Yazar: msahin

  • CNB 76  Sofistike hayatın denizdeki hali

    CNB 76 Sofistike hayatın denizdeki hali

    CNB Yachts’ın yüzde 100 Fransız olarak nitelendirilebilecek tarzı, 23,17 metrelik yeni teknesi CNB 76’da da kendini gösteriyor. Eylül 2013’te Cannes Boat & Yacht Show’da prömiyeri gerçekleştirilen ve ilk beş gövdesi daha suya inmeden satılan yelkenliyi kasım ayında İstanbul’a geldiğinde yakından inceledik.

    CNB-76-2Yazı: ESRA MAKARA    Fotoğraflar: NICOLAS CLARIS
    [email protected]

    Dieter Gust ve Olivier Lafourcade’in 1987 yılında “Bordeaux tersanesinden ayrılan her yat kendine özgü, etkileyici ve tatmin edici olacak” diyerek kurduğu Fransız CNB Yachts’ın en yeni gözdesi 23,17 metrelik CNB 76… Tasarımıyla süperyat konforunu aratmayan yelkenlinin iç tasarımcısı Jean-Marc Piaton teknenin dengesi, simetrisi ve mütevazılığıyla “à la Française”, yani tam bir Fransız olduğunu vurguluyor. Yatın dış tasarımının ardındaki isim ise tekneyi “makul boyutlarda, az mürettebatla performansını yüksek tutabilen lüks bir yat” olarak tanımlayan Philippe Briand… Eylül 2013’te Cannes Boat & Yacht Show’da dünya tanıtımı gerçekleştirilen CNB 76’nın ilk beş gövdesinin satışı tekne daha suya inmeden gerçekleştirildi. Hâlihazırda Türkiye’den de bir alıcı bulan yat ülkemizde ilk kez 16-17 Kasım tarihlerinde Suada’da boy göstermişti.

    İnfüzyon tekniği ile ve karbon malzemeden yararlanılarak üretilen teknede düz bir güverte özelliğine dikkat çekilmiş. Bu şekilde hareket kolaylığı sağlayan yatın güvertesinde güvenli bir sürüş de söz konusu… Geniş kıç platformu sayesinde, elektrikli bir sistemle açılıp kapatılabilen yatın garajı 3,50 metrelik yarı şişirilebilir bir tender ve su oyuncaklarını kolayca saklayabiliyor. Havuzlukta yer alan çift karbon dümen tercihe göre ve yaklaşık 7 bin euro maliyetle özel alaşımlı dümenlerle de değiştirilebiliyor. Güverte zemininde standart tik kullanılan yatın havuzluğunda ekipmanlar hep bir arada tutulmuş. Bu da hemen her şeyin kaptanın elinin altında olmasını sağlıyor. (devamı Şubat 2014 sayımızda)

  • Contest 42CS  Farklı denizcilere farklı tasarımlar

    Contest 42CS Farklı denizcilere farklı tasarımlar

    Hollandalı Contest Yachts, Eylül 2013’te suya indirdiği Contest 42CS ile yılın lüks-gezi sınıfı yelkenli ödülünü almaya aday… İlk ikisi kısa sürede satılan yelkenlinin üçüncü gövdesi 18-26 Ocak’ta Boot Düsseldorf’ta sergileniyor.

    Yazı: ESRA MAKARA   Fotoğraflar: CONTEST YACHTS ARŞİVİ
    [email protected]

    Hollanda’nın 50 yılı aşkın süredir yelkenli üreten firması Contest Yachts’ın Eylül 2013’te ayında Amsterdam-in-water Boat Show’da dünya prömiyerini gerçekleştirdiği yelkenlisi Contest 42CS, 2014 Avrupa Yılın Yatları’nda lüks-gezi sınıfı adayları arasında… Aynı zamanda Amerikalı Cruising World ve Sailing World dergilerinin düzenlediği 2014 Yılın Yatı Ödülleri’nde en iyi Avrupalı tekne ile en iyi orta boy gezi yelkenlisi seçildi. Ocak 2014’te Boot Düsseldorf’ta da tanıtılacak olan yat, beş farklı tasarım seçeneğiyle herkese hitap ediyor. Tekne sahibi kullanım amacına göre performans, gezi, performans-gezi, mürettebatsız, geniş havuzluklu gibi seçeneklerden birini tercih edebiliyor. Contest Yachts’ın firma sahibi Arjen Conijn de yeni yelkenlinin estetik çizgileri sebebiyle beğeni topladığını vurgularken, “Contest 42CS çok daha samimi ve ayrıcalıklı bir performans keyfi sunuyor” diyor.

    contest-42cs-024-uitsnede

    Üretim sürecinde vakum infüzyon yönteminden yararlanılan teknenin dış gövdesi ve iç malzemelerinin tamamı firmanın Medemblik’teki tersanesinde üretiliyor. Gövde rengi olarak koyu mavi üzerine beyaz şeritlerin uygulanması tekneyi şık gösteren detaylardan… Dış tasarımının ardında Contest Yachts ve Georg Nissen’in ortak çalışması yatan yelkenlinin iç tasarımında Wetzels Brown Partners imzası mevcut. Teknenin geziye yönelik olarak tasarlanan versiyonunda havuzluk olabildiğince geniş tutulmuş. (devamı Ocak 2014 sayımızda)

  • Celebes Denizi’ne

    Celebes Denizi’ne

    2-tambisan-a-hos-geldinizTambisan Adası’nın üstünde oturduğu Tanjung Simpang, Borneo’nun en doğu ucu. Buradan güneye Borneo ile Celebes Adaları arasında uzanan Celebes Denizi başlar. Filipinler’in Tawi Tawi Adalar Grubu sadece 17 deniz mili ötede. Bu derin koridor, Avustralya ile Güneydoğu Asya’yı bağlayan önemli bir deniz yolu. Gemi trafiği yanı sıra böyle dar boğazlarda hatırı sayılır bir akıntı yaratan metcezir yine başrolde.

    Demir alma zamanı, kanalın doğu ağzından çıkıyoruz. Büyük bir polis karakolu Filipinler’den gelecek dertlere karşı gardını almış oturuyor. Adalıların, “adaya bir yabancı gelse hemen polise bildiriyoruz, Filipinler’e gitmeyin, çok tehlikeli, sizi öldürürler” nasihatlerini kanıtlar gibi.

    Rotamız güneye, yine hafif bir rüzgâr, yine motor ama olsun, nehirden sonra tekrar maviye kavuşmak bizi mutlu ediyor. Yolumuz üstündeki Dent Haven, akıntının değişmesini beklemek, gecelemek için küçük, güzel bir durak olabilir, kıyıya paralel uzanan önündeki sığ bir resif ölü dalgadan muhafaza ediyor.

    Muson mevsimini geçirdikten sonra Asya kıtasına geri döneceğimizden durmasak da yol üzerindeki sığınaklara, dönüş için bir göz atmak faydalı. Yakın geçerken Alice’in demirlediğini görüyoruz. “Duralım mı?” “Yok, boş ver, rüzgâr hafiften başladı, fırsat bu fırsat, güzel rüzgârı ziyan etmeyelim.” İskelemizde Filipin Adaları, sancağımızda bir askeri birlik var. Plaja çekilmiş siyah lastik botlarına bakılırsa deniz komandoları olmalı. Yolumuza devam ediyoruz.

    Devamı Şubat 2014 sayımızda…24.iste-ormanlarin-feda-edildigi-Palm-Oil-meyvasi

    [email protected]

  • Antarktika: Gondwana’nın* en soğuk, en güzel kızı

    Antarktika: Gondwana’nın* en soğuk, en güzel kızı

    DSC026551. Ushuaia – Beagle Kanalı – Puerto Williams – Drake Pasajı
    Aralık 2013’te Güney Amerika’nın en güneyinde bulunan, Ateş Toprakları’nın başkenti, dünyanın ucundaki şehir (Fin del Mundo) Ushuaia’dan Antarktika’ya yelken açtık. Dokuz kişilik bir ekiple önce Beagle Kanalı, ardından Drake Pasajı, Antarktika Yarımadası ve aynı yoldan Cape Horn üzerinden geri dönüş. Dergimizde üç ay boyunca bu yolculuğun öyküsünü sizlerle paylaşacağım. İlk bölüm Drake Pasajının ortasında bitecek, ikinci bölümde Antarktika, son bölümde Cape Horn üzerinden dönüş. Hadi bakalım yelkenleri fora edelim Antarktika’ya doğru…

    Döneli ancak bir hafta oldu. Antarktika’da en çok neden etkilendim diye soruyorum kendime? Drake pasajı, Horn Burnu, buzdağları ve başka yerde göremeyeceğiniz canlılar… Evet, hepsi ayrı ayrı olağanüstüydü. Ama beni en çok etkileyen Antarktika’nın sahipsiz oluşuydu, hiçbir devlete ait olmaması, tarihinde insanlığın bildik kötülüklerine, zulümlerine, katliamlarına (balinalar dışında tabii) rastlanmaması, yalnızca bir avuç hayalperestin, maceracının, bilim insanının hayatlarını ortaya koyarak yaptıkları keşif gezilerinin, dostluğun, arkadaşlığın, birbirine sahip çıkmanın, destansı öyküleriyle yazılmış olmasıydı bu tarihin.

    Grönland’da 66. kuzey enlemini kanoyla geçtiğimde bir rüya gibi dolaşmaya başlamıştı beynimin kıvrımları arasında Antarktika yolculuğu. Aslında birkaç yıldır yazışıyordum oraya sefer yapan yelkenlilerin sahipleriyle. Genelde yedi sekiz kişilik kontenjan bir yıl öncesinden doluyordu. Sonunda Sprit of Sydney teknesinin sahipleri Darrel ve Cath’le anlaştık. Daha ilk maillerinde Avustralyalı olarak Türklere ayrı bir sempatileri olduğunu ve bir önceki sene tanıştıkları Osman Atasoy ve Sibel Karasu’yu çok sevdiklerinden söz etmişlerdi. E-postalar gidip gelirken yolculuğun çerçevesi çiziliyordu. Çetin bir seyahat olacağı belliydi. Benim için işin en zor kısmı ne Güney Okyanusu’nun dillere destan fırtınaları, ne Antarktika’nın zorlu iklimiydi. İstediğin zaman dönemeyecek olmanın sıkıntısı bana ağır geliyordu. Antarktika hangi araçla gidiyorsanız onla dönmeniz gereken bir yer. Aslında bu tip ekspedisyonların hepsi öyle değil mi?

    [email protected]

    Devamı Şubat 2014 sayımızda…