta kızgın yağ mı var, yemek mi veya teknede gece uyuyan istirahat eden mi var? Bu kara görgüsüzlerinin umurlarında bile değil? Gündüzleri kıyıda plajlarda verdikleri rahatsızlık cabası. Oysa koy içinde sürat 5 mili geçemeyeceğini gerek kaptan gerekse tekne sahibi bilmek zorunda. Bu koy ve büklerde ayrı bir sorun da tonoz konusu. Adeta denizden bedava para kazanan ve bu işi kanunsuz hukuksuz yapan bir sektör türemiş durumda. Denizin dibi ile sahibi devlettir. Tonoz üzerinden bir bağlama yeri tesis edilecekse bunun yönetimi devlette olmalıdır. Ancak kıyılarımızda olduğu gibi denizlerimiz de sahipsiz. Adeta vahşi batı kuralları geçerli.

    Gece yüksek sürat yapan tender ve RIB kaptanlarına hatırlatalım: Gece karanlıkta seyir yapmak gündüz siste veya gece farsız otomobil kullanmak gibidir. Siste otoyolda önünüzü arkanızı görmeden 30 knot (54 km) sürat yapıyorsanız kaza gelir. Yüksek süratle geçerek etrafı rahatsız etmek de değerli dostum Edhem Dirvana’nın benzetmesi ile, büyük bir otelde gece gündüz her an otel odalarının kapısına vurup kaçmak gibidir. Neticede ne huzur ne istikrar kalır. 

    ACİLEN FAHRİ DENİZ EMNİYET MÜFETTİŞLİĞİ

    Bu bahsettiğim sorunları ne Sahil Güvenlik ne de iç sularda Jandarma çözebilir. Tekne sayısının arttığı bu konjonktürde her vakaya sahil güvenlik botunun gelmesi veya ilgilenmesi beklenemez. Ancak kaza ve yaralanmalarda gelebilirler. O nedenle karadaki fahri trafik müfettişliği gibi denizde de “Fahri Deniz Emniyet Müfettişliği” acilen tesis edilmelidir. Bugün dijital teknoloji sayesinde her yaşanan olay ses ve görüntü ile kaydediliyor. GPS konumları her an temin ediliyor. Alo 158 hattı mevcut. Sınav ve mülakat ile yetkilendirilecek erdem ve tecrübe sahibi denizciler neden müfettiş yapılmaz? Neden bekleniyor? Sahil Güvenlik Komutanlığı bu konuda neden bir çalışmaya öncülük etmiyor? Varsa bilelim. Ancak yoksa gerekli yasal düzenlemeler yapılarak bu uygulama başlatılmalıdır. En azından bu şekilde karadan ipini koparan, kendini denizci zanneden GDO’lu tekne kaptanı ve sahiplerini caydırmak mümkün olur. Adresine yüklü bir ceza geldiğinde tekne sahibi kaptanını veya kusurlu olan kişileri en azından ikaz edebilecektir. Yoksa denizi kontrolsüz özgürlük, seviyesizlik ve kirletme alanı olarak kullanmaya devam edecekler.☸

  • Dragon Dünya Şampiyonası Bodrum’da 

    Dragon Dünya Şampiyonası Bodrum’da 

    Türk Dragon Birliği’nin (TDA) uzun yıllar emek verip Bodrum’da organize etmek için hak kazandığı Dragon Turkish Grand Prix Bodrum (GP) ve Dragon Dünya Şampiyonası için geri sayım başladı. 26-29 Nisan tarihleri arasında yapılacak ilk yarış GP için heyecan dorukta, hazırlıklar ise tam hızda.

    Yazı ve Fotoğraflar ÇİĞDEM YURTSEVER 

    Türk Dragon Birliği (TDA) ve Bodrum Açıkdeniz Yelken Kulübü ortak organizasyonuyla, Milta Bodrum Marina’nın ev sahipliğinde, Arar Enerji ’nin ana sponsorluğunda düzenlenecek uluslararası dragon yarışları için hazırlıklar tüm hızıyla devam ediyor. İki elin parmaklarını geçmeyen sayıdaki dragon yelkencisinin hayalleriyle başlayan ve 2017 yılından bu yana emek vererek gelinen bugünlerde heyecan dorukta. 

    Ülkemizde ve dünyada yaşanan tüm zorluklara rağmen Bodrum dünyadaki en önemli dragon ekiplerini ağırlayacak. Şimdilik Avustralya, İngiltere, İsviçre, Macaristan, Portekiz, Almanya ve Belçika’dan 30 ekip katılım için başvurdu. Yunanistan’dan da ekipler bekleniyor. Bize süreci ve son hazırlıkları TDA Başkanı ve aynı zamanda dragon yarışçısı olan Arkun Demircan anlattı, Milta Bodrum Marina Genel Müdürü Seher Çalı ise marinadaki çalışmalarla ilgili bilgiler verdi. 

    TDA ULUSLARARASI YARIŞLARA HAZIR 

    Türk Dragon Birliği nisan ve mayıs aylarında Dragon Grand Prix Bodrum ve Dragon Dünya Şampiyonası Bodrum gibi iki uluslararası organizasyona ev sahipliği yapacak. Bize hazırlık sürecinden bahsedebilir misiniz?

    Hazırlık süreci 2017’den itibaren devam ediyor. O dönemin Uluslararası Dragon Birliği (IDA) Başkanı Vasily Senatorov’a bu isteğimizden bahsettiğimizde “Uluslararası yarışlarda yer almanız lazım, ondan sonra olabilir” demişti. Sporcumuz Azat Baykal 1998’lerden beri zaten yurt dışında bizi temsilen yarışıyordu. Bunlara ilaveten Ergin İmre arkadaşımızın sponsorluğunda kurulan Provezza D ekibi hem 2017 hem de 2019’da Dünya Şampiyonluğu’nu iki kere kazanmıştı. Ayrıca 2019’da birçok yarışa katılarak Türk Dragon camiasının IDA’da isimlerini duyurdular. 

    Başka hangi ekipler yurt dışında yarıştı?

    Can Akbaşoğlu 2014’te Regattes Royales Cannes; Ali Doğaner ve ekibi hem 2014 Regattes Royale hem de 2015’te ve 2016’da Yunanistan Şampiyonası’na katıldılar ve 2016’daki Yunanistan Şampiyonası’nı birincilikle tamamladılar Biz Arkun Demircan ekibi olarak 2015’te Yunanistan ikincisi olduk, 2016’da Regattes Royales’e, 2019’da İngiltere Şampiyonası ile Regattes Royales’e ve 2019’da ise San Remo 90. yıl yarışlarına katıldık. 

    Tüm bu katılımlar ve ülkemiz adına yapılan tanıtımların ardından başarı da geldi zaten. 

    Evet, 2019’da San Remo’da yapılan IDA Genel Kurulu’nda Türk Dragon Birliği 27 oydan 24’ünü alarak 2023 Dragon Dünya Şampiyonası’nın Bodrum’da yapılması hakkını almıştır. O günden itibaren çalışmalara başlandı, Covid-19 pandemisine rağmen ara verilen yarışlara 2021’den itibaren devam edildi. Ayrıca Bodrum’da organize edilen yarışlarda İsviçre, Avustralya, İngiliz ekiplerini misafir ederek şampiyonayı ve Bodrum’u tanıtmaya devam ettik.

    “BODRUM DÜNYA YELKENCİLİĞİNDE BİR MARKA” 

    En önemli konulardan biri olan lojistikten bahseder misiniz? 

    Avrupa’dan gelecek olan dragonlar treylerleri üzerinde İtalya’nın Trieste veya Sete Limanı’nda yetkili lojistik firmamız Aker Logistics’e teslim ediliyor. Her türlü gümrük ve yükleme işlemleri bu firma tarafından yapılarak, Çeşme veya Yalova’ya gelen Ro-Ro gemilerinden alınarak kara yolu ile Bodrum’da geliş tarihlerine göre ya Ağanlar Tersanesi’ne ya da Milta Bodrum Marina’ya getiriliyor. Geri dönüşler de aynı güzergâh üzerinden yapılacaktır. Yani dragonunu Avrupa limanlarından teslim eden katılımcılar, Bodrum’a geldiklerinde dragonlarını kendilerini bekler halde buluyor. Uzun yıllardır dragon yarışlarına katılan bir dragoncu olarak bu kadar mükemmel bir servisi başka hiçbir ülkenin organize etmediğini belirtmek isterim.

    Bodrum’a yelken yapmaya gelecek olan sporcular için beldenin avantajları nelerdir?

    Bodrum dünya yelkenciliğinde bir marka olduğunu zaten çok öncelerden tescillemiş ve çeşitli centerboard dünya şampiyonalarına da ev sahipliği yapmıştır. Zaten 2012 yılından beri Bodrum’da düzenlediğimiz Açık Türkiye Dragon Şampiyonaları’na katılan uluslararası dragoncular beldemizi “yelkenciliğin cenneti” olarak tanımlıyorlar. Rüzgâr durumu, denizimizde gelgit olmaması, dalga boyu, iklimin ılıman olması Avrupa’daki birçok yelken merkezinden daha avantajlı bir parkur olmamızı sağlıyor.

    30 DRAGON EKİBİ KATILIYOR

    Yurt dışındaki ekiplerin gösterdiği ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? 

    Maalesef deprem felaketi bazı katılımcıları etkiledi ve kayıtlarda bir kısım iptaller oldu. Ayrıca bu dünya şampiyonası olduğundan her ülkenin bir katılım kotası mevcut. Şu anda Avustralya, İngiltere, İsviçre, Macaristan, Portekiz, Almanya ve Belçika’dan gelen yarışmacılar ile 30 dragon ekibi katılıyor. Yunanistan’dan da iki dragon ekibi bekliyoruz. Ukrayna- Rusya Savaşı da katılımı olumsuz yönde etkiledi ve çok kuvvetli olan Rus Dragon filosu da IDA kararı gereğince yarışlara kabul edilmiyor. Ancak son Dünya Şampiyonu Klaus Diedrich ile son Avrupa Şampiyonu Wolf Waschkuhn’un içinde olduğu en önemli yarışçılar katılımlarını teyit ettiler ve böylece yüksek kaliteli bir şampiyonanın olmasını sağladılar.

    Organizasyonu kimler destekliyor? 

    Ana sponsorumuz Arar Enerji A.Ş. Alt sponsorlarımız ise Milta Bodrum Marina, Ağanlar Group, Bodrum Belediyesi, Bodrum Cruise Port, Süperpar, Aktif Bank ve CASA Mobilya oldu. Bodrum Belediyesi bütün kaynaklarını depremde ve sel felaketinde hasar gören illerimize yönlendirmesine rağmen, gerek BIOR gerekse Bodrum Cup yarışlarından dolayı bu hususlarda çok tecrübeli olduğu için kalan imkânları dahilinde bizlere gerek deniz üzerindeki lojistik gerekse tanıtım yönünden çok oluyor. Çok uzun zamandır gerçekleştirmek için uğraş verdiğimiz bu şampiyonanın TYF, BAYK ve Bodrum’a hayırlı olmasını diliyorum.☸

    MİLTA BODRUM MARİNA’NIN HAZIRLIKLARI Genel Müdür Seher Çalı:

    “Milta Bodrum Marina hem karapark alanında hem de deniz alanında bağlama için Dragon teknelerine özel alanlar hazırladı, yeni ilave tonozlar yapıldı, ponton yerleşim planları tamamlandı. Yeni gelecek ilave Dragon tekneleri için ponton kablolama sistemleri, Hakem Heyeti ve Özel Jüri odaları hazır hale getirildi. Marina Fener Club Dragon yarışları için tahsis edildi ve yelken ölçüm alanları belirlendi. Dragonların daha hızlı ve seri olarak çekme-atma işlemlerinin tamamlanabilmesi için ek vinç alımı da yapılmakta. Bununla birlikte, açılış kokteyli ve özel sürpriz hediyeler ile de farkındalık yaratmaya devam edeceğiz.

    Milta Bodrum Marina’da 25-27 Mayıs tarihleri arasında yarışacak teknelerin ölçü ve kayıt işlemleri sürüyor. 3 Haziran tarihine kadar sürecek Dünya Dragon Şampiyonası’na ev sahipliği yapmaya hazırız. Süreç içinde Bodrum Kaymakamlığı, Bodrum Liman Başkanlığı, Bodrum Ticaret Odası ve Bodrum Deniz Ticaret Odası destekleri de alınıyor.”

  • Mavi Anadolu’nun saklı kalmış hikâyesi

    Mavi Anadolu’nun saklı kalmış hikâyesi

    “Marmaris-Bodrum kıyıları yeryüzünün en cesur, en usta dalgıçlarını doğurur” der Halikarnas Balıkçısı. Birçok insanın Balıkçı’nın kaleminden öğrendiği, okuduğu süngercilerin atmış yıllık saklı kalmış hikâyesi ilk kez gün yüzüne çıkıyor.

    Halikarnas Balıkçısı’nın 1962 yılında yayınlanan nefis kitabı Merhaba Akdeniz’de “Dalgıcın Parçaları” isminde bir hikâye vardır. Sonrasında kitaplığımın en kıymetlilerinden bir tanesine dönüşen bu eseri ilk kez okuduğumda henüz ortaokul sıralarındaydım. Derinden etkilenmiş, suyun altında hayatlarını tehlikeye atan bu cesur deniz insanlarına gıptayla bakmıştım. Ekmek parası için suyun 20-25 kulaç altında, yüzeyden bir hortumdan gelen havaya bağlı olarak sünger toplayan bu adamların hayatları deyim yerindeyse pamuk ipliğine bağlıydı. İlk bakışta ay yüzeyindeki astronotlardan farkı olmayan, tüplü dalış öncesi kullanılan hantal ama gösterişli dalış kıyafetleriyle büyülendiğimiz süngercilerin bu estetik görüntüsünün altında derinlerde bir yerde birbirinden zorlu yaşam öyküleri vardı.

    1950’lerde zirve yıllarını yaşan süngercilik özellikle Bodrum ve Marmaris’teki denizcilerin ana geçim kaynağı olurken ‘60’lar ile düşüşe geçti ve ardından yavaş yavaş yok oldu. İşte bu önemli insanları Balıkçı’dan okuduktan yıllar sonra arkeoloji merakının mesleğe dönüşmesiyle birlikte bu cesur denizcilerin aslında suyun altındaki arkeolojik varlıkları, onların jargonuyla leşlerin, bizim tanımlamamız ile batıkların ilk habercileri olduklarını öğrendim. Birçok batığın yerini süngercilerden öğrenen arkeologlar, onlar sayesinde tarih yazımına katkıda bulunabildiler. Anadolu kıyılarının en eski batıkları Gelidonya, Şeytan Deresi, Uluburun ve daha niceleri süngerciler sayesinde bulundu, araştırıldı ve tarihe kaydedildi.

    EN ESKİ KAYITLAR

    Yıllar önce editörlüğünü üstlendiğim ilk arkeoloji dergisi için 2007 yılında süngercilerle sohbetler gerçekleştirmek için Bodrum’a gitmiştim. Onları tanımaya, tanıklıklarını aktarmak için söyleşiler yapmaya başlamıştım. Yıllar sonra Bodrum’un en eski süngercisi, soyadı gibi denizci olan Mehmet İmbat ile bu defa “Derinlerdeki Portreler” kitabım için görüşmüştüm. Onun ve hatta ailesinin suyun metrelerce altında bulduğu arkeolojik eserleri nasıl ve ne şartlarda müzeye teslim ettiklerini dinledim. Arkeolojiye bu kadar emek veren insanların hayatları, tanıklıkları benim için hep merak konusuydu. Bodrum’un nüfusunun binlerle sınırlı olduğu, tek geçim kaynağının mandalina ve sünger olduğu yıllara ait bu sohbetlerin daha derin, daha yakından bir tanığı olduğunu öğrenmem ise 2021 yılında gerçekleşti. Birçok kitap ve yayında ismine rastladığım Türkiye’nin ilk sualtı fotoğrafçılarından biri olan rahmetli Mustafa Kapkın’ın kendi gibi fotoğrafçı olan oğlu Ahmet Kapkın, bir sunumunda babasının süngercilerle yaptığı yolculuktan kareler gösterdi. Tek kelime ile büyülenmiştim. 50’lerin sonunda süngercilerle iki sezon geçiren, onlarla yolculuğa çıkan Mustafa Kapkın sayfalarca not tutmuş dahası her biri tarihi belge niteliğinde fotoğraflar çekmişti.

    KAPKIN’IN YOLCULUĞU

    Bu notlar ve fotoğraflar Halikarnas Balıkçısı, Sabahattin Eyüboğlu, Azra Erhat ve diğer mavi yolcuların Macera adlı tekneyle yaptığı Mavi Yolculuk’tan önce gerçekleşen başka bir mavi yolculuk, deyim yerindeyse Mavi Anadolu’nun saklı kalmış hikâyesiydi. Yüzlerce sayfa not içinde yüzlerce kare fotoğraf… Süngercilere dokunan, onların hayatlarını bizzat gözlemleyen, fotoğraflayan Mustafa Kapkın yakın dostu Cevat Şakir ile sohbetlerinden olsa gerek, nefis bir dil kullanarak 1958-59 yıllarında yaptığı Bodrum seyahatlerini, denizde yaşananları, süngercilerin tüm hislerini, yaşamlarını kâğıda aktarmıştı. Peki ama 1958 yılında onu bu yolculuğa iten neydi?

    PETER’IN ÖYKÜSÜ

    1958 yılında Amerikalı gazeteci Peter Throckmorton Hindistan’dan Türkiye’ye gelir. İstanbul’da “Amerikan Haberler Servisi” ve “Hayat Dergisi’nde” yaptığı sohbetlerde sualtı dünyasıyla ilgili yazılar yazmak istediğinden bahseder. Bunun üzerine kendisine İzmir Kurbağa Adamlar Kulübü’ndeki sualtı fotoğrafçısı Mustafa Kapkın’ın adı verilir ve kendisiyle iletişim kurması önerilir. Kısa zamanda Kapkın ile iletişim kuran Peter, düşüncelerini yüz yüze de anlatır. Kapkın, Türkiye’nin ilk sualtı fotoğrafçılarından olması ve hemen hemen tüm kıyıları iyi bilmesi nedeniyle Peter’ı Bodrum’a yönlendirir. İkilinin görüşleri aynıdır. Cennet kadar güzel güney kıyıları iyi şekilde tanıtılabilirse yurtdışından turistler gelir ve Türkiye’ye ilgi artar. Böylece bu ülke insanı kazanır. İşte bu iki genç adam bu düşüncelerle yola çıkarlar. İzmir’den on saat süren yolculuğun ardından ulaşılan Bodrum’da iki yıl boyunca farklı zaman dilimlerinde süngercilerle birlikte, deyim yerindeyse tüm kıyı şeridini karış karış gezerler. Süngercilerin hayatlarına tanık olmanın dışında, onlarla dost da olurlar. Zira zaman içinde bu iki adamın hiçbir farklı niyeti olmadığını anlayan süngerciler sofralarını, teknelerini ve hayatlarını Peter ve Kapkın’a açarlar.

    BATIKLAR

    Bu sohbetler sırasında üniversite yıllarında arkeoloji dersleri de alan Peter ile suyun altında oldukça iyi bir göze sahip Kapkın süngercilerin bahsettiği leşlerin, tarihi açıdan çok önemli batıklar olabileceğini anladılar. Hiç şüphesiz ki Bodrum sokaklarında her ev ve iş yerinde gördükleri amforalar en önemli ipucuydu. Bunun üzerine baştaki yazı konusu sualtı dünyası yerine tarihi batıklar olarak değişir. Süngercilerden yardım alarak batık noktalarını işaretleyen ikili sualtı haritaları çıkartarak ülkemiz kıyılarında ilk kez sualtı yüzey araştırması yapan kişiler olarak tarihe geçtiler. Bu belki de dünyadaki ilk sualtı yüzey araştırmasıydı. Bu bilgiden ise ne yazık ki geçen yıla dek mahrumduk. Bodrum – Marmaris kıyılarında birçok alanda batıkları süngercilerden öğrenen ve dalış gerçekleştiren ikili sonunda dünyanın o gün için bilinen en eski batığı olan Gelidonya Batığı’nı bularak tespit ederler. Bu tespitlerin ardından Peter süratle ABD’ye giderek bu durumu üniversitedeki bilim kuruluna anlatarak dünyada ilk kez suyun altında bir batık kazısı yapılabileceği fikrini ortaya atar.

    DÜNYANIN İLK SUALTI KAZISI

    1960 yılında dünyada ilk kez gerçekleşen sualtı kazısı, işte bu meşakkatli yoldan geçerek başlamıştır. Ardından da yıllar içinde Türkiye dünyanın sualtı arkeoloji alanında en önemli merkezlerinden biri oldu ve tüm dünya tarafından sualtı arkeolojisinin başladığı sular olarak bilindi. Bu süreçteki en önemli kahramanlar olan süngercilerin gerçek hayat hikâyeleri ve 62 yıl önceki bu saklı kalmış yolculuk temmuz ayında TINA Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı tarafından yayınlayacak. Böylece tam 62 yıl önce Mustafa Kapkın tarafından kaleme alınan ve fotoğraflanan bu tarihi belgeler Türkçe ve İngilizce olarak okurlara sunulacak. TINA Türkiye Sualtı Arkeoloji Vakfı, arkeolojisinin başlamasında çok önemli emekleri olan bu isimlere saygı duruşu niteliğindeki kitabı Bodrumlu süngercilere adıyor.

    Her okuduğumda beni etkileyen Balıkçı’nın “Dalgıcın Parçaları” hikâyesinden sonra, kendisi de süngerci olan büyük amcam Mustafa Özaydın ile sohbet etmekten ve onun hikâyelerini dinlemekten büyük keyif alırdım. Onlarca kulaçtan çıkardığı orfozlar ve süngerler masal gibi gelir, bu heybetli adam gözümde daha da büyürdü. Karaburunlu Mustafa Özaydın, Bodrumlu Mehmet İmbat ya da suyun altındaki arkeolojinin başlamasında çok değerli rolü olan bir başka Bodrumlu Kaptan Kemal Aras hâlâ balıkçının öykülerinde, bu satırlarda ve yine çıkacak kitaplarda yaşıyor. Balıkçı’nın da dediği gibi yeryüzünün en cesur, en usta dalgıçlarına selam olsun…☸

  • KİŞİYE ÖZEL HİZMET ANLAYIŞIYLA CASA COSTA BOUTIQUE HOTEL

    KİŞİYE ÖZEL HİZMET ANLAYIŞIYLA CASA COSTA BOUTIQUE HOTEL

    KİŞİYE ÖZEL HİZMET ANLAYIŞIYLA EV KONFORUNDA LÜKS BİR TATİL DENEYİMİ İÇİN SİZİ BODRUM GÜNDOĞAN KOYUNA DAVET EDİYOR! 

    Maviyle yeşilin birleştiği Bodrum’un eşsiz ambiyansına sahip Gündoğan’da konumlanan Casa Costa Boutique Hotel, sihirli dokunuşlarla yenilenerek hazırlandığı 2022 Yaz sezonunda misafirlerini cezbediyor 

    7’den 70’e herkes düşünülerek tasarlanan; günün her saatinde kendinizi ve ailenizi güvende hissedebileceğiniz, misafir odaklı özel bir hizmet alabileceğiniz Casa Costa Boutique Hotel 24 otel odası ve 4 Rezidansıyla sezonda Bodrum’un gözdesi olmaya hazır. Misafirler için her detayın titizlikle düşünüldüğü ve hazırlandığı Casa Costa kendinizi evinizde gibi hissedebileceğiniz lüks bir otel konforu sağlıyor.

    Bodrum’un eşsiz maviliğine uzanan, iskelesinde güneşlenip serinlerken NUIT Fine Dining & Coctail Beach Restaurant’ın yiyecek ve içecekleriyle tatilinizi lezzetlendirebilirsiniz. Türkiye’ye kişiye özel aşçılığı ilk getiren birçok uluslararası başarıya imza atmış şef Pınar İshakoğlu ve tecrübeli ekibinin kültürel mirasımızın eşsiz tariflerini dünya standartlarıyla harmanlayarak oluşturduğu özel menüsü ve zarif sunumlarıyla cezbedici deneyimler vaad eden  Casa Costa Bodrum; özellikle çocuklu aileler için sağladığı güven dolu olanaklarıyla ailelerin yaz tatili için misafirlerini ağırlamaya başladı.

    Baştan aşağı yenilenen dekorasyonu ve hizmetinin yanı sıra sanata olan tutkusunu ön plana çıkaran Casa Costa Boutique Hotel’in çeşitli noktaları ve her odasında ünlü sanatçı Mustafa Demirpençe’nin çok değerli eserleriyle karşılaşabilirsiniz.

    Konforlu, güvenli ve unutulmaz bir tatil yaşamak isteyen aileler ve kalabalık arkadaş grupları için ideal bir tatil alternatifi olan Casa Costa Boutiqe Hotel hakkında detaylı bilgi almak için www.casacostahotel.com ’u ziyaret edebilir ya da 0 532 170 36 36 numaralı telefonu arayabilirsiniz. 

    CASA COSTA Boutique HOTEL BODRUM ;

    Gündoğan Mah. Kızılburun Mevkii. 27. Sk. Casa Costa Sitesi M BLOK NO:D1 

    BODRUM / MUĞLA