Yazar: MURAT ÖKSÜZ

  • TCG ANADOLU ile açık denizlere doğru

    TCG ANADOLU ile açık denizlere doğru

    2019 yılında denize indirilen, 2022 yılında deniz kabul testlerine başlayan TCG Anadolu amfibi hücum gemisi 10 Nisan tarihinde Türk Deniz Kuvvetleri’ne teslim edildi. TCG Anadolu, Cumhuriyet Donanması’nın motivasyonunu, vizyonunu, rotasını ve ulusa adanmışlığını gösteren bir semboldür.

    Yazı: Deniz Güler (Deniz Güvenliği Doktorantı)

    Milli gemi inşa edebilme yeteneğini Cumhuriyetimize kazandırmayı gaye edinen Türk Amiralliğinin 90’lı yılların başında hafif uçak gemisi sahibi olmayı hayal etmesi tesadüf değil, aksine Cumhuriyet Donanması’nın jeopolitik vizyonunun çağı yakalama konusunda sergilediği azim ve kararlılığın göstergesidir. Nitekim Türk Deniz Kuvvetleri, Soğuk Savaş’ın bitmesiyle beraber çağdaş bir donanma stratejisi arayışına girmişti. Bu arayış doğrultusunda, 1994 yılından itibaren geliştirilmeye başlanan Açık Denizlere Doğru doktrini 1997 yılında resmen yayınlandı. Bu doktrin Türk Deniz Kuvvetleri’nin güç aktarma yeteneklerini Karadeniz, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz gibi çevre denizlerden açık denizlere taşımayı hedefliyordu. Aynı süre zarfında Cumhuriyet Donanması’nda devrimsel nitelikte birtakım gelişmelerin yaşanması da açık deniz donanması yaratma vizyonunun sonuçlarından biriydi. Örneğin; 1991 yılında Uzun Ufuk Projesi’nin, 1993’te K-5 Projesi’nin, 1994’te Yazılım Geliştirme Merkezi’nin (YAZGEM), 1996’da Araştırma ve Proje Geliştirme Başkanlığı’nın (APGE), 1998’de Araştırma Merkezi Komutanlığı’nın (ARMERKOM) aynı süreçte kurulduğu unutulmamalıdır. 

    UZUN SÜRMÜŞ DONANMA SİYASETİNİN SONUCU

    1990 ve 2000 arasında yaşanan her bir gelişim evresi, ilklik niteliği taşıdığı için kendi imkânsızlıkları içinde değerlendirilmelidir. Bu süreçte hem bürokratik hem ekonomik hem de siyasal açıdan karşılaşılan engellerin her biri, donanmanın verdiği ayrı birer mücadeleyi işaret eder. 90’lı yıllarda donanmanın uhdesinde gerçekleşen tüm bu kurumsal gelişmeler, Türk Deniz Kuvvetleri’nin bugüne, yani TCG Anadolu’nun kuvvete teslim tarihine kadar uzanan kuantum sıçramasının temellerini atmıştır. Neticede bir ülkenin deniz gücü bilgi birikimi ve tecrübeyle yükselir. Bundan dolayı TCG Anadolu da tıpkı MİLGEM ve diğer tüm donanma projelerinde olduğu gibi tersanelerde değil, 90’lı yıllarda parlayan Donanma Ekolü içinde kurumsal olarak fikren ve ruhen inşa edilmeye başlandı. Gemilere ruh veren onları inşa eden, bakan/onaran, sevk ve idare eden denizciler, denizleri yurt edinen yetişmiş insan gücüdür. TCG Anadolu bu vesileyle bir gemiden çok daha fazlasıdır; uzunca sürmüş bir donanma siyasetinin sonucudur. TCG Anadolu, aslında Cumhuriyet Donanması’nın motivasyonunu, vizyonunu, rotasını, ulusa adanmışlığını gösteren bir semboldür.

    ASKERİ BİR GÜÇ AKTARMA ARACI

    Teknik açıdan yaklaşıldığında ise L-61 borda numarasına sahip Juan Carlos I isimli çok maksatlı amfibi hücum gemisinin tasarımı örnek alınarak, Sedef Tersanesi ile İspanyol Navantia Tersanesi’nin iş birliğinde, yaklaşık yüzde 70 oranında ulusal imkân ve sistemlerle inşa edilen TCG Anadolu bir amfibi hücum gemisidir. Geminin NATO Kodu (borda numarasının başında yazan kod) L’dir. Bu İngilizcedeki “Landing” kelimesini sembolize etmektedir. Yani başında L NATO kodlu gemiler çıkarma gemileri/amfibi gemiler sınıflandırmasında yer almaktadır. Bu gemiye uçak gemisi olarak hitap etmek hatalıyken, SİHA gemisi olarak tanımlamaksa geminin içerdiği yeteneklerin bunun çok daha ötesinde olmasından dolayı medyatik bir tabir olarak yorumlanabilir.TCG Anadolu’dan beklenen görev ve sorumluluklar modern uçak gemilerinden beklenen görev ve sorumluluklardan tamamen farklıdır. Savaş gemilerinin savaş veya barış zamanı görev ve sorumlulukları farklılaşır. Savaş zamanı amfibi hücum gemilerinin amacı deniz yoluyla belli bir miktarda askeri kuvveti (tabur büyüklüğünde) hedeflenen kıyıya yahut karasal alana taşımaktır. Bu bakış açısıyla TCG Anadolu yaklaşık 28 bin ton ağırlığında askeri bir güç aktarma aracıdır. TCG Anadolu ile aktarılan bu güç ekseriyetle denizden karaya düzenlenen operasyonlarda kullanılabilir. Basitçe ifade etmek gerekirse; TCG Anadolu hedeflenen bir kıyıya güvertelerinde ve hangarlarında taşıdığı dikine iniş kalkış yapabilecek uçaklarla (henüz TSK’nın envanterinde bulunmamaktadır), (T129) ATAK ve Seahawk helikopterleriyle, İHA-SİHA-SİDA gibi sistemlerle, çıkarma platformlarıyla, tanklarla, zırhlı amfibi hücum araçlarıyla, zırhlı personel taşıyıcılarla ve tabur büyüklüğünde bir asker birlikle topyekûn saldırı gerçekleştirme yeteneğini bünyesinde barındırır. Buna rağmen, TCG Anadolu, Karadeniz gibi kapalı/yarı kapalı denizlerde ya da Ege Denizi gibi dar takımada sularında operasyon yürütmesi için inşa edilmemiştir. Bilhassa böyle dar ve kapalı/yarı kapalı sularda hava üstünlüğü elde edilmeden savaş zamanı TCG Anadolu’nun kullanılabilmesi oldukça tehlikelidir. Karadeniz’de 13 Nisan 2022 tarihinde Odessa’nın güneyinde seyreden Moskova Kruvazörü’nün karadan atılan R-360 Neptün gemisavar füzeleriyle vurulup batırılması hafızalardaki tazeliğini koruyor. Bu sebeple TCG Anadolu’nun Ege Denizi’nde olası bir savaş yahut çatışma halinde muharebenin ilk evrelerinde görev alması pek mümkün ve hatta mantıklı görünmüyor. Akdeniz’de ya da ötesindeki açık denizlerde ve okyanuslarda kullanılmaya çok daha uygun olan TCG Anadolu’yu savunacak görev grubunun nasıl oluşturulacağı da merakla bekleniyor.

    BARIŞ ZAMANI GÖREVLERİ

    Barış zamanında TCG Anadolu, afetlerle mücadelede ihtiyaç duyulan mal ve hizmetlerin sevkinde lojistik destek gemisi, yaralıların tedavisinde hastane gemisi ve gereken durumlarda barınma veya tahliye gemisi olarak hizmet verebilme yeteneklerine sahiptir. Geminin barış zamanı görevlerinden bir diğeri de donanma diplomasisi faaliyetlerine katılmaktır. Donanmalar pek fazla bilinmese de aynı zamanda diplomasi enstrümanıdır çünkü deniz kuvvetini diğer kuvvetlerden ayıran en temel fark limandan ayrıldığı andan itibaren tüm faaliyetlerinin dış ilişkiler ve dış temsil görevlerini ilgilendirmesidir. 

    TCG Anadolu’nun donanmaya katılmasıyla Türk Deniz Kuvvetleri’nin her türlü çağdaş denizaşırı operasyonu sevk ve idare edebilme yeteneklerini geliştirdiği rahatlıkla söylenebilir. Tüm bu yetenekler dar denizlerden çıkıp okyanuslara açılmayı vizyon edinen Açık Denizlere Doğru doktrininin neticesinde edinilen kazanımlardır. 10 Nisan tarihinden itibaren TCG Anadolu ve ona bağlı olacak görev grubu (henüz bir araya getirilmediyse de savunma maksatlı eskort görevleri edinen diğer savaş gemileriyle oluşturduğu grup) hangi denize, hangi boğaza, hangi koya/körfeze, hangi kanala girerse, hangi yarımadaya veya kıstağa yaklaşırsa dikkatleri üzerine çekmekle kalmayacak, deniz gücü dengelerini bozacak ve taşıdığı sancağı gören uluslara Türk Deniz Kuvvetleri yoluyla Türkiye Cumhuriyeti’nin gücünü, Türk Ulusunun yüksek karakterini, engin ufkunu ve onurunu yansıtacaktır. Bu geminin Türkiye’ye kazandırılmasında on yıllardır emek sarf eden, başta Türk Amiralliği olmak üzere Türk Cumhuriyeti bahriyelilerine ve elbette son olarak Türk Deniz Kuvvetleri’ne destek olan tüm kişi, kurum ve kuruluşlara şükranlarımızı sunarız.☸

  • Gaggenau Tasarım ve Gastronomi Buluşmaları

    Gaggenau Tasarım ve Gastronomi Buluşmaları

    Lüks mutfak aletleri markası Gaggenau, “Tasarım ve Gastronomi Buluşmaları”nda bu kez Michelin Yıldızlı Şef Pınar Taşdemir’i ağırladı. Marka elçisi Şef Ali Ronay’ın ev sahipliğinde gerçekleşen davette Pınar Taşdemir’e pasta şefi Bengi Kurtcebe ve akademisyen Ferhan Kızıltepe eşlik etti. Mutfağı ve birlikte vakit geçirmeyi bir öncelik olarak gören lüks mutfak aletleri markası Gaggenau, tasarım ve gastronomi dünyasının bu tutku dolu isimlerini yakın dostları ile Gaggenau Showroom’da özel bir yemekte ağırlamaya devam ediyor. Şef Ali Ronay’ın Gaggenau cihazları ile oluşturduğu özel menü eşliğinde, gecenin başrolünde “mutfak kültürü ve sanatı” vardı. Konuklar, Ronay’ın Gaggenau cihazları ile hazırladığı lezzet dolu menüsü eşliğinde keyifli bir sohbet gerçekleştirdi. www.gaggenau.com

    BU BİR İLANDIR…

  • Denizci cerrah Talat Kırış’tan ikinci kitap

    Denizci cerrah Talat Kırış’tan ikinci kitap

    Cerrahlığı kadar yazarlığı ve denizciliği ile de tanınan Talat Kırış’ın ikinci kitabı “Uzak Deniz Küçük Yağmur” geçen ay yayımlandı. Kırış, bu defa öyküleriyle okurun karşısına çıktı.

    Talat Kırış’ın anı-biyografi olarak kaleme aldığı “Beyne Giden Yol-Bir Beyin Cerrahının Anıları” 2021’de Doğan Kitap etiketiyle basılmış, kitap kısa sürede tekrar baskı yapmıştı. TEDx gibi sosyal platformlarda yaptığı konuşmalarla dikkat çeken, dört yıldır T24’teki köşe yazılarıyla da tanınan Kırış’ın tutkulu bir amatör denizci olduğunu, yelkenli teknesi Seyyale ile seyirlerini anlattığı yazılarını Yacht Türkiye okurları hatırlayacaktır. Ancak görünen o ki, okurun ünlü cerrah hakkında daha fazla bilgi sahibi olmasını ikinci kitabı “Uzak Deniz Küçük Yağmur” sağlayacak.

    SAİT FAİK’LE BÜYÜMEK

    Talat Kırış, edebi eseri olan bu öykü kitabında ayrıntılı bir önsöz de kaleme almış. Kendisinin geçmişine, edebiyatla ilişkisine ve okur kimliğine dair bilgi alıyoruz bu bölümden. Mesela ilk öyküsünü (“Dizkapağı” adlı) ilkokul dördüncü sınıfta yazdığını, Sait Faik öyküleriyle büyüdüğünü, Latin Amerikalı yazarlara (Cortazar, Borges ve Marquez gibi) ilgisini, ilk edebiyat denemesi olan bir masalla bir yarışmadan kazandığı mansiyon ödülünü ve daha fazlasını bu metin sayesinde öğreniyoruz.

    Kırış, okuruna öykülere geçmeden önce bazı açıklamalarda da bulunuyor. “Öykülerimde tekrarlanan kavramlar, birebir cümleler ve insanlar bulacaksınız” diyor. Bazı öykülerde de bir diğer öyküye atıf yaptığını açıklıyor. Kitabın bir başka güzel sürprizini de önsözde açıklıyor yazar; kitabın sonundaki şarkı listesini başlangıçta belirtmesi, okuma esnasında dinlemek için hoş bir incelik. Okurunu düşünen bir yazar Talat Kırış.

    GERÇEKÜSTÜ VE GERÇEK 33 ÖYKÜ

    “Denizsiz ve yağmursuz bir hayat düşünemiyorum” cümlesini de barındıran önsözün ardından kitabın kalbine, öykülere geliyor sıra. Şiir, şehir, edebiyat, yağmur, sinema, deniz ve müzik dolu; buruk, âşık, hüzünlü, zekâ ve duygu harmanıyla yazılmış 33 öykü akışkan bir şekilde okunuyor. Yazarın gezgin kimliği, derin gözlem yeteneği ve odaklanmaktaki gücü kolaylıkla anlaşılıyor. Bu kurmaca kitapta (yazarın mesleğini ve ilgi alanlarını bildiğimizden, bilmeyenler de özgeçmiş ve önsöz sayesinde biraz olsun öğrendiklerinden) otobiyografik izler de elbette var; bazen sızıntı bazen de gövdeli formda kimi öykülerde karşımıza çıkıyor. Talat Kırış belli ki bunu istemiş, tasarlamış. Saklayan ve saklanan bir kalemi yok, bu yoldan sapacağa da benzemiyor. Yarı gerçek yarı gerçeküstü janra ilgi ve yatkınlığı da birçok öyküsünde öne çıkıyor. 

    “Uzak Deniz Küçük Yağmur” bir öykü kitabı olmasına rağmen neredeyse bir roman bütünlüğü içinde okunuyor. Mekânlar ve karakterler arasındaki uzak-yakın ilişkiler, ortak duygu dili malum uyumu yaratarak Talat Kırış’ın önsözünde vurguladıklarına açıklama getiriyor. Doğan Kitap tarafından ilk basımı geçen ay yapılan 215 sayfalık kitap, tüm kitabevlerinde ve online kitap satış sitelerinden temin edilebilir.☸

  • Tekneler Deniz Kuvvetleri emeklilerine emanet

    Tekneler Deniz Kuvvetleri emeklilerine emanet

    Yatçılıkta özellikle son yıllarda önemi daha çok anlaşılan ve başvurulan bir hizmet haline gelen tekne transferini sağlayan firmalardan biri İdalinsailing. Tecrübeli ekibiyle yurt içi ve yurt dışında başarılı transferler gerçekleştiren ekibin kurucusu emekli deniz subayı Fatih İştutan’a göre bu hizmet, işin ehli ve tecrübeli kaptanlar tarafından verilmeli. Röportaj AYÇA GÜÇLÜTEN Fotoğraflar İDALİNSAILING ARŞİVİ

    Teknenizi kime emanet edersiniz? Kuşkusuz tekneden anlayan, denizcilik tecrübesi olan güvenilir birilerine ihtiyaç duyarsınız. Üç yıl önce kurulan İdalinsailing de deneyimli denizcilerden kurulu bir ekibe sahip olduğu için tercih edilen başlıca firmalardan biri. Kurucusu Fatih İştutan, emekli deniz subayı ve yat kaptanı olarak tekne sahiplerine sundukları hizmeti anlattı. 

    ÇOCUKLUKTAN EMEKLİLİĞE MAVİ HAYAT

    Denizcilik profesyonel hayattan önce ne zaman, nasıl başladı?

    Mudanya’daki boğulma maceram ile başlıyor aslında. 5-6 yaşlarında iken aniden derinleşen denizde kendimi birdenbire suyun dibinde bulmam, sonrasında bir karanlık ve hemen sonrasında ise kumların üzerinde bana suni teneffüs yapılması. Daha o zamanlarda denizin ciddi bir şey olduğunu ve onunla yarışa girmemek gerektiğini bilinç altıma kazımıştım. Bu kısa ve önemli tanışmadan sonra, Heybeliada Deniz Lisesi ve Deniz Harp Okulu’nda denizle fazlasıyla içli dışlı olmaya başladım. Sonrası malum. Deniz Kuvvetleri’nin çeşitli birliklerinde yaptığım görevler ve ardından emeklilik hayatı. 

    Denizden emekli olmamışsınız ama…

    İnsan sonrasında da kopamıyor denizden. Deniz kenarı olmayan bir yerde yaşamadım bile. Hatta emekli olmamdaki tek sebep, Ankara’ya tayin edilmemdi. Denizi olmayan yerde yaşayamazdım ki. Şimdi ise Çanakkale’de ikamet ediyorum.

    İdalinsailing’i kurma kararını nasıl aldınız?

    Emekli olunca bir tekne almayı ve denizle içli dışlı yaşamaya devam etmeyi planlamıştım. Bu sebeple hem tekne bakmak hem de offshore yelken tecrübesi kazanmak maksadıyla Hırvatistan’dan yapılan bir tekne transferine katıldım. Şansım yaver gitti ve kendimi bu işte buldum. Ama bu iş Amatör Denizci Belgesi ile yapılamayacak kadar profesyonel bir iş. Bu yüzden yaklaşık 1,5 yıllık bir süreçte Yat Kaptanlığı belgesi aldım. 

    “EN ÖNEMLİ HUSUS EMNİYET”

    Fazla bilgi sahibi olmayanlar için soralım. Tekne transferi ne demek? 

    Riskleri çok fazla olan, doğanın insafına kaldığınız, sizin kontrolünüzün dışında birçok etkenlerin olduğu zor bir süreç. Bir kısım tekne sahibini hariç tutuyorum ama çoğunluğu teknesi ile marinada veya yakın çevresinde vakit geçiriyor. Bu süreçte de doğal olarak güzel havayı kolluyor. Birçok tekne sahibi veya kaptan 300-500 millik uzun bir mesafeyi intikal maksatlı olarak gitmiyor. Gece seyir yapmayan kaptanlar var; duyuyoruz, görüyoruz. Bu yüzden tekne transferi profesyonel bir iş. İşinin ehli ve tecrübeli kaptanlar tarafından yapılması gerekli. Mesafe ve zaman uzun olunca, seyir planına birçok girdi oluyor; yakıt ikmalinden tutun da uğrayacağınız liman/marinalara varış zamanlarınız -ki bilmediğiniz bir yere gece girmek büyük bir risk- hava durumu, teknenin hızı, rüzgârın yönü ve şiddeti, teknenin teknik kabiliyetleri vb. Yani çok bilinmeyenli denklemi çözüp tekneyi bir yerden bir yere ulaştırıyorsunuz. Kesinlikle herkesin yapabileceği bir iş değil. 

    Transfer edeceğiniz teknelerde ne gibi kontroller yapıyorsunuz? 

    Bizim için transferdeki en önemli husus emniyet. Öncelikle can, sonra mal emniyeti. Ekibimizin çoğu emekli Deniz Kuvvetleri mensubu. Bizim orda edindiğimiz bir disiplinimiz var, kontrol listesi alışkanlığımız var. Bunların hepsi bizim beyinlerimizde değil, adeta beyinciklerimize işlenmiş durumda. Tekneye vardığımızda, daha valizlerimizi kamaralara koymadan kontrollerimiz başlıyor. Teknenin seyre hazır olması ve emniyetle varış limanına ulaşmasına etki edecek her hususu tek tek kontrol ediyoruz. Öncelikle fiziksel olarak baştan kıça ve karinadan direk tepesine, sonra da işlevsek olarak her bir sistemi -elektrik, makine, su devreleri, armalar, seyir yardımcıları gibi- tek tek kontrol ediyoruz. Dolayısıyla bir “double check” oluyor. Deniz Kuvvetleri mensubu olmamızdan kaynaklı tecrübe ve alışkanlıklarımızla, yerel makamlarla aynı frekansta konuşabiliyoruz. Duruma onların gözüyle bakıp sonuç odaklı yaklaşımla ve çözüm seçenekleriyle onlara gidiyoruz. Şu ana dek iletişimde bulunduğumuz İspanya, Fas, İtalya, Fransa, Hırvatistan, Slovenya, Arnavutluk, Yunanistan makamlarıyla hiçbir sorun yaşamadık. 

    Yine de arızalar, aksilikler, belki yabancı bir noktada bulunmak gibi birçok zorlukla mücadele ediyorsunuzdur…

    İnternet ve telefonunuzun çekmediği bir noktada, en basitinden bir makine arızası yaşadığınızda en yakın kıyıya 50 mil mesafede iseniz, karaya varmanız bile en az 10 saat sürecektir. Yurt dışındasınız diyelim. Tekneyi bağlayacağınız yeri bilmeniz, orayla iletişiminizin olması veya bir irtibat noktası ile bağlantınızın olması gerekli. Orada teknenizi bağlayabileceğiniz güvenli bir yer var mı mesela? Vlora açıklarında güneyli 40 knot civarı esen rüzgârla ilerlemeye çalışırken makine arızası yaşadım. Yelkenle güneye gitmem mümkün olmadı, Korfu’ya gidemedim. Hemen planı yapıp Arnavutluk’un Durres limanına yöneldim. Oradaki küçük marina ile iletişime geçtim. Gece vakti bizi karşılamalarını sağladım ve yelkenle gece yarısı marinaya bağlayabildik. Bunların hepsi bir tecrübe ile ve kurulmuş bağlantılarla yapılabilecek şeyler.

    “MİNİMUM MALİYETLE YAPMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    Tekne sahipleri sizi nasıl buluyor?

    Bize sosyal medya hesaplarımızdan veya idalinsailing.com sayfasından ulaşan herkese detaylı bir şekilde bilgilendirme yapıyoruz. Sadece sorularına cevap vermekle kalmıyor, akıllarına gelmeyen ve bizim tecrübelerimizle edinmiş olduğumuz kazanımlarla ilgili de ilave bilgiler sunuyoruz. 

    Transfer süreci nasıl işliyor? 

    Teknenin fiziki ve bayrak değişimiyle ilgili durumu, çıkış ve varış limanları, tahmini transfer zamanı gibi detaylar sonrasında fiyatlandırma yaparak işlemlere başlıyoruz. Eğer bizimle çalışmak isterlerse, bu transfer için ekibimizdeki en uygun kaptanları belirleyip yapılan planı uygulamaya koyuyoruz.

    İşin maliyetinden söz eder misiniz? 

    Biz transferlerimizi minimum maliyetle yapmaya çalışıyoruz. Tekne sahiplerinin cebinden çıkan 1 Euro bile bizim için çok değerli. Bunu etkileyen en önemli masraflar marina ve yakıt masrafları oluyor. Biz transferlerimizi hiç durmayacakmışçasına planlıyoruz aslında. Ama yakıt ikmali veya hava durumu sebebiyle sıklıkla mola vermemiz gerekebiliyor. Bu molalarımızda yakıt için ücretsiz bağlanma yerlerini tercih ediyoruz. Havayı bekleyecek isek de yine ücretsiz bağlama yerlerini tercih ediyoruz. Eğer sığınacak bir yer bulabiliyorsak havayı orada alargada bekliyoruz. En son tercihimiz bir marina oluyor. 

    DENİZ SEVERLERE SEYİR TECRÜBESİ EDİNME FIRSATI

    Tekne üreticileriyle, marka temsilcileriyle bağlantılarınız, çözüm ortaklarınız var mı?

    Mevcut transferlerimizdeki en önemli iş ortağımız Fethiye merkezli çalışan Bella Yachting. Bella Yachting teknelerinin işlemlerinden kalan zamanlarda, birkaç küçük yat/yelken firması ile şahıs teknelerinin işlemlerini gerçekleştiriyoruz. Markaların Türkiye distribütörleriyle görüşüp işlem hacmimizi artırmayı ve sektör fuarlarında yer almayı hedefliyoruz elbette. Türkiye’de olmak istediğimiz nokta ise; tekne sahipleri ve yat firmaları ile tek tek kaptanları bir araya getirmek yerine transfer konusunda ihtisaslaşmış kurumsal bir yapıyı tekne sahipleri ile yat firmaları ile bir araya getirmek. Hatta tüm dünya çapında bir tekne transfer portalı oluşturarak, global olarak tekne sahipleri veya yat firmaları ile kaptanları bir araya getiren bir ortam yaratmak. 

    Denizde çalışmanın güzelliklerini de yaşıyorsunuz bir yandan.

    Şüphesiz. Eşsiz gün doğumları ve gün batımlarını gözlemliyorsunuz. Eğer gece ise ve denizde trafik yoksa, denizin ortasında yalnızlığın tadını çıkartıyorsunuz. Hele de açık bir gökyüzü varsa, kayan yıldızları izlemek ayrıca bir keyif. Ayrıca farklı yerleri görme şansınız da oluyor. Tribunj’dan tekne çıkartıyorsunuz, Plataria’da bir gece kalıp uzonuzu yudumluyorsunuz, Kassiopi’de yakıt alıp bir frappe içiyorsunuz. Bunlar tarif edilmez keyifler. Bizimle bu keyifli anları paylaşacak, offshore ve mil seyir tecrübelerini artıracak deniz severleri, imkânlarımız dahilinde seyirlerimize dahil ediyoruz.

    Bunu biraz açalım mı? Kimler katılabilir bu seyirlere? 

    Son birkaç aydır hayata geçirdiğimiz bir uygulama bu. Deniz severlere offshore yelken ve seyir tecrübesi edinme ile mil tecrübesi kazandırıyoruz. Tekne sahipleri veya yat firmalarının onaylarını aldıktan sonra, boş kamaraları tecrübe edinmek isteyen deniz severlere tahsis ediyoruz. Bu konuda herhangi bir şartımız yok, ancak isteklilerin zihinsel ve fiziki olarak yaklaşık 1.000 millik seyre hazır olmalarını bekliyoruz. Herhangi bir sorumluluk almadan iki kaptan nezaretinde bu tecrübeyi bizimle birlikte yaşıyorlar. Tabii bir bedel talep ediyoruz katılımcıdan. Bu bedel her transferde değişkenlik gösteriyor. Haftalık bir yelken eğitimiyle karşılaştırıldığı zaman oldukça ekonomik olduğunu söyleyebilirim. Ama kazandıkları tecrübe bu bedelle karşılaştırılamayacak kadar büyük. Zira aldıkları o eğitimlerin birçoğunda 7/24 seyir yapmıyor, çoğunlukla iç denizlerde veya koylarda bulunuyorlar. Bu eğitimleri küçümsediğimden değil, yanlış ifade etmiş olmayayım. Biz eğitim vermiyoruz, tecrübe kazandırıyoruz.☸