Etiket: Yelkenli

  • Öncü tasarımın üstün performansla buluşması BAVARIA C57

    Öncü tasarımın üstün performansla buluşması BAVARIA C57

    Tutkulu, yenilikçi fikirlerle dolu, deneyim ve vizyon sahibi bir ekibin imza attığı Bavaria C57, yelkenli yat üretiminde çığır açan tasarım konsepti ile dikkat çekiyor. Kendi sınıfındaki en iyilerden biri olarak kabul edilen modelde, marka tarafından yeni geliştirilen VacuTec teknolojisi kullanıldı.

    Yazı AYÇA GÜÇLÜTEN, Fotoğraflar BAVARIA YACHTS ARŞİVİ

    Bavaria C serisinde tamamen yeni bir konstrüksiyon konsepti uygulanıyor. Gövde ve güverte gelişmiş vakum infüzyon sistemi VacuTec ile yapılıyor. Elde edilen sonuç: Gövdeler yüzde 20 daha hafif ve aynı anda daha sağlam ve stabil. Markanın bugüne dek imal ettiği en büyük yelkenlilerden biri (geçtiğimiz günlerde C65 de suya indirildi) olan C57, yalnızca boyutuyla değil yelken performansıyla da denizcileri etkiliyor. İstisnai niteliklere sahip gövdesinden iç tasarımına, tüm ayrıntılarıyla tek kelimeyle “akıllıca” planlanmış bir yelkenli. Tasarımının estetik üstünlüğü, performans seviyesi ve yüksek teknolojiye sahip donanımıyla uyum içinde. Kendi sınıfının geniş ve lüks yaşam alanları sunan en klas modellerinden biri olması da cabası. Bavaria Yachts yetkililerinin “Yeni bir çağın başlangıcını müjdeliyor” sözleriyle lanse ettiği C57’de denizci özelliklerin cömertçe sunulan konfora ve lükse başarıyla eşlik ettiği görülüyor.

    Bavaria Yachts bünyesinde çalışan mühendislerle birlikte gövdede ve yelken alanında Cossutti Yacht Design, iç mekânlardaysa Pulse Yacht Design imzası taşıyan C57; son derece modern çizgilere sahip ve bir o kadar da klasik bir yelkenli. Her koşulda seyri coşkulu, heyecanlı ve rahat kılan tüm özellikleri incelikle planlanmış. Daha önemlisi, suyun üstünde yaşamı kolaylaştırmak amacıyla da tasarlanmış bir tekne. Devamı Nisan 2018 sayımızda.

  • Yeni nesil gezi yelkenlisi JEANNEAU 51

    Yeni nesil gezi yelkenlisi JEANNEAU 51

    Fransa’nın ünlü yelkenli markası Jeanneau’nun büyük modellerinden oluşan “Jeanneau Yachts” serisi artık 50 feet’ten başlıyor. Amiral gemisi 20 metrelik Jeanneau 64 olan dört modellik seriye bu sonbaharda 15 metrelik Jeanneau 51 de katıldı.

    2015 sonunda lanse edilen, 2016 yılı boyunca yoğun ilgi gören ve beğeni toplayan Jeanneau 54’ten sonra üretim bandına alınan 51’in dünya prömiyeri 6-11 Eylül’de Cannes Yachting Festival’de yapıldı. Fuarın ardından ilk gövde Türkiye’ye, markanın 2016 yılı “En İyi Dealer” ödülünün sahibi Top Leisure’ın Marmaris’teki merkezine geldi. Türk yelkenseverlerse tekneyi Şubat fuarında yakından inceleyebilecek.

    Süperyatlara imza atan ünlü tasarımcılar Phillippe Briand ile Andrew Winch’in elinden çıkan Jeanneau 51 üretilirken Jeanneau 54’ten ilham alındı. Aynı yenilikçi kıç havuzluk, kıç platform ve kokpitte rahat oturma alanlarına sahip olan yelkenli, konfor ve performansı bir arada sunuyor. Devamı Aralık 2016 sayımızda…

    20160706-_r0a8596-hdr-andrew_winch_designs

    28/08/2016, Hyères (FRA,83), Chantier Jeanneau, Jeanneau Yacht 51
    28/08/2016, Hyères (FRA,83), Chantier Jeanneau, Jeanneau Yacht 51
    28/08/2016, Hyères (FRA,83), Chantier Jeanneau, Jeanneau Yacht 51
    28/08/2016, Hyères (FRA,83), Chantier Jeanneau, Jeanneau Yacht 51
  • Kara trenin düdüğü

    Kara trenin düdüğü

    Yaz başında ışıl ışıl parlayan teknelerin yüzüne hüzünlü bir bakış yerleşir sanki. Güvertedeki tiklerin bile benzi atmıştır artık. Sonbaharın sarı kuru ışıkları teknenizin bütün yorgunluklarını ortaya çıkarmaktadır…

    Serin akşamların sonrasında sabah güneşinin sıcaklığı vedalaşan sevgililer gibi sarıyorsa bedeninizi müjdeler olsun bir yaz daha eksiliyor ömr-ü hayatımızdan. Gittikçe çoğalan sabah çiğleri bu vedalaşmanın gözyaşları gibi ıslatmaktadır.

    Kamaralarda efil efil uyunan sonbahar akşamlarında lumbozlarınızı kapatmak zorunda kalıyorsanız yavaş yavaş veda vakti gelmiş demektir. Her ne kadar ısrarla birkaç hafta sonu daha uzatmaya çalışsak da beklenmedik gece rüzgârları, şimşekli yağmurlar ve ürpertmekten üşütmeye terfi etmeye başlayan sevimsiz havalar direncimizi kırar. Önce o pis at sineği peydah olmaya başlar etrafta. O kara sineklerin ısırınca ciyak ciyak bağırtan cinsi var ya işte o musibet. Havanın kuzeye döneceğini haber veriyormuş meğerse. Kuzey rüzgârlarının ise sevenleri ayırmak gibi pis bir huyu vardır. Sarmaş dolaş bitirilmek istenmeyen o vedalaşmanın tam ortasına kalkmaya hazır bir kara trenin düdüğü gibi girer. Söküp alır bir yazı daha senden.

    Bazen şu küresel ısınmaya takılıyor kafam “biraz hızlansa bu küresel ısınma acaba hep yaz olur mu” diye. Bir ümittir işte. Yaz başında ışıl ışıl parlayan teknelerin yüzüne hüzünlü bir bakış yerleşir sanki. Güvertedeki tiklerin bile benzi atmıştır artık. Sonbaharın sarı kuru ışıkları teknenizin bütün yorgunluklarını ortaya çıkarmaktadır.

    Sezonun son tekneye gidişleri hep sıkıntılı olmuştur benim için. Koca bir kış tekneden ayrı kalacak olmanın verdiği iç sıkıntısı ile o son hafta sonu zehir olur bana. Ne dinlediğim müzik aynıdır, ne içtiğim içkinin lezzeti. Ağzımın tadı kaçmaya başladığı için yediğimden de pek bir şey anlamam. Hele ki dönerken eşyaları toplamak, terk ediyormuş hissi uyandırır bende. Onun için toplamam hepsini, bırakırım inadına birkaç parça. Kaptan “bir daha gelecek misiniz” diye sorduğunda artık gelemeyeceğimi bile bile “belki geliriz” diye cevap veririm. Teknem karaya çıkana kadar hep aklım onda kalsın isterim. Zaten kendisi öyle sadık bir yarimdir ki kışın yaptırdığı masraflarla hiç unutturmaz kendisini. Yattığı yerden tut da makyajına kadar hep pahalı zevkleri var zaten. Kişisel bakımlarını ise hiç aksatmaya gelmez. Her bir uzvuna ayrı muamele ister. Kış uykusu nedir bilmez, karada da olsa denizde de olsa elektriğini vermezsen küser. Bütün kış yatar, sefasını sürer yaz başı gelip de denize ineceği zaman sanki baloya gidecekmiş gibi hazırlamanı ister.

    Masraflıdır, nazlıdır, niyazlıdır ama candır evlat gibidir. Deniz gibidir, ne içilir ne vazgeçilir.

    Bir ömür boyu denizin kıyısından ve teknenin güvertesinden uzak kalmamanız dileğiyle sağlıklı, mutlu ve bol kazançlı bir kış olsun.☸

  • Güçlü gövde, şık ve kullanışlı tasarım X4

    Güçlü gövde, şık ve kullanışlı tasarım X4

    Vakum infüzyonlu epoksi sandviç laminasyon teknolojisiyle güçlü bir gövde üzerine üretilen X4 aynı zamanda net ve yalın bir dizayna sahip. Detaylara dikkat edilmiş ve hem kullanışlı, hem de şık olan modern bir tasarım ortaya çıkmış. Markanın yeni serisinin yeni üyesini X-Yachts’ın merkezi Danimarka Haderslev’de serin bir havada, 12 knot rüzgâr eşliğinde test ettik… 

    Test LEVENT PEYNİRCİ, Fotoğraflar X-YACHTS ARŞİVİ

    X-Yachts’ın merkezi Danimarka Haderslev’de Temmuz ayında basın mensupları için düzenlenen X6 ve X4’lerin lansmanına Yacht Türkiye dergisi adına katılmış, markanın 20 metrelik yelkenlisi X6 ile ilgili izlenimlerimi Ağustos sayısında sizlerle paylaşmıştım. Şimdi sıra serinin küçük modeli X4’te… X-Yachts’ın merkezinde öğrendiğim ve X6 yazımda bahsettiğim iki küçük bilgiyi tekrarlamak istiyorum. Birincisi, X-Yachts’ların bordasındaki üç çizginin, kurucu üç kişiyi temsil ediyor olması. İkincisi; kurucular 1979 kuruluş döneminde düşünüp, markaya uygun bir isim bulamıyorlar ve bulana kadar “X” kalsın şeklinde yaklaşıyorlar. Belli bir süre geçtikten sonra, pazarlama danışmanlığı çerçevesinde bir isim bulmaya karar veriyorlar ki danışman bu ismin harika bir çözüm olduğunu aktarmasıyla X ismi devam ediyor.

    Tasarımcı ve firma sahibi Niels Jeppesen ile sohbetimizde; yeni X4’ün Xcruising ve Xperformans serilerinin en iyi özelliklerini bünyesinde barındıran bir tasarım hedefi olduğunu öğreniyoruz. Son nesil Xp yarış-gezi tekneleriyle aynı yüksek teknoloji ve düşük ağırlık sağlayan yöntemler kullanılarak üretilmiş. Yeni X4’ün gövdesi, maksimum güç ve güvenlik için vakum infüzyonlu epoksi sandviç laminasyon teknolojisi kullanılarak üretilmiş. X4, net ve yalın bir dizayna sahip. Detaylara dikkat edilmiş ve hem kullanışlı, hem de şık olan modern bir tasarım ortaya çıkmış.

    Devamı Kasım 2016 sayımızda…

    x4-levent-peynirci-test-2 img_8114 _g4a3429