KURAKLIK

Teoride kış mevsiminde olmamıza rağmen havanın bu durumdan haberi yok ki, sıcaklıklar bahar, gökyüzü ise yaz modunda. İkisine de bahar diyemiyorum, bahar olsa yağış görülür, maalesef o da yok. Şimdi korkular, kaygılar “yağış olmazsa n’aparız?” üzerine. Sizce nasıl olur? Korktuğumuz başımıza gelir mi?

Aslına bakacak olursanız, korkulanın bir kısmı başa geldi bile. Tarım bir darbe aldı, tarımın darbe alması ceplerimizin darbe alması demek. Neyse neymiş şu kuraklık, neden oluyormuş, Avrupa sağanaklara “Artık yeter!” derken nasıl oluyor da biz damlaya metelik atıyoruz. Hadi takın emniyet kemerlerinizi, kurak coğrafyada dolaşmaya başlıyoruz.

2012 yılındaki IPCC raporunda ifade edilene göre; 1950’lerden bu yana, özellikle Güney Avrupa’da, daha şiddetli ve uzun kuraklıklar yaşandığına dair bir izlenim var. Türkiye kuraklık tehlikelerine, diğer Avrupa ülkelerine nazaran, daha sık maruz kalıyor. Türkiye’deki kuraklık tehlikelerinin zamansal ve mekansal analizleri henüz tamamlanmış değil. Ancak geçmişte bu topraklarda birçok kuraklık problemiyle karşılaşıldığı biliniyor ve ilerleyen zamanlarda da yine kuraklık sorunuyla yüzleşmek zorunda kalacağımız öngörülüyor. Zaten İstanbul’da Taksim meydanının adı suyun taksim edilmesinden, dağıtılmasından gelmiyor mu? Tarihi İstanbul’un altı sarnıçlarla dolu değil mi? Yani su problemi bu dönemin değil, bu coğrafyanın yüzyıllardır sorunu. Sorunu ama burada iki ana risk var: 1-Büyükşehirler çok büyüyor. 2-İklim değişimi kapsamında su problemi, kuraklık ve çölleşmeye doğru gidiş kuvvetleniyor. Devamı Mart 2014 sayımızda…

126519849

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.