Etiket: Keyifliyim

  • ZAMANIN DURDUĞU ADA Leros’a yolculuk

    ZAMANIN DURDUĞU ADA Leros’a yolculuk

    Bu ay yaza keyifli bir veda için en güzel zaman. Bu keyifli zamanları güzel bir rota önerisiyle değerlendirmek isteyenler için On İki Adalar rehberime Leros Adası ile devam etmeye karar verdim.

    Yaz mevsimi denizciler yeni bir rota çizmekten vazgeçinceye kadar bitmez. Bana sorarsanız Eylül ayı denizde olmak için en ideal aylardan biridir. Ilıman bir hava, hâlâ yaz sıcaklığını koruyan sular ve sakin koylar… Ben de On İki Adalar rehberime Leros Adası ile devam ettim. Leros’un bende bıraktığı his, kibar bir ev sahibi gibi. Korunaklı limanlarıyla kollarını açan, ağaçlarının gölgesini hazırlayan ve çiçek kokularını dört bir yanına sıkan misafirperver bir ada burası. Tepesinde kalesi, kıyısında masmavi suları ve yemyeşil dağları… Leros zeytinlikleri, çiçek tarlalarıyla kolay kolay unutamayacağınız bir ada. Dar sokakları, beyaz badanalı evleri ve tavernaları Yunan kültürünü buram buram yaşatıyor. Ilgın ağaçlarıyla dolu sahillerin neredeyse hepsinde denize girebiliyorsunuz. Eylül ayında, kalabalıklardan uzak, huzurlu bir tatil arayanlar için ideal bir seçenek. 

    İnsan bu denli hayranlık uyandırıcı bir ada görünce, geçmişini de merak ediyor tabii. Leros’un tarihi, milattan önceye kadar uzanıyor. Atinalılar, Spartalılar, Romalılar ve Bizanslılar gibi birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ada, yüzyıllar boyunca savaşlara tanıklık etmiş. İtalyanlar döneminde modern bir kent haline getirilen Lakki gibi yerleşim yerleri, adanın zengin mimari mirasını gözler önüne seriyor. İkinci Dünya Savaşı’nda da önemli bir savaş alanı olan Leros, bugün görebileceğiniz en huzurlu atmosferlerden birine sahip. 

    Leros popüler Yunan Adaları arasında olmasa da Türkiye’den feribot seferleriyle ziyaret edenler de var bizim gibi tekneyle keşfedenler de. Bodrum’dan feribotla Leros’a direkt gitme seçeneğiniz de var. 

    GİTMEDEN ÖNCE BİLMENİZ GEREKENLER

    Leros’a seyahat plan› olan, merakl› gezginler için ada ile ilgili ek bilgilerimi eklemek istedim.

    ∗ Leros Adası etrafını saran bakir koylarıyla, Doğu Akdeniz’in en büyük doğal limanı olarak geçiyor. Özellikle tekne tatili için bir destinasyon arayanlara tavsiye etmemdeki başlıca neden bu. Hem güvenli hem de keşif dolu bir deniz tatili Leros Adası’nın doğasında var desem yalan olmaz. 

    ∗ Leros 1912 ile 1947 arasında İtalya’nın yönetiminde olduğu için İtalyan mimarisine rastlamanız çok olası. Özellikle Lakki Limanı, İtalya’nın Yunan Adaları’ndaki temsili gibi. Ünlü İtalyan mimarlar, art-deco tarzında yapılar inşa ederek, bu adayı diğer Yunan Adaları’ndan ayıran bir atmosfer yaratmayı başarmışlar.

    ∗ Leros’ta biz teknede konaklamayı tercih etsek de koylarda yayılan birçok butik otel konaklama için değerlendirilebilir. Yeme-içme ve konaklama seçenekleri, nüfusa ve turist alımına oranla gayet iyi durumda. 

    ∗ Leros Adası giden herkesin üzerinde bağımlılık yapabilecek bir etkide. Esnafın güler yüzü, Türk olduğunuzu duyduktan sonra gösterdikleri ilgi ve samimiyet, burada sonsuza kadar kalma isteği oluşturabilir. 

    TEKNEYLE ULAŞIM

    Leros girintili çıkıntılı yapısı sayesinde tekneyle demirleme için uygun birçok koya sahip. Bunun dışında adada bilinen iki liman denizcilerin uğrak noktası. Bu yaz gündemde olan “kapıda vize uygulaması” Leros Adası için de geçerli. Adaya başka bir Yunan Adası’ndan geçiyorsanız, sizi bekleyen uzun işlemler olmuyor. Eğer Türkiye’den direkt Leros’a geçme planınız varsa, yerine getirmeniz gereken prosedürler bulunuyor. 

    TEKNEYLE SEYAHATTE LİMAN VE DEMİRLEME SEÇENEKLERİ

    Lakki Limanı: Adanın ana limanı. Leros’un batısında bulunan bu limanda demir atabileceğiniz birkaç yer bulabilirsiniz. İskele tarafında şehir rıhtımını, batısında marinayı görebilirsiniz. Rıhtımda yaklaşık 15 teknenin bağlanabileceği bir alan var. Kıçtankara yapıyorsunuz. Buradaki sahil güvenlik botlarından sonraki alan ücretsiz demirleme alanı. Lakki çok geniş bir liman, korunaklı olması sebebiyle şehrin önünde 3-5 metre derinlikteki alanda alargada kalmaya da çok uygun. Lakki’de marinaya girmeden sakin bir koyda bizim gibi keyifli vakit geçirmek isterseniz, hemen feribot iskelesinin arkasındaki Koulouki Koyu’na gidebilirsiniz. Gitmişken buradaki pizzacıda atıştırmak için ara verebilirsiniz: Koyloyki Pizza. Tel: +30 2247 026690

    Agia Marina: Leros’un ikinci limanı olarak geçiyor. Eğer batı tarafındaki Lakki limanında çok fazla rüzgâr varsa, tekne ve feribotlar doğu tarafında kalan bu limana yanaşabiliyor. Eğer Agia Marina’da alargada kalma niyetiniz varsa, kuzeyden gelen rüzgâra ve dalgaya karşı açık olduğunu belirtmekte fayda var. Eğer uygun hava koşulunu yakalar ve Agia Marina’da teknenizi bırakabilirseniz, sizler için çok güzel bir sabah yürüyüşü rotası verebilirim. Yaklaşık 40 dakikalık şahane bir yürüyüşle Panteli Koyu’na varabilirsiniz. Yol üzerinde karşınıza çıkan merkezde enfes kahve ve atıştırmalıklarla mola verebilirsiniz. 

    Pandeli (Panteli): Leros’un bir başka demir yeri. Bana sorarsanız en belirgin özelliği, Türk denizcilerin uğrak noktası olması. Bu kadar güzel denizi olan bir koy tam karşımızda olunca, çoğu Türk denizci çoktan keşfetmiş bile anlayacağınız. Aynı zamanda adanın doğusundaki küçük liman olarak geçiyor. Pandeli bir balıkçı köyü olduğu için liman genelde balıkçı tekneleriyle dolu. Mendireğin iç tarafındaki derinlikler tekneler için aborda olmaya uygun. Mendireğin dışında alargada kalmanız için burası yine müsait bir yer. Geceleme için yine burayı tercih edebilirsiniz. 

    (Ek öneri) Xerokampos Koyu: Demir atmak için ideal koylardan birisi. Burası Leros’un güneyinde büyük ve rüzgâra karşı korunaklı bir koy. Batı tarafında genelde balıkçıların olduğu bir rıhtım görüyorsunuz. Biz de bu koya, sezonun yoğun olmadığı bir zamanda gitmiş ve günü balık tutarak ve sakinliğin tadını çıkararak geçirmiştik. Koyda bizim gibi kendinizi dinlediğiniz bir sabahın ardından, buradan geçen minibüslerle Lakki’ye gitmeniz de mümkün. Bunun dışında alargada kalarak 7-8 metre kadar derinlikte demir bırakabiliyorsunuz. Bağlanmanız için çok sayıda tonoz da bulunuyor. 

    Denizcilere tavsiye: Leros çoğu Yunan Adası’na göre tekneyle ziyaret etmek için daha uygun. Koyları ve demirlemeye uygun sularının sayısı fazla ve henüz diğer adalar kadar keşfedilmemiş. Bu sebeple alargada kalmaya ya da demirlemeye uygun birçok bakir nokta bulabilirsiniz. Leros’un sularını teknenizle keşfetmeye çıkarak kendinize birçok seçenek yaratma şansınız var. 

    KENDİNE HAYRAN BIRAKAN SULARI

    Koyları bu kadar güzel, bu kadar sakin bir ada bulmuşken her bir köşesini keşfetmek isteyebilirsiniz. Bizim için Leros macerası tam anlamıyla keşifle ve bolca yüzerek geçti. Hem dinlendik hem de çok şey gördük adada. Bana sorarsanız yemyeşil görüntüsü kadar masmavi suları da Leros’u tekrar ziyaret etmek için haklı bir sebep. Tekneyle ziyaret edenlere her bir kıyıya şans vermelerini tavsiye ederek, kendi yolculuğumda beni en çok etkileyen mavilikleri liste olarak eklemek istedim. 

    ∗ Alinda hem kum hem de çakıl taşlarıyla kaplı, sığ denizi ve canlı atmosferiyle dikkatimi çeken plajlardan. Bizim gibi çocuklu aileler için ideal. Plaj çevresindeki kafe ve restoranlarda keyifli vakit geçirebilirsiniz. Su sporları için de uygun. Eğer teknede çocukla gecelemeyi planlıyorsanız, Alinda’yı tercih edebilirsiniz.  

    ∗ Xerokampos çakıl taşlı, temiz denizi ve Kalimnos manzarasıyla öne çıkan bir plaj. Şezlong ve şemsiye için tüketim şartı var. Çevrede taverna ve restoranlar bulunuyor. Rüzgârsız bir bölge olduğu için gayet sakin. Deniz ayakkabısıyla gitmenizi ve gitmişken burada bulunan Porto Nikola adlı restoranda Leros’un meşhur karidesli böreğinin tadına bakmanızı tavsiye ederim.

    ∗ Panteli Plajı adanın orta batı kısmında yer alıyor. Leros’un en güzel plajlarından biri. Çakıl taşlı, turkuaz denizi ve canlı atmosferi var.

    ∗ Agia Marina Gourna körfezinde, Alinda’ya yakın, kum ve çakıllı bir plaj. Denizi temiz ve sığ. Çocuklu aileler için ideal. Çevredekilerde yemek yiyip denize girebilirsiniz.

    ∗ Dio Liskaria çakıl taşlarından oluşan çok sevimli bir plaj. Agia Marina’dan yaklaşık 5 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Denizden çıktıktan sonra gidebileceğiniz çeşitli tavernalar ve barlar görüyorsunuz.

    GEZİLMESİ GEREKEN YERLERİ

    Leros, iki üç gün içerisinde rahatlıkla gezilebilecek bir Yunan Adası. Adanın merkezi Agia Marina ve adadaki diğer popüler yerler Lakki, Pandeli, Platanos ve Alinda gezerken keyif alacağınız yerlerden. Henüz keşfedilmemiş en güzel Yunan Adaları’ndan birisi Leros. Geçmişiyle, anı durduran yavaş hayatıyla “burada yaşlanmam” diyebileceğiniz bir ada. Eğer Leros’un ışıl ışıl sularından kendinizi karaya atabilirseniz, buraya eklediğim yerleri görmenizi tavsiye ederim. 

    ∗ Leros Kalesi, adanın tarihine ışık tutan en önemli yapılarından biri olarak Leros’un en yüksek noktasında bir gözcü gibi. 10. yüzyılda inşa edildiği tahmin edilen bu görkemli kaleye ulaşmak için iki farklı rota bulunuyor. Pandeli veya Agia Marina’dan başlayan yaklaşık 500 basamaklı merdivenler, sizi kaleye çıkaracak patikalar. Merdivenleri tırmanırken, yemyeşil doğanın güzelliği yetmezmiş gibi bir de sevimli kedilerle karşılaşıyorsunuz. Eğer daha kısa bir yolculuk tercih ederseniz, Lakki limanından araba kiralayabilirsiniz. Kaleye yaklaştıkça karşınıza çıkan meşhur yel değirmenleri, size eşsiz bir manzara sunacak. Kaleye ulaştığınızda ise Agia Marina, Platanos ve Pandeli’nin büyüleyici panoramik manzarasıyla karşılaşacaksınız. Özellikle gün batımında kaleye gelerek, manzaranın tadını çıkarabilirsiniz.

    ∗ Agios İsidoros Kilisesi, Leros’ta küçük bir adacık üzerinde yer alıyor. Kilisenin olduğu bu adacığa ulaşmak için, denizin üzerindeki uzun ince yoldan şahane bir manzaraya doğru yürüyorsunuz. Dışarıdan beyaz badanalı oldukça sevimli duran bu kilise, içerisinde mum yakabileceğiniz tarihi bir atmosfer saklıyor. Yolunuz Leros’a düşerse, burayı ziyaret etmenizi, güzel bir fotoğraf çekmeden dönmemenizi öneririm. 

    BİRBİRİNDEN GÜZEL LEZZETLERİ

    Leros’un suyundan, kalesinden bahsettiysek sıra mutfağına geldi demektir. Leros Adası’nda manzaraya karşı güzel bir yemek denildiğinde akla ilk Mylos By The Sea geliyor. Burası oldukça popüler olan bir aile işletmesi. Türklerin de Leros’ta Yunan yemeği için ilk tercih ettiği restoran diyebilirim. Neden bu kadar meşhur olduğunu ziyaret ettiğimizde anladık. Yemekleri, samimiyetleri ve ilgileri gözüm kapalı tavsiye edebileceğim bir restoran haline getirdi burayı. Yolunuz düşerse gönül rahatlığıyla tercih edebilirsiniz. Tekneyle geliyorsanız, yel değirmeninin önüne demir atabilir ve yemekten sonra Agia Marina’nın otantik sokaklarında keşfe çıkarak teknenize dönebilirsiniz. 

    Tel: +30 2247 024894

    Gelelim bir başka öneriye,  Dimitris o Karaflas Taverna.  Özellikle romantik bir akşam yemeği için çok ideal. Yemekten sonra müzikli eğlenceyle geceye devam edebiliyorsunuz. Burada tadı damağımda kalan lezzet, ahtapot carpaccio oldu. Sunumu ve lezzetiyle menünün en iyilerinden biriydi. Bunun dışında bütün deniz ürünleri burada çeşitli geleneksel yorumlarla çok lezzetli bir hal almış. Özellikle bizim yediğimiz en lezzetli makarnalardan uzolu ve kremalı karides makarna kesinlikle tavsiyemiz. 

    Tel: +30 2247 025626

    KİMLER GİTMELİ?

    ∗ Yunan Adaları’nın tertemiz denizinin tadını kalabalıklardan uzak çıkarıp, su sporlarıyla ilgilenmeyi sevenler,

    ∗ Doğada vakit geçirmeyi ve doğa sporlarını sevenler,

    ∗ Tarihi kalıntıları gezmeyi ve Yunan kültürünü keşfetmeyi isteyenler,

    ∗ Yunan mutfağının geleneksel menüsünü farklı yorumlarla denemek isteyenler,

    ∗ Bakir koylarda tekne tatili yapmak isteyenler,

    ∗ Doğa fotoğrafçılığına ilgisi olanlar Leros Adası’nı kesinlikle ziyaret etmeli. 

    “Dünyadaki yüz bin şehrin her birinde güneş benzersiz şekilde batıyor. Sadece bir defa buna şahit olmak için seyahat etmeye değer” demiş, Ryu Murakami. Yunan Adaları seyrimizde güneşin en güzel battığı Leros için en uygun söz bu olmalı. Bana kalırsa On İki Adalar, tekneyle peşi sıra gezmek, her birini keşfetmek, güneşi her gün başka bir adada batırmak için şahane bir mavi yolculuk rotası. 

    “İyi ki kendimizi rüzgâra bırakıp, sularında dinlenmeye, seninle tanışmaya gelebilmişiz” dediğim anda, Leros’a tekrar yolumun düşeceğini ve daha birçok “iyi ki” biriktirmeme sebep olacağını biliyordum. Bir yerden ayrılırken, vedaları güzel yapan da cebimizdeki “iyi ki”ler değil midir zaten? 

    Eylül ayı hepiniz için sayısız “iyi ki” ile geçsin. Rotanız nereye olursa olsun, pruvanız neta, hayat kolayınıza olsun. 

    Yolculuklarımıza ortak olmak isterseniz ve tüm sorularınız için, keyifliyim instagram hesabından bize ulaşabilirsiniz.☸

  • AİLECE MAVİ YOLCULUKTA rotamız Simi Adası

    AİLECE MAVİ YOLCULUKTA rotamız Simi Adası

    Geçen ayki yazımda farklı sulara yelken açmak isteyenlere yurt dışına çıkış rehberi hazırlamıştım. Bu ay da yola çıkmaya hazır olanlara, yanı başımızda yer alan şahane bir destinasyon önerisiyle geldim: Geçen yaz küçük Deniz ve Tolga’yla birlikte yelken açtığımız On İki Adalar’ın neoklasik mimarisiyle en renklisi, Sömbeki Adası, namıdiğer Simi.

    Yaz mevsiminin en sevilen zamanlarının yaşandığı temmuz ayından tüm deniz severlere merhaba! Masmavi suların tadını doyasıya çıkarabileceğimiz bu ayda, içimizde de büyük bir seyahat arzusu uyanıyor.

    LEZZETLERİ, MİMARİSİ VE ATMOSFERİ

    Ailece tekneyle gittiğimiz ilk Yunan Adası olduğu için Simi bende ayrı bir yere sahip. Mimari olarak Meis yani Kastelorizo ve Chalki adalarına benzese de bize göre en otantik olanı. Dışarıdan kurak gözükse de yaklaştıkça tam aksine, adanın büyüleyici güzellikte manzaraları sakladığına şahit oluyorsunuz. Buradaki tatilimiz boyunca Tolga, meşhur deniz ürünlerine; Deniz, pastel tonlarda rengârenk yapılara, ben de Santorini, Mykonos gibi popüler adalar yerine tercih edilebilecek güzellikteki atmosfere hayran kaldık. Deniz ürünlerini sevenler için, bu adayı duyunca akla ilk olarak çim çim karides (Simi karidesi) geliyor olabilir. Lezzetlerinin yanı sıra Simi’nin birbirinden güzel yüzülecek koyları, Yunan denizciler için bir çeşit hac yeri olan, Panormitis Koyu ve daha birçok kıymetli köşesi var. 

    Türkiye’den Yunan sularına açılacak denizciler için Simi Adası başta gelen alternatiflerden. Bunun en büyük sebebi, bize yakınlığıyla kendi teknenizle ya da kiraladığınız bir tekneyle rahatlıkla gidebiliyor olmanız. Bu yazımda, üçümüzün de gözünden Simi’ye dair çoğu şeyi bulabilirsiniz. 

    Biz bu seyahati tekneyle yapsak da Simi adasına Datça ya da Bodrum’dan feribota binerek de ulaşabilirsiniz. Eğer Yunan Adaları arasında kendinize bir rota çizmek isterseniz, Bodrum ya da Marmaris’ten Rodos Adası’na feribotla ulaşarak buradan, bizim de çok sevdiğimiz, Leros, Patmos, Lipsi gibi birçok adayı gezebilirsiniz. 

    ADAYA TEKNEYLE GİRİŞ İŞLEMLERİ

    Simi, bu sene herkesi heyecanlandıran kapıda vize uygulamasının dahil olduğu adalardan. Bu güzel haberi verdikten sonra, bizim gibi tekneyle adaya giriş yaparken, ana limanda sizi bekleyen üç aşamalı işleme değinmek istiyorum. 

    ∗ Pasaport kontrolü: ‹lk önce pasaport kontrolüne giriyorsunuz. Saat kulesinin önündeki merkeze yanafl›rken herhangi bir ücret ödemiyorsunuz. Pasaportunuza burada damga da vurulunca resmi olarak art›k Yunan adalar›na girifl yapm›fl oluyorsunuz. Daha sonra bir limana ba€lanmak istedi€inizde günlük ücretler bulunuyor. Ba€lan›rken de dikkat etmeniz gerekenler var. Çünkü burada büyük feribotlar yanaflt›€› için dalga boyu yükselip teknenizin k›y›ya kadar de€mesine sebep olabiliyor. Bu yüzden teknenizi ba€larken belirli bir mesafeyi koruman›z gerekiyor. 

    ∗ Gümrük ofisi: Pasaport kontrolünden sonra gümrük ofisi ikinci dura€›n›z oluyor. Gümrükte evraklar› teslim ederek transitlog ve TEPAI için ödemelerinizi yap›yorsunuz. Bu ifllem için sadece bir kiflinin gelmesi de yeterli oluyor.

    ∗ Liman polisi ile adaya girifl ifllemi (Port Police): Yine tek bir kiflinin ifllemleri halletmek için yeterli oldu€u bir duraktay›z. Burada ayakbast› paras› ödeyerek girifl damgas› al›yorsunuz. E€er bir limanda transitlogunuza girifl damgas› vurulduysa ç›k›fl yapmadan önce de transitlogdaki ç›k›fl yeri damgalat›lmal›. Ç›k›fl için damga vurulduktan sonra 24 saat geçerli.

    İşlemleri tercihinize göre kendiniz yapabilir ya da bu süreçte destek almak isterseniz Simi’de bir acenteyle de çalışabilirsiniz. Türk turist yoğunluğundan dolayı, buradaki birçok acentenin Türkçeye hâkim olduğunu göreceksiniz.  

    Tekneyle aday› ziyaret edecek olanlara tavsiye: Adayı tekneyle ziyaret edenler için Simi’de alarga ve kıçtankara yapabileceğiniz birçok koy mevcut. Simi’nin kartpostalı aratmayan meşhur limanında kendi halatınızla tonoza bağlandığınız başka bir sistem var. Bu sistemle ilgili sizi bilgilendiren ve hem yanaşırken hem de ayrılırken yardım eden birisi de mutlaka orada bulunuyor. 

    GEZMEYE DOYAMAYACAĞINIZ SİMİ KOYLARI

    Simi’ye giriş yaptıktan sonra, buz gibi sulara atlamak ve adanın gizli koylarını keşfetmek her deniz severin ilk aklına gelenlerden oluyor. Biz de seyahatimiz boyunca vaktimizin çoğunu koylarda geçirdik. Simi’nin Türkiye’ye bakan yüzünde Pedi Koyu, Saint George Koyu ve irili ufaklı birçok koy mevcut. Bu koylar alarga durmak, yüzme molası vermek ve gecelemek için uygun. Saint George Koyu’nu Port Police’e sorduğumuzda bize tarif ederken “burası dünya üzerinde bir yer değil” demişti. Gördüğümüz manzara, bize neden bu şekilde anıldığını gösterdi. Bu koy, bana Türkiye’deki Kaputaş Koyu’nu hatırlattı. Bu iki koy birbirine çok benzese de Kaputaş’ın aksine Saint George Koyu’na karadan ulaşım yok. Bu koya saat kaçta giderseniz gidin mermer gibi bembeyaz taşlarıyla kendinizi Maldivler’de hissedebilirsiniz. Koy koy gezmeyi sevenler için tek önerim Saint George Koyu değil tabii ki. Panormitis Koyu, adanın batı yakasında, Ortodokslar için kutsal kabul edilen kiliseye ev sahipliği yapmasıyla çok kıymetli görülen bir yer. Panormitis Manastırı, On İki Adalar içinde en büyük ikinci manastır. Etrafa kapalı, korunaklı yapısıyla, eskiden seyirden dönen denizcilerin sığındığı, fırtınalardan korunduğu, günümüzde hâlâ dini etkinliklere ev sahipliği yapan bir yer burası. Biz rotamız içerisinde uğrayamamış olsak da bu sene kesinlikle görmeyi planlıyoruz. Bir başka önerim de Pedi Koyu. Çok doğru kabul edilmese de birçok kişi Pedi’ye giriş işlemleri için buraya gelebiliyor. Türklerin çok sevdiği bir lokasyon burası. Restoranlarında Türkçe konuşulduğuna şahit olmanız muhtemel.  

    ADANIN GEZİLECEK YERLERİ

    ∗ Kali Strada, Simi Adası’nın en güzel manzarasına çıkan, 500’den fazla basamağıyla biraz da sabrınızı test eden meşhur bir yola sahip. Rahat bir çift ayakkabı, güneş kremi ve bolca suyla tepeye çıkıp gün batımını izlemenizi tavsiye ederim. 

    ∗ Siminin tepesine çıkmışken biraz da derinlere dalalım. Bizim gibi küçük bir yol arkadaşıyla Simi’yi gezecek olanlar için şahane bir önerim var; Simi Deniz Müzesi. Hayatımızda gördüğümüz en tatlı müze binası burası oldu. Sarı, kırmızı, mavi renkleriyle bina baştan aşağıya lunapark gibi. Denizaltı dünyasını merak edenler için eski haritalar, dalgıç kıyafetleri, deniz araçları, gemi modelleri ve adanın uzun deniz ve sünger avcılığı geleneğini gösteren birçok eser burada sergileniyor. 

    ÇOCUKLU AİLELERE ÖZEL SİMİ KÖŞESİ

    Simi Adası, çocukla birlikte ziyaret ettiğimiz en keyifli rotalardan oldu. Bizim gibi küçük bir denizciyle yola çıkacak olanlara kendi deneyimlerimi de özellikle derlemek istedim. 

    ∗ Tekne seyahatlerinde ailece tatilimizin çoğu suda geçiyor. Tolga ve minik Deniz, su sporlarını çok sevdiği için ziyaret öncesi baktığımız ilk yer plajlar ve koylar oluyor. Seçimlerimizi de güvenliği göz önünde tutarak yapıyoruz. Bizim Simi Adası’nda siz aileler için önerebileceğimiz plajlar: 

     Sığ suları ve temiz kumuyla Nimborio Plajı,

     Limana yakın ve sakin olan Nos Plajı ve

     Ailelerin ziyaret ettiği Pedi Koyu.

    ∗ Çocuklu aileler için en keyifli koy ise Aya Marina Koyu. Tekneyle rahatça demir atıp ailece tüm gün burada sessizlik içinde öyle huzurlu vakit geçirdik ki gece de kalmaya karar verdik. Deniz’le Simi seyahati boyunca içimin en rahat olduğu yer olan bu koyda çocuklu aileler rahatlıkla vakit geçirebilir. 

    ∗ Eğer teknede konaklamayı düşünüyorsanız çocuklu ailelere tavsiyem, Simi Limanı. Hem çoğu tekne geceyi burada geçirdiği için hem de restoran, market ve ihtiyacınız olabilecek çoğu yere yakınlığı sebebiyle burası en güvenli yerlerden. Otel olarak da aile dostu bir öneri yapmam gerekirse Symi Nautilus Luxury Suites çocuk dostu olması sebebiyle tercih edilebilir. İletişim: +30 2246 072657

    ∗ Küçük bir çocukla, hele söz konusu farklı bir ülke ve yabancı bir mutfakta, restoran seçmenin zorluğunun farkındayım. Bu yüzden içiniz rahat bir şekilde atıştırabileceğiniz ve ailece vakit geçirebileceğiniz bir öneri vermek istiyorum: Kamares Cafe. Burada ben meşhur Yunan frappesini, Tolga da yine burada sıklıkla tüketilen “freddo espresso” adlı buzlu bir espressoyu tercih ettik. Deniz de Simi seyahatimiz boyunca ilk defa elinden çatalı düşürmedi. Hedefinde buradaki günlük taze kekler vardı. Çocuklu aileler için hem ferah hem de huzurlu Kamares Cafe vakit geçirmek için aklıma gelen ilk seçenek. 

    DÜMENİ SİMİ’YE ÇEVİRMEK İÇİN 7 SEBEP

    ∗ Girdiğiniz her sokakta burnunuza çalınan kekik ve sarımsak kokularının sahibi lezzetli deniz ürünleri,

    ∗ Bir tabloyu andıran atmosferiyle unutulmaz kareler yakalayacağınız renkleri,

    ∗ Sahil boyunca dizilmiş tavernaları,

    ∗ Yunan halkının sıcacık kahkahaları, Yunan kültürüne doyacağınız eğlenceleri, 

    ∗ Birbirinden sevimli sünger dükkânları, sokak aralarındaki sevimli hediye mağazaları,

    ∗ Tertemiz ve sakin, birbirinde güzel koyları,

    ∗ İster çocukla huzurlu ve güvenli ister arkadaşlarınızla eğlenceli vakit geçirebileceğiniz imkânları Simi Adası’nı görmek için yeter de artar bile!

    Fotoğraflardan aşina olduğunuz bir yeri sehayat planınıza eklemek, yola çıkmak ve o yerler denizleri aşıp kavuşmak bambaşka bir zevk. Simi Adası bana bu zevki yaşatan çok özel bir yer oldu. Ailece yaptığımız bu ziyarette ilk günden son güne kadar birçok yönünü gördük adanın. Her bir yanını ayrı sevdik. Anais Nin, “Bazılarımız daima seyahat eder; başka yerler, başka hayatlar ve başka ruhlar tanımak için.” demiş. Biz de yola bu niyetle Simi’yi tanımak için çıktık. Adadan ayrılırken ailece, Simi ile tanıştığımıza çok memnun olduk. Umarım hayran olduğunuz bir fotoğraf karesiyle başlayan tüm planlarınız, keyifli rotalara ve deneyimlere dönüşür. Keşfettiğimiz, gezdiğimiz, öğrendiğimiz nice güzel yolculuklarda görüşmek üzere. Pruvanız neta, hayat kolayınıza olsun. Bu yaz bizim rotamızı yakından takip etmek isterseniz ve tüm sorularınız için, keyifliyim instagram hesabından bize ulaşabilirsiniz.☸

  • Denizlerimiz için “SÜRDÜRÜLEBİLİR DENİZCİLİK”

    Denizlerimiz için “SÜRDÜRÜLEBİLİR DENİZCİLİK”

    Bir denizci müjdesi: Biz de sonunda tekne sezonunu açıyoruz! Mayıs ayının gelmesiyle havalar iyice ısındı, deniz adeta bize “Gelin hadi masmavi sulara” diye fısıldamaya başladı. 

    Sezonu bu yıl erken açan dostlarımızdan bizleri tekneye davet eden fotoğraf ve videolar gelmeye başladı bile. Bu çağrıları ikiletmeden kendisini sulara, yeni maceralara ve rotalara bırakacak sayısız denizci var. Biz de ailecek bu grubun içerisindeyiz. Madem yaz geldi ve güneş erkenden günü terk etmekten vazgeçti o zaman yapılabilecek en güzel aktivite, her gün güneşi teknede, başka bir koyda batırmak. O zaman hepimizin gözü aydın! Biz karada gün sayarken teknemiz de kışı güvenle karada geçirdi, dinlendi. Şimdi tekneyi suya indirme zamanı geldi. Merak eden olursa bizim teknemiz kışı Ören’de, Setur Marinas Rib & Refit Park’ta geçirdi. Teknenin kışı rahat geçirmesi her denizci için birincil öneme sahip oluyor. Bizim için de güvenli, bildiğimiz bir karaparkta teknemizin sezon sonrası güzelce kuruması, dinlenmesi ve yaza hazırlanması çok kıymetliydi. Tabii ne kadar içimiz rahat olsa da kalbimiz hep orada kalıyor o ayrı…

    Bu yazımızda; sezona hazırlık, güzel ülkemizin öne çıkan denizcilik rotaları, sürdürülebilirlik ve marina uygulamalarıyla ilgili sektörün önde gelen markalarından Setur Marinas’ın Genel Müdürü Emre Doruk’la çok keyifli ve bilgilendirici bir sohbetimiz de yer alıyor!

    SEZON ÖNCESİ NELERİ KONTROL EDİYORUZ?

    Teknenin kışı geçirdikten sonra çıkacağı ilk seyir çok önemli. Bunun için hazırlıkları gözden geçirmek çıkacağınız seyri keyifle geçirmeniz için olmazsa olmaz. Teknesini suyla kavuşturacak herkesi düşünerek, güvenli ve konforlu bir yolculuk için denize çıkmadan önce yapılması gereken hazırlıklarla başlamak istiyorum.

    • İyileştirme araçları ve bakım ihtiyaçlarından oluşan kontrol listesi (karada ve suya indikten sonra ayrı ayrı)

    • Temizlik zamanı 

    • Teknenin tüm parçalarının durumlarını gözden geçirme

    • Motor bakım ve kontrolleri

    • Elektronikler

    • Su yalıtımı ve vanalar

    • Güvenlik ekipmanları (gerekliyse yenileme) 

    • Aksesuarların bakımı

    • İç düzenleme 

    • Denizcilik belgeleri, lisanslar

    • Pis ve tatlı su tankları

    • Pervane kontrolleri

    Araya kış gibi uzun bir süre girmese bile seyir öncelerinde bazı kontrolleri rutinimiz haline getirmemiz gerekiyor. Hem teknenin uzun ömürlü olabilmesi hem de seyrin rahat geçebilmesi için önlem almak çok kıymetli. Size önerim, bir hazırlık listesi oluşturup her yolculuk öncesinde üzerinden geçmeniz. 

    YENİ ROTALAR, YENİ SEZON

    Eğer tekneyle seyre hazırsak bizi bekleyen birçok koy, yaşayacağımız yeni maceralar var demektir. Konum olarak denizcilikte, dünya üzerindeki en şanslı ülkeler arasında olmamızın keyfini sürme zamanı geldi. Tutkulu denizciler olarak her sezon açılışında büyük bir heyecanla rota planları yapıyor, kendimizi yazın geldiğine ancak Ege’nin ya da Akdeniz’in birbirinden güzel manzaralarına kavuşunca ikna edebiliyoruz. Öte yandan hayatımızdaki ve denizlerimizdeki duruma bakınca görüyorum ki çok önemli bir şeyi atlıyoruz; bu güzel suların, ülkenin ve dünyanın korunması. Denizlerin kirlilik oranının artması tüm doğa severleri en çok da denizcileri şimdiden tedirgin etmeye yetiyor. Bizler denizin, mavinin, doğanın içinde vakit geçiren tekneciler olarak bu kirliliğe yakından tanık oluyoruz. Bu tehlike karşısında tüm dünyada olduğu gibi bugün denizcilik dünyasında da en çok konuşulan konulardan birisi “sürdürülebilirlik” oluyor.  Bu sene binlerce denizcinin buluştuğu Bosphorus Boat Show’a ailece katılmıştık. Orada da sürdürülebilirlik üzerine birçok çalışmanın ve tartışmanın olduğunu görmek beni ayrıca memnun etmişti. Denizleri korumamız için hayata geçirilebilecek projeler ve birçok firmanın sürdürülebilir ekipmanları Boat Show’da sergilendi. Böylesine önemli bir sorunun göz ardı edilmeyip bu denli önemli organizasyonlarda gündeme getirilmesinin değerli olduğuna inanıyorum. Yalnızca bu Boat Show’da değil, sürekli denizci dostlarımızla kendi aramızda konuştuğumuz “sürdürülebilir denizci” olmanın yollarını bu yazıda sizinle de paylaşmak istiyorum. Belki bu sezon denize açılırken hepimiz daha bilinçli bir denizci olmayı başarabilir ve etrafımıza ilham oluruz. 

    7 MADDEDE SÜRDÜRÜLEBİLİR DENİZCİLİK

    1. Motoru azalt, yelkeni artır

    Bir yelkenci olarak bununla bafllamam flafl›rt›c› olmam›flt›r san›r›m. Sadece merak›m sebebiyle de€il, denizlerin temizli€ini düflünürsek yelken kullan›m›n› tercih etmenin büyük bir etkiye sahip oldu€unu görüyoruz. Yelkenli tekneler, motorlu teknelere k›yasla büyük ölçüde daha az fosil yak›t tüketiyor. Bu da deniz kirlili€inin azalmas› aç›s›ndan önem tafl›yor. Hava ve flartlar el verdi€ince yelkenleri kullanarak seyredip motorunuzu sadece ihtiyaç duydu€unuzda çal›flt›rabilirsiniz. 

    2. Daha az karbon ayaki izi

    Sürdürülebilir denizcilik, deniz ekosistemine sayg› duyarak ve do€aya minimum etki b›rakarak denizcilik yapma felsefesini benimser. Bu felsefenin temel unsurlar›ndan biri de karbon ayak izini azaltmakt›r. Bunun en etkili yolu da teknemizde oluflan at›klar›n olabildi€ince dönüfltürülmesi ve kesinlikle denize at›lmamas›. Kendi at›k yönetimimizi sa€larken üzerimize düflenden fazlas›n› da yapabiliriz. Örne€in, denizde karfl›laflaca€›n›z plastik parçalar› mümkün oldu€unca ç›karmaya çal›flabilirsiniz. 

    3. Yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanın

    Yenilenebilir enerji kaynaklar›, geleneksel enerji kaynaklar›na k›yasla daha az sera gaz› ve di€er kirleticileri yaymakta. Bu da deniz kirlili€ini önlemeye yard›mc› oluyor. Yayg›n olarak kullan›lan günefl enerjisi ve bunun d›fl›nda rüzgâr ve dalga enerjisi tercih edebilece€iniz yenilenebilir enerji kaynaklar›ndan. 

    4. Su ve gıda tasarrufu yapın

    Su ve g›da tasarrufu yapmak, denizcilik faaliyetlerinden kaynaklanan at›k miktar›n›n azalmas›na katk›da bulunur. Su tasarrufu yapmak için, dufl ve tuvaletlerde daha az su kullanabilirsiniz. G›da tasarrufu yapmak için, yemeklerinizi önceden planlay›p ihtiyac›n›z kadar yiyecek sat›n alabilirsiniz.

    5. Deniz canlılarına saygı

    Deniz canl›lar›, deniz ekosisteminin en önemli parçalar›ndan. Deniz canl›lar›n›n yok olmas› veya say›lar›n›n azalmas›, deniz ekosisteminin dengesinin bozulup ortaya olumsuz sonuçlar ç›kmas›na neden olabilir. Dikkatli demirleyerek deniz taban›ndaki bitkilerin ya da di€er deniz canl›lar›n›n zarar görmesini engelleyebiliriz. Gece sualt› ›fl›klar›n›, deniz canl›s› dostlar›m›z›n evi olan koylarda açmak yerine, keyifli bir masa ›fl›€› alt›nda y›ld›zlar› izleyebilirsiniz. E€er bal›k av› yap›yorsan›z avlanma limitlerine ve yasaklanm›fl bölgelere de uymal›s›n›z. Unutmay›n, denizlerin ve deniz canl›lar›n›n korunmas› denizler için hayati önem tafl›makta. 

    6. Plastik kullanımını aza indirin

    Plastik, deniz kirliliğinin en önemli kaynaklar›ndan biri. Plastik kullan›m›n› azaltmak, deniz kirlili€inin azalmas›na ve denizlerin daha temiz olmas›na büyük bir katkı sağlar. Plastik pipet, bardak, tabak ve poflet gibi tek kullan›ml›k plastikleri kullanmaktan kaçınabilirsiniz. Plastik ambalajl› ürünler yerine cam veya kâğıt ambalajlı ürünler tercih edebilirsiniz. 

    7. Olabildiğince sürdürülebilirliği gündeminizde tutun

    Bir sorunu ne kadar dile getirirsek çözüme de o denli hızla ulafl›r. Sürdürülebilirliği gündemde tutmak, denizcilerin ve denizcilik sektörü paydafllar›n›n denizcilik faaliyetlerinin çevresel etkilerini sürekli olarak göz önünde bulundurmalar›n› ve bu etkileri minimize etmek için gerekli ad›mlar› atmalar›n› sa€lar. Siz de sürdürülebilir denizcilik uygulamalar› hakk›nda bilgi edinerek bu uygulamalar› denizcilik faaliyetlerinizde uygulayabilirsiniz. Sürdürülebilirli€e teflvik eden giriflimleri takip ederek onlara destek olabilirsiniz. Unutmay›n, denizciler ve denizcilik sektörü paydafllar› olarak hep birlikte harekete geçerek denizlerimizi gelecek nesiller için korumal›y›z.

    ÇOCUKLU AİLELERE 

    TAVSİYE KÖŞESİ

    Sürdürülebilirlik felsefesinin gelecek nesiller tarafından da benimsenmesi ve sürdürülmesi için çocukların temel denizcilik kültürü hakkında bilgi sahibi olması büyük önem taşıyor. Bilmediğimiz bir şeyi sevemeyiz. Peki sevmediğimiz bir şeyi ne kadar koruyabiliriz? Bu nedenle deniz sever bilinçli çocuklar yetiştirmek geleceğimize yapacağımız en kıymetli yatırım. 

    ∗ Çocukları fırsat buldukça deniz kenarına götürüp, yüzmelerini ve deniz sporlarını yapmalarını sağlayabilirsiniz. 

    ∗ Çocuklara denizcilik temalı kitaplar okumak ve denizcilik hikâyeleri anlatmak da çok faydalı. 

    ∗ Sürdürülebilirlik kavramının başarıya ulaşması için denizciler ve marinaların ortak bir yaklaşım belirlemesi büyük önem taşıyor.

    ∗ Çocukların denizcilik kurslarına ve kamplarına katılması denizcilik becerilerini geliştirmelerine yardımcı olur. Bu sayede denizcilik kültürüyle daha yakından tanışmış olurlar. 

    ∗ Ve bence en önemlisi, her fırsatta çocuklara sürdürülebilir denizcilik uygulamalarını göstererek denizleri ve deniz canlılarını korumak için neler yapabileceklerini öğretebilirsiniz.

    Söz konusu sürdürülebilirlik olunca sadece denizcilere iş düşmüyor tabii. Marina işletmeleri, kamu, sektörün ufak ve büyük tüm paydaşları da bu konuda sorumluluk sahibi.

    Yazımın bundan sonraki kısmında duruma bir de bu açıdan bakabilmek için yardım alıyorum. Türkiye’nin önde gelen marina zincirlerinden Setur Marinas’ın Genel Müdürü Emre Doruk’a sizler için başta sürdürülebilirlik konusu olmak üzere merak ettiğim soruları ilettim ve kendisi de tüm profesyonelliği ve içtenliği ile bizler için yanıtladı. Kendisine çok teşekkür ederek hepinize keyifli okumalar diliyorum. 

    Emre Bey, sürdürülebilir deniz ve marina uygulamaları nelerdir? Setur Marinas olarak sizler neler yapıyorsunuz?

    Biz sürdürülebilirliğe büyük önem veriyoruz. Çevre strateji planımız doğrultusunda, iklim krizi, plastik kirliliği, doğal kaynak ve biyolojik çeşitlilik kayıpları gibi küresel çevre sorunlarını öncelikli çevresel risklerimiz arasına alarak çevreye duyarlı yatırımlar gerçekleştirmeyi esas alıyoruz. “2050 Net Zero” hedefimize sağlam adımlarla koştuğumuzu ifade etmek gerekir, hâlihazırda yürütmekte olduğumuz güneş enerjisi yatırımlarıyla ilk etapta üç büyük marinamızın elektrik tüketiminin tamamını yenilenebilir güneş enerjisinden karşılamayı planlıyoruz. Kurumsal iş birliklerimizi ve eğitim uygulamalarımızı sürdürerek her yıl çalışanlarımıza ve müşterilerimize iklim krizi temalı etkinlikler sunacağız. Ayrıca biyoçeşitlilik risklerimizi belirleyerek “net pozitif” etki yaratabilmek adına bir strateji geliştirme aşamasındayız. Antalya Marina’da başlattığımız akademik iş birliği projemize diğer marinalarımızı da dahil edip, genişleterek devam edeceğiz. Geçen sene Monaco Marina Management tarafından düzenlenen ve dünya çapında pek çok firmanın dahil olduğu Akıllı ve Sürdürülebilir Marina konferansına katıldık.  Sürdürülebilirlik bakış açısıyla sahip olduğumuz uluslararası sertifikasyonlara da önem veriyoruz. Son olarak geçtiğimiz günlerde toplumda çevre farkındalığı yaratmak üzere çalışmalarını yürüten TÜRÇEV’in kuruluşunun 30. yıl dönümünde düzenlenen ödül töreninden üç özel ödüle layık görüldük. Özetle, Setur Marinas olarak sürdürülebilirliği odağımıza aldığımız çalışmalarımıza önümüzdeki dönemlerde daha da önem vereceğiz. 

    Marina kapasitesi hakkında değerlendirmeniz nedir? 

    Sürekli büyümeye ve gelişmeye odaklanıyoruz. Marina kapasitemizi artırarak, denizcilik tutkunlarına daha geniş bir hizmet yelpazesi sunmayı hedefliyoruz. Büyüme ve kapasite artışı, sektöre daha fazla olanak ve erişim sağlayacak, aynı zamanda denizcilik sektörünün genel ekonomik ve turizm potansiyeline katkıda bulunacak. 2022 yılı sonunda Demre Marina ihalesini kazandık. İnşaat faaliyetlerimiz devam ediyor, 2025 yılında marinayı sektöre kazandırmayı planlıyoruz. Yeni marinaların zincire kazandırılmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor.

    Setur Marinas amatör denizciliğin gelişmesi için neler yapıyor? Bu hususta marinalar olarak sektörün büyümesi için destekleriniz, planlarınız nedir?

    Amatör denizcilik Setur Marinas’ın öncelikleri arasında yer alıyor. Amatör denizcilik faaliyetleri ile ilgilenen birçok kişinin ileride Setur Marinas üyesi olacağının farkındayız. Denizcilik sporlarının yaygınlaşması ve desteklenmesi için çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapıyoruz ve sektördeki çözüm ortaklarımızla birlikte eğitim çalışmalarına destek veriyoruz. Yeni sıfır ilk teknesini alan denizcilere özel kampanyamız ile ayrıcalık tanıyoruz, ayrıca farklı büyüklükteki ve tipteki tekneler için uygun koşullar sağlayarak her seviyeden denizciye hitap ediyoruz.

    Başarılı bir marina işletmesi olarak, uluslararası perspektiften bakacak olursak, Türkiye’nin denizcilik sektöründeki yerini yakın gelecekte nasıl görüyorsunuz?

    Türkiye jeopolitik konumu ve doğal güzellikleriyle denizcilik sektöründe önemli bir potansiyele sahip. Gelişen altyapısı ve artan turizm potansiyeliyle birlikte ülkemizin denizcilik sektöründeki uluslararası konumu daha da güçlenecektir. Türkiye’nin rekabet gücünü artırmasına ve uluslararası pazarda daha etkin konuma gelebilmesi için az önce bahsettiğim güçlü yanlarımızın yanı sıra ülkenin turizm potansiyelinin, bilişim altyapısının, eğitimli insan kaynağının ve kültürel çeşitliliğin önemli avantajlar olduğunu düşünüyoruz.

    Demre’nin güzel haberlerini aldık? Nasıl bir marina olacak? Bizlere biraz bilgi verir misiniz?

    Demre Marina bizim yeni ve heyecan verici bir projemiz. Mükemmel konumu ve modern altyapımız ile denizcilere benzersiz bir deneyim sunmayı hedefliyoruz. Demre’nin tarihi ve doğal güzellikleriyle çevrili olması marina kullanıcılarının unutulmaz bir deneyim yaşamasını sağlayacak. 

    Biz keyifliyim teknemizle bu yazımızda okurlarımıza bir seyir rotası çizdik. Siz de Setur Marinas olarak bu yolu takip edecek denizciler için bağlanma yerlerinizi rota üzerinden belirtir misiniz? 

    Rotamızı kuzeyden güneye çizdiğimizde Kalamış/Fenerbahçe, Yalova, Ayvalık, Midilli, Çeşme, Kuşadası, Marmaris, Kaş, Finike, Antalya ile 10 adet marinamızı ve Ören karapark alanımızı işaretleyebiliriz. Gördüğünüze üzere tüm misafirlerimiz için marinalarımızı kuzeyden güneye inci gibi dizdik.

    Denizlerimizde sizin gözünüzden en sevdiğiniz üç bölgeyi sorsak… 

    Türkiye’nin birbirinden güzel pek çok koyuna sahip olması nedeniyle seçim yapmak zor olsa da en sevdiğimiz üç yeri şöyle sıralayabiliriz:

    Marmaris: Ege ve Akdeniz’in kesişiminde bulunan Marmaris, benzersiz doğal güzellikleri ve temiz deniziyle dikkat çekiyor. Marmaris etkileyici koylarıyla yatçılar için ideal bir durak. 

    Çeşme: Ege Denizi’nin incisi Çeşme, sıcak atmosferi, rüzgâr sörfü için uygun koşulları ve muhteşem koylarıyla biliniyor. Çeşme’nin turkuaz sularında yelken açmak unutulmaz bir deneyim olarak tanımlanabilir. 

    Gökova Körfezi: Muhteşem doğası ve berrak deniziyle Gökova Körfezi, Türkiye’nin en güzel bölgeleri arasında yer alıyor ve eşsiz manzarasıyla huzur dolu bir deneyim sunuyor. 

    Emre Bey’e hem sektörle ilgili verdiği bilgiler hem de Setur Marinas’ın vizyonunu bizlerle paylaştığı için teşekkür ediyorum. Bu yazımda en yakın zamanda çözüme ulaşmasını istediğim deniz kirliliğini önleme üzerine eğilmek istedim. Benim için sadece bir su kütlesi değil aynı zamanda özgürlük olan, ailemle her seferinde kavuşmak için can attığım, sonunu göremediğim mavilikten kocaman bir yuva denizler. 

    Sadece yeni denizlere yelken açacaklar için değil, canımız sıkıldığında nefes almak istediğimizde kaçacağımız temiz bir deniz kıyısı için de sürdürülebilirliği düşünmeliyiz. Sadece bugün için değil gelecek için de düşünmeliyiz. Yalnızca göz zevkimiz için değil, sağlığımız için de düşünmeliyiz. Tabii sadece düşünmek yetmez, hepimiz üzerimize düşen görevi bu gezegende yaşayan bir insan olarak yerine getirmeliyiz. Sularımızın geleceği için bugün sürdürülebilirlik anlayışını benimsemeliyiz. 

     “Deniz herkese aynı dili öğretir: Huzuru” demiş Thalassa. Hepimizin bazen sevinçle, bazen aklımızda binlerce düşünceyle başımızı çevirdiğimiz sadık bir arkadaş denizler. Biz bu sadık arkadaşa kavuşmanın mutluluğunu yaşıyoruz bu günlerde. Ailece yelkenimizi yeni yolculuklara açarken, geleceğimizin, çocuklarımızın ve daha nice nesillerin de her daim bu mavilikleri tertemiz bulmasını diliyoruz bir yandan. Yeni maceralarda tekrar buluşmak üzere. Pruvanız neta, hayat kolayınıza olsun. Tüm sorularınız için keyifliyim Instagram hesabından bize ulaşabilirsiniz.☸

  • Tadı damağınızda kalacak BAYRAM ROTASI

    Tadı damağınızda kalacak BAYRAM ROTASI

    Nisan ayının gelmesiyle içimizi kıpır kıpır yapan bahar havası kendini göstermeye başladı. Ağaç dalları çiçekleri, gökyüzü güneşin sıcaklığını, denizler de tekne sahiplerini karşılamaya hazırlandılar diyebilir miyiz? Bahar bize doğada yaptığı her bir dokunuşla yeniden başlamanın, yeni başlangıçların mümkün olduğunu gösteriyor. Bu durumun bendeki karşılığı daha çok, ailece keşfedilecek yeni rotalar…

    Havalar güzelleştikçe, günler uzadıkça aklı benim gibi tekneye kayan denizciler halimden anlar diye düşünüyorum. Bizim henüz ailece teknemize, kızımıza kavuşmamıza biraz daha zaman olsa da duyduğuma göre birçok denizci dostumuz bayramda teknede olacakmış. Hatta Yunanistan’dan geçip Adriyatik’e açılma planları da sıklıkla konuşuluyormuş. Yunanistan’a kapıda vize uygulamasının gelmesiyle bu yaz popüler destinasyonlardan birisi Yunan adaları olacak belli oldu! Bunu ayrı bir yazıda detaylıca konuşuruz ama gelin biz teknede bayramı karşılayacaklar için çok uzaklaşmadan başka bir güzergâh çizelim. 

    FETHİYE-GÖCEK

    Misafirperver insanıyla, denize komşu restoranlarıyla ve doğasıyla bayramın ülkemizdeki karşılığı güneyin sıcak koyları değil mi? Dillere destan “bayram kahvaltısı”nı, dalından koparılmış taze otlarla yapmaktan daha iyisi var mı? Bizim gibi düşünen ve nisan ayında güneyde olacak denizciler için adresi daha da netleştireyim: Fethiye-Göcek!

    Bizi takip edenler bilir; Göcek, tekne tatili yapan çoğu deniz tutkunu gibi bizim de her sezon tercih ettiğimiz yerlerden. Burası, özellikle kalabalıklardan uzak huzurlu zaman geçirmek isteyenlere hitap eden, Fethiye’nin doğa harikası! Göcek’i özellikle bayram tatili için önermenin sebeplerinden biri, çocukla tatil yapmak için gördüğüm en ideal seçeneklerden olması. Hem yapabileceğiniz birçok etkinlik bulabiliyorsunuz hem de karaya çıkmanız gerekiyorsa her yere 15 dakika içerisinde ulaşabiliyorsunuz. Biliyorum ki karaya ulaşımın kolay olması özellikle çocuklu aileler olarak sağlık ve güvenlik açısından huzurlu vakit geçirmemizi ciddi oranda etkiliyor. Bu nedenle içiniz rahat olabilir. 

    Eğer hazırsak, önce Göcek’in masmavi koylarında teknede keyif yapalım sonra lezzetli bir yemek için güzel bir restoran seçelim! Sizin için Fethiye-Göcek tarafındaki restoranları tek tek arayıp bayramda açık olanları bu yazıda topladık. Konuştuklarımız arasında henüz bayramda hizmet verme konusunda kararsız olan restoranlar da vardı. Ama bu yazıda yalnızca net olarak açık olacakları listeledik. Aralarında ailece en sevdiklerimiz de var. Eğer bizim gibi birkaç gün kalmayı düşünüyorsanız ilk öneriye Rixos Premium Göcek ile başlayabilirim. Hem lezzetleri hem de imkânlarıyla bizim Tolga’yla en huzurlu tatillerimizden birisi burada geçmişti. Peki, Göcek’in mutfağına birlikte yakından bakalım mı? Şimdiden yolu düşeceklere afiyet olsun!

    BAYRAM TATİLİNDE LEZZETLİ BİR MOLA VEREBİLECEĞİNİZ RESTORANLAR

    Lotis Kitchen Restoran: Göcek yat limanının tam karşısında şahane bir manzaraya karşı hem yemek yiyip hem de canlı müzik eşliğinde bayram eğlencesine katılmak istiyorsanız burası doğru adres. Menüsü deniz ürünleri açısından zengin olan restoranda eğlence eşliğinde güzel bir akşam geçirebilirsiniz. 

    Tel: 0533 249 48 08

    Güverte Restaurant: Manzarasıyla günü batırmak için şahane bir konumda yer alan restoranda ailece huzurlu bir akşam yemeği yiyebilirsiniz. 

    Tel: 0530 626 17 25

    Mosaic Cafe & Restaurant: Göcek’in güzelliklerine bakan dış mekânıyla akşam yemeği için önerebileceğim bir başka seçenek burası. Kokteylleri ve etli yemekleri tavsiye ediliyor. 

    Tel: 0535 925 21 39

    Blue Restaurant: Ağaçların arasında tatlı bir akşam esintisiyle ne güzel muhabbet edilir diye düşündüğüm bir atmosfer burası. Sıcak, samimi bir alternatif arayanların da aklında bulunsun. 

    Tel: 0252 645 17 42

    Dim Elit Restaurant: Dim Elit Hotel bünyesindeki bu restoran da bayramda açık olan keyifli yerlerden. Deniz ürünlerinin tavsiye edildiğini aynı zamanda vegan ve vejetaryenler için de seçenekler olduğunu söyleyebilirim.  

    Tel: 0252 645 16 70

    D’Breeze Restaurant: Eğer teknenizi D-Marin Göcek Marina’ya bırakırsanız güzel bir akşam yemeği için bayramda da hizmet veren bir restoran önerimiz var. Sunumu, lezzeti ve hizmetiyle keyifli bir yemek için bu alternatifi içim rahat bir şekilde önerebilirim. Günün her saati için tercih edebilirsiniz. 

    Tel: 0252 661 09 00

    Küçük Sarsala Restaurant: Göcek merkezden biraz uzaklaşıp güzel bir koyda yemek alternatifi isteyenler için bir seçenek. Arkada çam ormanı, önde Küçük Sarsala Koyu… Restoranın 40 tekne kapasiteli iskelesine bağlama ücreti vermeden yemeklerin tadını çıkarabiliyorsunuz. Koyun manzarası kesinlikle görülmeye değer. Bu durum duyduğumuza göre odun ateşinde pişen kuzu tandırı için de geçerliymiş, aklınızda bulunsun. 

    Tel: 0532 638 63 03

    Göbün Restaurant: Kalabalıktan uzak sakin bir yemek için bir başka alternatif. Tekneyle Göcek’e uğrayan çoğu denizcinin yolu buraya düşmüş olabilir. Deniz ürünlerini denemenizi tavsiye ederim. 

    Tel: 0555 357 09 87

    Kumrucu Ozan: Gelelim Göcek’te özel bir tavsiyeye. Bayramda hizmet veren meşhur bir kumrucuyu da sizler için ekledim bile! Ayaküstü bir kumru yiyelim derken Tolga’yla kendimizi İzmir’de hissettiğimiz bu lezzeti siz de yolunuz Göcek’e düşerse deneyin. Şimdiden afiyet olsun! 

    Tel: 0541 860 80 88

    Yengeç Restoran: Fethiye’de et ve deniz ürünleri denildiğinde burası ilk akla gelen restoranlardan. Atmosferini, lezzetlerini ve manzarasını çok seveceksiniz. 

    Tel: 0252 612 83 83

    Nefes Breakfast: Bayram kahvaltısından bahsetmişken Fethiye’de güzel bir kahvaltı adresi bırakacağım tabii. Babadağ’ın eteklerinde bulunan huzur dolu manzarasıyla Nefes’i tercih edebilirsiniz. 

    Tel: 0544 550 64 80

    Fesleğen Gözleme Evi: Fethiye’de yolunuz Saklıkent’e düşerse burada sıcacık bir gözleme yemenizi tavsiye ederim. Ev yapımı ayranla servis edilen gözlemeler kahvaltı için alternatif olabilir. Aynı zamanda buradan doğal zeytinyağı alma imkânınız da var. 

    Tel: 0533 426 97 50

    Gelelim Fethiye’nin bayramda da hizmet veren yerlerinden son önerilerimize:

    Lakerda: Kesinlikle denenmesi gereken bir balık restoranı.

    Tel: 0530 653 61 23

    Stone Grill Steakhouse: Et severler için güzel bir alternatif. 

    Tel: 0530 974 88 32

    Yakapark: Hem villada konaklama hem de restoran olarak bayramda hizmet veriyor. 

    Tel: 0533 956 02 02

    Nude Restaurant: Hotel Unique bünyesinde bulunan bu şık ortamda güzel bir yemek yiyebilirsiniz. 

    Tel: 0539 576 01 45

    Efendi Fethiye: Mavi beyaz ortamıyla Yunan adalarını andıran bu yerde lezzetli yemekler tadabilirsiniz. 

    Tel: 0252 613 14 30

    Mori Restaurant: Ahtapot ızgarası kesinlikle denenmeli. Manzarası gün batımında çok keyifli. 

    Tel: 0545 612 50 67

    Güverte Restaurant: Fotoğraf makinenizi hazırlamadan gitmeyin, manzara en az yemekler kadar akılda kalıcı. 

    Tel: 0530 626 17 25

    TATLI MOLASI

    Bayram şekeri yerine geçmese de çocuğunuzla Fethiye’de güzel bir dondurma yemeden dönmeyin! “Baba Dondurma” bizim ailece önerimiz. 

    Tel: 0507 454 87 02

    Seyir rotanızda Bozburun varsa küçük bir ek öneri:

    Kuzbükü Neighbours Restaurant: Beş teknelik kapasitesi ve bir tabloyu anımsatan manzarasıyla Neighbours, denizcilerin uğrak noktalarından. Nisan ayında hizmet vermeye devam eden bu şahane restoranda güzel bir akşam yemeği yiyebilirsiniz. 

    Tel: 0532 506 52 95

    AİLECE GÖCEK’TE BAYRAM TATİLİNİ UNUTULMAZ KILMANIN İPUÇLARI

    Göcek’e yapılacak tatil planı için her zaman doğru zaman diyebilirim. Tabii tatlı esintilerin havayı, birbirinden canlı renklerin de doğayı ele geçirdiği bu güzel zamanın tadı bir başka! Bu yazımda daha çok bayramda ziyaret edebileceğiniz restoranlara değindim. Ama madem Göcek’e kadar geldik işin mutfağının yanı sıra keyfini sürmeye de bir bölüm ayırmak istiyorum. Göcek’i deniz turizminde bugünkü kadar popüler yapan sebeplerden biri, plajları. Buradaki plajlar arasında kumu özellikle Mısır’dan gelen bile var. Bu emek karşısında, sırtını sıcacık kumlara, yüzünü de aydınlatan güneşe bırakıp keyifli bir gün geçirmek de size kalıyor. Plajların yanı sıra bizim ailece size önerimiz, buradaki koylarda kendinizi tertemiz sulara bırakmanız!

    Birbirinden güzel koylarda keyifle vakit geçirebilirsiniz

    Tertemiz, cam gibi suları bir yana her bir köşenin yemyeşil ağaçlarla kaplı olduğu bu doğallık içinde, ailece denizden çıkmak istemiyorsunuz. Birlikte güvenliğe de dikkat ederek mavilikler içinde yüzebilir, yanınızda ekipman getirdiyseniz dalış yapabilirsiniz. Bizim küçük Deniz gibi bir gününüzü, kıyıda kumdan kale yapmaya kısa kısa yüzme araları vererek geçirebilirsiniz. 

    Göcek’te sularına hayran kalacağınız yerlerin listesi:

    • Kleopatra Koyu

    • Sarsala Koyu

    • Yassıca Adaları 

    • Ekincik Koyu

    • Bedri Rahmi Koyu 

    • Tersane Adası 

    • Göbün Koyu

    • Kille Koyu

    • Günlüklü Koyu 

    • Sıralıbük Koyu 

    Bayramda bu popüler destinasyonları ziyaret edip, ailece yüzmenin tadını çıkararak kendinize güzel bir ödül verebilirsiniz. 

    Çocuğunuzla tarihi bir yolculuğa çıkın

    Göcek’ten uzaklaşmadan çocuğunuzla tarih meraklılarının uğrak noktalarından Telmessos Antik Kenti ziyaret edebilirsiniz. Bu yer, özellikle kaya mezarlarıyla dikkat çekiyor. Geçmişi MÖ 3 binlere kadar uzanan Telmessos Antik Kenti, buradaki ilk yerleşim yerlerinden. Hem mimari hem de tarihi açıdan ailece zaman yolculuğuna çıkacağınız bu yeri listenize ekleyebilirsiniz. 

    Bayramı hediyesiz geçmeyin

    Çocukların en zevk aldığı anlardan birisi, hediyeleştikleri andır. Bayram gibi güzel bir bahane de olunca Göcek merkezde bulunan hediyelik eşya dükkanlarını ziyaret etmenin tam zamanı! Her bir aile üyesi için hediye beğenerek, küçük bir oyunla bu hediyeleri kendi aranızda paylaşabilirsiniz. Gittiğimiz yerleri yanımızda götüremiyoruz ama o anları hatırlatacak küçük zaman makineleri yaratabiliriz. Buraya özgü otantik ürünler, el işlemeleri ya da takılardan satın alarak, her baktığınızda kendinizi Göcek’te hissedebilirsiniz. 

    Güzel bir fotoğraf karesi yakalayın

    Bir Polonya atasözü der ki “Gün batımından önce günü övme.” Yazının buraya kadar olan kısmında size birçok yerde Göcek’i övsem de Polonyalılara hak vererek, tüm övgüleri basit kılacak güzellikte bir öneriyle geldim: Göcek kordon boyunda gün batımını ailece izlemek. Marinaların, iskelelerin olduğu kordonda yürüyüş yaparak, güneşin son ışıkları Göcek’in sularına düşerken, ailece günün en güzel anını bir fotoğraf karesiyle ölümsüz kılabilirsiniz. 

    Bir tavsiye: Bedri Rahmi Koyu’na uğrayarak denize yakın restoranlarda dinlenip ailece hem su hem kara aktiviteleri için vakit ayırabilirsiniz.

    Güzel anılar biriktirin

    “Hayattan keyif almak için beklemeye gerek yok, bulunduğumuz her anın tadını çıkarmak yeterlidir” demiş Goethe. Sanırım bir cümleyle daha fazla aynı fikirde olamazdım. Her insanın elinde yaşadığı anları güzelleştirebilecek bir sihirli değnek olduğuna inanırım. Bu sihirli değneğin aynı zamanda bazı yerlerin eteklerinde saklandığını da düşünürüm. Göcek de bu yerlerden biri benim için. 

    Fethiye’nin en sevdiğim, her sene dümeni çevirmek için sabırsızlandığım büyüleyici köşesi… Plajları, insanı, yemekleri ve daha sayamayacağım birçok güzelliğiyle dümdüz, sade bir anı bile süsleyen nadir yerlerden. Bendeki yeri apayrı çünkü küçük Denizi de aramıza alıp teknede yaşamaya başladığımız zamanlarda, unutamayacağım birçok anının ev sahibi oldu burası. Aile sıcaklığını Göcek’te derinden hissettiğim için bayram gibi kalbimizi ısıtan, aile olmanın, sohbetin, kahkahanın kıymetini hatırlatan bu zamanda, rota olarak size burayı önermek istedim.

    Belki bu bayramı ailenizle bir arada neşeli sofralarda belki de denizin ortasında yeni bir seyrin rüzgarında kutlamayı planlıyorsunuzdur. Ya da üstüne düşündüğünüz herhangi bir plan olmayabilir. Ne olursa olsun, yeniliklerin ve umutların temsili bahar zamanında bizi karşılayan bu bayram, hepimiz için birbirinden keyifli başlangıçlara vesile olsun. 

    Pruvanız neta, hayat kolayınıza olsun. İyi bayramlar!☸