Halki zamanın durduğu harika bir Ege adası. Sanki Cittaslow (Sakin Şehir) kavramı bu limanda doğmuş gibi. Araba, scooter, karbon monoksit yok. Her yere yürümek zorundasınız. Ama yürüyerek gideceğiniz yerler de zaten 15 dakika mesafede. Lüks, marka, şatafat yok. İtalyan pizzacısı, Fransız bistrosu yok. Duty-free yok. Dev motoryatların bağlanıp jeneratörlerini çalıştırabileceği dev iskeleler, rıhtımlar yok… Harika… Tam her şeyi unutup dinlenmelik bir ada!
Bir arkadaşımız davet etti. Biz de Ramazan Bayramı izdihamı başlamadan bir Hisarönü-12 Adalar gezisi yapalım dedik.İki alternatif rotamız var: Rüzgâra göre ya Bozburun’dan çıkıp batıya korsanların adası Astifalya’ya ya da güneye zamanın durduğu ada Halki’ye kadar gideceğiz. Ya da ikisine birden… 16 Haziran sabahı hava tahminlerine baktık. Ertesi akşam Gündönümü Fırtınası başlıyor ve rüzgâr iki buçuk gün boyunca esiyor ve durmaksızın esiyor. Kos-Astifalya arasındaki koridor kıpkırmızı… Neden kendimizi zora sokalım? Simi’den giriş yapıp ertesi gün hemen Halki’nin yolunu tuttuk. Ertesi gün sert rüzgâr bizimle birlikte Halki’ye kadar ulaştı. Ve üç gün boyunca esti durdu. Biz de üç gün boyunca tembellik yapıp Halki’de kaldık. İyi de oldu. Zaten minicik ada, her köşesini gezdik. Devamı Ağustos 2017 sayımızda…
Tepedeki haşmetli kilise 1995 yılındaki jurnale çizdiğim resim gibi hafızama çiziliyor. Arki’ye seyir, Patmos’tan yokuş aşağı, sırtına yaslanıp keyfini çıkaracağın seyirlerden. 7-10 knot kuzey rüzgârı Kelebek ve yolcusunu 4-5 knot süratle Arki’ye taşıyor. Çay ve çörekle kokpitte oturmuşum maziye, Kelebek III’ün log’una bakıyorum, şükrediyorum 20 yıl sonra yeni bir log’a bir şeyler çiziktirme şansını bulduğuma. Hayat muhteşem, bakmasını bildiğimiz sürece…
Gece, daha doğrusu sabaha kadar Pandeli’deki dünya evine giren mutlu çifti, sirtaki yorgunluğuyla baş başa bırakıp demir alıyorum, onlar ersin muradına, biz çıkalım kuzeye. Dümen arızasından kursağımda kalan Patmos’a ikinci denemede ilk adımım biraz küçük. Doğrusu kalabalıktan kaçıp, biraz uyumak, dinlenmek için bir kuzeydeki koy Alindi’ye geçeceğim. Rüzgâr 20-25 knot meltem (KB).
Bodrum’dan gelen için, Kalimnos-Leros arasından batıya geçip Lakki limanında giriş yaptıktan sonra Patmos’a geçmek mesafe olarak daha kısa, yalnız rüzgârın gözüne gitmek garanti. Ben arıza yüzünden çıkış yapamadığımdan, giriş yapmayacağım ve Lipsi’ye uğramak istediğimden Leros’un doğusundan tırmanmayı tercih ediyorum. Alindi doğu hariç her yöne kapalı büyük bir koy. Hava şartları müsait olmadığında Leros’un alternatif feribot limanı. Meltemde koyun KB köşesinde demirleyebilirsiniz veya bize yakın adalarda moda olan, kıyıdaki tavernaların attıkları tonozlardan birine bağlanabilirsiniz. Şamandırada hangi tavernanın olduğu, yani akşam nerede yemek yiyeceğiniz yazıyor. Dip çoğunlukla erişte. Alindi’nin yüksek tepelerden inen sağanaklarıyla da kötü bir şöhreti var. Sağanaklardan korunmak, daha doğrusu tam yolu üzerinde olmamak için, eğer seçme lüksüm varsa, demir yerimi kıyıdaki vadicikler, yani nozulun tam karşısında değil, tümseklerin karşısında seçerim ama burada kıyıya çıkacağım yere yakın öyle bir yer yok. Kıyıya yakın bir yerde dipte bir kumluk yama bulup demiri bıraktım. Kum yamaları küçük olduğunda tek başınayken, sert rüzgârda başüstüne gidene kadar kaçırabiliyorsun, ben bu durumda kumluk yamayı, geçtikten sonra tekne geriye kayarken demiri bırakıyorum. Sağanaklar 30’u geçince benim Ultra dipteki erişteyi kökünden koparttı. Hazır taramışken kıyıya yakın, boşalan tonozlardan birine şamandıradan sonra tekneye alacağın “penant” halat olmadığından başarısız üç deneme yaptım sonuncusunda rüzgâra karşı fıtık olmama az kalmışken botun kancasını bırakmak zorunda kaldım. İnadım inat tornistanla gidip kancayı kurtarma operasyonundan sonra yakalayabildiğim tonozun halatı rüzgâr yüklenip gerildiğinde su altında olan yaralı kısmı su yüzüne çıktı, halatın üç kolundan biri kopmuş.
Demir tararsa tekne yavaş sürüklenir ve tekrar tutma şansı var ama tonozun halatı koparsa uyanıp bir şeyler yapmaya vaktin olmayabilir. Bu kadar uğraştan sonra bayağı müstehcen kelimelerle halatı bırakıp tekrar demirledim. Devamı Mart 2016 sayımızda.
Patmos island, Dodecanese, Greece. Unesco heritage site
Kefere dilindeki adının Poseidon’un eşi, Su Perisi Syme’den; Türkçe adının ise bazı kaynaklarda bir zamanlar adada yapıldığı yazılan, ama bilene rastlamadığım “Sümbek” denen balıkçı kayığından geldiği söylenen Sömbeki Adası’na Reis, “Mezkûr ada bir yüce dağdur. Ol dağ Rodos Kal’esine otuz mildur. Ve bir kal’esi var. Ma’mûr. Mezkûr kaleye kefere tayifesi şimbud dirler. Bir yüce kaya başında vâki’ olmuşdur” diye gelir. “Sonu sığdır. Kıyıları başlıktır. O bağlara karşı demir atıp, yatarlar. iyi yataktır” diyerek de bugünün Pedi Limanı’nı anlatır…
Bozburun yapısı 13 metrelik aynakıç “Akvaryum”da yedi büyük, iki çocuk bir de “Minik” köpek, toplam 10 kişiyiz. Karayel üfürdükçe üfürüyor. Datça’dan çıktık. Rota, Bozburun. Datça Feneri yakınlarında, 9.9 Johnson motoru ve tüm teçhizatı ile arkamızdan çektiğimiz, benim Avon botu tekneye bağlayan halat koptu. Almak için manevra yaptığımız sırada, arkadan gelen dalga, teknenin sudan çıkan kıçına öyle bir vurdu ki dümen palası kopup, sapsız balta gibi Ege’nin derinliğine doğru yola çıktı. Sert karayelde, denizin ortasında kalakaldık. Canımızı nasıl kurtardığımız uzun hikâyedir. O gün benim mahzun bakışlarım arasında bize veda eden botun izini, Atina Büyükelçiliğimizin yardımı ile Sömbeki’de bulduk. Bir balıkçı rastlamış ve yedeğine alıp, adaya götürmüş. Yeni dümen palası takılan “Akvaryum”la botu almak üzere Sömbeki’ye yaptığım bu ilk seyir 1985 yılına rastlar. Sert denizde botu yakalarken attığı çapa nedeniyle başüstü örtüsünü yırttığı için bizden bir de özür dileyen, “ille bir şey vereceksen, bir şişe rakı yeter” diyen Yunan balıkçıya, rakıya ek olarak zorla 100 Mark da verebildiğimi anımsıyorum. Bir de Sömbeki Limanı’nın yüzyıllardır bozulmamış güzelliğini. Devamı Ocak 2016 sayımızda…
Kikladlar’ın en doğu adası Amorgos’a Bodrum ve güneyindeki limanlardan meltem mevsiminde gitmek oldukça zor olabilir. Meltem bize 20 yıl önce olduğu gibi bu yıl da hiç yüz vermediğinden, bildiğiniz gibi Astipalaia’a inmiştik. Güney adalar üzerinden Milos’a ulaştıktan sonra kuzeye çıkıp Kikladlar’ı saat yönünde bir daireyle geziyoruz. Şimdi doğuya doğru seyrimizde Kikladlar’ın ilginç bir adası olan Amorgos’a adeta arka kapıdan gireceğiz.
Schoinousa’nın küçük Mersini Koyu’nu milyonerlere bırakıp geniş, güzel demir tutan güney koyuna geçtik. Bizi milyonerler gibi, hava alanında özel uçağımız beklemediğinden bu koyun bizim için bir esprisi yok. Naxos’un güneyindeki adalar grubunda her akşam bir taverna önüne bağlamaya ara vermek, kendin pişir kendin ye keyfi yapmak isteyenlere güzel ve melteme korunaklı, demir yerleri var. Gök hava raporunu doğrularcasına grileşiyor, akşama doğru mevsimin ilk bulutları toplanmaya başladı.bAkdeniz ve Ege’ye özel, yaz aylarının lekesiz mavi gökyüzünde oluşan bulutları seyrediyorum.
Göğün süsü olan bulutlar, halen olan biten kadar olacağın da habercisidir. Anlayana ne olacağını anlatır. Her yörenin deniz adamı kendi yöresinin bulut, daha doğrusu gök dilini bilir. Akıllı telefonlardaki bin bir kehanet programları öncesi göğe çizilen bu tablonun, barometre eşliğinde bize söylediklerine çok daha dikkatli kulak kabartırdık. Artık biz de laçkaladıysak da denizdeyken göğün anlattıklarını anlamaya çalışıyorum.
Gece bu yılın ilk yağmur çisentileri Kelebek’i sadece biraz ıslattı, rüzgâr hava raporunun söylediği gibi çok hafif güney. Oldu olacak güçlü bir yağmur yağıp Kelebek’i yıkasaydı iyi olurdu. Rüzgârın lodosa dönmesi bu koy için kuvvetlenirse rahatsız olabilir ama bize uyar. Gideceğimiz Amorgos’un limanları kuzey kıyısında, havanın zamanlaması çok iyi. Devamı ocak 2016 sayımızda.