Etiket: Keyifliyim

  • Çocuklara deniz sevgisini nasıl aşılarız?

    Çocuklara deniz sevgisini nasıl aşılarız?

    Deniz, çocuklar için hayal güçlerini ve yaratıcılıklarını geliştirmek için muazzam bir araç. Özellikle erken çocukluk döneminde, çocuklara sunulan farklı uyaranların, beyin gelişimini desteklediği ve çocuğun gelecekteki öğrenme ve gelişim potansiyelini artırdığını daha önce duymuşsunuzdur. Bu yazımda size çocuklara deniz sevgisini nasıl aşılayabileceğimizi araştırıp derlemek istedim. 

    Fotoğraflar Miray Süleymanoğlu Öncü

    Denizde olduğunda aklı bir sonraki seyirde, karaya ayak basar basmaz gönlü yine teknede… Geride bıraktığımız bir iki ayın özeti tam olarak buydu. Uzun süren tekne hayatından sonra hem kızımız “keyifliyim” teknemizin bakımları için hem de farklı birçok sebepten şehre döndük. İşlerimizi tamamlayıp, hasret giderdikten ve kışlık bakımlarımız tamamlandıktan sonra yeniden denizlere dönmek için can atıyoruz. 

    BİR KEŞİF DÜNYASI VE ÖĞRENME KAYNAĞI

    Sadece kendimiz için değil, küçük çocuğumuz Atlas Deniz için de bir an önce denizlere inme hevesindeyiz. Çocuklar için müthiş bir oyun alanı deniz. Bir keşif dünyası ve sonsuz öğrenme kaynağı. 

    Deniz, çocuklar için hayal güçlerini ve yaratıcılıklarını geliştirmek için muazzam bir araç. Özellikle erken çocukluk döneminde, çocuklara sunulan farklı uyaranların, beyin gelişimini desteklediği ve çocuğun gelecekteki öğrenme ve gelişim potansiyelini artırdığını daha önce duymuşsunuzdur. Bu konu çocuk doktorumuzla sohbetimizin arasında geçince, bu yazımda size çocuklara deniz sevgisini nasıl aşılayableceğimizi araştırıp derlemek istedim. 

    DENİZLE BAĞINI NASIL GÜÇLENDİRİRİZ?

    Mevsim olanaklarını düşündüğümüzde yaz aylarında imkânınız daha çok oluyor. Teknesi olanlar burada yaşamaya başlıyor ve çocuk denizi bir yandan yuvası olarak görüyor. Eğer hava koşullarının uygun olduğu zamanlarda bu rutini tekrar ederseniz çocuğunuz denizle olan bağını güçlendirmiş oluyor. 

    Diğer bir seçenek, ailece yelken kulüplerine gitmek. Biz, kendi teknemiz üzerinde nasıl hakimiyet kuracağımızı Global Sailing Academy’de Deniz Hoca’dan öğrendik. Bugün bizim küçük Deniz’in de orada eğitim alacağı günü iple çekiyoruz.

    Tekne tatilleri denizle bağ kurulmasında en etkili yollardan birisi. Size tavsiyem, tekne sahibi olmasanız bile yazın seyahatlerinizde kiralama seçeneklerini değerlendirip teknede vakit geçirmeniz. Bunun dışında çocuğunuzun yaş grubuna dikkat ederek; denizcilik konulu filmleri ailece izleyebilir film üzerine konuşabilir, çocuğunuz kaç yaşında olursa olsun denizcilik müzelerini ziyaret edip, denizciliğin tarihini öğrenebilirsiniz. 

    Bugün sizi, çocukları ve ailesiyle dünyayı gezmiş, yol gösterici Türk denizcilerden Sadun Boro’nun Kısmet’i ve Osman Atasoy’un Uzaklar’ının olduğu Rahmi M. Koç Müzesi’ne götürüyorum. 

    RAHMİ M. KOÇ MÜZESİ

    Yaz aylarında işimiz biraz daha kolay olabilir, çocuklar deniz canlılarını gözlemleyerek çevrelerindeki dünyayı daha iyi tanıyabilirler. Ya da denizcilik aktivitelerine katılarak fiziksel ve zihinsel gelişimlerini destekleyebilirler. Bu konunun, ebeveynler ve öğretmenler çocuklara deniz sevgisini aşılamak için ne kadar çok çaba gösterirse o kadar faydalı olacağına inanıyorum. “Peki diğer zamanlarda ne yapabiliriz?” diyerek bu sefer rotamızı Rahmi M. Koç Müzesi’ne çeviriyorum. Gelin önce biraz buradan bahsedeyim.

    Biz İstanbul’da olduğumuz bu dönemde müzeye gittik. Deniz kenarındaki, bildiklerimizi ve bilmediklerimizi yeniden hatırlatan bu müzede, zaman nasıl geçti anlamadık.

    Rahmi M. Koç Müzesi, ülkemizin ilk ve tek sanayi müzesi. İstanbul’da Hasköy’de yer alıyor. Bunun dışında Ankara, Ayvalık ve Cunda’da bulunuyor. 1994 yılından beri sizi zamanda yolculuğa çıkaran atmosferiyle ağırlıyor. Müzenin hikâyesi, Rahmi Koç henüz küçük bir çocukken babasının ona hediye ettiği elektrikli trenle başlıyor. Rahmi Koç o andan itibaren bu tarz merak duyduğu parçaları biriktirmeye başlıyor. Merakı o kadar büyükmüş ki artık devasa bir koleksiyona ulaşmış. Bu koleksiyonu da bugün, onun gibi ilgisi olan herkesle paylaşıyor. Aynı zamanda yerli ve yabancı birçok kişi, müzenin dünya çapında daha fazla insana erişebilmesi için buraya koleksiyonlarıyla katkıda bulunuyor. 

    Bir hafta sonu Üsküdar’dan kısa bir deniz yolculuğu ile mis gibi havayı ciğerlerimize doldurarak, Sirkeci’ye vardık. Sonra 10-15 dakikalık bir yolculuğun ardından heyecanla merak ettiğimiz müzeye vardık.

    Rahmi Koç’a her biri müze sahibi olan sanayi devleri ilham olmuş bu girişimde. Daha sonra, müzeye uygun bina seçimi için kolları sıvamış. Dikkatinizi ilk bakışta çekmeyi başaran, bugün rahmetli Mustafa V. Koç’a adanmış müze binası, 90’lı yıllarda tekel binası olan Lengerhane. Müzeyi genişletmek istediklerinde, Hasköy Tersanesi yeni bir alan olarak dahil ediliyor. Bu iki bölümün dışında dış mekân ve sergi alanı müzenin son bölümü olarak sizi bekliyor. Toplamda üç bölümü olan bu yeri gezerken zamanın nasıl geçtiğini anlamadık.

    DENİZCİLİĞE DAİR BİN PARÇA

    Her bir bölümü ziyaret edilmeye değer bu müzede, denizciliğe dair bine yakın parçadan oluşan geniş bir koleksiyon bulunuyor. Karadan yazdığım bu ilk yazımda, aklım hâlâ dalgalı sularda. Tutkusu deniz olan ve bu tutkunun geçmişine merak duyanlar, denizciliğin tarihine yolculuğa çıkmaya hazır olsun!

    Denizcilik, tarih boyunca çoğunlukla ticaretle ilişkilendirilmiş. Ülkelerin gelişmişlik düzeyi denizcilikteki başarıyla eş görülmüş. Bana sorarsanız, bunların hepsinden önce insan gördüğünün ardındakini hep merak etmiş. Masmavi ufuk çizgisine bakıp, daha ilerisini arzulamış. İnsanın bu merakı kıtaları aşmaya, başka bir dünya keşfetmeye yaramış. R. Tagore, “Denizin kenarında oturarak veya suya bakarak, denizi aşamazsınız” demiş. Geçmişte, suya bakmakla yetinmemiş ve bu suları aşmış herkes bizlere bu alanda paha biçilemez bir miras bıraktı. Denizcilik, insanlığın tarih boyunca merak kapılarını araladığı bir keşif yolculuğu. 

    Rahmi M. Koç Müzesi sizi, geçmişten bugüne uzanan denizcilik tarihine orijinal parçalarla, interaktif ekranlarla götürüyor. Öncelikle, her biri kıymetli bu parçalardan en etkilendiklerimden bahsetmek istiyorum. 

    MÜZENİN EŞSİZ DENİZCİLİK PARÇALARI

    ∗ En özel parçalardan birisi: Kısmet

    Bizim gördüğümüzde en heyecanlandığımız parçalardan ikisi Kısmet ve Uzaklar oldu. Oğlumuz Deniz’in adını aldığı, bizim hikâyemize, deniz yolculuğumuza ilham olan ve yolda takıldığımız sorularda kitaplarına dönüp dönüp baktığımız sevgili Sadun Boro’nun Kısmet teknesini yakından görebildik. Bu bizim için heyecan verici bir andı çünkü onun denizde olduğu zamanlara denk gelememiştik. Bugün müzede Kısmet’i görmek, geçmişe bir yolculuk yaptığımız çok özel bir deneyim oldu. 

    Denize olan aşkı, merakıyla bana ve birçok denizciye ilham olmuş rahmetli Sadun Boro’nun “Kısmet” adlı yelkenlisinin hikâyesine bir bakalım. Sadun Boro 1965’te hayallerinin peşinden giderek, eşi Oda ile Kısmet’in yelkenlerini açıp üç yıl süren bir dünya seyahatine çıktı. Seyahatini tamamladıktan sonra kendisine hayran sayısız deniz sevdalısının onu beklediğinden habersizdi. Seyirde çizdiği güzergâh bugün çoğu denizci tarafından “Sadun Boro rotası” olarak biliniyor. Bu yolculuğun şahidi Kısmet olunca yakından tekneyi görmek ailece bizi inanılmaz heyecanlandırdı. 

    İstanbul’dan seyrine başlayıp dünya sularını aşan Kısmet’in boyu 10,30 metre. Ünlü tekne yapım ustası Athar Beşpınar’ın atölyesinde inşa edilmiş. “Norveç tipi” ya da “double ender” denilen bu tekne yapısı, eskiden Kuzey Denizi’nde kötü hava şartlarına dayanıklı kılavuz teknelerde bulunuyormuş. Kısmet, dünya seyahatinin yüzde 80’ini pupa seyrinde gerçekleştirmiş. 

    Tüm bu bilgilerle Kısmet’e baktığımızda sanki o seyahatin rüzgârı bize de esti, dalgalar bizi de bir yerlere götürdü. Bu kadar özel ve gurur dolu anıların geçtiği bir tekneye böylesine yakından bakabilmek büyük bir şans ve mutluluk. Sadun Boro iyi ki “Sevgilim” dediği yelkenlisini Rahmi M. Koç Müzesi’ne bağışlamış ve bizlerle buluşturmuş. Kısmetle tanışmak bizi çok mutlu etti. Deniz’in tekneye meraklı bakışları, ilerde Sadun Boro’nun rotasını takip edecek bir denizci olduğunu bana hissettirdi. Rahmi M. Koç Müzesi’ne uğrarsanız Türk amatör denizciliğine yön veren Kısmet’i görmeden dönmeyin! 

    ∗ Tarihi askeri gemi: Maid of Honour

    Neredeyse 100 senelik bir hikâye… Denizcilik koleksiyonunun en heyecan verici teknelerinden birisi Maid of Honour. İngiliz Kraliyet Donanması’na ait 17 metre uzunluğunda bir amiral teknesi. 

     ∗ Türk denizciliğinde yeri ayrı: Savarona yatına ait filika

    Atatürk’ün kullanması için tahsis edilen bu filika müzenin en kıymetli parçalarından. Filika, 1931 yılında Hamburg’da inşa edilen M/Y Savarona için özel olarak üretilmiş. Atatürk ölümünden önce bu gemide önemli konuklarını ağırlamış. 

    ∗ Avrupa’nın en eski buharlı römorkörü: Rosalie

    Gelelim yaz aylarında nostaljik bir deniz turu yapabileceğiniz Rosalie’ye. Nostaljik diyorum çünkü bu gemi 1873 yılında, Hollanda’da, Kinderdijk, J & K Smit Tersanesi tarafından inşa edilmiş. Önemi en eski buharlı römorkörlerden olması.

    MÜZEDE YAŞATILAN GEÇMİŞ

    19. yüzyıla ait atölyeler gerçeğe uygun şekilde “Yaşayan Geçmiş” adlı kısımda canlandırılmış. Bunlardan iki tanesine bu yazıda yer vermek istedim.

    ∗ İlki, İstanbul’un tarihi sandal yapım geleneğini yansıtan “Sandal Yapımevi”

    Burası, Ayvansaray semtinde bulunan eski bir sandal yapım atölyesi örnek alınarak hazırlanmış. 1980’li yıllarda Haliç’te karşınıza çıkan bu atölyeler, Sandal Yapımevinde, yapım zanaatini yakından görmemizi sağlarken bu kıymetli geleneği de yaşatıyor.

    ∗ Müzede dikkat çeken diğer bölüm “Balıkçı Barınağı”

    Bu barınak, Haliç kıyısında bulunan bir balıkçı barınağına benzetilerek hazırlanmış. Gerçek bir barınakta olduğu gibi birçok malzeme görebiliyorsunuz. Balık ağları, olta takımları, balıkçı kayığı ve balıkçıların kullandığı nice eşya. Özellikle balıkçılık merakı olanlar mutlaka ziyaret etmeli!

    ∗ İttir Kaktır

    Müzenin en yenilerinden. RMK Marine Tersanesi’nde 2020 yılında inşa edilen tekne motoru 150 beygir gücünde. Görüntüsü, renkleri inanılmaz sevimli duran bu gezinti teknesi bir römorkör. Müzede gururla sergilenen bu tekne İngiltere merkezli Classic Boat dergisinin düzenlediği yarışmada kendi kategorisinde “en iyi” seçilmiş!

    ∗ Cam şişelerdeki gemiler

    Minimal parçaları sevenler için müzede bulunan cam şişelerdeki gemiler, dikkat çekici objelerden. Denizi küçücük bir şişeye sığdırmış bu şişeleri yakından incelemek çok zevkli.

    ∗ Gezgin Clodia

    Motorsuz teknelerden en ilginç olanı. 1927 yılında İtalyan gezgin Giacomo de Stefano tarafından inşa edilmiş bu tekne, altı ay süren uzun bir yolculuk gerçekleştirmiş. Clodia, 20. yüzyılın başlarında, motorlu tekneler yaygınlaşmadan önce, Avrupa’da kullanılan geleneksel bir tekne türü olması açısından kıymetli bir parça.

    ∗ Fenerbahçe Vapuru

    Müzenin en önemli ve dikkat çeken teknelerinden birisi. “Bahçe tipi” olarak geçen bir yolcu vapuru. Türkiye Denizcilik İşletmeleri Şehir Hatları İşletmesi bünyesinde çalışan vapur, 22 Aralık 2008 tarihinde Veda Turu isimli son seferini gerçekleştirmiş ve müzede yerini almış.

    Deniz âşığı olan herkesin bir kısmından bahsettiğim bu denizcilik bölümünü gezmesini öneriyorum. Oscar Wilde “Hiç kimse geçmişini geri alacak kadar zengin değildir” diyor. Hayatta geriye dönme imkânımız olmasa da geçmişin bugün gibi yaşatıldığı ve hatırlatıldığı yerler bir köşede hep bizi bekliyor. Rahmi M. Koç Müzesi bu yerlerden birisi. Yolunuz bu müzeye düşerse sonuna kadar tadını çıkarmayı ve her köşesini keşfetmeyi unutmayın.

    Üç tarafı denizlerle çevrili ve denizcilik açısından bu kadar zengin bir ülkenin çocuklarının daha çok denizle ve suyla iç içe yaşaması en büyük temennilerimizden birisi. Çocukların hem zihinsel hem de fiziksel gelişimi üzerinde deniz sevgisinin önemini günden güne daha net gören birisi olarak umarım daha çok çocuğa bu sevgiyi aşılayabilirim. Bu konuda en önemli görev biz ebeveynlere ve öğretmenlerimize düşüyor. 

    Denizcilik sevgisini aşılamak için yapabileceklerimize eklemek istedikleriniz olursa instagramdan @keyifliyim sayfamızdan bize yazabilirsiniz. Keyifli, mutlu ve içinde deniz sevgisi olan çocuklar yetiştirebileceğimiz nice günlere. Pruvanız neta, hayat kolayınıza olsun.☸

  • Yeni yıl için TEKNE SATIN ALMA REHBERİ

    Yeni yıl için TEKNE SATIN ALMA REHBERİ

    Yeni yılın ilk yazısından herkese merhaba! Eğer 2024 dilekleriniz arasında sevdiklerinizle birlikte daha fazla denizde olma hedefiniz varsa bu yazı tam da sizin için. Masmavi suların tadını doyasıya çıkarmak, dalgalara karışıp seyahat etmek, gönlü nereye isterse oraya yelken açmak isteyenler için tekne satın alma rehberi ile geldim! Fotoğraflar Miray Süleymanoğlu Öncü ARŞİVİ

    Hem iki kişi olarak tek gövdeli bir yelkenlide hem de çocukla çift gövdeli bir katamaranda yaşamış biri olarak, farklı koşulların tekne alımındaki önemini görme şansım oldu. Bu yazımda çocukla aylardır teknede biriktirdiğim taze deneyimleri sizlerle paylaşmaya karar verdim. Tekne satın alma konusunda kararsızsanız, çocuğunuzun rahat edebileceği bir tekne nasıl seçilir merak ediyorsanız yazının devamına geçin!

    Bugün benim için teknede ve evde yaşamak birbiriyle iç içe geçmiş iki kavram. Evdeki düzeni tekneye taşımak düşünüldüğü gibi uçurum farka sahip değil. Tabii bugün nasıl ihtiyaçlarımıza, ailemize ya da hayat standartlarımıza göre ev seçimi yapıyorsak, tekne alımında da aynı adımları takip etmek gerekiyor. 

    Eğer siz de benim gibi çocuğunuza oyun parkı olarak keşfedilmemiş koyları, boyama kitabı olarak Ege’nin doğal renklerini hediye etmek istiyorsanız ayağınızı karadan kesmenin zamanı geldi demektir.

    Teknede yaşamanın, aile ve çocuk üzerinde fiziksel ve ruhsal açıdan olumlu etkileri saymakla bitmiyor. Bunları ayrı bir yazıda sizinle paylaşacağım. Ama siz zaten bu fikri benimsemiş, deniz üzerinde ufak testleri ve denemeleri yapmışsanız artık o adımı atmaya hazırsınız! O zaman hadi birlikte tekne alımı için detayları gözden geçirelim.

    NE TÜR BİR TEKNE ALMALIYIZ?

    Tekne satın almaya karar verdikten sonra cevaplamanız gereken ilk soru: Yaşam tarzım ne? 

    Senede dört beş haftalık tatillere mi gideceğim? Evde yaşayıp hafta sonları ufak kaçamaklar mı yapacağım? Seyirde olmak mı yoksa koylarda olabildiğince yüzen yazlık tadında durmak mı daha cazip geliyor? Bu ve bunun gibi birçok soruya yanıt verdikten sonra, satın alma-kiralama ikilemi bir netlik kazanmaya başlıyor. 

    Birçok model arasından seçim yapmaya çalıştığınızda bu sefer başka bir ikilem karşınıza çıkıyor: Yelkenli mi motoryat mı? Tekne seçiminde eğer çevreden ya da araştırmalarınızdan dolayı kendinizi yakın bulduğunuz bir model varsa bu aşamada uzun süre takılı kalmıyorsunuz. Fakat kararsızsanız, önerim yine alışkanlıklarınızı ve yaşam tarzınızı düşünmeniz. Çünkü artık alan kullanımı ve konfor açısından yelkenli ve motoryatlar birbirine çok yaklaştığı için aileler ikisini de tercih edilebilir hale geldi. Bu yüzden çocuğunuz ve aile üyelerinin seyir içindeki tutumunu düşünmenizi tavsiye ederim. Ailece varış noktasından ziyade seyir anının kıymetli olduğunu düşünüyorsanız ve çocuğunuz deniz üzerinde rüzgârla, denizle iç içe seyahat etme noktasında iyi hissediyorsa yelkenli tekneleri değerlendirebilirsiniz. Böylece çocuğunuz ve deniz bütünleşip, rüzgâra ve yola kendini bırakarak keyifli rotalar çizebilir. Ailece daha hızlı seyirler planlamayı seviyorsanız motoryatları düşünebilirsiniz. Özellikle hafta sonları, amacınız kısıtlı zaman içerisinde bir koya gitmekse; hızlı, pratik, ufak veya büyük motorlu tekneler, motoryatlar daha mantıklı. 

    Ailece seyir süresince aktif olmayı seviyorsanız yelkenliler sizin için daha ideal. Yelkenlide tekneyi kullanan bir kaptan bile olsa fiziksel olarak yine de çok aktif oluyorsunuz. Çünkü birçok yelken, halat ile içli dışlı olmak ve seyir durumuna hükmetmek durumunda kalıyorsunuz. Motoryat kullanım açısından daha pasif, rahatlık açısından pek memnun kalabileceğiniz bir tekne. Eğer bir kaptan varsa siz arkanıza yaslanıp çocuğunuzla kitap okuyarak seyri tamamlayabiliyorsunuz. Özetle çok daha az eforla bu tekneleri kullanma şansınız var. 

    Bizim tercihimiz motoryat rahatlığını yelken hissiyle birleştirdiğimiz bir katamarandan yana oldu. Size de bu seçimde tavsiyem denizle olan bağınıza kulak vermeniz.

    İKİNCİ EL Mİ SIFIR MI?

    Gelelim kendimize uygun bir tekne seçtikten sonra bunu sıfır mı yoksa ikinci el mi tercih edeceğimize. İki ayrı seçimin de kendine göre avantajları var. Eğer ailece kişisel tercihleriniz varsa ve çocuklarınızın ihtiyaçlarına göre ikinci el bir tekne bulamadıysanız sıfır tekne alımı sizler için daha uygun bir seçenek. Sıfır teknelerin belirli bir garanti süresi olması d,a seyir halinde bir aksilik yaşamanız halinde, daha hızlı ve kolay çözümler için tercih edilebilir. 

    İkinci el tekne pazarı da kendine göre avantajlara sahip. Denenmiş, önceki sahiplerinin sorunsuz kullandığı bir tekneye bütçe olarak daha avantajlı şekilde ulaşabiliyorsunuz. Hele ki sizin gibi maceracı bir aileye denk gelirseniz bu süreç çok keyifli hale gelebilir. İstikrarlı bir araştırmayla aileniz için uygun olan o tekneye rastlarsanız uzun bekleme ya da hazırlık süreçlerine girmeden hemen seyre bile çıkabilirsiniz. 

    Sıfır tekne almayı düşünüyorsanız en doğru zamanlar sonbahar ve kış ayları. Fuar organizasyonları tüm dünyada bu aylarda düzenleniyor. Böylelikle siz potansiyel alıcılar rekabetteki tekneleri görüp karşılaştırarak satın alabiliyorsunuz. Bahar aylarında da hazırlık ve işlemler tamamlanıyor ve sezona yetişiyorsunuz. Ocakta Düsseldorf’ta, şubatta da İstanbul’da boat show’lar var. Göz atmanızı tavsiye ederim.

    İkinci el piyasası genelde bahar aylarında ya da yaz başlarında hareketli oluyor. Bunun en büyük nedeni ikinci el bir tekne aldığınızda bekleme süresi olmadığı için sezonda karar verip fazla zaman geçmeden denize açılabiliyorsunuz. Tabii rekabetin daha az olmasını istiyorsanız ikinci el tekne bakarken de sezonu beklemeyip kış aylarında araştırmaya başlamanız sizin için avantajlı olur. Bu yüzden her iki tekne için de benim tavsiyem sonbahar-kış ayları.

    Sene boyunca denizde çok vakit geçirmiyorsanız, kiralama da elbette çok güzel bir opsiyon. Sıfır tekne almanın, hele ki tekneniz Fransa’dan geliyorsa, çok güzel bir deneyim olacağını unutmayın. Gidip, teknenizi alıp, tüm Güney Avrupa ve Yunanistan’ı gezerek gelebilirsiniz.

    ÇOCUĞUN GÜVENLİĞİ

    Geldik teknemizi çocuk için uygun bir hale getirmeye. Diğer bir söylemle; güvenlik konusunda sıkı önlemler almaya. Aile üyelerinizin yaş grubuna göre alacağınız güvenlik tedbirleri değişiyor. O yüzden ayrı ayrı değerlendirmenin daha doğru olduğunu düşünüyorum.

    0-2 yaş arası çocuğunuz varsa: Dış dünyayı merak etmeye ve keşfetmeye başlamış bu yaş grubu hareketli olduğu için teknenin çevresine emniyet fileleri takmanız içinizin rahat etmesi açısından çok faydalı olacak. Kapı, dolap ve pencerelerde emniyet kilitleme sistemleri kullanarak çocuğun bu erişimini kontrol altında tutup güvenli hale getirebilirsiniz. Söz konusu denizin ortasında bir yaşama alanı oluşturmak olunca tabii ki asla atlamamamız gereken birincil ihtiyaç; can yelekleri. Hareketli seyir zamanlarında güvenliğiniz için ailece can yeleği kullanmayı unutmayın. Bu ihtiyaç hangi yaş grubuna dahil çocuğunuz olursa olsun hep listenizde olmalı. Evde de sıklıkla kullandığım ve tekneye de aldığım ilk şeylerden; köşe koruyucuları ebeveynlere bir diğer tavsiyem. Sivri kenarlı mobilyalar ve eşyalar için köşeleri güvenli hale getirmek önemli. Yoksa bir gözünüz sürekli tedirgin bir şekilde çocuğunuzun üzerinde olabiliyor. 

    3-6 yaş arası çocuğunuz varsa: Teknede oradan oraya koşacak, kendine bir oyun parkı arayacak çocuklar için güvenli alanlar oluşturmamız gerekiyor. Teknenin içinde veya güvertesinde çocuğunuzun dikkatini çekecek ve kendini rahat hissedeceği güvenli bir oyun alanı oluşturmak onu çok mutlu edecektir. Öğrenmenin de çok kıymetli olduğu bu yaş grubunda denizin ortasında neler yapabileceklerini ve tehlikeli olabilen bölgeleri ailece katılabileceğiniz bir oyun ile anlatabilirsiniz. 

    7+ yaş arası çocuğunuz varsa: Artık bir denizci adayıyla karşı karşıyayız! Su sporlarını ve denizde güvenle vakit geçirebilmeyi öğrenmek için önümüzde hiçbir engel yok. Bunun en faydalı ve eğlenceli yolu tekne işlerini ailece ortak yapmak. Halatları bağlama, teknenin temel ekipmanlarını kontrol etme gibi temel denizcilik becerilerini birlikte öğrenebilirsiniz.

    Denizde yaşamak tek bir doğrunun değil, değişken birçok gerçekliğin var olduğunu bize öğreten kocaman bir evren aslında. Bu yüzden karşılaşabileceğiniz acil bir durumda ailece ne yapılacağı önceden konuşulabilir. Acil durum ekipmanlarını ve prosedürleri ailece öğrenebilirsiniz.

    Hangi yaş grubuna dahil olursa olsun çocuğunuzun teknede gözetimi bir ebeveyn için her zaman çok önemli. Fakat bunu stresle değil de gerekli tedbirleri alıp gönül rahatlığıyla yapmak tüm ailenin rahatı için çok daha faydalı oluyor. Unutmayın denizin huzurlu kollarında ailece geçireceğiniz zamanların kalitesi önceliğiniz olmalı.

    İHTİYAÇLARI ATLAMAYALIM 

    Evi denize taşımak daha fikir olarak bile gündeminize girdiği an içinizi bir heyecan kaplıyor. Bence bunun en büyük sebebi insanın tüm karmaşa ve kalabalıkta unuttuğu dinginlik ve huzur ihtiyacı. 

    Yoğun bir tempo içerisinde zamanla yarışarak geçirdiğimiz aylar belki de yıllar bir süre sonra sakin bir ana ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu hatırlatıyor bize. Ebeveyn olarak da çocuklarımızı bu bilinçle yetiştirmek isteyebiliyoruz. Sade bir yaşamı doruklarda yaşayabileceğiniz tekne bu yüzden çok kıymetli bir atmosfer de sunuyor size. Bunu sürekli kılabilmek ve heyecanı hiç kaybetmemek için de tüm gereksinimlerinizi düşünerek yola çıkmanız gerekiyor. Ailelerin tekne yaşamında en önemli ihtiyaçları da alan kullanımı ve depolama. Unutmayın ki evde de alanınız belirli bir metrekare ile sınırlı teknede de. İyi bir planlama ile alan sorunu yaşama ihtimalinizi ortadan kaldırabilirsiniz. 

    Teknenin her alanını çok amaçlı kullanabilmek bu anlamda çok önemli. Çocuğunuza teknede de sağlıklı ve düzenli bir beslenme planı oluşturabilmeniz için yemek pişirme alanınızı gözden geçirin. Hem yemek hazırlığı için hem de yeme alanı için uygun bir yer oluşturabildiğinizden emin olun. Bugün Deniz’in en sevdiği kurabiyeyi o güvertede oynarken hazırlayabilmem benim için çok kıymetli. Siz de teknede ailece hazırladığınız yemekleri gün batımına karşı yiyebilmenin keyfini yaşamak istiyorsanız mutfak kısmını organize etmeye önem verebilirsiniz. 

    Gerek sizin gerek ailenizin kişisel eşyaları için doğru bir depolama sistemi oluşturabilmeniz de tüm seyirdeki kaliteniz açısından atlamamanız gereken bir adım. Bu konudakatlanabilir eşyalar işinizi kolaylaştırabilir.

    Çocuğunuzun birincil ihtiyaçlarını, sıklıkla kullandığı eşyaları kolay erişebileceğiniz yerlerde depolama kutularında tutabilirsiniz. Duvarlara monte edilebilen depolama sistemleri de bu anlamda kullanışlı olabiliyor.

    Sınırlı bir alan söz konusu olunca minimalist bir yaklaşım ihtiyacı da kaçınılmaz oluyor. Bu sebeple teknenizin alanı ne kadar geniş olursa olsun bir ihtiyaç listesi yaparak ona sadık kalmanız daha fazla alana sahip olmanızı sağlar. “Bir köşede dursun” dediğimiz her şeye “Gerçekten ihtiyacım var mı?” demeyi öğrenmek, alan yönetiminde en sevdiğim sorulardan biri. Siz de oluşturacağınız liste için kararsız kaldığınız her noktada kendinize bu soruyu sorabilirsiniz. 

    SEYİR GÜVENLİĞİ İÇİN TEKNE BAKIMI

    Eğer teknemizde doğru alan planlaması yaptıysak ve gerekli güvenlik önlemlerini aldıysak neredeyse seyre hazırız demektir. Tabii seyir öncesinde kriz tablosu çizerek elimizden geldiğince her türlü aksiliğe de hazır olmamız gerekiyor. Bunun için de anahtar kelime: Tekne bakımı. 

    Teknenin teknik durumu ve motorunun düzenli bakımı, seyir güvenliği açısından oldukça kritik. Çıkacağınız seyahatin süresi ve rotanıza göre motor bakımınızı yapmayı sakın atlamayın. 

    Elektrik ve su gibi temel ihtiyaçlarınız artık bir çocukla birlikte olacağınız için ekstra önemli bir hal alıyor. Bu sebeple seyir boyunca ekipmanların sorunsuz çalışması ve temel ihtiyaçlarınızı rahatlıkla sağlamak için su deponuzu ve ekipmanlarınızı kontrol edin. Unutmayın ki güvenlik kadar hijyen de aileniz için önemli. Bunda da temiz su olmazsa olmaz. 

    Tekne bakımı, her yıl düzenli olarak yapmanız gereken bir rutin haline gelecek. Şimdiden size tavsiyem ise uzun seyir planlarında her zaman bakımı da göz önünde bulundurmanız. 

    EVDEKİ HAYATIN TEKNEYE TAŞINMASININ BEDELİ

    Teknenin sadece alımı değil, yıllık harcama planı da önceden dikkat etmeniz gereken şeylerden. Ezbere söylenen tekne masraflarının ev masraflarından çok daha fazla olduğu yorumuna, deneyimlerime de dayanarak, katılmadığımı belirterek devam edeyim. Teknede harcamalarınız bir evde yaptığınız kadar neredeyse. Senelik belirli harcamalar var ki bunları bilmeniz ve takibini yapmanız gerekli: Sigorta ve bakım bedeli. 

    Özellikle altını çizmek istediğim başka bir konu, tüm tekne sahiplerinin aşina olduğu marina masrafı. Türkiye’deki çoğu tekneci marinaları kullanıyor. Aynı zamanda bölgeye göre marinaların harcaması da farklılık gösteriyor. Tekne alımı aşamasında marinalarla da görüşmek bana göre oldukça mantıklı. Aile dostu bir marina seçmek ve seyir boyunca güvenli duraklarda mola vermek için ben de marina konusunu gündemimde tutmaya çalışıyorum. 

    Biz yılın yarısını olabildiğince denizde, kalanını ise şehir veya farklı yerlerde geçiriyoruz. Kışları karada teknemizi dinlendirip, yazları ise dilediğimiz denizlerde özgürce gezmek artık rutinimiz oldu diyebilirim. Bu gibi durumlarda, farklı karapark veya bağlı bulunduğunuz marinaların kimi zaman kışı karada geçirme gibi opsiyonları oluyor. Biz teknemizi bildiğimiz, güvendiğimiz Setur Ören Karapark’a aldık ve mayıs ayıyla birlikte yeniden denize inip seyre çıkacağımız anların hayalini kuruyoruz. Siz de bu süreçte Setur’un kampanyalarına göz atabilirsiniz. 

    ORTAK HAYALLER KURMA ZAMANI

    Önümüze haritayı serip ailece ortak hayallerde buluşacağımız yere geldik mi? Tekne almak konusunda aklınızı kurcalayanlar sebepler olabilir. Eğer bunlar yeni bir koşula adapte olabilme kaygısıysa içim rahat bir şekilde tutkularınızın peşinden gitmenizi tavsiye edebilirim.

    Ebeveyn olmak ayaklarımızın yere basmasını gerektirir derlerdi hep. Ben söylenenin aksine küçük Deniz ailemize katıldığından beri etrafı mavilikle kaplı bir teknedeyim. Bence en kıymetli olan, çocuğunuza özgürlüğün ve kendi isteklerinin peşinden gidebileceği gücü aşılamak. “Mutluluk gidilen yolun üzerindedir, yolun sonunda değil.” demiş Epiktetos. Biz de ailece çıktığımız bu yolda ufak tefek aksiliklerle karşılaşsak da hep günü mutlu kapatabildik. Siz de eğer çocuğunuzla yeni anılara yelken açmaya karar verdiyseniz tercihiniz hangi tekneden yana olursa olsun içi sonsuz güzellikle dolsun. Çıkacağınız bu yeni yolculukta,

    Pruvanız neta, hayat kolayınıza olsun… ☸

  • Teknede yeni yıl ruhu

    Teknede yeni yıl ruhu

    Alternatif bir yılbaşı gecesine ne dersiniz? Bu defa hayalimiz karlar altında değil, denizin ortasında yeni yıla girmek. Peki bu nasıl mümkün olabilir? Sizi her yerin ışıl ışıl olduğu senenin son günlerinde, güneşin içinizi ısıtacağı bir yere götürüyorum. Yeni yıl ruhunu yaşamak için Türkiye’nin güneyine, Göcek’e. 

    Fotoğraf Miray Süleymanoğlu Öncü ARŞİVİ

    Dört bir tarafı saran kırmızı yeşil renkler, şömine sıcaklığı, tarçın kokuları, yıldızları ayağımıza indirmiş ışıklandırmalar… Aralık ayı demek, yeni yıl ruhu demek. Bu heyecanı ailece teknede bir partiye dönüştürmek istersek neler yapabiliriz? 

    Henüz yaz sezonunu kapatmaya adapte olmaya çalışırken, zamanın nasıl geçtiğini anlamadan yeni bir sene için geri sayım başladı bile. Her kültürde, her kişide kutlama şekli değişse de kendi alanımıza bu coşkuyu yansıtma isteğimiz değişmiyor. Bizim için bundan iki sene önce ilk defa Göcek’te yaptığımız yılbaşı kutlamasının tadı damağımızda kalınca bu yıl da tekrarlayalım istedik. Ve hazırlıklarımıza başladık.

    Bu defa kendi teknemizde ve küçük yol arkadaşımız Deniz ile yeni yıla girme niyetindeyiz. Bizim için artık geride bıraktığımız bu senenin teşekkürü ve gelecek olan senenin heyecanı, hayalleri oldukça kalabalık. Yani kutlayacak epey şey biriktirmişiz. Bu yazıda hem hangi kıyıda olursanız olsun teknenizi bir ev sıcaklığında yeni yıla hazırlamayı hem de içimizde yeşeren tüm güzel duyguların heyecanını paylaşıyorum diyebilirim. 

    Yılın bu zamanlarında hâlâ denizin sıcaklığıyla sizi cömertçe misafir ettiği, güneşin zaman zaman yazı aratmayacak dokunuşu ve koyların tüm sakinliğiyle romantik bir atmosfer yarattığı Göcek, bizim sizler için alternatif bir yeni yıl kutlaması için tavsiye etmekten çekinmeyeceğimiz bir seçenek haline geldi. Göcek, Kaş, Fethiye sularında yılın bu zamanlarında bile denize girenleri görebilirsiniz. Bizim gibi denizciliğin yazın olduğu kadar kışın da çok keyifli olduğunu düşünen ve tekneye veda etmekte zorlanan tüm denizcilere teknede ailece yeni yılı karşılama partisi önerilerim ile geldim. 

    O zaman gelin birlikte denizin ortasında dalgaların eşlik ettiği unutulmaz bir yeni yıl partisine hazırlanalım. Önce teknemizi süsleyerek, yeni yıl ruhu ile donatalım.

    YENİ YIL RENKLERİNİ MAVİLİKLERE TAŞIYALIM

    Birkaç obje, ışıklandırma ve süsleme ile tekneye yılbaşı ruhu katmak mümkün. Bunu yaparken tercihlerimizi artık yeni yıl ile eşleşmiş kırmızı ve yeşil renklerde, gözümüzü yormadan, fazla renk karıştırmadan yapmak en etkilisi aynı zamanda en kolayı. Burada aslında birlikte sıcak bir atmosfer kuruyoruz. Geri sayım için beklerken üstünüze alabileceğiniz kırmızı bir pikeyi koltuğun üzerine yerleştirebilir, kırmızı ya da beyaz renklerde masa örtüleri, kumaşlar tercih edip yeşil ya da tarçın kokulu mumlar ve yeni yıl motifli kupalarla bu atmosferi kurmaya başlayabilirsiniz. 

    LED ışıklar ile teknenizde en çok kullandığınız, oturduğunuz alanları süsleyebilirsiniz. Güneş enerjili aydınlatmalar ve küçük peri ışıkları ile birlikte birçok farklı yeni yıl figüründen favorinizi burada tercih edebilirsiniz. Biz yeşil garlandların arasına serpiştirdiğimiz yıldız şeklindeki peri ışığı ve havuzluk perdelerinin arasına taktığımız güneş enerjili LED lambalar ile tekneyi süsledik. 

    Çam ağacı bizim için yılbaşı süslerinin olmazsa olmazı. Bunun için 30 cm’lik küçük bir ağaç alıp, geçen yıldan kalma küçük boy süslerimiz ile ailecek ağacımızı donattık. Küçük Deniz’in bu kadar heyecanlanacağını tahmin etmemiştim. Minik elleriyle süsleri yerleştirdikten sonra hepimizi tebrik edercesine coşkuyla alkışlaması yüzümüzdeki tebessümün sebebi oldu. 

    Yılbaşında gelen yeni yılın müjdecisi, yeşermeyi, büyümeyi simgeleyen yeşil ve yeniden doğuşu, kızılcık ağacının getirdiği sağlığı temsil eden kırmızı ile teknenizin dört bir yanını donatmaktan çekinmeyin.

    Kapı süsleri ya da yılbaşı çıkartmaları, yeni yılın renklerini belki de üzerinde en güzel taşıyan dekoratif ürünlerden. Teknenizde kabinleri bu süslerle, dilediğiniz boyutta süsleyerek geri sayım için hazır olabilirsiniz. Küçük çocukların yapışkan çıkartma sevdasını da düşünürsek harika bir aile aktivitesi olduğu da kesin. 

    Fenerler ve mumlar; bir ortamın sıcaklığını artıran ve tüm atmosferi değiştiren, özellikle kış aylarında benim en sevdiğim dekorasyon ürünleri. Kokulu mumlar, yılbaşı konseptine uygun beyaz fenerler, adeta sizi bir filmde yeni yıl kutlamasında hissettiriyor. LED mum fenerler, ateş yakmayı tercih etmeyenler ve daha güvenli bir seçenek isteyenler için düşünülebilir. 

    Ekoseli koltuk şalları; teknenizde oturma alanınızda kullanabileceğiniz ve yeni yıl ambiyansı için çok etkili gördüğüm seçeneklerden. Kırmızı ya da yeşil ekoseli şallar tercih ederek teknenizin tüm havasını değiştirebilir, geceyi beklerken de yer yer üstünüze alıp içinizi ısıtabilirsiniz. 

    Masa örtüleri, misafir peçeteleri; özellikle yılbaşı yemekleri için önemli bir yer oynuyor. Tercihinizi dekorasyonda kullandığınız renk yoğunluğuna göre beyaz-kırmızı-yeşil tonlarında yapabilirsiniz. Eğer teknenin genelinde yeşil ya da kırmızı renkler baskın olduysa masanızda beyaz renk tercih edip küçük dokunuşlarla yeni yıl figürlerini işlemenizi öneririm. Çam ağacı şeklinde mumlarla, kozalaklarla daha soft ve göz yormayan bir masa düzeni oluşturabilirsiniz.

    YILBAŞI AĞACI YERİNE NELER YAPABİLİRİZ?

    Aralık ayı geldiğinde yılbaşı ağacı süslemek belki de en çok eğlendiğimiz, sabırsızlıkla beklediğimiz etkinliklerden. Bizim için de eğlencesi, neşesi, heyecanı bol bir an olmuştur hep. Ama biliyoruz ki teknenizde her zaman böyle bir alan olmayabilir. Bu zevki yaşamakta ısrarcı olanlar için masada yer bulacağınız küçük boyutlarda seçenekler olsa da ben yılbaşı ağacını aratmayacak seçeneklerden konuşmak istiyorum. 

    Kuru dallar, ışıklandırmalar ile bir duvar ağacı yapmak en popüler alternatif seçeneklerden. Yer kaplamaması ve tamamen sizin emeğinizle ortaya çıkması bizce çok zevkli ve eğlenceli bir hazırlık sürecini de peşinde getiriyor. Farklı boyutlardaki dallar, ahşap çıtaları sabah keyifli bir yürüyüş ile toplayıp, bunları boyutlarına göre sıralayarak ve aralıklar bırakarak ip yardımıyla birbirine bağlayıp duvara asabilirsiniz. Işıklandırmalar, topladığınız ağaç yaprakları ile süsleyerek iki boyutlu bir duvar ağacı bence yılbaşı ağacını aratmayacak kadar sıcacık bir havaya sahip. 

    GÖCEK’TE YENİ YILDA NEREYE GİDEBİLİRİZ?

    Yeni yıla sosyal ortamlarda girmeyi sevenlerdenseniz, maviliklerle yeşil, kırmızı ve bolca ışıltının birleştiği, rüzgârın sesi, denizin dalgası ile birlikte burnunuza gelen tarçın, zencefil ve karanfil kokusunu hissedebileceğiniz mekân önerilerimi de buraya bırakıyorum. 

    Rezervasyon yaptırmak istersiniz yanlarına telefon numaralarını da bırakıyorum. 

    ∗ Sailor’s Pub & Restaurant: 0532.307 88 13

    ∗ West Cafe Bistro: 0533.456 27 94

    ∗ Güverte Restaurant: 0530.626 17 25

    ∗ Skopea Inn Exclusive: 0252.645 13 07

    ∗ Adaia Gocek: 0538.440 86 60

    ∗ Göbün: 0555.357 09 87

    ÇOCUKLAR İÇİN YENİ YIL AKTİVİTELERİ

    Küçük çocuklar gece on ikiyi bekleyemeden uyuya kalsa da, onlarla 31 Aralık gününü doya doya yaşayıp, belki on iki yerine bir kaç saat öncesinde geri sayım yapıp yeni yıla erken girmek de mümkün. Ya da bütün bir günü kutlama havasında yaşayıp, o anın mutluluğunu bütün bir güne yayarak, farklı aktiviteler ile geçirmek de şahane bir tercih olabilir.

    Biz bu sene yeni teknemizde kutlayacağımız ilk yılbaşında ailece masanın etrafında oturup birbirimizin kupalarını boyamaya karar verdik. Deniz’in doğada öğrendiği renkleri yine doğanın içinden topladığı yere düşen yapraklarla bize hazırladığı bir hediyeye dönüştürmesi benim için izlemesi ayrı bir zevk olacak. Yeni yıl ruhu katmak için de biraz kırmızı ve yeşil boya ile renkli pom pomlarla süslemek de güzel bir fikir olabilir. 

    MUTFAKTA YENİ YIL KOKUSU

    Akıllardan kolay kolay silinmeyen iki duyu; koku ve tat. Kokusunu aldığım bir şey bana birini hatırlatabilir ya da damağımda yer etmiş bir tat beni bambaşka yerlere götürebilir. Her bir duyuyla bizde yer eden hislerin zihnimizde unutulmaz bir yeri var. Yeni yılda burnuma gelen bir tarçın kokusu benim küçücük bir kız olup fırında pişen kurabiyelerin sabırsızlığını yaşadığım o ana götürür. Anneannemden miras aldığım bu tatlı anının tarifini de Deniz’in ilerde tebessüm edeceği sizin de severek tüketeceğiniz bir tarif olarak paylaşmak istiyorum. 

    Gingerbread Kurabiye Tarifi

    Malzemeler

    n 420 gr (3 su bardağı) un

    n 4 gr (1/2 tatlı kaşığı) tuz

    n 10 gr (1 yemek kaşığı) toz zencefil

    n 14 gr (2 tatlı kaşığı) toz tarçın

    n 1/4 tatlı kaşığı toz karanfil (isteğe bağlı)

    n 90 gr (6 yemek kaşığı) tereyağı 

    (oda sıcaklığında yumuşamış)

    n 150 gr (3/4 su bardağı) esmer şeker 

    (rafine şeker vermediğimiz minikler için hurma tozu, hindistancevizi şekeri alternatifler arasında) 

    n 1 adet yumurta (yumurta alerjisi olanlar için önerim: 1 çorba kaşığı chia tohumunu 2 çorba kaşığı suyla karıştırıp biraz bekleyip kullanmak)

    n 160 gr (1/2 su bardağı) pekmez

    n 1 tatlı kaşığı vanilya özütü (veya toz vanilya)

    Yapılışı

    1. Fırınınızı 170 derecede ısıtmaya başlayın.

    2. İki adet fırın tepsinize yağlı kâğıt serin.

    3. Orta boy bir kapta un, tuz ve tüm baharatları harmanlayın. 

    4. Çırpma kabında tereyağı ve esmer şekeri 1 dakika kadar çırpın. İçine yumurtayı ekleyin, karışınca pekmez ve vanilyayı da ekleyin.

    5. En son ise kuru karışımı ekleyin ve hamur haline gelir gelmez unlanmış tezgâhın üzerine alın. (Eğer hamur yapışkansa birazcık un ilavesiyle toparlayın) 

    6. Merdaneyle açın ve gingerbread kalıplarınızla şekiller çıkartıp yağlı kâğıda yan yana dizin. (Hamurun fazlasını streçleyip buzluğa kaldırabilirsiniz) 

    7. Buzdolabında 10 dakika bekletin ve fırına verin. 

    Fırında 8-9 dakika pişirdikten sonra çıkartıp tadına varabilirsiniz.

    SICACIK VE SAMİMİ BİR KUTLAMA 

    Göcek’i havası mı insanının samimiyetine yoksa insanlarının sıcaklığı mı havasına yansımış bilmiyorum ama koylarda tekne sahipleriyle ettiğimiz sohbetler, en küçük aksilikte hep yardımımıza koşan birbirinden sıcakkanlı insanlar bana hep evimde gibi hissettirdi. Denizciler için paylaşmanın öneminin çok daha anlamlı olduğunu düşünmüşümdür. Buna önayak olan asıl kahramanın da sonu görünmeyen sevgisiyle deniz olduğuna inanıyorum. Bu yüzden tekne sahibi olmasanız bile yılbaşına böyle bir atmosferde girmek isterseniz kiralama şirketlerinin kışın da kiralama yaptığını hatırlatmak istiyorum. Arkadaşlarınızla tek tekne veya birkaç tekne toplanıp bir koyda vakit geçirebilir, marketlerin açık olduğu Göcek ve Fethiye’de alışverişinizi yapıp kendinize lezzetli bir yılbaşı sofrası kurabilirsiniz. Yerel tatlar eşliğinde yeni yıla girmek isterseniz de burada 12 ay da açık olan restoranlarda kutlamak eğlenceli bir seçenek olabilir. 

    Arkadaşlarınızla senenin ilk sabahında kahvenizi Göcek’in bir koyunda, denizin üstünde içmek kulağa çok güzel gelmiyor mu? Yeni yıla nasıl girersek öyle geçer derler. Belki bu sayede tüm sene buranın eşsiz manzaraları kadar büyüleyici geçer. 

    HERKESE MUTLU YILLAR!

    Yeni yıl, yeni bir başlangıç demek. Ben bu yazıda her ne kadar şu anda içinde bulunduğum yuvam, teknemin dekorasyonu üzerine sizlere tavsiyelerde bulunsam da şunu çok iyi biliyorum ki, ister denizin ortasında küçük bir yelkenlide, ister dağın tepesinde bir çadırda, ister ağaçların arasında saklanmış bir kulübede olun her nerede içinizde olan yeni ümitlere tutunuyorsanız orası evinizdir. 

    Evinizi de bu yılbaşında önce kendi sevdiklerinizin sıcaklığı ile doldurmanızı diliyorum. Biz hayalimizi süsleyen teknemizde, hep mutluluğunu dilediğimiz o çekirdek aile ile yuvamızda, sizlerle paylaşmaktan keyif alacağımız çok güzel, keyifli bir sene diliyoruz.

    “Başlamak için şartların mükemmeI oImasını bekIemeyin. ŞartIarı mükemmeIIeştiren başIangıcın kendisidir.” demiş AIan Cohen. Bu yeni yılda nerede, kiminle olursanız olun, sonraki yıllarda dönüp baktığınızda tebessüm edeceğiniz o güzel başlangıçların adımını atmaktan korkmayın. 

    Pruvanız neta, hayat kolayınıza olsun.

    Sevgiler, iyi seneler!☸

  • AİLE TEKNESİ SATIN ALMA REHBERİ: Katamaran mı tek gövdeli mi?

    AİLE TEKNESİ SATIN ALMA REHBERİ: Katamaran mı tek gövdeli mi?

    Yatçılık dünyasını ikiye bölen bir soru bu: Katamaran mı, tek gövdeli yelkenli mi? Sanırım bu konuda kendi deneyimlerimi aktarmadan önce, ki her iki tekneyi de hayatımın en güzel zamanlarına yol arkadaşı yapmış biri olarak, kendi hikâyemin nasıl başladığına değinsem daha iyi olur. 

    Her şey oğlumuz Atlas Deniz daha 3 aylıkken Bodrum Cup’a katıldığımız dönemde başladı. 

    Bodrum’un keyifle esen melteminde, bir akşam ekipten ayrılıp Sadun Abi’nin son yıllarda yaşadığı evinde, yeni haliyle “Müdavim”de yemek yedikten sonra, odaları dolaşırken “Fora Yelken” kitabına denk geldim. Kitabı şöyle bir inceledikten sonra satın aldım. Eve gelip satır satır üzerinden geçerken en sonda kızı Deniz’in mektubunu gördüm. 

    Denizde yaşamın güzellikleriyle beraber, çocukluğunu teknede geçirmiş ve büyüdüğünde bunları kaleme döken “bir çocuğun” üzerinde tekne hayatının etkilerini anlatıyordu. Bunun üzerine bütün bakış açımız değişti. Bir sene önce bıraktığımız yelkenli hayatına başka bir boyutta devam edecektik. Evet, çocuk sahibi olmak hayatımızı değiştirdi. Ama nasıl değiştirdi?

    Daha önce defalarca tek gövdeli bir yelkenli ile katamaran karşılaştırması görmüşsünüzdür. Bu yeni bir tartışma değil. Hatta bu konuda takım tutar gibi taraf tutanlar da mevcut. Ancak son dönemde gelişen teknoloji, hayat standartlarının farklılaşması ve dünyanın gidişatıyla birlikte beklentiler ve bakış açıları da oldukça değişti. Birçok alanda kendini kısıtlayan insanoğlunun, deniz üzerinde daha rahat etme peşinde olduğu da denizcilikte son dönemde gördüğümüz bir gerçek.

    Ben bu karşılaştırmayı; 2020’de tüm cesaretiyle tek gövdeli klasik bir yelkenlide, çift olarak mavi yolculuk yapan amatör deniz tutkunu ve bugün katamaranında çekirdek ailesiyle çocuklu deniz hayatı deneyimleyen bir anne bakışıyla yapacağım.

    Cesaret edip aile olarak yaşayabileceğimiz bir tekne sahibi olduktan sonra bazı soruların muhatabı olduk. “Tekne seçerken nelere dikkat ettiniz?”, “Memnun musunuz?”, “Ailece teknede rahat edebiliyor musunuz?” gibi birçok soruya kişisel olarak cevap verdik. Burada da tüm yönleriyle “Aile olarak tekne seçmenin ve en önemlisi tek gövdeli bir yelkenli ile katamaranın” hayatınızda yarattığı farkları diğer deniz aşıklarıyla paylaşmak istedim. 

    FARKLI YÖNLERİYLE TEK VE ÇİFT GÖVDE 

    Çocuk sahibi olmadan önce, en heyecanlı zamanlarımıza şahitlik etmiş, hatta bizimle sayısız yer keşfetmiş, ilk göz ağrımız tek gövdeli yelkenlimiz bir yana, oğlumuz Deniz hayatımıza girdikten sonra adı gibi küçük bir denizci yetiştirmenin mutluluğuna şahitlik eden, tekrar bizim evimizi masmavi sulara taşıyan yeni yoldaşımız, kızımız, katamaranımız başka bir yana, eşsiz tecrübeler biriktirdik. 

    İkisinin ortak özellikleri boyutlarının küçük, bizim tarafımızdan ekip olmadan kolay idare edilebilir olması ve taze denizciliğimize basitliği ile yardım edecek kadar yalın olmasıydı. 

    Yelkenlimiz ile Ege ve Akdeniz’in en güzel koylarını bütün bir bahar ve yaz boyunca keşfetmiştik. Katamaranımız ile yeni bir rotaya yelken açarak; Ege’nin karşı kıyılarını, Yunan Adaları’nı da keşfederek hem çift hem de çocuklu bir aile olarak her iki güzel teknenin de farklı ve ortak yanlarını deneyimledik.

    Eğer siz profesyonel bir yarışçı ya da dünya turu yapmaya niyetli biri iseniz bakış açınız elbette daha farklı olabilir. Rüzgâr açıları ve teknik bilgiler bu yazıda benim de bahsedeceğim kriterlerden olsa da ailece yaşamı devam ettirmek için gerekli olan yemek yapma, yeri geldiğinde üzerinde oyun oynayarak eğlenme rahatlığı göz önüne aldığım başlıca konulardan. 

    Bu yüzden benim bu kıyaslamada önceliğim olan soru ile başlıyorum.

    HANGİSİNDE AİLECE DAHA RAHAT YAŞARIZ? 

    Sanırım bu konuya değinirken daha en başta bu rahatlığın herkes için ne kadar değişken olabileceğinin altını çizmeliyim. Sadece metrekare olarak rahat edebileceğimiz bir açıdan mı değerlendirmek lazım? Yoksa rüzgâra kapılıp yüzlerce deniz mili seyir yapma cesaretini veren bir tekne mi aradığımız rahatlık anlayışı? Rahatlığa bakış açınız tabii ki de ruhunuzun hangi durumda ait hissettiğine göre değişebilir. İki ayrı teknede de geçirdiğim zamana baktığımda bizim için katamaran ve tek gövdeli yelkenliler arasında ciddi bir yaşam alanı farkı vardı. 

    Katamaranlar; özellikle bugün çocukla yaptığımız seyahatlerde, teknede de uzun uzun vakit geçirmenin zevkini yaşamımızı sağladı. Denizin ortasında, teknemizde, yeri geldi ailece mutfakta karidesli makarna yaptık, yeri geldi küçük Deniz’in şişme havuzunda oyunlar oynadık, yeri geldi güvertede uzanıp yıldızları izledik. 

    Katamaranlar iki gövdeli geniş bir alana sahip olduğu için size bu imkânları sunabiliyor. Aynı zamanda daha düşük draft’a (su çekimine) sahip olan katamaranlar, sığ sularda demirlemeyi ve kıyıya yaklaşmayı daha kolay hale getiriyor. 

    Geniş iç mekânı, rahat hareket edebileceğiniz oturma alanı ve tuttuğunuz taze balıklarla mis gibi kokuların süzüleceği o mutfak bu teknelerde çoğunlukla mevcut anlayacağınız. 36-40 feet bir katamaranda aldığınız ferahlık ve “alan” hissi çoğu zaman 45-55 feet bir tek gövdeli yelkenliden daha büyük oluyor desek herhalde yanlış olmaz. Hele ki yeni tip katamaranlardaki, “flybridge, oturma grupları” gibi farklı alanları da kattığımızda; bir yelkenli ile kıyaslamaktan ziyade, motoryat ile karşılaştırmak daha doğru olmaya başlıyor.

    Aileler için en büyük avantajlarını da atlamayalım; katamaranlarda, salonun geniş ve düz ayak olması ile birlikte seyirlerdeki stabilitesi büyük bir avantaj. Rüzgârın ve yelken seyrinizin yönünden bağımsız olarak; özellikle uzun bir seyirdeyken, çocuğunuzun beslenme saatleri geldiğinde yemek yapmak, ısıtmak gibi mutfak hazırlıklarınıza tekne seyrine yatarak devam etmediği için rahatça devam edebiliyorsunuz. 

    Salon kısmına erişiminiz de rahat olduğundan, havuzlukta çocuğunuz oynarken siz içeride onun kıkırdamaları eşliğinde yemeğinizi yapabiliyorsunuz. Bizce, bir katamaranın herhangi bir boyuttaki bir yelkenli tekneden en önemli avantajlarından birisi bu. Mutfağa inmek için, merdiven inmenize gerek yok. Tabii ki “deck saloon” olarak tabir edilen teknelerde bu iniş çıkışlar daha az sayıda ve daha az açılı merdivenler ile kolaylaştırılsa da; genel olarak katamaran sahiplerinin daha rahat ve keyifle mutfak – havuzluk arasında bağlantıda olduğunu söyleyebiliriz.

    Özetle; hangi teknenin alanının sizin için yeterli olduğu da beklentilerinize ve seyahat sürenize ya da aile büyüklüğünüze göre değişebilir. Biz uzun süredir ailece katamaranda rahat bir yaşam sürsek de tek gövdeli bir teknede yaşadığımız o ilk heyecanları ve maceraları sıklıkla anarak özlemiyoruz diyemem.

    ÇOCUK HANGİSİNDE DAHA RAHAT EDER?

    Çocuk sahibi olduktan sonra attığımız her adımın altında yatan bu soru, vereceğimiz bu kararda da büyük ölçüde önemli oldu. Teknemizi almadan önce arayıştayken, her birine bakmaya ailece gittik. Bazen kilometrelerce yol, uçuş, araba yolculuğu yapmamız gerekse de bu kararı birlikte vermek bize en doğrusu gibi geliyordu. Birçok tek gövdeli yelkenli tekneyi de inceledik, farklı boylarda katamaranları da. 

    Tekne bakarken ilk yaptığım şey, Deniz’i o teknenin üzerinde özgür bırakmak oluyordu. İlk nereye gidiyor, neyle oynamaya çalışıyor, diye gözlemliyordum. 

    Tek gövdeli yelkenli teknelerde koltuklardan yukarı tırmanıp baş kısma doğru ulaşmaya çalışıyor, ancak alan dar olduğu için yardımsız bunu yapamıyordu. Kendi teknemize karar vermede en önemli unsurlardan biri bu oldu. Deniz, daha ilk buluşmada dahi çift gövdeli katamaran üzerinde kendine bir parkur oluşturdu.

    Yandan geçiyor, öndeki trambolin üzerinde zıplıyor sonra geri dönüp havuzluğa gelebiliyordu. Bu hareket özgürlüğü bizim tercihimizi en çok etkileyen faktör oldu. Bir de üzerine “güvenlik ağı” ile tekneyi örüp, can yeleği gibi önlemleri aldığımızda, bir bebeğin özgürce koşma, oynama, eğlenme ihtiyaçlarına yanıt vermiş olduk. En sevdiği şeylerden birisi olan salıncağı da tekneye bağlayınca, artık yapmamız gereken onu minik oyun parkında izlemek oldu.

    Katamaranda; çocuğunuzun koşup oynaması, güneşin tadını çıkarması veya akşam yemeği için bir araya gelmek istediğinizde sahip olduğunuz bolca alan var. Çocuklarınızın denge sorunu olmadan güvende dolaşabileceği bir ortam olabilmesi de çok önemli. 

    Bolca depolama alanı olduğu için, oyuncaklarını da rahatça tekneye sığdırabildik. Havuzluktaki geniş alanda top havuzundan parça birleştirme oyunlarına kadar birçok oyunu güvenle oynaması bizi tüm sezon boyunca en mutlu eden şeylerden birisiydi. 

    Çocuğun kendisini denizin ortasında bile özgür hissetmesini sağlamak için alanını ve aktivite seçeneklerini olabildiğince kısıtlamamak ve artan ihtiyaçlar için de daha fazla alana sahip olmak ebeveynler için büyük bir rahatlık sağlıyor. 

    Tek gövdeli yelkenli teknede; çocukla yaşamamış olsak da o günlerimizde Deniz’in de bizimle olduğunu düşündüğümüzde aklımızda canlanan tablo her ne kadar çok samimi ve macera dolu olsa da çocuğun rahatı açısından katamaranın avantajları gözle görülür düzeyde daha fazla. Tabii hiç avantajı yok diyemeyiz, tek gövdeli bir yelkenli ile seyir yaparken, dümen hemen havuzlukta olduğu için çocuğunuz her an gözünüzün önünde oluyor.

    Katamaranda, kaptan köşküne çıkması gerekiyor. Bu durumda iki seçeneğiniz var: Ya çocuğunuz sizinle birlikte kaptan köşkünde vakit geçirecek ya da havuzluk, salon gibi bir yerde bir yetişkin gözetiminde olacak. Biz uzun seyirlerin yarı zamanında kaptan köşkünde hep birlikte olurken, geri kalan zamanlarda birimiz Deniz ile oynarken, diğerimiz dümende vakit geçirdik.

    HANGİSİ DAHA GÜVENLİ?

    Gelelim ister ailece ister tek başınıza olun asla atlamamanız gereken önemli bir konuya: Güvenlik. Güvenlik tekne seçiminde ilk bakmanız gereken şeylerden. Bu konu oldukça hassas olduğu için seçim yaparken ve önlem alırken titiz davranmanız gerektiğinin altını çizmek istiyorum. 

    Katamaranlar; enlerinin daha geniş olmasından, her ne kadar salmaları daha küçük olsa da yatma (cap size) ihtimali daha az olan tekneler aslında. İki paralel gövdesi olduğu için fiziksel olarak dengede kalması daha kolay. Tabii denizde garanti hiçbir şeyin olmadığını çok iyi bilmeliyiz. 

    Hava durumunu, dalga boylarını ya da teknede oluşabilecek hasarları hep göz önünde bulundurmamız gerekse de hiçbir zaman kesin kanılarla konuşmamamız gerektiğini de düşünüyorum. 

    Tek gövdeli yelkenli tekneler; rüzgârın en iyi arkadaşı, geleneksel denizcilik anlayışının simgesi bu teknelerde dalgalarla ve rüzgârla hareket etmek daha kolay.

    Ama bunun için dalgalarla ve rüzgârla tanışmak, huyunu bilmek yeri geldiğinde en hararetli zamanlarında bile nasıl konuşacağını anlamak lazım. Aksi durumda gerek katamaran gerek tek gövdeli yelkenli olsun hiç fark etmez, güvenliğimiz için tehlike oluşturabilir. Her türlü durumda hava nasıl olursa olsun çocukla, bebekle ve dört ayaklı dostlarımızla seyahatte can yeleği kesinlikle eksik etmememiz gereken ekipmanlardan. 

    RÜZGÂRLA DANS!

    Denizcilik en başta özgürlük demek. Denizde özgürlüğü de kulağınıza rüzgâr fısıldar. En azından benim yelkenli aşkım buradan geldi. Yelken açıp dalgaları aşarak saçlarımı özgürce savurmak en özgür hissettiğim anlardan oldu. Bu hissi iki tekne için de değerlendirmeden de duramadım hiçbir zaman. 

    Katamaranların rüzgâra yakın açılarda seyir yapmaları, tek gövdeli yelkenlilere göre her zaman daha sınırlıdır. Biz de bunu katamaran teknemizde; 90 derece yani rüzgârı bordadan aldığımız apaz seyirleri ve kıçtan aldığımız geniş apaz, pupa seyirlerinde çok rahat tecrübe ettik. 

    Apaz, geniş apaz ve pupa seyirlerinde çok konforlu, güvenli ve süratli seyirler yapmanıza imkân veren katamaranlar ile mümkün olduğunca baştan gelen rüzgâr ve dalgalarda açık denizde olmamanız tercih sebebi olur.

    İki gövdesiyle su yüzeyine daha az temasta bulunur. Doğal olarak da daha az sürtünme yaşanır. Düz yelken alanlarının olması ve hafif yapısı, rüzgârı hızla yakalama yeteneklerini de arttırıyor. İki gövdeli olması, katamaranları daha dengeli ve dalgalı denizde daha istikrarlı hale getiriyor. Tabii yine fiziksel olarak değerlendirdiğimde, katamaranlar rüzgâr yönünü tek gövdeye göre çok daha geniş açılarda takip ediyor. Yani sert manevralar, dar açılarda bir seyir için katamaran sizin maceracı ruhunuzu bir tek gövdeli kadar tatmin etmeyebiliyor. 

    Tercihimiz hangi tekne tipi olursa olsun, rüzgârın hissettirdiği o özgürlük hissini hiç unutmamak lazım. 

    HANGİSİ DAHA ÇOK SALLANIR?

    Hızdan, rüzgârdan bahsetmişken ilk akla gelenler; teknenin çok sallanıp sallanmadığı. Benim deniz tutması (mide bulantısı oluşturması) ile ilgili büyük bir sorunum olmasa da gerek tek gövdeli yelkenlimiz varken gerek de şimdi çocukla yaşadığımız katamaranı aldığımızda, bu soruyla oldukça fazla karşılaştım. 

    Anne olduktan sonra “Ya bebeğimizi deniz tutar ve denizle seyahat etmeye büyüdükçe önyargılı olursa?” diye sıklıkla ben de bu soruyu gündemim yaptım. Şimdi de sıra deneyimlerimi aktarmaya geldi. 

    Katamaran; yapısı gereği dalgalı denizlerde sallanma hissini minimize edebiliyor. Dengeli bir yapısı olduğu için deniz tutması yaşama riskiniz çok az oluyor. Katamaranı ben denizin üzerindeki sabit bir platforma benzetiyorum. Deniz de bunun aksini düşünmüyor olacak ki çoğu zaman teknede karada bir oyun parkında oynuyormuş gibi rahat davranıyor. Buradaki en büyük istisna rüzgârın ve dalgaların baştan geldiği seyirlerde ortaya çıkıyor. Katamaranlar, boyundan bağımsız, yapıları ve gövdeleri gereği orsa seyirlerinde biraz daha salınım yapıyor dersek yanlış olmaz.

    Bize göre, katamaranla denizde olduğunuzu unutturacak kadar rahat bir deneyim yaşamanız mümkün. Ancak yine de şiddetli rüzgâr olduğunda ya da yüksek bir dalga boyu ile karşılaştığınızda tekne tabii ki sallanıyor. Hiç deniz tutmadı diyemesek de tek gövdeli yelkenli tekneye göre çok daha az bunu yaşadığımız kesin. Özellikle koylar arası seyirlerde elimiz titretmeden Deniz’le çizim yapıp, dolu bardağımızdan bir damla bile su dökmeden seyahat ettiğimiz oldu.

    Anlayacağınız en büyük korkularımdan biri olan Deniz’in, tutkunu olduğumuz denizle anlaşamaması ihtimali gündemimizden kalktı. Bu rahatlığı ve merakıyla bizden daha iyi bir denizci olacağına eminim hatta. 

    Tek gövdeli yelkenli tekne; daha dar yapısı olduğu için dalgalı denizde, özellikle yandan gelen dalgalarda daha fazla sallanır. Yüksek dalgalar olmadığı sürece denizi de hissetmeyi sevdiğim için bu durumdan rahatsız olan bir yapım olmadı. Hatta tek gövdeli bir yelkenlide hızla birlikte dalgaları aştığım anlar gerçek anlamda masmavi suların tadını çıkardığım anlar olmuştur. 

    Ama bu histen hoşlanmayanlar için dikkat etmeleri gereken önemli bir faktörü de es geçmemek istiyorum ki, teknenin tasarımı ve deneyimli bir kaptan. 

    MALİYETLER NE KADAR FARK EDER?

    Söz konusu iki ayrı teknede karar kılmak olunca hemen hemen herkesin düşündüğü bir başka konu; maliyetler oluyor. İkisi de oldukça gözde olan bu iki tekne için de maliyetler ile alakalı fark karar verme aşamasında kimi zaman belirleyici olabiliyor.

    Katamaran; ilk bakışta aynı boyda bir tek gövdeli yelkenli ile kıyaslandığında daha yüksek fiyatlı görülebiliyor. Ancak buna sadece boy olarak bakmamak gerekir. Boy ve eni çarparak kabaca bir metrekare hesabı yaptığınızda, yüzey alanı tam olmasa da yaklaşık bir buçuk katı boyda bir tekneye eş değerde. 

    Hatta bir örnekle bakarsak, 42 feet Fountain Pajot Astréa 12.58 metre boya, 7.20 metre genişliğe sahip (en x boy = 90 metrekare), 58 feet tek gövdeli yelkenli 17.78 metre boya, 5 metre genişliğe sahip (en x boy = 89 metrekare). Bu sebeple fiyatları karşılaştırırken aynı boyda değil, aynı “en x boy”da teknelere bakarak karşılaştırmak daha doğru olacaktır. 

    Tabii maliyet hesabına sadece satın alma dahil değil. Aynı zamanda marina, yakıt, bakım-onarım ve hatta kışlama gibi birçok alt başlık da düşünülebilir. Eğer bizim gibi daha küçük bir tek gövdeli yelkenli tekneden, boyut olarak daha büyük bir katamarana geçiyorsanız bu gibi masrafların da büyüyen metrekare ile arttığını görebilirsiniz. 

    Tek gövdeli yelkenli tekne; bakım ve satın alma açısından aynı boydaki çift gövdeli bir tekneye kıyasla çoğunlukla daha düşük maliyetli olabiliyor. Aynı zamanda bulunurluk açısından daha kolay olduğunu söyleyebiliriz. 

    Örneğin; bizim kendimize uygun bir katamaran bulmamız bir yıldan uzun bir vakit aldı. Eğer yelkenciliğin keyfini çıkarmak için daha kısıtlı bir bütçeniz varsa ya da alış ve satış süreci daha hızlı olsun diyorsanız tek gövdeli bir yelkenli daha uygun bir seçim olabilir. 

    Tüm bu seyahatlerimiz boyunca yalnızca boya bakılan, metrekare esas alınmayan iki yer oldu. Biri Yunanistan’a giriş yaparken, TEPAI ücretinde (yalnızca boya göre maliyet oluyor) diğeri ise yine adalarda belediye marinasına bağlanırken oldu. 

    BAKIM AÇISINDAN HANGİSİ DAHA RAHAT?

    Hangi tekneyi seçmiş olursak olalım hem uzun ömürlü olması hem de içinde kendimizi güvende hissetmemiz için bakımları düzenli yapmamız gerekiyor. Küçük Deniz’in rutin doktor kontrolü ve biricik keyifliyim katamaranının bakım ve kontrolleri bu yaz seyahate çıkmadan önce ince ince üstünde durduğumuz iki konuydu. Teknemizi de artık ailemizin bir parçası olarak görecek kadar çok alıştık. Bu yaz olduğu gibi daha nice yazlar bambaşka koyları birlikte keşfedebilmek için de teknemize olabildiğince iyi bakmaya çalışıyoruz.

    Elbette katamaran demek, çift motor, çift gövde her kritik parçadan neredeyse bir yerine iki defa olması demek. Bu da bakım maliyetleri noktasında katamaranların, tek gövdeli yelkenlilere karşı zayıf olduğu alanlardan diyebiliriz

    Yine bakım maliyetleri açısından, aynı işi yapmaya gelen ustaların bile katamaran olunca hem Türkiye’de hem de yurt dışında daha fazla servis ücreti aldığına şahitlik ettiğimizi söylemeliyim.

    Tekne sahibi olduktan sonra çoğu unutulmaz hatıra için ilk adımı atmış oluyorsunuz. Bu sebeple bu hatıraların ana kahramanını seçerken bizim burada sıraladığımız başlıkların yanı sıra kendi iç sesinizi ve kendi hikayenizi düşünmenizi kesinlikle tavsiye ederim. 

    Biz keyifliyim teknemizle olan hikâyemizi bugün anlatmaktan mutluluk duyuyorsak en büyük sebebi ilk karar anında içimizdeki o heyecanı dinlememizdir. Teknede yaşam ve bizim hikâyemize dair daha fazlasını öğrenmek ve satın alma konusunda başka sorularınız olursa iletmek için keyifliyim Instagram sayfasından bize ulaşabilirsiniz. Biz de memnuniyetle sorularınızı cevaplarız. 

    Denizcilik dünyası, birçok farklı seçeneğin karşılaştırmasıyla dolu. Kimi yelken açıp seyir yapmayı severken kimi motorlu yatlara ilgili. Kimi için geniş bir yaşam alanı kurmak konfor iken kimi için güneşi selamlayacağı küçük bir tekne konforun ta kendisi olabiliyor. 

    Kendi tutkularınızın, ailenizin ihtiyaçlarıyla kesiştiği noktalarda hangi tekneyi seçerseniz seçin sanki ailenize yeni bir üye katılmış, hayatınızın çok daha heyecanlı bir dönemine bu yeni güzel kız ile geçiyor gibi hissediyorsunuz. 

    Barry S Strauss, tekneleri insan figürlerine çok benzetmiş, biz de tam olarak böyle hissediyoruz. Bir yandan tekne seçmek önemliyken, bir yandan da zaten teknenin sizi seçtiğine inanıyoruz. 

    Siz de seçiminizi hangi yönde yaparsanız yapın, masmavi sulara karşı tutkunuzu hiç kaybetmeyin. George Sand’in dediği gibi, “Tutku, insanın kendine güvenmesinden doğar.” Kendimizi denizin kollarına bırakacak güveni içimizde büyütmekten vazgeçmeyelim. 

    Pruvanız neta, hayat kolayınıza olsun…☸