İsveçli Hallberg-Rassy 400, Amerika’da geçen yıl sonu verilen 2023 Yılın Teknesi Ödülleri’nde hem genel kategoride birinci seçildi hem de Yılın İthal Teknesi kategorisinin kazananı oldu. 13 metrelik tekne, Germán Frers imzalı. Alt güvertesi iki ya da üç kamaralı, bir ya da iki banyolu istenebiliyor. Başaltındaki kamara üç farklı şekilde sunuluyor. Buraya en-süit banyolu bir ana kamara, çift kişilik yataklı, kendi banyosuna sahip ve çamaşır makinası alanı olan bir kamara ya da banyosuz, sadece çift kişilik yataklı bir kamara konabiliyor. Teknenin, jeneratörle kombine edilebilecek baş ve kış pervaneleri, bulaşık makinası, klima, su yapıcı gibi pek çok konfor opsiyonu bulunuyor. www.galipkaynaryachting.com
Yazar: MURAT ÖKSÜZ
-

ŞEKER PEMBESİ GÖLLER
Herkese mutlu seneler. Yeni bir yıla girmek yeni umutlar, yeni hedefler demek. Zaten yıl boyunca iklim kriziydi, ekonomik krizdi, salgındı derken hep problem konuşuyoruz. Konuşalım tabii. Sorunları çözmek için önce konuşmak, farkında olmak gerekiyor ama şimdi yeni seneye pembe gözlüklerle, pembe konularla başlayalım mı, ne dersiniz?
Yılın ilk yazısına insan bembeyaz karlar içinde bir manzaranın kendisi ya da hayaliyle başlamak istiyor ama konu gereği pembe başladık. Ama siz araya beyaz kar manzaraları da karıştırabilirsiniz. Pespembe bir göl hayal edin ya da durun, hayal etmeyin. Çünkü şeker pembesi bir göl görebilmek için hayal etmeye veya bir hayal dünyasında gezmeye gerek yok.
ANTİK KENTE YAKIN KALPLİ GÖL
Dünyanın bazı yerlerinde bir alg türünün sebep olduğu adeta şeker pembesi göller var. Hatta ülkemizde Dalyan bölgesinde de mevcut. Tam şeker pembesi değil ama suyun rengi bu tonlarda. Şekli kalbe benzetildiği için “kalpli pembe göl” olarak geçiyor. Yeri de çok güzel, antik bir kente çok yakın. Alexandria Troas Antik Limanı kalıntıları arasından kendisini görmeye gidebiliyorsunuz. Düşünsenize, Roma Dönemi’nde bir antik kent, burada bir iç liman oluşmuş, ticaret yapılmış, yaşanmış, şimdi ise bu şehirden kalan kalıntıların arasında alışılmışın dışında bir yapıda şeker pembesi bir göl mevcut. Doğadaki böyle detaylar çok hoş aslında. Gidip görmenin, orayı hissetmenin, keşfetmenin insana çok şey kattığını düşünüyorum. Okuması, böyle bilgileri öğrenmesi bile keyifli. Hareket edebilmek ayrı bir sohbet konusu, biz devam edelim.
Çok daha şeker pembesinde ve daha ünlü bir göl var, Avustralya’da Hillier Gölü. Bu göl yılın büyük çoğunluğunda bu renkte. Üstelik etrafı da bol bol ağaçlarla çevrili olduğu için fotoğraflarda çok daha güzel bir kontrast oluşturuyor. Görüntülerini, özellikle de uzaydan çekilen videolarını izlemenizi tavsiye ederim. Bu göl dışında Senegal’deki Retba Gölü, yine Avustralya’daki Hutt Lagünü, İspanya’daki Torrevieja Tuz Gölü de bu formdaki göl örneklerinden.
RENGİN SIRRI: ALG PATLAMALARI
Peki bu suyun rengi neden mavi değil, yeşil değil, bildiğimiz bir renkte değil de pembe? Öncelikle birtakım koşulların oluşması gerekiyor. Zaten ezelden beri bu renkte değil bu göller. Şartlar değiştikçe tuzluluk oranına bağlı olarak bu rengi almış.
Bir gölün pembeye dönüşmesine neden olan dinamikler çok karmaşık aslında. Dış faktörlerde meydana gelen değişimler, hava koşulları gölün rengini etkileyebiliyor. Temel birkaç faktöre indirgersek; deniz suyundan çok çok daha yüksek bir tuzluluk oranı, yeterince yüksek sıcaklık, yeterli ışık koşulları bir araya geldiğinde gölün dibindeki tuz kütlelerinde pink halobacterium bakterisi büyümeye, gelişmeye başlıyor. Zaten adı üzerinde pembe renkte bakteriler bunlar. Aynı dönemde Dunaliella salma adlı bir alg de uygun sıcaklığı ve tuzluluğu bulduğu için artmaya başlıyor ve alg patlaması meydana geliyor. Alg patlamalarında da suyun rengi bu algin rengini alıyor. Bu alg çeşidine göre değişen bir şey, mesela en güzel örnek, İstanbul’da denizin bazen tam bir turkuaz rengi olduğuna rastlamışsınızdır, masmavi olur suyun rengi. İşte bu da alg patlaması sonucu gerçekleşen bir olaydır aslında. Dunaliella salma algi ise yaz dönemlerinde kendini zararlı güneş ışınlarından korumak için beta-karoten maddesi üretir. Tahmin edeceğiniz üzere; bu turuncu-kırmızı-pembe tonlarında bir madde. Havuçta vs bulunan bilindik bir maddedir bu. İşte bu şekilde yaz dönemlerinde alg ve bakteri türü anlaşmışçasına benzer özellikleri ile bir araya gelip bulundukları suyu pembeye veya kırmızıya çeviriyor. Sıcaklığın etkisi azalınca ya da yağmurlar başlayınca ise beta-karoten üretimine artık gerek kalmıyor ve bu renkler kaybolmaya başlıyor.
DOĞANIN SÜRPRİZLERİ
Pembe bir dünyadan bahsediyoruz ama bu pembelik aslında burada şu iki canlı türü dışında başka hiçbir canlının yaşamına izin vermiyor: Bakteri ve alg. Zaten bu renge sebebiyet veren de bakteri ve alg türü aslında. Yani bu ortamı kendileri kendilerine sağlıyor. Hem bu pembeliğe sebep olan iki canlı türü var hem de sadece kendileri burada yaşayabiliyor. Bu tarz göllerde tuzculuk yapan insanlar da var fakat uzun vadede bu çok tehlikeli bir şey. Kendilerini çok iyi korumaları gerekiyor, yüksek tuz oranından dolayı. Sürekli burada çalışmak vücuda ve gözlere zarar verebiliyor.
Doğa keşfetmesi bitmeyen, keşfetmeye başladıkça hep daha farklı, şaşırtıcı detaylara ev sahipliği yapan muhteşem bir oluşum. Doğaya iyi baktığımız, kendimizi ve çevremizi hep daha iyileştirdiğimiz bir 2023 olsun. Yeni yıl güzelliklerle, huzurla, yarın kaygısı yaşamadan dingin ve aynı zamanda enerjisi yükse bir yıl olsun, hep iyi haberler alalım. Mutlu yıllar…☸
-

J/70 Türkiye Turu. Finali yabancılarla yaptı!
J/70 Türkiye Turu’nun son etabında filoya katılan iki yeni Türk ekibin yanı sıra üç yabancı takımın eklenmesiyle birlikte 10 ekip yarıştı. Artan ilgiyle birlikte rekabetin de yükseldiği son ayak sonunda toplam yedi yarış yapıldı. Yazı ve Fotoğraflar ÇİĞDEM YURTSEVER
J/70 Sınıf Birliği’nin her ayakta farklı bir bölgede organize ettiği J/70 Türkiye Turu’nun altıncı ve son ayağı D-Marin Turgutreis’de 2-4 Aralık tarihlerinde tamamlandı. Üç yabancı ekiple birlikte filoya yeni katılan Serkan Gezer’in dümende olduğu Jamk ve Yiğit Eroğlu’nun dümende olduğu İvedi tekneleri de yarıştı. İlk gün güneyli hafif hava ile birlikte 55 dakika süren bir yarış yapılabildi. Ardından havanın devamlı yön değiştirmesi sebebiyle başka yarış yapılamadı.
ÇEKİŞME VE KEYİF İÇ İÇE
İkinci gün kuzeyli esen 8-12 knot hızındaki rüzgâr eşliğinde toplamda üç çekişmeli yarış yapıldı. Havanın ufak sağanaklarda fazlaca yön değiştirmesi sebebiyle liderin sürekli değiştiği yarışlarda tüm yarışanlar büyük keyif aldı. Yarış sonunda tüm teknelerin bağlandığı D-Marin Turgutreis “dock party”de buluşan ekipler kaynaşma ve 2023 planlarını konuşma şansını buldu.
EKER KAYMAK’IN LİDERLİĞİ
Son gün ise planlanan üç yarışın tamamı da yapıldı ve kuzeyli havanın tekrar parkurda olması sebebiyle çekişmeli yarışlar devam etti. Altı ayaktan oluşan serinin genel klasmanında Ahmet Eker’in dümende olduğu Eker Kaymak ekibi birinci, Gülboy Güryel’in dümende olduğu Denizcik ekibi ikinci ve Utku Çetiner’in dümende olduğu Atom ekibi üçüncülük kupasını kazanan ekipler oldu.
2023 için filoya yeni katılacak tekneler ile birlikte toplamda 20 tekne mart ayında başlayıp kasım ayına kadar J/70 Türkiye Turu’nu kazanmak için ter dökecek. ☸



-

APNA Türk tasarımcıyla yeniden doğdu
2010 yılında Antalya’da inşa edilen 35 metrelik explorer, Türk tasarımcı Ceren Civaoğlu Tugay’ın ellerinde yeniden doğdu. Refit projesi Marmaris’te gerçekleştirilen yat yeni sahibiyle şimdi Adriyatik sularında…
Yazı EYÜP ÖZEL, Fotoğraflar CCT MARİNE INTERIORS ARŞİVİ
Ceren Civaoğlu Tugay ve tasarım ofisi Cct Marine Interiors’ın refitini ve dekorasyonunu üstlendiği ve bir yıl gibi kısa bir sürede tamamladığı Apna, aslında yakından tanıdığımız bir yat. Aralık 2010’daki 58’inci sayımızda detaylıca tanıttığımız, çelikten inşa edilmiş 35 metrelik yatın o zamanki ismi B-Nice idi. İş adamı ve ünlü ressam Benice Gümrükçüoğlu, yaz kış içinde yaşayacağı, bir ev gibi dekore ettiği dört güverteli explorer tipi yatı Antalya Serbest Bölgesi’nde Saba Yacht tersanesinde inşa ettirmişti. Eylül 2010’da suya indirilen yatın yapımı iki buçuk sene sürmüştü. RINA klaslı teknenin dış tasarım çizgisi, yerleşimi ve tüm detayları Gümrükçuoğlu’na aitti. Mühendisliğini ise Dinçer Dinç yapmıştı. Dekorasyona da Gümrükçüoğlu, eşi Ayşe ile birlikte karar vermişti. Klasik anlayışla dekore edilen yata ABD’den üç konteynır dolusu mobilya getirildiğini yazmıştık o zamanki haberimizde. Dört güvertesi, dört kamarası, geniş mutfak ve mürettebat alanıyla suya indiği dönemde oldukça konforlu bir yat olan B-Nice o zamanki sahibinin zevkine göre antika koltuklarla dekore edilmiş klasik bir iç tasarıma sahipti. Şimdi A’dan Z’ye her şeyi değişen yat bambaşka bir kimliğe büründü.
NELER DEĞİŞTİ?
Tekne iç mekân ve stil tasarımcısı Ceren Civaoğlu Tugay’a Apna’da neleri değiştirdiklerini sordum. Yaptıkları detaylı çalışmayı şöyle özetledi:
“Ben tekneyi, el değiştirince 2019’da yeni sahipleri ile bir araya gelince gördüm. Siz de hatırlarsınız, tekne daha önce aşırı klasik olduğu için komple refit istendi. Ben de öncelikle istedikleri şekilde bir tefriş yapıp teklifimi sundum, kabul ettiler ve çalışmaya başladık. Alt güvertedeki spor salonunu iptal edip, artı ana güvertedeki yemek alanını asansörün olduğu geniş hole alarak açılan alanlardan iki adet kabin daha eklemek en majör değişiklikler oldu. Üstteki kaptan kabini ile kabin sayısı dörtten yediye yükseldi. Salonda da mekânı dikey ahşap çıtalardan oluşan bir panel ile ikiye ayırdım: Bar ile kütüphane alanı ve oturma grubu ile sohbet alanı. Böylece farklı fonksiyonlardan keyif alınacak yerler oluştu. Aynı paravandan, yeni yemek alanı ile ana güverteye eklediğimiz VIP kabin arasına da koydum, mahremiyet sağlamak için… Malzemelerde koyu parlak ceviz, ince krom çıtalar ve ekru deri kombinledim. Çoğu yüzeyde yansımalı illüzyonlar için ayna kullandım. Tavan planının geometrisine çok önem verdik. Zemindeki mekân ayırımları ile uyumlu ama monotonluktan uzak bir tasarım yaptım.”
MASKÜLEN TASARIM
Sektörde 18’inci yılını geride bırakmak üzere olan Ceren Civaoğlu Tugay ve tasarım ofisi Cct Marine Interiors Meksika’dan Mısıra dünyanın çeşitli bölgelerine yolladıkları projelere şimdi de Apna’yı katmış oldu.
Ceren Civaoğlu Tugay, pandemi döneminde alınan bir refit projesi olan Apna için çalışmaların büyük bir titizlikle yürütüldüğünü, tüm dünyadaki olumsuz lojistik ve benzeri etkilere rağmen ekibi ile birlikte bir yıl gibi kısa bir süre içerisinde projeyi sonuçlandırdıklarını belirtti. Tugay, Türkiye’de motoryat üretim camiasının daha çok işçilik kalitesi ve tutarlı ve özgün tasarım anlayışı ile dünya standartlarını yakaladığını ve kendilerinin de bu doğrultuda çalıştığını belirtti.
Bitirme detayları tamamlandıktan sonra, aynı zamanda tekneyi kendi dekoratif aksesuar markası Commodores ile donatan Ceren Civaoğlu Tugay; “Refit projesi Marmaris’te yürütülen Apna, çoğunlukla üretim yapılan diğer şehir ve tersane bölgelerini yakalayacak standartlarda revizyona girdi. Hint asıllı İngiliz bir iş adamı için yaptığımız teknede bizim için en önemli kriter kullanıcı memnuniyeti idi. Onu da optimumda yakaladığımız gözlemlemek gurur verici” dedi.
Tekne sahiplerinin yaklaşımı ile oldukça maskülen bir ambiyansta dizayn edilen tekne, teslim alındıktan sonra Adriyatik’e geçerek Karadağ’da demirledi.☸




