Yazar: MURAT ÖKSÜZ

  • CAMPUS CUP Genç yelkenciler “Campus”teydi

    CAMPUS CUP Genç yelkenciler “Campus”teydi

    Marmaris’in marka yarışlarından bir olma yolunda hızla ilerleyen ve her yıl coşkusu artan Campus Cup’a bu sene ilk kez katılan üniversiteler olduğu gibi deneyimli ve antrenmanlı gelen üniversiteler de vardı. ODTÜ, Yeditepe, Bilgi, Celal Bayar, İzmir Katip Çelebi, Eskişehir Anadolu üniversiteleri Campus Cup’a ilk kez katılırken Dokuz Eylül, Sabancı, Piri Reis, İTU, İzmir Ekonomi, Bahçeşehir, Koç, Boğaziçi, İzmir Yüksek Teknoloji, Yaşar üniversiteleri daha önce Campus Cup’a katıldıkları için biraz daha deneyimlilerdi.

    Campus Cup’ta amaç üniversite öğrencilerinin yarış deneyimi ve deniz kültürü kazanmalarının yanı sıra üniversiteler arasında köprüler kurma paydası altında toplanıyor. Dolayısıyla MIYC yönetimi bunu sosyal sorumluluk projesi olarak görüyor ve öğrencilere her türlü olanağın sağlanmasına çalışıyor. Tekneleri ücretsiz olarak öğrencilerin kullanımına veren kulüp aynı zamanda teknede konaklamaya da imkân veriyor. Ayrıca her akşam yemekli ve müzikli eğlence düzenleyerek karada öğrencilere keyifli bir ortam sağlanıyor. Projenin önümüzdeki yıllardaki hedefi ise bunu uluslararası alana taşımak.

    Bu sene üç sınıfta toplanan ekipler iki günde üç yarış tamamladı. İlk gün önce offshore rotada yarışan ekipler 12-15 knot’larda başladıkları yarışta koy dışına çıkıp Karga taşını dönerlerken 20 knot’ları gördü. Lemon, Hayta ve Gökova tekneleri ilk üç sırada dönüşlerini yaptı. Koy içinde finiş veren ekipler hemen ardından şamandıra yarışı ile günü tamamladı. İkinci gün ise şamandıra yarışı ile hafta sona erdi. 13-14 knot’larda esen stabil rüzgârda yarışan ekipler koy içinde bir üçgen ve bir sosis rotayı bitirdi. Üç saat süren yarış sonunda kulüp bahçesinde düzenlenen ödül töreniyle hafta sona erdi.

    5334
  • THE MARMARA BAYK KIŞ TROFESİ 5. Ayakta sürprizlere yer yoktu!

    THE MARMARA BAYK KIŞ TROFESİ 5. Ayakta sürprizlere yer yoktu!

    Bodrum’da nefesler tutulmaya ekipler de sınırlarını zorlamaya başladı. Sıralamalarda kimse yerini kaptırmak istemeyince herkes yarışlara sıkı asılarak  konumunu da korumayı başardı. Hâl böyle rüzgâr da sert olmayınca 5. Ayak sakin geçti. Ne çarpışma ne protesto ne de fodepar yaşandı ama startlardaki yüksek adrenalin yerindeydi. Hakem komitesi iki coğrafi rotalı yarışla 5. ayakta farklı bir uygulama yaptı. İlk gün ekipler 7-8 knot rüzgârda Bodrum’dan start aldılar. IRC A grubu Karaada boğazını geçip Yıldız Adası’nı dönerek Bodrum’da finiş verdi. Ada etrafında 19-20 knot rüzgâr gören ekiplerden balon yırtan birkaç tekne oldu. Lemon teknesinden bir kursiyerin denize düşmesi biraz endişe yaratsa da ekip kursiyeri salimen sudan alıp yarışa devam etti. Dönüşte rüzgâr ortalama aynı hızda devam ederken A grubu 24 millik rotasını B grubu ise Orak Adası’nı dönerek 19 millik rotayı tamamlayarak günü tek yarışla bitirdi. İkinci gün rota bu sefer Kargı Adası tarafındaydı. 8-16 knot batıdan esen rüzgârda A grubu 19 mil, B grubu ise 15 millik coğrafi rotalı yarışı tamamladı. 4. Ayağın kupaları Bodrum Marina Yacht Club’da verilerek hafta sona erdi. 5. Ayak kupaları ise 3-4 Mayıstaki 6. Ayakta sahiplerini bulacak.

    5. Ayağın dikkat çekenleri

    Protel Matmazel trofe başından beri aldığı istikrarlı sonuçlarla kötü sürprizlere yer vermeden liderliğini koruyor. 5. Ayakta aldığı iki birincilikle haftayı IRC A1 grup birincisi olarak tamamlayan Toka Yelken ekibi trofe genel sıralamasında yine birinci sırada. Puan farkını da en yakın rakibine karşı açmış durumda. Flying Box Arkas Lemon bu sene Ker 40 model yeni teknelerinde Protel Matmazel’in en yakın rakibi olarak mücadeleye devam ediyor. Ekip 5. Ayakta her iki yarışta da ikincilik alarak haftanın grup ikincisi olurken trofe genel sıralamasında da yerini koruyor. TEB Özel Farr Away 5. ayakta IRC A1 grubunda her iki yarışta da üçüncülük alarak haftanın grup üçüncüsü olmayı başardı. Farr Away talihsiz geçen yarışlarından sonra yerini ilk üçte korumayı başarıyor. Farrfara ekibi bu sene Bodrum yarışlarına Arif Gürdenli’nin taktisyenliğinde geri dönmüştü. Erhan Uzun’un dümen tuttuğu ekip Farr 40 teknesinde yarışırken bu sene trofe genel sıralamasında 4. sıraya tutunmuş durumda. 3. sıradaki Anyway ile aynı puanda olan Farrfara arasındaki üçüncülük mücadelesi son iki ayakta çok sıkı olacak.  Define IRC A2 grubunda bu hafta iki birincilikle grup birincisi olarak haftayı mutlu tamamladı. Anyway bu hafta grup ikincisi olurken Acadia 4- Salade du Chef bir kez daha grup üçüncüsü olarak yerini korumayı başardı. Exit, Fortuna 2 ve Cadı ekipleri IRC A3 grup sıralamasında ilk üçte yer alırken, IRC B3 grubunda Iceberk-Iceyachting, Miho ve Arya ilk üçte yakın mücadeleye devam ediyor. Lady Deniz, Aurora First ve Delfinus tekneleri IRC B1 grubunda son iki ayakta da sıralamayı bozmadan B grubunun trofe genel sıralamasında ilk üçü elden bırakmadı. Puan farkı fazla olmayan ekipler arasındaki mücadele önümüzdeki iki ayak boyunca sürprizlere açık. ☸

    5786 5798 5874

  • DALGALI SOHBETLER Teknedaşlık

    DALGALI SOHBETLER Teknedaşlık

    Denizi bir, rotası bir, kafası bir dostluklardır… Sizin teknenize geldiğinde, kendini teknesinde gibi hissedip davranabilen kişilerdir…

    Modern tekne yaşamında en önemli konulardan biridir. En iyi tekneyi almak, uygun fiyata ve temiz bir tekne almak, iyi bir mürettebatla çalışmak veya sorunsuz bir teknenin sahibi olmak da çok önemlidir ama teknedaşlık olmazsa ağzınızın tadı hep eksik kalır. İyi tekne dostlukları insanı denize daha çok bağlar ve daha çok para dökmesine sebep olur. Teknedaşlığın olduğu yerde eğlence, keyif ve unutulmaz anılar kaçınılmazdır ama tatlı bir rekabet de vardır. Zaten, yatçılık piyasasını ayakta tutan tam da bu noktadır. Biri tekneye güzel bir şey aldı mı veya yaptı mı, diğerleri de tetiklenip almak isteyecektir. Almakla kalmayıp, yanında aldığı daha da enteresan bir şeyi gösterip geri fiştekleme yapacaktır. Tatlı bir oyun gibi karşılıklı hamleler gelebilir. Hele ki teknedaşlarınızın teknelerini büyütmesi sizde dolunay etkisi yaratsa da gerçek bir teknedaş iseniz bir yanınız da mutlu olacaktır. Teknedaşınızı hiçbir zaman rakip gibi görmemeli ama rekabeti de elden bırakmamalısınız. Teknedaşlığın olmadığı bir deniz hayatı bana hep hüzünlü ve asosyal gelmiştir. Çünkü denizde yalnız kaldınız mı bireysel oyuncu olursunuz hâlbuki ben takım oyunlarını daha çok severim. Düşündüğüm de, yaşamdaki sosyalliği ve paylaşımlarımı tekneye taşımadığım zaman tekneciliği bırakmak zorunda kalırım gibi geliyor.

    Tekneciliği bırakmak da sigarayı bırakmak kadar zor ve hüzünlüdür. Bırakırsınız ama aklınız hep orada kalır ve ömür boyu ızdırap verir. Ama teknedaşlarınızı kaybederseniz o sizi bırakmış olur sonuç aynı kapıya çıkar. Zaten bu sebepten dolayı bugüne kadar bütün yazılarımda teknelerimizdeki sosyal hayatımızı ve o hayatın içinde iletişimde olduğumuz kişilerle olan ilişkilerimizi irdeliyorum. Yıllarca denizci büyüklerimizin yazdıklarında denizin özgürlük ve kaçış yeri olduğunu okuduk durduk. Kısaca kafa dinleme, inzivaya çekilme, denizlere açılıp uzaklaşma olarak algılandı tekne yaşamı.

    Hareket ve sosyallik seven birçok insan bu yüzden teknecilikten uzak durdu ve durmakta. Çünkü tekneciliğin sosyal tarafının anlatılması hep ihmal edildi. Yazanlar, hep gittiği keşfedilmemiş(!) yerleri sanki ilk defa kendileri keşfediyormuşçasına defalarca yazdılar, çizdiler. Koylardaki derme çatma restoranları lezzet durakları gibi öve öve bitiremediler. Pisliğini, rezilliğini, vurdumduymazlıklarını ve turistleri nasıl kazıkladıklarını çoğunlukla yansıtmadılar. Bu yazılarda tekne adabı ile ilgili bir iki kelam edilmiştir belki ama çoğunlukla denizle verilen mücadeleler, başına gelen olaylar, yaşanan zorluklar anlatılmıştır. Okyanus geçenlerin hikâyeleri de hâlâ gözümün önünde. Kesinlikle önemsezliştirme gibi bir niyetim yok ama yazdıkları birbirinin aynı şeylerin yüzlercesi gözümün önüne geliyor ve aklımda kalmış olan en önemli iki sahne uçan balığın güvertedeki resmi ve teknenin önünde eşlik eden yunuslar… Samimi, içten anlatılanlar çok çok az. Hiç mi yolda midesi bulanıp “nereden çıktım ulan bu yolculuğa” diyen olmadı? Günlerce boş denizlere bakmaktan usanıp “hay aklıma tüküreyim” diyen yok mu?

    Bugün yat dergilerinin hangisinde teknedeki gerçek halimizle ilgili bir şey bulabiliyorsunuz?

    Magazinciler olmasa insanların teknede keyif yaptığını çoğunlukla teknenin kıçında yattığını, elini sıcak sudan soğuk suya sokmadığını hatta çoğunlukla aynı koyda sabit durduğunu öğrenemeyecekti bu toplum. “Rüzgârın bol, pruvan neta olsun…” falan hep aynı nakaratlar. Ne rüzgârı baba ortaçağda mı yaşıyoruz? Saat saat rüzgârı veren programlar artık cebimizdeki telefonda yüklü. Gece demirliyken tekne biraz kaysa haber veren telefon uygulamaları var. Tabletlerdeki haritalar radar gibi, sürpriz yok. Bırakın bu işleri artık. Tekne fiyatları olmuş milyon euro’lar, en kıçı kırık yelkenli 150 bin euro’dan başlıyor… Bugünün teknecilerinin derdi başka olmuş. Bu kadar teknolojiye rağmen yine de inat edip fırtınaya yakalanan yok mu var ama dertleri başka. Salondaki aksesuarlar dalgada kırıldı mı, çocuklar salona kustu mu veya hanım bu fırtınadan sonra bir daha tekneye ayak basar mı falan… Bugün tekne yaşantısında jeneratör, motorlardan daha önemli hale gelmişse varın gerisini siz düşünün. Jeneratör bozulunca tekneyi terk edip eve dönen çok insan tanıyorum ben.

    Neyse yine asabileştim galiba. Konumuza dönüp toparlayacak olursak:

    Denizin üstünde paylaşılan bu dostlukların yoğun olduğu hallerde teknede kafa dinlemek, hafta sonunu dinlenerek geçirmek lüks haline gelir. Az yemek, az içmek imkânsız bir hâl alır. Sükûnet, sessizlik ve kitap okumak hoş bir hayal olarak kalır. Bu sebeplerden dolayı iyi bir teknedaş, hafta içi düzenli bir hayata sahip olmalı, az içip erken yatmalı ve dinlenmiş olarak hafta sonu tekneye gelmelidir. Hafta sonu ile ilgili programlar yaparken esnek ve her an her şeye hazırlıklı olunmalıdır. Yaz aylarında bazı hafta sonları vardır ki teknelerin neredeyse tamamı denizde gibidir. Böyle durumlarda teknedaşların dışında diğer dostlarında bir araya gelmesiyle olayın boyutları farklı yerlere gidebilir. Bunun için teknedeki içki ve yemek stoku büyük önem taşır.

    İçki stokunda nicelik önem taşırken yemek stokunda nitelik ön plana çıkar. Müzik ise bütün bunların tamamlayıcı unsurudur. Kaliteli bir müzik yayını yapamazsanız bir çuval inciri berbat edersiniz.
    Onun içindir ki aktif ve sosyal bir teknede hoparlör, sintine pompası kadar hayatidir. Bütün bunların yanında teknenizin ekibi de ani baskınlara ve uzun süren gecelere dayanıklı olmalıdır. Bu sebepten dolayı teknenizin mekanik ve teknik aksamlarına gösterdiğiniz ilgiyi ve hassasiyeti personelinizden esirgemeyiniz.

    Dostlarınızla beraber, keyifli anılarla dolu ve bol kahkahalı bir yaz dilerim.

    Ben de her zaman olduğu gibi yaz aylarında dellendikçe sizi sinir edecek veya güldürecek yazılar yazmaya devam  edeceğim. ☸

  • Bizim mahalle Tuzla

    Bizim mahalle Tuzla

    Tülin ile Yüksel (Akgül), “Pazar günü Tuzla’daki yazlıkta mangala gelin” dediklerinde ilk aklımızdan geçen araba ile gidip sonrasında dönmekti. Bunun yemesi var, içmesi var. Ben artık araba kullanmayı sevmiyorum. İsmihan da direksiyona geçecekse içmekten mahrum kalıyor. “E hadi Tuzla’ya taşınalım, birkaç gün de kalırız” dedik. Nefis bir orsa seyriyle akşama doğru evlerinin açığındaki boş bir tonoza bağlandık. Fenerbahçe Marina’dan 16 millik yol. Mangal partisinin ardından botla evimize dönüp geceledik. Ertesi gün de burnun diğer tarafına, Tuzla merkezdeki barınağa hareket ettik. Burada da boş tonozlar var. Birkaç gün Tuzlalı olmaya karar verdik ya, iyice yayılıp iki tonoza birden bağlanarak emniyet aldık.

    Daha ikinci gün rutinimiz oturdu. Marinada gazete almaya bisikletle giderken, burada botla gidiyorum. Etimiz Aytaç Kasap’tan, ekmek yüz yıllık Has Fırın’dan, sebze karşısındaki manavdan, Balıkçı Mustafa’da istavrit, bira. İnsanın mahallesi gibisi yok. Devamı Mayıs 2014 sayımızda…