Etiket: Eyüp Özel

  • Yacht Türkiye 18 yaşında

    Yacht Türkiye 18 yaşında

    İki yüz on altı sayı, iki yüz on altı ay, dile kolay… Elinizde tuttuğunuz 217. sayı ile derginiz Yacht Türkiye 18 yılı dümen suyunda bırakıyor. Bir “ilgi alanı dergisi”nin 18 yıl boyunca kesintisiz her ay raflarda olması, basılı bir yayın için büyük bir başarı, özellikle de içinde bulunduğumuz şartlar göz önüne alındığında. Çıktığı ilk sayıdan bugüne en çok okunan yat dergisi olmasıyla da bu başarısını perçinledi. 

    Her zaman söylediğimiz gibi denizci bir ülke olabilmemiz için amatör denizciliğimizin gelişip yaygınlaşması en önemli şartlardan birisi. “Denizler, tekneler ve gezginler hakkında her şey” sloganıyla yayın hayatına başlayan dergimiz de amatör denizciliğin gelişimine katkı sağlayacak bir yayıncılık anlayışıyla deniz kültürü ve yatçılık alanında önemli bir referans oldu ve olmaya devam edecek…

    18 yıl boyunca denizlerimizde de çok şey değişti. Deniz sporları eskiye göre daha yaygınlaştı, kulüplerin, yarışların ve yarışan ekiplerin sayısı arttı. Teknede yaşayanlar, dünya turuna çıkanlar, tatilini teknede geçirenler çoğaldı. Ve en önemlisi denize olan ilgi gözle görülür bir şekilde arttı. Sektör de göz alıcı bir biçimde büyüdü. Yerli tekne üreticilerimiz uluslararası başarılara imza atarken dünyaca ünlü markalar sularımıza girdi. Bu süreçte kanunlar getirildi, vergiler kaldırıldı, sonra tekrar düzenlemeler yapıldı. Tekne sayısı her geçen yıl artarken, bağlama sorunu da paralel bir şekilde devam etti. Denizler belli başlı bölgelerde o kadar kalabalıklaştı ki gözbebeğimiz güzelim koylar neredeyse marinalara dönüştü. Bağlama sorununun yanında adabımuaşeret, deniz kültürü ve görgüsü ise daha çok dile getirdiğimiz konular olmaya başladı.

    İşte dergimiz gibi rehber kaynakların birincil görevlerinden birisi de bu konuların gündeme getirilip alanında uzman kalemlerce aydınlatılması. Bu misyon ve vizyon ile hızlı bir şekilde büyüyen amatör denizciliğimize elimizden geldiğince katkı sunmaya çalışıyoruz. 18 yıllık bu serüvende ilk sayısından bugüne dergimize emeği geçen herkese teşekkürler. Nice yaşlara Yacht Türkiye. Pruvamız neta, rüzgârımız gönlümüze göre olsun…

  • Boat show mevsimi

    Boat show mevsimi

    Yeni yıla Ocak ayındaki Boot Düsseldorf ile girmiş, dünyanın en büyük kara fuarında prömiyeri yapılan tekneleri de geçen sayımızda sayfalarımıza taşımıştık. Şimdi ise gözler karada yapılan ikinci büyük fuar için İstanbul’da. YATED’in ED Fuarcılık ile beraber, İstanbul Fuar Merkezi’nin sekiz salonunda birden düzenleyeceği Bosphorus Boat Show’da 250’den fazla katılımcı, 1500’den fazla ürün ve hizmeti sergilemeye hazırlanıyor. 17-24 Şubat arasında 65 binden fazla ziyaretçiyi ağırlayacak fuardan 30 yeni model seçtik. Birçoğu Türkiye’de ilk defa sergilenecek teknelerin yer aldığı bu dosyayı okumadan fuara gitmeyin. 

    Bu ay kapağımızda, Türk tasarımcıların elinden çıkıp, Türk tersanesinde inşa edilen yine çok özel bir tekne var: Mazu 92DS. İlk kez geçen yaz donatımı sürerken Yalova’daki Yukay Tersanesi’nde incelediğim 28 metrelik yat, sonrasında Cannes ve Monaco’daki fuarlarda sergilenmiş ve girdiği her limanda kendine baktırmayı başarmıştı. Halit Yukay’ın vizyonu ve başarılı tasarım ofisi Red Yacht Design’ın dokunuşlarıyla hayat bulan bu özel tekneyi nefis fotoğraflar eşliğinde tüm ayrıntılarıyla sayfalarımıza taşıdık.

    Mazu 92DS dışında bu ay yine çok özel tekneler konuğumuz oluyor. Hollandalı tersane Royal Huisman tarafından inşa edilen 47 metrelik mega yelkenli Nilaya, Philippe Briand ve Andrew Winch’in elinden çıkan yenilikçi yelkenli Jeanneau Yachts 55, Tommaso Spadolini tarafından gerçekleştirilen düzenlemeyle yenilenen 1966 yapımı motoryat Scilla ve daha fazlası… 

    Her sayıda olduğu gibi Alper Günoral, Bünyamin Sürmeli, Deniz Kurt, İnanç Işıl Yıldırım, Mehmet Bezdan, Miray Süleymanoğlu Öncü, Süha Umar ve Tanıl Tuncel ilgiyle okuyacağınız yazılar kaleme aldı. Geçen ayın en çok konuşulan konusuysa marinalar oldu. Tarabya/İstinye Tekne Parkı’nda bağlama ücretlerine yapılan yüzde 550 oranındaki artış tartışmaları alevlendirdi. Gelen tepkiler üzerine artış yüzde 350’ye indirilse de konu gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Yazarımız Amiral Cem Gürdeniz’in bu soruna dikkat çektiği ve “karar vericilerin her amatör denizciyi statü ve prestij arayan görgüsüz zengin yat sahibi olarak görmekten vazgeçmeleri” gerektiği uyarısını yaptığı yazısını mutlaka okuyun ve okutun. Marina sayısının artırılıp, bağlama sorununun çözülmesi şart.

    İyi bir Şubat geçirmeniz dileğiyle…  

  • Yeni yıl, yeni tekneler, yeni hayaller…

    Yeni yıl, yeni tekneler, yeni hayaller…

    Yeni yıla, yatçılık camiasının en çok önem verdiği organizasyonlardan “Boot 2024” ile merhaba diyoruz. Almanya’nın Düsseldorf şehrinde 20-28 Ocak’ta 55’inci kez kapılarını açacak fuar, uluslararası yatçılık pazarının önde gelen markalarının en yeni modellerini sergilediği bir arenaya dönüştü. Bu önemli boat show’da dünya prömiyeri yapılacak tekneleri inceledik ve 24’ünü tüm özellikleriyle bir araya getirdik. 2024’ün ilk prömiyerleri Düsseldorf’tan önce bu dosyada. (s.37)

    Yılın ilk kapak teknesi ise bir Türk üreticiden. Henüz 2019’da kurulan genç tersane VisionF Yachts, katamaranlarıyla ses getirmeye devam ediyor. Markanın en yeni modeli ve şimdilik amiral gemisi olan VisionF 82 de tamamen alüminyumdan üretildi. 24 metrelik lüks katamaran tüm detaylarıyla ilk kez sayfalarımızda. (s.54)

    Ülkemizi yat üretiminde dünya sıralamasının üst sıralarına taşıyan en önemli oyunculardan olan Turquoise Yachts’ın en yeni teknelerinden Jewels da zarif ve keskin hatlarıyla göz dolduruyor. Türk tersanenin 53 metrelik “mücevheri” bu ay megayat sayfalarımıza konuk oluyor. (s.70)

    Yeni yılda hayaller kurduracak yeni tekneler ve birbirinden ilginç mavi söyleşilerle birlikte, bu sayıda yine Alper Günoral, Bünyamin Sürmeli, Cem Gürdeniz, Deniz Kurt, Mehmet Bezdan, Miray Süleymanoğlu Öncü ve Tanıl Tuncel gibi önemli kalemlerden deniz kültürüne dair birçok şeyi öğreneceğiniz ufuk açıcı yazılar da sizi bekliyor. Ali Boratav (s.82) ve Süha Umar (s.88) ise bağlama kütüğü harcı, marina ücretlerine getirilmesi planlanan KDV artışı ve yeni marina projeleri gibi konular ile mavi tur kıyılarımızın hali ve yat turizminin sorunlarını gündeme taşıyorlar. Sizlerle birlikte ilgili makamların da okuyup ders çıkararak harekete geçmelerini umuyorum.

    Sorunların çözüldüğü, maviyle iç içe, huzurlu ve sağlıklı bir yıl geçirmek dileğiyle, keyifli okumalar…

  • 100’üncü yılında denizci Türkiye

    100’üncü yılında denizci Türkiye

    Cumhuriyetimiz 100 yaşında. Bir asrı devirirken özgürlüğümüzü ve 100. yılımızı gururla kutluyoruz. Atatürk’ün önderliğinde büyük fedakârlıklarla kurulan ülkemiz her alanda yine onun rehberliğinde gelişti ve büyüdü.

    Topluma uygarlık hedefini gösteren Mustafa Kemal Atatürk, çağdaş yaşamın birçok alanında  olduğu gibi denizcilikte de yol göstericiydi. Florya’da kürek çekerken ya da Moda’da yelken yaparken çekilmiş fotoğraflarına veya Ertuğrul ve Söğütlü yatları ile Savarona’daki ölümsüzleşen karelerine bakınca zamanın çok ötesinde bir rol modeli görüyorum. Ondan sonra geçen onca yılın ardından katettiğimiz yolun çok da uzun olduğunu söyleyemiyoruz maalesef.. 

    “Uluslar denizci doğmaz, denizci olurlar. Onları denizci yapan ise devlettir.” Bu sayfalarda çok sık karşılaştığınız bu ifade, “Mavi Vatan” kavramını hayatımıza sokan, denizciliğin her alanında kalem oynatıp fikir üreten değerli isim Amiral Cem Gürdeniz’e ait. Dergimizde daha önce yayımladığımız yazısında ise şöyle diyordu: 

    “Türkiye’nin denizcileşmesi deniz kültürünün her boyutta gelişmesi ile mümkün olacaktır. Deniz kültürünün omurgası da amatör denizciliktir. Amatör denizci olmak için, mutlaka tekne sahibi olmak gerekmez. Amatör denizciliğin özü, denize ve denizciliğe, sevgi ve tutku ile bağlanmaktır. Bu kapsamda amatör denizciliğin, ideal durumda, zenginliğin bir fonksiyonu olmaması gerektiğini söyleyebiliriz. Ancak içinde yaşadığımız ekonomik sistem içinde, denize erişim ve denizden zevk alma araçlarına sahip olmak maalesef zenginliğin bir fonksiyonu olarak karşımıza çıkıyor. Tekneye, denizle etkileşim kurmada en etkili araç olması nedeniyle, sahip olmak ya da onu kiralamak gerekiyor. Her ikisi de (…) ülkemizde sokaktaki vatandaş için imkânsız bir hayal (…)”

    Bugün tekneye erişimin ve onu bir marinada barındırmanın zorlukları düşünülecek olursa denizci millet hedefinden giderek uzaklaştığımızı söylemek de yanlış olmayacaktır. Oysa amatör denizcilikte hatta denizciliğin her alanında hızla gelişip muasır medeniyetler seviyesini yakalamak çok da zor değil. Belki de ilk adım devletin, milletine denizlerinde barınma olanağı sağlaması olmalı.

    Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün Cumhuriyetimiz henüz 14 yaşındayken yaptığı konuşmada dediği gibi: 

    “Denizcilik sadece ulaştırma işi değil, iktisadi iş olarak anlaşılacak ve tersaneler, gemiler, limanlar ve iskeleler inşa edilecek, deniz sporları kulüpleri kurulacak ve korunup geliştirilecektir. Çünkü: Toprakların üç bir yanı deniz olan bir ulusun sınırını, halkının kudret ve yeteneğinin hududu çizer. En uygun coğrafi konumda ve üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye; endüstrisi, ticareti ve sporu ile en ileri bir denizci ulus yetiştirmek yeteneğindedir. Bu yetenekten yararlanmasını bilmeliyiz. Denizciliği Türk’ün büyük ulusal ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız…”  

    Kıyıları işgal edilmeyen, denizleri temiz, amatör denizcilerinin maviyi ve yeşili koruyup gözü gibi baktığı “denizci” bir ülke olma dileğiyle; Cumhuriyetimizin 100 yılı ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız 

    kutlu olsun…