Etiket: Yelkenli

  • Denizde yaşam ve ailecek seyahat rotası önerileri

    Denizde yaşam ve ailecek seyahat rotası önerileri

    Bu yıl sezon biraz geç başladı ama tam başladı. Yükselen sıcaklıkla birlikte, marinalar boşaldı, herkes denizlerde. Palamarını çözen kimi denizciler Yunanistan’a doğru seyretti, kimisi Ege koylarını keşfediyor. Yazlık gibi tekneyi kullananlar da var, bizim gibi teknede yaşamaya başlayanlar da. Mavi turlar tatilcilerin her geçen gün daha çok ilgisini çekiyor. Son dönemde gözlemlerim bunlar…

    Fotoğraflar Miray Süleymanoğlu Öncü ARŞİVİ

    Biz de bu yaz iki yeniliği birden yaşıyoruz. Hem ilk defa katamaran deneyimi ile denizlerdeyiz, hem de 2 yaşına bu yaz başında basmış oğlumuz Deniz’le evimizi deniz üstüne taşıdığımız ilk yaz.

    Sezon başından beri yaklaşık bir buçuk-iki ay içerisinde ailecek yüzlerce deniz mili seyir yaparak Göcek’ten Bozburun’a, Bozukkale’den Gökova’ya kadar birçok koyu, Ege’nin eşsiz köşelerini keşfetme ve ailecek deneyimleme fırsatı bulduk. Deniz her yerde denizdir desek de her bir maviliğin haritamızda bıraktığı his farklı. Her koy ve limanda bambaşka tecrübeler edindik. Bu başlangıç ve varış noktaları arasında, yeni bir teknede bir çocukla farklı yerlerde farklı seyir tipleri deneyimledik. Ailecek denizde yaşamanın kolaylıklarını ve zorluklarını aynı anda yaşadık. Bu ay bana ayrılan sayfalarda size bir yandan her koyun bizde bıraktığı hissi anlatırken bir yandan da bu yolculuktan edindiğimiz tecrübeyle ailecek çizebileceğiniz rotalara rehberlik etmeye çalışacağım. Yazımın devamında ise, hemen herkesin merak ettiği bir sorunun yanıtını bulacaksınız: “Hayatınızın merkezini denizin ortasına taşımak, ayağınızı karadan kesip keşfettiğiniz her koy, liman, sahil kasabasına evim diyebilmek, teknede ailecek bir hayatı sürdürmek nasıl mümkün?” 

    Sadece bu yaşam stilinin getirdiği güzelliklerin yanında çok iyi bir planlama ve düzen de gerekli. İşin içinde küçük bir çocuk olduğunda, evdeki konforu kısmi olarak tekneye de taşıyabilmek aslında önemli olan. Bu konforu sağlamak için tekneyi yaşanabilir bir yer haline getirmek ve çizeceğiniz rotaları doğru planlamak önemli. İşte ailecek seyirde gittiğimiz koylar, bağlandığımız iskeleler ve deneyimlerimizle bizde iz bırakan yerler:

    Ulaşılabilir, güvenli yelken cenneti: Göcek

    Muğla’nın ve dünyanın en popüler deniz turizmi destinasyonlarından biri olan Göcek, teknecilerin de en sevdiği koyları barındırıyor. Koylarının güzelliğinin yanında Göcek’in çocukla ziyaret edilmeye değer en büyük avantajı, her an her şeye ulaşımın kolay olması. Son anda unuttuğunuz bir şey olsa bile karaya çıkmanıza gerek kalmadan her şey size geliyor. Migros ve Carrefoursa’nın teknelerinden günlük alışverişlerinizi (fiyatları karadakiyle aynı) yapabiliyorsunuz. Bunun dışında dondurma, midye dolma, kokoreç tekneleri hatta ve hatta spa teknesi bile geliyor. Kirli su için TURMEPA teknesi dolaşıyor. Ve siz neredeyseniz oraya gelip teknenizdeki kirli suyu alıyor. Siz bir yere gitmek isterseniz de her yere 15 dakika içerisinde ulaşmanız mümkün. Karaya ulaşım da kolay olduğu için çocuğumla denizdeyken acil bir durum olsa ne yaparım diye düşünmenize gerek kalmıyor. Bu da Göcek’i sağlık ve güvenlik söz konusu olunca ulaşılabilirlik açısından tercih edilebilir bir yer yapıyor. Tek bir telefonla yarım saatte doktorundan ambulansa kadar ulaşabiliyorsunuz. 

    Deniz’le burada yaşadığımız bir anı, bunun en büyük örneği: 

    Geçen yaz Saysail’dan kiraladığımız Hanse 40 ile Bedri Rahmi Koyu’ndayken, çocuğumuz rahatsızlandı ve hemen koyda güvenle tekneyi tanıdıklarımıza bırakıp, taksi ile en yakın hastaneye gidebildik.  Bedri Rahmi Koyu’ndan bahsetmişken, burada denize yakın restoranlar ile hem su hem de kara aktiviteleri bir arada yapılabiliyor. Özellikle SUP ve kano çocukla keyifli vakit geçirmek için ideal. Çocukla en rahat vakit geçirdiğimiz yer Bedri Rahmi’deki Olive (Zeytin) restoran oldu. Ulaşmak isteyenler için telefon numarası: 0533.692 01 24

    Kuzey-güney seyirlerinin olmazsa olmazı: Bozukkale

    Bozukkale adını koyun hemen üzerinde yükselen ve eski kale kalıntılarından almış. Tarih boyunca, Bozukkale birkaç kez farklı medeniyetler arasında el değiştirmiş; Persler, Atinalılar, Spartalılar ve daha sonra Romalılar gibi. Antik kent, bölgedeki ticaret yollarını ve denizcilik faaliyetlerini kontrol etmek için stratejik bir öneme sahipmiş. Bizim için önemi ise bu kadar eskiye dayanmasa da 2020 yazında ahşap küçük teknemizle fırtınadan sığındığımız kurtarıcımız olmasına dayanıyor. En keyif aldığımız an ise bu sezon Sailor’s House’da minik Deniz’in kendinden birkaç yaş büyük iki çocukla saatlerce top oynayıp, birlikte balık tutmasıydı. Hangi fırtınadan çıkarsanız çıkın sanırım bu tarz zamanı unutturan anlar size o fırtınaların etkisini de unutturmayı başarıyor. Bozukkale dışarıdan bakıldığında daha çok antik kent kalıntılarıyla dolu ve yetişkinlere hitap eden bir yer gibi gözükse de Sailor’s House’un sıcaklığı sayesinde çocuğumuzun en keyif aldığı ve yeni deneyimler kazandığı bir yer oldu. Eğer yolunuz buraya düşerse bizim için bu fırtınalı günün sonunu misafirperverliğiyle unutulmaz keyifli bir anıya çeviren Murat Bey ve Sailors House ekibine bizden selam söylemeyi unutmayın. Gitmeden aramak isterseniz telefon no: 0536.448 63 39

    Aile samimiyeti tadında: Bozburun

    Ailecek en samimi bulduğumuz bir durak Bozburun. Buranın bizdeki yeri hep ayrı olmuştur. Bu sefer uğrayamazsak da Bozburun Yacht Club’da Tanem, Edhem ve Zeynep Anne burada biriktirdiğimiz keyifli anların en büyük mimarlarından. Sabrina’s House’taki misafirperverlik hâlâ aklımızın bir köşesinde. “Bozburun halkı samimiyeti” diye bir şey var bence. Her başımız sıkıştığında yanımızda olan Aslan Abi bunun bizim hayatımızdaki en büyük örneği. Bu taraflarda tekne kiralamak isterseniz, Aslan Abi tekne malzemeleri tedarik etmenin yanı sıra, charter tekneleriyle de sizi evinizde hissettirecek bir deneyim sunuyor. Telefon: 0530.175 01 02

    Bu yıl bir çay içip market alışverişi yaparak, kısa süreliğine burada vakit geçirmiş olsak da Bozburun Belediyesi’ne ait marinada ikmalleri tamamlamış olduk. Ege koylarının bizim için gözbebeği Bozburun, biraz eğleneyim ama bolca huzur bulayım diyenler için tercih edilebilir bir yer. Hemen yakınındaki Söğüt, Adaboğazı, Dirsekbükü ve Selimiye koyları da cabası. 

    Renklerinde huzuru saklayan cennet: Gökova

    Rahmetli üstadımız Sadun Boro’nun cennet diyerek tasvir ettiği Gökova, en huzur bulduğumuz yerlerden biri. Gökova’da sizi karşılayan irili ufaklı birçok koy var. Doğayla en çok bütünleştiğimiz, Deniz’e doğanın renklerini burasının yeşiliyle, mavisiyle öğrettiğimiz, bulutlara bakıp hayaller kurduğumuz huzurun adresi Gökova. Özellikle sıcakların bastırdığı zamanlarda rüzgârın her daim misafiriniz olduğu bu yerde bir nefes almak için kesinlikle mola vermenizi öneririz. Bizim en huzurlu olduğum koy İngiliz Limanı oldu. Burada üç dört gün geçirdik ama bir ay bile kalsanız güzelliğine doyamayacağınız bir yer. Dağlarla ve yeşilliklerle çevrili koyun tertemiz sularında sabah kalkıp yüzünüzü suda yıkamak paha biçilemez. Koya giderseniz, eğer teknenizin salma boyu buna uygunsa en dibe kadar gidin, en korunaklı ve en harika kısmı burası olabilir. Sonraki gün Karacasöğüt’e geçtik. Yücel Restoran’ın iskelesine bağlanabilir ya da Muçev’e girebilirsiniz. Burada yediğimiz en lezzetli mezelerin adresi Yücel Restoran oldu. Giderseniz sizi karşılayacak Aytekin Bey’e “keyifliyim” teknesinin selamını iletin. Telefon: 0532.450 49 09

    Burayı çocukla gideceğimiz bir rota yapan en büyük sebep; Global Sailing Academy. Karaya çıktığımız durakların da çocuğumuz için keyifli vakit geçirebileceği yerler olması bu seyirde önceliğimizdi. Burada geçirdiğimiz güzel vakitlerde sevgili Deniz ve Mahmut’un payı büyük. Azur ve Atlas adında birbirinden tatlı çocukları var. Bizim minik Deniz böylelikle burada da arkadaşsız kalmamış oldu. Geçen yıl dünya turuna başlayan bu tatlı aile Karayipler’e kadar tekneleri Deriska’yı götürdüler. Global Sailing aynı zamanda Gökova Yelken Kulübü olarak uluslararası düzeyde bir yelken eğitim merkezi. Bizim minik bir an önce büyüyüp, eğer isterse tabii, burada bir yaz okuluna gelsin diye sabırsızlanıyorum. Bakalım o da bizim gibi yelkenin havasını, denizin tuzunu sevecek mi? Bu şahane yeri ziyaret etmek isterseniz telefon numarası: 0252.465 51 47

    Ege’nin metropolü Bodrum

    Tekne ve yelken için ilk akla gelen yerlerden olmasa da her ihtiyacınızı tedarik edebileceğiniz, hem çocuklar hem ebeveynler için birçok seçenek barındıran ve bize İstanbul’u özletmeyen Bodrum bir diğer durağımızdı. Çocuğunuzun sosyalleşebileceği, aynı zamanda sizin her türlü ihtiyacınızı giderebileceğiniz bu hareketli yerde sakin bir tatilden çok, canlı bir atmosfer sizi karşılıyor. Özellikle çocuğunuzu oyun gruplarına vermek istediğinizde burası sizler için seçenekler dolusu bir cennet haline geliyor. Bodrum, bir ayağı kara yaşamında diğer ayağı teknede olmayı sevenler için ideal bir adres. Bizim için zorlayıcı tarafı çok kalabalık olması oldu. Bizim gibi doğayla iç içe olmayı sevenler için tatmin edici olmayabilir bu açıdan. Hemen şuraya bağlanıp sakince doğanın tadını çıkarayım diyebileceğiniz alanlar kısıtlı olsa da sosyalleşme olarak tatmin olarak dönebileceğinize eminim. 

    Gözleri üzerine toplayan Datça 

    Ve bizler için en vazgeçilmez yerlerden biri son durağımız, Datça. Çocukla gelmeden önce her seferinde bizi büyüleyen bu yer, ailecek de keyif aldığımız yerlerden oldu. Hisarönü Körfezi ve Gökova tarafındaki en sevdiğimiz iki yer; Palamutbükü ve Mersincik Koyu.

    Datça merkeze karadan 20 km, denizden 15-20 deniz mili uzaklıkta olan Palamutbükü, doğasını bir kez görenin, suyuna bir kez girenin bir daha aklından çıkaramayacağı güzellikte karşılıyor her geleni. Minik Deniz burada girebileceği en güzel sulardan birinde buldu kendini. Buranın denizi sanki yüzmek için tasarlanmış. Kıyıdan çıktığınız anda su birden derinleşiyor. Bu yüzden hem güvenliği elden bırakmadan hem de Deniz’in özgürlüğünü kısıtlamadan suda bol bol vakit geçirdik. Karaya çıktığımız zamanlarda en sevdiğimiz yer Mavi Beyaz Otel oldu. Serdar Bey, Özlem Hanım ve Mehmet Bey’in gerek samimiyetleri gerek tadı damağımızda kalan yurt dışından gelen özel pizzaları bambaşka bir deneyim yaşamamızı sağladı. Eğer Mavi Beyaz Otel’e giderseniz bizden selam söyleyin. Telefon: 0252.725 55 55

    Gelelim Dirsekbükü’nden sonra suyunun dibini en net gördüğüm yer olan Mersincik Koyu’na. Herhangi bir yerleşim yeri olmadığı için şehir gürültüsü ve ışıklarından uzak, sadece dalga sesleri ve gece sizi aydınlatan yıldızlar misafiriniz oluyor burada. Ailecek huzurlu anları paylaşmak için listenize burayı ekleyebilirsiniz. 

    Siz de denizde yaşam, çalışma, çocukla tekneyi bir ev haline getirme ve aklınızdaki tüm soruları Yacht Türkiye Instagram sayfaları, @keyifliyim Instagram ve Youtube hesaplarımız üzerinden sorabilirsiniz.

    Ailecek Sürdürülebilir Deniz Yaşamı İçin 5 Temel Adım

    Tüm bu rota boyunca olabildiğince az karaya bağlandık. Bizce başarımızın sırrı, önceden yaptığımız planlamaydı. Bu yolculukta, çıktığımız onca karada, gittiğimiz her restoranda ve uğradığımız her limanda birçok deneyim kazandık. Çocukla teknede yaşamı kolaylaştırmak ve bunu sürdürülebilir bir yaşam tarzına haline getirmek birkaç temel adım ile mümkün. 

    Uygun seyirler planlayın: Seyir planı yaparken çocuğunuzun dinlenebileceği ve gerekirse park, oyun alanı gibi yerlerde keyif alabileceği molalardan oluşan bir rota belirleyin. Gün içerisindeki hava durumuna bağlı olarak sabah erken saatlerde seyre başlayın. Olabildiğince erken saatlerde demirleyeceğiniz yere varmak, günün devamında çocuğunuzun daha huzurlu olmasını sağlayabilir. 

    Çocuğunuzun ihtiyaçlarını dinleyin: Çocuğunuz her zaman sizin kadar isteklerini belirtemeyebiliyor. Bu yeni düzene adapte olurken çocuğunuzun ihtiyaçlarını fark etmek onu gözlemlemekten geçiyor. Deneyimlediğiniz her yeni durumda çocuğunuzun hal ve tavırlarına bakarak doğru analiz etmeniz bu uyum sürecinde büyük önem taşıyor. 

    Oyun alanları yaratın: Her çocuğun gidilen yeni bir yerde aradığı ilk şey eğlenceli vakit geçirebileceği oyun alanlarıdır. Bu yüzden özellikle yaşamı sürekli kılmak istiyorsanız teknede alan açmanız ve oyun alanları oluşturmanız çok önemli. Bunun için yanınızda bulunduracağınız küçük boy bir su havuzu ya da birkaç renkli oyuncak bazen hayat kurtarabiliyor. Bizim teknedeki salıncak da çoğu zaman hayat kurtarıcı oluyor.

    Yemek planlaması yapın: Çocuğunuzun bir beslenme düzeni olması çok önemli. Evde sahip olduğunuz yeme düzenini teknede de haftalık hazırlıklar ve planlamalarla devam ettirmeye çalışın. Pratik ve sağlıklı tarifleri araştırıp haftalık hazırlayabilirsiniz. Sağlıklı atıştırmalıkları önden planlamak da faydalı olabilir.

    Kendi kendine yeten tekne: Olabildiğince karaya çıkmaya gerek kalmadan teknede ihtiyaçlarınızı giderebileceğiniz kaynaklar tercih edin. Böylece, daha az marinaya daha çok doğaya bağlı bir yaşam tarzı oluşturabilirsiniz. Eksiklikleri nasıl gidereceğinize odaklanmak yerine, keyif anlarını artırmaya vakit ayırabilirsiniz.

    Teknede yaşamı çocukla sürdürülebilir kılarken, çevre ile dost tercihler yaparak denizcilik anlayışınızı sürdürülebilirlik bakış açısıyla oluşturabilirsiniz. Bunun da yolu çok basit birkaç adımdan geçiyor.

    – Enerji üretirken yenilenebilir enerji kaynaklarını seçerek ilk adımı atabilirsiniz. Elde edilen enerjinin saklanması ve kullanılabilirliğinin arttırılması da büyük ölçüde önem taşıyor. Enerjiyi tüketim ihtiyaçlarımıza göre analiz ederek tercih ettiğimiz akülerde depolayabilirsiniz.

    – Teknede temiz su erişimini sürdürülebilir yollardan kendiniz sağlayabilmek için su yapıcılar hayat kurtarıcı rol oynuyor. Tuzlu suyu arındırarak kullanılabilir hale getirip bağlanma gereği olmadan temiz bir koydan kendi tatlı kullanım suyunuzu temin edebilirsiniz. 

    – Sürdürülebilirlik için her tekne sahibinin kendine uygun bir atık yönetimi planı oluşturması gerekir. Bu konuda öncelik atık miktarının olabildiğince azaltılmasıdır. Daha az kutu/plastik ürün tercih edebilirsiniz. 

    – Gıda ihtiyacınızı da sürdürülebilir yollarla karşılamanız mümkün. Akla gelen ilk yöntem balıkçılık. Biz henüz balıkçılığı tam öğrenemesek de gittiğimiz koylarda yerel balıkçı tekneleriyle karşılaşıp yardım aldık. Alanınız müsaade ederse bir başka seçeneğin, “topraksız sulu tarım” olarak bilinen akuaponik sistemi olduğunu duydum. Bu sürdürülebilir gıda üretim sistemiyle kendi bitkinizi yetiştirmeniz bile mümkün.

    Denizde çocukla yaşamı sürdürülebilir kılmak basit birkaç gereklilik içerse de burada asıl odak noktamız birlikte biriktireceğimiz güzel anılar olmalı. Ailecek en sevdiğimiz yerde, masmavi denizin orta yerinde eşsiz geçen iki ayın sonunda öğrendiğimiz ilk şey, biz içinde bulunduğumuz andan ne kadar keyif alırsak çocuğumuz da bizimle aynı hissi yaşadı. Hem bu huzur dolu hislerin sürekli olması için hem de bizim gibi bir gün güneşini bu berrak suların ortasında batırmayı bekleyen her bir deniz tutkunu için sürdürülebilir olmak da göz ardı edilmemeli. Denizler bizim, hepimizin.

    Pruvanız neta, hayat kolayınıza olsun! Sevgiler… ☸

  • M.A.T. 1220 / BLUE MOON Türk tersane, Türk takım ve Türk sanatçıların eseri

    M.A.T. 1220 / BLUE MOON Türk tersane, Türk takım ve Türk sanatçıların eseri

    Performans yelkenlilerinde uluslararası bir marka haline dönüşen İzmirli tersane M.A.T.’ın yeni modelinin ilk gövdesi Arkas M.A.T. Sailing Team için inşa edildi. Blue Moon ismi verilen tekne, katıldığı ilk yarışta sınıfında birinciliği, overall’da ise ikinciliği elde etti. Teknik özellikleri kadar Bernard Arkas tarafından tasarlanan borda ve yelkenlerindeki görselle de dikkatleri üzerine çeken tekne, yüzde 100 Türk takım, Türk tersane ve Türk sanatçılarla ortaya çıkmış bir eser niteliğinde. 

    Röportaj EYÜP ÖZEL, Fotoğraflar EMRE TAZEGÜL

    Yaklaşık 30 yıldır İzmir’deki tersanesinde, yüksek performanslı kompozit yelkenli yatlar inşa eden M.A.T., yeni yelkenlisi M.A.T. 1220’nin ilk gövdesini 8 Ağustos’ta suya indirdi. Tecrübeli yarış ekibi Arkas M.A.T. Sailing Team için üretilen tekneye Blue Moon ismi verildi. Tersanenin M.A.T. 10, M.A.T. 6.5, M.A.T. 12, M.A.T. 1010, M.A.T. 1245, M.A.T. 1180 ve M.A.T. 1070’ten sonra sekizinci modeli olan M.A.T. 1220, ilk gövde henüz üretimdeyken Avustralya, Çin ve İsveç’ten üç sipariş aldı. İlk gövdenin üretimi; tasarım, model ve kalıp ile birlikte 11 aylık bir sürede tamamlandı. Sıradaki siparişler Japonya, Avustralya ve İsveç’e ikişer ay arayla teslim edilecek.

    İrlandalı ünlü tasarımcı Mark Mills’in çizimiyle hayat bulan model, mühendislikte Amerikalı SDK Structures’ın, detay tasarımında ise M.A.T. ekibinin imzasını taşıyor. Tersanenin ortaklarından Alp Somer, ilk gövdenin sahibi Arkas M.A.T. Sailing Team’in, üretim aşamasında yaptığı ziyaretlerle, güverte maketi üzerinde çalışmalara verdiği katkıya da değiniyor ve rafine bir güverte planı ortaya çıkmasına katkıda bulunduklarının altını çiziyor.

    Türkiye’nin en profesyonel yelken takımı için inşa edilen tekne katıldığı ilk yarış olan Arkas Aegean Link Regatta’da da iyi bir sınav verdi ve kategorisi olan IRC 0’da birinci, overall’da ise ikinci oldu. 26-28 Ağustos tarihlerinde düzenlenen regatta’da takımın kurucusu, Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bernard Arkas ile bir araya geldik. Yeni tekne Blue Moon’u, yelken takımını, yelken kulübünü, Çeşme’de ve Türkiye’de yelken sporuna verdikleri desteği konuştuk. Devamı Ekim 2022 sayımızda.

  • TURGUT TOPLUSOY Motoryattan yelkenliye mutlu geçiş

    TURGUT TOPLUSOY Motoryattan yelkenliye mutlu geçiş

    Yıllarca motoryat kullanıcısı olduğu halde yelkenli tekne hayaliyle yaşayan Turgut Toplusoy iki ay önce hayaline kavuştu. Uluslararası üne sahip yerli kadın giyim markası Roman’ın başarılı yöneticisi, teknoloji ve estetiğin üst düzeyde olduğu İtalyan Solaris 64 RS model “Zehra” isimli teknesi ile şimdilerde emeklilik hayatının tadını denizin üzerinde çıkarıyor. 

    Röportaj ÇİĞDEM YURTSEVER Fotoğraflar ÇİĞDEM YURTSEVER, TURGUT TOPLUSOY ARŞİVİ

    Turgut Toplusoy ile 2014 yılında ilk kez röportaj yaptığımızda Ferretti 68 kullanıyordu. Oğlu için aldığı bir Jeanneau Sun Odyssey 409 ile de yelkenli deneyimi yaşıyordu. Ardından Ferretti 800 model ile motoryatını büyüten Toplusoy, aradan geçen sekiz senenin sonunda ise yönünü tamamen değiştirdi ve iki ay önce gönlünün efendisi olan yelkenli tekneye geçiş yaptı. Sofistike bir zevke sahip olan Toplusoy, konforu, kaliteyi ve teknolojiyi de önemseyince yolu İtalya’nın üst düzey yelkenli tekne üreticilerinden Solaris Yachts ile kesişti. Toplusoy ile teknesinde buluştuk ve yelkenli yata geçişini, teknesinin ayrıcalıklarını ve deniz tutkusunu konuştuk. 

    “GERÇEK DENİZCİ YELKENCİ OLMALI”

    Nasıl oldu da motoryattan yelkenli tekneye geçtiniz?

    Yelkenli hayatı benim hep hayalimdi. Ancak eşim yıllar önce “Ben işten geliyorum, yorgun oluyorum, teknede oturup dinlenmek istiyorum. Yelkenli olursa sen durmazsın gezersin, yorulursun, beni de yorarsın” dedi. O yüzden yıllarca motoryat kullandık. Onlarla da mutluyduk ama gönlümde hep yelkenli tekne vardı. 

    Nereden geliyor bu sevgi?

    Önce denizi seveceksin. Ben de çocukluğumdan beri denize âşığım. Çok küçük yaşlarda Pendik’te anneannemin evinin orada yüzmeye başlayıp denizle haşır neşir büyümüş biriyim. Daha sonra sürat motorum oldu, su kayağı yaptım, sonra ‘84 yılında Tuzla’da bir tekne yaptım. Ardından 2002 yılında Ferretti 68 aldım. Ben aldıktan sonra bu model epey popüler oldu, 11 yıl kullandım onu. 2015 yılında Ferretti 800’e geçtim. Ancak gerçek denizcinin yelkenci olması gerektiğine inanan biriyim. Tekneyi denizde ev gibi kullanmak pek hoşuma gitmiyor. 

    Yelkenlinizi ne zaman aldınız?

    Karar verince motoryatımı sattım. Hanım da Bodrum’da bir yazlık ev istedi. Önce onun için bir ev aldık, sonra ben iki ay önce bu yelkenliyi aldım. Şimdi hanımdan izinliyim yani, gezebilirim. Zaten arkadaşlarımın yelkenlisiyle geziyordum artık kendi teknemle gezeceğim. Bunu da İtalya’dan iki haftada gezerek getirdik.  

    FABRİKADA BEKLERKEN SAHİBİNE KAVUŞTU

    İlk yelken deneyiminiz ne zaman oldu?

    Ferretti 68’de Laser bir teknem vardı, çocuklarla yelken yapıyorduk. Senelerce kullandık. 2014 yılında ise oğlum Buğra’ya aldığım Jeanneau Sun Odyssey 409 ile yelken yaptık. O yelken eğitimi almıştı, ben de onunla yelken yaptım bir süre. Tekneyi zaten yurt dışından getirdik. Kapri, Sardinya, Mikonos gibi adaları gezerek geldik. Hatta bir gün Buğra ile 35 knot havada yelken açtık ve broş yedik. Oğlum bir süre kullandı teknesini ama sonra sattı ve Amerika’ya gitti. 

    Sonra ne oldu?

    O tekneyi satınca biz yine motoryata kaldık. Ancak o arada yine arkadaşlarımın teknesinde yelken yaptım, hatta rahmetli Mehmet Peynirci ile bir iki yarışa da katıldım. Motoryatta da çocuklarımı büyüttüm, güzel günlerim geçti. Çocuklar da büyüyünce dedim ki artık benim yelkenli tekneye geçmemek için bir sebebim kalmadı.

    Bir Solaris almaya nasıl karar verdiniz?

    Geçen sene yelkenli almaya karar verip motoryatı sattıktan sonra araştırmalarım sırasında Solaris’in yelkenliler arasında iyi bir tekne olduğunu ve benim zevkime hitap ettiğini gördüm. Ayrıca bir arkadaşım da tavsiye etti. Mümessili olan arkadaşımı aradım ve bana firmanın fabrikasına gidelim dedi. Orada yapılmakta olan 64 feet olan bu modeli tavsiye etti. 

    Fabrikada neler dikkatinizi çekti?

    Orada ilk baktığım konu ustalar ve işçilik oldu. Kaç tane tekne yaptıklarına baktım, boya yapılan yere girdim. Tek tek inceledim. beş altı tekne vardı farklı boylarda. Bunun da kabuğu dökülmüş ve bekliyordu. Açıkçası müşteri bekliyordu, ben de talip oldum. Sonra bir de tekne yapılırken gittim, gördüm, inceledim; ustalar çok iyiydi, ince eleyip sık dokuyorlar, fabrikasyon değil açıkçası, titiz çalışıyorlar. Bu on ikinci gövde. Çok da talep var. 

    YÜKSEK TEKNOLOJİYE SAHİP BİR PERFORMANS TEKNESİ

    Estetik anlayışınıza uydu bu tekne sanırım. 

    Ben zaten denize çıktığım zaman estetik anlamda keyif alacağım ve enerjisi bana uyan bir tekne arıyordum. Enerjisi uymazsa istediği kadar pahalı, kaliteli olsa da istemem. Bu yelkenli de bana estetik olarak hitap ediyor. Hatta işin enteresan tarafı, aldıktan sonra daha çok sevmeye başladım. 

    Teknenin dikkat çeken özellikleri nedir?

    Birincisi teknenin hiç gürültüsü yok ve diğer tekneler gibi sallanmıyor, dalgada bile istediğim yerde durabiliyorum. Yanımızdan bir motoryat geçiyor mesela, herhangi başka bir motoryatta olsak sallanırdık, bunda hiç hissetmiyoruz. Açıkçası rüzgâr çıksa da yelken yapabilsem diye bakıyorum devamlı.

    Yelken performansı nasıl?

    Bu tekne 18-20 knot hıza kadar rüzgârda inanılmaz keyifli. Onun üzerini denemedim. Bir kere sert bir havaya girdik, tekne çok yan yatınca eşim çok korktu. O yüzden ben yalnız olduğumda deneyeceğim. Yelkenleri çok büyük olduğu için güçlü rüzgâr ürkütüyor tabii. Performans teknesi olduğu için çok hızlı. Heyecanı da seviyorum ayrıca. Her şey otomatik olduğu için iki kişi kullanabiliyoruz. Otomatik pilot çok başarılı, yelken açıkken bile oldukça stabil ve iyi gidiyor, şaşırırsınız. Yüksek teknoloji kullanılmış teknede.  

    SENEYE DAHA BÜYÜK TEKNE

    Tekneye, normalde tasarımında olmayan direkler diktirmişsiniz. 

    Evet, bunu kendim istedim. Krom tentelik yerine böyle bir şey talep ettim. Krom yakışmıyor tekneye. İtalyanlar da sevdi, şimdi başka tekne sahipleri de yapmak istiyormuş. Teknenin borda rengini de kendi arzuma göre yaptırdım. Beyaza göre daha hacimli gözüküyor. Fabrika da böyle bir tekne çıktığı için oldukça mutlu. 

    Başka planlarınız da var mı tekneyle ilgili?

    Bu teknenin biraz daha büyüğünü almak istiyorum. O zaman yoktu, şimdi 74 feet modeli çıkacak. Onu almak istiyorum seneye. 

    Kullanımı daha zor olmaz mı?

    Daha keyifli olur diye düşünüyorum. Tekne de daha hacimli olur. Bir personel daha olduğu zaman zor olmaz. İki personel ve ben yeterli oluruz. Ona göre misafir ağırlar, seyahat ederiz, daha keyifli olur diye düşünüyorum. Ama test etmeden de kendi teknemden vazgeçmem. Bunu da test ederek aldım. Şimdi İtalya’da Solaris Yachts’ın bir tane 74 feet’i yapılıyor. Bir de 80 feet’i var. İkisini de deneyeceğim seneye. 

    “AKDENİZ’İ GEZMEK İSTİYORUM”

    Motoryatçılara yelkenli tekne tavsiye ediyor musunuz?

    Kesinlikle ediyorum. Bir gün onların da deneyeceklerine inanıyorum. İki sebebi var. Birincisi motoryat aşırı masraflı. İkincisi de denizle bütünleşmek ancak yelkenli tekneyle oluyor, hem de çok keyifli. Bir yerden bir yere gitmek istediğiniz zaman çok daha hızlı hareket edebiliyorsunuz. Teknenin üzeri düz olduğu için motoryattaki gibi güneşlenme olanağı da oluyor. Seyir halinde çok keyif alıyorsunuz; titreme yok, oldukça da sessiz, jeneratör çalışırken bile duymuyorsunuz. İçerisi de çok rahat. 

    Yeni teknenizle gezi planlarınız nedir?

    Akdeniz’i gezmek istiyorum. Daha önce gezdim ama daha sindire sindire gezmek isterim. Daha önce Akdeniz’den tekne getirdim ama istediğim gibi gezemedim, denize giremedim, istediğim restoranlarda yemek yiyemedim. Yunan adalarından bahsetmiyorum, zaten oraları komşu kapısı yaptık. İbiza’nın denizi çok güzel mesela, belki 30 sene önce gitmiştim. Şimdi tekrar gitmek istiyorum oralara kendi teknemle. Seneye eşimle beraber aşağı yukarı bütün yazımı yurt dışında geçirmek istiyorum, sağlık sıhhatim de yerinde olursa niyetim bu. Bir de balık tutmak için ekipman alıp deneyeceğim.

    Dünya seyahati gibi bir niyetiniz var mı?

    Öyle bir niyetim yok. Macera istemiyorum. Keyifle gezmek istiyorum, bilmediğim ve hayalini kurmadığım yerlere gitmek istemiyorum. 

    “DENİZ BENİM SEVDAM”

    Deniz sizin tutkunuz ve en eski denizcilerdensiniz.

    Evet, eskiden çok fazla tekne sahibi yoktu ama artık denizcilik çok gelişti. Eskiden herkesin yazlık evi vardı, tekne işini herkes birbirinden sonradan öğrendi. Bende ise tam tersi oldu, hiç yazlık evim olmadı, yazları hep teknede olduk. Daha yeni ilk kez yazlık bir ev aldım. Çünkü yıllarca tekneyi ev gibi kullandım, çocuklarımı teknede büyüttüm. İyi ki de öyle yapmışım. Deniz benim sevdam, deniz olmadan yaşayamam. Denizin yanı sıra orman da benim için çok önemli. İstanbul’da da artık Caddebostan’da değil ormanda, Çekmeköy’de yaşıyorum. Yani iki tutkum var; orman ve deniz. Kalabalıktan uzak ve huzurlu. 

    Eşiniz ve çocuklarınız da yeni yelkenlinizi seviyor mu?

    Eşim Suzan çok seviyor tekneyi, eskiden karşı olmasının sebebi yelkenlide rahat hissedemeyeceğini düşünmesiydi çünkü Buğra’nın teknesi küçüktü. Bunda da rahat edemeyeceğini düşündü ama görünce farkı anladı ve hatta teknenin iç dizaynını yaptı. Artık tekneyle çok ilgili ama kızım Zehra’yı Amerika’ya okula götürecek. Benim ikiz çocuklar Mehmet ve Zehra teknede büyümelerine rağmen bu aralar tekneye gelmiyorlar. Şimdi 18 yaşındalar ve Bodrum’daki evi tercih ediyorlar. Ama ileride tekrar denize döneceklerine inanıyorum. 

    Son olarak mavi tutkunlarına ne söylemek istersiniz?

    Pandemiyle beraber insanlar “Yaşam bir gün, o da bugün” sözünü anlamaya başladı. Denizin üzerindeyken denizlere sahip çıkarsak, koylarda yüksek sesli müzik açmazsak, denizleri kirletmezsek çocuklarımıza temiz bir deniz ve gelecek bırakabiliriz. 1984 yılında eski kaptanım denize kibrit çöpü attı diye neredeyse onu işten çıkarıyordum. Bu mantıkla bizden sonraki nesillere de yaşanabilecek bir deniz bırakmamız gerektiğine inanıyorum.☸

  • Neo-klasik bir Türk yelkenlisi SELEDA

    Neo-klasik bir Türk yelkenlisi SELEDA

    Türkiye’nin önde gelen tersanelerinden Mengi Yay, 47 metrelik Seleda’yı İstanbul’da suyla buluşturdu. İlhamını klasik ahşap guletlerden alan Seleda, yepyeni bir yelken deneyimi sunuyor. 

    Yazı MELDA ONBAŞYAN, Fotoğraflar MENGİYAY ARŞİVİ

    Türk yat üreticisi Mengi Yay, Tuzla’daki tersanesinde 66 yıldır üretimini sürdürüyor. Bugüne kadar 200’den fazla projeyi suyla buluşturan tersane, daha çok 30-45 metre arası motoryatlarıyla tanınıyor. 44 metrelik Vitrus ve 45 metrelik ödüllü projeleri Aquarius’tan sonra, başarılı tersane bu kez 47 metrelik Seleda’yla karşımıza çıkarak sürpriz yapıyor. Bu proje hem tersanenin en büyük teknesi kimliğiyle hem de filosundaki birkaç yelkenli projesinden biri olarak dikkat çekiyor. Ramazan Mengi, bu sürprizi açıklarken şu sözleri kullanıyor: “Daha çok motoryat projeleri hayata geçirsek de bu bizi sınırlandırmıyor. Mengi Yay kişiye özel ya da semi-custom üretim yapan bir tersane. Müşterilerimizin istekleri ve hayalleri doğrultusunda trawler’dan yelkenliye, guletten explorer’a kadar farklı modellerde projeler üretebiliriz. Bu da tersanemizin esnekliğini ve kaliteden ödün vermeyen adaptasyon anlayışını yansıtıyor.” Devamı Nisan 2022 sayımızda…