Artık 2024 deniz sezonuna sayılı günler kaldı. Bu sene havalar erken ısındığından kendini teknesine daha erken atanlar da oldu elbette. Ancak denizler henüz ıssız. Ortalık kalabalıklaşmadan “Küçük Koylar” yazarımız Ali Boratav’dan beş mavi yolculuk bölgemizden, beş güzel ve sessiz küçük koy önerisini sayfalarımıza taşıdık. Mavi Yolculuk günleri de yaklaşırken yat kiralama (bareboat) firmalarının kapısını çaldık; filolarındaki tekneleri, haftalık ücretlerini, kampanyalarını, indirimlerini ve rota önerilerini öğrendik. Turkuaz sularımızda tekne tatili keyfini yaşamak isteyenlerin hazırladığımız dosyaya mutlaka göz atmalarını ve tekneler dolmadan yerlerini ayırmalarını öneriyoruz…
Kapağımızda da görenleri maviye davet eden çekici tasarımıyla konforlu bir gezgin var: Hanse 410. Alman markanın en yeni modellerinden olan bu güzel yelkenli bu sene Avrupa’da Yılın Yatı ödüllerinde “Family Cruiser” sınıfının da finalistlerindendi. Çıtayı her geçen gün yükselten tersanelerimiz de göğsümüzü kabartmaya devam ediyor. Bu ay megayat sayfalarımıza başarılı ve üretken Türk tersanelerimizden Mengi Yay’ın İtalyan tasarımlı 43,50 metrelik Gisa’sını konuk ettik. Test bölümünde ise open tekne segmentinin göz alıcı teknelerinden İtalyan Solaris’in Power 44 modeli ile yaptığımız seyre yer verdik. Tersane köşemize Yalova-Altınova bölgesinde yaptığı yatırımlarla dikkat çeken ve refit konusu başta olmak üzere yat inşada hayli iddialı bir görüntü veren Yacht Factory’yi taşıdık. Tersanenin CEO’su Aykut Özgülsün ile de ülkemiz için hayli önemli olan refit sektörünün dünyada ve Türkiye’de geldiği yeri konuştuk…
En yeni tekneler ve marin dünyadan son haberlerle birlikte bu sayıda da Alper Günoral, Bünyamin Sürmeli, Cem Gürdeniz, Deniz Kurt, İnanç Işıl Yıldırım, Mehmet Bezdan, Miray Süleymanoğlu Öncü, Tanıl Tuncel yine ilgiyle okuyacağınız yazılar kaleme aldı. Teknesini sezona hazırlayanlar için de her Mayıs sayısında olduğu gibi özel bir bölümümüz var. İç ve dış mekân tasarım trendleri, tekstil, mobilya ve marin aksesuarlarla hazırladığımız “Yacht Deco” sayfaları teknelerinizi renklendirecek güncel önerilerle dolu. Teknenizi gönlünüze göre dekore edip güzel bir sezon geçirmeniz dileğiyle, iyi tatiller, keyifli okumalar…
Hem hayal kurdurtan hem gerçeğe döndürten bir Akdeniz ülkesi
Çok rahat, çok doğal, çok zahmetsiz ve huzurlu küçücük bir ülkecik Malta. Ama aynı zamanda inanılmaz ve olağanüstü güzel bir ada ülkesi. Haydi gelin sizi Malta ile tanıştırayım…
Romantik bir ülke olduğunu söyleyebilir miyiz? Bence değil. Daha ziyade kültürlerin karışımını tarih boyunca deneyimlemiş olduğundan Malta, hayatında yaşadığı tecrübelerle fazla gerçekçi olmuş bir kadın kadar romantik olabilir ancak. Yani fazlaca akıllı, olgun ve enerjik bir ülkecik. Elbette romantik yanları da var. Romantizmi saçınızı savuran bir esintide, Valletta’yı çepeçevre saran surlara vuran hırçın dalgalarda, sahilde yürürken düşüncelere daldığınızda hissedebilirsiniz. Malta sizi bazı anlarda gerçeğe döndürürken bazı anlarda ise hayallere kapılmanıza olanak verir.
Enerjik derken şaka yapmıyorum. Güne sabahın beşinde başlıyor, koşuya çıkıyorlar. 05.30’da açık havuzlar, spor salonları dopdolu, yazın da şehrin ortasından denize atlıyorlar. Saat sabah 06.00’ya vardığında resmen trafik var! O yüzden Maltalılarının hepsinin zihni açık! Zehir gibiler. İngilizce konuşulduğundan mıdır bilinmez, gider gitmez kendinizi rahat hissediyorsunuz. Siz de İngilizce konuşup rahat iletişim kurduğunuz için değil sadece. Maltalı herkes dünyayla bağlantılı olup rahat iletişim kurduğu için, sıcakkanlı, konuşkan ve misafirperverler.
TARİHİ ZENGİN BİR DENİZCİ
Peki neden ülkecik deyip duruyorum? Çünkü 237 kilometrekare, beş takımadadan oluşan bir ada ülkesi. Bir ülke için herkesin birbirini tanımasına yetecek kadar küçük. Kültürlerin karışımı ise M.Ö 5000 yıllarına dayanıyor. Avrupa kıtasının en güneyinde, İtalya ile Tunus arasında bulunan, Güney Avrupa’nın ve Akdeniz’in saklı kalmış cenneti Malta’nın tarihi birçok döneme (ilk çağ, orta çağ, tarih öncesi, yakın çağ) tanıklık etmiş. Aynı Rodos’ta olduğu gibi, Malta Şövalyeleri de tarihe efsanevi damgasını vurmuş. Başkent Valletta ismi de Malta Şövalyesi Jean De Valletta’dan geliyor. (Bense hâlâ o demirden şövalye kıyafetleri ile Allah’ın sıcağı bu adalarda nasıl yaşadılar düşünmüyor değilim. Belki şortlu versiyonu vardır) İşte Valletta, sizi bu tarihin içine çekiyor. Valletta’nın surlarına vuran hırçın dalgalar, size fotografik olarak büyüleyici sahneler sunuyor. Fotografik olarak büyüleyici derken, bu yazıda gördüğünüz ikonik fotoğrafların tamamı Maltalı dünyaca ünlü fotoğrafçı Kurt Arrigo’ya ait. Sonraki aylarda kendisi ile yapacağım röportajda büyüleyici fotoğrafların arkasındaki çalışmanın büyüklüğü ve sanatsal gözü okuyacaksınız. www.kurtarrigo.com
Her taraf deniz olunca, haliyle Malta’nın yelken yarışlarına ev sahipliği yapmaması düşünülemezdi. Rolex Middle Sea Race, bu yarışlardan biri. Malta’da ikamet eden Alan Green ve Jimmy White adlı iki İngiliz yatçı ile Royal Malta Yat Kulübü üyesi iki Maltalı denizci Paul ve John Ripard arasındaki sportif rekabetin bir sonucu olarak doğmuş. İlk başta bölgenin sonbaharda azan rüzgârlarında heyecan verici bir yarış olsun diye düşünülüp, Malta’da başlayıp Syracuse Sicilya’da sona ermesi planlanmış. Ancak daha sonra Lampedusa, Pantelleria, Egadi ve Aoelian adalarını içererek Sicilya adasının etrafında dönmesi ve yine Malta’da sona ermesine karar verilmiş. Bu müthiş rotaya Royal Malta Yacht Club’ın da dahil olmasıyla Middle Sea Race doğmuş. 2001’den bu yana ise Rolex sponsorluğunda yapılıyor.
MALTA MUTFAĞI
Malta mutfağı, Maltalılar ile yüzyıllar boyunca adayı işgal eden birçok medeniyet arasındaki uzun kültürel ilişkinin bir sonucudur diyebiliriz. Bu lezzet birliktelikleri, Malta mutfağının Akdeniz mutfağının eklektik bir karışımı olmasını sağlamış. Maltaca dilinin biraz Arapça kokması gibi, mutfağı da bir yandan Kuzey Afrika esintileri barındırırken bir yandan da Sicilya esintileri yoğunlukta. Gerçi zaten Sicilya mutfak kültüründe de Arap esintileri vardır.
Geleneksel Malta yemekleri mevsimlere göre değişiyor. Lampuki Pie yani bir çeşit balık böreği, Stuffat tal-Fenek (tavşan yahnisi), Bragioli (soslu moslu kıyma dolgulu dana), Kapunata (Sicilya’ya ait İtalyan Caponata’nın kardeşi yani patlıcanlı, domatesli bir çeşit Ratatuy), Gbejniet isimli bir keçi peyniri içeren dul çorbası, en çok konuşulan geleneksel yemekler arasında.
Balık bol olduğunda Aljotta balık çorbası, tercih edilen Malta yemeklerinden. Mevsime göre spnotta (levrek), cerna (orfoz), dentici (sinarit), sargu (çipura) ve trill (barbun) en sık bulabileceğiniz balıklar. Sicilya ile İtalya ana karası arasında yani hemen hemen aynı sularda yakalanan kılıçbalığı da Malta mutfağının bilinenlerinden. Ahtapot, kalamar, diğer kabuklular da Akdeniz mutfağının olmazsa olmazı olduğu için Malta mutfağının da baş tacı. Deniz ürünlerinin Maltaca isimleri de yemek isimleri gibi biraz İtalyancadan geliyor. Öyle ki, tatlılarda da Sicilya’nın en bilinen geleneksel tatlısı Cannoli, burada Kannoli ismiyle karşımıza çıkıyor. Sicilya usulü semi-freddo’lar burada da var.
Çoğu yerde sarımsak, kırmızı biber ve Malta baklası diyebileceğimiz Ful ta Girba’dan oluşan kalın bir ezme olan Bigilla’yı görürsünüz. Mutlaka denenmesi gereken atıştırmalıklar ise “Hobz biz-zejt” (zeytinyağına batırılmış, üstüne domates sürülmüş, ton balığı, soğan, sarımsak, domates ve kapari karışımıyla doldurulmuş yuvarlak ekmek üstü) ve en meşhur Maltalı yiyecek ise “Pastizzi” yani bir çeşit tuzlu hamur işi.
BEŞ YÜZYILLIK ÇÖREK
Aslında ucuz bir sokak yemeği gibi görünüyor, ama değil. Fast food yani hızlıca pişen hızlıca yenen bir çörek desek, o da değil. Çünkü iç dolgusunun pişmesi ve hamurunun dinlenmesi saatler alıyor. Bu yüzden Maltalılar, ucuza satılan bu küçük çöreğin hakkının verilmediğini düşünüyorlar.
İlk olarak 16. yüzyıldaki kayıtlarda ortaya çıkıyor Pastizzi. O yüzyıllarda zengin yiyeceği olduğu söyleniyor. 1595 yılında Gio Matteo Stagno isimli yerel bir sanatçının yine İtalyancadan gelme “Pasticci di carne” (etli çörek) yediğinin kayıtlara geçmesi ile anlıyoruz ki günümüzde halen elle yapılan Pastizzi, şekli şemaili ve çıtır milföy hamurlu dış dokusu sebebiyle biraz Napoliten Sfogliatelle’ye benziyor. Tek farkı daha büyük olması ve asla tatlı olmaması. Ricotta peyniri, körili bezelye ve tavşan eti ile dolduruluyor. 20.yüzyılın yarısına dek evlerde fırın olmadığından sadece bayramlarda fırınlara götürülüp pişirilirmiş. Sıcağa dayanıklı bir hamur olmadığından pastizzi, nem ve sıcaklığın sabit olduğu yer altı fırınlarında yapılırmış. Vittoriosa’da o dönem pastizzi yapmaya başlayan bir pastacının eşi, gizemli bir şekilde aniden ölünce, kilise sebebin bu masum çörekçik olduğuna hüküm vermiş ve Pastizzi 17. yüzyıl ortalarına dek yasaklanmış. Daha sonra Dominik rahipleri tarafından yeniden menülere eklenmiş ve Pastizzi’nin hayatı kurtulmuş. Belki de yasaklı kalsaydı, bu lezzet günümüze kadar gelemeyecekti.
Madem yaz geliyor, hırçın dalgalarını seyretmeye, Valletta’da tarihi bir yürüyüşe ve bir Pastizziyi ağza atmaya Malta’ya gidersiniz diye umuyorum. Herkese tatlı ilkbaharlar…☸
Traditional savoury pastry Pastizzi from Malta with ricotta filling. Valletta on background; Shutterstock ID 1319056403; purchase_order: Yacht Türkiye; job: Ayın Tarifi; client: ; other:Group 5
Türk tersane Vicem Yachts, Avustralyalı bir müşterisi için inşa ettiği 29 metrelik yatı Vicem 95’in tasarım şifrelerini açıkladı. Kişiselleştirilmiş detayların ön planda olduğu Empire adını taşıyan model, 67 feet’ten 107 feet’e uzanan Cruiser serisini daha da zenginleştiren özellikler taşıyor.
Vicem Yachts’ın Cruiser serisinin tüm üyelerinde olduğu gibi, üç güverteli Vicem 95 de bir bakışta içinde bulunduğu ailenin DNA’sını yansıtma gücüne sahip. Geniş flybridge ve iyi gölgelendirilmiş arka kokpitten yüksek kaliteli iç kaplamasına kadar her santimetrekaresinde tam bir Vicem tarzı hâkim. Şu anda Avustralya’ya giden Vicem 95, ilk kez bu yılın bahar aylarında Gold Coast yakınlarındaki Sanctuary Cove International Boat Show’da sergilenecek.
VICEM 107 KRİTERLERİNDE TASARLANDI
Türk tersane Vicem Yachts’ın yakın zamanda suya indirdiği Vicem 95, Empire (İmparator) adını taşıyor. Empire, sahiplerinin beğendiği Vicem 107’ye pek çok açıdan saygı duruşu niteliğinde. Vicem Yachts’ın İç Tasarımlardan Sorumlu Başkanı Deniz Sönmez, “Yatın sahipleri akıllarında çok net bir fikirle bizimle konuşmaya geldiler. Klasik Vicem 107 Cruiser’a âşık olmuşlardı ve o kıstaslarda bir yat inşa edilmesini istiyorlardı. Şirket içi tasarım ekibimiz onların isteklerini dikkate alarak beklentilerine uyacak şekilde tasarlanmış bir plan oluşturdu” açıklamasını yaptı.
Empire, teknenin tamamına dengeli bir şekilde dağılan açık hava yaşam alanlarına ev sahipliği yapıyor. Ön güvertede hem bir oturma hem de yemek alanı planlanmış. Ayrıca gün ışığının adeta üzerinde dans ettiği bir güneşlenme/dinlenme köşesi de mevcut. Geniş ve düz yan güvertelerin bağlanmış olduğu bu alan, kokpitin bulunduğu bölgeye açılıyor. Kokpitte tam gölgelendirme yapılmış ve 10 kişiyi rahatlıkla ağırlayabilecek bir yemek alanı yer alıyor. Bu kurgu, buzdolabı, yıkama/lavabo alanı ve gizlenebilir/gömme bir TV ile tamamlanıyor. Devamı Nisan 2024 sayısında.
Hello from Pozitif Studio Team. If you need any help with photos, please do not hesitate to contact us.’[email protected]’Hello from Pozitif Studio Team. If you need any help with photos, please do not hesitate to contact us.’[email protected]’Hello from Pozitif Studio Team. If you need any help with photos, please do not hesitate to contact us.’[email protected]’