Yazar: MURAT ÖKSÜZ

  • Nisan 2024

    Nisan 2024

    Denizcilik dünyasında Nisan ayında olan biten tüm olaylar…

    31 MART-2 NİSAN

    SCHÜCO BAYK KIŞ TROFESİ V. AYAK

    Ocak ayında başlayan ve Milta Bodrum Marina iş birliğinde düzenlenen trofe, yedi ayak sonunda tamamlanacak.  www.bayk.org

    3-7 NİSAN

    INTERNATIONAL MULTIHULL BOAT SHOW

    Geçen sene 70 civarında katamaran ve trimaranın suda sergilendiği fuar, Fransa’da La Grande-Motte’de düzenleniyor. www.multicoque-online.com

    5 NİSAN

    MIYC TRI0 CUP III. AYAK

    Bu sene ikinci defa düzenlenen, dördüncü ve son ayağı 19 Nisan’da yapılacak yarışa otuza yakın sporcu katılıyor.  www.miyc.org

    6-7 NİSAN

    ENGİN SİLİ KUPASI

    Yarış, 2020 yılında yaşamını yitiren Engin Sili’yi anma amaçlı düzenleniyor. www.istanbulyelken.org.tr 

    6-7 NİSAN

    MIYC KIŞ TROFESİ IV. AYAK

    Marmaris’te düzenlenen, yerli ve yabancı yarışçıların katıldığı 15 yaşındaki Kış Trofesi, altı ayakta tamamlanacak. Beşinci ayak ise 20-21 Nisan’da yapılacak. www.miyc.org

    11-14 NİSAN

    J/70 TENZOR KIŞ TROFESİ 5. AYAK

    Bodrum’da gerçekleştirilen, J/70 yarış tekneleri arasında düzenlenen kupanın yeni ayağı koşulacak.  www.tenzorcup.com

    13-14 NİSAN

    EAYK KIŞ TROFESİ V. AYAK

    Çeşme Marina iş birliğinde organize edilen trofenin sondan bir önceki ayağında 30 civarında tekne yarışacak.  www.eayk.org

    20-21 NİSAN

    FERCO KOMODORLAR KUPASI

    TAYK 2023 Trofesi’nin açılışını yapacak Ferco ana sponsorluğundaki yarış, Caddebostan-Adalar parkurunda yapılacak.  www.tayk.org.tr

    28 NİSAN

    TYF SÜPERPAR SPORTSBOAT TROFESİ I. AYAK

    İstanbul’da spor teknelerin yarıştığı dokuz ayaklı trofe, Ekim ayında sona erecek.  www.sportsboatturkiye.org

  • Sezona hazır tekneler

    Sezona hazır tekneler

    Nisanla birlikte baharı karşılarken deniz sezonunu iple çekmeye başladığımız günlere giriyoruz. Başlıktaki “hazır tekne” ibaresini kapağımızda da gördünüz. Altını çizme nedenimizse son birkaç yıldır kolay kolay tekne bulunamaması. Pandemi dönemindeki o müthiş rüzgârla birlikte iki yıl sonrasına teslim edilmek üzere siparişlerin alındığına bile şahit oluyorduk. Bu yılın ilk çeyreğindeki boat show’lardan gözlemlediğimiz kadarıyla ibre bu anlamda biraz olumluya dönmüş bulunuyor. Biz de sezon öncesi satıcıların kapısını çalarak hemen teslim ya da sezona yetişebilecek tekneleri listeledik. Ayrıca yılın başından bu yana birçok markanın uyguladığı kampanyaları da araştırdık. Boyları 6 metreden 15 metreye değişen yelkenliden motoryata, RIB’den elektrikli tekneye 25 modeli bir araya getirdik. Fiyatlar 39 bin Euro ile 940 bin Euro arasında, yani her bütçeye uygun tekne bulmak mümkün… 

    Kapağımızdaki güzel ise Türkiye’de hayli ilgiyle karşılanan lüks İtalyan üretici Arcadia’nın 29 metrelik A96’sı. Cesur hatlarıyla denizle iç içe yaşam alanları sunan ve donanımında çevreci birçok özelliği barındıran yatın başlangıç fiyatı 9 milyon 900 bin Euro. Yakında Arcadia’ları sularımızda daha fazla göreceğiz çünkü A96’nın ilk iki gövdesi de Türkiye’den alıcı buldu. Megayat sayfalarımızın konuğu bir başka köklü İtalyan marka Canados’un 43 metrelik üç güverteli modeli Oceanic 143. Bu ödüllü yatın ilan edilen satış fiyatı da yaklaşık 25 milyon Euro. Test bölümümüzde bu ay bir yelkenli var. Yazarımız Alper Günoral’ın İstanbul Tuzla’da seyre çıktığı Fransız Dufour’un 12 metre boyuna rağmen kendinden büyük teknelerin konforunu sunan Dufour 41’inin başlangıç fiyatı ise 240 bin Euro civarında. Yani dosya konumuzda da belirttiğim gibi her bütçeye uygun tekne bulmak mümkün. Dergideki teknelerse sadece bunlarla sınırlı değil, Türk tersane Vicem’in son modeli Vicem 95’in detaylı anlatımıyla birlikte dünya sularındaki en yeni modelleri yine sayfalarımıza taşıdık…

    Yazarlarımız da bu sayıda baharı karşılıyor. Miray Süleymanoğlu Öncü “bayram rotası” önerileriyle Fethiye ve Göcek’e; Deniz Kurt leziz yemeklerini anlattığı ada ülkesi Malta’ya; Tanıl Tuncel oldukça renkli bir nehir olan Kinabatangan’daki anılarını hatırlattığı yazısıyla uzak sulardan bir başka adaya, Borneo’ya götürüyor. Bünyamin Sürmeli, Cem Gürdeniz, Eralp Deliktaş, İnanç Işıl Yıldırım ve Mehmet Bezdan da merakla okuyacağınız konularla karşınızda…

    İyi bir bahar geçirmeniz dileğiyle, keyifli okumalar…

  • Bahar geliyor

    Bahar geliyor

    Henüz soğuklar bitmedi ama bence yaza hazırlanma vakti. Bir bakmışsın sıcaklar bastırmış. Bence Güney Ege’de yeterince bahar geldi, gidip Kelebek’in hatırını sorma zamanı.

    Teknemizi eğer kışın karaya çekmemişsek şimdi zamanı. İşinizi kendiniz yapmayacaksanız, bulunduğunuz yerdeki çekek yerlerinden randevu almak, becerisine, sözüne inandığınız usta ayarlamak zaman alabilir. Kışın ustaları ayarlamış, yapılması gerekenlere kendiniz bulaşmadan yaptıracak olsanız da bu yazının size de faydası olacağını tahmin ediyorum.

    Kışın tozunu hortumu donatıp, bir güzel yıkayınca altından kızınızın güzelliği ortaya çıkıyor. Biraz makyaj isterseniz pasta cilayla fiberglasın okside olan yüzeyini temizlersiniz. Ben yazın da sabahları güverteyi dolaşıp havluyla silerim, güverte kuruyunca tozsuz, eğer yaptığınız seyirde güverteye serpinti yemişseniz tuzsuz, pırıl pırıl ortaya çıkar. (Çiğ toplanırsa, deniz kazazedelerine hayatta kalabilecek kadar içme suyu verebilir.) Neyse şimdi biz survivor moduna girmeyelim, önümüzdeki güzel yaza hazırlanıyoruz. Güvertedeyken teak’lerinizini de elden geçirmeniz gerekecek. 

    TEAK DECK

    Yeni Zelanda’da yat inşasında çalışırken teak deck (tik güverte) benim uzmanlığımdı. Güverte kaplamak için kütük seçip uygun şekilde biçtirirdik. Birkaç tip vereyim: Güvertede güneş, rüzgâr, tuza açık teak’in yıpranması kaçınılmaz, ağacın tekdüze aşınması için, kullanılan ağacın damarları yüzeyde paralel görünecek şekilde yerleştirilir, verniklenecek masa vb. gibi dekoratif kısımlarda da “map” dediğimiz hareli şekil yüzeye getirip kullanılır.

    Siz teknenizi aldınız ve bir değişiklik yapmayacaksanız bu bilginin faydası için geç ama elinizdeki teak’leri gidebildiğince yaşatabilmek için; 

    1- Süper tazyikli suyla yıkayıp, bir de üstüne sert fırçayla ovalayıp yumuşak damarları oymayın, temizlik yeşil pad’lerle yapılmalı.

    2- Temizlenen teak zevkinize göre çeşitli şekillerde bitirilir; yağlarsanız, güzel görüntünün bedeli oturduğunuzda poponuzu yakacak sıcaklık. 

    Benim tercihim, güverte gibi yatay yüzeylerin tabii haline bırakılması, güzel gümüş gri olur. Güvertede kenardaki marginleri yağ veya vernikle bitirmek güzel border veriyor.

    KROM

    Bizim krom dediğimiz paslanmaz çelik aksam, üzeri parlatılmış değilse çizik ve çatlaklar paslanır. Ben doğrusu temizlik hastası, pırıltılı olmasına takılmasam da kaynak noktaları, liftin ve çarmıh gibi noktaları temizler ve ince bir çizgi gibi pas varsa mental not alırım, (şimdi akıllı telefonla fotoğrafını da kaydedersiniz) temizledikten sonra da takip ederim. Eğer aynı noktada devamlı pas oluşuyorsa altında bir çatlağı işaret ediyor olabilir. 

    Arma telleri bildiğimiz gibi ince teller sarılarak yapılıyor, bizim krom dediğimiz paslanmaz çelik demir ve krom alaşımı teknede kullandığımız 304 ve 316, endüstride 400 serisi gibi daha birçok “krom” paslanmaz var, alaşım içindeki karbon miktarı önemli onu daha sağlam, daha esnek, daha kırılgan yapıyor. (Benim 40 yıldır kullandığım testere dişli bıçağım var, yüksek karbon çeliği olduğundan keskinliğini koruyor ama tuzlu bırakırsam hafif paslanır.) Teknede tercih edilen daha az paslanır ve daha esnek olan 316, 304 ise daha güçlü, demir zincirinde kullanılır.

    Şimdi, benim bizzat gözlemlediğim önemli olan nokta; kabaca izahı ile, eğer armadaki çarmıh telini oluşturan ince teller ve teknenin herhangi bir yerindeki saplama somun kombinasyonundaki elemanlar fabrikada aynı kaptan çıkmamışsa, 316 değil de atıyorum 317 olmuşsa, bu iki parça bir de deniz suyuna temas ediyorsa, al sana pil “elektroliz”. Eksi, artıyı yiyor. Ben eski Kelebek’in armasında ve “skeg” dümenin önündeki parçaya bağlandığı lamalardaki saplamalarda sanki kurt yemiş gibi çürümeler gördüm. (Tekne yaptıranlara tavsiyem sualtında paslanmaz kullanmayın, bronz kullanın.)

    GÜVERTE

    Güvertede makyajdan önemli, “life lines” vardavela telleri ve puntelleri sizi güvertede tutacak elemanlar incelenmeli. Solar paneller, seyir ışıkları ve diğer elektrikli alet edevatın bağlantı kabloları yerinde mi? Kışın bağlantılar oksitlenmiş mi? Gevşemiş mi? 

    Demir zinciri ne alemde? Pas durumu? (Baklaların birbirine sürttüğü kısmı kumpasla ölçersek bize gerçek ölçüyü verir, eğer teknenizin taşıması gerekenden daha incelmişse yeni zincir düşünmelisiniz, pas aşınma derecesinde değilse gayet güzel galvanizliyorlar.) Markalamalar (Ben 10 metrede bir, bulduğum yırtık bir bottan kestiğim kumaş şeritler dikerek yaptığım markalamayı en dayanıklı buldum.) Zincirliği boşaltıp gelen kum, erişte artıklarını kış uykusuna yatarken temizleyip tatlı suyla yıkamadıysanız, şimdi zamanı. Teknenizdeki zincirlikteki suyu boşaltma delikleri büyük ihtimalle tam tabanda değildir ve zincirle gelen deniz suyu tam boşalmıyordur, zinciri tuzlu suda demlenmekten kurtarmak için boşaltma deliklerinden yukarıda olacak şekilde bir platform yapın veya yaptırın.

    Yelkenleri benim gibi üzerinde bıraktıysanız kontrol ediniz, şaka gibi ama bir kedi komando gibi, doğurduğu beş yavrusunu birer birer ağzında taşıyıp ana yelkenin lazy bag ucundan sokmuş ana yelken üstünde, kılıfın altında yuva yapmıştı, arkadaşlar uyandırdı, yoksa yelken basınca yavrular uçuşacaktı. 

    MAKİNE

    Aşağı inebiliriz artık. Her ne kadar yelkenliysek, mazot fiyatlarından neredeyse marinadan yelkenle çıkacak hale gelip yelkenin yağını çıkarıyorsak da bizim sularda makinemiz başrolde. Yıllık bakımını kışlamaya girerken anlatmıştım, şimdi ona ilave, mazot tankınızı dolu bırakmış olsanız bile tanklarda kondanseden su birikebilir, ilk çalıştırmada birinci mazot filtresinde biriken suyu boşaltın. Eğer Racor filtreniz varsa altındaki cam haznesinde görürsünüz.

    Eğer kuzeyde karaya çekmiş, su depolarını özel antifiriz ile kışladıysanız, temiz suyla yıkamalısınız. Tabii tuvaletler de elden geçecek, discharge hortumları sidiğin deniz suyuyla reaksiyonundan oluşan kireç taşı ile kaplanıp daraldıysa söküp döğerek boşaltırsanız mevsimin ortasında, bir de misafiriniz varsa tıkanan tuvaletle uğraşmak hiç eğlenceli değil.

    İşin emniyet kısmında yangın tüpleri, işaret fişekleri, denize adam düştü durumunda kurtarma teşkilatı, can salının güncellenmesi. Ben bizim sularda can salından çok dinghy’e güvenirim. Dinghy daima şişik (benimki fiber tabanlı olduğundan zaten söndürüp katlanmaz ama söndürüp katlananlar düşünmeli) can salının denize atılabilmesi, şişmesinin garanti edilmesi bir (?) can salını inkâr etmenizi söylemiyorum yalnız bizim sularda mesafeler kısa, derken, Akdeniz’de Cebelitarık’a kadar sadece Yunanistan-İtalya ve İtalya-İspanya arasında gece aşırı seyir yapmak zorunda kalırsınız. Bot içinde de kurtarılana kadar hayatta kalabilirsiniz.

    KENDİMİZİ DE HAZIRLAYALIM

    Özellikle kışın hayaller kurup biraz öteye gitmek için planlar yapanlar, sadece hayalde kalmayıp zevkli bir gerçeğe dönüşmesi için teknenin yanında kendilerini de hazırlamalıdır.

    Gideceğimiz yer hakkında gerçekçi bilgiler toplamak o kadar kolay değil. Elimizdeki akıllı telefon ekranında gösterdiği fotoğraflarda kadraja girmeyenleri göstermez. Gün batımı güzel de kadraj dışındaki mezbelelik ne olacak? Turistik bilgileri dikkatli toplamak gerek, oranın iyi mevsimi, festivaller, kalabalık vs.

    Daha önemli olan işin seyir kısmı. Oraya sağ salim gitmemiz için seyir planı yapmalıyız. (Artık bölgenin güncel haritalarından bahsetmiyorum herkesin akıllı telefonunda akıllı haritaları var, bu akıllı haritalar üzerinde daha önce orada bulunanların notları da var.) Bize araştıracak, mevsim bilgileri, hâkim rüzgârlar, akıntılar, etaplar; işler yolunda gitmezse B planları sığınacak limanları bulmak kalıyor.

    Mevsim başlamadan emercensi durumlarda nasıl hareket edeceğimiz bilgilerini de tekrar gözden geçirmekte fayda var. Sadece kendimiz için değil diğer denizcilere de yardım için.

    Bu acil durumların detaylı izahını “Google amca” gayet güzel anlatır, lütfen okuyun. Yalnız üzerinde durayım; denize güzel vakit geçirmek için çıkıyoruz ama sorumluluk sahibi bir birey olarak bu kurallara titizlikle uymalıyız, çünkü bu kurallar insan hayatını kurtarmak için var. (Örneğin; “keyfimize göre havai fişek atmamalıyız” gibi. Havai işaret fişeklerinden günü geçmiş olanlar Batı dünyasında yalnız yılbaşı gecesi atılır. O gün başınızı belaya sokmayın, kimse ciddiye almaz.) 

    Keyifli bir yaz olsun.☸

  • DÜNYADA BİR İLK: Tam elektrikli megayat serisi

    DÜNYADA BİR İLK: Tam elektrikli megayat serisi

    Explorer ve Expedition versiyonları olan ve toplamda altı farklı tekneden oluşan “67m serisi” dünyanın ilk sıfır emisyon megayat serisi olacak. Tam elektrikli bu tekneler hidrojen jeneratörler kullanacak. Seriyi tasarlayıp İtalya’ya ihraç eden ise ödülü Türk tasarımcı Baran Akalın.

    Yazı EYÜP ÖZEL [email protected]

    Genç ve başarılı yat tasarımcılarından Baran Akalın yine çok konuşulacak bir projeyle gündemde. Altı farklı tekneden oluşan elektrikli megayat serisinin tasarımını İtalya’ya ihraç eden Akalın’dan şimdilik açıklanmasına izin verilen detayları öğrendik.

    Teknelerin İtalya’nın Sardinya Adası’nda üretilmesi planlanıyor. Sardinya’da 18 hektarlık bir alanda aynı anda üç adet inşa edilecek. Tüm hangar, depo ve ofis binaları da planlanmış. Çelik ve alüminyumdan oluşan serinin kabuk üretimi ise ülkemizde yapılacak. Akalım, şu an bu konu için farklı tersanelerle görüşmelerin devam ettiğini söylüyor.

    Üç ayrı model ve bu modeller içerisinde “Explorer Yacht” ve “Expedition Yacht” olarak iki farklı versiyonla birlikte toplamda altı farklı tekneden oluşuyor 67m serisi. Bunlardan ilk ikisinin genel yerleşim ve dış tasarım süreçleri tamamlanmış. Şu an üçüncü proje üzerinde çalışıldığını belirten Baran Akalın, 60m “Elektrikli Power Catamaran” projesinin de bu projelerden hemen sonra tasarlanmak üzere sıraya alındığını söylüyor. 

    Serinin genel özellikleri ise şu şekilde: 67 metre uzunluğa, 2 bin 380 ton ağırlığa sahip. Çelik gövde üzeri alüminyum üst binalı. İçerisinde 30 yıl kullanım süresi bulunan 90 ton ağırlığında 11 MW gücündeki piller ve bu pilleri besleyen suyla çalışan iki adet, 8 metre boyunda, 2,50 metre uzunluğunda ve 2,50 metre yüksekliğinde hidrojen jeneratörleri bulunuyor. Bu sayede iki üç sene karaya uğramadan suda kalabiliyor.

    SİSTEMİN DETAYLARI GİZLİ

    Tamamen yakıtsız ve elektrikli olacak bu projeler, üretimi tamamlandığında, bu boyda yani megayat sınıfında dünyadaki ilk elektrikli ve yakıtsız yatlar olacak. 

    Projeler, üreticinin “tank deck” adı verilen en alt güvertenin ortaya çıkarılması ile başlamış. Üretici bu güvertedeki tüm sistemleri yaklaşık beş yıl süren bir sürede çalışır hale getirmiş. Aslında teknenin mühendisliğinin büyük bir kısmını üretici üstleniyor. Elektrik projesinin bir bölümü ise Türk firması Alke Marine tarafından yapılmış. Sistem ve detay bilgileri üretici tarafından gizli tutuluyor. Teknelerin dış tasarımları, genel yerleşimleri (mimarisi), tüm estetik ve fonksiyonel alanları Baran Akalın tarafından tasarlanmış. İç mekân dekorasyonları tekne sahibinin inisiyatifine bırakılmış. Tersane bünyesinden-markadan talep edilecek iç dekorasyonlar yine Baran Akalın’ın stüdyosu tarafından yapılacak.

    İlk teknenin siparişini vermek isteyen tekne sahibi (ismini şu an için gizli tutuyorlar) sistemin çalıştığını görmek istediği için şu an gerçek ürünlerle birebir demo hazırlanıyor. Sistem eksiksiz çalıştığı takdirde ilk sipariş de alınacak. 

    90 TONLUK PİL ODASI

    Megayat dünyasında hibrit modellere sık rastlıyoruz. Bu serinin onlardan ayrılan yanını Baran Akalın şöyle özetliyor: 

    “Şu ana kadar yapılmış en büyük tam elektrikli veya yakıtsız tekneler en fazla 25-30 metre bandında. Onların da içerisinde mecburen bir jeneratör olduğundan aslında hibrit sistem oluyorlar. Bizim projeler tam elektrikli ve jeneratör olarak hidrojen jeneratörleri mevcut. Yani arıtılmış saf su ile pillerini şarj edebiliyor. Bu da tekneleri tamamen yakıtsız bir sistem ile beslemiş oluyor. Hidrojen jeneratörler aslında uzun zamandır denizaltı araçlarında kullanılan bir sistem. Dolayısıyla bilmediğimiz veya yeni tanıştığımız bir sistem yok teknelerde, sadece çok iyi entegre edilmiş sistemler var. Ayrıca megayat sınıfında standart yatlar üç dört ay karaya uğramadan suda kalabiliyorken, bizim tekneler iki seneye kadar suda kalabiliyor. Sadece pillere ayrılmış 90 tonluk bir pil odası mevcut. ‘Tank deck’ üretici firma tarafından tasarlandı ve gizli tutuluyor, bu sistemlere biz pek karışmıyoruz ama geriye kalan, su üzerinde görünen tüm mimari tasarım ve yaşam alanlarının yerleşiminden sorumluyuz.”☸