Yazar: MURAT ÖKSÜZ

  • Maviliklerin gösterişli “simyacısı” Alchemy

    Maviliklerin gösterişli “simyacısı” Alchemy

    Denizci kimliğiyle de tanınan Philippe Briand’ın kurucusu olduğu Vitruvius Yachts’ın gövde tasarımına imza attığı Alchemy, ikonik duruşuyla dikkat çekiyor. 66 metrelik megayat, İtalyan Rossinavi’nin filosunun en yeni üyesi.

    Yazı İLKE YILMAZ – [email protected], Fotoğraflar GIOVANNI MALGARINI

    Monaco Yacht Show 2023’te sergilenen Alchemy, İtalyan tersane Rossinavi’nin bu sene suya indirdiği ikinci yat. Üç güverteli megayatın felsefi bir yaklaşımla tasarlandığı ve yapım sürecinin hem tersane ve tasarımcılar hem de yat sahipleri için heyecan verici olduğu belirtiliyor.

    Tasarım cephesinde cesur fikirler ve inovatif uygulamalar, bilim ve sanatın buluşmasıyla ortaya çıkar. Bu sinerjik birlikteliğe özgün ve yaratıcı dokunuşlar eklendiğinde “simya” elde edilebilir. Saygın tasarımcı Philippe Briand’ın kurucusu ve başkanı olduğu Londra merkezli stüdyo Vitruvius Yachts’ın son eseri olan 66 metrelik Alchemy de böyle bir süreçten geçmiş bir megayat. 

    Daha ilk bakışta anlaşılan sofistike karakteriyle öne çıkan Alchemy estetik, performans ve sürdürülebilirliği uyum içinde bir araya getiren Vitruvius DNA’sının nitelikli bir örneği sayılıyor. Megayatın sahipleri de zaten stüdyonun önceki tasarımlarındaki çarpıcı hatlar sebebiyle Vitruvius’u seçmiş.

    İstisnasız tüm Vitruvius yatlarını karakterize eden geniş ve esnek çizgiler, Alchemy’nin de tasarım dilinin bir parçası. Bunun sonucunda kayda değer bir seyir menzili ile maksimum verimlilik ve stabilite sunan yüksek performanslı bir megayat ortaya çıkmış. Devamı Aralık 2023 sayımızda.

  • Teknede yeni yıl ruhu

    Teknede yeni yıl ruhu

    Alternatif bir yılbaşı gecesine ne dersiniz? Bu defa hayalimiz karlar altında değil, denizin ortasında yeni yıla girmek. Peki bu nasıl mümkün olabilir? Sizi her yerin ışıl ışıl olduğu senenin son günlerinde, güneşin içinizi ısıtacağı bir yere götürüyorum. Yeni yıl ruhunu yaşamak için Türkiye’nin güneyine, Göcek’e. 

    Fotoğraf Miray Süleymanoğlu Öncü ARŞİVİ

    Dört bir tarafı saran kırmızı yeşil renkler, şömine sıcaklığı, tarçın kokuları, yıldızları ayağımıza indirmiş ışıklandırmalar… Aralık ayı demek, yeni yıl ruhu demek. Bu heyecanı ailece teknede bir partiye dönüştürmek istersek neler yapabiliriz? 

    Henüz yaz sezonunu kapatmaya adapte olmaya çalışırken, zamanın nasıl geçtiğini anlamadan yeni bir sene için geri sayım başladı bile. Her kültürde, her kişide kutlama şekli değişse de kendi alanımıza bu coşkuyu yansıtma isteğimiz değişmiyor. Bizim için bundan iki sene önce ilk defa Göcek’te yaptığımız yılbaşı kutlamasının tadı damağımızda kalınca bu yıl da tekrarlayalım istedik. Ve hazırlıklarımıza başladık.

    Bu defa kendi teknemizde ve küçük yol arkadaşımız Deniz ile yeni yıla girme niyetindeyiz. Bizim için artık geride bıraktığımız bu senenin teşekkürü ve gelecek olan senenin heyecanı, hayalleri oldukça kalabalık. Yani kutlayacak epey şey biriktirmişiz. Bu yazıda hem hangi kıyıda olursanız olsun teknenizi bir ev sıcaklığında yeni yıla hazırlamayı hem de içimizde yeşeren tüm güzel duyguların heyecanını paylaşıyorum diyebilirim. 

    Yılın bu zamanlarında hâlâ denizin sıcaklığıyla sizi cömertçe misafir ettiği, güneşin zaman zaman yazı aratmayacak dokunuşu ve koyların tüm sakinliğiyle romantik bir atmosfer yarattığı Göcek, bizim sizler için alternatif bir yeni yıl kutlaması için tavsiye etmekten çekinmeyeceğimiz bir seçenek haline geldi. Göcek, Kaş, Fethiye sularında yılın bu zamanlarında bile denize girenleri görebilirsiniz. Bizim gibi denizciliğin yazın olduğu kadar kışın da çok keyifli olduğunu düşünen ve tekneye veda etmekte zorlanan tüm denizcilere teknede ailece yeni yılı karşılama partisi önerilerim ile geldim. 

    O zaman gelin birlikte denizin ortasında dalgaların eşlik ettiği unutulmaz bir yeni yıl partisine hazırlanalım. Önce teknemizi süsleyerek, yeni yıl ruhu ile donatalım.

    YENİ YIL RENKLERİNİ MAVİLİKLERE TAŞIYALIM

    Birkaç obje, ışıklandırma ve süsleme ile tekneye yılbaşı ruhu katmak mümkün. Bunu yaparken tercihlerimizi artık yeni yıl ile eşleşmiş kırmızı ve yeşil renklerde, gözümüzü yormadan, fazla renk karıştırmadan yapmak en etkilisi aynı zamanda en kolayı. Burada aslında birlikte sıcak bir atmosfer kuruyoruz. Geri sayım için beklerken üstünüze alabileceğiniz kırmızı bir pikeyi koltuğun üzerine yerleştirebilir, kırmızı ya da beyaz renklerde masa örtüleri, kumaşlar tercih edip yeşil ya da tarçın kokulu mumlar ve yeni yıl motifli kupalarla bu atmosferi kurmaya başlayabilirsiniz. 

    LED ışıklar ile teknenizde en çok kullandığınız, oturduğunuz alanları süsleyebilirsiniz. Güneş enerjili aydınlatmalar ve küçük peri ışıkları ile birlikte birçok farklı yeni yıl figüründen favorinizi burada tercih edebilirsiniz. Biz yeşil garlandların arasına serpiştirdiğimiz yıldız şeklindeki peri ışığı ve havuzluk perdelerinin arasına taktığımız güneş enerjili LED lambalar ile tekneyi süsledik. 

    Çam ağacı bizim için yılbaşı süslerinin olmazsa olmazı. Bunun için 30 cm’lik küçük bir ağaç alıp, geçen yıldan kalma küçük boy süslerimiz ile ailecek ağacımızı donattık. Küçük Deniz’in bu kadar heyecanlanacağını tahmin etmemiştim. Minik elleriyle süsleri yerleştirdikten sonra hepimizi tebrik edercesine coşkuyla alkışlaması yüzümüzdeki tebessümün sebebi oldu. 

    Yılbaşında gelen yeni yılın müjdecisi, yeşermeyi, büyümeyi simgeleyen yeşil ve yeniden doğuşu, kızılcık ağacının getirdiği sağlığı temsil eden kırmızı ile teknenizin dört bir yanını donatmaktan çekinmeyin.

    Kapı süsleri ya da yılbaşı çıkartmaları, yeni yılın renklerini belki de üzerinde en güzel taşıyan dekoratif ürünlerden. Teknenizde kabinleri bu süslerle, dilediğiniz boyutta süsleyerek geri sayım için hazır olabilirsiniz. Küçük çocukların yapışkan çıkartma sevdasını da düşünürsek harika bir aile aktivitesi olduğu da kesin. 

    Fenerler ve mumlar; bir ortamın sıcaklığını artıran ve tüm atmosferi değiştiren, özellikle kış aylarında benim en sevdiğim dekorasyon ürünleri. Kokulu mumlar, yılbaşı konseptine uygun beyaz fenerler, adeta sizi bir filmde yeni yıl kutlamasında hissettiriyor. LED mum fenerler, ateş yakmayı tercih etmeyenler ve daha güvenli bir seçenek isteyenler için düşünülebilir. 

    Ekoseli koltuk şalları; teknenizde oturma alanınızda kullanabileceğiniz ve yeni yıl ambiyansı için çok etkili gördüğüm seçeneklerden. Kırmızı ya da yeşil ekoseli şallar tercih ederek teknenizin tüm havasını değiştirebilir, geceyi beklerken de yer yer üstünüze alıp içinizi ısıtabilirsiniz. 

    Masa örtüleri, misafir peçeteleri; özellikle yılbaşı yemekleri için önemli bir yer oynuyor. Tercihinizi dekorasyonda kullandığınız renk yoğunluğuna göre beyaz-kırmızı-yeşil tonlarında yapabilirsiniz. Eğer teknenin genelinde yeşil ya da kırmızı renkler baskın olduysa masanızda beyaz renk tercih edip küçük dokunuşlarla yeni yıl figürlerini işlemenizi öneririm. Çam ağacı şeklinde mumlarla, kozalaklarla daha soft ve göz yormayan bir masa düzeni oluşturabilirsiniz.

    YILBAŞI AĞACI YERİNE NELER YAPABİLİRİZ?

    Aralık ayı geldiğinde yılbaşı ağacı süslemek belki de en çok eğlendiğimiz, sabırsızlıkla beklediğimiz etkinliklerden. Bizim için de eğlencesi, neşesi, heyecanı bol bir an olmuştur hep. Ama biliyoruz ki teknenizde her zaman böyle bir alan olmayabilir. Bu zevki yaşamakta ısrarcı olanlar için masada yer bulacağınız küçük boyutlarda seçenekler olsa da ben yılbaşı ağacını aratmayacak seçeneklerden konuşmak istiyorum. 

    Kuru dallar, ışıklandırmalar ile bir duvar ağacı yapmak en popüler alternatif seçeneklerden. Yer kaplamaması ve tamamen sizin emeğinizle ortaya çıkması bizce çok zevkli ve eğlenceli bir hazırlık sürecini de peşinde getiriyor. Farklı boyutlardaki dallar, ahşap çıtaları sabah keyifli bir yürüyüş ile toplayıp, bunları boyutlarına göre sıralayarak ve aralıklar bırakarak ip yardımıyla birbirine bağlayıp duvara asabilirsiniz. Işıklandırmalar, topladığınız ağaç yaprakları ile süsleyerek iki boyutlu bir duvar ağacı bence yılbaşı ağacını aratmayacak kadar sıcacık bir havaya sahip. 

    GÖCEK’TE YENİ YILDA NEREYE GİDEBİLİRİZ?

    Yeni yıla sosyal ortamlarda girmeyi sevenlerdenseniz, maviliklerle yeşil, kırmızı ve bolca ışıltının birleştiği, rüzgârın sesi, denizin dalgası ile birlikte burnunuza gelen tarçın, zencefil ve karanfil kokusunu hissedebileceğiniz mekân önerilerimi de buraya bırakıyorum. 

    Rezervasyon yaptırmak istersiniz yanlarına telefon numaralarını da bırakıyorum. 

    ∗ Sailor’s Pub & Restaurant: 0532.307 88 13

    ∗ West Cafe Bistro: 0533.456 27 94

    ∗ Güverte Restaurant: 0530.626 17 25

    ∗ Skopea Inn Exclusive: 0252.645 13 07

    ∗ Adaia Gocek: 0538.440 86 60

    ∗ Göbün: 0555.357 09 87

    ÇOCUKLAR İÇİN YENİ YIL AKTİVİTELERİ

    Küçük çocuklar gece on ikiyi bekleyemeden uyuya kalsa da, onlarla 31 Aralık gününü doya doya yaşayıp, belki on iki yerine bir kaç saat öncesinde geri sayım yapıp yeni yıla erken girmek de mümkün. Ya da bütün bir günü kutlama havasında yaşayıp, o anın mutluluğunu bütün bir güne yayarak, farklı aktiviteler ile geçirmek de şahane bir tercih olabilir.

    Biz bu sene yeni teknemizde kutlayacağımız ilk yılbaşında ailece masanın etrafında oturup birbirimizin kupalarını boyamaya karar verdik. Deniz’in doğada öğrendiği renkleri yine doğanın içinden topladığı yere düşen yapraklarla bize hazırladığı bir hediyeye dönüştürmesi benim için izlemesi ayrı bir zevk olacak. Yeni yıl ruhu katmak için de biraz kırmızı ve yeşil boya ile renkli pom pomlarla süslemek de güzel bir fikir olabilir. 

    MUTFAKTA YENİ YIL KOKUSU

    Akıllardan kolay kolay silinmeyen iki duyu; koku ve tat. Kokusunu aldığım bir şey bana birini hatırlatabilir ya da damağımda yer etmiş bir tat beni bambaşka yerlere götürebilir. Her bir duyuyla bizde yer eden hislerin zihnimizde unutulmaz bir yeri var. Yeni yılda burnuma gelen bir tarçın kokusu benim küçücük bir kız olup fırında pişen kurabiyelerin sabırsızlığını yaşadığım o ana götürür. Anneannemden miras aldığım bu tatlı anının tarifini de Deniz’in ilerde tebessüm edeceği sizin de severek tüketeceğiniz bir tarif olarak paylaşmak istiyorum. 

    Gingerbread Kurabiye Tarifi

    Malzemeler

    n 420 gr (3 su bardağı) un

    n 4 gr (1/2 tatlı kaşığı) tuz

    n 10 gr (1 yemek kaşığı) toz zencefil

    n 14 gr (2 tatlı kaşığı) toz tarçın

    n 1/4 tatlı kaşığı toz karanfil (isteğe bağlı)

    n 90 gr (6 yemek kaşığı) tereyağı 

    (oda sıcaklığında yumuşamış)

    n 150 gr (3/4 su bardağı) esmer şeker 

    (rafine şeker vermediğimiz minikler için hurma tozu, hindistancevizi şekeri alternatifler arasında) 

    n 1 adet yumurta (yumurta alerjisi olanlar için önerim: 1 çorba kaşığı chia tohumunu 2 çorba kaşığı suyla karıştırıp biraz bekleyip kullanmak)

    n 160 gr (1/2 su bardağı) pekmez

    n 1 tatlı kaşığı vanilya özütü (veya toz vanilya)

    Yapılışı

    1. Fırınınızı 170 derecede ısıtmaya başlayın.

    2. İki adet fırın tepsinize yağlı kâğıt serin.

    3. Orta boy bir kapta un, tuz ve tüm baharatları harmanlayın. 

    4. Çırpma kabında tereyağı ve esmer şekeri 1 dakika kadar çırpın. İçine yumurtayı ekleyin, karışınca pekmez ve vanilyayı da ekleyin.

    5. En son ise kuru karışımı ekleyin ve hamur haline gelir gelmez unlanmış tezgâhın üzerine alın. (Eğer hamur yapışkansa birazcık un ilavesiyle toparlayın) 

    6. Merdaneyle açın ve gingerbread kalıplarınızla şekiller çıkartıp yağlı kâğıda yan yana dizin. (Hamurun fazlasını streçleyip buzluğa kaldırabilirsiniz) 

    7. Buzdolabında 10 dakika bekletin ve fırına verin. 

    Fırında 8-9 dakika pişirdikten sonra çıkartıp tadına varabilirsiniz.

    SICACIK VE SAMİMİ BİR KUTLAMA 

    Göcek’i havası mı insanının samimiyetine yoksa insanlarının sıcaklığı mı havasına yansımış bilmiyorum ama koylarda tekne sahipleriyle ettiğimiz sohbetler, en küçük aksilikte hep yardımımıza koşan birbirinden sıcakkanlı insanlar bana hep evimde gibi hissettirdi. Denizciler için paylaşmanın öneminin çok daha anlamlı olduğunu düşünmüşümdür. Buna önayak olan asıl kahramanın da sonu görünmeyen sevgisiyle deniz olduğuna inanıyorum. Bu yüzden tekne sahibi olmasanız bile yılbaşına böyle bir atmosferde girmek isterseniz kiralama şirketlerinin kışın da kiralama yaptığını hatırlatmak istiyorum. Arkadaşlarınızla tek tekne veya birkaç tekne toplanıp bir koyda vakit geçirebilir, marketlerin açık olduğu Göcek ve Fethiye’de alışverişinizi yapıp kendinize lezzetli bir yılbaşı sofrası kurabilirsiniz. Yerel tatlar eşliğinde yeni yıla girmek isterseniz de burada 12 ay da açık olan restoranlarda kutlamak eğlenceli bir seçenek olabilir. 

    Arkadaşlarınızla senenin ilk sabahında kahvenizi Göcek’in bir koyunda, denizin üstünde içmek kulağa çok güzel gelmiyor mu? Yeni yıla nasıl girersek öyle geçer derler. Belki bu sayede tüm sene buranın eşsiz manzaraları kadar büyüleyici geçer. 

    HERKESE MUTLU YILLAR!

    Yeni yıl, yeni bir başlangıç demek. Ben bu yazıda her ne kadar şu anda içinde bulunduğum yuvam, teknemin dekorasyonu üzerine sizlere tavsiyelerde bulunsam da şunu çok iyi biliyorum ki, ister denizin ortasında küçük bir yelkenlide, ister dağın tepesinde bir çadırda, ister ağaçların arasında saklanmış bir kulübede olun her nerede içinizde olan yeni ümitlere tutunuyorsanız orası evinizdir. 

    Evinizi de bu yılbaşında önce kendi sevdiklerinizin sıcaklığı ile doldurmanızı diliyorum. Biz hayalimizi süsleyen teknemizde, hep mutluluğunu dilediğimiz o çekirdek aile ile yuvamızda, sizlerle paylaşmaktan keyif alacağımız çok güzel, keyifli bir sene diliyoruz.

    “Başlamak için şartların mükemmeI oImasını bekIemeyin. ŞartIarı mükemmeIIeştiren başIangıcın kendisidir.” demiş AIan Cohen. Bu yeni yılda nerede, kiminle olursanız olun, sonraki yıllarda dönüp baktığınızda tebessüm edeceğiniz o güzel başlangıçların adımını atmaktan korkmayın. 

    Pruvanız neta, hayat kolayınıza olsun.

    Sevgiler, iyi seneler!☸

  • LEYLA SERTER Dünya denizlerinde Türk yat kaptanı

    LEYLA SERTER Dünya denizlerinde Türk yat kaptanı

    Yazı dizimiz bu ay yurt dışında yat kaptanlığı yapan Leyla Serter ile devam ediyor. Çocukluğundan bu yana denizle iç içe yaşayan ve bugüne dek 35 ülke gezen Leyla Kaptan’la tanıştırıyorum sizi. 

    Röportaj ALPER GÜNORAL Fotoğraflar LEYLA SERTER ARŞİVİ

    Bu ay yine ilginç ve elbette yine maviye âşık bir konuğum var. Aldığım mesajlar ve epostalar yazı dizimizin ilgi gördüğünü gösteriyor. Denizciliği meslek haline getiren kadınların hikâyeleri belli ki ilham veriyor yeni nesillere. Ne mutlu. Gelelim bu ayki konuğuma…

    Yurt dışında yat kaptanlığı yapan Leyla Serter’le tanıştırmak istiyorum sizi. Leyla Kaptan ile söyleşimize klasik bir başlangıç yaptığımı göreceksiniz. Bu tabiri geçen yıl “Yetişkinler İçin Yelken Eğitimi” yazısında kullanmıştım. Üç tarafı denizlerle çevrili yurdumuzda denizle tanışma imkânı yakalamak kolay değil. Şanslı bir kesim denizle tanışıklığı ilerletip çeşitli su sporları ile ilgilenebiliyor. Cesur bireyler ise meslek olarak seçme eğilimi gösteriyor. Leyla Kaptan da çocukluğundan itibaren bu mesleği isteyip sonunda ulaşanlardan. Yolu dikenli patikalardan geçse de şu an ulaştığı yerden memnun. O halde gerisini kendisinden öğrenelim…

    AİLENİN İLK DENİZCİSİ

    Suyla tanışmanız nasıl gerçekleşti?

    Samsun’da doğdum ve büyüdüm, denizle hep iç içeydim. Karadenizli olunca denizden uzak kalmak mümkün değil. Samsun sokakları birbirine diktir; bazı sokaklar denize paralel bazıları da denize dik. Sokaktan denizi görürsünüz yani. Deniz kenarında Ulu Önder Atatürk’ün Samsun’a çıkışını betimleyen Tütün İskelesi vardır. Büyük de bir limanı vardır, gelen giden gemiler eksik olmaz. Onları izleyerek, seslerini dinleyerek geçti çocukluğum. Denize baktığımda ufkun ötesinde ne olduğunu merak ederdim. Haritadan baktığınızda Samsun’un tam karşısı Rusya’nın Novorossiysk kentidir. Şans bu ya, denizci olduktan sonra ziyaret ettiğim ilk liman da orası oldu. Dilek dilerken ayrıntı vermek gerekiyormuş gerçekten.

    Denizciliği meslek olarak seçme fikri nasıl gelişti?

    Ailemde hiç denizci yok, bu konuda bir ilkim diyebilirim. Denizci olma fikri daha çok küçükken bir Cumhuriyet bayramında beyaz üniformalı subayları görünce oluştu. “Ben de bunlardan giymeliyim” dedim kendime. Ayrıca yeni bir şeyler keşfetmek, yeni yerler görmek hep hayalimdi. Hem o beyaz üniformayı giyeceğim hem de gezip yeni yerler görebileceğim bir meslek başka ne olabilirdi ki? 

    Öğrencilik süreciniz nasıl geçti? 

    Meslek olarak denizcilik konusunu araştırmaya ortaokuldayken başladım. Samsun’da denizcilik konusunda eğitim veren bir lise olduğunu öğrendim. Liseye başlayacağım sırada tek tercihimi işte bu denizcilik lisesinden yana kullanarak Gemi Yönetimi bölümünü kazandım. Okulumuzda sadece üç kız öğrenci vardı. Çevremdeki herkes bu işin kadınlara uygun olmadığını düşünüyordu. Fakat pes etmedim. Öğretmenlerim ve ailemin bu işi yapabileceğime olan inançları bana çok destek oldu.

    BAŞLANGIÇ: KONTEYNER GEMİSİNDE STAJYERLİK

    Yurt dışında çalışacak şekilde iyi bir eğitim almış olmalısınız…

    Okulumun tüm olanaklarını sonuna kadar kullanmaya çalıştım. Gemi makine ve inşa atölyeleri, köprü üstü simülasyonlar, filika ve can kurtarma ekipmanları, yüzme dersleri, role eğitimleri gibi. Alan öğretmenleri arasında tek kadın öğretmen Cemile hocamdı, üzerimde emeği büyüktür. Yaz tatillerinde yolcu teknelerinde staj yaparak denizciliğe ilk adımlarımı attım. Bu süreçte yabancı dilimi özellikle geliştirdim. Bu mesleği hakkıyla yapabilmek için iyi bir İngilizce bilgisi şart. Liseden mezun olduktan sonra üniversiteye devam etmek yerine direkt mesleğe atılmayı tercih ettim. Bana göre denizcilik teoriden çok pratikle öğrenilebilecek bir meslek. Kendimi bir an önce denizlere atmanın daha uygun olacağını düşündüm. 

    Kariyer yolculuğunuzdan bahseder misiniz? Okul sonrası neler oldu?

    Mesleğe adım attıktan sonra adım adım ilerlemeye başladım. Ne yazık ki önümde büyük bir engel vardı: Kadın olmak. Liseden mezun olduktan sonra çok sayıda yere staj başvurusunda bulundum. 12 ay açık deniz stajı yapıp kaptan ehliyetimi almam gerekiyordu. Fakat “gemilerimizde BAYAN personel çalıştırmıyoruz” yanıtıyla çoğu başvurum reddedildi. Ümidimi kesmedim ve sonunda bir konteyner gemisinde stajyer olarak işe başladım. Gemiye çıkınca asıl zorluğun stajı bulduktan sonra olduğunu anladım. 20 erkek ve tek kadın. Bu oran stajım süresince bazı zorluklarla karşılaşmama neden oldu. Ama sonuçta bir gemide 12 ay stajımı bitirdim. 

    Zor bir 12 aydı sanırım…

    Burada söyleyince kolay gibi görünüyor ama hayatımın en zor 12 ayıydı. Mobbing, cinsiyet eşitsizliği, zor çalışma koşulları… Bir kere kadın olduğun için sürekli hakir görürlerdi, “sen şunu yapamazsın”, “sen bunu yapamazsın, çekil” vb. Hiçbir şey öğretmez, göstermezlerdi. Yemeklerle de barışamadım; bana göre sadece karnının doyması amacıyla yapılan şeylerdi, göze hitap eden ve tat alınacak hiçbir şey yoktu. Yaşam mahalli genişti fakat eşyalar çok eskiydi. Her şeye rağmen sonunda kaptanlığımı almıştım. Aynı firmada 3. Kaptan olarak çalışmaya devam ettim.

    GEMİLERE VEDA, YATLARA MERHABA

    Yat kaptanlığına geçişiniz nasıl oldu?

    Kaptan görevim esnasında yaşadığım bazı durumlar, denizi çok sevmeme, hayallerini kurduğum kaptanlık mesleğine başlamış olmama rağmen mutlu hissetmeme engel oldu. Gemide çalışmak artık bana sıkıntı vermeye başlamıştı. Gerçekten gemilerde kaptanlık bence dünyanın en zor mesleklerinden biri. Bu yola başlayacak olan gençler muhasebesini çok iyi yapmalı. Çalıştığım gemide sorunlarım bitmeyince sonunda gemiden ayrıldım, ama denizi çok sevdiğimden tuzlu dünyadan hemen kopamadım. Bir de yat sektörünü deneyeyim dedim. Birkaç meslektaşımdan yurt dışında yat sektörüne yönelik bilgi aldım ve yurt dışında iş aradım. Avrupa’da ve okyanus aşırı ülkelerde çeşitli yatlarda çalıştım. Şu an ise Avrupa’da yat kaptanı olarak çalışıyorum.

    Bulunduğunuz görevde iş ve yaşam koşulları nasıl? 

    Kaptan olarak ana görevim ekibin ve misafirlerin mutluluğunu, güvenliğini sağlamak. Bu konuda dikkat edilmesi gereken temel şeyi herkesin yaşam kalitesini olabildiğince yüksek tutmak. İnsani çalışma şartları, emeğinin karşılığının alınması, kaliteli yaşam yerleri gibi konulara özellikle hassasiyet gösteriyorum. Her güne tekneyi baştan aşağı dolaşarak başlıyorum. Ekiple şakalaşıyorum, çarkçımız yok ve onun sorumluluğunda olan çoğu küçük çaplı bakım, onarım işlerini ben yapıyorum, sefer planı, yakıt alımı, yolcuların giriş çıkış işlemleri gibi çoğu şeyde benim sorumluğumda. Bu sorumluluğu hissettiğim için çok çalışıyorum. Teknenin her yerinden her an ortaya çıkabilirim, personelim bunu bilir ve bunu benim tarzım olarak görürler. 

    Yat kaptanlığı da gemi kaptanlığı kadar büyük sorumluluk gerektiren bir iş…

    Kesinlikle. Yat kaptanlığı başlı başına sorumluluk işi. Misafir olmadığında tekne bakımı ile ilgili daha ayrıntılı işlerle ilgileniyorum. Onarım süreçleri ise yoğun geçiyor. Bu kez sorumluluklarıma teknede çalışan ustaların emniyetli ve doğru iş yapması da giriyor. Misafirlerin olmadığı bu gibi zamanları personelin dinlenmesi ve kaynaşması için fırsat olarak değerlendiriyorum. 7 gün 24 saat teknede olduğunuz her an çalışma ortamında oluyorsunuz. İstirahat saatinizde bile ortamın değişmemesi hem fiziki hem de psikolojik olarak dinlenmeyi etkiliyor.

    HEDEFİ TÜRKİYE’NİN İLK KADIN MEGAYAT KAPTANLARINDAN OLMAK

    Genç yaşınızda edindiğiniz kazanımlar örnek seviyede. Gelecek için belirlediğiniz hedefler neler? 

    Şu ana kadar 35 ülke gezdim, Pasifik Okyanusu’nu baştan başa geçtim, Atlantik Okyanusu ve Kuzey Denizi’nde seyirler yaptım. Çocukluğumdan bu yana içimdeki keşfetme duygusu devam ediyor ve ben de keşfetmeyi sürdürmek istiyorum. Profesyonel olarak ise Türkiye’nin ilk kadın megayat kaptanlarından biri olmak istiyorum. Hedefim 80 metre üstü teknelerde kaptanlık yapmak. Cruise ve yük gemilerinde kadın kaptanlar var ama megayat kaptanı hiç görmedim. 

    Türkiye‘nin denizcilik konularında dünyada bulunduğu konumu nasıl yorumlarsınız? 

    Türk denizciliği her geçen gün daha da gelişiyor. Burada ülkesini yurt dışında temsil eden biz Türk denizcilere çok önemli görevler düşüyor. Ne yazık ki dünyanın her yerinde Türklere karşı büyük ön yargılar mevcut. Çalıştığım her yerde tek Türk ben oluyorum. Tatmin oranı çok yüksek olan bu meslekte uluslararası çalışan sayısının artması gerek. Bununla birlikte bizzat deneyimlediğim, haliyle kötü bulduğum yurt içindeki çalışma koşullarını iyileştirerek daha fazla gencin denizciliğe yönelmesini sağlamak, biz denizcilerden çok Türk armatör ve tekne sahiplerinin sorumluluğu. Denizcilik faaliyetlerinin daha emniyetli, daha profesyonel, daha tercih edilir ve dolayısıyla daha karlı hale getirilmesi için işini iyi yapmayı amaç edinen denizcilerin sektörde çalışması gerekiyor.

    Peki sizce kadın denizcilerin katkıları neler?

    Ülkemizde kadın denizci sayısı şaşırtıcı derecede az. Sonuçta üç tarafı denizle çevrili topraklarda, nüfusun da büyük çoğunluğunun kıyıdan birkaç yüz kilometre mesafede yaşadığı bir ülkeyiz. Kadın denizcilerin, kendim daha olumlu hisler beslediğimden olsa gerek, yat sektöründe denizci rollerde daha fazla ön planda olmaları gerekiyor. 

    Sizin gibi değerli denizcilerimizden haberdar olmak isteyenler sizi sosyal medyada bulabilir mi?

    Sosyal medyada aktif bir konumdayım ve takipçilerimden çok sayıda mesaj alıyorum (Instagram: @cptleila). Gelen yorumlarda çok sayıda kadın denizci, sadece kadın olduğu için güvertede çalıştırılmadığını, hostes ve aşçı olarak çalıştırılmak istendiğini belirtiyor. Bu düşüncenin değişmesi gerekli. Erkekler kadar kadınların da bu sektörde yeri var ve işini layığıyla yapan çok başarılı kadın denizcilerimiz var. Türkiye’de ve dünyanın her yerinde yolcu gemilerinde, yük gemilerinde, yatlarda ve karada bulunan operasyon kısımlarında başarılarına başarı katan kadın denizcilerimiz mevcut. Cinsiyet ayrımından kurtulmak, Türk denizciliğinin gelişmesi için ön şartlardan biri.☸

  • Stil ve verimliliğin kusursuz dansı GRAND SOLEIL 65LC

    Stil ve verimliliğin kusursuz dansı GRAND SOLEIL 65LC

    Cantiere del Pardo’nun lüks yelkenli markası Grand Soleil, yeni modellerinden 65 LC’nin dünya prömiyerini Eylül’de Cannes Yachting Festival’da yapmıştı. Nauta Design imzalı etkileyici yelkenli, yenilikçi tasarımı ve performansı ile konuşulmaya devam ediyor.

    Yazı İLKE YILMAZ – [email protected] Fotoğraflar CANTIERE DEL PARDO ARŞİVİ

    İtalyan tersane Cantiere del Pardo, 1973 yılından bu yana kaliteli işçilik ve geleneksellikten ödün vermeden Grand Soleil markasıyla güvenli, yenilikçi ve performans vadeden yelkenliler üretiyor. 60 feet üzeri kategorinin ikinci modeli olan Grand Soleil 65’in hem “Performance (Performans)” hem de “Long Cruise (Uzun Menzil)” olmak üzere iki versiyonu mevcut. Modele ilgi duyanlar, tercihleri ve ihtiyaçlarına bağlı olarak seçim yapma şansına sahip. Daha sportif bir tasarım arayanlar için “Performace” veya açık denizlerde uzun seyirler sevenler için “Long Cruise” versiyonu öneriliyor. 

    CORAZZO ETKİSİ

    Tıpkı teknenin yapımı sırasında kullanılan konstrüksiyon malzemelerinde olduğu gibi her iki versiyonunda da gövde tasarımı aynı. Teknenin gövdesinde karşımıza çıkan yüksek teknolojili materyaller: Polyester bazlı vinilester ve gövdeyi daha dayanıklı hale getirmek için yer yer kullanılan karbon takviyeli kompozit. Devamı Aralık 2023 sayısında…