Yazar: MURAT ÖKSÜZ

  • RESSAM KOJO MARFO İLK KEZ İSTANBUL’DA!

    RESSAM KOJO MARFO İLK KEZ İSTANBUL’DA!

    Ganalı Ressam Kojo Marfo, küratörlüğünü Zeynep Öztürk’ün üstlendiği “Umut Denemesi” isimli sergisi ile ilk kez İstanbul’da! DG Art Project ev sahipliğinde 13 Şubat’ta kapılarını açan sergi 11 Mart’a kadar ziyaret edilebilecek. 

    1980 yılında Gana’da doğan ve çocukluk yıllarını Gana’nın farklı bölgelerinde geçiren Kojo Marfo, küratörlüğünü Zeynep Öztürk’ün üslendiği “Umut Denemesi” adlı sergisi ile İstanbullu sanatseverlerle buluşuyor. İlhamını, doğup büyüdüğü coğrafyada edindiği deneyimlerden alan Ganalı sanatçı, Türkiye’de ilk kez sergi açmanın heyecanını yaşıyor. 

    Dünyanın pek çok yerinde alışılagelmiş ataerkil düzenin tam aksi anaerkil düzenin hâkim olduğu bir yerde büyüyen Marfo, insanların eserlerinde Akan kültürünü ve Batı’da yaşadığı zorlukların bir yansımasını görmesini istiyor. Sanat anlayışının gelişmesi üzerinde Gana’da okul kütüphanesinde batı sanatı ve Picasso ile tanışmasının büyük rol oynadığını söyleyen Marfo; sanatıyla insanlarla bir bağ kurarken eserlerinde kullandığı çeşitli stiller ve teknikler ile geleneksel Akan sanatına referanslar yaparak eşitsizlikler din, siyaset gibi toplumsal konulara vurgular yapıyor. 

    Kendi deneyimlerinden ve içgüdülerinden ilham alarak çıktığı bu yolda tüm kalıpları reddeden ve özgürlüğü, “En üst düzey sevinç” olarak ifade eden Marfo’nun renkleri, ortak tarihi ve sanatsal unsurları birbiriyle harmanladığı, küratörlüğünü Zeynep Öztürk’ün üstlendiği “Umut Denemesi” sergisi 11 Mart 2024’e kadar DG Art Project’te ziyaret edilebilecek.

  • Çocuklara deniz sevgisini nasıl aşılarız?

    Çocuklara deniz sevgisini nasıl aşılarız?

    Deniz, çocuklar için hayal güçlerini ve yaratıcılıklarını geliştirmek için muazzam bir araç. Özellikle erken çocukluk döneminde, çocuklara sunulan farklı uyaranların, beyin gelişimini desteklediği ve çocuğun gelecekteki öğrenme ve gelişim potansiyelini artırdığını daha önce duymuşsunuzdur. Bu yazımda size çocuklara deniz sevgisini nasıl aşılayabileceğimizi araştırıp derlemek istedim. 

    Fotoğraflar Miray Süleymanoğlu Öncü

    Denizde olduğunda aklı bir sonraki seyirde, karaya ayak basar basmaz gönlü yine teknede… Geride bıraktığımız bir iki ayın özeti tam olarak buydu. Uzun süren tekne hayatından sonra hem kızımız “keyifliyim” teknemizin bakımları için hem de farklı birçok sebepten şehre döndük. İşlerimizi tamamlayıp, hasret giderdikten ve kışlık bakımlarımız tamamlandıktan sonra yeniden denizlere dönmek için can atıyoruz. 

    BİR KEŞİF DÜNYASI VE ÖĞRENME KAYNAĞI

    Sadece kendimiz için değil, küçük çocuğumuz Atlas Deniz için de bir an önce denizlere inme hevesindeyiz. Çocuklar için müthiş bir oyun alanı deniz. Bir keşif dünyası ve sonsuz öğrenme kaynağı. 

    Deniz, çocuklar için hayal güçlerini ve yaratıcılıklarını geliştirmek için muazzam bir araç. Özellikle erken çocukluk döneminde, çocuklara sunulan farklı uyaranların, beyin gelişimini desteklediği ve çocuğun gelecekteki öğrenme ve gelişim potansiyelini artırdığını daha önce duymuşsunuzdur. Bu konu çocuk doktorumuzla sohbetimizin arasında geçince, bu yazımda size çocuklara deniz sevgisini nasıl aşılayableceğimizi araştırıp derlemek istedim. 

    DENİZLE BAĞINI NASIL GÜÇLENDİRİRİZ?

    Mevsim olanaklarını düşündüğümüzde yaz aylarında imkânınız daha çok oluyor. Teknesi olanlar burada yaşamaya başlıyor ve çocuk denizi bir yandan yuvası olarak görüyor. Eğer hava koşullarının uygun olduğu zamanlarda bu rutini tekrar ederseniz çocuğunuz denizle olan bağını güçlendirmiş oluyor. 

    Diğer bir seçenek, ailece yelken kulüplerine gitmek. Biz, kendi teknemiz üzerinde nasıl hakimiyet kuracağımızı Global Sailing Academy’de Deniz Hoca’dan öğrendik. Bugün bizim küçük Deniz’in de orada eğitim alacağı günü iple çekiyoruz.

    Tekne tatilleri denizle bağ kurulmasında en etkili yollardan birisi. Size tavsiyem, tekne sahibi olmasanız bile yazın seyahatlerinizde kiralama seçeneklerini değerlendirip teknede vakit geçirmeniz. Bunun dışında çocuğunuzun yaş grubuna dikkat ederek; denizcilik konulu filmleri ailece izleyebilir film üzerine konuşabilir, çocuğunuz kaç yaşında olursa olsun denizcilik müzelerini ziyaret edip, denizciliğin tarihini öğrenebilirsiniz. 

    Bugün sizi, çocukları ve ailesiyle dünyayı gezmiş, yol gösterici Türk denizcilerden Sadun Boro’nun Kısmet’i ve Osman Atasoy’un Uzaklar’ının olduğu Rahmi M. Koç Müzesi’ne götürüyorum. 

    RAHMİ M. KOÇ MÜZESİ

    Yaz aylarında işimiz biraz daha kolay olabilir, çocuklar deniz canlılarını gözlemleyerek çevrelerindeki dünyayı daha iyi tanıyabilirler. Ya da denizcilik aktivitelerine katılarak fiziksel ve zihinsel gelişimlerini destekleyebilirler. Bu konunun, ebeveynler ve öğretmenler çocuklara deniz sevgisini aşılamak için ne kadar çok çaba gösterirse o kadar faydalı olacağına inanıyorum. “Peki diğer zamanlarda ne yapabiliriz?” diyerek bu sefer rotamızı Rahmi M. Koç Müzesi’ne çeviriyorum. Gelin önce biraz buradan bahsedeyim.

    Biz İstanbul’da olduğumuz bu dönemde müzeye gittik. Deniz kenarındaki, bildiklerimizi ve bilmediklerimizi yeniden hatırlatan bu müzede, zaman nasıl geçti anlamadık.

    Rahmi M. Koç Müzesi, ülkemizin ilk ve tek sanayi müzesi. İstanbul’da Hasköy’de yer alıyor. Bunun dışında Ankara, Ayvalık ve Cunda’da bulunuyor. 1994 yılından beri sizi zamanda yolculuğa çıkaran atmosferiyle ağırlıyor. Müzenin hikâyesi, Rahmi Koç henüz küçük bir çocukken babasının ona hediye ettiği elektrikli trenle başlıyor. Rahmi Koç o andan itibaren bu tarz merak duyduğu parçaları biriktirmeye başlıyor. Merakı o kadar büyükmüş ki artık devasa bir koleksiyona ulaşmış. Bu koleksiyonu da bugün, onun gibi ilgisi olan herkesle paylaşıyor. Aynı zamanda yerli ve yabancı birçok kişi, müzenin dünya çapında daha fazla insana erişebilmesi için buraya koleksiyonlarıyla katkıda bulunuyor. 

    Bir hafta sonu Üsküdar’dan kısa bir deniz yolculuğu ile mis gibi havayı ciğerlerimize doldurarak, Sirkeci’ye vardık. Sonra 10-15 dakikalık bir yolculuğun ardından heyecanla merak ettiğimiz müzeye vardık.

    Rahmi Koç’a her biri müze sahibi olan sanayi devleri ilham olmuş bu girişimde. Daha sonra, müzeye uygun bina seçimi için kolları sıvamış. Dikkatinizi ilk bakışta çekmeyi başaran, bugün rahmetli Mustafa V. Koç’a adanmış müze binası, 90’lı yıllarda tekel binası olan Lengerhane. Müzeyi genişletmek istediklerinde, Hasköy Tersanesi yeni bir alan olarak dahil ediliyor. Bu iki bölümün dışında dış mekân ve sergi alanı müzenin son bölümü olarak sizi bekliyor. Toplamda üç bölümü olan bu yeri gezerken zamanın nasıl geçtiğini anlamadık.

    DENİZCİLİĞE DAİR BİN PARÇA

    Her bir bölümü ziyaret edilmeye değer bu müzede, denizciliğe dair bine yakın parçadan oluşan geniş bir koleksiyon bulunuyor. Karadan yazdığım bu ilk yazımda, aklım hâlâ dalgalı sularda. Tutkusu deniz olan ve bu tutkunun geçmişine merak duyanlar, denizciliğin tarihine yolculuğa çıkmaya hazır olsun!

    Denizcilik, tarih boyunca çoğunlukla ticaretle ilişkilendirilmiş. Ülkelerin gelişmişlik düzeyi denizcilikteki başarıyla eş görülmüş. Bana sorarsanız, bunların hepsinden önce insan gördüğünün ardındakini hep merak etmiş. Masmavi ufuk çizgisine bakıp, daha ilerisini arzulamış. İnsanın bu merakı kıtaları aşmaya, başka bir dünya keşfetmeye yaramış. R. Tagore, “Denizin kenarında oturarak veya suya bakarak, denizi aşamazsınız” demiş. Geçmişte, suya bakmakla yetinmemiş ve bu suları aşmış herkes bizlere bu alanda paha biçilemez bir miras bıraktı. Denizcilik, insanlığın tarih boyunca merak kapılarını araladığı bir keşif yolculuğu. 

    Rahmi M. Koç Müzesi sizi, geçmişten bugüne uzanan denizcilik tarihine orijinal parçalarla, interaktif ekranlarla götürüyor. Öncelikle, her biri kıymetli bu parçalardan en etkilendiklerimden bahsetmek istiyorum. 

    MÜZENİN EŞSİZ DENİZCİLİK PARÇALARI

    ∗ En özel parçalardan birisi: Kısmet

    Bizim gördüğümüzde en heyecanlandığımız parçalardan ikisi Kısmet ve Uzaklar oldu. Oğlumuz Deniz’in adını aldığı, bizim hikâyemize, deniz yolculuğumuza ilham olan ve yolda takıldığımız sorularda kitaplarına dönüp dönüp baktığımız sevgili Sadun Boro’nun Kısmet teknesini yakından görebildik. Bu bizim için heyecan verici bir andı çünkü onun denizde olduğu zamanlara denk gelememiştik. Bugün müzede Kısmet’i görmek, geçmişe bir yolculuk yaptığımız çok özel bir deneyim oldu. 

    Denize olan aşkı, merakıyla bana ve birçok denizciye ilham olmuş rahmetli Sadun Boro’nun “Kısmet” adlı yelkenlisinin hikâyesine bir bakalım. Sadun Boro 1965’te hayallerinin peşinden giderek, eşi Oda ile Kısmet’in yelkenlerini açıp üç yıl süren bir dünya seyahatine çıktı. Seyahatini tamamladıktan sonra kendisine hayran sayısız deniz sevdalısının onu beklediğinden habersizdi. Seyirde çizdiği güzergâh bugün çoğu denizci tarafından “Sadun Boro rotası” olarak biliniyor. Bu yolculuğun şahidi Kısmet olunca yakından tekneyi görmek ailece bizi inanılmaz heyecanlandırdı. 

    İstanbul’dan seyrine başlayıp dünya sularını aşan Kısmet’in boyu 10,30 metre. Ünlü tekne yapım ustası Athar Beşpınar’ın atölyesinde inşa edilmiş. “Norveç tipi” ya da “double ender” denilen bu tekne yapısı, eskiden Kuzey Denizi’nde kötü hava şartlarına dayanıklı kılavuz teknelerde bulunuyormuş. Kısmet, dünya seyahatinin yüzde 80’ini pupa seyrinde gerçekleştirmiş. 

    Tüm bu bilgilerle Kısmet’e baktığımızda sanki o seyahatin rüzgârı bize de esti, dalgalar bizi de bir yerlere götürdü. Bu kadar özel ve gurur dolu anıların geçtiği bir tekneye böylesine yakından bakabilmek büyük bir şans ve mutluluk. Sadun Boro iyi ki “Sevgilim” dediği yelkenlisini Rahmi M. Koç Müzesi’ne bağışlamış ve bizlerle buluşturmuş. Kısmetle tanışmak bizi çok mutlu etti. Deniz’in tekneye meraklı bakışları, ilerde Sadun Boro’nun rotasını takip edecek bir denizci olduğunu bana hissettirdi. Rahmi M. Koç Müzesi’ne uğrarsanız Türk amatör denizciliğine yön veren Kısmet’i görmeden dönmeyin! 

    ∗ Tarihi askeri gemi: Maid of Honour

    Neredeyse 100 senelik bir hikâye… Denizcilik koleksiyonunun en heyecan verici teknelerinden birisi Maid of Honour. İngiliz Kraliyet Donanması’na ait 17 metre uzunluğunda bir amiral teknesi. 

     ∗ Türk denizciliğinde yeri ayrı: Savarona yatına ait filika

    Atatürk’ün kullanması için tahsis edilen bu filika müzenin en kıymetli parçalarından. Filika, 1931 yılında Hamburg’da inşa edilen M/Y Savarona için özel olarak üretilmiş. Atatürk ölümünden önce bu gemide önemli konuklarını ağırlamış. 

    ∗ Avrupa’nın en eski buharlı römorkörü: Rosalie

    Gelelim yaz aylarında nostaljik bir deniz turu yapabileceğiniz Rosalie’ye. Nostaljik diyorum çünkü bu gemi 1873 yılında, Hollanda’da, Kinderdijk, J & K Smit Tersanesi tarafından inşa edilmiş. Önemi en eski buharlı römorkörlerden olması.

    MÜZEDE YAŞATILAN GEÇMİŞ

    19. yüzyıla ait atölyeler gerçeğe uygun şekilde “Yaşayan Geçmiş” adlı kısımda canlandırılmış. Bunlardan iki tanesine bu yazıda yer vermek istedim.

    ∗ İlki, İstanbul’un tarihi sandal yapım geleneğini yansıtan “Sandal Yapımevi”

    Burası, Ayvansaray semtinde bulunan eski bir sandal yapım atölyesi örnek alınarak hazırlanmış. 1980’li yıllarda Haliç’te karşınıza çıkan bu atölyeler, Sandal Yapımevinde, yapım zanaatini yakından görmemizi sağlarken bu kıymetli geleneği de yaşatıyor.

    ∗ Müzede dikkat çeken diğer bölüm “Balıkçı Barınağı”

    Bu barınak, Haliç kıyısında bulunan bir balıkçı barınağına benzetilerek hazırlanmış. Gerçek bir barınakta olduğu gibi birçok malzeme görebiliyorsunuz. Balık ağları, olta takımları, balıkçı kayığı ve balıkçıların kullandığı nice eşya. Özellikle balıkçılık merakı olanlar mutlaka ziyaret etmeli!

    ∗ İttir Kaktır

    Müzenin en yenilerinden. RMK Marine Tersanesi’nde 2020 yılında inşa edilen tekne motoru 150 beygir gücünde. Görüntüsü, renkleri inanılmaz sevimli duran bu gezinti teknesi bir römorkör. Müzede gururla sergilenen bu tekne İngiltere merkezli Classic Boat dergisinin düzenlediği yarışmada kendi kategorisinde “en iyi” seçilmiş!

    ∗ Cam şişelerdeki gemiler

    Minimal parçaları sevenler için müzede bulunan cam şişelerdeki gemiler, dikkat çekici objelerden. Denizi küçücük bir şişeye sığdırmış bu şişeleri yakından incelemek çok zevkli.

    ∗ Gezgin Clodia

    Motorsuz teknelerden en ilginç olanı. 1927 yılında İtalyan gezgin Giacomo de Stefano tarafından inşa edilmiş bu tekne, altı ay süren uzun bir yolculuk gerçekleştirmiş. Clodia, 20. yüzyılın başlarında, motorlu tekneler yaygınlaşmadan önce, Avrupa’da kullanılan geleneksel bir tekne türü olması açısından kıymetli bir parça.

    ∗ Fenerbahçe Vapuru

    Müzenin en önemli ve dikkat çeken teknelerinden birisi. “Bahçe tipi” olarak geçen bir yolcu vapuru. Türkiye Denizcilik İşletmeleri Şehir Hatları İşletmesi bünyesinde çalışan vapur, 22 Aralık 2008 tarihinde Veda Turu isimli son seferini gerçekleştirmiş ve müzede yerini almış.

    Deniz âşığı olan herkesin bir kısmından bahsettiğim bu denizcilik bölümünü gezmesini öneriyorum. Oscar Wilde “Hiç kimse geçmişini geri alacak kadar zengin değildir” diyor. Hayatta geriye dönme imkânımız olmasa da geçmişin bugün gibi yaşatıldığı ve hatırlatıldığı yerler bir köşede hep bizi bekliyor. Rahmi M. Koç Müzesi bu yerlerden birisi. Yolunuz bu müzeye düşerse sonuna kadar tadını çıkarmayı ve her köşesini keşfetmeyi unutmayın.

    Üç tarafı denizlerle çevrili ve denizcilik açısından bu kadar zengin bir ülkenin çocuklarının daha çok denizle ve suyla iç içe yaşaması en büyük temennilerimizden birisi. Çocukların hem zihinsel hem de fiziksel gelişimi üzerinde deniz sevgisinin önemini günden güne daha net gören birisi olarak umarım daha çok çocuğa bu sevgiyi aşılayabilirim. Bu konuda en önemli görev biz ebeveynlere ve öğretmenlerimize düşüyor. 

    Denizcilik sevgisini aşılamak için yapabileceklerimize eklemek istedikleriniz olursa instagramdan @keyifliyim sayfamızdan bize yazabilirsiniz. Keyifli, mutlu ve içinde deniz sevgisi olan çocuklar yetiştirebileceğimiz nice günlere. Pruvanız neta, hayat kolayınıza olsun.☸

  • Denizsiz ülkeden gelen mavi girişimci: Tatsiana Mikhalap Balkan 

    Denizsiz ülkeden gelen mavi girişimci: Tatsiana Mikhalap Balkan 

    Denizcilikle ilgili faaliyetlerin deniz kenarında yetişmiş bireylerin tekelinde olduğu düşünülebilir ama gerçek durum böyle değil. Denizci Kadınlar’ın önceki söyleşilerinde tanıştığımız tüm kadınlar denizle çocukken tanışmış, denizde çalışmaya daha erken yaşlarda karar vermiş ya da bunu hayal etmişlerdi. Bu sayının konuğu olan Tatsiana Mikhalap Balkan’ın hikâyesi ise farklı…

    Röportaj ALPER GÜNORAL, Fotoğraflar TATSIANA MIKHALAP BALKAN ARŞİVİ

    Aralık ayında Türkiye Yat Kaptanları ve Çalışanları Derneği tarafından Marmaris’te düzenlenen International Yachtingsector faaliyetine katılmıştım. Orada tanıştığım Tatsiana Mikhalap Balkan ilginç hikâyesi ile hemen dikkatimi çekti. Tatsiana aslen Belaruslu. Belarus’un denize kıyısı yok ve Tatsiana denizi ilk kez 19 yaşında görmüş. Şimdi ise denizcilik alanında hizmet veren başarılı bir şirketin ortaklarından biri konumunda. 

    SADECE İŞİ DEĞİL, TUTKUSU

    Denizle tanışma hikâyenizle başlayalım mı?

    Belarus denize kıyısı olmayan bir ülke. Ben denizi ilk kez 19 yaşımdayken tatil için gittiğim Ukrayna’da gördüm. Ardından Belarus’ta turizm sektöründe çalışırken 24 yaşımda Mısır’ın büyüleyici Hurghada şehrine bir otelde görevlendirildim. Bu hayatımın dönüm noktalarından biriydi. Burada denizde çalışmaya yönelik fikir oluştu. Kızıldeniz, dünyanın en güzel denizlerinden biri olarak kabul edilir ve bu bölge, yatçılığın en popüler destinasyonlarından biri. İlk başta hostes olarak görev aldım. Her gün, denizin farklı tonlarına ve eşsiz güzelliğine hayran kaldım. Bu deneyim benim için sadece bir iş değil, bir tutku haline geldi.

    Türkiye’ye ne zaman geldiniz?

    Mısır’da politik durum karışınca işler değişti ve Türkiye’ye taşınmak zorunda kaldım. 2012 ve 2015 yılları arasında Türkiye’de çeşitli yatlarda baş hostes olarak görev yapma fırsatı buldum. Bu süre zarfında, yat yönetimi ve hizmet sektörü hakkında derinlemesine bilgi edindim. Bir gün teknemizin yanına yanaşan teknede 12 yıldır Fransa’da yaşamış ve yurda yeni dönmüş olan hayatımın aşkı Ömer Balkan’la tanıştım. Kendisinin yatçılık konusundaki uzmanlığı ve birikimiyle bu alanda daha da yetenekli hale geldim, bilgi ve tecrübe kazandım. Bugün yatçılık benim için sadece bir iş veya bir hobi değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı. 

    Şu anki işinizi ve faaliyetlerinizi anlatır mısınız?

    Eşim Ömer Balkan’la birlikte B2 Marine’i kurduk. Şirketimiz yat yönetimi, tekne alım-satım ve teknik yönetim hizmetleri sunuyor. Aynı zamanda, Over Marine Group’un Mangusta yatları için Türkiye’deki satış sonrası servis destek noktasıyız. Bunun haricinde sektördeki dijital dönüşümü de benimsedik. YATBU ve Yük Bankası uygulamaları ile teknolojiyi kullanarak hizmetlerimizi genişlettik. 

    SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞE DESTEK UYGULAMALAR

    Bahsettiğiniz uygulamalardan YATBU’dan söz eder misiniz önce?

    Yatçılık sektörü son yıllarda önemli bir büyüme ve dönüşüm süreci içinde. Bu sektör, lüks turizmin önemli bir parçası olmasının yanı sıra teknoloji, sürdürülebilirlik ve çevre koruma konularında da önemli atılımlara sahne oluyor. Biz de bu konuda ne yapabileceğimizi düşündük ve iki uygulama ile kendi teknolojik faydamızı ortaya koymak istedik. YATBU uygulaması denizcilik sektöründe sürdürülebilirliği teşvik etmek için tasarlandı. Denizlerimizdeki atıkların çoğu insan faaliyetlerinden kaynaklanıyor. YATBU, yat sahipleri ve mürettebatına, atıkları azaltma ve yeniden kullanma konusunda bilgi ve araçlar sunuyor. Ana hedefi denizde geri dönüşümü teşvik etmek ve yatlarda atık yönetimini iyileştirmek. Bu amaçla YATBU, geri dönüştürülebilecek atıkların çöpe atılmamasını ve mümkün olduğunda tekrar kullanılmasını sağlayacak bir uygulama. Denizcilik sektöründe sıfır atık hedefine ulaşmak istiyoruz.

    Bir de Yük Bankası uygulaması sunuyorsunuz… 

    Evet. B2Load Bank yani Yük Bankası, marine jeneratörlerin güvenli çalışabilmesi için tasarlanmış bir teknoloji. Marine dizel jeneratörler, üretici firma tarafından belirlenen ideal yüzde 65 yük miktarını her zaman sağlayamaz. Bu durum yanmamış yakıt ve kurum salınımı yapmasına ve dolayısıyla deniz yüzeyinde kirliliğe ve konfor kaybına neden olur. Ayrıca, jeneratörlerin belirlenen minimal çalışma şartlarının altında uzun süre kullanılması, jeneratörlerin yorulmasına, ömrünün kısalmasına ve ciddi bakım maliyetlerine yol açar. B2Load Bank, jeneratörü sürekli olarak yüzde 65 yükte tutarak yıpranma ve kurum üretimini minimal düzeylere indirmeyi sağlıyor. 

    Anlattığınız gibi, teknoloji yatçılığın olmazsa olmaz bir parçası artık…

    Evet. Teknoloji, yatçılık sektörünün bugününe ve geleceğine büyük ölçüde yön veriyor. Yeni teknolojiler ve dijitalleşme yat tasarımından işletmeye, müşteri hizmetlerinden bakım ve onarıma kadar sektörün hemen hemen her alanını etkiliyor. Özellikle, dijital platformlar ve mobil uygulamalar, yatçılık hizmetlerinin daha verimli, kullanıcı dostu ve erişilebilir hale gelmesine yardımcı oluyor.

    Üstelik sürdürülebilirliği destekliyor da artık teknoloji, değil mi?

    Sürdürülebilirlik ve çevre koruma konuları yatçılık sektörünün bugününde ve geleceğinde önemli bir yer tutuyor. Yat işletmeleri ve üreticileri, çevresel etkilerini azaltmak ve deniz ekosistemlerini korumak için çeşitli stratejiler ve teknolojiler benimsiyor. Atık yönetimi ve enerji verimliliği konularında yenilikçi çözümler geliştiriliyor. Ayrıca, daha temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik araştırmalar ve yatırımlar da hız kazanıyor. Sonuç olarak yatçılık sektörü, teknoloji ve sürdürülebilirlik konularında önemli adımlar atarak, hem müşteri beklentilerini karşılamak hem de çevresel sorumluluklarını yerine getirmek için çabalıyor. Bu trendler, sektörün hem bugününü hem de geleceğini şekillendiriyor.

    SEKTÖRE GENÇ İSTİHDAM

    Yat yönetimi alanında personel istihdamı da sağladığınızı biliyorum. Özellikle gençler için bu hizmetinizi de anlatır mısınız?

    Aslında teknelerde özellikle alt kademelerde çalışacak personele ihtiyacımız var. Ama günümüzde gençler daha çok yöneticilik kısmına ilgi gösteriyorlar. Bu konuda da tecrübesizlikleri onların önüne geçiyor. Bu nedenle teknik personel maaşları mühendis maaşlarını geçmiş durumda. Yatçılık sektörü genç bireyler için birçok fırsat sunuyor ama geniş bir yetenek ve beceri yelpazesi gerektiriyor.

    Bu durumda gençlerin hayli donanımlı olması gerekiyor değil mi?

    Kesinlikle. Yatçılık, teknik bilgi ve beceri gerektiren bir sektör. Yatların işleyişi, bakımı ve onarımı hakkında bilgi sahibi olmak önemli. Ayrıca modern yat teknolojileri ve sistemleri hakkında bilgi edinmek de yararlı olacaktır. Sektörde müşteri hizmetleri de büyük önem taşıyor. İyi iletişim becerileri, etkili müşteri hizmetleri ve problem çözme yetenekleri başarı için kritik konular. Teknolojinin önemi ise zaten malum. Dijital beceriler, özellikle sosyal medya yönetimi, dijital pazarlama ve yeni teknolojilere uyum, genç profesyoneller için önemli hale geldi. Konuştuğumuz gibi, yatçılık sektöründe çevresel etkilerin azaltılması ve sürdürülebilir uygulamalar benimseme konularına giderek daha fazla çaba harcanıyor. Bu konulara ilgili ve bu alanlarda bilgili gençler gerekiyor. Ve unutmayalım ki, her yat kendi başına bir işletmedir. Bir de bizim gibi yat yönetim işletmeleri var. Bu işletmelerin etkili bir şekilde yönetilmesi ve işletilmesi için stratejik planlama, finansal analiz, proje yönetimi ve liderlik gibi alanlarda kendini geliştirmiş personel her zaman tercih sebebi olacaktır.

    “ZORLUKLAR BENİ DAHA GÜÇLÜ BİR LİDER HALİNE GETİRDİ”

    Sektörde bir kadın olarak zorluklar yaşadınız mı?

    Yatçılık sektörü tarihsel olarak erkek egemen bir alan olmuştur ve bu durum bazen kadınlar için belirli zorluklara yol açabilir. Bu zorluklar arasında cinsiyet temelli önyargılar, profesyonel gelişim ve ilerleme engelleri ile iş-yaşam dengesi konuları yer alabilir. Sektördeki ilk yıllarımda kendimi kanıtlamaya ihtiyacım vardı. Şimdi ise yatırımcı ve girişimci olarak aynı durumdayım. Bir kadın olarak bu sektörde çalışırken, kişisel deneyimlerimden ve güçlü bir kararlılıktan yola çıkarak bu zorlukların üstesinden gelmeye çalıştım. Öncelikle profesyonel yeteneklerimi ve bilgimi sürekli geliştirmeye odaklandım. Bu hem işimde başarılı olmamı sağladı hem de cinsiyet temelli önyargıları aşmamda yardımcı oldu. Ayrıca iş yerinde cinsiyet eşitliği ve kadınların liderlik pozisyonlarına yükselmesi konularında aktif bir rol oynadım. Hem kendi kariyer gelişimim için hem de diğer kadınların sektördeki konumunu güçlendirmek için buna önem verdim. Bir de belirtmek isterim ki, karışma çıkan zorlukların üstesinden gelme süreci beni daha güçlü bir profesyonel ve lider haline getirdi. Yaşadığım deneyimler sonucunda yatçılık sektöründe kadınların daha fazla temsil edilmesi ve desteklenmesini savunuyorum. 

    Bundan sonrası için planlarınız neler?

    Yakın gelecekte planım, kurucu ortağı olduğum B2 Marine markasını güçlendirmek ve hizmet standartlarını yükseltmek. Mevcut servislerimizi titizlikle gözden geçirip iyileştirme fırsatlarını belirliyoruz. Ayrıca, müşteri memnuniyetini artırmak ve sektördeki lider konumumuzu pekiştirmek adına yeni stratejiler geliştireceğiz. Bu amaçla; müşterilerimizin geri bildirimlerini toplayarak ve değerlendirerek, onların beklentilerini anlamaya ve hizmetlerimizi bu beklentilere göre iyileştirmeye çalışıyoruz. Bu hedefe ulaşmada en önemli değerimiz çalışanlarımız. Onların yeteneklerini ve bilgi düzeylerini geliştirmek için düzenli eğitimler vermeye devam ediyoruz. Kişisel olarak ise bir gün ailemle birlikte bir katamaranla Karayipler’e bir gezi yapmayı çok istiyorum. Bunun için kızımızın biraz büyümesini bekliyoruz.☸

  • GÖRMEYE DEĞER 30 TEKNE – BOSPHORUS BOATSHOW – KARA FUARI 2024

    GÖRMEYE DEĞER 30 TEKNE – BOSPHORUS BOATSHOW – KARA FUARI 2024

    17-24 Şubat tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açacak olan Bosphorus Boat Show Kara Fuarı’nda 250’den fazla katılımcı 1500’den fazla ürün ve hizmeti 45 bin metrekarelik bir alanda sergileyecek. YATED tarafından organize edilen ve sekiz salonda birden düzenlenecek; dünyanın ikinci, Türkiye’nin en büyük kara fuarından, birçoğu ülkemizde ilk kez sergilenecek 30 modeli listeledik. Hazırlayan: Ayça Güçlüten

    SQUADRON 68 – AZIMUT 68 – PRINCESS F65 – BLUEGAME BGX63 – PARDO 50 – MAZU 52 – PRESTIGE F4 – BAVARIA C46 – JEANNEAU SUN ODYSSEY 490 – INVICTUS TT460 – TECHNOHULL OMEGA 47 – AQUILA 42 YACHT – VANQUISH VQ45 – DE ANTONIO YACHTS D42 OPEN – HANSE 410 – JEANNEAU MERRY FISHER 1295 FLY – MITO 40 – NIMBUS W11 – JEANNEAU DB/37 – OCEANIS 37.1 – SOLARIS 40 OPEN – SAGA 385 HT – RIBCO VENOM 34 – YOT 36 – AXOPAR 29 – RYCK 280 – ROAMER 29 – PROTAGON 25 – XO DFNDR A8 – SPIRIT 25

    Tekneler tüm detaylarıyla Şubat 2024 sayımızda…