Yazar: MURAT ÖKSÜZ

  • Futbol dünyasının tekne tutkusu

    Futbol dünyasının tekne tutkusu

    Yeşil sahanın aktörleri, kimi sezon bittikten sonra kimi Dünya Kupası’nın ardından kendilerini denize attı. Mavi sularda gelecek sezon için enerji toplayan futbolcular ve yöneticiler içerisinde kimileri var ki, tekne tutkusuyla dikkat çekiyor. İşte yerli-yabancı futbol camiasının denizseverleri ve tekne tutkuları…

    Futbol bu yaz en çok konuşulan konuydu. Dört yılda bir düzenlenen Dünya Kupası Brezilya’nın ev sahipliğinde 20. kez gerçekleştirildi. Turnuva Almanya’nın şampiyonluğu ile sonuçlanırken futbol dolu günleri geride bıraktık. Kupaya katılan takımların futbolcuları ise şimdi yeni sezon öncesi tatilde. Gazetelerin spor sayfalarından magazin sayfalarına transfer olan futbolculardan bazılarını denizde ve teknelerde görüyoruz. Tekne, kimi futbolcular için sadece bir tatil biçimiyken, bazıları için daha da fazlası… Lüks yatlarda sadece tatil için boy gösterenler olduğu gibi, tekne tutkusunu kendi içinde yaşayanlar da var…

    MARIO GÖTZE, BAYERN MUNICH Oyuncusu

    attığı tek golle almanya’yı dünya şampiyonluğuna taşıyan ve hemen ardından soluğu denizde alan götze, ıbıza’da kız arkadaşı ann kathrın brommel ile tatil yaptı. tek bir yatla yetinmeyen götze, predator 82 model georgıa’dan sonra pershıng 90 model tıger lıly’yi tercih etti. her ikisi de 25 metrenin üzerinde ve 35-40 knot hız yapıyor.

    Volkan Demirel, Fenerbahçe kalecisi

    Fenerbahçe’nin kalecisi Volkan Demirel, 2012 yılından bu yana “Number One” ismini verdiği İtalyan marka Sessa motoryat kullanıyor. C68 model 21 metre uzunluğundaki ve 5,07 metre genişliğindeki Number One, hardtop tipi bir motoryat… Christian Grande tasarımlı motoryat, iki adet 1360 beygirlik MAN motorla 38 knot hıza ulaşıyor. Eşi Zeynep Sever Demirel’le birlikte sık sık denize açılan Volkan Demirel’in deniz tutkusuna artık kızları da eşlik ediyor. Yakın zamanlarda Yade adında bir kızları olan çift, ilk kez kızlarını yanlarına alarak Boğaz’da bir gezintiye de çıktı. Bu yaz Bodrum’da olan ünlü kaleci, Başkan Aziz Yıldırım’ı da teknesinde ağırladı.

    David Beckham, Eski İngiliz oyuncu

    Bir zamanların ünlü İngiliz futbolcusu David Beckham’ın kazancına diyecek yok ama meslektaşı Neymar gibi tekne almak yerine kiralamayı tercih ediyor. Dört çocuklu Victoria-David Beckham çifti, son birkaç yıldır daha mazbut tatilleri tercih ediyor. Çift en son Malibu’da ailece tatil yapmıştı. 

    Ersun Yanal, Teknik Direktörü

    Ersun Yanal’ın denizcilik merakı uzun yıllara dayanıyor. Spor akademisinden mezun olan Yanal, ilk kez denizle bir yelkenli aracılığıyla tanışmış. Kendi teknesini alması ise uzun yıllar sonra 2005’te gerçekleşmiş. 9 metrelik bir Bayliner alan Yanal, Sea Ray marka 56 feet’lik bir motoryat kullandıktan sonra trawler’da karar kılmış. İsmini teknik direktörün eşi Şenay’dan alan “Happy Moon”, Ocean Alexander 65 model bir trawler. Flybridge’i bulunan trawler’ın boyu 20, genişliği ise 5,36 metre. 2002 model ikinci el tekne, biri ana olmak üzere üç kamaraya sahip. Bir yelkenli almak ise Yanal’ın emeklilik hayali…

    Neymar, Barcelona oyuncusu

    Sakatlanarak Dünya Kupası’na çeyrek finalde veda eden Neymar hem Brezilya milli takımının hem de Barcelona’nın hiç şüphesiz en önemli futbolcusu. 20 yaşında 100. golünü atan Brezilyalı, henüz 22 yaşında ama hatırı sayılır bir mal varlığı var. Futbolculuğunun yanı sıra lüks merakıyla da dünya basınında sıkça boy gösteren Neymar’ın teknesi ise Azimut 78. 23,70 metre uzunluğundaki ve 5,60 metre genişliğindeki Azimut 78’in dış tasarımı Stefano Righini imzalı. İki adet 1360 beygirlik MAN motoru bulunan motoryat, 29 knot hıza ulaşabiliyor. 

    ARDA TURAN, ATLETİCO MADRID Oyuncusu

    Atletico Madrid’de top koşturan Arda Turan da yakın dostu Acun Ilıcalı gibi tekne meraklısı. Sporcu, Ilıcalı’nın motoryatında ve sürat teknesi kullanırken ya da işadamı Zafer Çika’nın yatında tatil yaparken sık sık görüntüleniyor.

    MESUT ÖZİL, ARSENAL

    Arsenal’de oynayan Türk asıllı Alman futbolcu Mesut Özil, bazen arkadaşlarıyla bazen de sevgilisiyle tekne tatillerine çıkıyor. Özil’in geçen yıl kiraladığı Sandoz, Pershing 90 model ve 27,43 metre boyunda…

    Ünal Aysal

    Galatasaray, Spor Kulübü Başkanı

    52 metre uzunluğunda üç güverteli bir megayatı olan Ünal Aysal, yazlarını bu lüks teknede geçirmeyi tercih ediyor. Aysal’ın deniz tutkusu aslında yeni değil; lise yıllarında kürek sporuna başlamış. 30 yıldır da deniz ve teknelerle ilgileniyor. Özellikle son zamanlarda eşi Fani Aysal ve küçük kızıyla tekne gezilerine çıkan başkanın teknesinin adı “Barbie”. Ünal Aysal’ın Dubai’deki Al Jadaf Tersanesi’nin 2006’da suya indirdiği yatın önceki adı Al Hanem idi. Gövdesi çelik, üst binası alüminyumdan inşa edilen yatın genişliği 9,20 metre. 14 kişinin konaklayabildiği Barbie,
    1600 beygirlik iki MTU motorla en yüksek 16 knot
    hıza ulaşıyor. 

    Selçuk Şahin, Fenerbahçe oyuncusu

    Fenerbahçe’nin başarılı orta saha oyuncusu Selçuk Şahin, sarı metalik gövdesiyle dikkat çeken Falcon ismini verdiği bir motoryata sahip. Yerli firma Yukay Denizcilik bünyesinde kurulan Mazu Yachts’ın ilk teknesi olan Falcon’un proje adı Fifty Eight idi. Selçuk Şahin’e iki yıl önce Yalova’da teslim edilen motoryatın iç ve dış tasarımı Halit Yukay’a ait. 18,25 metre uzunluğa, 4,80 metre genişliğe sahip 29 ton ağırlığındaki teknede üç kamara bulunuyor. Falcon, Volvo Penta 900 IPS motorlar ile en yüksek 32 knot hıza ulaşıyor. Hayalinde hep bir yat olduğunu söyleyen futbolcu önceki yaz da teknesiyle Yunan Adaları’nı gezmişti. 

    FATİH TERİM, A MİLLİ TAKIM TEKNİK DİREKTÖRÜ

    Tatillerini yıllardır Bodrum’da değerlendiren Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim’in Zar 65 model bir RIB’i var. Arkadaşlarının teknelerinde de sıklıkla görüntüleniyor.

    ChrIstIano Ronaldo, REAL MADRID Oyuncusu

    Geçen yaz sarı mayosuyla ve yapılı vücuduyla teknenin güvertesinde objektiflere poz verirken hatırladığımız Real Madrid’in yıldızı ChrIstIano Ronaldo, tam bir tekne âşığı. Ailesiyle de erkek arkadaşlarıyla da tekne gezilerine çıkan Ronaldo, Türkiye’ye geldiğinde de tekne kiralayarak mavi tur yapmıştı.

    JOHN TERRY, Chelsea Oyuncusu

    Chelsea takım kaptanı John Terry, geçen yıl Portekiz’de bir teknede eşiyle gezerken görülmüştü. 430 bin Sterlin değerindeki Sunseeker motoryatın onun olmadığı, arkadaşından ödünç aldığı ortaya çıktı.

  • Ege’nin elmas adası NAXOS

    Ege’nin elmas adası NAXOS

    Yaz aylarında Yunan Adaları özellikle bizim kıyılardaki en popüler destinasyon… Turistlerin akın ettiği ve her yıl gittikçe kalabalıklaşan Mykonos’a yalnızca 23 deniz mili uzaklıktaki Naxos ise yabancılar tarafından pek bilinmiyor. Plajları, doğası ve tarihiyle büyüleyen bu adayı sanki Yunanlar kendilerine saklamış…

    Ege’nin turkuaz sularını süsleyen ve 30’a yakınında yerleşim bulunan büyüklü küçüklü toplam 220 adadan oluşan Kikladlar’ın en büyüğü Naxos, Türkçe ismiyle Nakşa Adası… Şekli itibarıyla bir elması andıran ada Ege’nin elmas adası olarak da anılıyor. Yaklaşık 17 bin nüfusu olan ada pek turist ağırlamazken, yerli turistler tarafından akına uğruyor. Plajları, kent merkezi, eski şehri, bakir koyları, tarihi alanları, gastronomisi ve efsaneleriyle Naxos her gidenin aklının kaldığı bir yer…

    Dukalıktan Yunanlara

    İlginç bir tarihi var Naxos’un. Atinalı dostumuz Konstantinos Sfikas bir konuşmamızda 1982’de tanıştığı bu güzel adaya hiç değilse en az 300 defa gittiğini söylemişti. “Çünkü” demişti, “Naxos tarih boyunca çok önemli bir rol oynadı. Venedik döneminde -ki bu üç yüzyıl kadar sürdü- ada Ege’deki dukalığın merkeziydi. Bu dönemde dük yaklaşık 36 adayı hâkimiyeti altında tutardı. Venedik’ten Frenk soyluları da dâhil çok önemli aileler adaya gelip yerleştiler.”

    O dönem katolikmiş ada halkı… Konstantinos yıllar sonra adaya gittiğinde Venedik’e demokrasiyi götüren 12 aileden biri olduğu söylenen ünlü Barozzi ailesinin en son üyesi Nikos Karavias ile tanışmış. Kastro bölgesinde birlikte kurdukları Domus Della Rocca- Barozzi adındaki Venedik Müzesi şimdi onların sorumluluğu altında… Eski şehrin sokaklarında, kulenin hemen altında her yıl temmuz ayında Domus Festivali’ni Nikos’un kemancı olan Rus eşi Elena organize ediyor. Olur da bir gün denk gelirseniz bu festivali izlemeye gidebilir ve geleneksel melodilerin tadını çıkararak adanın o güzel havasını doyasına yaşayabilirsiniz. Devamı Ağustos 2014 sayımızda…

    Port on the island of Naxos

  • Yer altı yanardağı

    Yer altı yanardağı

    Eşine az rastlanır bir olay yaşandı. ABD’nin Yellowstone Parkı’ndaki bir yolun asfaltı sıcaktan eridi. Sıcak dediysem güneşin sıcağını düşünmeyin hemen, o da var tabii ki ama bu olayda bir başka etken daha var: Bir yer altı volkanı! Evet, doğru duydunuz, yer altındaki bir volkanın sıcaklığı nedeniyle asfalt eridi. “Volkan dediğin dağ değil mi, ne işi var yer altında?” diyor musunuz? Yer altında da volkanlar var, hatta su altında da…

    Yılın başından beri dünya sürekli rekorlar kırıyor, özellikle sıcaklıklar bakımından. Son iki ay ise modern kayıtların tutulduğu ilk tarihlerden buyana ölçülen en sıcak aylar oldu. Mayıs ve Haziran 1880’den buyana yaşanan en sıcak Mayıs ve Haziran oldu. Bizde ne oldu? Haziran sellerle geçti. Uzun süre üst üste gelen aşırı yağışlardan başımızı kaldıramadık, ortalamanın üzerinde sıcaklıklar olsa da kuvvetli su baskınları yapan yağışlar sıcakları biraz gölgeledi.

    Buradan nereye geliyoruz?

    1. Havaların sıcak olacak olması yağmur yağmayacak anlamına gelmiyor.

    2. Dünyada sıcak haberleri ortaya çıktığında, mevsimsel tahminlerde beklenti ortalamanın üzerinde olduğunda, dünyanın her yeri aynı şekilde sıcak olacak anlamına gelmiyor?

    Zira o sıcak bilgisi genel ortalamayı temsil ediyor. Temmuz sonuçları şu an yok (siz yazıyı okurken olabilir ama ben yazıyorken yoktu :)) ama muhtemel ki o da ortalamanın üzerinde sonuçlar verecek.

    Yazımın şu ana kadar olan kısmı aslında bu ay sizin
    için düşündüğüm konuyla bire bir alakalı değil, yaşadığımız sıra dışı yılı anlatmak için değindim. Ama bu ayki konumuz da sıcak bir konu. Kuzey Yarım Küre’deki başka ülkelerde de bizimki gibi sıcaklar mevcuttu. Ancak geçenlerde öyle bir şey oldu ki eşine az rastlanır. ABD’nin Yellowstone Parkı’ndaki bir yol asfaltı sıcaktan eridi. Sıcak dediysem güneşin sıcağını düşünmeyin hemen,
    o da var tabii ki ama bu olayda bir başka etken daha var: Bir yer altı volkanı. Evet, doğru duydunuz. Yer altındaki bir volkanın sıcaklığı nedeniyle asfalt eridi. “Yahu volkan dediğin dağ değil mi, ne işi var yer altında?” diyor musunuz? Yer altında da volkanlar var, hatta su altında da. Onu birazdan anlatacağım, ama önce gelin Yellowstone olayını konuşalım.

    Bölge için anormal de€il

    10 Temmuz’da Yellowstone Parkı’ndaki ana yollardan biri jeotermal ısının etkisiyle kapatıldı ve onarım yapıldı. Çünkü aşağıdaki fotoğrafta da görüldüğü gibi asfalt erimiş ve bozulmuştu.

    Bahsettiğimiz bu yer, yer altındaki 500 gayzer ve 10 binden fazla jeotermal yapının üzerinde bulunuyor. Haliyle bu durum bölge için anormal bir durum değil. Normalde yer yüzeyinin sıcaklığı 12-15 ºC daha düşük olurmuş, 10 Temmuz günü ise 70 ºC’yi vurmuş. Yüzeyin ısınmasıyla 5.3 km uzunluğundaki yol yumuşayıp bozulmaya başlamış. Böyle bir durumla karşılaşınca insanların aklına gelen soru şu oluyor haliyle: “Acaba volkan patlayacak diye mi böyle oldu?” Hayır, yetkililer böyle bir ihtimalin olmadığını, bu durumun bölgede daha öncede görüldüğünü ve çok sık gerçekleşmediğini söylüyor.

    Bizim bulunduğumuz coğrafyada aktif yanardağların olmaması nedeniyle belki de yanardağ kavramına biraz uzağız. Ancak hepimiz haberlerde başka ülkelerdeki yanardağ patlamaları, buna bağlı ölümler, lavlar, lavların dumanları ve de dumanların neden olduğu sonuçlar hakkında birçok haber duyuyoruz. O nedenle “yer altı yanardağı” ifadesi ilginç gelebiliyor. Yer altında olur da su altında olmaz mı, tabii ki olur! Hatta yaklaşık olarak bir sene önce Japonya’da öyle bir su altı volkanı (Tamu Massif Volkanı) keşfedildi ki, Güneş sisteminin en büyük yanardağı olan, Mars’ta bulunan Olympus Yanardağı’na rakip olacak büyüklükte. Şu ana kadar dünyadaki en büyük aktif yanardağ olarak bilinen ve Hawaii’de bulunan Mauna Loa; Pasifik Okyanusu’nda, Japonya’nın yaklaşık olarak 1850 km doğusunda yer alan bu okyanus altı yanardağının (Tamu Massif) sadece yüzde 2’si kadar. Soldaki görsele bakarak daha iyi algılayabilirsiniz bu durumu: Tamu Masif, Mauna Loa kadar yüksek değil ancak genişlik olarak güneş sisteminin en büyük yanardağı ile yarışıyor.

    Buzullar› eritiyor

    Yeraltı ve sualtı volkanı denilince ilk etapta kulağa eğlenceli geliyor ancak etkilerine göz atıldığında olumsuz şeyler görebilmek mümkün. Ne gibi mi? Mesela su altı volkanlarının, buzulların erimesine yol açtığını biliyor muydunuz? Buzulların zaten antropojenik etkilerle erimesi iyice hızlanmışken bu gibi doğal nedenlerin de eklenmesi makûs kaderi biraz daha öne çekiyor. Buzulların durumu ile ilgili iki adet grafik durumun ne kadar ciddi olduğunu anlamamızda yardımcı olacak, lütfen aşağıya bakın.

    NASA’nın grafiklerinde, Antarktika ve Grönland’da son 10-12 yılda buzul kütlesinde ne büyük bir azalma olduğunu gördünüz mü? Tabii ki bunun tek nedeni yer altı volkanları ve güneş radyasyonu değil. İnsanların sebep olduğu sera gazları da bu durumu hızlandıran faktörler arasında. Ancak sık sık yer altı volkanlarının özellikle Antarktika’nın batısındaki büyük buz kütlelerini, erittiğine dair haberler geliyor. Su altı volkanının buzul tabanını ısıtıp eritmesi sonucunda buzullar yerlerinden kopuyor ve yüzen birer buz dağı haline geliyor. Aslında bu konu Volkanlardan Buzullara, buzullardan deniz akıntılarına ilerler gider, o nedenle konuyu şöyle toparlayayım, zira Genel Yayın Yönetmenim Eyüp’ün bana ayırdığı alanın sonuna geldik. Görüldüğü üzere doğanın kendi içindeki devinimlerle birtakım sonuçlar doğuyor, bizim hoşumuza gidecek ya da gitmeyecek şekilde olabiliyor. Ama insanoğlunun yaptığı etki sürekli olumsuz. Tüketiyoruz, sadece tüketiyoruz, vahşice tüketiyoruz. “Hiç tüketmeyelim mi Bünyamin?”. Tüketelim de bir kişilik tüketelim, bir kışı iki-üç, bilemedin dört ayakkabıyla, hadi kanaat kullandım beş ayakkabıyla geçirebilecekken, sırf moda diye on tane almayalım. Benim okurum içinde “Param var alıyorum arkadaş” diyen yoktur, ama diyenlere siz cevap verirsiniz, yarın öbür gün parayla alamayacağımız şeyler de olacak.

    Söz, gelecek ay size çiçek böcek bir yazı hazırlayacağım, gerçekten :).

    Gelecek ay görüşmek üzere, sağlıcakla kalın… ☸

    Active vulcano
  • Sığacık Limanı ve ona yakın limanlar

    Sığacık Limanı ve ona yakın limanlar

    Dümenden baktığımda pruvada, Sisam Adası’na karşı saf tutmuş üç savaş gemisi ve iskelemizde bir Sahil Güvenlik botu görüyordum. Üstümüzden geçen uçaklar Sığacık kıyılarını bombalıyor, SAT komandolarının botları denizde cirit atıyordu… Sığacık’tan Kuşadası’na yapacağımız seyirde Efes Tatbikatı’nın tam ortasında kalmıştık…

    Piri Reis diliyle yazarsak, Teke Burnu, Sığacık Limanı’nın bir miktar lodosuna düşer. Bir o kadar miktar keşişlemesinde ise Doğanbey Burnu vardır. “Ruhum” tam da Doğanbey Burnu’na dümen tutmuşken, telsizden, “Doğanbey Burnu’na güneyden yaklaşan tekne. Burası savaş gemisi” anonsu duyuldu. Kısa bir süre sonra, İngilizce aksanından Alman olduğu açıkça anlaşılan bir ses yanıt verdi. Savaş gemisi lafı uzatmadan tekneye, Doğanbey Burnu’nun kuzeyine geçmesine izin vermeyeceğini, o sahada manevra olduğunu, iki saat bulunduğu yerde beklemesini söyledi ve sustu.

    “Biz de soralım bakalım bir diyeceği var mı?” sözlerim Yusuf Reis tarafından, “Danışarak seyir mi yapılır? Biz zaten kuzeye değil güneye gidiyoruz!” görüşü ile kesildi. Evet, güneye gidiyorduk ve tam da savaş gemisinin “girmeyin” dediği deniz alanının orta göbeğine yönelmiştik! Dümenden baktığımda pruvada, Sisam Adası’na karşı saf tutmuş üç savaş gemisi ve iskelemizde bir Sahil Güvenlik botu görüyordum. Üstümüzden geçen uçaklar Sığacık kıyılarını bombalıyorlar, SAT komandolarının botları denizde cirit atıyordu. Devamı Ağustos 2014 sayımızda…

    UMR_2090