Yazar: MURAT ÖKSÜZ

  • Ağustos 2025

    Ağustos 2025

    1-3 AĞUSTOS

    TYF SÜPERPAR SPORTSBOAT TÜRKİYE TROFESİ V. AYAK

    Bu sene sekiz ayaklı yapılan trofenin beşinci ayağı üç güne yayılacak. www.sportsboatturkiye.org 

    8-10 AĞUSTOS

    J/70 3. AYAK EKER OLYMPOS REGATTA

    Olympos Regatta kapsamındaki J/70 yarışlarının üçüncü ayağı gerçekleşecek. Yine regatta programındaki J/70 Match Race yarışları da 12-13 Ağustos tarihlerinde yapılacak. www.j70tr.org 

    14-17 AĞUSTOS

    SYDNEY BOAT SHOW

    Bu ay Sydney Showground ve Olympic Park’ta düzenlenecek fuarın uluslararası edisyonu ise Kasım ayında Darling Limanı’nda denizde gerçekleşecek. www.sydneyboatshow.com.au

    15-17 AĞUSTOS

    TAYK TROFE EKER OLYMPOS REGATTA

    Regattanın yat sınıfı yarışları İstanbul-Boğaz hattında düzenlenecek. IOM sınıfı ise son gün mücadele verecek. www.tayk.org.tr

    22-24 AĞUSTOS

    OPEN YARD

    İsveç’in batı kıyısındaki Orust adası, Ellös’te düzenlenecek fuarda yelkenliler ve motoryatların hem yeni hem de ikinci el modelleri sergilenecek. Ayrıca 20 yeni Hallberg-Rassy modelinin üretim aşamaları gösterilecek. www.oppetvarv.se 

    30 AĞUSTOS

    BORUSAN ZAFER BAYRAMI KUPASI

    TAYK Trofesi’nin yedinci yarışı Borusan Zafer Bayramı Kupası, İstanbul Boğazı’nda… www.tayk.org.tr

    31 AĞUSTOS

    MYK CAHİT ÜREN KUPASI

    Geçen yıl yitirdiğimiz duayen denizci Cahit Üren adına düzenlenen kupa, TAYK Trofesi’nin sekizinci karşılaşması olacak. www.tayk.org.tr

  • Yacht Türkiye Ağustos 2025 – 235

    Yacht Türkiye Ağustos 2025 – 235

    20 TAKVİM

    Fuarlar, yarışlar, organizasyonlar ve her türlü denizcilik etkinliği…

    22 ALESTA

    Numarine, Sirena Yachts, Bavaria Yachts, Bilgin Yachts, Karina, Pershing, Riva Yacht, Ares Yachts, Grand Soleil, Gran Turismo, Gran Trawler, Doğuş Marine Services, Hallberg-Rassy, Lagoon Catamarans, Marinex CRM, Martı Marina, Tezmarin, VisionF Yachts, Yacht Zone, Bvlgari Resort… 

    36 ÇARŞI

    En yeni tekne ekipmanları, sezon modası, saatler, dekorasyon…

    43 KILAVUZ

    Lükse ve hıza odaklı, 24 metre üstü 15 “süper” motoryat…

    60 MEGAYAT

    İtalyan Rossinavi’nin yapay zekâ destekli mega katamaranı Seawolf X…

    72 YACHT INTERIORS

    İ. Işıl Yıldırım, yat iç mekânlarında yapay zekâ uygulamalarını inceledi…

    76 KEŞİF

    Türk tersane Ses Yachts imzalı Akdenizli Dark Sky…

    84 YACHT CHEF’S

    Deniz Kurt, megayatların yardımcı tekneleri olan “gölge yatlar”ı inceledi…

    88 TERSANE

    150’nci yılını kutlayan Alman tersane Lürssen’in geçmişten bugüne hikâyesi…

    92 MAVİ VATAN

    Rahmi M. Koç Müzesi envanterine katılan 1903 doğumlu Örnen’i Cem Gürdeniz yazdı…

    94 DENİZCİ KADINLAR

    Ayın konuğu: Yat satışı ve charter alanlarının başarılı ismi Alev Semiz…

    98 CİBALİKAPI BALIKÇISI

    Behzat Şahin, Rebetiko’nun peşinde bir tirhandille yaptıkları Ege yolculuğunun ilk bölümünü kaleme aldı…

    106 DENİZİN ÇAĞRISI

    Usta denizci Tanıl Tuncel’den oğluyla Amerika’da yaptığı karavan yolculuğu ve SUP maceralarının birinci kısmı…

    112 FIRTINA KUŞU

    A. Süha Umar, “kayıp cennet” olarak tanımladığı Ören’i yazdı…

    118 MACERA

    Prof. Dr. Talat Kırış, yelkenlisi Narval’ın yolculuğunun üçüncü kısmını kaleme aldı…

    122 TRAMOLA

    54. Deniz Kuvvetleri Kupası, TAYK-Eker Olympos Regatta, Arkın Karpaz Gate Marina Kupası, Başak Mireli Öcel, St. Nicholas Demre Kupası, Formula Kite Gençler Avrupa Şampiyonası, Enes Yılmazer, Cumhurbaşkanlığı 6. Uluslararası Yat Yarışları…

    130 TRAMOLA SÖYLEŞİ

    Bu sene Rolex Fastnet Race’e katılacak Türk ekibin dümencisi Yiğit Eroğlu ile yarış öncesi sohbet…

    134 MARİNA

    Yakında yapımına başlanacak Datça Yat Limanı projesi Mermaid Marina’ya dair ilk bilgiler…

    136 TEKNOLOJİ

    Metaverse Uzmanı Mehmet Acar tekneye özel yapay zekâ asistanları ile Starlink ile 5G sistemini anlattı, yapay zekânın “terapist” olarak kabul görmesini uzman psikoloğa sordu…

    140 MAVİ VATAN

    Cem Gürdeniz ilk sivil amiral, deniz fikir adamı ve gazeteci Abidin Daver’i yazdı…

    142 DENİZ KÜLTÜRÜ

    Alper Günoral’ın denizi olmayan bir ülke olan Macaristan’ı denizci gözüyle incelemesi…

    144 KİTAP

    Efsane çizgi romancı Hugo Pratt ve ikonik antikahramanı Corro Maltese…

    148 DERİN MAVİ

    Mehmet Bezdan, Akdeniz’de şimdiye kadar en derin sularda keşfedilen en eski tarihli gemi batığı Camarat 4’ü yazdı…

    150 DENİZ KÜLTÜRÜ

    Alper Günoral’ın “Yat Sörveyi” yazı dizisinin bu ayki konusu yelken ve arma kontrolü…

    156 HAVANIN KOKUSU

    Bünyamin Sürmeli, dünya genelinde artan orman yangınlarını değerlendirdi…

    158 KEYİFLİYİM

    Miray S. Öncü’den teknede hazırlanabilecek 7 yemek tarifi…

    168 MEKÂN

    Türkiye’nin ilk gastro-destinasyonu MIORI…

    170 OTO

    Volkswagen Tayron ve Audi A3 All Street…

  • Dünyamızı görmek

    Dünyamızı görmek

    Dünyamızı görmek derken dünyayı dolaşmaktan değil, içinde olduğumuz, çevremizdeki dünyamızı görmekten bahsediyorum.

    Marinada bir genç arkadaş sordu. “Abi, sekstant kullanmasını öğrenmek istiyorum, nasıl bir sekstant tavsiye edersin?” “Güzel, nereye niyet?” “Belki Malta’ya uzanırım.”

    Sekstant kullanmayı öğrenmek, her yeni bir beceriyi öğrenmek gibi güzel bir gayret. Her şey gibi sekstantın da iyisi, daha iyisi, daha daha iyisi var. 80’lerde kaptan olduğum yata, milyonere yakışır bir sekstant almıştım 2.500 dolara, bir de rasattan sonraki hesapları yapan bugünkü telefon büyüklüğünde Tamaya Computer -hesap makinesi- almıştım. (Elektronik yavaş yavaş sokuluyordu hayatımıza, almanak falan defterden kâğıttan çıkıyordu. Biz okulda seyir dersinde trigonometrisini de hesaplamak zorundaydık ama bizim denizlerde dolaşan donanma gözüne ve radarın gözüne güvenirdi.) Kelebek’teki benim kullandığım plastik sekstant 100 dolarlıktı. İkisinin arasındaki hassasiyet farkını okyanusta sallanıp yuvarlanan tekne üzerinde yaptığım rasatlarda benim söylememe imkân yok. İşimi görüyordu.

    GÖREREK NAVİGASYON

    Arkadaşla bizim sohbet, kâğıt haritadan Navionics’e, sizin zamanınızdan GPS’e gidip gelirken, gel biz dünyaya dönelim, navigasyonu basite indirelim dedim. Basit derken aslında ta Fenikelilerden beri asıl olan “görerek navigasyonla” biraz seyir yapalım. Hayran olduğunuz “duayenciliği” oynayalım. 

    Akdeniz’de Cebelitarık’a kadar bir günden uzun sürecek sadece iki pasaj var, Ege’de o da yok.

    Ben sekstantla bir iki kere hatamı 1 mil altına indirebilmiş, genelde 3-5 milin altına fit olmuştum. Tabii her şey gibi bu da antrenman meselesi, pratikle daha iyi olabilirdim muhakkak ama bu bana gideceğim yerin civarına ulaşmaya yeterliydi. Evet civarına diyorum. Benim anlayışım, “astro-navigasyon”la bulduğum mevki, varmak istediğim hedefe karayı okuyabilecek kadar yaklaştırıyorsa görevini yapmıştır. Su altı tehlikelerinin (atol, kayalıklarla sınırlanmış darboğaz gibi yerler) arasından görüş olmadan geçmek için değil. Orada eğitimli bir çift göz devreye giriyor. Size gözünüzü eğitmenize dikkatinizi çekmek için yazıyorum.

    Zaten Murphy denen zat-ı muhterem o fırsatı kaçırmıyor. Ya bulut ya yağmur size doğru dürüst rasat yaptırmaz. O zaman da canlı bir hayvan olduğumuzu hatırlarız, beş duyumuz devreye girer, daha iyi görürüz, duyarız, hatta koklarız. Eğer bakmasını görmesini öğrenmişsek.

    (Güney Hint Okyanusu’nda bir gece, serpiştirilmiş Seyşel adaları arasından geçiyoruz. Bombok bir hava, görüş 0, sekstantı unut. O zamanki en modern navigasyon aletim SATNAV ise güney yarım kürede dört-altı saatte bir mevki veriyor, ondan da hayır yok. Ama ne var, dört saat önceki mevkim ve parakete “dead reckoning” seyriyle haritada plot’ladığım mevkileri, nerede olduğumu görmesem de biliyorum. Yolumun üstündeki şimdi adını unuttuğum ince uzun bir adanın kuzeyinden geçersem bizi hırpalayan dalgalardan kurtulacağım. Annette ile göz ve kulak kesilmişiz. Yağmurun fırsat verdiği aralıklarda önce resifte kırılan dalgaların sesini sonra da beyaz köpükleri görünce burnu bulup mevkimizi kesinleştirip kendimizi öbür tarafa atmıştık.)

    KÂĞIT HARİTALAR

    Okyanusları bırakıp gelelim bizim diyara. Artık “GPS’imiz var”dan da öte “Chartploter”ımız var. (Benim yok ama neyse.) Kimisi yıldız falını bile söyleyecek, benim de hiç değilse telefonda gemimin ekrandaki haritada gittiğini gösteriyor. Ege’de yukarı aşağı dolaşırken hanginiz, (itiraf edeyim, hangimiz) Navionics’ten başka yere bakıyor? Hanginizin kâğıt haritası var? 

    Benim Malta’ya gidecek arkadaşın işi, sekstantla gök cisimlerini, şartların müsaadesi kadar rasat etmekle bitmeyecek, (elektronik dünyanın kapısını kapattığını var sayıyoruz) aslında şimdi başlıyor diyebiliriz. Sonunda ada göründü. Buraya kadar son bulduğu mevki diyelim 5 mil hatalı biraz güneye düşmüşsünüz. Artık gözler karşısındaki kara parçasında delil arıyor, “hand bearing compas, sliding ruler” harita ve kurşun kalem vardiyada.

    Masaya açtığı harita üzerinde rasatla bulunduğu mevkiyi koyunca önündeki burnu veya yüksek dağ tepesini hesapladığı pozisyonda görmüyor. O kerteriz hattı üzerine rasatladığı pozisyonu kaydırınca yanlışın bir kısmını düzeltecek.

    Haritayı okumasını bilirsek bize bir sürü ipucu verir. Eski British Admiralty haritaları topoğrafyaya da kıymet verirdi, altında önemli yerlerin hangi kerterizde nasıl göreceğimiz gibi çizimi vardı. GPS öncesi devirdeki Bahama ve benzeri yerlerin rehber kitaplarında resif girişleri gibi önemli geçitlerin çizimleri, varsa fotoğrafları, kerterizleri olurdu. Ama şimdiki elektronik haritada da bir nokta ile dağları gösteriyor. Örneğin ben Ören Marina’ya dönerken arkasındaki en yüksek tepeye bakarım. Marina hemen hemen tam altında.

    Şimdi “GPS çıktı mertlik bozuldu” muhabbetine girmeden etrafınızı okumanın zevkine değinmek istiyorum. Nerede olduğunu Mr. Garmin değil kendin bulup o adaya ulaştığında kıyıda içtiğin ilk bira milyon değerinde olur. Bir deneyin göreceksiniz.

    GÖZÜN GÖRDÜĞÜ RENKLER

    Bizim arkadaşı Malta yolunda bırakalım, gelin biz bu yaz Gökova’da veya paşa gönlümüzün istediği yerde oynayalım.

    Elektroniğiniz bir kenarda beklesin, aldığınız, gideceğiniz yerin haritasında gördüğünüz burun, yüksek dağ zirvesi var, kâğıt haritanız yoksa da bilgisayarınızdaki programdaki kritik harita parçalarının print edersiniz (ben kâğıt harita bulamadığım yerlerde öyle yapıyordum, o zaman zaten elektronik henüz bizim gemiyi ekranda yürütmüyordu) kokpitteki pusulanızdan kerterizi alıp harita üzerindeki pusula gülünü kullanarak harita üzerindeki yerinizi bulursunuz. Burada ders verseydim pusula gülündeki varyasyon düzeltmelerinden falan bahsederdim ama benim niyetim sizi çok detaya, sıkıntıya girmeden etrafınıza baktırmak, bazan gözünüzün elektronikten daha iyi gördüğünü göstermek. O küçük hatalar hedefe yaklaştıkça kaybolur.

    Artık geldik, şimdi emniyetle içeri girip demirleyeceğiz (çapa atmayacağız). Elektronik haritada, size mavinin değişik tonlarıyla derinlik bilgilerini verir, çoğu yetersizdir, dibin karakterini de bozan genel olarak verir ama yaklaştığınızda demirlemek veya sığlıktan başınızı derde sokmadan geçmek için en iyi alet polaroid gözlükle gözünüz. Renkler derinden sığlığa, lacivert derin, turkuaz sığlaşan kumluk (en güzel renk) bir de çirkin sarıdan kahverengiye uzanan kayalık veya tropikteyseniz coral var ki uzak dururuz. Demirlerken diğer uzak duracağımız renk siyah Posidonia çayırları, namıdiğer erişte. Yavru deniz mahlukatına kreş görevi yapan eriştede guletlerin admiralty demirleri haricindeki demirler zor tutar. Onlar köklerini tutturacak sağlam yerde yaşar, bizim aradığımız turkuaz kumluk. 

    DENİZİ OKUYABİLMEK

    Derinliği okumak da tecrübe gerektirir, seyrettiğin yöredeki görüşe zamanla alışırsın. (Bize de Türkiye’ye döndüğümüz ilk zamanlarda su çok berrak olduğundan daha sığ görünürdü.) Bu antrenmanlar eğer bir gün gözünü uzak diyarlara dikersen büyük faydası olur. Elektronik haritalar da önceliği bizim paşa gönlümüzü eğlendirmek için girip çıktığımız ticari önemi olmayan yerlerin detayını vermeyebilir. (Biri Tonga diğeri Yeni Gine’de sığınacağım koyun en emin yeri duvar gibi resifin arkasında, burada kalırsak 20 metreye demirleyeceğiz, paleti şnorkeli taktım ben önden salmaya corallar arasında santimlerle sıyıracak bir geçit buldum, ben önde, tayfa dümende cennet gibi iç koya girdik.) Bu misali Türkiye’de yaşamazsınız ama başüstünde denizi okuyabilirseniz Yedi Adalar’daki adalar arasından takılmadan geçebilirsiniz.

    Etrafımızı okurken kıyıdaki yatmış ağaçlar size kuvvetli hâkim rüzgârın yönünü gösterir, demirlerken dikkate alırsınız.

    Dead reckoning, parakete seyri bizim Malta’ya giden arkadaşın en önemli seyir şekli olacak. Ayrıldığı Yunanistan’daki son limandan önünde yaklaşık 350 mil mesafe var diyelim. Arkasında bıraktığı kara gözden kaybolana kadar aşağı yukarı 40 mili yaparken aldığı kerterizlerden yaptığı rasatların verdiği mevkii kontrol eder, akıntıyı anlar, düzeltmeleri yapar. Ulaşacağı hedefini de 40 mil kala gördüğünü kabul edersek aradaki 270 mili de 6 knot sürat yapsa 45 saatte geçecek. Paraketen temiz doğru kalibre edilmişse iki günde ne kadar hata yapabilirsin ki? Ben Kelebek’e iki sürat, iki derinlik transducer takmıştım, günlük katettiğimiz mesafe hesabı o yıllarda bizim için çok önemliydi. Yine de iki iskandilin de bozulduğu, İngiliz anahtarına ip bağlayıp el iskandili yapmak zorunda kaldığımız olmuştu ama emin olun hiç de zor değil. Garmin amcanın eline tutunmadan vardığınız limandaki ilk birayı düşünün… ☸

    Navigation still-life. Skipper equipment, compass, ruler, protractor and a map. Sailing concept.
  • OMEGA’dan kadınlar için: “my little secret”

    OMEGA’dan kadınlar için: “my little secret”

    1902’den beri kadınlar için de kadranlar tasarlayan OMEGA; Ladymatic, Constellation ve Seamaster gibi zamana meydan okuyan ikonik koleksiyonlara imza atıyor. Aqua Terra serisi ise lansmanından 23 yıl sonra bir kez daha evrim geçiriyor. Koleksiyon, şimdi ilk kez 30

    milimetrelik kasa boyutuyla sunuluyor. Yepyeni bir mekanizmaya sahip bu özel seri, Aqua Terra ailesine yepyeni bir ölçü kazandırırken 12 farklı modelle dikkat çekiyor.

    Zarif işçilik

    Aqua Terra 30 mm koleksiyonu parlak ve fırça finisajlı bileziklere sahip beş paslanmaz çelik model içeriyor. Ayrıca koleksiyonda, biri 18K Sedna Gold olmak üzere üçü 18K Moonshine Gold’dan oluşan modeller yer alıyor. Bu altın versiyonlar, saf formlarıyla ya da paslanmaz çelikle harmanlanan üç farklı çift tonlu kombinasyon seçeneğiyle sunuluyor. Tüm modeller, dikkat çekici renklerde kadranlara, yükseltili saat indekslerine ve saat 6 yönünde konumlanan tarih penceresine sahip. Zarif işçiliğe sahip mekanizması ise şeffaf safir kristal arka kapaktan görülebilir.

    OMEGA Başkanı ve CEO’su Raynald Aeschlimann yenilenen koleksiyona dair yaptığı açıklamada, “Bir saatin en güzel tarafı, ilk bakışta göremediğiniz kısmıdır. Yeni kalibrelerimiz, OMEGA’nın mühendislikte ulaştığı en yüksek ifadenin bir yansıması; gizli ama saatin özünü tanımlayan bir güç” sözlerine yer verdi.

    Ünlü isimlerle tematik kampanya

    OMEGA’nın en yeni mekanizmaları, bu boyut için özel olarak baştan tasarlandı ve yeniden mühendislikten geçirildi. Her bir saat, 30 mm kasa boyutu için özel olarak geliştirilen 20 mm çapındaki iki yeni Master Chronometer mekanizmasından biriyle çalışıyor. Bu yeni mekanizmalar çift yönlü otomatik kurma sistemi, Co-Axial eşapman, serbest salınımlı balans ve silikon balans yayı gibi markanın ileri teknoloji imzalarını taşıyor. Aqua Terra 30 mm koleksiyonu, paslanmaz çelik, çift tonlu paslanmaz çelik ve fırçalanmış ve parlatılmış altın bilezik seçenekleriyle sunuluyor. Bu yeni koleksiyon, “My Little Secret (Benim Küçük Sırrım)” temalı kampanyayla birlikte tanıtılıyor. Kampanya müzik, moda, sahne ve sinema alanlarından altı başarılı kadının, saatlere hayat verdiği bir dünyayı keşfediyor.

    Kampanya elçileri

    • Ashley Graham (model, girişimci ve endüstrinin güzellik ve temsil standartlarını dönüştürmeye yardımcı olmuş bir savunucu)
    • Danielle Marsh (küresel K-pop müzik sahnesinde yükselen bir kayıt sanatçısı)
    • Tems (Grammy ödüllü şarkıcı ve söz yazarı)
    • Ariana DeBose (Akademi Ödüllü aktris ve performans sanatçısı)
    • Marisa Abela (Back to Black’te Amy Winehouse rolüyle tanınan BAFTA ödüllü aktris)
    • Sunday Rose Kidman Urban (model)