ŞEKER PEMBESİ GÖLLER

Herkese mutlu seneler. Yeni bir yıla girmek yeni umutlar, yeni hedefler demek. Zaten yıl boyunca iklim kriziydi, ekonomik krizdi, salgındı derken hep problem konuşuyoruz. Konuşalım tabii. Sorunları çözmek için önce konuşmak, farkında olmak gerekiyor ama şimdi yeni seneye pembe gözlüklerle, pembe konularla başlayalım mı, ne dersiniz? 

Yılın ilk yazısına insan bembeyaz karlar içinde bir manzaranın kendisi ya da hayaliyle başlamak istiyor ama konu gereği pembe başladık. Ama siz araya beyaz kar manzaraları da karıştırabilirsiniz. Pespembe bir göl hayal edin ya da durun, hayal etmeyin. Çünkü şeker pembesi bir göl görebilmek için hayal etmeye veya bir hayal dünyasında gezmeye gerek yok. 

ANTİK KENTE YAKIN KALPLİ GÖL

Dünyanın bazı yerlerinde bir alg türünün sebep olduğu adeta şeker pembesi göller var. Hatta ülkemizde Dalyan bölgesinde de mevcut. Tam şeker pembesi değil ama suyun rengi bu tonlarda. Şekli kalbe benzetildiği için “kalpli pembe göl” olarak geçiyor. Yeri de çok güzel, antik bir kente çok yakın. Alexandria Troas Antik Limanı kalıntıları arasından kendisini görmeye gidebiliyorsunuz. Düşünsenize, Roma Dönemi’nde bir antik kent, burada bir iç liman oluşmuş, ticaret yapılmış, yaşanmış, şimdi ise bu şehirden kalan kalıntıların arasında alışılmışın dışında bir yapıda şeker pembesi bir göl mevcut. Doğadaki böyle detaylar çok hoş aslında. Gidip görmenin, orayı hissetmenin, keşfetmenin insana çok şey kattığını düşünüyorum. Okuması, böyle bilgileri öğrenmesi bile keyifli. Hareket edebilmek ayrı bir sohbet konusu, biz devam edelim. 

Çok daha şeker pembesinde ve daha ünlü bir göl var, Avustralya’da Hillier Gölü. Bu göl yılın büyük çoğunluğunda bu renkte. Üstelik etrafı da bol bol ağaçlarla çevrili olduğu için fotoğraflarda çok daha güzel bir kontrast oluşturuyor. Görüntülerini, özellikle de uzaydan çekilen videolarını izlemenizi tavsiye ederim. Bu göl dışında Senegal’deki Retba Gölü, yine Avustralya’daki Hutt Lagünü, İspanya’daki Torrevieja Tuz Gölü de bu formdaki göl örneklerinden. 

RENGİN SIRRI: ALG PATLAMALARI

Peki bu suyun rengi neden mavi değil, yeşil değil, bildiğimiz bir renkte değil de pembe? Öncelikle birtakım koşulların oluşması gerekiyor. Zaten ezelden beri bu renkte değil bu göller. Şartlar değiştikçe tuzluluk oranına bağlı olarak bu rengi almış. 

Bir gölün pembeye dönüşmesine neden olan dinamikler çok karmaşık aslında. Dış faktörlerde meydana gelen değişimler, hava koşulları gölün rengini etkileyebiliyor. Temel birkaç faktöre indirgersek; deniz suyundan çok çok daha yüksek bir tuzluluk oranı, yeterince yüksek sıcaklık, yeterli ışık koşulları bir araya geldiğinde gölün dibindeki tuz kütlelerinde pink halobacterium bakterisi büyümeye, gelişmeye başlıyor. Zaten adı üzerinde pembe renkte bakteriler bunlar. Aynı dönemde Dunaliella salma adlı bir alg de uygun sıcaklığı ve tuzluluğu bulduğu için artmaya başlıyor ve alg patlaması meydana geliyor. Alg patlamalarında da suyun rengi bu algin rengini alıyor. Bu alg çeşidine göre değişen bir şey, mesela en güzel örnek, İstanbul’da denizin bazen tam bir turkuaz rengi olduğuna rastlamışsınızdır, masmavi olur suyun rengi. İşte bu da alg patlaması sonucu gerçekleşen bir olaydır aslında. Dunaliella salma algi ise yaz dönemlerinde kendini zararlı güneş ışınlarından korumak için beta-karoten maddesi üretir. Tahmin edeceğiniz üzere; bu turuncu-kırmızı-pembe tonlarında bir madde. Havuçta vs bulunan bilindik bir maddedir bu. İşte bu şekilde yaz dönemlerinde alg ve bakteri türü anlaşmışçasına benzer özellikleri ile bir araya gelip bulundukları suyu pembeye veya kırmızıya çeviriyor. Sıcaklığın etkisi azalınca ya da yağmurlar başlayınca ise beta-karoten üretimine artık gerek kalmıyor ve bu renkler kaybolmaya başlıyor.

DOĞANIN SÜRPRİZLERİ

Pembe bir dünyadan bahsediyoruz ama bu pembelik aslında burada şu iki canlı türü dışında başka hiçbir canlının yaşamına izin vermiyor: Bakteri ve alg. Zaten bu renge sebebiyet veren de bakteri ve alg türü aslında. Yani bu ortamı kendileri kendilerine sağlıyor. Hem bu pembeliğe sebep olan iki canlı türü var hem de sadece kendileri burada yaşayabiliyor. Bu tarz göllerde tuzculuk yapan insanlar da var fakat uzun vadede bu çok tehlikeli bir şey. Kendilerini çok iyi korumaları gerekiyor, yüksek tuz oranından dolayı. Sürekli burada çalışmak vücuda ve gözlere zarar verebiliyor.

Doğa keşfetmesi bitmeyen, keşfetmeye başladıkça hep daha farklı, şaşırtıcı detaylara ev sahipliği yapan muhteşem bir oluşum. Doğaya iyi baktığımız, kendimizi ve çevremizi hep daha iyileştirdiğimiz bir 2023 olsun. Yeni yıl güzelliklerle, huzurla, yarın kaygısı yaşamadan dingin ve aynı zamanda enerjisi yükse bir yıl olsun, hep iyi haberler alalım. Mutlu yıllar…☸

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.