Etiket: Yacht

  • ARCADIA SHERPA 80 XL Denizi hissetmenin çevre dostu ve lüks yolu

    ARCADIA SHERPA 80 XL Denizi hissetmenin çevre dostu ve lüks yolu

    İtalyan Arcadia Yachts’ın “cep megayatı” konseptini yenilikçi bir yaklaşımla geliştirerek tasarladığı Sherpa 80 XL, çağdaş ve şık karakteriyle öne çıkıyor. İlk olarak 2016’da lanse edilen Sherpa serisinin son üyesi olan yat, daha büyük yatların standartlarını üst düzey konfor vaadiyle yakalıyor. 

    Yazı AYÇA GÜÇLÜTEN Fotoğraflar ARCADIA YACHTS ARŞİVİ

    Napoli, İtalya merkezli Arcadia Yachts 2008’de “ekolojik bir hayal”den yola çıkarak kuruldu. “Arcadia”, pastoralizm ve doğa ile uyum vizyonuna atıfta bulunan Yunan kökenli bir kavram. Latincede “pastoral ütopya” anlamına geliyor. Anlaşıldığı üzere, şiirsel ve mitolojik bir boyutu da var. İtalyan üreticinin modelleri de bu vizyonla uyumlu özellikler taşıyor. 

    24,61 metre boyundaki semi planning gövdeli Sherpa 80 XL, toplam 221 metrekarelik iç ve dış yaşam alanlarıyla adından söz ettiriyor. Uzun seyirler, partiler ya da aile ve arkadaşlarla vakit geçirmek isteyen yatçılar için tasarlanan yat, 2019 yılında World Yacht Trophies’de “Best Innovation (En İyi İnovasyon) 64-80’” kategorisinin kazananı olmuştu. Deneyimli yatçılar için 18-35 metre arasında lüks yatlar üreten İtalyan tersane, bu modeli için “denizi hissetmenin yeni yolu” ve “teknede Rönesans” ifadelerini kullanıyor. İtalyan üreticinin yola çıkış noktasından söz etmiştik. Güneş panelleriyle donatılan Arcadia Sherpa 80 XL’in temiz enerji ürettiğini de vurgulamakta fayda var. Yat, havalandırma sistemleri hariç, konaklama için gerekli enerjiyi güneşten elde edebiliyor. Sherpa 80 XL, “Tropical” ve Mediterrranean” olmak üzere iki farklı versiyonla sunuluyor. Devamı Ocak 2022 sayımızda.

     

  • Mutlu yıllar…

    Mutlu yıllar…

    Yeni bir yıl için vira diyoruz. Her takvim başlangıcı umuttur aynı zamanda. Yeni başlangıçlar için yeni hayaller kurdurur. Covid-19 pandemisiyle evlere kapandığımız o karanlık günlerin ardından kurallarla da olsa hayata tekrar nasıl tutunduğumuzu aklımızdan çıkarmayalım. Her fırtınanın bir sonu var. Unutmayalım ki simsiyah gördüğümüz gökyüzü bir süre sonra griye dönecek, önce küçük mavi bir yama gözükecek ve ardından gökyüzü masmavi olacak. 2022’nin hepimize öncelikle sağlık, huzur, bereket getirmesini ve mutluluk kaynağımız denizden uzak kalmayacağımız bir yıl olmasını diliyorum…

    Yeni yılın ilk sayısını hiç tükenmeyen bu mavi umudumuz ve enerjimizle hazırladık. Yılın ilk lansman teknelerini bir araya getirdiğimiz dosyada 12 yeni modeli bir arada bulacaksınız. Kapakta gördüğünüz İtalyan Arcadia’nın çevreci yatı Sherpa 80 XL’in dışında bir başka İtalyan Sanlorenzo’nun son modeli 62Steel’in ilk gövdesini ve Bodrum’da inşa edilen Hoek tasarımı modern klasik yelkenli Sultana’yı enfes fotoğraflar eşliğinde okuyacaksınız. 80 yılını tuzlu mavide geçiren Tanıl Tuncel’in hayatı, dünyayı gezerek teknede yaşayan Tuğçen ve Alessandro çiftinin hikâyesi, kız kardeşi Gaye ile Amerika’da teknede çalışan Caner Akdolun’un maceraları yeni yılda engin mavide yeni hayaller kurduracak…

    Denizci söyleşileri, en yeni tekneler, yelken yarışları, mavi dünyadan son haberlerle dolu yeni yıl sayımız sizi bekliyor…

    Keyifli okumalar…

  • BEDRİ BAYKAM Kitaplarını teknede yazıyor

    BEDRİ BAYKAM Kitaplarını teknede yazıyor

    Usta ressam, yazar ve siyasetle yakından ilgili Bedri Baykam’la deniz, ilişkiler ve Mavi Vatan üzerine konuştuğumuz bir seyir gerçekleştirdik.

    Röportaj PELİN ÖZCANLI, Fotoğraflar ZEYNEP DEMİRALP

    Fenerbahçe Kongre üyeleri ve eski topçulardan oluşan yaklaşık 40 yıllık bir grup var, adı da Efsane Salı Grubu. Octopus Sailing Academy’den arkadaşımız Barış Aktaş, her salı Fenerbahçe Dereağzı Tesisleri’nde futbol maçı yapan bu ekibin üyesi çıkınca aklımıza Bedri Baykam geldi. Fenerbahçe futbol takımına tutkusuyla da tanınan çok yönlü sanatçının hayatında denizin yerini konuşmak için geçen ay buluşma fırsatı yakaladık. İşte Fenerbahçe Marina’da konumlanan Octopus’un kurucusu Cavit Aksoy kaptanlığında, Barış’ın asistanlığında ve tabii ki Fenerbahçe açıklarında yelken açmış gezerken Baykam’la gerçekleştirdiğimiz sohbet…

    “BABAM BENİ DİPTEN ÇIKARDI”

    Denizin eserlerinize nasıl yansıdığıyla başlayalım mı?

    Deniz insanıyım ben. Uzun yüzmeyi severim; bir saat, bir buçuk saat, açılarak yüzmeyi. Okyanus severim. Medeniyetin olmadığı noktalar favorimdir; vahşi deniz, kayalıklar… Amerika’da, Kuzey Kaliforniya’da bu tip sahillere giderim. Kendimi en fazla bulduğum ve benim için esin kaynağı olan yerlerdir. Amerika’da yaşadığım zamanı anlattığım otobiyografi kitabım “Sonsuz Okyanus” da adını oralardan almıştır. Sonsuz okyanusa bakarak bütün ömrünü, hayatını, evreni, geçmişini, geleceğini, her şeyini gözden geçirebilirsin. Sonsuz okyanus dediğim gece karanlığı ve denizle ilgili yaptığım çok resim de vardır. 

    Hiç unutamadığınız bir deniz anınızı bizimle paylaşır mısınız?

    Aşağı yukarı dört buçuk yaşımdaydım, Karadeniz’de, Akçakoca’da simitle yüzerken dev dalgalarla inip çıkıyordum. Yanımda babam vardı. Ters zamanlamada bir dalga ben yukarıdayken geldi ve bir tane patlattı bana. Babamın o anda gördüğü şuymuş: Simidim tek başına bir yerde yüzüyor ve ben yokum. Çok iyi bir yüzücüydü. Anında denize dalmış ve tesadüfen doğru yere dalmış ki beni resmen dipten bulup çıkardı. İç fırtınanın içinden aldı çıkardı beni, o anı bile hatırlıyorum. O şok, şaşkınlık, kurtuluş… Unutamam. Fakat bu olay bana resim yaptırmadı. Ayrılık acısı çok resim yaptırır. Babamın ölümü bana çok resim yaptırmıştır, kayıplar resim yaptırır ama bu olay yaptırmadı. 

    SIRA DIŞI, HEYECANLI, YARATICILIK DOLU TEKNE TATİLİ ANILARI

    Sık sık tekne tatili yaptığınızı öğrendik. Nasıl vakit geçirirsiniz teknede?

    Resim yapmam bir kere. Tekne itina edilen, kirletilmemesi gereken bir alan. Ben de resim yaparken kirli yapmayı severim. O yüzden ideal bir eşleşme değildir. Bedri Baykam gibi yapılamaz o resimler orada ama sketch yapılır, beyin fırtınası yapıp not alınır. Ben teknelerde çok çalışırım ve kitap yazarım. Ünlü romanım Kemik’in yüzde 20’si denizde yazılmıştır ki bence önemli bir kısım. İki yıl önce bir arkadaşımın teknesindeydik. 10 gün Roland Garros Tenis Turnuvası izledik. Arada yüzmemizden bahsetmiyorum hiç. Ben yine kitap üzerine de çalışıyordum. Böyledir genelde. 

    İlginç tatil anılarınız olmalı…

    Bir tatil esnasında oğlumun bir arkadaşı, şimdi teknede mi oldu olay yoksa kayalıklarda mı net hatırlayamıyorum, gözünü ve civarını çarpmıştı. Panik yaşadık, çok kötü bir iki saat geçirdik. O teknede Amerika’daki bir galericim de vardı bizimle. Hiç iz kalmayacağını söyleyerek çocuğa şaman tarzı dokunma ve iyileştirme seansı uyguladı. Ve gerçekten iz falan kalmadı. Bir şey daha geldi aklıma şimdi. Oğlum iki yaşındaydı. Bir gün eşim, ben, oğlum Sedef Adası’ndan dönerken deniz taksi inanılmaz sarstı. Kocaman dalgalar vardı ve devrileceğimizden emin olarak eşimle plan yapıyorduk. Kendisi de çok iyi yüzücüdür, çocuğun da suyla arası iyiydi, ikisine de güveniyordum. Benim aklım yelek, defterler, çalıştığım kitap, telefonlardaydı (gülüyor.) Biz kurtuluruz ama çalışmalarım ne olacak paniğimi hatırlıyorum…

    TEK EŞLİLİK İNSAN DOĞASINA AYKIRI

    Aralık ortasında ilişkilerle ilgili bir kitabınız çıkıyormuş…

    “Genel ve Çok Özel İlişkilerin Sakıncalı El Kitabı” adı. El kitabı dediğime bakmayın, 750 sayfa. Dört yılda yazdım. Kemik’i de dört yılda yazmıştım. İkisini de bir buçuk senede bitiririm demiştim oysa ama arada başka şeyler de yapıyorum tabii. Kadın erkek ilişkilerinin en tabu konularından, dikenli tellerinden, gri ve mor bölgelerinden dinamitlerle patlayarak gelen bir kitap bu. Denizde ne kadar değişik hava, dalga, renk ve akıntı varsa sizin de hayatta o kadar potansiyel ilişkiniz olabilir. Ama insanlar buna rağmen, “bu deniz güzel, bu koy güzel, ben buradayım artık” diyor ve sonsuza kadar o koyda kalacağına inanıyor. Sonra sorunlar başlıyor…

    Kitabın arka kapağını biz gördük ama burada da bahsedelim mi?

    “Toplumun bugün anladığı anlamda aldatma diye bir kavram yoktur. Tam tersine ömür boyu başka hiç kimse ilgimi çekmeyecek ve önümüzdeki 60 yıl başka hiç kimseyi beğenip ilgilenmeyeceğim yalanıyla toplumun tüm katmanları aldatılmışır. Bütün ilişkilerin sosyolojisi ve akışı bu yalan üzerine kurulmuş. İnsanlar doğdukları andan itibaren aşılanan bu kodlarla şartlandırılmışlardır. Böyle bir tek eşlilik dayatmasına insanların çakılıp kalmasını beklemek kuşlardan milli bayramlarda uçmamalarını beklemek kadar saçma ve absürttür. İnsanlar bir de aile kutsiyetine inanarak yaşamaya alışmışlardır…” diye devam ediyor. Belki dışınızdan isyan edebilirsiniz ama içinizden hak vereceksinizdir.

    “TEKNE KAPRİSLİ BİR KADIN GİBİDİR”

    Siyasi duruşunuz dolayısıyla “Mavi Vatan” düşüncesine de değinebilir miyiz?

    Mavi Vatan çok önem verdiğim bir düşünce. Yunanistan’ın son yıllarda kafasına göre adalarımıza çıkmasını, işgâl etmesini, silahlandırmasını hangi mantıkla seyrettiğimizi anlayamamış biriyim. Makalelerde ve televizyonlarda devamlı gündeme getirmeme rağmen cevabını da bir türlü alamıyoruz. Öte yandan İstanbul gibi bir kentte insanların kişisel tekneleriyle denizlerimize aidiyeti yaşaması güzel geliyor bana. Ayrıca denizden ulaşımın, deniz taksilerin çok daha yaygın ve ucuz olması gerektiğini düşünüyorum.

    Sizin tekne almak gibi bir niyetiniz var mı?

    Benim yakın zamanda mümkün değil bir tekneye vakit ayırmam. Tekne kaprisli bir kadın gibidir, sizden zaman talep eder ve o kaprisli talepler de bitmez. Günde 20 saat çalışıyorum ben. Tekne alıp yılda en fazla iki üç hafta kullanabileceksem, olmaz o iş. O yüzden şimdilik tekne sahibi arkadaşları alkışlamakla yetiniyorum.☸

  • NUMARINE 37 XP Estetiği işlevsellikle buluşturuyor

    NUMARINE 37 XP Estetiği işlevsellikle buluşturuyor

    Türkiye’nin en üretken tersanelerinin başında gelen Numarine’in bugüne kadar suya indirdiği 152’nci yat olan 37 XP, markanın yeni amiral gemisi oldu. 37,30 metre uzunluğa sahip explorer sınıfı süperyat, yedi kabininde toplam 14 kişiyi ağırlayabiliyor. Geniş yaşam mahallerinde estetikle işlevselliği buluşturan yat küçük motorlarıyla katettiği uzun yol ve düşük yakıt sarfiyatıyla öne çıkıyor. 

    Yazı EYÜP ÖZEL, Fotoğraflar KEREM SANLIMAN

    Tekne boyları büyüdükçe tasarım ve işlevsellik de önem kazanıyor. Son yıllarda büyük tekne kullanıcılarının daha fazla yaşam alanı ve daha çok hacim isteklerine; daha az yakıt ile daha uzun seyir talebi de eklendi. Explorer teknelerin öne çıkan özelliklerinin başında ise daha fazla hacim ve yaşam alanı sunabilmelerinin yanı sıra daha sessiz olmaları geliyor. Aynı zamanda daha küçük motorlarla ulaştıkları uzun menziller sayesinde de hem tasarruflu hem çevreciler. Bu alanda ülkemizdeki en iddialı tersane ise Numarine oldu. 2017 yılında ilk “Explorer” tipi teknesini suya indiren Numarine, dört yıl içerisinde bu sayıyı 20’ye çıkararak dünyada sektörün öncü markalarından biri haline geldi.

    Ömer Malaz’ın kurduğu ve bugünlere getirdiği, Türkiye’nin Turquality sahibi ilk uluslararası markası Numarine, “Explorer” serisinin ilk 37 metrelik deplasman teknesini Eylül ayında suya indirdi. Yeni amiral gemisinin dünya prömiyerini ise Eylül ayındaki Cannes Yachting Festival’da gerçekleştirdi. İç ve dış tasarımı Can Yalman’a, gemi inşa mühendisliği Umberto Tagliavini’ye ve iç dekorasyonu ünlü İtalyan tasarım stüdyosu Hot Lab’a ait 37 metre boyundaki çelik gövde, kompozit üst binalı 37 XP, markanın bugüne kadar inşa ettiği en büyük yat. 

    Türk sahibine teslim edilen ilk gövdenin ardından ABD’den dört, İngiltere’den de bir sipariş alan 37 XP’ye gösterilen yoğun ilgi tersanenin de yüzünü güldürüyor. Amiral gemisi, Cannes’daki prömiyerin ardından 9 Ekim’de de Türkiye’de Numarine severler ile buluştu. Fethiye Turunç Pınarı Koyu’ndaki Yazz Collective’te Numarine sahiplerine özel verilen davette Türkiye lansmanı gerçekleştirilen 37 XP’yi Numarine Uluslararası Satış Yöneticisi Ali Tanır ile birlikte gezdik. Devamı Yacht Türkiye Aralık 2021 sayımızda…