Yazar: MURAT ÖKSÜZ

  • Yeniden tasarlanan HYDROCONQUEST koleksiyonu şimdi özel Longines GMT mekanizmasıyla geliyor

    Yeniden tasarlanan HYDROCONQUEST koleksiyonu şimdi özel Longines GMT mekanizmasıyla geliyor

    Spor saatler arasında gerçek bir klasik olan HYDROCONQUEST serisi, zarif bir tasarıma ve özel Longines GMT mekanizmaya sahip yeni modellerle genişletildi. Kanatlı kum saati markasının iki ayırt edici özelliği olan teknik mükemmellik ve zarafeti birleştiren bu yeni seri bir yandan su sporlarından ilham alırken, bir yandan da Longines’in farklı zaman dilimlerini gösteren saatlerdeki derin uzmanlığını yansıtıyor.

    Longines’in HydroConquest serisi, 2007’de piyasaya sürülen bu sembolik koleksiyon, bir ilk olarak GMT mekanizmasını kapsayan yeni modellerle genişletiliyor. Bu özellik, saatte iki farklı zaman diliminin aynı anda görüntülenmesini sağlıyor. Bu fonksiyonun arkasında oldukça zengin bir miras var: Longines bu özelliği, kol saatlerine 1925 gibi çok eski bir tarihte getirdi.

    HydroConquest GMT, tüm gezginler için yararlı olan bu özelliği, ilham aldığı su altı sporları ile birleştiriyor. Modern zamanın kâşif maceracılarına ve sınırları zorlayan sporcu erkek ve kadınlara yönelik bu koleksiyon, gittikleri her yerde onlara eşlik edecek.

    Longines, bu yeni nesil saatler için retro esintili tasarımı en son teknolojik gelişmelerle birleştirdi. Ayrıca 41 mm çapındaki vidalı paslanmaz çelik arka kapak yeniden tasarlandı. Silikon denge yayı ve anti-manyetik malzemelerden yapılan yenilikçi bileşenlerle donatılmış özel ve yeni bir Longines GMT kalibresi de mevcut., Manyetik alanlara karşı ISO 764 standardına göre on kat daha dayanıklı ve son derece hassas olan bu mekanizma, 72 saatlik bir güç rezervine sahiptir.

    HydroConquest GMT, ışıldayan bir kapsül ve vidalı kurma kolu ile donatılmış tek yönlü ve çentikli yeni seramik bezeliyle de öne çıkıyor. Saten ve cilalı yüzey seçenekleri ise bu yeni modellere incelik ve zarafet katıyor. Yeşil, kahverengi, siyah ve mavi gün ışığı kadranları, iki renk tonlu 24 saatlik göstergeyle geliştirildi. Yaldızlı veya gümüş cilalı ibreler ve saat göstergeleri, Super-LumiNova® kaplaması sayesinde her koşulda kolaylıkla okunabiliyor. Saat 6 ve 9 yönünde yuvarlak, saat 12 yönünde ise üçgen şekilleri bulunuyor. Saat 3 pozisyonunda ise tarih göstergesi bulunuyor. Ok şeklindeki GMT göstergesi, kadran çıkartmalarının rengiyle eşleşiyor. 

    Otuz bar’a (300 metreye) kadar su geçirmezlik sunan HydroConquest GMT modelleri, tamamen yeniden tasarlanmış H şeklindeki baklalarıyla dikkat çeken paslanmaz çelik bir bilezikle donatılmıştır. Ayrıca mikro ayarlı toka da Longines’de bir ilk niteliğinde. Kadranların renklerini tamamlayan bu yeni saatler, mükemmel uyum ve rahatlık için mikro ayarlı katlanır tokaya sahip mavi veya siyah kauçuk kayışla da birlikte sunuluyor. Haki yeşili veya bej renkte NATO kayış seçenekleri de mevcut. 

    Yeni HydroConquest GMT, her macera için mükemmel bir seçenek. Tüm dünya oyun alanınız olsun!

    Mekanizmalarımız hakkında

    Yüzyılların saat üretimi deneyiminden güç alan ve bugüne kadar pek çok teknik ilerlemeye öncülük etmiş olan Longines, yeniliğe olan tutkusunu korumaya devam ediyor. Longines, mükemmele ulaşma hedefinden asla taviz vermeden, otomatik saatlerinin tamamında, silikon denge yaylı son teknoloji mekanizmalar kullanıyor. Silikon; hafif ve paslanmaya dayanıklı olmanın yanı sıra olağan sıcaklık dalgalanmalarına ve manyetik alanlara karşı da duyarlıdır. Silikon, eşsiz özellikleri sayesinde saatin hassasiyetini artırmakta, ömrünü uzatmakta ve Longines’in bu modelleri 5 yıl garanti vermesini sağlamaktadır. 

    Longines Hakkında

    Longines, 1832’den beri İsviçre’nin Saint-Imier kentinde faaliyet göstermektedir. Saat işçiliğindeki uzmanlığı, geleneğe, zarafete ve performansa olan güçlü bağlılığını yansıtır. Çok uzun yıllardır dünya şampiyonalarının resmi zaman tutucusu olan ve uluslararası spor federasyonlarıyla işbirlikleri gerçekleştiren Longines, spor dünyasıyla uzun yıllara dayanan sağlam ve uzun soluklu ilişkiler kurmuştur. Saatlerinin zarafetiyle tanınan Longines, dünyanın önde gelen saat üreticisi The Swatch Group ailesinin bir üyesidir. Kanatlı kum saati logosu taşıyan markanın 150’yi aşkın ülkede satış noktaları bulunmaktadır.

  • Azimut Magellano 60 – Cannes’dan önce Malta’da

    Azimut Magellano 60 – Cannes’dan önce Malta’da

    İtalyan Azimut’un Magellano serisinin yeni başlangıç modeli, Cannes Yachting Festival’da dünya prömiyerini yapmadan önce Malta’ya getirildi. Tekneyi Esprit Yachting’in davetiyle, yine bir Azimut girişimi olan Marina di Valetta’da inceleme fırsatı bulduk. 

    Yazı PELİN ÖZCANLI, Fotoğraflar AZIMUT YACHTS ARŞİVİ

    Azimut Yachting Gala geçen Haziran’da, İtalya’nın Doğu Sicilya bölgesindeki tablo gibi kasaba Taormina’da 12. kez gerçekleştirildi. Etna’nın eteğinde, 17. yüzyıldan kalma San Marco Kalesi’ndeki etkinlikte Azimut’un en ikonik modellerinin yanı sıra yeni Magellano 60 da ilk kez ortaya çıktı. Hemen ardından, 12-17 Eylül’de Cannes Yachting Festival’da dünya prömiyerini yapmadan önce Magellano 60, Espirit Yachting (AzimutIBenetti Group, Nautor’s Swan ve Williams Performance Tenders Malta temsilcisi) ile Malta’ya indirildi. Tauss ailesinin tekne tutkusunun şirkete dönüşmüş hali Esprit Yachting’in Yönetici Direktörü Niki Tauss’a ulaştık. Geçmişinde Pazarlama ve Yeni Medya deneyimleri bulunan Niki’nin Malta’da tüm dikkatleri Magellano 60’a çektiği göz alıcı organizasyonlardan birine katılma fırsatı yakaladık.  

    Magellano 60’ın Malta’daki ilk gösterimi 15 Haziran’da Azimut’un ve Esprit Yachting’in kendi marinaları, Marina di Valetta’daydı. Marina di Valetta; AzimutIBenetti Group’un marina geliştirme bölümü Marina di Varazze S.r.l. ile hâlihazırda işlettiği Varazze, Viareggio, Livorno ve Moskova’daki marinalar arasındaki konsorsiyum neticesinde, 7,4 milyon Euro’luk bir yatırımla 2016’da açılmıştı. Konsorsiyuma Malta’da konaklama, mobilya, inşaat, vb. alanlarda adı sağlam bazı yerel şirketler de dahil ve Esprit Yachting de yatçılık kolunda bunlardan biri. 

    SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VİZYONU

    Magellano 60, Marina di Velatta’nın girişindeki -Tauss Holding girişimi- SA/MI/ZU Mediterranean Restaurant’ın önüne bağlanmıştı. SA/MI/ZU’nun Magellano 60’ın koyu yeşil gövde renginde hazırladığı şık kokteyller eşliğinde tekneyi inceledik. Magellano 60; Magellano 66, Magellano 25M ve amiral gemisi Magellano 30M’den oluşan zamansız Magellano serisinin yeni başlangıç modeli. 18,47 metre boyunda, 5,15 metre genişliğindeki tekne Ken Freivokh imzalı. İlk bakışta, her iki yanında bulunan ve serinin imzası haline gelen tik panjurlar dikkat çekiyor. 

    Azimut’un sürdürülebilirlik vizyonuyla işlenen Magellano 60, ikinci jenerasyon “Dual Mode Hull”a sahip. Böylece markanın Düşük Emisyonlu Yatlar koleksiyonuna katılan 60, kendisiyle aynı ağırlıktaki ve geleneksel sert çeneli gövdeli, şaftlı teknelere kıyasla yüzde 20 daha az yakıt tüketiyor. 60’ın başka önemli bir özelliği ise, AzimutIBenetti Group ile Eni Sustainable Mobility arasındaki yatçılık endüstrisini karbondan arındırma anlaşmasını başlatmış olması. Magellano 60 bu anlaşma kapsamında ilk seyrini HVOlution’la, yani Eni Sustainable Mobility tarafından atık ham maddelerden, bitkisel artıklardan ya da gıda zinciriyle rekabet etmeyen mahsullerden elde edilen yağlardan üretilen, yüzde 100 hidrojene bitkisel yağdan (HVO) bir biyoyakıtla yaptı. 

    SONSUZ ÖZGÜRLÜK

    “İçinizdeki kâşifi özgür bırakın” diyen Magellano 60, uzun menzilli bir crossover. 730’ar beygirlik çift MAN motorla donatılan teknenin yakıt kapasitesi 3 bin 650 litre. Seyir hızı 18 knot, en yüksek hızı ise 26 knot’a erişiyor. Teknede denizle iletişim üst seviyelerde tutulmuş ve özgürlük hissi uzun yollar gidebilmekle beraber tasarımda cam detaylarla da desteklenmiş. Magellano 60’ın havuzluğu, kıçındaki cam korkulukla bir sonsuzluk terası adeta. Buradaki oturma grubu, yükseltilebilen masası sayesinde tatmin edici bir yemek bölümüne dönüştürülebiliyor.

    Havuzlukla salonu sürgülü cam kapı ayırıyor. Salonun iskelesindeki kuzineden de havuzluğa pencere açılıyor. Bir pencere ve iki bar taburesiyle havuzluk ve kuzine arasında bağlantı kuruluyor. Salon komple camlarla çevrili fakat sancak taraf, boydan boya camın önüne yaslanan karşılıklı iki koltuğuyla direkt “keyif” sözcüğünü çağrıştırıyor.  İskelede de U şeklinde altı kişilik bir koltuk mevcut. Salonun önünde, sancakta iki kaptan koltuğu ile tam donanımlı bir kumanda mahalli bulunuyor. İskele önden ise alt güverteye iniliyor.

    ALT GÜVERTE

    Alt güvertede tam ortada tüm genişlikten faydalanan ana kamara yer alıyor. Suda uzun konaklamalarda konforlu bir sığınak olan özel kamara; Viyana hasırlı mobilyadan, yumuşak yatak başlığına, detaylarla zarifleştirilmiş. Ana kamaranın dekorasyonu, tekne sahibini bir wellbeing vahasındaymış gibi sarmalama mantığıyla düşünülmüş. Altı kişiyi ağırlayabilen alt güvertede sancakta ikiz yataklı bir konuk kamarası, başaltında ise çift kişilik yataklı bir konuk kamarası mevcut. Üç banyolu teknenin yüzme platformundan ulaşılan lazaretine de banyolu ve tek yataklı bir mürettebat kabini konmuş.   

    FLYBRIDGE VE ÖN GÜVERTE

    Pek çok sosyalleşme yeri sunan Magalleno 60’ın havuzluğun sonuna kadar uzatılmış flybridge’i, açılabilir detaylı hard-top’la korunuyor. Fly’ın önünü düşük profilli şık bir cam siperlik sarıyor. Teknede ikinci bir kumanda mahalli, fly’ın sancağına yerleştirilmiş. İskelede büyük bir yemek oturma grubu konumlanıyor. Estetik korkuluklu kıçta ise bir oturma bölümü ve bir wet-bar mevcut. Magellano 60’ın ön güvertesi de her yeri gibi akıllıca değerlendirilmiş. Üzeri gölgelendirilebilen ön güverteden de bambaşka bir açıdan denizin tadı çıkarılabiliyor. Burası ayarlanabilir detaylarıyla hem oturma hem de konforla güneşlenme yeri şeklinde kullanılabiliyor. 

    Magellano 60 ile ilgili daha fazla bilgi önümüzdeki ay Cannes Yachting Festival’da açıklanacak. Haziran’dan beri Malta sularında Esprit Yachting’in iş birlikleriyle sıklıkla gördüğümüz Magellano 60, Haziran sonunda ise Mediterranean Film Festival’da ünlü oyuncuları ağırlayarak kendini ortaya koydu.☸

  • Büyük mücadele tamamlandı

    Büyük mücadele tamamlandı

    The Ocean Race, Haziran ayı sonunda tamamlanan yedinci ayağıyla birlikte sona erdi. IMOCA filosunda beşinci ve altıncı ayakları birincilikle bitiren 11th Hour Racing, genel sıralamada lider oldu. VO65 filosunun şampiyonluk kupasını ise WindWhisper Racing Team kaldırdı.

    Geçen yılın sonlarından bu yana heyecanla takip edilen yarış, geçen ayın ilk günlerinde şampiyonlara kupalarının takdim edilmesiyle sona erdi. The Ocean Race 2022-23’ün kazananları IMOCA filosunda ABD’li 11th Hour Racing, VO65 filosunda Polonyalı WindWhisper Racing Team oldu.  

    15 Ocak’ta Alicante, İspanya’dan start alan yarışın birinci ayağında VO65 filosunda WindWhisper Racing Team, IMOCA filosunda ise ilk ayağın ve ikinci ayağın galibi İsviçreli Team Holcim-PRB olmuştu. 11th Hour Racing Team dördüncü ayaktan itibaren kendini göstermeye başlamış ve bunu takip eden ayaklarda liderliği başka takıma kaptırmamıştı. VO65’lerdeki çekişmede de yarış boyunca gerilim dolu anlara sahne oldu, tüm etaplarda WindWhisper Racing Team hayranlarını hüsrana uğratmadı. 11th Hour Racing Team’in şampiyonluğu ise meşakkatli bir süreçten geçti.

    STARTA 17 DAKİKA KALA ÇARPIŞMA

    IMOCA filosu yedinci ayağa hazırlanırken, kısa parkurlu liman içi düzenlenen bir yarışta büyük bir kaza yaşandı. The Ocean Race 2022-23’ün son etabının başlamasına sadece 17 dakika kala GUYOT environnement – Team Europe, 11th Hour Racing Team’in teknesine çarptı. Kaza sonucunda teknenin arka kısmında büyük bir delik açıldı. Her iki teknede de yaralanan olmadı. 11th Hour Racing team ana yelkenini indirdi ve hasarı değerlendirmek için Lahey’deki limana döndü. Skipper olan Charlie Enright (ABD), “Bunu önlemek için elimizden gelenin en iyisini yaptık. Bize çarpan teknenin tarafında neler olup bittiği hakkında spekülasyon yapmak istemiyorum. Sonuç olarak onları protesto ettik ve tekne Guyot kara bayrakla işaretlendi” dedi. Çarpışma GUYOT environnement – Team Europe’un teknesine de zarar verdi. GUYOT’un skipper’ı Benjamin Dutreux olayı şu sözlerle değerlendirdi: “Tekneleri birden önümde belirdi ve artık çok geçti. Temastan kaçınmak olanaksızdı. Tüm sorumluluğu üstüme alıyorum. Kesinlikle bizim hatamız.”

    Kısa süre sonra GUYOT environnement – Team Europe ayaktan çekildiklerini ve 11th Hour Racing Team’e her türlü yardım için hazır olduklarını açıkladı. Çarpışmanın yol açtığı dezavantajı göz önünde bulunduran 11th Hour Racing Team, Dünya Yelken Uluslararası Jürisi’nden Redress (Düzeltme) talebinde bulundu. Ancak bu talep hemen yanıt bulmadı.

    SONA BAŞLANGIÇ

    11th Hour Racing Team, Hague-Cenova rotasında düzenlenen yedinci ayaktan önce dinlenmeksizin teknelerinin tamiriyle uğraştı. 16 Haziran’da Hague’u önce V065 filosu, V065 Sprint’in üçüncü etabı için terk etmeye başladı. Başlangıçta Team JAJO lider idi, hemen ardında Windwhisper Racing Team yer aldı. İkisini nizam halinde Austrian Ocean Racing/Genova, Mirpuri-Trifork Racing ve Viva Mexico takip ediyordu. Cenova’daki büyük finale yarışan beş VO65 ve üç IMOCA teknesi, Manş Denizi’nden çıkıp yarışın bir sonraki aşamasına daha açık sularda başlamak için çabalarken hafif havada ve zorlu koşullarla mücadele ediyor. Bu durumda iki filoda da liderliği hangi takımın koruduğu belirsizdi. Zaten henüz bir başlangıçtı. İleriki günlerin nelere gebe olduğunu kestirmek güçtü. İki filonun da takımları “iyi hava” beklentisi içindeydiler.

    SIRALAMA DEĞİŞİYOR

    Hem IMOCA hem de VO65 filoları takvimler 18 Haziran’ı gösterdiğinde nihayet Manş Denizi’nden kurtuldu ve Biscay Körfezi / Kelt Denizi / Kuzey Atlantik’in daha açık sularına girdi. Artık görev, Akdeniz’e dönmeden önce İspanya ve Portekiz’in batı kıyılarından aşağı inmekti. Birkaç gün çok hafif süren rüzgârlar, IMOCA filosunda birinci konumundaki Team Holcim-PRB’yi biraz kaygılandırdı. Zira Biotherm ile aralarındaki fark kapanıyordu. Aynı sıralarda VO65 filosunda ilk üç sırada WindWhisper Racing Team, Mirpuri-Trifork ve Team JAJO bulunuyordu. 

    Çarpışma nedeniyle tamir işleriyle uğraşan takımlardan GUYOT environnement – Team Europe, onarımın tamamlanmadığı gerekçesiyle Cenova’daki büyük finale yetişemeyeceklerini konfirme etti. 

    Çarpışmadan etkilenen diğer tekne 11th Hour Racing Team için ise çalışmalar olanca hızıyla sürdürülüyordu. Skipper Charlie Enright yarışa devam etme yönündeki azim ve kararlılıklarını açıkladı. Gerçekten de bu açıklamadan çok kısa zaman sonra takım, yedinci ayağa değil ama Cenova’daki büyük finale doğru yola çıktıklarını duyurdu. Enright, 1 Temmuz’daki liman içi final yarışına hazır olduklarını sevinçle belirtti ve takım İtalya’ya doğru yola koyuldu.

    YAVAŞ VE SESSİZ GÜNLER

    Takvimler 20-21 Haziran’ı gösterirken hafif rüzgârlar, İber Yarımadası’nın batı kıyısı boyunca güneye doğru kaydı. Ancak yine de hem IMOCA hem de VO65 filoları için gereken hız elde edilemedi. Team Holcim-PRB ve Biotherm’in gerisinde kalan Team Malizia’dan Will Harris, “Biraz daha hızlanabilsek iyi olurdu tabii ama Cenova’ya dek hâlâ epey yolumuz var. Rakiplerimize yetişme şansımız devam ediyor” yorumunda bulundu. Yedinci yani final etap, The Ocean Race’in en zorlu etaplarından biriydi. Cebelitarık Boğazı’ndan Akdeniz’e geri dönmek için takımlar durgun hava koşullarını aşıp hıza kavuşmak için büyük efor sarf ederken Cenova’da onları karşılama hazırlıkları hızlandırılıyordu.

    WINDWHISPER’A ÖDÜL, RAKİPLERİNE ORKA SALDIRISI

    21 Haziran Çarşamba günü her iki filo da 37 derecelik enlemi geçme aşamasındaydı artık. Doğuya, Cebelitarık Boğaz ve Akdeniz’e doğru ilerleme kaydedilirken, iki filonun da başını VO65 filosundan WindWhisper Racing Team çekti. Bu da takıma büyük denizcilerin mirasını temsil eden ve özel bir ödül olan Vasco de Gama Foundation Prize’ı getirdi. Tabii rakipleri pes etmiş değildi; Team JAJO ve Mirpuri-Trifork Racing arasındaki çekişme hız kazandı. O esnada Team Holcim-PRB de kendi filosunda liderliğini korumak için mücadele ediyordu. Fakat hem Team JAJO’dan hem Mirpuri-Trifork Racing’ten gelen anons yarış gündemini beklenmedik bir haberle değiştirdi. İkisi de teknelerine orkaların yaklaştıklarını duyurdu. Ancak Team JAJO teknelerine birkaç defa darbe aldıklarını, neyse ki sonrasında orkaların uzaklaştıklarını bildirdi. Bilindiği üzere, bir süredir orka saldırıları yaşanıyor ve bilim insanları bunun nedenlerini henüz tespit edemediler.

    VO65 SPRINT’TE FİNİŞ, IMOCA FİLOSUNDA SÜRPRİZ

    26 Haziran’da The Ocean Race 2022-23’ün ilk final adımı tamamlandı. WindWhisper Racing Team, 10 gün 233 saatlik seyrini tamamlayarak VO65 Sprint’in üçüncü etabını birinci olarak bitirdi. IMOCA filosunu bile geride bırakabilmiş olmanın sevincini yaşadıklarını da ifade eden takım bu rahatlamayı yaşarken, kalanlar okyanusta rekabet halindeydi. Rüzgâr koşullarının iyileşmesi tekneleri motive etti ve sona yaklaşmak için hızlandılar. Ve 27 Haziran’da Team Malizia yedinci ayağı ilk tamamlayan tekne oldu. Biotherm ikinci, Team Holcim-PRB ise Cenova’ya üçüncü varan IMOCA teknesiydi.

    “DÜZELTME” PUANIYLA GELEN ŞAMPİYONLUK

    11th Hour Racing Team, The Ocean Race’in galibi oldu. Bu, World Sailing International’ın jürisi sayesinde kazanılan bir galibiyet. Yedinci ayak henüz başlamadan takım bir kaza yaşamış ve “düzeltme” talep etmişti jüriden. Karar 28 Haziran’da çıktı ve takıma yarışın geri kalanındaki ortalama bitişlerine eşit olan 4 kırmızı puan verildi. Bu puanla da Team Holcim-PRB ve Team Malizia’nın puanlarını aşarak birinciliğe oturdu 11th Hour Racing. The Ocean Race’in kuralları, bir takımın etkinliğin son ayağında yarışı askıya almasına izin vermiyor. Böylelikle son ayağa kadar başarılı bir grafik çizen 11th Hour Racing, son anda yaşadığı talihsizliğe rağmen kazanan oldu.

    2 bin 200 mil uzunluğundaki yedinci ayak, The Ocean Race’in final etabı olarak takımların 10-12 gün süren final mücadelesi oldu. Bu sene 50. yılını kutlayan büyük yarış şimdilik sona erdi. Şimdi maviliklerin tutkunları Vendée Globe 2024’ü bekliyor.☸

  • 150. yıla özel Benetti B.Yond Limited Edition

    150. yıla özel Benetti B.Yond Limited Edition

    İtalyan Benetti, 150. yıl dönümünün onuruna yeni 40 metrelik B.Yond Limited Edition Voyager’ını sundu. Sınırlı sürüm Voyager, 12 ay boyunca satışta olacak. B.Yond serisinin birçok ana özelliğini taşıyan megayat, 9 knot hızla 8 bin 200 deniz miline ulaşıyor. Gövde, Vulcan Grey isimli metalik rengiyle ve siyah camlarıyla dikkat çekiyor. Dört güverteli yat, kıçtan başa altın rengi su hattına sahip. Tik tırabzanla, cam korkuluklarla kesintisiz manzara sunan megayatın ana güvertesinde bir master kamara ve dört VIP konuk kamarası mevcut. Garaj iki jet-ski, bir kurtarma botu ve 6,50 metrelik bir tender depolayabiliyor. Alt güverteyee kaptan kamarası dahil beş mürettebat kabini yerleştirildi. Bir ekstra kamara da gym ya da saunalı ve buhar banyolu wellness alanı haline getirilebiliyor. www.benettiyachts.it