Etiket: Sail

  • ZAMANIN DURDUĞU ADA Leros’a yolculuk

    ZAMANIN DURDUĞU ADA Leros’a yolculuk

    Bu ay yaza keyifli bir veda için en güzel zaman. Bu keyifli zamanları güzel bir rota önerisiyle değerlendirmek isteyenler için On İki Adalar rehberime Leros Adası ile devam etmeye karar verdim.

    Yaz mevsimi denizciler yeni bir rota çizmekten vazgeçinceye kadar bitmez. Bana sorarsanız Eylül ayı denizde olmak için en ideal aylardan biridir. Ilıman bir hava, hâlâ yaz sıcaklığını koruyan sular ve sakin koylar… Ben de On İki Adalar rehberime Leros Adası ile devam ettim. Leros’un bende bıraktığı his, kibar bir ev sahibi gibi. Korunaklı limanlarıyla kollarını açan, ağaçlarının gölgesini hazırlayan ve çiçek kokularını dört bir yanına sıkan misafirperver bir ada burası. Tepesinde kalesi, kıyısında masmavi suları ve yemyeşil dağları… Leros zeytinlikleri, çiçek tarlalarıyla kolay kolay unutamayacağınız bir ada. Dar sokakları, beyaz badanalı evleri ve tavernaları Yunan kültürünü buram buram yaşatıyor. Ilgın ağaçlarıyla dolu sahillerin neredeyse hepsinde denize girebiliyorsunuz. Eylül ayında, kalabalıklardan uzak, huzurlu bir tatil arayanlar için ideal bir seçenek. 

    İnsan bu denli hayranlık uyandırıcı bir ada görünce, geçmişini de merak ediyor tabii. Leros’un tarihi, milattan önceye kadar uzanıyor. Atinalılar, Spartalılar, Romalılar ve Bizanslılar gibi birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ada, yüzyıllar boyunca savaşlara tanıklık etmiş. İtalyanlar döneminde modern bir kent haline getirilen Lakki gibi yerleşim yerleri, adanın zengin mimari mirasını gözler önüne seriyor. İkinci Dünya Savaşı’nda da önemli bir savaş alanı olan Leros, bugün görebileceğiniz en huzurlu atmosferlerden birine sahip. 

    Leros popüler Yunan Adaları arasında olmasa da Türkiye’den feribot seferleriyle ziyaret edenler de var bizim gibi tekneyle keşfedenler de. Bodrum’dan feribotla Leros’a direkt gitme seçeneğiniz de var. 

    GİTMEDEN ÖNCE BİLMENİZ GEREKENLER

    Leros’a seyahat plan› olan, merakl› gezginler için ada ile ilgili ek bilgilerimi eklemek istedim.

    ∗ Leros Adası etrafını saran bakir koylarıyla, Doğu Akdeniz’in en büyük doğal limanı olarak geçiyor. Özellikle tekne tatili için bir destinasyon arayanlara tavsiye etmemdeki başlıca neden bu. Hem güvenli hem de keşif dolu bir deniz tatili Leros Adası’nın doğasında var desem yalan olmaz. 

    ∗ Leros 1912 ile 1947 arasında İtalya’nın yönetiminde olduğu için İtalyan mimarisine rastlamanız çok olası. Özellikle Lakki Limanı, İtalya’nın Yunan Adaları’ndaki temsili gibi. Ünlü İtalyan mimarlar, art-deco tarzında yapılar inşa ederek, bu adayı diğer Yunan Adaları’ndan ayıran bir atmosfer yaratmayı başarmışlar.

    ∗ Leros’ta biz teknede konaklamayı tercih etsek de koylarda yayılan birçok butik otel konaklama için değerlendirilebilir. Yeme-içme ve konaklama seçenekleri, nüfusa ve turist alımına oranla gayet iyi durumda. 

    ∗ Leros Adası giden herkesin üzerinde bağımlılık yapabilecek bir etkide. Esnafın güler yüzü, Türk olduğunuzu duyduktan sonra gösterdikleri ilgi ve samimiyet, burada sonsuza kadar kalma isteği oluşturabilir. 

    TEKNEYLE ULAŞIM

    Leros girintili çıkıntılı yapısı sayesinde tekneyle demirleme için uygun birçok koya sahip. Bunun dışında adada bilinen iki liman denizcilerin uğrak noktası. Bu yaz gündemde olan “kapıda vize uygulaması” Leros Adası için de geçerli. Adaya başka bir Yunan Adası’ndan geçiyorsanız, sizi bekleyen uzun işlemler olmuyor. Eğer Türkiye’den direkt Leros’a geçme planınız varsa, yerine getirmeniz gereken prosedürler bulunuyor. 

    TEKNEYLE SEYAHATTE LİMAN VE DEMİRLEME SEÇENEKLERİ

    Lakki Limanı: Adanın ana limanı. Leros’un batısında bulunan bu limanda demir atabileceğiniz birkaç yer bulabilirsiniz. İskele tarafında şehir rıhtımını, batısında marinayı görebilirsiniz. Rıhtımda yaklaşık 15 teknenin bağlanabileceği bir alan var. Kıçtankara yapıyorsunuz. Buradaki sahil güvenlik botlarından sonraki alan ücretsiz demirleme alanı. Lakki çok geniş bir liman, korunaklı olması sebebiyle şehrin önünde 3-5 metre derinlikteki alanda alargada kalmaya da çok uygun. Lakki’de marinaya girmeden sakin bir koyda bizim gibi keyifli vakit geçirmek isterseniz, hemen feribot iskelesinin arkasındaki Koulouki Koyu’na gidebilirsiniz. Gitmişken buradaki pizzacıda atıştırmak için ara verebilirsiniz: Koyloyki Pizza. Tel: +30 2247 026690

    Agia Marina: Leros’un ikinci limanı olarak geçiyor. Eğer batı tarafındaki Lakki limanında çok fazla rüzgâr varsa, tekne ve feribotlar doğu tarafında kalan bu limana yanaşabiliyor. Eğer Agia Marina’da alargada kalma niyetiniz varsa, kuzeyden gelen rüzgâra ve dalgaya karşı açık olduğunu belirtmekte fayda var. Eğer uygun hava koşulunu yakalar ve Agia Marina’da teknenizi bırakabilirseniz, sizler için çok güzel bir sabah yürüyüşü rotası verebilirim. Yaklaşık 40 dakikalık şahane bir yürüyüşle Panteli Koyu’na varabilirsiniz. Yol üzerinde karşınıza çıkan merkezde enfes kahve ve atıştırmalıklarla mola verebilirsiniz. 

    Pandeli (Panteli): Leros’un bir başka demir yeri. Bana sorarsanız en belirgin özelliği, Türk denizcilerin uğrak noktası olması. Bu kadar güzel denizi olan bir koy tam karşımızda olunca, çoğu Türk denizci çoktan keşfetmiş bile anlayacağınız. Aynı zamanda adanın doğusundaki küçük liman olarak geçiyor. Pandeli bir balıkçı köyü olduğu için liman genelde balıkçı tekneleriyle dolu. Mendireğin iç tarafındaki derinlikler tekneler için aborda olmaya uygun. Mendireğin dışında alargada kalmanız için burası yine müsait bir yer. Geceleme için yine burayı tercih edebilirsiniz. 

    (Ek öneri) Xerokampos Koyu: Demir atmak için ideal koylardan birisi. Burası Leros’un güneyinde büyük ve rüzgâra karşı korunaklı bir koy. Batı tarafında genelde balıkçıların olduğu bir rıhtım görüyorsunuz. Biz de bu koya, sezonun yoğun olmadığı bir zamanda gitmiş ve günü balık tutarak ve sakinliğin tadını çıkararak geçirmiştik. Koyda bizim gibi kendinizi dinlediğiniz bir sabahın ardından, buradan geçen minibüslerle Lakki’ye gitmeniz de mümkün. Bunun dışında alargada kalarak 7-8 metre kadar derinlikte demir bırakabiliyorsunuz. Bağlanmanız için çok sayıda tonoz da bulunuyor. 

    Denizcilere tavsiye: Leros çoğu Yunan Adası’na göre tekneyle ziyaret etmek için daha uygun. Koyları ve demirlemeye uygun sularının sayısı fazla ve henüz diğer adalar kadar keşfedilmemiş. Bu sebeple alargada kalmaya ya da demirlemeye uygun birçok bakir nokta bulabilirsiniz. Leros’un sularını teknenizle keşfetmeye çıkarak kendinize birçok seçenek yaratma şansınız var. 

    KENDİNE HAYRAN BIRAKAN SULARI

    Koyları bu kadar güzel, bu kadar sakin bir ada bulmuşken her bir köşesini keşfetmek isteyebilirsiniz. Bizim için Leros macerası tam anlamıyla keşifle ve bolca yüzerek geçti. Hem dinlendik hem de çok şey gördük adada. Bana sorarsanız yemyeşil görüntüsü kadar masmavi suları da Leros’u tekrar ziyaret etmek için haklı bir sebep. Tekneyle ziyaret edenlere her bir kıyıya şans vermelerini tavsiye ederek, kendi yolculuğumda beni en çok etkileyen mavilikleri liste olarak eklemek istedim. 

    ∗ Alinda hem kum hem de çakıl taşlarıyla kaplı, sığ denizi ve canlı atmosferiyle dikkatimi çeken plajlardan. Bizim gibi çocuklu aileler için ideal. Plaj çevresindeki kafe ve restoranlarda keyifli vakit geçirebilirsiniz. Su sporları için de uygun. Eğer teknede çocukla gecelemeyi planlıyorsanız, Alinda’yı tercih edebilirsiniz.  

    ∗ Xerokampos çakıl taşlı, temiz denizi ve Kalimnos manzarasıyla öne çıkan bir plaj. Şezlong ve şemsiye için tüketim şartı var. Çevrede taverna ve restoranlar bulunuyor. Rüzgârsız bir bölge olduğu için gayet sakin. Deniz ayakkabısıyla gitmenizi ve gitmişken burada bulunan Porto Nikola adlı restoranda Leros’un meşhur karidesli böreğinin tadına bakmanızı tavsiye ederim.

    ∗ Panteli Plajı adanın orta batı kısmında yer alıyor. Leros’un en güzel plajlarından biri. Çakıl taşlı, turkuaz denizi ve canlı atmosferi var.

    ∗ Agia Marina Gourna körfezinde, Alinda’ya yakın, kum ve çakıllı bir plaj. Denizi temiz ve sığ. Çocuklu aileler için ideal. Çevredekilerde yemek yiyip denize girebilirsiniz.

    ∗ Dio Liskaria çakıl taşlarından oluşan çok sevimli bir plaj. Agia Marina’dan yaklaşık 5 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Denizden çıktıktan sonra gidebileceğiniz çeşitli tavernalar ve barlar görüyorsunuz.

    GEZİLMESİ GEREKEN YERLERİ

    Leros, iki üç gün içerisinde rahatlıkla gezilebilecek bir Yunan Adası. Adanın merkezi Agia Marina ve adadaki diğer popüler yerler Lakki, Pandeli, Platanos ve Alinda gezerken keyif alacağınız yerlerden. Henüz keşfedilmemiş en güzel Yunan Adaları’ndan birisi Leros. Geçmişiyle, anı durduran yavaş hayatıyla “burada yaşlanmam” diyebileceğiniz bir ada. Eğer Leros’un ışıl ışıl sularından kendinizi karaya atabilirseniz, buraya eklediğim yerleri görmenizi tavsiye ederim. 

    ∗ Leros Kalesi, adanın tarihine ışık tutan en önemli yapılarından biri olarak Leros’un en yüksek noktasında bir gözcü gibi. 10. yüzyılda inşa edildiği tahmin edilen bu görkemli kaleye ulaşmak için iki farklı rota bulunuyor. Pandeli veya Agia Marina’dan başlayan yaklaşık 500 basamaklı merdivenler, sizi kaleye çıkaracak patikalar. Merdivenleri tırmanırken, yemyeşil doğanın güzelliği yetmezmiş gibi bir de sevimli kedilerle karşılaşıyorsunuz. Eğer daha kısa bir yolculuk tercih ederseniz, Lakki limanından araba kiralayabilirsiniz. Kaleye yaklaştıkça karşınıza çıkan meşhur yel değirmenleri, size eşsiz bir manzara sunacak. Kaleye ulaştığınızda ise Agia Marina, Platanos ve Pandeli’nin büyüleyici panoramik manzarasıyla karşılaşacaksınız. Özellikle gün batımında kaleye gelerek, manzaranın tadını çıkarabilirsiniz.

    ∗ Agios İsidoros Kilisesi, Leros’ta küçük bir adacık üzerinde yer alıyor. Kilisenin olduğu bu adacığa ulaşmak için, denizin üzerindeki uzun ince yoldan şahane bir manzaraya doğru yürüyorsunuz. Dışarıdan beyaz badanalı oldukça sevimli duran bu kilise, içerisinde mum yakabileceğiniz tarihi bir atmosfer saklıyor. Yolunuz Leros’a düşerse, burayı ziyaret etmenizi, güzel bir fotoğraf çekmeden dönmemenizi öneririm. 

    BİRBİRİNDEN GÜZEL LEZZETLERİ

    Leros’un suyundan, kalesinden bahsettiysek sıra mutfağına geldi demektir. Leros Adası’nda manzaraya karşı güzel bir yemek denildiğinde akla ilk Mylos By The Sea geliyor. Burası oldukça popüler olan bir aile işletmesi. Türklerin de Leros’ta Yunan yemeği için ilk tercih ettiği restoran diyebilirim. Neden bu kadar meşhur olduğunu ziyaret ettiğimizde anladık. Yemekleri, samimiyetleri ve ilgileri gözüm kapalı tavsiye edebileceğim bir restoran haline getirdi burayı. Yolunuz düşerse gönül rahatlığıyla tercih edebilirsiniz. Tekneyle geliyorsanız, yel değirmeninin önüne demir atabilir ve yemekten sonra Agia Marina’nın otantik sokaklarında keşfe çıkarak teknenize dönebilirsiniz. 

    Tel: +30 2247 024894

    Gelelim bir başka öneriye,  Dimitris o Karaflas Taverna.  Özellikle romantik bir akşam yemeği için çok ideal. Yemekten sonra müzikli eğlenceyle geceye devam edebiliyorsunuz. Burada tadı damağımda kalan lezzet, ahtapot carpaccio oldu. Sunumu ve lezzetiyle menünün en iyilerinden biriydi. Bunun dışında bütün deniz ürünleri burada çeşitli geleneksel yorumlarla çok lezzetli bir hal almış. Özellikle bizim yediğimiz en lezzetli makarnalardan uzolu ve kremalı karides makarna kesinlikle tavsiyemiz. 

    Tel: +30 2247 025626

    KİMLER GİTMELİ?

    ∗ Yunan Adaları’nın tertemiz denizinin tadını kalabalıklardan uzak çıkarıp, su sporlarıyla ilgilenmeyi sevenler,

    ∗ Doğada vakit geçirmeyi ve doğa sporlarını sevenler,

    ∗ Tarihi kalıntıları gezmeyi ve Yunan kültürünü keşfetmeyi isteyenler,

    ∗ Yunan mutfağının geleneksel menüsünü farklı yorumlarla denemek isteyenler,

    ∗ Bakir koylarda tekne tatili yapmak isteyenler,

    ∗ Doğa fotoğrafçılığına ilgisi olanlar Leros Adası’nı kesinlikle ziyaret etmeli. 

    “Dünyadaki yüz bin şehrin her birinde güneş benzersiz şekilde batıyor. Sadece bir defa buna şahit olmak için seyahat etmeye değer” demiş, Ryu Murakami. Yunan Adaları seyrimizde güneşin en güzel battığı Leros için en uygun söz bu olmalı. Bana kalırsa On İki Adalar, tekneyle peşi sıra gezmek, her birini keşfetmek, güneşi her gün başka bir adada batırmak için şahane bir mavi yolculuk rotası. 

    “İyi ki kendimizi rüzgâra bırakıp, sularında dinlenmeye, seninle tanışmaya gelebilmişiz” dediğim anda, Leros’a tekrar yolumun düşeceğini ve daha birçok “iyi ki” biriktirmeme sebep olacağını biliyordum. Bir yerden ayrılırken, vedaları güzel yapan da cebimizdeki “iyi ki”ler değil midir zaten? 

    Eylül ayı hepiniz için sayısız “iyi ki” ile geçsin. Rotanız nereye olursa olsun, pruvanız neta, hayat kolayınıza olsun. 

    Yolculuklarımıza ortak olmak isterseniz ve tüm sorularınız için, keyifliyim instagram hesabından bize ulaşabilirsiniz.☸

  • HANSE 410 Konfor, performans ve stilin rafine buluşması

    HANSE 410 Konfor, performans ve stilin rafine buluşması

    Alman Hanse Yachts’ın Berret-Racoupeau yat tasarımcılarıyla iş birliğinin son meyvesi olan Hanse 410, inovatif tasarımıyla göz dolduruyor. European Yacht of The Year ve British Yachting Awards’a aday gösterilen Hanse 410’un dünya prömiyeri geçen sene Eylül ayında Cannes Yachting Festival’da, Türkiye prömiyeri ise bu sene Şubat ayında İstanbul’da yapılmıştı.

    Yazı İLKE YILMAZ  [email protected] Fotoğraflar HANSE YACHTS ARŞİVİ – Jerome KelagopIan

    Seneye 35’inci yılını tamamlayacak Hanse Yachts, daha uzun yıllar küresel ligde varlık göstereceğini her yeni modeliyle ortaya koyuyor. Alman tersanenin yeni serisinin üçüncü modeli olan Hanse 410 da bu senenin en çok konuşulan yatlarından biri. Radikal düzeydeki yenilikçi tasarımı Hanse’nin köklü değerleriyle birleştirilmiş, ortaya hızlı seyir kabiliyetine ve kolay yelken açma kapasitesine sahip bir tekne çıkmış. 

    12 metre boya sahip Hanse 410’da baş ve kıçtaki bodoslamalar ile optimize edilmiş gövde tasarımı, ince bir su hattını garanti altına alıyor. Böylece yelkencilikte tavizsiz performansın ve zahmetsiz seyir keyfinin tadının çıkarılması sağlanıyor.  Devamı Mayıs 2024 sayımızda.

  • Bosphorus Cup’ın yelkenleri 22’inci kez açılıyor

    Bosphorus Cup’ın yelkenleri 22’inci kez açılıyor

    Türkiye’nin en önemli yelken organizasyonlarından Bosphorus Cup, bu yıl

    ‘Celebrate İstanbul’ sloganıyla 21-24 Eylül tarihleri arasında yapılacak. 22’inci kez İstanbul’da düzenlenecek Bosphorus Cup, IRC, ORC, gezi tekneleri ve sportif tekneler olmak üzere toplam 8 kategoride Çırağan Palace Kempinski İstanbul ev sahipliğinde gerçekleştirilecek.  10 farklı ülkeden yelkencilerin katılacağı ve yerli yabancı toplam 1200 yelkencinin yarışması beklenen organizasyonun Boğaz Yarışı etabı bu yıl 23 Eylül Cumartesi günü muhteşem bir atmosferde düzenlenecek.

    Adını İstanbul Boğazı’ndan alan ve her yıl merakla beklenen Bosphorus Cup, 22’inci kez İstanbul’da yapılacak. 21-24 Eylül tarihlerinde ‘Celebrate İstanbul’ sloganıyla IRC, ORC, gezi tekneleri ve sportif tekneler olmak üzere toplam 8 kategoride gerçekleşecek olan 22. Bosphorus Cup, bir kez daha İstanbul’un tüm güzelliklerini dünyaya tanıtacak. Bir dünya markasına dönüşen Bosphorus Cup’ta yelkenliler, hiçbir motor gücü olmadan sadece rüzgar enerjisiyle aynı anda boğazda fora diyecek.

    2002 yılından bu yana düzenlenen organizasyonda bu sene 100 teknede toplam 1200 yelkencinin mücadele etmesi bekleniyor. Tarihi 17. yüzyıla dayanan, İstanbul Boğazı’ndaki tek saray ve otel Çırağan Palace Kempinski İstanbul ev sahipliğinde gerçekleşecek Bosphorus Cup, Boğaz Yarışı’nın ardından 24 Eylül Pazar günü Caddebostan açıklarındaki yarışla sona erecek ve genel klasmanda birinciliğe ulaşan takım kupanın sahibi olacak.

    Ülkemizde yelken yarışçılığının gelişimine katkı sağlayan, birçok insanın bu sporla buluşmasına yol açan Bosphorus Cup’ta 1200 yelkencinin 400’ünü Romanya ve Bulgaristan başta olmak üzere 10 farklı ülkeden gelen yabancı sporcular oluşturuyor.

    En iyi seyir noktaları

    Bu yıl da Caddebostan açıklarındaki antrenman ve şamandıra yarışlarıyla başlayacak olan 22. Bosphorus Cup, 21 Eylül’de antrenman yarışları ile başlayacak. 22 Eylül Cuma günü start alan ilk yarış Kalamış’ta sona erecek. Muhteşem bir atmosferde gerçekleşen Boğaz Yarışı etabı ise 23 Eylül Cumartesi günü düzenlenecek. İstanbul Boğazı’nda etkileyici bir görsellik yaratan ve heyecanla beklenen Boğaz yarışı, Dolmabahçe’den start alarak Anadolu Hisarı şamandırası ve Çırağan şamandırası arasındaki hatta dümen kıracak. Çırağan Sarayı önünde tamamlanacak Boğaz yarışı en iyi Beşiktaş, Ortaköy Meydanı, Akıntıburnu-Arnavutköy, Aşiyan ve Kandilli’den seyredilebilecek. 24 Eylül Pazar günü ise Caddebostan açıklarında düzenlenecek şamandıra yarışlarında Bosphorus Cup şampiyonu belli olacak. Genel klasmanda birinci olan takım, Çırağan Palace Kempinski İstanbul ev sahipliğinde düzenlenecek ödül töreni ile kupanın sahibi olacak.

    Bosphorus Cup’ın kurucusu Orhan Gorbon:

    “İstanbul’un zengin tarihini, eşsiz coğrafyasını ve çok renkli kültürünü denizde kutlayacağız”

    Tüm dünyadan yelkencilerin merakla beklediği yelken organizasyonlarından biri olan Bosphorus Cup’ın kurucusu Orhan Gorbon, “Bugün, Bosphorus Cup, Türkiye’nin dünyaya ihraç ettiği en büyük spor organizasyonlarından biri ve Bosphorus Cup’ı bu yıl farklı bir noktaya taşıyoruz” diyerek şöyle devam ediyor: “2002 yılından bu yana düzenlendiğimiz bu organizasyonla beraber öncelikli amacımız yelken sporunun ne denli önemli olduğunu ve ülke ekonomimize nasıl bir katkı sağladığını gösterirken, İstanbul’un tüm güzelliklerini de dünyaya tanıtmak. ‘Celebrate İstanbul’ mottosuyla, Bosphorus Cup bu yıl İstanbul’un zengin tarihini, eşsiz coğrafyasını ve çok renkli kültürünü denizde kutlayacağımız bir festival haline gelecek.”

    Birçok farklı organizasyonla Bosphorus Cup’a hazırlandıklarını ve yaklaşık 10 farklı etkinlik ile büyük yarışa ısınacaklarını vurgulayan Orhan Gorbon; “İstanbul’a, kültürüne, insanlarına ve Boğaz’a saygı duyarak, yüzyıllardır bu coğrafyada gelişen zengin kültürel mirası, çeşitliliği ve eşsiz Boğaz ekosistemi ile bu kültürü benimseyen İstanbul halkını kutlayarak, Bosphorus Cup’ın 22. edisyonuna ev sahipliği yapacağız. Bosphorus Cup’ın kutlama enerjisi bir hafta boyunca sürecek ve sadece yarışmacılarımızı değil aynı zamanda dünyanın dört bir yanından ortaklarımızı ve seyircilerimizi bir araya getiren bir bayram havası oluşturmayı amaçlıyoruz. Boğaz’ın eşsiz ekosistemini ve yüzyıllar boyunca biriktirdiği kültürel katmanları, kendini İstanbul’a ait hisseden tüm İstanbullularla birlikte kutlayacağız. Türk kentsel tarihçi Doğan Kuban’ın dediği gibi, “İstanbul deniz tarafından yaratılan ve hayat bulan bir şehirdir. Biz de bu yıl, İstanbul’u büyülü kılan eşsiz habitatını kutluyoruz” dedi.

    Rakamlarla Bosphorus Cup

    ·       Bosphorus Cup için yaklaşık 500 kişilik bir ekip 6 ay önceden çalışmaya başlıyor.

    ·       Bosphorus Cup, 21 yılda yerli ve yabancı 25.000 yelkenciyi buluşturdu. Bu rakamın yaklaşık yarısını ise başta Bulgaristan ve Romanya gibi ülkelerden gelen yabancı sporcular oluşturuyor.

    ·       Bosphorus Cup’ı 21 yılda 3 milyonu aşkın İstanbullu izledi. 

    ·       Bosphorus Cup’ın Türkiye ekonomisine sağladığı çok ciddi bir dolaylı etkisi bulunuyor. Yerli ve yabancı 25-30 bin kişinin dahil olduğu Bosphorus Cup ekosisteminin, 21 yılda İstanbul’a kattığı değer yaklaşık 75 milyon dolar. Örneğin, Bulgaristan’dan yarışmaya gelecek ekip, İzmir’den 500 bin Euro’luk tekne siparişi verdi.

    ·       Tamamen el işçiliği olan ve ünlü tasarımcı Can Yalman tarafından tasarlanan kupanın değeri yaklaşık 500 bin TL değerinde.

  • 2023 sezonu son sürat başladı. Peki nereye gidiyoruz?

    2023 sezonu son sürat başladı. Peki nereye gidiyoruz?

    2023 sezonuna ancak bu ay adım atıyoruz. Bu gecikme, geçen yıllarda beş ay boyunca, her gece full rezervasyon ile çalışmaya alışan mavi yolculuk tesisleri için zor bir sezon anlamına geliyor. Üstelik ekonomik kriz ve artan maliyet baskısı nedeniyle uçuşa geçen fiyatlar, denizcileri tesislerden biraz uzak tutacak gibi. Bu da mavi yolculuk tesislerini iyice zora sokacak. Zaman, deniz turizmi ile geçinen tesislere destek olma zamanı. Yoksa o çok sevdiğimiz tesislere karayolu açma heves ve planları hızla gündeme gelebilir.

    2023 sezonu geç ve biraz sönük başladı. Bıraktım sezonu ancak yaz ortasında açan Kaş-Kekova bölgesini, Hisarönü, Göcek, Marmaris ve Gökova’da bile Haziran ayı hayli sönük geçti. Pandemi döneminde Mayıs ayı başından itibaren tıka basa dolan kıyılarda bu yıl Haziran sonundaki bayram günlerine kadar ortalık hayli sakindi. Bu tenhalık ve inanılmaz seviyelerde artan maliyetler, üç yıldır çok iyi ciro yapan deniz turizmi tesislerinin tüm sezon planlarının alt üst olmasına neden oldu.

    Haziran ortasında cumartesi gecesi Knidos’ta iskelede iki tekne, alargada üç tekne… Aynı gün pik sezonda 150 teknenin kıyılarına sıralandığı Hisarönü Dirsek Bükü’nde toplam 15 özel tekne, üç gulet… Ertesi gün, yani Haziran ortası pazar gecesi Kocabahçe’de iskelede 3, tonozda iki tekne… Bu ne demek? Özellikle iskeleye ecrimisil ödeyen, tesisi kiralık olan işletmeler için bu yıl hayli zor geçecek.

    Aynı mekânlarda ertesi gün yani pazar günü Knidos limanına 16, pazartesi Kocabahçe’ye 14 gulet giriyor. Yani yelkenlisi, motoryatıyla özel tekne sayısı az ama gulet hayli fazla sayıda. Neden? Çünkü ekonomik gulet fiyatları ortalama otel fiyatlarının altında kaldı. 

    Bu tablo sadece Datça, Hisarönü’ne özgü değil. Aynı tarihte (cumartesi), merak ettim Göcek Tersane Adası’nı aradım. İskelede üç tekne vardı. Yeşim Acar, “Ali Abi hâlâ sezon açılmadı, dört gözle bekliyoruz” diyordu. Dört gözle bekliyor, çünkü devlet Göcek’teki tüm tesislere birkaç yıllık alacağını tahsil etmek üzere milyon liralar talep eden faturalar yollamış.

    Pazar günü Bozukkale Ali Baba’yı aradım. Marmaris’ten çıkan tekneler ilk gün Çiftlik’te, ikinci gün çoğunlukla Bozukkale’de kalıp, pazartesi Hisarönü’ne geçerler. Tıka basa dolu olması gereken iskelede dört tekne vardı. 

    Haziran ayındaki bu sükûnetin, bayramın ardından Temmuz ve Ağustos aylarında da yerini ciddi bir kalabalığa terk edeceğini düşünüyorum. Ama sezonun böyle kısalması manasız bir sıkışmaya, yoğunluğa yol açacak diye endişelenenler de haksız değil.

    FAVORİLER

    Pandemi paniğinin bitmesi, ofisini ve çocuğunun okulunu denize taşıyanların kentteki evlerine dönmesine neden oldu. Seçim telaşı ve moralsizliği ile sezon geç başladı. Yani bu yıl, yaz ortası yoğunluğu dışında denizlerimiz biraz soluk alacak, bir ferahlama yaşanacak diye varsayabiliriz. Ama bu ferahlık yılın bütünü için geçerli. Yaz ortasında denizde ciddi bir yoğunluk yaşanması kesin. Peki o halde nerelere gitmek mantıklı? Nasıl rotalar daha akılcı olacak? Bu sorunun yanıtını bölge bölge verelim.

    GÖKOVA: BÜYÜK ÇATI’DA HUZUR!

    Gökova, gulet yolcularının en çok rağbet ettiği iki körfezden biridir. Dolayısıyla klasik gulet rotalarını ayıklayarak gezmek kesinlikle tercih edilmeli. Örneğin; gidişte pazar ve dönüşte perşembe akşamları Tuzla Koyu ve Yediadalar guletlerin durağıdır. Salı ya da çarşamba ikmal için Karacasöğüt’e girerler. Yani guletlerin bir klasik Gökova rotası var. Bu rotanın tersine hareket edeceksiniz, girdiğiniz koylarda hiç olmazsa koca koca guletlerin curcuna ve gürültüsü olmayacak.

    İkincisi, mavi yolculuk körfezlerinin doğayla en iç içe olan bölgesi Gökova’da bile her yere insan eli değmeye başladı. Gökova kalabalıklaşıyor. Belki de en sakin bölgesi kendisi de neredeyse bir küçük körfez sayılabilecek Bördübet.  

    Doğudan batıya Yediadalar’dan başlayıp Amazon, Balıkaşıran, Boynuz, Küçük-Büyük Çatı ve Gerence (Armonika) koyları olarak sıralanan Bördübet’in sakin, ıssız, sessiz sığınakları bu yıl mavi yolcuların herhalde en önemli hedef noktalarından biri olacak.

    Tümü doğal sit olarak tescilli bu kıpırtısız limanların şüphesiz en ünlüsü, karayolu bağlantısı nedeniyle bölgede denizcilerin acil durumlarda lojistik üs olarak da kullandıkları Büyük Çatı Koyu’dur. Geçen Haziran ayında, mavi yolculuk tarihinde çok önemli bir yeri olan bu koyumuz hakkında çıkan bir söylenti amatör ve ticari tüm denizcileri, balıkçıları çok üzdü. Resmi makamlarca doğrulanmayan bir söylenti ama ciddiyeti var. İddiaya göre, Emniyet Genel Müdürlüğü mavi yolculuk geleneği için büyük önem taşıyan bu koyumuzda bir eğitim kampı yapmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı’na başvurmuş. Umuyorum ki doğru değildir. Başvuru doğruysa da, İçişleri Bakanlığı en kısa sürede bu olmayacak sevdadan vazgeçer. Çünkü bu koylar Gökova mavi yolculuk geleneğinde büyük önem taşıyor.

    Gökova’dan bir de son haber: Alakışla Kisse Bükü’nde bir geç dönem Bizans yerleşiminin kalıntıları vardı. Bu alan Bodrum Yarımadası’ndaki sekiz Leleg kentinden biri olan Syangela’nın limanı ve geç antik dönem kenti Anastasiapolis’in merkezi olarak tescilli idi. Son yıllarda bir mezbelelik haline gelen ve kilise kalıntılarında mangal-köfte, agorasında çayhane ocakları kurulan bu tarihi miras, nihayet Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın dikkatini çekti. Çok hızlı bir kazı çalışması başlatıldı. Bu yıl, Alakışla-Kisse Bükü’ne giderseniz ortamı tanıyamayacaksınız. 

    Not: Alakışla’nın batı ucundaki Adalıyalı Koyu’nda da Syangela ve Anastasiapolis’in kalıntıları, 1’inci ve 3’üncü derece arkeolojik sit alanları var. Ama ETS Turizm AŞ’nin yıllardır davalık otel projesi bulunan bu koyda bir kazı çalışması yapılmıyor. Aslında oradaki tarihi eserler de gün ışığına çıkarılsa çok iyi olur.

    DATÇA-HİSARÖNÜ: YEŞİLOVA’NIN SAKİN KIYILARI

    Evet, koskoca Hisarönü Körfezi, ayrıca yanında da Yeşilova Körfezi… Ama sakin bir yer bulmak için bu kocaman coğrafyanın Marmaris’e en yakın kıyılarına kadar gitmeniz lazım. Hisarönü ve Yeşilova körfezleri son yıllarda öyle bir doldu, öyle bir rağbet var ki, kolay kolay boş koy bulamıyorsunuz. Peki ne yapmalı? 

    Aslında her zaman çözüm var. Mesela, Bozburun Adaboğazı’na demirleyeceğim diye yırtınmak yerine tam karşısındaki Dat Bükü (yerliler Çomçalık derler) tercih edilmeli. 

    İkincisi… Adaboğazı demişken… Hisarönü’nde de son yıllarda ciddi sayıda tekne Bozburun ve Selimiye’den çıkmaya ve mazot maliyetini azaltıp kısa yolculuklarla müşteri gezdirmeye başladı. Bu ne demek? Mesela cuma akşamları Adaboğazı ve Selimiye karşı kıyılarında, Sığliman’da vahşi bir gulet kalabalığı oluyor. Perşembe akşamları Bozburun çıkışlı tekneler Dirsekbükü, Girneyit vb; Selimiye çıkışlı tekneler Bencik, İnbükü (Emel Sayın) ya da Çamurlu Koy’a yığılıyorlar.

    Yani planınızı cumartesi akşamı Bozburun ve Selimiye’den 300 civarında guletin hareket edeceğini; yine cumartesi günü Marmaris ve Bodrum’dan 400 civarında guletin Hisarönü’ne doğru geleceğini göz önünde bulundurarak yapacaksınız. Bu tablo şu anlama geliyor: Hisarönü’nde sakin koy arayışı cuma ve cumartesi akşamları haricinde çoklukla Rus ruletidir! Yani her an bir koy partisine denk gelebilirsiniz. Yani Hisarönü ve Yeşilova’da sükûnet arayanların işi biraz şansa kalıyor.

    Bir önemli konu daha: Hisarönü’nde Dirsek, Kocabahçe, Adaboğazı, Bozburun, Söğüt, Selimiye, Orhaniye gibi kapalı koylar yaz ortasında yoğunluk nedeniyle maalesef hayli kirleniyor. Şanslıysanız deterjan, şanssızsanız olmadık şeylerin kokusu geceleri tüm ortamı kaplıyor. Temiz deniz için rüzgâr almayan açık deniz koylarının yolunu tutacaksınız. Bunun için şu anda en iyi seçenekler Hisarönü ile Yeşilova geçişindeki Apostol Burnu ve civarı, bir de Yeşilova ile Marmaris Körfezi arasındaki Karaburun civarı koyları. Mesela Oğlan boğuldu ya da Alagelme.

    FETHİYE – GÖCEK: SEVENLERİ İÇİN BİTMEYEN BİR ÇİLE

    Soru: “Ali Boratav, Göcek’i seviyor musun?”

    Yanıt: “Evet seviyorum, hem de çok seviyorum ama usandım.”

    Hem Göcek’in koylarına çökmek isteyenlerle uğraşmaktan hem Göcek’in tüm denizci topluluğunu “aşırı zengin” kabul eden esnafından usandım. Hem Göcek’ten para kazanmak isteyen kamu yönetimine laf anlatmaya çalışmaktan hem de Göcek’in muhteşem güzelliğini vahşi bir şekilde sömüren, istismar eden denizcilere ricacı olmaktan usandım.

    Tek bir örnek veriyorum…

    “Göcek ve Dalaman koylarını Kullanma ve Koruma Esasları” diye 2011 yılında yayınlanmış bir tebliğ var. Buna uymayanın 2023 yılı idari cezası özel tekneler için 244 bin, ticari tekneler için 1 milyon 221 bin lira. Bu tebliğ diyor ki, Göcek koylarında hız sınırı 6 deniz milidir. Güzel! 

    15 Haziran öğleden sonra Hamam Koyu’nda bir jet ski sürücüsü Bayrak Adası’na kıçtankara tekne ile ada arasından herhalde yüksek süratle geçiş yaptı. Sürücünün boynu teknenin koltuk halatına takıldı ve öldü. Sahil Güvenlik’in tekne hakkında tutanak tuttuğunu işittik. Acaba ölüme sebebiyet vermekten mi? Bilmiyorum! Bu olayın neresiyle uğraşalım? Konuyu neresinden tutalım? Kime ne akıl verelim?

    Göcek koyları kalabalık. Jet skiyle, sürat teknesiyle teknelerin arasına girilir mi? Orada yüzen bir çocuk da olabilirdi. Geçen yıl aynı küçük adacığa bir teknenin servis botu yüksek süratle çarptı. Teknenin kaptanının boynu kırıldı, gemicisinin kaburgaları un ufak oldu. 

    Bir arkadaşımızla konuşurken dedi ki “Göcek’te önce tüm süpermarket gemilerinin faaliyetine son verilmeli. Bunlar tekne-kondulara bonfile, lahana, cacık taşıdıkça orada iki üç ay yerinden kıpırdamayan yüzen-lüks köy hayatı devam edebiliyor.” 

    Kesinlikle haklı… Muğla BŞ Belediyesi’nin çöp toplama konteynerlerinin kaldırılması bir diğer vahim gündem maddesi. Daha bunlar gibi milyonlarca konu anlatılabilir.

    Peki, bırakalım bu tatsız konuları. “Göcek’i seviyoruz, ille de gidelim” diyoruz. Ne yapacağız?

    Bu yıl devletin istediği astronomik kira / ecrimisil bedellerini ödemekte zorlanacak resmi Yat Mola Noktaları’nı, yani Göbün, Manastır, Küçük Sarsala, Bedri Rahmi Zeytin, Tersane Adası ve Boynuz Bükü’nden oluşan altı tesisi desteklemekte fayda var. 

    Ayrıca şunu da bir not olarak kaydetmeliyim: Son yıllarda fiyat/kalite denklemi biraz şaştı. Bu yıl ne olacak hiç bilemiyorum, o da ayrı mesele. Ama bu insanlar 20-30 yıldır ailelerini geçindirirken Göcek doğasını da canla başla koruyan yerli nüfustur.Göcek’te gelecek de, denizcilerin öncelikle desteğini hak eden nüfus da budur. 

    DİĞER ROTALAR: MARMARİS VE KEKOVA…

    Doğrusu Kekova’ya ancak gerçekten deniz sevgisi, tutkusu içine işlemiş insanlar gidiyor. Bu denizciler haliyle o bölgeyi ya gayet iyi biliyor ya da denize, doğaya yeterince saygı duyuyorlar. Dolayısıyla söyleyecek bir şeyim yok.

    Marmaris Körfezi ise, çoklukla gel-geç bir rota. Çoğunlukla insanlar ya kısa süreli bir Marmaris kaçamağı için bu körfeze çıkıyor ve iki üç gün denizde gezip kentlerine, işlerine geri dönüyorlar. Ya da Marmaris’ten çıkıp Hisarönü veya Fethiye’ye dümen tutuyorlar. Genellikle Kumlubük, Çiftlik, Bozukkale, Ekincik koyları bu körfezin vazgeçilmez durakları.

    Bu bölgede dikkat etmemiz gereken, denizciliğimizin geleceği açısından cansiperane korumamız gerektiğine inandığım iki önemli durak. Birincisi; 100’e yakın tekne ağırlama kapasitesiyle Çiftlik Koyu. Bu koy marinalar dışında denizlerimizdeki en büyük amatör denizci sığınma noktasıdır. Burayı kaybetmemek, bu koydaki beş restoranın iskelelerini yaşatmak şu ekonomik kriz günlerinde göz önünde bulundurmamız gereken önemli bir önceliktir, diye düşünüyorum.

    İkincisi de; Datça Knidos ile birlikte Karaburun Bozukkale tesisleri, yani Ali Baba, Sailor’s House ve Loryma  Beach denizciliğimiz için çok büyük bir öneme sahipler. Knidos ve Bozukkale limanları binlerce yıldır bölgenin uçbeyleridir. Hem ulusal (kabotaj) hem de uluslararası deniz seferlerinde bu iki doğal limanın tam olarak 5 bin yıldır, yani Minos, Miken uygarlıkları ve Dor kavimlerinden bu yana çok büyük önemleri vardır. 

    İkinci bir nokta, işletmecisi Hasan’ın bazı tuhaflıkları nedeniyle son yıllarda Rodos Geçidi’ndeki Karaburun’un ikinci antik limanı Serçe (Kasara-Cressa) Koyu amatör denizciler tarafından biraz ihmal edildi. Ama burası da 5 bin yıllık bir açık deniz limanı. Serçe’de son zamanlarda biraz tepki çeken Hasan şimdilerde işleri kardeşi Osman’a devretti. Geçen yıl gidenler memnundular. (Tel: 0536 3395492)

    Yani… Bozukkale, Serçe, Knidos… Zaten gözünün üstünde kaşı var deyip geçmeyelim… Tehlikeli sulardaki 5 bin yıllık bu denizci sığınaklarını korumamız lazım.☸