Etiket: Edito

  • Macera teknelerine ilgi sürüyor

    Macera teknelerine ilgi sürüyor

    Bundan sekiz yıl önce, Eylül 2014’te İstanbul Pendik’te bir boat show’da ilk kez bir Axopar görmüştük. O fuarda karada sergilenen Axopar 28AC hem fiyatı hem de tasarımıyla ilgi odağı olmuştu. 8,60 metrelik model ile test seyrine Türkiye’de ilk kez ben çıkmıştım. O seyrin notlarını dergimize yazarken de şu cümleleri kurmuştum:

    “Kapalı kabini ve dizel ısıtıcısı ile kışın; başta ve kıçtaki dış yaşam mahalleri ve sunroof’lu tavan yapısıyla yazın kullanım konforu sunan Axopar 28AC, sekiz kişinin seyre çıkabildiği ve dört kişinin yatabildiği bir tekne… 47 knot’lık maksimum hızıyla İstanbul için de bir ulaşım alternatifi… Her havada kullanabileceğiniz Axopar 28AC, kompakt yapısıyla her isteğinizi karşılayabilecek bir model…”

    Bu yazının yayınlanmasını takip eden günlerde Axopar ve benzeri teknelere olan ilgi açıkçası beni de şaşırtmıştı. Aynı modelden ikişer adet alıp birini güneydeki teknesinin yanında, diğerini İstanbul’da kullananları duyuyorduk. Avrupalıların “Adventure Boats” dediği bu tekne tipinin Axopar dışında XO Boats, Saxdor gibi birçok başarılı üreticisi de var.  Ülkemizde bu teknelere gösterilen ilgiyse hiç azalmadan devam ediyor. Biz de bu ay kılavuz sayfalarımızda bu “maceracı”ları listeleyip en yeni 10 modeli bir araya getirdik…

    Bu sınıfın iyi örneklerinden birisi de Samba11. Türk marka Samba Powerboats’un Open modeliyle Kalamış-İstinye-Burgazada rotasında yaptığımız seyrin detaylarını “Test” sayfalarımızda okuyabilirsiniz…

    Yazın ortasına geldiğimiz bugünlerde ülke dışında gezecek yer arayanlara Deniz Kurt Görsev’in Como Gölü, Tanıl Tuncel’in Sevilla yazılarını; kıyılarımızdaki son durumu merak edenlere de Ali Boratav’ın Göcek yazısını öneriyorum. Boratav, geçen ay düzenlenen “Fethiye Körfezi Göcek/Dalaman Koyları’nın Korunması ve Yönetimi Çalıştayı”nın özetini ve Göcek’in son halini anlatıyor. Durum çok iyi değil! Bir yandan da geçen sene hepimizi kahreden orman yangınları maalesef bu sene de canımızı yakmaya devam ediyor. Bünyamin Sürmeli, bu ayki yazısında Türkiye’de çıkan yangınların yalnızca yüzde 11,5’inin doğal kaynaklı olduğunun altını çiziyor. Yani bu yıl da kaygılıyız!

    Yaşadığımız yere gereken saygıyı gösterdiğimiz; mavimize ve yeşilimize gözümüz gibi baktığımız bir yaz geçirelim lütfen…

    İyi okumalar…

  • Maviliklerde, barış içinde…

    Maviliklerde, barış içinde…

    Rusya-Ukrayna Savaşı, maalesef insanlık dramı olarak gündemdeki yerini koruyor. Birçok alandaki olumsuz etkileri de sürüyor. 24 Şubat’ta, yanı başımızda, Karadeniz’in kuzeyinde başlayan savaşta ticari gemiler bile vuruldu, tedarik zinciri bozuldu, denizciler mahsur kaldı. Savaşın denizlere yansıması sadece bununla da kalmadı. Batılı ülkeler Rusya’ya karşı ekonomik yaptırımlar açıkladı ve bundan milyon dolarlık yatlar da payını aldı. Dünyanın en büyüklerinin de aralarında bulunduğu onlarca yata yaptırım geldi; “Oligarkların yatlarına el konuldu” başlıklarıyla basında sıklıkla yer alan haberlerden de takip etmişsinizdir. Aslında yatlara el konulmadı, bulundukları limanlardan ayrılmalarına izin verilmiyor. Aradaki farkı ise uluslararası deniz hukuku uzmanı yazarımız Av. Murat Sümer anlattı (s.76). Alıkonan yatların isimleri, sahipleri, özellikleri ve nerede tutulduklarını da derledik (s.78). Bu haberimizdeki bir detay da çok önemli, çünkü yaptırımlardan kaçan oligark yatlarının rotası Türkiye…

    Savaşla birlikte Montrö Boğazlar Sözleşmesi bir kez daha gündemde. “Çıkmamız” gerektiğini söyleyenlerin bile sözleşmenin önemini artık kavradığını düşünüyorum. Kıymetli yazarımız Büyükelçi (E) Süha Umar “Kaptanlar, diplomasi ve Montrö” başlıklı yazısında, 1930’lu yılların Türkiye’sini yöneten bilgili, deneyimli ve ileri görüşlü insanların Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne giden yoldaki çabalarını kaleme aldı (s.86).

    Bu yoğun gündemde bir haber de Göcek’ten geldi. Sosyal medyada “koylar satılıyor” paylaşımlarını muhtemelen görmüşsünüzdür. Göcek koylarında özelleştirme ihaleleri başladı. 10 yıllığına, yap-işlet-devret sistemiyle kiralanacak koylarda tekneler artık ücretli konaklayacak. Deniz kirliliği ve izdihama bir çözüm bulunmasını uzun süredir bekliyorduk ancak bu ihaleler hepimizi tedirgin etti. Birçok bilinmezi barındıran konuyu Ali Boratav yazdı ve aklındaki soruları da sıraladı (s.92)…

    Her şeye rağmen bahara yakışır, içimizi açacak sayfalarımız da var. En yeni tekneler, yelken yarışları, denizci sohbetleri ve marin dünyadan son haberlerle dolu dolu bir Nisan sayısı hazırladık. Engin maviliklerde barış içinde yaşayacağımız bir dünya dileğiyle…

    İyi okumalar…

  • Yacht Türkiye 16 yaşında

    Yacht Türkiye 16 yaşında

    Yayın hayatına Mart 2006’da; “Denizler, tekneler ve gezginler hakkında her şey” sloganıyla başlayan Yacht Türkiye, 16 yılı dümen suyunda bıraktı. İlk sayısından itibaren sloganındaki gibi zengin içeriğiyle evinize, ofisinize, teknenize ulaştı ve siz değerli okurlarımızın ilgisiyle her zaman Türkiye’nin en çok satan yat ve deniz kültürü dergisi olmayı başardı. 16 yıllık desteğiniz için teşekkürler…

    Bir teşekkür de, titizlik içinde fedakârca çalışarak, her ay dergiyi sizlerle buluşturan Yacht Türkiye ekibine, değerli kalemleriyle katkı sağlayan yazarlarımıza ve yayıncımız Doğan Burda Dergi Grubu’na… 16 yıl yayıncılık için hatırı sayılır bir zaman dilimi. Bu süre zarfında güzel günler gördüğümüz gibi pek çok krizi de hep beraber yaşadık. Doğal afetler, terör, siyasal belirsizlikler, salgın hastalıklar, ekonomik krizler… Her şart altında mavi düşlerinizin esin kaynağı Yacht Türkiye’yi ilk günkü heyecanımızla hazırlamaya gayret ettik. Fırtınaları hasarsız atlatıp kesintisiz her ay sizlerle buluştuk. Bugünlerde içinde bulunduğumuz salgın ve savaş gibi küresel krizleri de aşacağımıza, engin mavide güzel günler yaşayacağımıza inancım tam…

    Tüm insanlığın barış içinde olacağı bir dünya dileğiyle; pruvamız neta, rüzgârımız hep kolayına olsun…

    İyi okumalar…

  • Ev gibi tekneler

    Ev gibi tekneler

    Yaşam pratiklerimizi değiştiren pandemiyle tanışalı neredeyse iki yıl oldu. Özellikle izolasyonun öneminin ortaya çıktığı ilk dönemde denizler adeta sığınağa dönüştü. Teknesine taşınan, 12 ay tekne yaşamını seçen, sıfırdan tekne alıp denizci olanların sayısı o kadar çok arttı ki, bir dönem bundan neredeyse şikâyet eder hale geldik. Tekne hayatına duyulan bu ilgiyle birlikte en çok karşılaştığımız soru ise “hangi teknede yaşanır?” oldu. Elbette karadaki evlerimizde olduğu gibi denizde de bunun bir asgarisi ya da sınırı yok. Her bütçeye, her isteğe, her yaşam biçimine uygun tekne var. Özellikle boy sorusuna da bir cevap vermek çok güç. Unutmayalım ki Sadun Boro 10 metrelik Kısmet’in içinde yıllarca yaşadı, onunla dünya turu yaptı. Hatta daha küçük teknelerle dünya turu yapanlar da oldu…

    Ancak ülkemizde yelkenli teknelerde büyük boy modeller daha çok rağbet görüyor. Bunun başlıca sebebiyse evdeki konforu teknemize taşıma isteğimiz. Biz de buradan hareketle bu ayki dosya konumuzu ev konforu sunan yelkenliler olarak belirledik. 50 feet segmentinde, 15-17 metre boy aralığında 15 modeli bir araya getirdik. Evini tekneye taşımak isteyenler bu dosyayı kaçırmasın…

    Kapağımızda gördüğünüz şahane tekne ise ev değil, büyük bir malikâne konforunda. Türk tersane Numarine’in bugüne kadar inşa ettiği en büyük yat olan dört güverteli 37 XP, ikisi master, biri owner olmak üzere yedi kamarasında 14 kişiyi ağırlayabiliyor. İlki Türkiye’de alıcı bulan explorer sınıfı yattan altı ay içerisinde dört adet ABD’ye, bir de İngiltere’ye satış yapıldı. Başarılı tersanenin büyük başarı yakalayan modeliyle ilgili tüm detaylar ilerleyen sayfalarda…

    Her zaman olduğu gibi 2021’in son ayında da deniz ve tekneyle ilgili her şeyi bulabileceğiniz bir sayı hazırladık. En yeni modeller, yelken yarışları, marin dünyadan son haberler ve denizci sohbetleriyle dolu dolu bir içerik sizi bekliyor. Yeni yılda umut dolu maviliklerde buluşmak dileğiyle…

    Keyifli okumalar…